Ana Sayfa Blog Sayfa 5032

Araba kullanan Suudi kadına 10 kırbaç cezası

0

Suudi Arabistan‘da bir kadın, araba kullanma yasağına uymadığı için on defa kırbaçlanma cezasına çarptırıldı.

Şima isimli soyadı açıklanmayan kadının, Temmuz ayında Cidde kentine araba kullanması sebebiyle kırbaç cezasına çarptırıldığı belirtildi.

Kadınların araba kullanmasının yasak olduğu Suudi Arabistan’da farklı kadın örgütleri, bu yasağın kaldırılması için çaba gösteriyor.

(BBC)

Tortum HES’e direndi, Belediye Başkanı AKP’yi bıraktı

Erzurum’un Tortum İlçesi’ne bağlı Bağbaşı Beldesi Ödük Vadisi’nde yapılmak istenilen Hidroelektrik Santrali’ne (HES) tepki gösteren halk ile polis arasında arbede çıktı. Köylüler bir kez daha iş makinalarının çalışmasına izin vermedi. Olaylardan sonra Bağbaşı Belediye Başkanı Karabey Eroğlu, AKP’den istifa ettiğini açıkladı .

HES inşaatı yapılmak istenen bölgeye çok sayıda jandarma, polis ve özel güvenlik görevlisinin geldiğini gören Bağbaşı Beldesi’nde oturan bir grup, çalışmaların başlayacağı gerekçesiyle eylem düzenledi. Kadın, erkek ve çocuk olmak üzere yaklaşık 200 kişi, iş makineleri önünde oturarak çalışmaya izin vermedi. Polisin saldırısı ile vadiden tepelere çıkanlar, kendilerini buradan da indirmek isteyen güvenlik görevlilerine karşı koydu.

Belde sakinlerinden Celal İnci, polisle tartışırken bacak arasına yediği sert darbe ile yaralandı. Kadınlar eşlerine sert davranan güvenlik güçlerine bağırdı. Jandama olaya karışan kişilerin görüntülerini video kameraya çekti.

Son bir ay içinde 3 kez çalışmaları engelleyen Bağbaşı belde sakinleri, bir kez daha iş makinelerinin çalışmasına izin vermedi. İş makineleri önünde bekleyen grupta bulunanlar eylemlerini sürdüreceklerini söyledi.

“Teyzeler gibi oturup çalışmayı engellerseniz suçtur”
Bağbaşı Beldesi’nde sabah çıkan arbede ardından megafonla konuşan Tortum İlçe Jandarma Komutanı Yüzbaşı Onur Küçük, herkesi sakin olmaya çağırdı. Hiçbir şekilde halkla karşı karşıya gelmek istemediklerini vurgulayan Yüzbaşı Onur Küçük, “Defalarca buraya geldik. Geçen hafta içerisinde belediye başkanı, muhtarlar, siyasi parti temsilcilerileriyle birlikte valilikte toplandık. HES projesiyle ilgili taleplerinizi görüştük. Suyunuz tamamen kesilmeyecek. Geçtiğimiz eylemlerde kolluk kuvvetleriyle ve firma çalışanlarıyla karşı karşıya gelenler için gerekli işlem başlatıldı. Umuyoruz ki aynı duruma düşmezsiniz. İş makinesini çalıştıracağız. İkazlarımızı yerine getirmezseniz zor kullanmak durumunda kalacağız ve haklarında adli işlem başlatılacak. Sıze tavsiyem eyleminizi direnerek değil, protesto ederek, konuşarak yapmanızdır. Bazı şahıslar oturma eylemini kanuni hak olarak düşünüyor. Eğer bu teyzeler gibi oturup çalışmayı engellerseniz bu suçtur” diye konuştu.

“Allahu ekber” diyerek karşı koydular, polis biber gazı sıktı
Komutanın uyarılarından sonra iş makinesi çalıştırıldı. Bunu gören eyleciler, “Allah-u Ekber” diyerek karşı koydu. Yüzbaşı Küçük’ün “Eğer dağılmazsanız zor kullanacağız” demesi üzerine Çevik Kuvvet Müdürlüğü’ne bağlı ekipler, kalkanlarıyla halkı püskürtüp biber gazı sıktı. Grupta bulunan bazı kişiler güvenlik kuvvetlerine taş attı. Bu sırada güvenlik kuvvetleriyle köylüler birbirine girdi. Eylemcilerden 60 yaşındaki Naciye Elmacı iş makinesi önünde bayıldı. İlk olarak ’Öldü’ sanılan kadın için arbede daha çıktı. Daha sonra yaşadığı anlaşılınca jandarma sedyeyle hastaneye kaldırmak istedi. Ancak evli olan kızı Esma Keleş yüzünü örttüğü annesinin başına oturarak, “Ölsem de vermem annemi. Bu yol onun mezarı olacak. Annem burada ölür de sedyeye bindirmelerine izin vermem” dedi.

