Ana Sayfa Blog Sayfa 5142

“Beşiktaş’a transfer olacağım”

NBA’in en iyi iki oyun kurucusundan biri olan Deron Williams, Amerikan basınına Beşiktaş’a transfer olacağını açıkladı. Williams, eşi ve dört çocuğunu da İstanbul’a getireceğini belirtirken, Beşiktaş’ın kendisi için ABD’de bir basın toplantısı düzenleneceğini söyledi.

NBA’in en iyi iki oyun kurucusundan biri olan Deron Williams, Amerikan basınına Beşiktaş’a transfer olacağını açıkladı.

NBA’deki lokavt süresince siyah-beyazlı kulüpte oynayacağını söyleyen 27 yaşındaki süper yıldız, kararını vermeden önce eski takım arkadaşları Mehmet Okur ve Dee Brown ile konuştuğunu söyledi. Eşini ve dört çocuğunu da İstanbul’a getireceğini vurgulayan Deron Williams, imza töreninin gelecek hafta ABD’de yapılacağını ifade etti.

Türkiye’ye para için gelmediğinin altını çizen Deron Williams lokavt süresince oturmak istemediğini ve bu yüzden Beşiktaş’a geldiğini söyledi.

Williams, “NBA yönetimi bizim oturmamızı istiyor. Bizi salonlara sokmuyorlar, antrenman yapmamızı istemiyorlar. Biz de oyuncular olarak kendimize başka bir yol çizmeliyiz. Onların dayattığını yapmak zorunda değilim. Organize idmanlar yapacak ve ciddi rekabetçi maçlara çıkacağım. Böylelikle lokavt biterse lige hazır bir şekilde gireceğim.” dedi.

ABD Milli Takımı’nın da formasını giyen oyun kurucu İstanbul’da yaşayacağı için çok heyecanlı olduğunu söyledi. Williams, Beşiktaş’ın kendisine şehirde kaldığı süre boyunca ev, araba ve özel güvenlik sağlayacağını belirtti.

Deron Williams, transfer haberi sonrasında birçok farklı NBA yıldızının kendisinden görüş aldığını ifade ederken; NBA’den Avrupa’ya göçün devam edeceğini söyledi.

Williams, Beşiktaş’ın ilgilendiği bir diğer yıldız Kobe Bryant içinse, “Kobe’yi Çin’de çok seviyorlar. Onun Türkiye’den önce Çin’e gideceğini düşünüyorum” dedi.

Aydınlardan çağrı: Tutuklu vekiller için yasaları değiştirin

Aralarında Ali Nesin, Betül Tanbay, Gençay Gürsoy, İbrahim Betil, Jülide Kural, Levent Köker, Mustafa Sönmez, Nuray Mert ve Nükhet Sirman’ın da bulunduğu 186 aydın, tutuklu vekillerin Meclis’e dönmesi için anayasa hazırlıklarından önce yasalardaki anti-demokratik maddelerin değiştirilmesi talebiyle bildiri yayınladı. Varolan tabloyu “vahim bir siyasi kriz” olarak tanımlayan imzacılar, Başbakan başta olmak üzere siyasi liderleri “düzenlemeyi bir önce yapmaya” davet etti.

Türkiye’nin önde gelen yazar, gazeteci, akademisyen ve aktivistinin bulunduğu 186 aydın, seçmen tarafından verilen oylarla TBMM’ye gönderilen tutuklu milletvekillerinin özel yetkili mahkemelerce Meclis’te görev yapmasının engellenmesinin önüne geçilmesi ve anayasa hazırlıklarından önce yasalardaki bu anti-demokratik maddelerin değiştirilmesi talebiyle bir bildiri yayınladı.

