Ana Sayfa Blog Sayfa 5105

Ahmet Şık için tahliye istenmeyecek

Ahmet Şık‘ın avukatları, beş aydır tutuklu olmasına rağmen hakkında iddianame hazırlanmayan Şık için bundan böyle tahliye talebinde bulunmayacaklarını, derhal yargılanma sürecine geçilmesi gerektiğini belirtti.

Dilekçede, Ahmet Şık’ın suç işlediğine dair “makul” bir kuşkunun varlığı, kişinin yakalanması için sebep olabileceğine ancak kişinin özgürlüğünü kısıtlayacak kadar uzun süreli tutukluluk hali için yeterli olmadığına değinildi. Artık bundan sonra yeniden ve başkaca bir “tahliye” talebinde bulunulmayacağı, bundan sonraki tek talebin Ahmet Şık hakkındaki suçlamalarla ilgili derhal bir iddianame hazırlanması olduğu ifade edildi.

Avukatlar İlkiz ve Atalay son kez tahliye talebinde bulunduklarını belirterek artık Şık’ın hakkı olan yargılama sürecine geçilmesi gerektiğini ifade etti.

“Herkes gibi şüpheli tutuklu Ahmet Şık, kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde bitirilmesini ve hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini isteme hakkına sahiptir. Geriye makul sürede yargılanma hakkını istemekten öte bir talebimiz kalmadığı görüş ve inancındayız.”

(bianet)

Mersin İY’ndan flaş transfer

0

Mersin İdmanyurdu, İsviçre’nin Basel takımında forma giyen Çağdaş Atan‘ı transfer etti.

Kulübün internet sitesinde yer alan açıklamaya göre, transfer çalışmalarını sürdüren kırmızı-lacivertli ekibin anlaştığı Çağdaş Atan, takımın Ankara’daki kampına katıldı.

Kulüp başkanı Ali Kahramanlı, internet sitesinde yer alan açıklamasında, “Transfer çalışmalarımıza yoğun bir şekilde devam ettiğimiz bu dönemde, hocamızın sunduğu rapor doğrultusunda Çağdaş ile görüşmelere başladık. Olumlu geçen görüşmeler sonucunda anlaşmaya varıp Çağdaş’ı kamp yaptığımız otele davet ettik. Mersin’e ve kendisine hayırlı olsun” ifadelerine yer verdi.

Büyük deprem ne zaman? – Mehmet Altan

Bugün 17 Ağustos Depremi’nin 12’nci yıldönümü.Dün medyayı tararken, Kandilli Rasathanesi eski Müdürü Prof. Dr. Ahmet Mete Işıkara’nın “yatıp kalkıp ‘deprem geciksin’ diye dua ediyorum çünkü yapacak daha işlerimiz var” dediği röportajına dalıp gittim…

Ne Ramazan’ın ertesinde kanın gövdeyi götürme ihtimalinin yükselmesi, ne Suriye’ye tampon bölge, ne de tüm dünyanın gözlerini diktiği Sarkozy-Merkel buluşması…

Çünkü dün gibi anımsadığım 17 Ağustos Depremi’ne rahmet okutacak yeni ve o felaketten daha şiddetli bir ‘büyük deprem’ için Işıkara tahmini bir tarih veriyordu:

“Bilim maalesef bir depremin yerini ve büyüklüğünü söyleyebiliyor ama ne zaman olacağını söyleyemiyor. Olasılık hesaplarını deprem verilerine uyarladığımızda riskin en yüksek olduğu tarih 2010 ile 2014 arasında…”

‘İnsanlıktan ırak olsun’ diye dua ettiğimiz böylesi bir büyük felaket her şeyi anlamsız bırakacağı gibi, öngörülmesi imkânsız kaosun da başlangıcı olabilir…

Prof. Iışıkara da depremin ‘Türkiye’nin kalbi Marmara’yı vuracağını’ anımsattıktan sonra şunu da ilave ediyordu:

“Anadolu’daki bir depremde Marmara, Anadolu’nun yaralarını sarar ama Marmara’nın yarasını Anadolu saramaz.”

