Ana Sayfa Blog Sayfa 5083

‘Savaşçı’ hastane oluyor

0

Greenpeace’in bayrak gemisi Rainbow Warrior II (Gökkuşağı Savaşçısı), hastane gemisi olarak kullanılmak üzere Bangladeş merkezli sivil toplum kuruluşu Friendship’e devredildi.

22 yıl boyunca çevreyi korumak adına Türkiye de dahil tüm dünyayı dolaşan Rainbow Warrior gemisinin yeni adı, Bengal dilinde gökkuşağı anlamına gelen ‘Rongdhonu’. Gemi bundan böyle sağlık hizmetlerine erişimi hiç olmayan ya da çok az olan Bangladeş sahil şeridi ve Bengal Körfezi’nde sağlık hizmetleri sunacak.

Greenpeace’in Rainbow Warrior’suz geçirdiği günler ise çok uzun sürmeyecek. Rainbow Warrior ismini taşıyacak üçüncü geminin yapımı tamamlanmak üzere. Yeni gemi, Greenpeace’in 40. yılını kutladığı 2011 Ekim ayı içerisinde kuruluşun diğer gemilerine katılacak.

İlk Rainbow Warrior gemisi, 1985 yılında Fransız hükümeti ajanları tarafından bombalanıp batırılmış, bugün Friendship organizasyonuna devredilen gemi ise, onun yerine Greenpeace için ilk kez 1989 yılında denizlere açılmıştı. 20 yılı aşkın süre boyunca gemi, dünya okyanuslarındaki yasadışı kereste ticaretini durdurdu, nükleer silah denemelerine, aşırı avlanmaya, balina avcılığına, savaşlara, küresel ısınmaya ve diğer çevre suçlarına karşı çıktı. Rainbow Warrior II’nin son görevi ise Fukuşima açıklarından radyasyon örneği toplamaktı.

Friendship organizasyonu, tıbbi yardım ve acil durum müdahaleleri konusunda uzmanlaşmış ve on yıldır faaliyet gösteren bir sivil toplum kuruluşu. Organizasyonun üçüncü hastane gemisi olacak olan Rongdhonu, çevre mücadelesinden sonra, şimdi de sağlık ve insanlık onuru için görev yapmaya devam edecek.

Greenpeace Uluslararası Genel Direktörü Kumi Naidoo, “Rainbow Warrior’ın yeni görevi, adını aldığı Cree kabilesi kehaneti ile de örtüşüyor. O kehanette, ‘Yerküre’nin hastalanacağı bir zaman gelecek ve o zaman geldiğinde dünyanın dört tarafında lafa değil, işe bakan insanlar toplanıp bir kabile oluşturacaklar. Yerküre’yi iyileştirmek için çalışacaklar. Onlara Gökkuşağı Savaşçıları adı verilecek’ deniyordu. Rainbow Warrior, şimdi Rongdhonu adıyla bu onurlu görevine devam edecek ve sağlık hizmetlerine erişimi olmayan insanlara sağlık ve acil durum yardımı sağlayacak” dedi.

Güneş ışınlarından korunmanın sırrı mercanlarda mı gizli?

Bilim insanlarına göre güneş ışınlarının zararlı etkilerinden koruyan bir hap, beş yıl içinde piyasaya sürülebilir.

İngiliz araştırmacılar, mercanların doğal savunma mekanizmasından hareketle insanları ultraviyole ışınlardan koruyacak bir hap üretilebilmesini umuyor.

Böyle bir hapın sadece derideki değil, gözlerdeki hasarı da önleyebileceği belirtiliyor.

Ancak uzmanlar böyle bir ürünün, insanların aşırı dozda kullanmalarını önlemek için, reçeteyle satılmasının gerekebileceğini söylüyor.

İnsanlardaki denemelerin yakında başlatılması planlanıyor.

Bilimadamları bir süredir mercanların barındırdıkları su yosunlarıyla ultraviyole ışınlarına karşı ortaklaşa koruma sağladıklarını biliyorlardı.

Ancak bunun nasıl olduğu anlaşılamamıştı.

Uzmanlar su yosunlarında bulunan bir bileşimin mercanlara geçtiğini ve bunun her ikisi için de koruma sağladığını düşünüyor.

Üstelik bu koruma özelliği su yosunlarından beslenen balıklara da geçiyor.

İnsan vücudunun D vitamini üretebilmesi için ultraviyole ışınları alması şart.

Aşırı güneş koruması da D vitamini eksikliğiyle sonuçlanabiliyor, bu da kemik erimesine yol açıyor.

Londra’daki King’s Koleji’nde üç yıldır bu projeyi yürüten Doktor Paul Long, benzer bir ortamı laboratuarda yaratıp biyo sentetik bir hap üretebileceklerine inanıyor.

Araştırmanın başka bir kullanımı da güneşe toleransı yüksek mahsullerin üretilmesini ve bu sayede üçüncü dünya ülkelerinde sürdürülebilir tarımın geliştirilmesinin önünü açabilir.