12 Eylül Anayasası, yüzde 10 seçim barajı, düşünce ve örgütlenme özgürlüğünü sınırlayan yasaların gölgesinde yapılan genel seçimlerde, bütün bu sorunlara karşın yüksek katılım ve bağımsızların başarısı sayesinde farklı siyasi görüşlerin Meclis’te temsiline imkân sağlandığının vurgulandığı bildiride, buna karşılık, YSK ve özel yetkili mahkemelerin kararları sonucu seçilmiş milletvekillerinin Meclis’e girmeleri engellenmesi nedeniyle vahim bir siyasi kriz ortaya çıktığının altı çizildi. Bildiride, çıkan bu siyasi krize ilişkin de “Bu uygulamalar sonucunda, Kürt sorununa barışçı bir çözüm üretmek ve ertelenemez bir ihtiyaç olan özgürlükçü, eşitlikçi ve âdemi merkeziyetçi yeni bir anayasa yapım sürecini yönetmek gibi görevler üstlenmesi beklenen TBMM’nin temsili yapısı bozulmuş ve meşruiyeti zedelenmiştir” denildi.

‘SEÇİLMİŞLERİ GÖREV YAPMAKTAN ALIKONULMALARI KABUL EDİLEMEZ’

Mahkemelerce verilen tutuklama tedbirinin insan haklarına aykırı bir şekilde uygulanmasının önlenmesi gerektiği ve Özel yetkili mahkemelerin kişisel özgürlükleri kısıtlayıcı tutuklama tasarruflarından dolayı milletvekili seçilenlerin görev yapmaktan alıkonulmalarının “kabul edilemez” olduğunun ifade edildiği bildiri de, TBMM’nin, bu duruma son vermek için mahkemelerin evrensel hukuk normlarına ve AİHM kararlarına uygun tarzda çalışmalarını sağlayacak yasal düzenlemeleri yapmasının ertelenemez bir gereklilik olduğu tespitinde bulunuldu. Bildiri de aynı şekilde, seçilmiş bir adayın YSK tarafından milletvekilliğinin düşürülmesi gibi anti-demokratik bir uygulamanın da geri çevrilmesi ve bu önemli sorunların çözülmesi için Ceza Muhakemesi Kanunu, Milletvekili Seçimi Kanunu gibi yasalarda ve Anayasa’da gerekli değişiklikler acilen yapılması gerektiği önerilerinde bulunuldu.

‘SORUMLULUK AKP VE TMBBM’DE’

Yayınlan bildirinin devamında, şunlar belirtildi: “Bizler halkın oyuyla seçilen milletvekillerinin yasama görevlerine başlamalarını mümkün kılacak düzenlemeleri yapma sorumluluğunun TBMM’de, asıl olarak da çoğunluğu elinde bulunduran iktidar partisinde olduğunu düşünüyoruz. TBMM’nin aldığı meşruiyet darbesinin giderilmesi ve demokratik uzlaşının önünün açılması için hiç bir partiyi dışarıda bırakmadan bu adımlar acilen atılmalıdır. Bugün yaşadığımız sorun, halen yürürlükte olan yasaların içerdiği anti-demokratik maddelerin bir an önce değişmesi gerekliliğini de bir kere daha ortaya koymuştur. Seçim, Siyasi Partiler, Dernekler ve Sendikalar, Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri, Türk Ceza Yasası ve Terörle Mücadele yasalarında da değişikliklerin yapılması öncelikli bir ihtiyaçtır. Bu konuda atılacak adımlar partiler arasında güven ortamının sağlanmasına katkıda bulunacaktır. Yeni anayasa inşa sürecinin demokratik biçimde yürüyebilmesi ve sivil kuruluşların bu sürece en geniş biçimde katılımlarını sağlayacak özgürlük ve barış ortamı da ancak bu şekilde sağlanabilir, toplumsal gerilimler bu şekilde azaltılabilir. Başta Başbakan olmak üzere bütün siyasi liderleri ve siyasi partileri TBMM’nin meşruiyetini onaracak, anayasanın barış ve özgürlük ortamında hazırlanmasını sağlayacak bu düzenlemeleri yerine getirmeye davet ediyoruz.”

