Hayvan HaklarıManşet

Pet shoplar Kasaplar Odası’na mı bağlandı?

0

Türkiye Kasaplar, Besiciler, Et ve Et Ürünleri Esnaf ve Sanatkârları Federasyonu Başkanı Osman Yardımcı, pet shopların Kasaplar Odası‘na bağlandığını açıklamasıyla gündeme geldi.

Yardımcı, gelen kamuoyu tepkisi sonrasında, açıklamalarına ekleme yaparak durumu şöyle anlattı:

“Bu bir yıl önce, tamamen esnafı korumak için yapılmış bir uygulama ama görüyorum ki yanlış anlaşılmışız. Pet shop’lardan canlı hayvan satanlar eğer odalaşamadıysa, karma oda olarak Kasaplar Odası içinde yer alıyor. Yem satanlar ise fırıncılar odasının çatısı altında toplanıyor. Düzenli ve sağlıklı şekilde hayvan satışı yapılıyordu. Bence pet shop’larda canlı hayvan satışı yapılmadır.”

İstanbul Barosu Hayvan Hakları Komisyonu’ndan Avukat Deniz Tavşancıl Kalafatoğlu ile konunun boyutlarını konuştuk.

Kalafatoğlu, öncelikle durumu şöyle özetliyor:

“Özünde, pet shopların bağlı olduğu bir oda yok ve belediyeye ruhsat için başvurduklarında, bir odaya yönlendiriyorlar; manav, kasap, şoförler odası gibi herhangi bir esnaf odasına. Kasaplar Odası da, üyesi olan birkaç pet shopu kastederek, ‘bize bağlandılar’ şeklinde sansasyonel bir çıkış yaptı.Böyle bir şey söz konusu değil; yasal bir mevzuat yok.”

Zaten pet shoplarla alakalı ruhsat iptallerini hep İlçe Tarım Müdürlükleri (yani Bakanlık birimleri) karar veriyor. Belediyeden alınacak ruhsatla ilgili bir prosedür kısmı var, NACE kodu. Bu prosedürü bir Oda kanalıyla yapmaları gerekiyor. Şunu talep edebiliriz; pet shopçuların kendilerine ait bir Oda’ları olmalı. Eğer olmuyorsa da mutlaka Veteriner Hekimler Odası altında olmalılar.”

Legal olmayan şey, illegal olur; yok olmaz

-Hayvanların pet shoplarda sergilenmesi yakın zamanda yasaklandı. Neler getirecek bu düzenleme? Yardımcı’nın da söylemindeki gibi pet shoplarda hayvan satılması, daha mı iyiydi? İnternet üzerinden satış uygulaması akıllara bu soruyu da getirdi…

14 Temmuz 2022’den itibaren, sadece kedi ve köpeklerin pet shopta sergilenmesi yasaklandı, kuşların, balıkların satışı devam edecek.

Hayvanlar kontrolsüz satılıyordu. Herkes hayvan satın alıyor ve üç gün sonra sokağa bırakıyor, kısırlaştırma yapılmıyor. Bu nedenle tabii ki hayvan satışları yasaklansın. En azından pet et shoplar yasaklansın, o  zaman hayvanlar toprakta olsun, çiftliklerde, iyi bir yerde kendine uygun standartlarda olsun diyorduk. Düzenlemeyle artık hayvanlar üretim çiftliklerinden katalog üzerinden satılıp pet shoplara getirilecek.

Üretim çiftliklerin standart ve koşullarıağırlaştırıldı; yani yeni üretim çiftliklerinin açılması zorlaştı, hatta olanların da belki kapatılması gerekecek. Böyle bakıldığında ne ala değil mi? Standartlar yükseldi, artık üretim ve satışı azalacak diye düşünüyor insan.

Ama başka tehlikeler doğuyor.

-Nedir tehlikeler?

Legal olmayan her şey illegal olur. Bu kadar net. Şimdi bu, merdiven altına kayacak.

O nedenle hep söylediğimiz gibi, yasaklamaya değil yasal düzenlemeye ihtiyaç var: Devletin gözünün önünde, kayıtlı, denetimli olsun. Öteki türlü, kaçacak. Merdiven altı üretim, internetten kaçak satışlar… Bunların hepsiyle kaçakçılıkla mücadele eder gibi mücadele edilmesi lazım. Yoksa bir anlamı yok, böyle daha iyi olmaz, daha beter olur.

İnternetten ya da merdiven altı kaçak satışların -zaten önü çok açıktı- korkunç boyuta ulaştığını gözlemledik. Yani şu anda artık bu iş, kaçak yapılacak. ‘Eğer legalize olmazsa yok edebiliriz’ mantığı çalışmıyor.

Yasaklarsak biter olmuyor. Yasakladığınız şeyi, görmediğiniz ortamlarda yapılır hale getiriyorsunuz.

