Yeşeriyorum

Sivil Anayasa Deneyimleri

0

Sivil bir anayasa hazırlamayı gözünüzde büyütmeyin  sivil
Güney Afrika’daki sivil anayasanın mimarlarından Geoff Doidge:

 Güney Afrika, 1948 ile 1990 arasında ırksal ayrıma dayanan Apartheid rejimiyle yönetildi. Nüfusun yüzde onbeşini oluşturan beyazlar yönetimi elinde tutarken yerlilerin ve siyahların siyasal ve medeni hakları dahi yoktu. Bu rejim, Nelson Mandela liderliğindeki Afrika Ulusal Kongresi’nin (ANC) başlattığı direnişle 1990’ların başında son buldu. Çağdışı yönetime son vermenin, tüm ırkların eşit haklara sahip olduğu yeni bir ülke kurmanın en önemli aracı ise yeni bir anayasa yazmaktı. 1990-1997 yılları arasındaki anayasa yazım süreci, halkın da 2 milyon önergeyle katıldığı bir demokrasi şenliğine dönüştü. Bugün Güney Afrika, Apartheid rejimiyle değil, herkese örnek olan demokratik anayasa yazımıyla anılıyor. Anayasa yazımında uygulanacak yöntemler konusunda sıkıntılar yaşadığımız bugünlerde, yeni Güney Afrika Anayasasını yazan Kurucu Meclis’in üyesi, bugünkü hükümetin Bayındırlık Bakanı Geoff Doidge’le görüştük.

RÖPORTAJ: SERKAN KÖYBAŞI

Yeşiller Partisi Beyoğlu İlçe Eşsözcüsü

ANAYASADAN önceki süreci anlatır mısınız? 1990 ile 1996 arası atmosfer nasıldı? Yeni anayasanın temel ilkeleri konusunda konsensüse nasıl varıldı?

Süreç 1983’le başlıyor. Apartheid rejimi kanun çıkarıp 3 yeni parlemento yarattı: Biri beyazlar, biri renkliler, biri de yerliler için. Siyahi çoğunluğu dışladılar. 1983-85 arasında büyük gösteri ve protestolar oldu. Hükümete karşı 1989’a doğru ciddi baskı kuruldu. Nelson Mandela’nın salıverilmesi için 1989-90 arasında bu baskı iyice arttı. Ve hükümet Mandela’yı 10 Şubat 1990’da salıverdi. Hemen sonra da ANC (Afrika Ulusal Kongresi) bir barış anlaşması yapılması ve insanların tüm düşmanlıkları bırakması için çağrıda bulundu.

Barış anlaşmasından önce ANC terörist bir grup olarak mı görülüyordu?

Daha çok bir kurtuluş ordusu olarak kabul ediliyordu. Ama beyazlarca terörist grup olarak nitelendiriliyordu. Silahlı mücadeleye girdik çünkü 1912-1960 arasında bizi ciddiye almıyorlardı. O yüzden 1960’ta askeri kanadı oluşturduk. 1990’da barış anlaşması imzalandı, ANC ‘askeri örgüt olmayı bırakıyoruz’ dedi. İnsanlara, silahı bırakın, diyecektik ama insanlar bize ‘neden bırakalım ki, hala özgür değiliz!’ diyeceklerdi. Biz de ‘hayır, görüşmeler için alan açmalıyız’ dedik, o yüzden kendi insanlarımızla konuşmak zaman aldı. 1992’de Kodessa’da ilk görüşmeler başladı ancak başarısız oldu. İkinci görüşmeler hükümet partisinin daha fazla müzakerelerde bulunmasını sağladı. Bundan iki sonuç çıktı: İlki, müzakeresi yapılan geçici anayasa, ikincisi hükümette bir geçiş sürecinin başlatılmasıydı ki bu süreç 1993’ten 1994’teki seçimin sonuna dek devam edecekti. Bu nedenle Geçici Konsey adı verilen, bir nevi bir geçici kabine kuruldu. Bu kabine bizi 1994’teki seçime götürdü. Sorun şuydu, iki şiddet dönemi vardı: Kodessa başarısız olduğunda şiddet vardı, çok partili müzakere forumu başarılı olacak gibi göründüğünde daha da fazla şiddet oluştu. 3. Kuvvet denilen bir örgüt vardı ve bu örgüt şiddeti destekliyordu. Amacı müzakare sürecini durdurmaktı. Çünkü müzakerelerin olumlu şekilde sonuçlanmasını herkes istemiyordu.

3. Kuvvet, diğerleri arasındaki müzakereyi etkiliyor muydu?

Tabii ki, siyahlar öldürüldüğünde ANC sessiz kalıp müzakerelere devam edemezdi. Ama o sırada devlet başkanı olan F.W De Klerk ve ANC’nin lideri Mandela, şiddeti açıkça kınadı ve bunu biz değil 3. Kuvvet yapıyor dediler. Müzakerelere sürmenin yolu 3. Kuvvet’i izole etmekti. Ama arkasında kim olduğu bilinmiyordu.