İmzacıların isimleri şöyle: Adalet Dinamit, Prof. Dr. Ahmet Çakmak, Ahmet Ümit, Akın Atalay, Prof. Dr. Ali Akay, Ali Erol (Kaos-GL), Prof.Dr. Ali Nesin, Arjen Ari, Aydın Cıngı, Aydın Engin, Prof. Dr. Ayla Zırh Gürsoy, Ayşe Alnıaçık, Prof. Dr. Ayşe Buğra, Ayşe Günaysu, Ayşegül Devecioğlu, Yrd. Doç. Dr. Ayşen Candaş, Azad Zal, Doç. Dr. Aziz Çelik, Behçet Çelik, Beral Marda, Prof. Bertil Emrah Oder, Prof. Dr. Betül Tanbay, Bircan Yorulmaz, Dr. Burak Çelik, Prof. Dr. Burhan Şenatalar, Cafer Solgun (Yüzleşme Derneği), Celalettin Can (78′liler Vakfı), Celal Yıldırım, Prof. Dr. Cem Say, Dr. Cengiz Arın, Prof. Dr. Cevat Demir, Cihan Uzunçarşılı Baysal, Prof. Dr. Coşkun Özdemir, Çelik Bilge, Çiğdem Aydın (KA.DER), Çiğdem Mater, Yrd. Doç. Dr. Deniz Yükseker, Prof. Dr. Dilek Barlas, Dilek Gökçin, Emine Uşaklıgil, Enis Rıza Sakızlı, Ercan Kanar, Erdal Karayazgan, Erol Kızılelma (SODEV Başkanı), Ersin Salman, Dr. Esen Arslandoğan, Yrd. Doç. Dr. Esra Arsan, Yrd. Doç. Dr. Esra Mungan, Faik Bulut, Fehim Caculi, Feratê Dengizî, Yrd. Doç. Dr. Ferdi Boynak, Prof. Dr. Ferhunde Özbay, Feyyaz Yaman (Karşı Sanat), Prof. Dr. Fikret Adaman, Fikret İlkiz, Filiz Kerestecioğlu, Prof. Dr. Gencay Gürsoy, Gülrihan Dinç Gülsüm Ağaoğlu, Hakan Tahmaz, Halim Bulutoğlu, Halime Güner, Prof. Dr. Hülya Durudoğan, Hülya Gülbahar, Hüseyin Kuzu, Hüsnü Öndül, İbrahim Betil, İnci Hekimoğlu, Îrfan Amîda, Doç. Dr. İzak Atiyas, Prof. Dr. İzzettin Önder, Jaklin Çelik, Jülide Kural, Kadri Gürsel, Kazım Genç, Kemal Ördek (Pembe Hayat), Yrd. Doç. Dr. Koray Çalışkan, Prof. Dr. Kuban Altınel, Prof. Dr. Kuvvet Lordoğlu, Prof. Dr. Kuyaş Buğra, Dr. Kürşad Kahramanoğlu, Lal Laleş, Prof. Dr. Levent Köker, Lokman Şahin, Mahmut Boynudelik, Mebuse Tekay, Dr. Mehmet Karlı, Mehmet Ufuk Peker, Melek Özman, Meltem Aslan, Prof. Dr. Meryem Koray, Dr. Metin Bakkalcı (TİHV Genel Sek.), Dr. Mihri İnal Çakır, Prof. Dr. Mine Eder, Murat Çekiç, Yrd. Doç. Murat Koyuncu, Murat Papşu, Mustafa Koç, Mustafa Sönmez, Mustafa Sütlaş, Nadire Mater, Nazar Büyüm, Necati Özkan, Necdet İpekyüz, Necmiye Alpay, Prof. Dr. Nermin Abadan Unat, Nesteren Davutoğlu, Neşe Yaşin, Nevin Sungur, Nevra Sungur, Nevzat Sayın, Prof. Dr. Nihal Saban, Nimet Tanrıkulu, Niyazi Zorlu, Nora Şeni, Doç. Dr. Nuray Mert, Prof. Dr. Nuray Uzunören, Nurcan Baysal, Nurdan Arca, Prof. Dr. Nükhet Sirman, Yrd. Doç. Dr. Olgun Akbulut, Osman Kavala, Oya Baydar, Doç. Dr. Ozan Erözden, Özge Atalay Çelik, Dr. Özgür Mumcu, Yrd. Doç. Dr. Pınar Bedirhanoğlu, Doç. Dr. Pınar İlkkaracan (Anayasa Kadın Plt.), Dr. Refik Baysal, Remzi Altunpolat (Kaos GL), Dr. Sedef Arat-Koç, Prof. Dr. Selçuk Candansayar, Selda Asal, Semih Poroy, Prof. Dr. Semra Somersan, Doç. Dr. Serhat Güvenç, Sevgi Binbir, Prof. Dr. Sibel Irzık, Prof. Dr. Sibel İnceoğlu, Sibel Yalın, Prof. Dr. Şahika Yüksel, Prof. Dr. Şemsa Ozar, Prof. Dr. Şevket Pamuk, Şeyhmus Diken, Şirin Tekeli, Şöhret Batlaş, Prof. Dr. Tahsin Yeşildere, Tan Morgül, Tarık Günersel (Türkiye PEN), Tatyos Bebek, Tayfun Mater, Umur Çoşkun, Prof. Dr. Ünal Zenginobuz, Vecdi Erbay, Prof. Dr. Yakın Ertürk, Prof. Dr. Yaman Barlas, Prof. Dr. Yasemin İnceoğlu, Yaşar Suveren, Yavuz Önen, Yrd. Doç. Dr. Yeşim Atamer, Yrd. Doç. Dr. Yunus Sözen, Yusuf Limon, Prof. Dr. Zehra F. Kabasakal Arat, Yrd. Doç. Dr. Zerrin İren, Doç. Dr. Zeynep Gambetti, Zozan Özgökçe

