Ana Sayfa Blog Sayfa 5396

Çin ve ABD yine taş koydu!

İklim değişikliği konusunda tüm karar vericileri bir araya getiren Birleşmiş Milletler Taraflar Konferansı’nın 16.’sından  (COP16) önce teknik konuların ve uzlaşı yollarının tartışıldığı Çin’deki İklim Değişikliği Görüşmeleri’nden yine somut bir sonuç çıkmadı.

Çin ve ABD Dünyanın en çok emisyon üreten iki ülkesi

Birleşmiş Milletler İklim Şefi Christiana Figueres;  her ne kadar Tianjin konuşmalarının, Meksika Cancun’daki COP 16’da anlaşmaya bir adım daha yaklaştırdığını belirtmiş olsa; müzakereler yine Çin ve ABD’nin anlaşmaz tutumu yüzünden tıkanmış görünüyor.

Bu iki büyük ülkenin baş müzakerecilerinin toplantılar sonunda söyledikleri aslında durumu özetler gibi.

Nitekim, toplantıdan sonra ABD Baş İklim Müzakerecisi Jonathan Pershing; emisyon hedefleri ve azaltımların nasıl ölçülüp raporlanacağı konusundaki umutsuzluk verecek derecede az ilerleme kaydedildiğini söyleyip Çin’i; Kopenhag kayıtlarından geri adım atmakla suçladı:

“Burada; zor kararlarları sona bırakmamız gerektiğini duyduk ama bu böyle olmaz; bazı konuları aradan seçmekle ve dengesizliği görmezden gelerek bir yere varamayız”

Çin ise toplantıdan sonra şaşırtıcı olmayan bir biçimde ABD’yi suçladı. Çin Baş Müzakerecisi Su Wei ülkesinin konumunu şöyle özetledi:

“ABD yine emisyon azaltımı konusunda  ve kalkınmakta olan ülkelere kaynak ve teknoloji aktarımı konusunda elle tutulur adımlar atmadı. Biz ise aktif olarak bir şeyler yapmaya çalışıyoruz.”

Herkesin ABD ve Çin olmadan etkili bir sonucun çıkmayacağına emin olduğu bir ortamda ABD ve Çin’in birbirlerini suçlamaya devam etmesi ve konumlarını değiştirmeye yanaşmaması uluslararası kamuoyunda hayal kırıklığı yaratmaya devam ediyor.

ABD’nin ve Çin’in pozisyonunu korumasından mutlu olanlar da var. Durumu fırsata dönüştürüp yapıcı bir anlaşmanın çıkmasını engellemeye çalışanların başında gelen Suudi Arabistan toplantılarda; anlaşma zeminini ortada kaldırmaya çalıştı.

Anlaşılan Cancun’da da hüsran bizi bekliyor.

(Yeşil Gazete)

Dinsel Asimilasyon Çabasının Sonucu: 4 Yıldır Yalnız İmam

Alevi vatandaşların yaşadığı Çanakkale’nin Denizgöründü Köyü’nde devletin yaptırdığı ve 2007 yılında Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu tarafından hizmete açılan cami beklenen ilgiyi görmedi. Cemaat olmaması üzerine 4 yıldır camide tek başına namaz kılan imam, müftülükçe haftanın üç günü komşu köylerde görevlendirildi.

Merkeze bağlı 300 nüfuslu Denizgöründü’de 2005 yılın sonlarında inşaatına başlanan cami, 2007’de tamamlanarak Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Bardakoğlu tarafından hizmete açıldı. Devletin 70 bin lira harcayarak yaptırdığı cami yaptırdığı köyde, o açılışın ardından beklenen olmadı. Köylüler, kendilerine sorulmadan yapıldığını söyledikleri camiye uğramaz oldu. Müftülük tarafından camiye atanan imam Baki Pesen, beş vakit namazı 4 yıl boyunca tek başına kıldı. Daha sonra ise kimsenin gelmediğini bildirdiği Müftülük, Pesen’i haftanın üç günü başka köylerde imamlık yapması için görevlendirdi. Denizgöründü’de ise dört gün caminin kapılarını açan imamla birlikte ara sıra Muhtar İbrahim Kahya namaz kılmaya başladı. Ancak muhtarın da camiye geliş sayısının haftada 3’ü geçmediği öğrenildi.