***

17 Ağustos 1999 gecesi, 03.02’de bir türlü bitmek bilmeyen 45 saniye sırasında, bize kesilen vadenin bittiğini düşünmüştüm…

Ağır bilançosuna bakarken, Türkiye’nin ‘esas yüzünü’ gösteren çok çarpıcı tespitlere de rastladım. Örneğin, o büyük kayıplar ‘resmi’ olan ve ‘resmi olmayana’ göre ayrılmaktaydı:

‘Resmi raporlara göre, 17 bin 480 ölüm, 23 bin 781 yaralanma oldu. 505 kişi sakat kaldı. 285 bin 211 konut, 42 bin 902 işyeri hasar gördü.

Resmi olmayan bilgilere göre ise yaklaşık 50 bin ölüm, ağır-hafif 100 bine yakın yaralanma oldu. Ayrıca 133 bin 683 çöken bina ile yaklaşık 600 bin kişiyi evsiz bıraktı. Yaklaşık 16 milyon insan, depremden değişik düzeylerde etkilendi.’

***

Depreme karşı silahlanan toplumlarda eşdeğer bir sarsıntı bazen çok ufak sıyrıklarla atlatılırken, neden bizde büyük bir çöküntüye sebep oluyor? ‘Depremin bu kadar çok can kaybına yol açmasının sebebi olarak kaçak yapılar, standartlara uygun olmayan binalar ve daha ucuza mal etmek için malzemeden çalan müteahhitler gösterilmektedir.

Depremden sonra tüm Türkiye’de geçerli olmak üzere deprem yönetmeliği çıkarılmış, zorunlu deprem sigortası gibi birtakım düzenlemeler getirilmiş olsa da inşa edilen yeni binaların halen depreme karşı dayanıklı olarak inşa edildiklerini söylemek zordur.

Bu konuda vatandaşı bilinçlendirmek, denetimleri sıkılaştırmak ve yaptırımları uygulamak için devlete büyük bir görev düşmektedir.’

***

‘Siyasetçi-müteahhit-bürokrat’ üçlüsünden oluşan ‘Bermuda Üçgeni’nde resmi rakamlara göre 17 bin 480 kişinin, resmi olmayan bilgilere göre ise yaklaşık 50 bin insanın avantacılık ve beleşçilikten dolayı öldüğü bu vahşet karşısında cezalanan var mı?

‘Yapım hatalarından çöken binaların müteahhitlerine yaklaşık 2 bin 100 dava açıldı.

Bu davalardan 1800’ü kamuoyunda Rahşan Affı olarak bilinen Şartlı Salıverme Yasası ve başka hukuki boşluklardan dolayı cezasız sonuçlanmıştır.

Geriye kalan 300 davanın 110 kadarında ceza verilse de çoğu ertelenmiştir.

Bunun dışında kalan davalar ise 16 Şubat 2007 Cuma günü 7,5 yıllık zaman aşımı sürelerini doldurarak zaman aşımına uğradılar ve düştüler.’

Koskoca Marmara Bölgesi’ni silip süpüren depremdeki tek günah keçisi müteahhit de 7,5 yıl yattıktan sonra birkaç gün önce tahliye oldu.

***

Ne Ramazan’ın ertesinde kanın gövdeyi götürme ihtimalinin yükselmesi, ne Suriye’ye tampon bölge, ne de tüm dünyanın gözlerini diktiği Sarkozy-Merkel buluşması…

Çünkü bugün 17 Ağustos Depremi’nin yıldönümü.

Ve Prof. Işıkara yaşadığımız depremi sollayacak bir büyük deprem için tarih veriyor:

“Bilim maalesef bir depremin yerini ve büyüklüğünü söyleyebiliyor ama ne zaman olacağını söyleyemiyor. Olasılık hesaplarını deprem verilerine uyarladığımızda riskin en yüksek olduğu tarih 2010 ile 2014 arasında…”

Mehmet Altan – Star

HTC’yle Apple’ın patent savaşı

Tayvan merkezli akıllı telefon markası HTC, patent haklarını ihlal ettiği iddiasıyla Apple hakkında ABD’de dava açtı.

HTC, iPhone, iPad, iPod cihazlarıyla Mac bilgisayarların ABD’ye ithalini durdurmaya çalışıyor.

Dava iki şirket arasında son dönemde yaşanan hukuk savaşlarının son halkasını oluşturdu.

Akıllı telefon satışlarıyla ilgili rekabet pazartesi günü Google’ın Motorola’nın cep telefon şirketini 12.5 milyar dolar ödeyerek satın almasıyla yeni bir aşamaya girmişti.