Türker tekrar DSP başkanı

DSP Olağanüstü Kurultayı’nda, genel başkanlığa yeniden Masum Türker seçildi.

Büyük Anadolu Oteli’ndeki kurultayda, genel başkanlık için yapılan oylamanın üçüncü turunda, 531 delegenin 418’inin oyunu alan Türker, yeniden DSP Genel Başkanı oldu. Diğer aday Emrah Konuralp ise 112 oy aldı.

Merkez Disiplin Kurulunu da Türker’in listesi kazandı. Türker, yeniden genel başkanlığa seçilmesinin ardından kendisine destek verenlere teşekkür etti.

”Ben değil, DSP kazanmıştır. Bütün arkadaşlarla bundan sonra da beraberiz” diyen Türker, arkadaşlarına parti içi kavga yerine hep birlikte çalışma önerisinde bulundu. Türker, solda birliğin adresinin, iktidarın alternatifinin de DSP olduğunu vurguladı.

Zavar’a af yok mafyaya var

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, adını faili meçhul cinayetlerle ilgili verdiği ifadelerle Türkiye’nin gündemine oturan eski özel harekatçı Ayhan Çarkın’a ait olduğu iddia edilen çay bahçesi önündeki mafya çatışmasından hatırladığımız hükümlü Burçay Kurşunlu’yu (29) “sürekli sakatlığı nedeniyle” affetti. Gül’ün affına ilişkin karar Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi ve mafya bağlantılı Kurşunlu serbest bırakıldı.

Kurşunlu’nun “sürekli sakatlığı”, 2004’te şu anda cezaevinde olan eski özel harekatçı Ayhan Çarkın ve yine cezaevindeki Karagümrük’lü Nuriş’ lakaplı  Nuri Ergin’in adının karıştığı olayda meydana geldi. Çarkın’a ait olduğu iddia edilen Yedikule’deki Barınak Çay Bahçesi’nde 20 Ağustos 2004’te uzun namlulu silah ve bir tabancanın kullanıldığı bir çatışma yaşandı. Çay bahçesinden çıkıp arabalarına binen Ramazan Akyıldız ve arkadaşı Burçay Kurşunlu, iki kişi tarafından kurşun yağmuruna tutuldu.

Çatışmada hayatını kaybeden Ramazan Ayyıldız’ın 9 yıl cezaevinde yattığı ve ‘Karagümrük’lü Nuriş’ lakaplı  Nuri Ergin’in yakın adamı olan Cüneyt Severler’i öldürdüğü iddiasıyla polis tarafından arandığı öğrenildi.  Cumhurbaşkanı Gül’ün “sürekli sakatlığı nedeniyle” affettiği Kurşunlu ise bu çatışmada omzundan yaralandı ve tedavi gördü.