YAPARKEN BİZE SORMADILAR

Köy sakinlerinden Hasan Durmuş, caminin köylüye sorulmadan yapıldığın belirterek, “Devlet kimseye bir şey demeden geldi bura camiyi dikti. Ancak köyümüzden hiç giden yok. Cami yapılırken bize sorsalardı da karşı çıkmazdık. Ama onun yerine cemevini tercih ederdik. Ben hiç gitmedin, gitmem de. Sadece cemevi olursa giderim” dedi.

CAMİYİ MUHTAR İSTEMİŞ

Köy Muhtarı İbrahim Kahya ise, cami için başvuruyu kendisinin yaptığını anlatarak, “Ben müftülükle görüşüp cami yapılmasını istedim. Onlarda uygun görüp yaptılar. Ama kimse camiye gitmiyor. Cemevi de yapılacak olursa karşı değilim” diye konuştu.

Diğer yandan, cami yapıldığından bu yana bahçesindeki musalla taşı da bir kez dahi kullanılmadı. Bunun sebebi olarak ise, Alevi olan Denizgöründü köylülerinin, hayatını kaybeden yakınlarını kendi örf ve adetlerine göre toprağa vermeleri gösterildi.

BARDAKOĞLU AÇILIŞTA CAMİYE İLGİ İSTEMİŞTİ

19 Mart 2007’de gerçekleşen açılış töreninde konuşan Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Bardakoğlu, camilerin birlik ve beraberlik mekanları olduğunu belirterek, şu sözlerle alevi vatandaşlardan ibadethaneye ilgi istemişti:

“Günde 5 vakit ezan okunur. Hali vakti iyi olanlar gelir burada ibadet eder. Çocuklarımız gelir burada Kuran öğrenir. İslam dinini, güzel ahlakını, peygamber efendimizin hadislerini, iyi insan olmayı öğrenir. Camilerimiz aynı zamanda bir eğitim mekanlarıdır. İyi insan, iyi komşu olmanın öğretildiği mekanlardır. Camiler birbirimizi daha çok sevip saydığımız mekanlardır. Sadece ibadet etmek için camiye gelmeyiz. Burada birbirimizi tanımak, dayanışmak, birbirimizi hal ve hatırını sormak için bir arada oluruz. Yeni yapılan bu cami de Denizgöründü halkı için inanıyorumki birlik ve beraberlik mekanı olacaktır. Böyle yapabilirsek millet, kardeş oluruz. Herkes kendi haline bakarsa o zaman toplum da olamayız, millet de. 92 yıl önce elbirliği, gönülbirliği ettik, omuz omuza bu vatanı müdafaa için çalıştık, çabaladık, şehit olduk. Bugün de ülkenin maddi ve manevi kalkınması için bir arada olmamız birbirimize destek vermemiz gerekiyor.”

Fatih DALDAL – ÇANAKKALE – DHA

2 Milyon İstanbullu Avrasya Maratonu’nda

Yeşiller Partisi öncülüğünde gerçekleşen 2 Milyon İstanbullu kampanyası, 2 Ekim’deki büyük buluşmanın ardından etkinliklerine devam ediyor. Yapılan açıklamada 2 Milyon İstanbullu katılımcılarının Avrasya Maratonu’na katılacağı açıklandı. Açıklama şöyle:

Bu Pazar (17 Ekim 2010) 2 milyons İstanbullu t-shirtlerimizi giyip Avrasya Halk Maratonu’na katılıyoruz. Köprü üzerinde 1 dakika donma(düşünme) eylemi yapıp koşuya devam ediyoruz. 1 günlüğüne bile otomobillerin işgal edip daha fazla karbon salmadığı bu maratonu engellemek gibi bir düşüncemiz yoktur. 2 Milyon İstanbullu olarak  katılımcı gruplar: Yeşiller Partisi, Greenpeace, İstanbul SOS ve Barışa Pedal”da bizimle birlikte olacak…

Maraton başlama saati: 09:30

PARKUR
Halk Koşusu Anadolu Yakası’ nda, Altunizade Köprüsü altında başlayacak, köprüyü geçtikten sonra Beşiktaş sapağından
ayrılarak Barboros Bulvarı’ndan Beşiktaş’a iner ve sahil yolunu izleyerek İnönü Stadyumu önünde son bulur.

(Çalışma: bobiler.org)

Çevre katliamına karşı, Orhangazi tek yürek

İzmir – İstanbul otoyolunun Orhangazi geçiş güzergahının, ilçenin en verimli tarım arazilerinden geçmesi bir yana, İznik gölünün ekolojik dengesini bozacak şekilde geçmesi planlanıyor. Oysaki Orhangazi üzerindeki hazine arazisinden geçmesi durumunda, çevresel etkileri minimuma inecektir.