HTC ile Apple arasında ise yoğun bir satış rekabeti yaşanıyor.

HTC yöneticilerinden Grace Lei, ”Fikri mülkiyet haklarımızı, sektörde işbirliği yaptığımız şirketleri ve daha da önemlisi HTC ürünlerinmi kullanan tüketicilerimizi korumak için Apple’a karşı yasal mücadele başlattık” dedi.

Apple ise BBC’nin yorum talebini yanıtsız bıraktı.

Akıllı telefon sektöründeki hukuk mücadelesi sadece HTC ile Apple arasında yaşanmıyor.

Motorola, Nokia, Google ve Samsung da, bir ya da birden fazla patent davalarıyla mahkemelik olmuş durumda. (Ajanslar)

‘Televizyon sigaradan zararlı’

Günde bir saat televizyon izlemenin sağlığa, sigaradan bile daha zararlı olduğu belirlendi.

Avustralya‘da yapılan bir araştırmaya göre, 25 yaşından büyüklerde bir saat televizyon izlemek, ortalama yaşam süresini 22 dakika kısaltıyor.

Bir sigara içmekse yaşam süresini 11 dakika azaltıyor.

Queensland Üniversitesi‘ndeki araştırmada yer alan bilimadamları, günde altı saat televizyon izlemenin ortalama yaşam süresini beş yıl azalttığı uyarısında bulundu.

Televizyon izlemenin, sigara ve obezite kadar ciddi bir kamu sağlı sorunu olduğuna da dikkat çekildi.

Uzmanlar, küçük miktarlarda egzersizin bile sağlığa önemli katkıları bulunduğuna da dikkat çekiyor.

Bu uzmanları, doğrular nitelikte bir araştırma da Tayvan’da yapıldı.

Günde sadece 15 dakika egzersiz yapmanın ortalama yaşam süresini üç yıl daha uzattığı ve ölüm riskini yüzde 14 azalttığı belirlendi.

Lancet Tıp Dergisi‘nde yayımlanan çalışmaya göre, egzersizin sağlığa herhangi bir katkısı olması için yapılması gereken minimum egzersiz de bu.

Araştırma, Tayvan’da 400 bin kişinin değerlendirilmesiyle yapıldı.

Çalışmaya göre, günde en az 15 dakika, haftadaysa 90 dakika egzersiz, yaşam süresini 3 yıl daha uzatıyor.

Uzmanlar, egzersiz yapmaya başlayanların, kısa bir dönem içinde bu suraları çok aştığını vurguluyor.

Araştırmada dikkat çeken bir başka bulgu da, egzersiz süresi arttıkça sağlığa katkılarının da büyümesi.

Bilimadamları, her 15 dakika ilave egzersizin, ölüm oranlarını yüzde 4 azalttığını kaydediyor.

(BBC)

CHP’nin yeni MYK’sı belli oldu

CHP’de yeni Merkez Yönetim Kurulu (MYK) üyeleri belirlendi.

CHP’den yapılan yazılı açıklamada, Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun yeni MYK üyelerini belirlediği belirtildi. Genel Sekreter Bihlun Tamaylıgil‘in yerini koruğu yeni listede Örgütlenme ve Örgüt Yönetimlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı, Gürsel Tekin‘in yerine Nihat Matkap oldu.

Yeni MYK’da Gürsel Tekin, daha önce Erdoğan Toprak’ın sorumlu olduğu Tanıtım Basın ve Propaganda’dan sorumlu Genel Başkan Yardımcısı oldu.

Toprak ise daha önce Hurşit Güneş’in yürüttüğü İdari ve Mali İşlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcılığı görevine getirildi.

Yeni MYK’da Genel Sekreter Bihlun Tamaylıgil’in yeri değişmedi. Eski büyükelçilerden Osman Korutürk’ün yürüttüğü Dış İlişkiler ve Yurtdışı Örgütlenmelerden sorumlu Genel Başkan Yardımcılığı’na yine eski büyükelçilerden olan Faruk Loğoğlu getirildi.

Daha önce Süheyl Batum’un üstlendiği Seçim ve Hukuk İşlerinden sorumlu Genel Başkan Yardımcığı’na ise Atilla Emek getirildi. Önceki MYK’da Volkan Canalioğlu’nun sorumlu olduğu Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Gökhan Günaydın oldu.