Bu nedenle köylüler de tepki gösterdi ama yaşlı kadın ambulansla Uzundere Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı. Bu arada gözaltılar başladı. Jandarma Erdem Bingöl isimli genci gözaltına almak isterken annesi Binnaz ve kız kardeşi Elif Bingöl sinir krizi geçirdi. Baba İhsan Bingöl jandarmanın önüne geçerek “Oğlumu götürmeyin kulunuz köleniz olayım” diye yalvardı. Erdem Bingöl, köylülerin tepki göstermesi üzerine jandarma tarafından serbest bırakıldı. Olaylardan güvenlik kuvvetleri Bağbaşı’ndan ayrıldı. Bu gelişmeler üzerine köylüler de evlerine gitti. Olaylar sırasında camları kırılan iş makineleri durdu.

Belediye başkanı AKP’den istifa etti
Bağbaşı Belediye Başkanı Karabey Eroğlu, bir dilekçe yazarak AKP’den istifa ettiğini açıkladı. Belediye Meclisinin 9 AK Partili üyesiyle birlikte istifa eden Eroğlu Tortum AKP ilçe başkanlığına gönderdiği dilekçede, “Bağbaşı HES projesi karşısında bizim sorunlarımızı paylaşan partili bulamadığımdan dolayı AK Partiden istifa ediyorum” dedi.

(Milliyet, Haberturk)

Ömer Toprak’ın tercihi Türkiye

0

Almanya 1’inci futbol ligi Bundesliga ekiplerinden Bayer Leverkusen’de forma giyen defans oyuncusu Ömer Toprak tercihini Türkiye Milli Takımı’ndan yana kullandı.

Ünlü Alman spor portalı Kicker’in haberine göre Ömer Toprak, ailesi ve yakınlarıyla yaptığı yoğun görüş alışverişinin ardından bundan böyle ay-yıldızlı forma ile mücadele etmeye karar verdi.

Alman Futbol Federasyonu DFB’ye çok şey borçlu olduğunu söyleyen Toprak, “Onlara teşekkür ediyorum ama en içten duygularımla kendimi bir Türk olarak hissediyorum. Sonuç olarak kalpten bir karar oldu” şeklinde konuştu. Başarılı defans oyuncusu, son zamanlarda başta Guus Hiddink ve Erdal Keser olmak üzere Türk Milli Takımı yetkilileriyle olumlu görüşmeler yaptığını ve neticede kararını ay-yıldızlı formadan yana kullandığını kaydetti.

Almanya ile Avrupa Şampiyonu oldu

Almanya’nı güneyindeki Ravensburg kentinde doğan 22 yaşındaki futbolcu, 2008 yılında Alman U19 Milli Takımı ile Avrupa Şampiyonu olmayı başarmıştı. Formunun zirvesindeyken 2009 Haziran’ında geçirdiği go-kart kazasının ardından vücudunda oluşan ağır yanıklar nedeniyle yaklaşık altı ay sahalardan uzak kalan Toprak, SC Freiburg takımında yeniden eski günlerine dönmüş, bu sezon başında da hocası Robin Dutt ile birlikte Bayer Leverkusen’e transfer olmuştu.

Almanya’dan Türkiye’ye suçlama

Türk ve Alman futbol federasyonları arasında devam eden “yetenekleri kapma yarışında” TFF’nin son yıllarda yaptığı ısrarcı çalışmalar Alman Futbol Federasyonu yetkililerini rahatsız etmeye başlamıştı.  Türkiye Futbol Federasyonu’nun Avrupa Ofisi Teknik ve İdari İşler Direktörü Erdal Keser’in “Alman genç milli takımlarında oynayan Türk kökenli iki, üç oyuncu ile Türk A Milli Takımı’nda oynamaları konusunda anlaştık. Ancak şu anda isimlerini açıklayamam, yoksa futbolcular sorun yaşar” sözleri Alman yetkililerin tepkisine neden olmuştu.