Avrupa’da transfer gününün son hareketleri

0

Avrupa Ligleri için transferin son günü geldi çattı. Çoğu takım kadrosunu şekillendirmiş olsa da işini son güne bırakanlar, 31 Ağustos gecesinin son saatlerine kadar çalışmalarını devam ettirecek.

İSPANYA LA LİGA
* Getafe’den büyük umutlarla Real Madrid’e yaklaşık 10 milyon euro karşılığında transfer edilen Pedro Leon, eski takımına kiralandı. Mourinho’nun kadroasunda düşünmediği genç oyuncu için satın almak opsiyonu da Getafe takımında olacak

* Fenerbahçe’nin yıldızı Gökhan Gönül ile bir süre ilgilenen ancak Gökhan’ın yüksek bonservis bedeli nedeniyle transferi gerçekleştiremeyen Valencia, bu bölge için Valladolid’in sağ beki Antonio Barragan’ı transfer etti.

* Arda Turan’ın takımı Atletico Madrid, transferin son gününde de bir bomba patlattı. Wolfsburg’un kadro dışı bıraktığı Brezilyalı Diego, artık La Liga’da forma giyecek.

* İspanya La Liga ekiplerinden Villarreal, Mallorca’nın başarılı orta saha oyuncusu Jonathan de Guzman’ı 5 yıllığına kadrosuna kattı.

* İspanya La Liga ekiplerinden Espanyol, son günde oldukça hareketli saatler yaşadı. Daha önce ismi Bursaspor ve Trabzonspor ile anılan Sevilla’nın defansif orta saha oyuncusu Romaric ile 3 yıllık sözleşme imzaladı.

* Real Zaragoza, Sporting Lizbon’un tecrübeli golcüsü Helder Postiga’yı 1 milyon euro bonservis bedeliyle transfer etti. Postiga, kariyerine artık La Liga’da devam edecek.

* Bu sezon yeniden La Liga’da mücadele eden Betis, Kızılyıldız’ın sol bek oyuncusu Dusko Tosic’i sezon sonuna kadar kiraladı.

ALMANYA BUNDESLİGA
* Barcelona da kadrosunda düşünmediği bir oyuncusunu kiralık olarak yolladı. Belaruslu Aleksander Hleb, yeni sezonda kiralık olarak Bundesliga’da Wolfsburg forması giyecek.

* Kaiserslautern’in Hırvat orta saha oyuncusu Ivo Ilicevic, Hamburg ile 4 yıllık sözleşme imzaladı. 25 yaşındaki orta saha oyuncusu, Hamburg ile 4 yıllık sözleşme imzaladı.

İTALYA SERİE A
* Bundesliga ekiplerinden Mönchengladbach forması giyen Amerikalı orta saha oyuncusu Michael Bradley, Serie A takımlarından Chievo’ya transfer oldu.

* Wolfsburg’un geçen sezon başında büyük umutlarla transfer ettiği Danimarkalı stoper Simon Kjaer, sezon sonuna kadar Roma’ya kiralandı. Almanya’da bekleneni veremeyen Kjaer’in, Serie A’da neler yapacağı ise büyük merak konusu.

* Roma, 31 Ağustos’un en haraketli takımlarından biri olarak ön plana çıktı. Başkent ekibi, Lyon’dan Miralem Pjanic’i transfer ederek, orta sahasına önemli bir takviyede bulundu.

* Alexis Sanchez’i Barcelona’ya astronomik bir transfer ücreti ile satan Udinese, Güney Amerika’dan bir başka yıldız adayı Roberto Pereyra’yı kadrosuna kattı. River Plate forması giyen Pereyra, 20 yaşındaki oyuncu için 4 milyon euro bonservis ödeyen Udinese, genç yıldız ile 5 yıllık sözleşme imzalayacak.

* Roma, Real Madrid’in Arjantinli orta saha oyuncusu Fernando Gago’yu sezon sonuna kadar kiraladı. Luis Enrique, orta sahanın defansif yönü için önemli bir oyuncuyu kadrosuna kattı.

* Javier Pastore’yi PSG’ye 43 milyon euroya satan Palermo, Atalanta’dan Edgar Barreto ve Bari’den Edgar Reyes Alvarez’i transfer etti. İki orta saha oyuncusunu, transferin son gününde kadrosuna katan Palermo, Pastore’den boşalan orta sahaya takviyede bulundu.

* Juventus, Hamburg’un sol kanat oyuncusu Eljero Elia’yı transferin son gününde kadrosuna katmayı başardı. Juve’nin resmi sitesinden yapılan açıklamada, Elia için 9 milyon euro bonservis ödeneceği açıklandı.

* Inter, uzun süredir ilgilendiği Arjantinli forvet Mauro Zarate’yi sonunda kadrosuna kattı. Lazio’dan transfer edilen Zarate, bu sezon kiralık olarak Inter forması giyecek. Ayrıca Inter, daha önceden anlaşmaya vardığı Forlan’ın transferini resmen açıkladı.

* Brescia’nın genç yıldız adayı Lorenzo Tassi, Inter’e transfer oldu.