Otoyol gelmeden, otoyol öncesi ormanlık alanların katliamları başlamış durumda. İznik gölünü ve çevre köylerin su kaynaklarını besleyen Yeniköy ve Üreğil tepelerinde, asfalt için taş çıkarma vesilesiyle maden ruhsatları verildi ve yüzlerce dönüm ormanlık alanlar katlediliyor.

Konuyla ilgili açıklama yapan Orhangazi Güç Birliği Platformu sözcüsü İrfan Aydın, şunları söyledi;

“Orhangazi’deki önde gelen Sivil Toplum Kuruluşları temsilcileri olarak başlattığımız ‘KATİL DEĞİL ULAŞTIRAN OTOYOL İSTİYORUZ’ kampanyasına desteklerinizi bekliyoruz.

18 ekim 2010 Pazartesi Orhangazi Cumhuriyet alanında, saat 12: 30 da yapılacak olan basın açıklamasıyla birlikte, imza kampanyası düzenlenecektir. İlginiz için şimdiden teşekkür ediyoruz.

Sapanca gölünün yanından geçen otoyolun, gölün kirlenmesine olan etkileri, iki ay önce İspanya’da bilimsel olarak masaya yatırıldı. İspanyayı ilgilendiren bir meseleye duyarsız kalmamızın faturasını ödememiz imkansızdır. İzmir’e bir saat geç gidebiliriz, fakat İznik Gölü’nü bin yılda temizleyemeyiz.” (yalova77.com)

Çin’de çevreci devrim

Dünyada atmosferi en fazla kirleten ülke olan Çin, Almanya’yı geride bırakarak yenilenebilir enerjide dünyanın en büyük pazarı haline geldi. Çin, bu alana ABD ile Avrupa’nın toplamından daha fazla yatırım yapıyor.

Çin’de çevreci bir devrim yaşanıyor. Çin’in yenilenebilir enerji üretme kapasitesi henüz ABD’nin gerisinde dünyada ikinci sırada. Ancak Çin rüzgâr, güneş ve su gibi doğal kaynaklardan elde edilen yenilenebilir enerji sektöründe en hızlı büyüyen ülke. Geçtiğimiz yıl Çin’de toplam 14 bin megawatt güce sahip rüzgâr türbinleri kuruldu.

Çin 2009 yılında rüzgâr gücü kapasitesini 25,8 gigawatta yükselterek Almanya’yı geride bıraktı. 2008’de Çin’in rüzgâr gücü kapasitesi henüz 12,02 gigawatttı. Çin güneş enerjisi sistemlerinde de Almanya’yı geçti. Geçtiğimiz yıl Çin, güneş enerjisini elektrik akımına dönüştüren fotovoltaik panellerin üretiminde pazar payını yüzde 40’a yükseltirken, Almanya’nın payı yüzde 15’e geriledi.

Üretim kalitesi yükseldi

Güneş enerji sistemleri sunan Çin-Alman ortak girişimi Sinosol AG Stuttgart’ın Yönetim Kurulu Üyesi Sven Krug bunu Çin’de üretim kalitesinin giderek yükselmesine bağlıyor. Krug, “Çin mallarının kalitesi başta gelen dünya markalarıyla yarışabilecek düzeyde. Deneyimlerimiz Çinlilerin de artık kalitenin sürekliliği konusunda ileri görüşlü olduklarını gösteriyor“ diyor.

Sinosol şirketi güneş enerjisi ürünlerini Çin’den alıp, Avrupa’ya satıyor. Çin’de yenilenebilir enerji sektöründe yaşanan patlama sayesinde firma son yıllarda yüzde 100 büyüme kaydetti. Almanya’da çatılara kurulan her iki fotovoltaik güneş panelinden biri Çin’den geliyor. Alman firmalar Çinli rakiplerinin sunduğu uygun fiyatlarla baş etmekte zorlanıyor.

Alman firmaları zorlanıyor

Alman üreticiler Çinli firmaların devletten aldıkları teşviklerle rekabette avantaj sağladıkları eleştirisinde bulunuyor.

Ancak Sinosol AG Stuttgart’ın Yönetim Kurulu Üyesi Sven Krug, bu değerlendirmeyi doğru bulmuyor ve Almanya’da hükümetin verdiği teşviklerle özellikle ülkenin doğusunda büyük miktarda güneş enerji sistemleri kurulduğuna dikkat çekiyor. Sven Krug, Almanya’da Çinli firmalarla rekabette zorlanan Alman firmaların Çin’deki yenilenebilir enerji sektöründe şansını da düşük görüyor.