14 YAŞINDAKİ TOYGUN’UN SUÇU NEYDİ?
Bu çatışma Türkiye’nin hafızasına ise suçu sadece ailesiyle sahilde yürümek olan henüz 14 yaşındaki  Toygun Tombil’in de bu çatışma sırasında başına isabet eden kurşunla ölmesi ile kazındı. Bu mafya çatışması sonrası Burçay Kurşunlu yine hapse girdi, bu kez sahte kimlik kullanma ve ruhsatsız silah taşıma suçlarından.

Cumhurbaşkanı Gül’ün Resmi Gazete’nin bugünkü sayısında yayımlanan kararına göre, İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesinin sahte kimlik kullanma ve ruhsatsız silah taşıma suçlarından ayrı ayrı 10’ar ay hapis cezasına çarptırdığı ve cezası kesinleşen Burçay Kurşunlu’nun cezası, “sürekli sakatlık kapsamında” bulunduğunu belirten Adli Tıp Kurumu raporu sebebiyle kaldırıldı.

Zavar’ın cezaevinde ölmesi mi bekleniyor?
Cumhurbaşkanı Gül’ün af yetkisi en son Türkiye’nin gündemine siyasi nedenlerle 15 yıldır tutuklu bulunan ve cezaevinde kanser olan Güler Zere ile oturmuştu. 35 yaşındaki kanser hastası Zere için avukatları 12 Mart 2009’da infazın tedavi sonrasına ertelenmesi için Adana Başsavcılığı’na başvuru yaptı. 7 ay sonra 26 Ekim günü, Türk Tabipleri Birliği, Zere’nin hastalığını geriye dönüşü olmayan bir evrede olduğunu, “Vedalaşma ve huzur hakkı” verilmesini istedi,  Cumhurbaşkanı, Başbakan ve Adalet Bakanlığı’na acil çağrıda bulundu. 6 kasım günü artık tedavi için yapılacak bir şey kalmadığında Zere ancak serbest bırakıldı ve 20 gün sonra ailesinin yanında öldü.

Odak Dergisi yazı işleri müdürü 42 yaşındaki Erol Zavar ise 11 yıldır hapishanede mesane kanseriyle mücadele ediyor. Zavar’ın hayati tehlike arz eden sağlık durumu belgelendiği ve çeşitli sivil toplum kuruluşları tarafından Cumhurbaşkanı’na bu yönde çağrı yapıldığı halde Abdullah Gül Zavar için halen harekete geçmiş değil. Cumhurbaşkanı Gül’ün yıllardır kanser olan bir düşünce suçlusu için kullanmadığı af yetkisini ‘kirli işler’ nedeniyle hapiste bulunan ve yaralanan bir hükümlü için kullanması tepki çekti. (Birgün)

İngiltere’de telekulak krizi

Sanatçılar ve siyasetçilerin ardından terör kurbanları ve cephede hayatını kaybetmiş İngiliz askerlerin ailelerini de dinlediği yolundaki iddialar, köklü İngiliz gazetelerinden “News of the World”a pahalıya patladı.

İngiltere’de boyutları giderek büyüyen telekulak skandalı, ülkenin en yüksek tirajlı pazar gazetesi “News of the World”un kapanmasına neden oldu.
Tabloid ebatlardaki “News of the World”, 66 sayfalık son sayısında “Teşekkürler ve Hoşçakalın” manşetiyle çıktı.
Gazete çalışanlarıyla birlikte bir basın toplantısı düzenleyen genel yayın yönetmeni Colin Myler, okurlarıyla vedalaştı.
7,5 milyon okura elveda