* Palermo’nun başarılı orta saha oyuncusu Antonio Nocerino, son şampiyon Milan’a transfer oldu. Nocerino, Milan ile 5 yıllık sözleşme imzaladı.

* Yeni sezon öncesi kadrosunu güçlendirmek için yoğun çaba harcayan Atalanta, Roma’dan Matteo Brighi ve Napoli’den Luca Cigarini’yi transferin son gününde kiralık olarak kadrosuna kattı.

FRANSA 1. LİGİ
* Bir dönem İngiltere futbolunun ‘altın çocuğu’ olarak adı anılan Joe Cole, Liverpool tarafından son Fransa şampiyonu Lille’e kiralandı. Liverpool, bu transferi resmi internet sitesinden de açıkladı.

* Türk takımlarının da bir dönem ciddi şekilde ilgilendiği Christian Poulsen, Fransa Lig 1 ekiplerinden Evian’a kiralandı. 31 yaşındaki oyuncu, geçtiğimiz sezon Juventus’tan, 5 milyon euro karşılığında Liverpool’a transfer olmuştu.

* Günün önemli transferlerinde biri ise Lyon’dan geldi. Fransa ekibi Le Havre’nin yıldız adayı Gueida Fofana’yı 2015 yılına kadar kadrosuna kattı. Bonservisi için 1.8 milyon euro ödenen Fofana, Lyon ile 4 yıllık sözleşme imzaladı.

* Sezona büyük bir hayal kırıklığı yaşayarak başlayan Arsenal, genç oyuncusu Gilles Sunu’yu Fransa ekiplerinden Lorient’e yolladı. Fransız oyuncu, geçtiğimiz sezon kiralık olarakta forma giydiği Lorient ile 4 yıllık sözleşme imzaladı.

İNGİLTERE PREMİER LİGİ
* Geçtiğimiz hafta sonu aldığı 8-2’lik Manchester United mağlubiyetinin ardından Arsenal, transfere hız verdi. Kadronun yetersiz olduğunu düşünen Arsene Wenger, Fenerbahçeli Andre Santos’un ardından defansa bir oyuncu daha aldı. Werder Bremen forması giyen Per Mertesacker, artık Londra ekibinde forma giyecek.

* Premier Lig ekiplerinden Fulham, Juventus’un tecrübeli defans oyuncusu Zdenek Grygera’yı kadrosuna dahil etti. Grygera için eski kulübü Juventus’a bonservis ücreti ödenmeyecek.

* Manchester United’da düzenli olarak forma şansı bulamayan İngiliz oyuncu Owen Hargreaves, Machester’in diğer yakasına transfer oldu. City, Hargreaves ile 1 yıllık sözleşme imzaladı.

* İngiltere Premier Lig takımlarından Wigan Athletic, Celtic’ten Shaun Maloney’i kadrosuna kattı. 28 yaşındaki oyuncu, Wigan ile 2 yıllık sözleşme imzaladı.

* 31 Ağustos’un en hareketli takımlarından biri olan Wigan, Chelsea’nin genç defans oyuncusu Patric Van Aanholt’u kiraladı. 21 yaşındaki oyuncu, sezon sonuna kadar Wigan forması giyecek.

* Transfer döneminde adı sık sık Fenerbahçe ile anılan Scott Parker, Tottenham’a transfer oldu. Tecrübeli orta saha oyuncusu, geçtiğimiz sezon Premier Lig’in en iyi oyuncusu seçilmişti.

* Stoke City, İngiltere’de transferi son gününe damga vurdu. Stoke, Tottenham’ın iki yıldızı Peter Crouch ve Wilson Palacios’u toplam 18 milyon sterline kadrosuna kattı.

* Bolton, Liverpool’dan 22 yaşındaki Fransız forvet oyuncusu David Ngog ile 3 yıllık sözleşme imzalarken Chelsea’nin genç oyuncusu Kakuta’yı da Ocak ayına kadar kiraladı.

* İngiltere Premier Lig’in yeni takımı Queens Park Rangers, Manchester City’de istenileni bir türlü vermeyen kanat oyuncusu Shaun Wright-Phillips’i kadrosuna kattı. 29 yaşındaki oyuncu, QPR ile 3 yıllık sözleşme imzaladı.

* Arsenal ve Arsene Wenger, son dakika transferlerine devam ediyor. Londra ekibi, Everton’un İspanyol orta saha oyuncusu Mikel Arteta’yı renklerine bağladı.

* Fulham, Hollanda’da Twente forması giyen Kosta Rikalı golcü Bryan Ruiz ile 5 yıllık sözleşme imzaladı.

* Aston Villa, Tottenham’ın 26 yaşındaki defans oyuncusu Alan Hutton’ı transferin son gününde kadrosuna dahil etti. Villa, Tottenham’ın bir başka oyuncusu Jermaine Jenas’ı da kiraladı.

* Chelsea’nin Portekizli çalıştırıcısı Andre Villas-Boas, ısrarla istediği orta saha oyuncusu Raul Meireles’i kadrosuna dahil etti. 28 yaşındaki oyuncu ile 4 yıllık sözleşme imzalandı.