Krug, “Alman işletmelerin Çin’de üretim alanında şansları artık çok az. Çin’de olmayan onların ilgisini çekecek bir teknoloji geliştirmeleri halinde durum değişebilir.  Planlama alanındaysa Alman işletmelerin hâlâ şansı yüksek“ diyor.

Sven Krug, Alman firmaların güneş enerji sistemlerinin kurulduğu alanlar ve parkların planlamasında Alman firmalara ihtiyaç olduğunu belirtiyor.

Kamu ihaleleri

Diğer yandan Alman firmaları Çin’e cazip gelecek teknolojiye ulaşsalar da Çin’deki kamu ihalelerini kazanma şansları çok az.

Avukat Ji Hailong, “Yabancı firmaların resmi olarak ihalelere katılma hakkı var ama gerçek şu ki büyük projeleri Çinli firmalar alıyor. Bir başka deyişle, Çinli bir işletmeyle ‘Joint Venture’ adı verilen ortak girişimle ihalelere katılmak gerekiyor“ değerlendirmesini yapıyor.

© Deutsche Welle Türkçe

Zhang Donhong, Çeviri: Deniz Eğilmez

Editör: Beklan Kulaksızoğlu

Marmara Üniversitesi’nde Faşist Saldırı

Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi gazetecilik 4. sınıf öğrencisi Yunus Keleş, okul önünde 20 kişilik ülkücü olduğu iddia edilen bir grubun bıçaklı saldırısına uğradı. Sabah saatlerinde fakültenin önünde saldırıya uğrayan Keleş, Amerikan Hastanesi’ne kaldırıldı. Olayı duyan Yunus Keleş’in arkadaşları da hastane önüne gelerek olaya tepki gösterdi. Bu sırada grup ile polis ekipleri arasında tartışma çıktı. Bir öğrenci kelepçelenerek ve gözüne biber gazı sıkılarak gözaltına alındı. Başka bir öğrenci de gözaltına alınırken “Arkadaşımızı bıçaklıyorlar, ama bizi gözaltına alıyorlar” diyerek tepki gösterdi. (Radikal)

Eşcinsel cinayetlerine karşı yasa istediler

Lezbiyen, gey, biseksüel, transseksüel ve travestilerden oluşan grup ‘nefret suçları yasası’ çıkarılması için TBMM’ye çağrı yaptı.
Aralarında, Kaos GL, Lambdaistanbul LGBTT Dayanışma Derneği, MorEL Eskişehir LGBTT Oluşumu üyelerinin de bulunduğu grup, dün TBMM Dikmen kapısı önünde biraraya geldi. Ellerinde, ‘Transfobik harekete karşı bize bir yasa lazım’ yazılı dövizler taşıyan gruptakiler, Meclis’ten nefret suçlarına karşı yasa çıkarılmasını istedi.

‘Son derece kaygılıyız’
Pembe Hayat LGBTT Dayanışma Derneği Basın Sözcüsü Serra Can,  “Son dönemde bize karşı gerçekleştirilen nefret cinayetleri konusunda son derece kaygılıyız” dedi. Yaşanan cinayetler sonrasında kolluk kuvvetlerinin isteksiz davrandığını öne süren Can, şöyle devam etti: “Zanlıların yakalanması sonrası adli birimler, ’ağır tahrik’ indirimleriyle zanlıları ödüllendirilmektedir. Nefret suçlarına maruz kalan kesimlerin ortak talebi olan bu yasa için Meclis’i acilen çalışmaya davet ediyoruz.” (Radikal)

Paralarımız Üç Partinin Kasasına Gidecek

Üç siyasi parti, 2011 yılında merkezi yönetim bütçesinden 327 milyon 301,1 bin lira yardım alacak.

Maliye Bakanlığı’ndan edinilen bilgiye göre, genel bütçe gelirlerinin beş binde 2’sini devlet yardımı olarak alan siyasi partiler, yeni yılda kasalarını dolduracak.

Siyasi Partiler Kanunu uyarınca genel seçimlerde barajı aşarak, Hazine yardımına hak kazanan Adalet ve Kalkınma Partisi, Cumhuriyet Halk Partisi ve Milliyetçi Hareket Partisine 2011 yılı Genel Bütçe Gelirleri esas alınarak, 109 milyon 100,4 bin lira Hazine yardımında bulunulacak.