Myler, “Olmak istemediğimiz, hak etmediğimiz bir yerdeyiz. Bu son sayımızla, 7,5 milyon okurumuza ve kadrolarımızın her birine teşekkür ediyoruz” dedi.
674’üncü sayısını yayımlayan gazetenin manşetinde bugüne kadarki sayıların bazılarının fotoğraflarına yer verildi.
Gazetenin baş yazısında, “News of the World”ün 168 yıllık geçmişinde birçok tarihi olaya şahitlik ettiği belirtildi. Telekulak skandalı nedeniyle, sahibi medya patronu Rupert Murdoch tarafından kapatılmasına karar verilen gazetenin yazısında ayrıca “Telefonlar yasa dışı olarak dinlendi ve bundan dolayı üzgünüz. Bunun bir savunması olamaz” ifadesine yer verildi.
İngiltere Başbakanı David Cameron’ın telekulak iddialarına ilişkin iki ayrı bağımsız soruşturma başlatılmasına karar vermesinin memnuniyetle karşılandığı kaydedilen yazıda, “Bu gazetenin yetenekli, kendini işine adamış ve onurlu çalışanları geçmişte birkaç kişinin yaptığı hataların yükünü taşımıştır” ifadesine yer verildi. Yazının sonunda ise gazete, okuyucularına “elveda” dedi.
Murdoch “sorunun kaynağını” buldu

İlk kez 1843 yılında basılan gazeteyi, 1969 yılında Rupert Murdoch satın aldı. Gazetenin yönetim kurulu başkanlığını ise Rupert Murdoch’ın oğlu, James Murdoch yürütüyordu. James Murdoch da telekulak skandalını bireysel hata ve zaaflara bağladı.
Murdoch, “Aramızdan bazılarının icraatı, ne kuruluşumuzun ne de benim inandığım kaliteli gazetecilik anlayışı standartlarıyla uyuşmamaktadır” diye konuştu.
Gazete, 1 sterline (yaklaşık 2,5 TL) satılan son sayısından elde edilecek gelirin, yardım kuruluşlarına bağışlanacağını duyururken, 48 sayfalık bazı çarpıcı manşetlerin yer aldığı sayılarından oluşan hatıra eki de yayımladı.

2,6 milyon tirajlı gazetenin yıllık reklam geliri yaklaşık 40 milyon sterlindi. Murdoch, gazeteyi kapatma kararı almadan önce birçok firma skandal nedeniyle “News of the World”e reklam vermeyi keseceğini açıkladı.
“News of the World” gazetesi, 9 yıl önce kaybolan ve daha sonra cesedi bulunan 13 yaşındaki Milly Dowler’ın, 7 Temmuz 2005 Londra terör saldırıları kurbanlarının ve Irak ile Afganistan’da ölen İngiliz askerlerinin yakınlarının telefonlarını dinlemekle suçlanıyor.
Dowler olayında gazetenin, genç kızın telefonuna bırakılan sesli mesajları dinlediği ve mesaj kutusu dolunca daha fazla mesaj gelmesi için bazılarını sildiği iddia ediliyor.
Gelişmelerle birlikte Başbakan David Cameron’ın da adının anılması, skandalın siyasi boyutunu oluşturdu. “News of the World” gazetesinin eski editörü ve Başbakan David Cameron’ın eski iletişim danışmanı Andy Coulson ile eski kraliyet muhabiri Clive Goodman gözaltına alındı. 9 saatlik sorgunun ardından zanlıların Ekim ayına kadar kefalet karşılığı serbest bırakılmasına karar verildi.
“Dinlenenler” tazminat davaları açtılar
“News of the World” gazetesiyle ilgili telekulak skandalı ilk olarak 2006 yılında gazetenin aralarında ünlü sanatçılar, siyasetçiler ve kraliyet ailesinin yakınlarının da bulunduğu çok sayıda kişinin telefonlarını yasa dışı olarak dinlediğinin ortaya çıkmasıyla gündeme geldi. Gazetenin çarpıcı manşet uğruna yasa dışı telefon dinlemesi yapması, kamuoyunda da tepkilere neden oldu. Telefonları dinlenenlerin bazıları gazete aleyhine tazminat davası açtı.
Murdoch’ın sahibi olduğu “News International” şirketi İngiltere’de, The Sun, The Times, The News of the World gazeteleri ile Sky kanalının yüzde 39’unun sahibi. Gazeteyi kapatma kararının, Murdoch’ın Sky’ın tamamını satın almasının engellenmesini önlemek amacıyla alındığı şeklinde yorumlanıyor.
Skandal büyümeden önce hükümet Murdoch’ın, Sky haber kanalının da içinde bulunduğu BSkyB dijital uydu kanalının tamamını satın almasına olumlu bakıyordu. Murdoch’ın bu isteğinin tehlikeye girdiği yorumları yapılırken, medya patronunun skandalla ilgili olarak Londra’ya gelmesi bekleniyor. (DW)