* Manchester City’nin tecrübeli forvet oyuncusu Craig Bellamy, Liverpool ile sözleşme imzaladı. Bellamy, yeni takımında 39 numaralı formayı giyecek.

* Blackburn Rovers, Birmingham City’nin 24 yaşındaki savunma oyuncusu Scott Dann’i renklerine bağladı. Dann için yaklaşık 7 milyon euro bonservis ücreti ödeyen Blackburn, oyuncuyla 4 yıllık sözleşme imzalayacak.

* Sunderland’in tecrübeli defans oyuncusu Anton Ferdinand, QPR ile üç yıllık sözleşme imzaladı. 26 yaşındaki oyuncu, kariyerine Londra’da devam edecek.

* Galatasaray’a transfer olacağı yönünde haberler de çıkan Hollandalı Royston Drenthe, kiralık olarak Everton’ın yolunu tuttu. Real Madrid’de istediği şansı bulamayan Drenthe, artık şansını Premier Lig’de deneyecek.

* Arsene Wenger’in yıllardır büyük umutlarla beklediği Danimarkalı Nicklas Bendtner, bir türlü istediği patlamayı gerçekleştiremedi. 23 yaşındaki hücum oyuncusu sezon sonuna kadar Sunderland’e kiralandı.

* Fatih Terim’in transfer listesinin üst sıralarında bulunan İsrailli oyuncu Yossi Benayoun, sezon sonuna kadar Arsenal’e kiralandı. 31 yaşındaki oyuncu, Arsenal’in 31 Ağustos transferlerinden birisi oldu.

HOLLANDA LİGİ
* Hollonda Ligi’nde şampiyonluğun en büyük adaylarından biri olan PSV Eindhoven, Groningen’in Sloven golcüsü Tim Matavz’ı 7 milyon euro karşılığında kadrosuna kattı. 22 yaşındaki oyuncu, PSV ile beş yıllık sözleşme imzaladı.

* Transfer dönemi boyunca PSV’den ayrılmak istediğini söyleyen Otman Bakkal, sonunda amacına ulaştı. Otman Bakkal, bu sezonu bir başka Hollanda ekibi Feyenoord’da kiralık olarak geçirecek.

* Manchester City’nin dünyaca ünlü forvetlerinin gölgesinde kalan İsveçli John Guidetti, sezon sonuna kadar Hollanda ekibi Feyenoord’a kiralandı. Guidetti, geçtiğimiz sezon sadece 1 kez City forması giyebilmişti.

* Hollanda Ligi’nin iddialı takımlarından Twente, Feyenoord’un orta saha oyuncusu Leroy Fer’i kadrosuna dahil etti. Leroy Fer için ödenen bonservis bedeli açıklanmazken, Hollandalı oyuncu ile 4 yıllık sözleşme imzalanacak.

GÜNÜN ÖNE ÇIKAN DİĞER TRANSFERLERİ
* Fenerbahçe’nin eski oyuncusu Mateja Kezman, BATE Borisov ile anlaşma sağladı. Sırp oyuncu, BATE’nin Şampiyonlar Ligi kadrosuna da dahil edildi.

* Sporting Lizbon, Atletico Madrid’in Brezilyalı orta saha oyuncusu Elias ile 5 yıllık sözleşme imzaladı.

* Dinamo Kiev,  Cruziero’da forma giyen genç yıldız adayı Dudu’yu kadrosuna kattı. 19 yaşındaki Dudu, Kiev ile 5 yıllık sözleşme imzaladı. Ayrıca Kiev, Deportivo Cali’den Pablo Andres Escobar’ı da renklerine bağladı.

(Ntvspor)

1 Mayıs mahallesinde kuruluş festivali

9. Geleneksel 1 Mayıs Mahallesi Kuruluş Festivali bugün başlıyor. 2 Eylül 1977’de mahalleye gelen yıkım ekiplerinin müdahalesi sonucu yaşamını yitiren 10 kişinin anılacağı festivalde, paneller düzenlenecek, konserler yapılacak.

1 Mayıs Mahallesi Kuruluş Festivali, bu yıl da 1-2-3 Eylül günlerinde, Deniz Gezmiş Parkı’nda düzenlenecek. Festival, DHF, Halk Cephesi, Partizan, KÖZ, ESP, 1 Mayıs Mahallesi Güzelleştirme Derneği, Doğuş Spor Kulübü, Pir Sultan Abdal Ataşehir Cemevi ve Dersimliler Derneği’nin de aralarında bulunduğu kurumlar tarafından organize ediliyor.

9. Geleneksel 1 Mayıs Mahallesi Kuruluş Festivali’nin ilk gününde “Güvencesiz Çalışma, Kriz ve Mücadele Biçimleri” konulu panel düzenlenecek. Akşam ise Grup Gölgedekiler, Murat Ateş, Cihan Çelik ve Grup Vardiya sahne alacak.