Yeni MYK’da 10 milletvekili yer aldı. MYK’da daha önce 3 olan kadın üye sayısı ise 4’e yükseldi. MYK’ya 9 yeni isim girdi.

Nihat Matkap, Atilla Emek, Gökhan Günaydın, Yakup Akaya, Faruk Loğoğlu,Birgül Ayman Güler, M. Zeki Gündüz, Perihan Sarı, Ayten Kayalıoğlu MYK’ya giren yeni isimler olurken Hurşit Güneş, Süheyl Batum, Volkan Canalioğlu, Umut Oran, İzzet Çetin, Osman Korutürk, Gülsün Bilgehan, Engin Altay, Alaattin Yüksel, Sena Kaleli MYK dışında kaldı.

CHP’de yeni MYK şöyle:

Nihat Matkap: Örgütlenme Ve Örgüt Yönetimlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı

Erdoğan Toprak: İdari Ve Mali İşlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı

Atilla Emek :Seçim Ve Hukuk İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı

Gürsel Tekin: Tanıtım, Basın ve Propagandadan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı.

Gökhan Günaydın: Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı

Yakup Akkaya: İşçi Memur Sendikaları, Emekliler Ve Emek Bürolarıyla Sendikaları, Meslek İşveren Kuruluşları Ve Diğer Sivil Toplum Kuruluşlarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı.

Faruk Loğoğlu: Dış İlişkiler Ve Yurtdışı Örgütlenmelerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı.

Birgül Ayman Güler: Kadın örgütlenmesi ve kadın kollarından sorumlu genel başkan Yardımcısı.

M. Zeki Gündüz: Gençlik örgütlenmesi ve gençlik kollarından sorumlu genel başkan yardımcısı.

Faik Öztrak: Ekonomik Ve Mali Politikalardan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı

Ayten Kayalıoğlu: Halkla İlişkilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı

Sencer Ayata: Ar-Ge; Bykp’den Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı

Perihan Sarı: Partiiçi Eğitimden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı

Mehmet Emrehan Halıcı: Bilgi Ve İletişim Teknolojilerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı

Sezgin Tanrıkulu: İnsan Haklarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı

Bihlun Tamaylıgil: Genel Sekreter.

İnternet üzerinden isyan çağrısına dört yıl hapis cezası

İngiltere‘de geçen hafta yaşanan ayaklanma sonrasında devam eden yargılamalar kapsamında iki kişi internet üzerinden isyan çağrısı yapmaktan dört yıl hapis cezasına çarptırıldı.

Facebook üzerinden, yaşadıkları Northwich bölgesinde “internet üzerinden isyana teşvikte etmek suçundan” hapis cezasına mahkum olan iki kişinin 21 ve 22 yaşında oldukları açıklandı.

Londra’daki olayların başlaması ardından Facebook’ta “Norwich Town’u darmadağın edelim” isimli çağrıyı yayan Jordan Blackshaw’ın yorum olarak “yaşananları dört bir yana yaymalıyız” cümlesini yazdığı bildirildi.

Hüküm giyen Perry Sutcliffe-Keenan ise Facebook çağrısında kullanıcıları 10 ağustos günü 19.00 ile 22.00 saatleri arasında isyana davet etmekle suçlandı.

İki gence hapis cezasını veren hâkimin “ülkemizi toplumsal çılgınlığın sardığı bir anda yaptığınız bu çağrılar tüyler ürpertici” dediğinin belirtilirken, iki gencin Facebook üzerinden yaptıkları isyan çağrısına karşılık veren kimsenin olmadığı bildirildi.

Bugünkü Guardian gazetesinin “Hâkimler sertleşiyor” başlığıyla verdiği konuyla ilgili haberde bazı sivil toplum kuruluşlarının bugün açıklanan kararın ölçüsüz olduğu yönünde eleştirilerde bulundukları söylendi.

İngiltere’de geçen hafta yaşanan şiddet olaylarıyla ilgili yaklaşık 1300 kişinin hâkim karşısına çıkarıldı ve bunlardan 700 kadarı göz altında tutuluyor.

Guardian’ın konuyla ilgili bir diğer haberinin başlığı ise “Polis’in akıllı telefonlara sızması isyanı zayıflattı”.