Yani yok etmiyor; olanı görmezden geliyorsunuz. O var olmaya devam ediyor, hem de kontrolsüz şekilde.

Bunu; ancak yasallaştırıp, denetleyip kayıt altına almak çözebilir.

-Burada yasallaştırmaktan kasıt, aslında denetime tabi tutmak değil mi?

Aynen öyle. Yasal düzenlemesini yapıyor, çerçevesini çiziyor, kayıt ve devlet denetimi altına sokuyorsunuz. Yasallaşma budur.

Öteki türlü yasaklayarak görmezden geliyor olsun.

Bir de şu var: Şimdi internet üzerinden hayvan siparişi vereceksiniz. Bir can alıyorsunuz, göz göze bile gelmeden. Bu internetten tişört almaya benzer mi? Hayvan kimbilir hangi koşullarda gelecek? Belki iki üç hafta sonra kanlı ishalden kaybedecekler hayvanı.

Bize böyle çok kişi geldi, pet shoptan satın alınan hayvanı dört beş hafta sonra kaybetmişler hastalıktan. Çocukla bağ kuran bu hayvan ölmüş. Bunları da yaşamak zorunda kalabiliyorsunuz.

-Öte yandan elbette ideal olan, satılmaması. Hukuk ne diyor?

Şu var: Aktivist olarak satın almaya elbette karşıyız, ama hukukçu gözüyle bakıldığında, satın alma gerçeğinin var olduğunu kabul etmeniz gerekiyor. İdeali, herkesin birlikte yaşamak için hayvanı bakımevinden sokaktan, ormandan sahiplenmesi. Ama eğer hala satın alma yoluna giden insanlar varsa, realite buysa, gözümüzü kapatıp yok sayamayız çünkü bunu yasal bir düzenlemeye ihtiyacı var.

Legal olmayan şey illegal şekilde sürdürülür, legal olmayınca yok olmaz. Bunu anlamamız lazım. Yasak dendiğinde kim uyuyor? Yasağa uyan vatandaş yok, herkes bir şekilde yolunu tutturabildiği için. Bu yüzden bunun doğru bir düzenleme olmadığını düşünüyorum.

-Üretim çiftliklerine yönelik neler değiştirildi?

Üretim çiftliği kurmanın ve işletmenin koşulları ağır: Kuyu suyu bile kullanılamıyor, metrekare bazları çok sıkıntılı. Bunların bu kadar ağırlaşmasına gerek yok; önemli olan hayvanın sağlıklı ve koşullarının iyi olması. Sağlıklı bireylerden, rahme düştüğünde kayıt altına alınarak, gelip denetlenerek, aşıları yapılarak yapılması lazım. Ama hu hiçbir yerde böyle olmuyor.

-Kanunla hayvan satışı yasaklanabilir mi? Bir çözüm olsaydı, bu ne olurdu?

Toptan yasaklamak hiçbir zaman mümkün olmayacak. Bence ideal olan, üretim çiftliklerini yetkili kılmak ve koşullarını kolaylaştırmak. Ancak kolaylaştırma derken yanlış anlaşılmasın, ‘her önüne gelen üretim çiftliği açsın’ anlamında değil.

Mesela pansiyonlar: Birsürü kaçak pansiyon var hayvanlar için. Siz yasalara uygun bir pansyon açmak istediğinizde, çoğunlukla açamıyorsunuz çünkü çok aşırı koşulları sağlamak zorundasınız ve bunu kimse sağlayamıyor. Yasal yollardan açamayınca da kaçak yollarla yapıyorlar. Diyoruz ki, o koşullar böyle izafi belirleneceğine, iş yasa dışılığa itileceğine, yasal olacak şekilde düzenleyin ki, denetleyin!

İnsanların bıraktığı hayvanlar ölüyor pansiyonlarda. Çünkü zaten pansiyon baştan kaçak.

Bu üretim çiftlikleri için de böyle: Makul, sağlanabilir standartlarda -zaten bunun uluslararası standartları var- getirilsin ve her şey yasalara uygun olsun. Her şeyi devlet görsün, hepsi kayıtta olsun. Yasal olmayan şey kaçağa düşüyor.

Yasaklanan ırklarla da ilgili aynı şeyi yaşıyoruz, bu ikisinin özü aynı: Yasaklandığı zaman ne oldu? Hala pitbull satışı da var, birsürü bebek de var ve o bebekler doğduğunda hepsi yasa dışı oldu. Ne günahları vardı?

Sokak hayvanları için yapılan bakımevleri, yasaklı ırklarla doldurulup kilitlendi, sokak hayvanlar kısırlaşmıyor, imkan yok, alacak yer yok. Bu sebeple de sokak hayvanlarının sayıları artıyor, sonra vatandaş şikayetleri artıyor. Böyle abuk bir kısırdöngü içinde debeleniyoruz getirilen yasaklarla. Halbuki, hep söylediğimiz gibi: Bu hayvanları ruhsatlı yap, mesela silah ruhsatı verir gibi, kontrolünü yap, kaçak olamasın.