Festivalin ikinci gününde, saat 14.30’da Cennet Düğün Salonu önünden başlayacak yürüyüş yapılacak. Yürüyüşün ardından 2 Eylül 1977’de yaşamını yitirenler için vuruldukları yere karanfil bırakılacak. Aynı gün saat 17.00’da “Ortadoğu’daki Halk Hareketleri” başlıklı panel düzenlenecek. Akşam ise Telli Kılıç, Grup İsyan Ateşi, Bandista ve Pınar Sağ’ın konserleri var.

Festivalin son gününde “Mahallenin Tarihçesi Kentsel Dönüşüm ve Yıkımlar” başlıklı forum ve “Kadına Yönelik Şiddet” paneli yapılacak. Tiyatro Simurg’un sahne alacağı festival, Grup Mayıs, Esra Öztürk, Ayla, Grup Munzur, Hüseyin Uğurlu’nun konserleriyle son bulacak.

Festivalin tam programı şöyle:

1. GÜN (1 Eylül)
‘Güvencesiz Çalışma , Kriz ve Mücadele Biçimleri’

Konuşmacılar
*Veysel Aslan (Belediye İş Sen 2 Nolu Şb. Eğitim Uzmanı)
*Yeni Demokratik Sendikal Birlik Temsilcisi
*Kamu Emekçileri Sendikası Temsilcisi

KONSER
*Grup Gölgedekiler
*Murat Ateş
*Semah ( PSAKD )
*Cihan Çelik
*Grup Vardiya

2.GÜN (2 Eylül )

YEMEK
13.00 – 14.00 Arası
14.30 YÜRÜYÜŞ / Toplanma Yeri :Cennet Düğün Salonu Önü

Panel:
17.00 – 18.00
‘Ortadoğu’daki Halk Hareketleri

Konuşmacılar:
*Selim Sezer (FHDD Yöneticisi)
*Köz Gazetesi Temsilcisi
*NATO ve Füze Kalkanı Karşıtı Birlik Temsilcisi
*YÇKM Halk Oyunları

KONSER:

*Telli Kılıç
*Grup İsyan Ateşi
*Bandista
*Pınar Sağ

3.GÜN (3 Eylül )

Forum :
14.00 – 16.00
‘Mahallenin Tarihçesi Kentsel Dönüşüm ve Yıkımlar

Konuşmacılar:
*Şebnem Korur Fincancı (TİHV)
*Sükrü Aslan ( Sosyolog )
*Oya Arslan ( Avukat )
*TMMOB Temsilcileri

Tiyatro Simurg: 16.15 – 16-45

PANEL: 17.00 – 18.00

KADINA YÖNELİK ŞİDDET

KONUŞMACILAR:
*Yeni Demokrat Kadın Hareketi
*Demokratik Kadın Hareketi Temsilcisi
*Mukaddes Erdoğdu Çelik

KONSER:
*Grup Mayıs
*Bilgesu Erenus (Şair)
*Sinevizyon [Mahalle Kuruluşu]
*Esra Öztürk
*Ayla
*Grup munzur
*Hüseyin Uğurlu

Somali yardımlarına “sadaka” nitelendirmesi

Partisinin bayramlaşma törenine katılan Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, Türkiye’nin Somali yardımlarını “sadaka” olarak nitelendirdi.

Partisinin Afyonkarahisar İl Başkanlığı tarafından düzenlenen bayramlaşma törenine katılan Bakan Eroğlu, Türkiye’nin her alanda lider olması yolunda adımların atıldığını söyledi.

Somali’deki insanlara dünyada ilk sahip çıkan ülkenin Türkiye olduğunu belirten Eroğlu, asırlardır Somali’yi sömüren ülkelerin bu açlık karşısında duyarsız kaldıklarını bildirdi.

Bakan Eroğlu, Somali’de büyük bir felaket olduğunu ifade ederek, şunları söyledi:

”Açlık ve susuzluk, büyük bir felaket var. Ama on yıllarca, asırlarca o Somali’yi sömüren, bütün kaynaklarını alıp götüren Avrupalılar, bu açlık karşısında hiç oralı olmadılar. Ama Allah’a çok şükür, ülkemiz, başbakanımızın liderliğinde Somali’ye yardıma koştu. Bütün dünyaya yardıma koşan ülkemiz, Somali’nin de yardımına koştu.”

Sadaka konusundaki, ”Az sadaka, çok belayı defeder” hadisi hatırlatan Bakan Eroğlu, Türkiye’nin Somali’yi yardımlarının da Türkiye’nin bir sadakası olduğunu ve ülke üzerindeki belaları defedeceğini vurguladı.

Bakan Eroğlu, ”Bu konuda bir ilim adamımızın tefsiri aynen şöyle; Somali’ye yapılan yardımlar Türkiye’nin bir sadakası. Dolayısıyla Somali’ye yardım, o insanların duasıyla ülkemizin üzerindeki belaları ve husumetleri inşallah kaldıracaktır diye ümit ediyoruz. Cenabı Allah’ın lütfunu bekliyoruz” diye konuştu.

Bakan Eroğlu, 30 Ağustos Zafer Bayramı’ndaki kabullerin ”Başkomutan” sıfatıyla Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından yapılmasının hatırlatılması üzerine ise ”Anayasamıza göre cumhurbaşkanımız başkomutandır. Başkomutanın orada olmasından doğal bir şey yoktur” dedi.