Haberde İngiliz emniyetinin olayların ilk günüde gözaltına aldığı kişilerin telefonları üzerinden, aralarında Twitter’ın da yer aldığı sosyal iletişim ağlarına girerek, süren yazışma ve hazırlıkları takip ettiği söylenmiş.

Guardian’ın haberinde emniyet yetkililerinin olaylar sırasında sosyal iletişim ağlarını devre dışında bırakmayı da düşündükleri ancak bu taleplerinin yasal olmaması sebebiyle iç işleri bakanlığı tarafından reddedildiği belirtilmiş. (BBC, Yeşil Gazete)

Öcalan’ın avukatlarına bir yıllık yasak

İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi, İmralı Cezaevi’nde hükümlü olan Abdullah Öcalan ile haftalık görüşmelerini gerçekleştiren ve ”PKK’ye yardım ettikleri” iddiasıyla yargılanan avukatlarından 4’ünün, Öcalan’ın avukatlığını yapmalarını bir yıl süreyle yasakladı.

İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi, ”PKK’ye hiyerarşik yapıya dahil olmadan yardım ettikleri ” iddiasıyla yargılanan avukatlar Ergün Canan, Servet Demir, Cengiz Çiçek ve Davut Uzunköprü‘nün, hükümlü Abdullah Öcalan’ın müdafi ve vekliliğini yapmalarının CMK’nın 151. maddesinin 3 ve 4. fıkraları gereğince, dosya kapsamı ve mevcut delil durumu da göz önüne alınarak bir yıl süreyle yasaklanmasını kararlaştırdı.

CMK’nın 151. maddesinin 3 ve 4. fıkraları ”149. maddeye göre seçilen veya 150. maddeye göre görevlendirilen ve Türk Ceza Kanunu’nun 220 ve 314. maddelerinde sayılan suçlar ile terör suçlarından tutuklu ve hükümlü olanların müdafilik veya vekillik görevini üstlenen avukat hakkında bu fıkrada sayılan suçlar nedeniyle kovuşturma açılması halinde tutuklu veya hükümlünün müdafilik veya vekilliğini üstlenmekten yasaklanabilir.

Cumhuriyet savcısının yasaklamaya ilişkin talebi hakkında, müdafi veya vekil hakkında açılan kovuşturmanın yapıldığı mahkeme tarafından gecikmeksizin karar verilir. Bu kararlara karşı itiraz edilebilir. İtiraz sonucunda yasaklama kararının kaldırılması halinde avukat görevini devam ettirir. Müdafilik görevinden yasaklama kararı, kovuşturma konusu suçla sınırlı olmak üzere bir yıl süre ile verilebilir. Ancak, kovuşturmanın niteliği itibariyle bu süreler 6 aydan fazla olmamak üzere en fazla 2 defa uzatılabilir. Kovuşturma sonunda mahkumiyet dışında bir karar verilmesi halinde, kesinleşmesi beklenmeksizin yasaklama kararı kendiliğinden kalkar” hükümlerini içeriyor.

(Ajanslar)

Hakkari’de askeri konvoyun geçişi sırasında patlama

Hakkari-Çukurca karayolunda askeri konvoyun geçişi sırasında gerçekleşen mayın patlaması sonucunda yedi asker hayatını kaybetti.

Hakkari’de dün akşam ve gece saatlerinde yaşanan iki patlamanın ardından, bir patlama haberi de bugün Hakkari-Çukurca karayolundan geldi.

Bu sabah saat dokuzda Hakkari-Çukurca karayolunda askeri konvoyun geçişi sırasında yaşanan patlama sonrasında olay yerine gelen askeri birliğe kurulan pusuda yedi asker hayatını kaybetti.

Saldırı sonrasında yaralıların da olduğu açıklanırken, bölgede hava destekli, geniş çaplı operasyon başlatıldığı ifade edildi.

Olayın ardından açıklama yapan Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz, “Sabrımızı taşırmaya çalışıyorlar” dedi.

Milliyet gazetesinin haberine göre, sabah saat dokuz sıralarında, Çukurca karayolunun 15. kilometresinde bulunan Vali Erdoğan Gürbüz çeşmesi yakınlarında askeri konvoyun geçişi sırasında patlama meydana geldi.

Öte yandan gece saat 00.40 sularında Hakkari’de büyük bir patlama daha yaşandı. Patlamanın nerde yaşandığına ilişkin bir bilgiye ulaşılmadı