İnsanlar sahiplendirmeye özendirilmeli

-Çiftliklerde üretilen hayvanların neredeyse hepsi safkan ırklar ve ‘cins’ oldukları için üretiliyor ve bunun için satın alınıyorlar. Fakat onların doğuştan sakatlık, hastalık, hayatı boyunca acı çekeceği bir sorunla doğmaihtimali yüksek. Bu yüzden iyi koşullarda yetiştirmek bile fayda etmeyebiliyor.

Eğer zaten doğru, denetlenerek bir üretim yapılsa, hasta bir anne ve babadan üretim yapılmaz. Doğru üretim bu demek, her hayvanın üretilmemesi gerekiyor. Röntgen çekiminde iskelet yapısında sorun olan hatta bir gözü mavi olan hayvanın bile üretilmemesi gerek.

Özen gösterilmesi gereken şey bu; metrekare başına su kullanımı, elektrik kullanımı gibi dış standartları zorlaştırmak yerine, sağlıklı anne babadan yavru alınması gerekliliğini yerleştirmek daha önemli. Evlerde de insanlar hayvanlarını çiftleştirip satıyor, bunu vatandaş bile yapıyor. O bile çoğu yerden daha düzgün bakıyor, en azından yılda sekiz kez çiftleştirmiyor…

İnsanlara ‘görüntüsü hoş gelen’ ama steril ortamlarda genetik yapıları değiştirilerek üretilen Scottish Fold gibi hayvanların üretiminin tümden yasaklanması gerekir. Bunlar eklem ağrıları olan, problemler yaşayan hayvanlar.

‘Evde az hareket eder’ diye alınacağı için eklem ağrılı hayvan üretmek, etik olabilir mi?

 -Öte yandan sokakta bunca hayvan sahiplenebilecekken neden satış diye de sorulabilir…

Bizim gibi gelişmekte olan ekonomilerde bir şeyleri yerleştirmek o kadar zor ki. Bu bir kültür meselesi ve bunu geliştirmek gerekiyor. Örneğin ABD gibi pek çok ülkede, evlat edinmek, bir insan çocuğunu sahiplenmek, kendi doğurmasa bile kendi evladı edinmek yaygın.

Çabalamamız gerekiyor: Hayvanı hayvan olduğu için sevmek, bir ırka mensup olduğu için sevmek. Çoğu insan evimde hayvan baktığı için  kendini hayvansever olarak tanımlasa da sokakta o köpeğini gezdirirken örneğin, diğer sokak hayvanlarına vuruyor. Bu hayvan sevmek değil, elindekine shaip çıkmak sadece.

Bakımevindeki hayvanın ‘pis hayvan ‘olmadığını; evde ‘baş belası olduğu için’ değil, insanların sorumsuzlukları yüzünden terk edildiğini, bakımevindeki hayvanın da çok güzel bir hayvan olduğunu, safkan ırkların esasında daha çok hastalığa sahip olduğunu, melezleştiklerinde, kırma bir hayvan olduğunda sağlık açısından güçlendiklerini kültürel olarak öğrenmeli ve sahiplenmeyi özendirmeliyiz.

İnsanların önyargıları kırılmalı. İnsanlar bakımevine düşen hayvanı ‘pis, sağlıksız, davranışı bozuk’ sanıyor.

Sokağa terk edilenler, kötü hayvan oldukları, yaramaz oldukları için değil; insanların sorumsuzlukları yüzünden terk ediliyorlar. Bunu hep anlatmak lazım. Bu eğitimden, algıyı düzeltmekten, kültürü yerleştiremekten geçiyor.

Tek başına yasaklamayla olmaz. Zamanla talebin azalması gerekiyor. Biz her şeyi kestirme yoldan yapmaya çalışıyor, tek boyurtlu düşünüyoruz, bugünden yarına çözülsün istiyoruz.

Örneğin tehlike arz eden ırkların yasaklanması için de bunu defalarca söyledik: Daha büyük problemlere sebep olacak diye. Sokaklara terk edildiler, para cezası ödememek için insanlar tarafından sokaklara atıldılar.

O kadar anlamsız bir kaosun içine sokuyoruz ki kendimizi, halbuki daha kültürel başka şeylere çalışmamız lazım. Bakımevlerinde, hayvanların eğiticiler eşliğinde sahiplendirilmesi, televizyonlarda insanların bakımevinden, sokaktan sahiplenmeye özendirilmesi lazım. Bakımevlerinden çıkan hayvanların yeni evlerindeki görüntüleri kamuyla paylaşılmalı yayınlanmalı, insanlar bunu görmeli.

Tek başına hiçbir yasak ve yasal düzenleme çözüm olmaz.

Kategori: Hayvan Hakları

İlginizi çekebilir

Comments

Comments are closed.