Bakan Eroğlu, daha sonra Afyonkarahisar ve ilçelerinden gelen partililerle bayramlaştı. (Ajanslar)

Kitapseverler Tepebaşı’na

5. Beyoğlu Sahaf Festivali bu yıl Tepebaşı TRT binasının önündeki alanda gerçekleştirilecek.

Beyoğlu Belediyesi tarafından beşinci kez düzenlenen Beyoğlu Sahaf Festivali bu yıl 6-18 Eylül tarihleri arasında Tepebaşı TRT binasının önündeki alanda gerçekleştirilecek.

Beylikdüzü’ndeki TÜYAP binasına taşınmadan önce TÜYAP Kitap Fuarı da bu sene Beyoğlu Sahaf Festivali’nin yapılacağı alanın altındaki binada gerçekleştiriliyordu. Ulaşım zorluğu nedeniyle pek çok okuyucu ve yayınevi kitap fuarının Tepebaşı’ndan taşınmasından halen şikayetçi.

6 Eylül Salı günü başlayacak ve 18 Eylül Pazar günü sonlandırlacak 5. Beyoğlu Kitap Fuarı her gün 11.00-23.00 saatleri arasında ziyaret edilebilecek. Bu seneki festivale İstanbul’un değişik semtlerinden sahafların yanı sıra, Ankara’dan gelecek bazı sahaflar da katılıyor.

Bu sene 72 sahafın yer aldığı Beyoğlu Kitap Fuarı, geçen sene 74 sahafın katılımıyla Taksim Gezi Parkı’nda gerçekleştirilmişti.

-ntvmsnbc-

‘Allah’a kainatın baştabibi denir mi?’

Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi bir açıklama yaparak Sağlık Bakanlığı‘na bağlı Süreyyapaşa Göğüs Hastalıkları ve Göğüs Cerrarisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi’nin internet sitesindeki bayram mesajında Allah’a “Kainat’ın Baştabibi” dediğini belirterek bu durumu eleştirdi.

TTB’den yapılan açıklamada Süreyyapaşa Göğüs Hastalıkları ve Göğüs Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin Başhekimi Doç.Dr. İrfan Yalçınkaya‘nın Allah’ı “Baştabip” ilan ettiğini bildirdi. TTB, hastanenin web sitesinde yayınlanan “Bayram Mesajı”nda şu satırların yer aldığını belirtti:

O mesaj

“2011 Ramazan Bayramı mesajı”

Hastalıklarımıza şifa, dertlerimize derman veren; kainatın (evrenin) mutlak (gerçek) anlamda Başhekimi (Baştabibi) olan yüceler yücesi Allah’ın bizlere armağanı olan Ramazan (Oruç) bayramı münasebetiyle tüm ‘Süreyyapaşa Ailesi’ni tebrik ediyorum,

Yine bu vesileyle ‘mabedimize namahrem eli değmesin’, ‘ezan-ı Muhammedi yurdumuzun üstünde ebedi inlesin’ ve ‘bu cennet vatanımıza alçakları uğratmamak’ için varını yoğunu, en değerli emanet olan canlarını ortaya koyan aziz gazi ve şehitlerimize minnet ve şükranlarımızı bir kere daha sunuyorum.
Doç. Dr. İrfan Yalçınkaya Başhekim”

Ülkenin en büyük eğitim kurumlarından biri olan hastanenin sitesinde Sızıntı Dergisi‘nden alınan bilimsel bir makalenin de “Ramazan, Akciğer ve Tefekkür” başlığını taşıdığını belirten TTB şu iddiada bulundu:

“Söz konusu ‘Mesaj’ı, laiklikten sabıkalı bir siyasi iktidar döneminde sağlık ortamımızın ne hale geldiğini gösteren bir ‘ibret belgesi’ olarak kamuoyunun bilgisine sunuyor ve… 13 Mart 2011’deki ‘Çok Ses, Tek Yürek Mitingi’nde yer alan bir pankartı polemik konusu yapıp ‘Biz Dr. Che’nin değil, Mustafa Kemal Atatürk’ün izindeyiz.’ diyen Sağlık Bakanı Sn. Recep Akdağ’a soruyoruz: Şimdi ne yapacaksınız?”

(Cumhuriyet)

Bahreyn’deki gösterilerde 14 yaşında genç öldü

Bahreyn‘de insan hakları eylemcileri, demokrasi yanlısı bir gösteriye güvenlik güçlerinin müdahalesi sırasında 14 yaşındaki bir erkek çocuğun öldüğünü bildirdi.

Adının Ali Cevad Ahmed olduğu belirtilen gencin üzerine göz yaşartıcı gaz isabet ettikten sonra yere düştüğünü anlattı.

Çocuk tedavi altına alındığı klinikte çekilen bir fotoğrafta ağzından kanlar akarken görülüyor.

Bahreyn polisi olayla ilgili soruşturma başlattıklarını belirtirken, güvenlik güçlerinin olay yerinde olduğu yolundaki haberleri yalanlıyor.