Partilerin 2007 seçimlerinde aldıkları oy miktarına göre hesaplanan Hazine yardımının 62 milyon 181,3 bin lirası AK Partiye, 27 milyon 869,5 bin lirası Cumhuriyet Halk Partisine, 19 milyon 49,6 bin lirası da Milliyetçi Hareket Partisine ödenecek.

Ancak, 2011 yılının genel seçim yılı olması nedeniyle, devlet yardımı partilere bütçeye göre hakettikleri tutarın 3 katı olarak ödenecek.

Bütçeye göre hesaplanan normal yardım tutarı, 2011 Merkezi Yönetim Bütçesinin yürürlüğe girdiği 1 Ocak’ı takip eden 10 gün içinde verilecek. Geri kalan bölüm ise Yüksek Seçim Kurulunun seçim tarihini açıklamasından sonraki 10 gün içinde hesaplara yatırılacak.

Hangi parti ne alacak?

Bu çerçevede AK Parti, 2011 yılında toplam 186 milyon 544 bin lira yardım alacak. Bu yardımın 62 milyon 181,1 bin liralık bölümü, 1-10 Ocak tarihleri arasında bu partiye aktarılacak. Geri kalan 124 milyon 362,7 bin liralık bölüm ise genel seçim tarihinin ilan edilmesinden sonraki 10 gün içinde verilecek.

CHP’ye de yeni yılda seçim parasıyla birlikte 83 milyon 608,4 bin lira devlet yardımında bulunulacak. Söz konusu tutarın 27 milyon 869,5 bin lirası 1-10 Ocak 2011 tarihleri arasında, 55 milyon 738,9 bin lirası da genel seçim kararının alınmasından sonra parti hesabına yatacak.

MHP’nin Hazine yardımı tutarı ise 57 milyon 148,7 bin lira olacak. MHP de bu yardımın 19 milyon 49,6 bin lirasını yılbaşından hemen sonra, geri kalan 38 milyon 99,1 bin lirayı genel seçim tarihinin açıklanmasından sonraki 10 gün içinde alacak.

Siyasi Partiler, 2010 Bütçesinde de 92 milyon 486 bin lira devlet yardımına hak kazanmıştı. Bunun 52 milyon 712 bin lirası AK Partiye, 23 milyon 625 bin lirası CHP’ye, 16 milyon 149 bin lirası da MHP’ye verilmişti.

Bu arada 2011 yılında aktarılacak para ile birlikte 2008-2011 döneminde AK Partiye verilen devlet yardımı 396 milyon 187 bin liraya, CHP’ye verilen yardım 177 milyon 531,4 bin liraya, MHP’ye verilen yardım da 121 milyon 303,7 bin liraya ulaşacak.

Kimlere yardım yapılıyor?

Siyasi Partiler Kanunu uyarınca, son milletvekili genel seçimlerine katılma hakkı tanınan ve 2839 sayılı Milletvekili Seçimi Kanunundaki genel barajı aşmış bulunan siyasi partilere her yıl, o yılki Genel Bütçe Gelirleri cetvelindeki tutarın 5 binde 2’si oranında mali yardımda bulunuluyor.

Bu şekilde hesaplanan ödenek tutarı, devlet yardımı yapılacak siyasi partilere, genel seçim sonrasında Yüksek Seçim Kurulunca ilan edilen toplam geçerli oy sayıları ile orantılı şekilde bölüştürülüyor. Ödeme de Ocak ayının ilk 10 günü içinde tamamlanıyor.

Milletvekili genel seçimlerde toplam geçerli oyların yüzde 7’sinden fazlasını alan siyasi partilere de Devlet yardımı yapılıyor. Bu yardım da, en az devlet yardımı alan siyasi partinin geçerli oy sayısı esas alınarak, buna orantılı şekilde hesaplanıyor.

Söz konusu yardım, siyasi partilere, milletvekili genel seçimlerinin yapılacağı yıl 3 katı, mahalli idareler seçim yılında ise 2 katı olarak ödeniyor. Her iki seçimin aynı yıl içerisinde yapılması halinde de ödeme miktarı 3 katı geçemiyor. (Cnnturk)

Liverpool nihayet satıldı

0

Liverpool’un Amerikalı NESV şirketine satışı uzun süren hukuk mücadelesinin ardından tamamlandı.

