EkolojiManşetSağlık

Psikolojide çevre ve iklim değişikliği: Eko-anksiyete, adalet ve yer bağlılığı

0

Psikolojide Çevre ve İklim Değişikliği Çalışmaları Sempozyumu Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Psikoloji Bölümü ev sahipliğinde 26-27 Kasım 2022 tarihlerinde gerçekleştirildi. Sempozyumda çevre davranışı, iklim değişikliği, insan ve insan dışı doğa arasındaki karşılıklı ilişkiler bağlamında farklı perspektiflerden çeşitli sunumlar gerçekleştirildi.

Türkiye’de çevre ve iklim konularına odaklanan ilk ulusal psikoloji etkinliği olan sempozyum, bölümün bünyesindeki  EnviPsy-Çevre Psikolojisi Araştırma Grubu & Laboratuvarı‘nda 26-27 Kasım 2022’de çevrimiçi olarak düzenlendi.

Çevre kırımının ortasında doğan bir nesil ve eko-anksiyete

Düzenleme Kurulu Başkanı Doç. Dr. Gözde Kıral Uçar’ın açılış konuşmasıyla başlayan sempozyuma Türkiye’nin farklı üniversitelerinden çok sayıda araştırmacı ve dinleyici katıldı.

Yedi oturumda 32 bildiri sunumunun gerçekleştiği etkinlikte psikolojinin farklı alt disiplinlerinin çeşitliliğini yansıtan çok sayıda çalışma paylaşıldı. Hayvansal ürün kullanımının psikolojik öncüllerinden kampüste atık ayırma davranışının teşvik edilmesini amaçlayan uygulama önerilerine, eko-anksiyete ve iklim değişikliğine yönelik bireysel uyum davranışlarından çevre yanlısı davranışlarda sosyal kimliklerin rolüne çeşitli konuların tartışıldığı sempozyumda ayrıca iki farklı panel oturumu gerçekleşti.

Eko-anksiyete nedir?  

Yer bağlılığının çevre yanlısı davranışlar ve sivil katılımla ilişkisi, çevre meselelerinde adalet algısınn rolü, çevre sorunlarında kolektif eylem, çevreci olan/olmayan davranışlara kuramsal yaklaşımlar gibi konuların ele alındığı ilk panel oturumunda çevre ve iklim değişikliği çalışmaları sosyal ve politik psikolojinin sunduğu kuramsal ardalandan hareketle tartışıldı.

‣Eko-anksiyete ile nasıl başa çıkılır?

Sempozyumun diğer gününde gerçekleşen panel oturumunda ise klinik psikoloji, nöropsikoloji ve bilişsel psikoloji perspektifinden çeşitli araştırmalar incelendi. Panel oturumunda doğanın psikolojik sağlık üzerindeki onarıcı etkileri ve müdahalelerdeki yeri başta olmak üzere çevre yanlısı davranışların nöropsikolojik bir perspektiften değerlendirilmesi tartışıldı ve doğa ile etkileşimin insan beynini nasıl etkilediği sorusuna yanıt arandı.

Sempozyumda gerçekleştirilen bilimsel oturumların ardından Wikimedia Topluluğu Kullanıcı Grubu Türkiye ile bir Vikimaraton tanışma etkinliği gerçekleştirildi. Uludağ Üniversitei Psikoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Leman Pınar Tosun ve Wikimedia Topluluğu Kullanıcı Grubu’ndan Başak Tosun tarafından yönetilen etkinlikte Vikipedi’nin işleyiş prensibi, çevre, iklim değişikliği ve psikoloji konularında Vikipedi’ye nasıl içerik sağlanabileceği ve bu katkının ilgili konularda çalışan araştırmacılar için taşıdığı öneme dikkat çekildi.

Karbon ayakizinin en aza indirilmesi, lisans ve lisansüstü öğrencilerinin katılımının kolaylaştırılması gibi nedenlerle çevrimiçi ve ücretsiz olarak gerçekleştirilen etkinliğin çeşitli öneri ve beklentilerin ifade edildiği değerlendirme toplantısında konuşan düzenleme kurulu başkanı Doç. Dr. Gözde Kıral Uçar, etkinliğin devamının geleceğini, çevre ve iklim değişikliği konularında psikologların daha aktif bir katılım sağlaması için her türlü olanağı değerlendirmeye çalışacaklarını belirtti.

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Psikoloji Bölümü’nde kurulan EnviPsy-Çevre Psikolojisi Araştırma Grubu & Laboratuvarı’nın bu sempozyumun gelecek yıllarda devam etmesi için gerekli desteği sunacağını belirten Kıral Uçar’ın ardından söz alan düzenleme kurulu üyesi Prof. Dr. Derya Hasta, beklediklerinin çok ötesinde bir ilgiyle karşılaştıklarını ifade ederek sempozyumun gerçekleşmesindeki en değerli katkının katılımcıların ilgisi olduğunu belirtti.

Yeni araştırma: İklim ve ekolojik krize bağlı anksiyete çocuk ve gençlerde daha yaygın

Eko-anksiyete nedir?

Klinik Psikolog Melek Saltıkalp, eko-anksiyeteyi tanımlamadan önce anksiyeteyi bilmek gerektiğini belirtiyor. Anksiyete için “Günlük hayatın devam edebilmesi için ihtiyaç duyduğumuz bir duygudur. Tehdit durumunda ortaya çıkması bizi korur. Ancak, anksiyete bozukluğu bozukluk herhangi bir tehdit olmadığı halde kişinin vücudunun sürekli alarm halinde olmasıdır” tanımını yapan Saltıkalp, eko-anksiyetenin tanımını şöyle yapıyor:

Eko-anksiyete, kişinin iklim değişikliğine bağlı olarak ortaya çıkan ekolojik felaketlerden endişe duymasıdır. Ortada herhangi bir durum olmadığı halde kronik bir halde devam eder. Yani herhangi bir felaket olmadığı halde kişide felaket olacağına dair bir korkudur. Kişinin günlük işlevlerinde bozulmalara, umutsuz hissetmesine, bu duruma duyarsız kişi veya kurumlara karşı öfke hissetmesine ya da önceki jenerasyonun yeteri kadar dikkat etmemesinden dolayı bu felaketlerin ortaya çıktığına dair kişileri suçlaması şeklinde belirtiler ortaya çıkabilir.”

 

Kategori: Ekoloji

İlginizi çekebilir

Comments

Comments are closed.