Polis görgü tanıklarının derhal kendileriyle temasa geçmesini istedi.

AFP haber ajansı gencin Şii mezhebine mensup olduğunu yazdı.

Krallıktaki Şii muhalefetin sosyal paylaşım sitesi Facebook’taki sayfasında olayın Ramazan Bayramı kutlamaları sırasında çıktığı belirtildi.

Klinikte çekilen fotoğraf da bu sitede yer aldı.

Ajansın haberine göre Mart ayı ortalarında başlayan ve bir ay süren demokrasi yanlısı gösteriler sırasında Şii köylerinde de zaman zaman protesto eylemleri düzenlenmişti.

Yetkililerin verdiği bilgiye göre bir ay süren olaylar sırasında en az 24 kişi hayatını kaybetti, dört kişi de gözaltında öldü.

Gökçeada’da 8 bin 500 yıllık keşif

0

Çanakkale‘nin Gökçeada ilçesinde süren arkeolojik kazılarda, adada yaşamın 8 bin 500 yıl öncesine kadar uzandığının kanıtlandığı bildirildi.

Gökçeada’nın Uğurlu köyü zeytinlik mevkisindeki kazıları yürüten Trakya Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Burçin Erdoğu, bölgenin Doğu Ege adalarında bilinen en erken yerleşim yeri olduğunu söyledi.

Uygarlık tarihinin en önemli sürecini kapsayan Neolitik Çağ‘ın, insanların yerleşik yaşama geçmesi, tarım ve hayvancıktan oluşan beslenme ekonomisinin başlaması ve buna bağlı sosyal düzenin değişimi ve teknolojik gelişmelerin yaşandığı bir dönem olduğuna işaret eden Erdoğu, ”Avrupa’da Neolitik Çağ, Avrupa medeniyetlerinin başlangıcı olarak görüldüğünden Neolitik yaşam biçiminin nasıl başladığı konusuna yönelik tartışmalar hız kesmeden devam etmektedir. Uğurlu-Zeytinlik yerleşmesi Neolitik yaşam biçiminin Avrupa’ya aktarımında rol oynamış anahtar bir merkez görünümündedir” dedi.

Erdoğu, bölgedeki buluntuların araştırma sonuçlarının Avrupa tarihinin yeniden yazılmasına neden olacak derecede önem taşıdığını belirterek, ”Yeni Zelanda’nın Waikato Üniversitesinden gelen radyoaktif karbon tarihleri, milattan önce 6 bin 500’leri vermiş ve böylece Uğurlu-Zeytinlik yerleşmesinin günümüzden 8 bin 500 yıl öncesine giden Doğu Ege adalarının bilinen en erken yerleşmesi olduğu kanıtlanmıştır” diye konuştu.

Yaklaşık 2 yıldan bu yana yürütülen kazı çalışmalarının bu yılki bölümünün tamamlandığını dile getiren Erdoğu, şöyle konuştu:

”2011 kazı sezonunda bulunan Neolitik Çağ’a tarihlendirilen taş temelli bir bina kalıntısı, ilk tarımcı köy topluluklarının Anadolu’dan Avrupa’ya yayılımıyla ilgili görüşleri değiştirebilecektir. Binanın içinde bulunan çanak ve çömleklerle diğer buluntular, Batı Anadolu ile benzerlik taşırken, adanın kendine özgü bir kültürünün de olduğunu işaret etmektedir. Adaya ithal olarak gelen mermerden yapılmış objeler ve obsidiyenden (volkanik kökenli doğal cam) yapılmış aletlerin yanında, cilalı taş baltalar, kemikten aletler ve deniz kabuğundan boncuklar binayla birlikte ele geçmiştir.” (Ajanslar)