Kıbrıs’ta vicdani ret davası: 26 Temmuz 2011

0

Lefkoşa, Yeşil Gazete. Kıbrıslı Murat Kanatlı Kuzey Kıbrıs’taki seferberlik uygulamasına 2009 yılından beri gitmiyor. 15 Haziran’daki Askeri Mahkeme öncesi yaptığı açıklamada; dünyadaki hiç bir savaşta taraf olmayacaklarını ve savaş hazırlıklarını ret ettiklerini söyledi. Bu davranışlarının savaşın insan kaynaklarını kurutma çabası olduğunu belirtti. 5 Temmuza ertelenen duruşmada avukatlar konunun Anayasa Mahkemesine havale edilmesini istediler. Böylece dava 26 Temmuza ertelendi.

Kıbrıslı vicdani redciler zorunlu olan seferberliklere katılmayı reddediyorlar

Yunanistan Yeşiller Partisinden Avrupa Parlamenteri Michail Tremopoulos da bir açıklama yayınlayarak Yeşiller için vicdani reddin yalnız temel bir insan hakkı olmasına değil, aynı zamanda barışın inşasına aktif bir katkı olduğuna da inandıklarını söyledi. Kanatlı’nın davasını yakından takip ettiklerini ve tam desteklerinin olduğunu da söyleyen Tremopoulos, vicdani ret açıklamasına karşı cezalandırmanın ortaya çıkması halinde bunun temel Avrupa değerlerine doğrudan saldırı anlamına geleceğini ve buna karşı Avrupa Yeşillerinin harekete geçeceğinin de altını çizdi.

Vicdani reddini açıklamış olan Kanatlı ayni zamanda Yeni Kıbrıs Partisi’nin Genel Sekreteri.

Kıbrıs’ta Vicdani Ret İnisiyatifi de açıklama yayınlayarak anti-militaristleri ve barış aktivistlerini 26 Temmuz, Salı günü saat 9’da Askeri Mahkeme önündeki (Asal Şube yanı) buluşmaya çağırdı Konu ile ilgili açıklama ise şöyle:

 

“Kıbrıs, savaşın acılarını çok yaşadı… Bundan sonra, bu coğrafyada ve dünyada daha fazla savaşlar olmasın diye sesimizi yükseltiyoruz, savaşın insan kaynaklarını kurutmak için vicdani ret hakkımızı kullanıyor, savaşı ve hazırlıklarını reddediyoruz…

Savaş hazırlıklarını reddediyoruz derken her şeyi ile reddettiğimizi açıklıyoruz. Yani zorunlu askerlik yanında seferberlik adı altında her yıl yeniden ve yeniden bir gün, bir saat, bir dakika da olsa askeri kamplara toplanıp, savaş hazırlığı yapılmasını da reddediyoruz. Kıbrıs’ta ve dünyada yapılacak bir savaşta taraf olmayacağımızı açıkladık, savaş hazırlıklarına katılmak da bu nedenle anlamsızlaşmaktadır…

Bu düşüncelerle Kıbrıs’ta Vicdani Ret İnisiyatifi olarak, 26 Temmuz 2011, Salı günü Askeri Mahkeme önünde, savaş hazırlıklarına yani seferberliğe katılmayı reddeden Murat Kanatlı’nın yargılanmasını izlemek ve dayanışmamızı ortaya koymak için sabah 9’da askeri mahkeme önünde olacağız…

Tüm anti-militaristleri ve barış aktivistlerini 26 Temmuz 2011, salı günü, saat 9’da Askeri Mahkeme önündeki (Asal Şube yanı) buluşmaya çağırırız…”

 

(Yelda Çubukçu İliç, Yeni Çağ (Kıbrıs)  )

Akman, Deniz Feneri’nden tutuklandı

Deniz Feneri soruşturmasında gözaltına alınan ve aralarında eski RTÜK Başkanı Zahid Akman, Zekeriya Karaman, İsmail Karahan ve Mustafa Çelik tutuklandı.