Satış, Liverpool’un eski sahipleri Tom Hicks ve George Gilett’in kulübün el değiştirmesine engel olan ABD’deki ihtiyati tedbir kararını kaldırmasıyla mümkün oldu.

Hicks ve Gilette ihtiyati tedbir kararını, NESV’ye satışın önünü açmak için değil, ellerindeki hisseleri takımın ortaklarından Amerikalı yatırım fonu Mill Financial’a devredebilmek için kaldırdı.

300 milyon sterlinlik satışın tamamlanmasıyla Liverpool Royal Bank of Scotland’a olan ve bugün vadesi dolan 237 milyon sterlinlik borcunu ödeyebilecek hale geldi.

Borcun ödenmesiyle Liverpool’un kayyuma devredilmesi ve dokuz puanının silinmesi tehdidi ortadan kalkacak.

Kulubün kontrolu de Boston Red Sox Beyzbol takımının da sahibi olan NESV şirketinin Yönetim Kurulu Başkanı John W. Henry’ye geçti.

Liverpool’un beş üyeli yönetim kurulunda üç üye satışa destek vermiş, ancak 300 milyon sterlini az bulan Hicks ve Gilett yönetim kurulunu değiştirmeye çalışmışlardı.

Ancak İngiltere yüksek mahkemesi Hicks ve Gilett’in bunu yapmaya yetkileri olmadığına karar vermişti.

Tazminat davası

Londra’daki duruşma sırasında, mahkeme binası önünde toplanan 100 kadar Liverpool taraftarı Hick ve Gilette aleyhine sloganlar atmış ve NESV’ye satışa destek veren kulüp başkanı Martin Broughton’a destek vermişti.

İkili, İngiltere’de aleyhlerine çıkan kararın ardından ABD’deki bir mahkemeden satışı engelleyen bir ihtiyati tedbir kararı çıkarmıştı.

Ancak hukuk mücadelesini kaybeden Hicks ve Gilett, 1 milyar sterlinlik bir tazminat davası açacaklarını duyurdular.

Liverpool’un bir diğer talibi Singapurlu işadamı Peter Lim dün 320 milyon sterlinlik teklifini geri çekmişti.

Bu Pazar günü ezeli rakibi Everton’la deplasmanda karşı karşıya gelecek olan Liverpool, bu sezon yedi maçta sadece altı puan kazanabildi. (BBC)

Üniversitelerde 70 bin 281 kontenjan dolmadı

Üniversitelerdeki boş kontenjanlara yapılan ek yerleştirme sonuçları açıklandı. Buna göre, üniversitelerin lisans ve önlisans programlarında 70 bin 281 kontenjan boş kaldı.

Adaylar, ek yerleştirmeye göre hangi üniversiteye yerleştirildiklerini ÖSYM’nin internet sitesinden öğrenebilecek.

ÖSYM’den yapılan açıklamaya göre, devlet üniversitelerinde 88 bin 568, vakıf üniversitelerinde 39 bin 350, Kıbrıs üniversitelerinde 14 bin 578 ve diğer devletlerdeki üniversitelerde ise 470 kontenjan olmak üzere toplam 142 bin 966 kontenjan boş bulunuyordu.

2010 ÖSYS ek yerleştirme sonuçlarına göre, devlet ve vakıf üniversiteleri ile Kıbrıs ve diğer devletlerdeki üniversitelerin lisans programlarında 31 bin 729, önlisans programlarında ise 38 bin 552 olmak üzere toplam 70 bin 281 kontenjan boş kaldı. Ek yerleştirmeyle bu programlara 72 bin 685 aday yerleştirildi.

Devlet üniversitelerinin 7 bin 314’ü lisans programlarında, 17 bin 502’si ön lisans programlarında olmak üzere 24 bin 816 kontenjanı boş kaldı.

Vakıf üniversitelerinin lisans programlarında 12 bin 433, önlisans programlarında 19 bin 283 olmak üzere toplam 31 bin 716; Kıbrıs üniversitelerinin lisans programlarında 11 bin 758, önlisans programlarında bin 167 olmak üzere toplam 13 bin 411; diğer devletlerdeki üniversitelerin lisans programlarında 224, ön lisans programlarında 114 olmak üzere toplam 338 boş kontenjan bulunuyor.

Açıköğretim programlarında ise kontenjan sınırlaması olmayan programlara 52 bin 956, kontenjan sınırlaması olan programlara ise 458 olmak üzere toplam 53 bin 414 aday yerleştirildi. (Ntvmsnbc)