Hayvan HaklarıManşet

‘Tehlikeli ırk’ genelgesine dava açıldı

Türkiye Hayvanları Koruma Vakfı, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın bazı köpek türlerini “tehlike arz eden hayvanlar” olarak belirlediği genelgeye karşı harekete geçti.  Danıştay‘a başvuran Vakıf, yürütmenin durdurulmasını talep ediyor. 

Tarım ve Orman Bakanlığı genelgeyle birlikte Pitbull Terrier, Dogo Argentino, Fila Brasilerio, Japanese Tosa, American Staffordshire Terrier ve American Bully ırkı köpekleri “tehlike arz eden hayvanlar olarak” belirlemişti. Ayrıca bir ay içerisinde bu hayvanların sahiplerince kısırlaştırılıp kaydettirilmesi, yasaklara aykırılık halinde ise hayvanlara el konularak barınaklara götürülmesine  yönelik düzenlemeye gidilmişti.

‘Hayvanlar değil, genelge tehlikeli’

İptal davasını açan Vakıf Başkanı Erman Paçalı, “Hayvanlar tehlikeli değil ancak genelge son derece tehlikeli” derken,  vakfın avukatlarından Özlem Yazıcıoğlu da genelgenin hayvanların yaşam hakkını ihlal edecek nitelikte ve objektif kriterlerden yoksun, kusurlu bir düzenleme olduğunu kaydetti.

Paçalı başvurunun ardından şunları söyledi:

“Uzmanların görüşlerinin aksine bazı köpek ırklarına tehlike atfederek hayvanların yaşam hakkının ihlali ile sonuçlanacak düzenlemelere giden bakanlığın çıkarttığı genelge içeriğinde sözü edilen hayvanlardan çok daha tehlikeli bir genelgedir ve on binlerce masum hayvanın acı içinde ölümüyle sonuçlanacak yaptırımlar barındırmaktadır. Ne zaman kurulduğu, kimlerden oluştuğu, hangi metotlarla çalışıldığı, bu çıktıya nasıl ulaşıldığı belirsiz bir komisyon sürecinin sonunda hiç de profesyonel bir yaklaşım ortaya koymayan bir genelgeyle bazı ırklar için acı ve işkence dolu bir süreç tetiklenmiştir.”

‘Katliamdan başka sonuç doğurmaz’

Bir ırka tehlike atfedildiğini ancak tehlikenin ne olduğunun belirsiz olduğunu söyleyen Paçalı, genelgenin olası sonuçlarını da şöyle açıkladı:

“Hayvanın ırkına atfedilen tehlike niteliğinin ortadan kalkması halinde ne olacağı belli değil. Verilen süre hayatın olağan akışına aykırı. Tıbbi gerekçelerle anestezi altına alınma olanağı bulunmayan veya güçten düşmüş hayvanların akıbetlerinin ne olacağı açıklanmamış, 1003’in belediyeden sadece 256’sında geçici bakımevi var ve el konulan ülke genelindeki tüm hayvanların bakım sorumluluğu bu 256 tesise yüklenmiş. Bu bakımevleri zaten tam kapasite ile çalışıyor. Üstelik bu merkezler geçici bakımevi statüsünde olduğundan fiziksel olanakları da ona elverişli. El konulan hayvanlar için uzun dönem barınma ihtiyacı bu merkezlerde karşılanamaz. Bir hayvanı 7-8 metrekarelik bir kafeste ömür boyu yaşamaya mahkum etmek hem etolojisine aykırı hem de uzun dönemde ciddi sağlık sorunlarına sebep olacak bir uygulamadır. Bunu bile bile bakımevlerine bu işi yüklemek de katliamdan başka bir sonuç doğurmaz.  Altyapısı oluşturulmamış, baştan aşağı amatör bir girişim bu. Bu genelgenin bu şekli ile uygulanması demek amacını aşarak on binlerce hayvanın yaşam hakkının ihlal edilmesi demek olur.”

‘Telafisi güç sonuçlar doğurur’

Vakfın avukatı Özlem Yazıcıoğlu ise genelgenin uygulanabilirlikten yoksun olduğuna ve bir yığın fiili imkansızlık içerdiğine vurgu yaptı: “Hukuki gerekçelerini başvurumuzda izah ettiğimiz üzere bu genelgenin yürütmesinin durdurulmasını ve iptalini talep ettik. Bu şekilde yürütmeye devam edilmesi hayvanlar için telafisi imkansız yahut güç sonuçlar doğuracaktır. O sebeple öncelikli talebimiz yürütmenin durdurulmasına karar verilmesi olmak üzere genelgenin iptali için dava açtık”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Antep’te bir çocuğun köpek saldırısında yaralanmasının ardından “sahipsiz hayvanların yeri barınaklardır” demiş ve belediyeleri göreve çağırmıştı. Hemen ardından belediye ekiplerinin sokaklardan işkenceyle hayvan topladığı görüntüler yayılmış, dövülerek, bayıltılarak bilinmeyen yerlere götürülen köpekler için  kampanyalar başlatılmıştı.

Erdoğan’ın açıklamalarından bir gün sonra da Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı da aynı konulu bir genelge yayımladı. 

Kategori: Hayvan Hakları