Almanya’daki Deniz Feneri e.V. bağlantılı soruşturma kapsamında gözaltına alınan Zahid Akman, Zekeriya Karaman, İsmail Karahan, Mustafa Çelik ve Erdoğan Kara tutuklanmaları istemiyle mahkemeye sevk edilmişti.

Cumhuriyet savcıları Nadi Türkaslan, Abdulvahap Yaren ve Mehmet Tamöz  tarafından sorguları gerçekleştirilen zanlıların, “suç işlemek amacıyla örgüt  kurmak”, “nitelikli dolandırıcılık” ve “sahtecilik” iddiasıyla  tutuklanmaları talep ediliyordu.

Bu isimlerden RTÜK Başkanı Zahid Akman, Zekeriya Karaman, İsmail Karahan ve Mustafa Çelik tutuklandı.

(ajanslar)

Cavendish’ten müthiş final

0

Fransa Bisiklet Turu’nun beşinci etabını son metrelerdeki inanılmaz sprintiyle Mark Cavendish kazandı.

HTC takımının sprinteri Carhaix’den Cap Frehel’e koşulan 16.45 kilometrelik beşinci etabı son anlarda yaptığı müthiş atakla kazanırken Philippe Gilbert ikinci, Jose Rojas da üçüncü oldu.

Yarışın ilk kısmına ise kazalar damgasını vurdu. Son üç yılın şampiyonu Alberto Contador ve Robert Gesink kazaya karışırken, Contador bisikletini değiştirmek zorunda kaldı. RadioShack takımının lideri Janez Brajkovic ise kazadan sonra yarış dışı kaldı.

Sarı mayonun sahibi Thor Hushovd ise unvanını korudu. Cadel Evans Norveçli bisikletçiyi 1 saniye geriden takip ederken Andy Schleck de dört saniye arkasında. Alberto Contador ise liderin 1 dakika 42 saniye gerisinde yer alıyor.

Pakawala Festival sona erdi

Muğla-Denizli arasındaki Topuklu Yaylası’nda 1900 m. rakımda gerçekleşen Pakawala Festival sona erdi. 29 Haziran – 4 Temmuz tarihleri arasında gerçekleşen festival katılımcılara unutulmaz anlar yaşattı.

Shanti Tribe’ın organize ettiği ve yaklaşık 800 kişinin katıldığı etkinlik yayla havasının zor şartlarında, doğayla içiçe, şehir yaşamı ve teknolojiden uzak, günler süren bir buluşma sağladı.

İlk gününde teknik aksaklıklar oluşsa da sonrasında müzik hiç durmadı. Katılımcılar çıplak ayaklarla dans etmenin keyfini sürdü.

Etkinlikte Nirdosh Taza’nın (The Alcemist) tekila-vodka bar performansına ilgi büyüktü. Katılımcılar bara gittiklerinde büyüleyici bir performansla karşılaştılar.

Şafak Yüreklik’in Tavuskuşu ve Fire of Soul’un ateş gösterileri de büyük ilgi gördü.

Yurtiçi ve yurtdışından birçok DJ’in müzik yaptığı etkinliğe yurtdışından katılım da oldukça yüksekti.

Festival 5 Temmuz’da Datça – Domuzçukuru’nda yapılan afterparty ile son buldu.

Festival Habercisi – Yeşil Gazete/ Sanat

“19 maçta şike ve teşvik primi var”

Şike soruşturmasıyla ilgili açıklama yapan Emniyet, Süper Lig ve Bank Asya’daki 19 maçta şike ve teşvik primi tespit edildiğini duyurdu.

İstanbul Emniyeti’nden şike soruşturmasıyla ilgili açıklama geldi.

Emniyet, Süper Lig ve Bank Asya 1. Lig’de 19 maçta şike ve teşvik primi tespit edildiğini duyurdu.

Açıklamada, Mart’ta yapılan menajerlik sınav sorularının da çalınarak satıldığının belirlediği ifade edildi.

Operasyonda 8 ruhsatsız silahın da ele geçirildiği kaydedildi. (Ajanslar)