Bugün biliyor musunuz?

Evet, sağcı kanat hareketiymiş.

1994’ten sonra anayasa yapım sürecine halkın katılımını sağlamak, halkı motive etmek için hangi yöntemleri kullandınız? Halktan 2 milyon adet öneri gelmesini nasıl sağladınız?

2 milyon sadece yazılı olanlardı. ANC olarak, halkı süreç hakkında konuşmak ve tartışmak için harekete geçirdik. Medyada açık tartışmalar yaptık. Radyo kanalımız 11 farklı dilde yayın yaptı. İnsanlar olaya dahil olabildi. Fikirlerimize katılabilir ya da karşı çıkabilirlerdi. Önemli olan, yeni bir anayasa hazırlandığını biliyor olmanız ve bu konuda okulunuzda, kilisede, futbol kulubünüzde konuşabilmenizdi.

‘Yeterli konsensüs’ten bahsediyorsunuz, açıklar mısınız ne demek?

Odanın içinde, özel bir geçmiş veya partiden gelen biri birşeye karşı çıktığında diyorduk ki: ‘Onu yok saymayacağız çünkü bu maddeden etkilenecek birisi kendisi; hadi yeterli konsensüsle yetinelim.’ İnsanlar bir kararla ilgili mutsuz, tatminsiz ve memnuniyetsiz olduklarında diyorlardı ki: Ulusal çıkarlar doğrultusunda, biz bununla yaşayabiliriz. Bu maddeyi eleştireceğiz, beğenmediğimizi söyleyeceğiz, ama ilerlemek için hadi kabul edelim ve devam edelim.È Çünkü Güney Afrika’nın zamanı ve başka seçeneği yoktu. Anayasa sürecini tamamlamazsak ülke genelinde büyük bir kriz olacağını biliyorduk.

Süreç sonunda, Anayasa Mahkemesi onayladı ve hazırlanan metin Güney Afrika Anayasası haline geldi. Onaydan sonra neden referandum yapmadınız?

Çünkü seçimden çıkmıştık. 1994’teki seçim, Güney Afrika’daki ilk demokratik seçimdi. Seçimde halka, ‘Bize yeni anayasa yazma hakkını vermelisiniz’ demiştik. Dolayısıyla, Kurucu Meclis olarak anayasa yazma hak ve yetkimiz vardı. Halk büyük sevinçle karşıladı anayasayı. Anayasayla uyumlu olmayan kanunların test edildiği yoğun bir süreçten geçiyoruz hala. Kontrol mekanizmaları öyle iyi işliyor ki, Anayasa Mahkemesi sadece anayasa hakkında bir role sahip değil, aynı zamanda anayasanın koruyucusu. Bu yüzden parlementoda da, yürütmede de, hepimizin anayasaya uyduğumuzu kontrol etmek zorunda. Bunun yanında, Mahkeme üyeleri de anayasaya uymak zorunda. Bu bizim anayasamızın çok güçlü bir yanı. Eğer Anayasa Mahkemeniz anayasaya uymazsa, bir başka yetkili mahkeme ‘Bu Anayasa Mahkemesi üyeleri kontrolden çıktı’ diyebilir. O yüzden kontrol mekanizması heryerde geçerli.

Güney Afrika, demokratik anayasa yazımı konusunda bir model oluşturdu. Eritre, Ruanda ve Uganda gibi bazı Afrika ülkeleri, Nikaragua ve Brezilya gibi Güney Amerika ülkeleri, yeni anayasalarını yazarken bu modeli kullandı. Bu ülkeler örneğinizi iyi anlayıp Güney Afrika modeline uygun mu davrandı yoksa kendi modellerini mi yarattı?

Anayasa yazımı çeşitli unsurlara bağlı bir süreç. Her ülkenin kendi öncelikleri, kültürü, gelenekleri ve tarihi var. Ve bir anayasa bunların hepsini kapsar. Bizim anayasamızı okuduğunuzda da tarihimizi yazmış olduğumuzu göreceksiniz. Biz anayasamıza bunları koyarken geçmişte baskıyı yapanlar da, baskı görenler de şunu söyledi: ‘Geçmişimizi içeren ama bundan sonra birlikte geleceğe nasıl yürüyeceğimizi de gösteren bir metin üzerinde anlaşalım.’ Bir çok ülke bizimle irtibata geçti. Kendilerine şunu söyledik: ‘Bizim için yöntem bu oldu. Modelimize bakın, size nelerin uyguduğunu tespit edin. Sonuçta, biz de başka ülkelerden çok şey öğrendik. Kanada’ya, İrlanda’ya, Avustralya’ya ve başka köklü demokrasilere gittik. İngiltere, Norveç, Danimarka ve İsveç’te aynı deneyimi olan örgütlerle görüştük. Ve geri döndüğümüzde getirdiklerimizi ortaya koyduk ve kendi kendimize dedik ki: ‘Bütün bu ülkelerde demokrasinin temel unsuru haklar bildirgesi’. Bunun ardından akademisyenlerden teknik ekip kurduk. Ve akademisyenler haklar bildirgesini alıp Güney Afrika kültürü, tarihi ve diğer unsurları kapsamında bir değerlendirme yaptı. Önemli olan kopyalamadan, diğer ülkelerin deneyimlerinden faydalanmak ve kendi toplumunuz için şekillendirmek.