Bir nargiledir insan – Ahmet İnam

Bir gün birdenbire nargile üzerine yazmadığımı fark ettim. ‘Birdenbire fark edişlerim’ genellikle yanıltıcıdır ya, heyecanı da bir başka türlüdür. ‘Ben nasıl nargile üzerine yazmamış olabilirim, kendim insan kılığında bir nargile iken?’ dedim kendi kendime. Yazının bende yaşaması on yaşıma dek gider, o gün bugün yaşayan bir yazı olarak dolaşırım dünyada. Sonraları, sanırım Üsküdar’da bir kahvede (Yoksa İzmir’de Kordonboyu’nda mı idi?) tömbekinin muhteşem dumanlarıyla ciğerim yanınca, yine birdenbire fark ettim ki ben bir nargileyim. Yaşayan bir yazı olarak nargileyim. Yazmakla nargile içmek bende hep birlikte yaşamışlardır. Tanışıklığım lise yıllarına gittiğine göre demek ki elli yıldır yaşayan bir yazı olarak nargileyim. Üstelik o zamanlar kıyı kahvelerinde öksürüklü yaşlılar içerdi çoğunlukla nargileyi. Şimdiki gibi kızlı erkekli, meyveli nargile içen gençler yoktu ortalıkta. Doksanlı yıllarda başladı nargile salgını gençler arasında.
Nargile üstüne nice kitaplar yazılmıştır. Şarkın bir simgesi olarak görülür çoğunlukla: Mısır’a gidersiniz örneğin, tütünün içinde esrar vardır, oraların diliyle ‘ş”şe’, yani nargile, endişenizi alıverir başınızdan. Oysa benim nargileyle olan kardeşliğimin endişeyle hiç alakası yoktur. Tersine endişesizlik tavrıyla dinlerim şişeden gelen fokurtuyu. Uzun süren bir duman ahbaplığıdır: Sabahtan akşama nargile söylemiş, ben dinlemişimdir; ben söylemişim nargile dinlemiştir. Nargileyle muhabbetimden hep yazı geçmiştir. Uzun yıllar nargileyle yazmışımdır. Nargile varsa, elimde bir kağıt olur. Şimdilerde örneğin İstanbul’da Beyazıt’taki o ünlü nargile kahvelerine gidemiyorum. Kel kafamdan ve göbeğimden gençler beni tanıyıp ‘hocam hocam’ diyerek başıma üşüşebiliyorlar. Güzel de, ben kahveye yazmaya, düşünmeye gelmişim, muhabbete hazır değilim. Kaçıyorum oralardan. Gençler kusura bakmasın, nargilem yalnızlığımdır. Mahrem hayatımdır. Bana bir gün versinler, orada söyleşelim ama nargileli yalnızlığımı elletmem.
Şimdi diyeceksiniz ki dünyada bu denli tütün yasağı varken, senin zararlı mı zararlı o lanet şişeden söz etmen doğru mu? Doğru olduğunu kim söyledi? Ben şimdi birdenbire gelen farkındalığımın ardında nargile oluşumu anımsamaktayım. Nicedir nargile dışında pek tütün de kullanmıyorum artık. Enfiyeyi bile denemişliğim vardır; pipo içtim gençliğimde çok uzun yıllar; bir entel gibi değil de genellikle ortalıkta pek görünmeden. Sonra seksenli yıllarda puroya başladım, yirmi yıl kadar okuldaki odam puro dumanıyla düşündü durdu. Sonra kesiverdim tütünü. Bir tek nargile kaldı elimde, çok seyrek içtiğim bir iki puro. Sebebi basit, ben tütüne dönüştüğüm için tütüne gerek kalmadı. Çok ayıp bir şey söyleyeyim mi size: Bizim okulun dağlarında tepelerinde yıllarca koştum, ağzımda puro varken hem de. Artık koşmuyorum. Bana saçma geliyor, insan yürümek varken, durduk yere neden koşar anlayamıyorum; kimi eski öğrencilerim uyarıyor beni. Eskiden kilometrelerce koşar, bisikletle yokuşlar çıkarmışım. Şimdi bisikleti de bıraktım, bana fazlalık gibi geldi. Yürüyorum yalnızca. Ölüme doğru. Hayata. Yaşasın yürümek yaşasın nargile. Yürümeyi anladık da nargile ne oluyor diyebilirsiniz. Nargile, söylemiştim: İzninizle, ben oluyorum.
Neden? Ne var nargilenin ardında? Size nargile üzerine kitaplarda, internette bulabileceğiniz malumatı aktararak bilgiçlik taslamak istemiyorum.(Aslında bayılırım bilgiçlik taslamaya ama bunu sanki çok alçak gönüllüymüşüm gibi yapmaya çalışırım!) ‘Neden ben nargileyim’ ya da genel olarak ‘Neden insan bir nargiledir?’ soruları üzerinden birtakım imalarda bulunmak istiyorum.
İnsan bedeni nargileyi andırır: Başında ateş var, gövdesinde soluk. Bedenimiz nargile ise ruhumuz ateştir, dumandır. Peki, içen kimdir biz nargileleri? Kim olacak, kendimiz, dostlarımız. Kendi kendini içen nargileler, kendilerini ‘öteki’ nargilelerle paylaşabilirlerse ‘nar’ını paylaşabilen nargileler olurlar. Türkülerimizi anımsayınız: ‘Nargile, kalk gidelim yargile.’ Nargile olan insan yargile gider. Ateşini, dumanını paylaşır. ‘Senin ateşin farklı, dumanın da. Tömbekinin üstünde yanan ateş, Anadolu  meşesinden. İçindeki duman, sevdalı Ayşe’sinden. Marpucundan üflenen güç, hayatın neşesinden.’
Herkes nasıl bir nargile olduğunu düşünüp, dostu olabilecek diğer nargileleri düşleyebilir. ‘Şişesinde gül olan marpucu sedef kakmalı yarim.’ ‘İnce belli, billurdan, ince uzun şişeli, her dem dumanlı sevgilim.’
Nargile benzetmesi, insana bakışımıza bir ufuk açabilir mi? Nargileyle tanışık olmayanlarla onu sevmeyenler, önerime sıcak bakmayacaktır, elbette. Kendini nargile olarak kabul edenlere selam gönderiyorum ben de.
Ülkemin güzel nargileleri, geç de olsa Ramazan ve 30 Ağustos bayramlarınız kutlu olsun, dumanınız her dem tütsün.

 

Ahmet İnam – Akşam