Türkiye de yeni anayasa yapmayı tartışıyor. Güney Afrika modeli Türkiye için de kullanışlı olabilir mi sizce?

Hükümetinizle hükümetim arasında iyi ilişkiler var. Tecrübe paylaşımı için teknik veya akademik başvuru olursa hükümetimiz yardım etmekten büyük memnuniyet duyacaktır. Diyaloğun oluşturulması için aracı olabilirim.

Geçen yıllarda Türkiye’de anayasa yazım süreci başlatma çabası oldu. Hükümet akademisyenlere taslak hazırlattı. Ekip kapalı kapılar ardında bir metin yazdı. Kamuoyuna söylenen, taslağın tartışmaya açılacağıydı. Halk katılımı sonrası için öngörülmüştü. Sizce bu yöntem, demokratik anayasa yazımı için iyi bir başlangıç mı?

Hem evet hem hayır. ANC’nin bir anayasa tasarısı vardı; Güney Afrika Hükümeti’nin başka bir taslağı; siyasal partilerin de dosyaları. Ama hiçbir parti ‘bu benim taslağım, üzerinde tartışma kabul etmem’ demedi. Her biri tartışılmak üzere taslağını masanın üzerine koydu. İşte bahsettiğimiz demokratik anayasa yazım süreci bu masadan çıktı. Ben Türkiye’nin durumunu bilemiyorum ama bizim özel durumumuzda terkedilemeyecek bazı mevziler vardı. Örneğin ANC’nin halkın nasıl oy vereceği, seçim sistemiyle ilgili veya parlamentonun nasıl çalışacağına dair görüşleri çok netti. Bunları taslak anayasaya koydu. Görüşmeler başladıktan sonra masadaki bütün taslak maddeler tartışılmaya başlandı. Ve buradan çok partili bir uzlaşma forumu doğdu. Aynı şekilde değiştirilemez altı ilkeye burada karar verildi. Çünkü ihlal edilemez temel hak ve özgürlüklerimiz vardı. 1994’e kadar geçici hükümet iş başındaydı. 1994’te geçici anayasa yürürlüğe girdi ve 1996’ya kadar yürürlükte kaldı. Bu süreç boyunca halkın nasıl katkı yapacağı da tartışıldı. Akademisyenler ve sivil toplum örgütlerine sürekli ‘nasıl yapalım’ diye sorduk. İşin büyük kısmını akademisyenler ve sivil toplum örgütleri halletti.

G. Doidge kimdir?

1954 doğumlu Geoffrey Quinton Michael Doidge, 25 Eylül 2008’den bu yana Güney Afrika Bayındırlık Bakanlığı görevini yürütmekte. Bir süre Afrika Ulusal Kongresi’nin (ANC) başkan yardımcılığında bulunan Doidge, Millet Meclisi’nde ANC’nin kamu muhasebesi işlerinde sözcülüğünü de yaptı.

Apartheid nedir?

Apartheid, 1948-1990 arasında Güney Afrika’da iktidarda olan Ulusal Parti’nin uyguladığı beyaz olmayan ırklar arasında yasal olarak ayrımcılık yaratan politikanın adıdır. Daha sonra, ırkçılık siyasetinin egemen olduğu diğer rejimler de aynı adla anılmıştır.

İlk ‘gerçek’ seçim

Güney Afrika’daki ilk demokratik seçimler 1994’te yapıldı. Halkın çoğunluğu hayatında ilk kez oy kullandı. Yüzde 86 katılım oldu. Apartheid döneminde hiç bir hakkı tanınmayan siyahların partisi ANC yüzde 62.65 oyla iktidar oldu. Eski rejimin otoriter partisi Ulusal Parti ise ancak yüzde 20.39 oy alabildi.

Halkın anayasası

Anayasa yazım sürecine halk doğrudan katıldı. Bunun için büyük bir reklam ve medya kampanyası başlatıldı. Halkın tümüyle iletişime geçildi ve halktan anayasada görmek istedikleriyle ilgili 2 milyon yazılı dilekçe geldi. Dilekçeler Kurucu Meclis komisyonunda karara bağlandı.
URL: http://www.stargazete.com/acikgorus/sivil-bir-anayasa-hazirlamayi-gozunuzde-buyutmeyin-185932.htm Tarih: 4 Mayıs 2009 Pazartesi, 00:25

Kategori: Yeşeriyorum

İlginizi çekebilir

Comments

Comments are closed.