Almanya Futbol Federasyonu (DFB) Sportif Direktörü Matthias Sammer, geçen temmuz ayında Alman basınına verdiği demeçte,  Erdal Keser’i sert bir şekilde eleştirirken TFF’yi “Türk kökenli genç futbolcuları ve ailelerini taciz etmekle” suçlamıştı.

(DW)

Şimdi de Rosat Dünya’ya düşüyor

Amerikan Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesine (NASA) ait UARS uydusunun kontrolsüz şekilde cumartesi sabahı Dünya’ya düşmesinin ardından, Alman ROSAT uydusunun da Kasım ayında kontrolsüz olarak düşeceği açıklandı.

Alman Havacılık ve Uzay Merkezi (DLR), uydunun, toplam ağırlığı 1,6 tona ulaşan yaklaşık 30 parçasının Dünya’ya ulaşmasının beklendiğini bildirdi. Uzmanlar, bunlardan en ağırlarının, aynalı parçalar olabileceğini ifade ediyor.

ROSAT, 2,4 ton ağırlığında, 2,20 x 4,70 x 8,90 metre büyüklüğünde. 1990 yılında yaklaşık 550 kilometre yükseklikteki yörüngesine fırlatılan uydu, uzaydan ilk röntgen ışınlı görüntüleri elde etti. Uydunun görevi resmi olarak 1999’da sona erdi. Bu tarihten beri uydu ile bağlantı kurulamadı. Uydunun itici motoru bulunmadığı için bu metal yığınının yörüngesini değiştirmek veya kontrollü şekilde düşüşünü sağlamak mümkün değil. Bu nedenle ROSAT’ın da tam olarak ne zaman ve Dünya’nın neresine düşeceği bilinmiyor.

Avrupa Uzay Ajansı Uzay Çöpü bölümü Başkanı Prof. Heiner Klinkrad ise paniğe gerek olmadığını, her yıl tonlarca uzay çöpünün gezegenimize düştüğünü belirterek, “Bir insanın kafasına uzay çöpü düşmesi 100 milyarda bir ihtimal” dedi.

Bugün itibariyle cepten yemeye başladık!

Yaptığımız her faaliyetin bir karbon karşılığı var. Buna karbon ayakizi denilmekte. Ekonomik işleyişin, tüketim kalıplarımızın çevresel açıdan ne derece sürdürülebilir olduğunun bir ölçütü olarak sıklıkla kullanılmakta. Yaşam tarzlarına, ekonomik yapılara bağlı olarak her ülkenin her bir bireyin karbon ayakizi birbirinden farklı doğal olarak. Kimimiz az, kimimiz çok daha fazla tüketiyor doğayı. Faaliyetlerimiz sonucu çıkan karbon ormanlar ve okyanuslar eliyle emilebilmekte. Ama bir yere kadar! Varolan ormanların ve okyanusların bir yıl içerisinde ne kadar karbon emebileceği bilinmekte. Sorun şu ki, insanlık her geçen yıl doğanın kapasitesinin çok üzerinde karbon salımına sebep olmakta. Mesela tüm 2011 yılı içerisinde doğanın emebileceği karbonu bugün, yani 27 Eylül 2011 tarihi itibariyle atmosfere salmış bulunmaktayız insanlık olarak. Bu hızla tüketmeye ve kirletmeye devam edersek yıl sonunda dünyanın kendini temizleyebilme kapasitesini %35 aşmış olacağız. Bundan sonra attığımız her adımı cepten ödeyeceğiz. Global Footprint Network (http://www.footprintnetwork.org/ ) bugünü Dünya Ekolojik Kapasite Aşımı Günü olarak ilan ediyor. Ne yazık ki bu günün sabit bir tarihi yok, ve yine ne yazık ki bu gün her yıl ortalama 3 gün daha geriye çekilmekte. 1970’lerin ortasında karbon ayakizimiz ilk olarak dünyanın kendini temzileyebilme kapasitini aşmıştı. O tarihten beri ekolojik borcumuz hızla artmakta.

Tüketim kalıplarımızı, alışkanlıklarımızı değiştirmeden bu sorunu ortadan kaldırmak mümkün değil. Ancak bu gerek şart, yeter şart değil. Hükümetlerin, uluslar arası örgütlerin de politikalarını bu kısıta uygun olarak belirlemeleri gerekiyor. Hangi kesimlerin çıkarlarına hizmet ettiği belli olan bu kurumlardan gereken değişikliği kendi rızalarıyla gerçekleştirebileceklerini düşünmek saflık olur. Ama kişinin kendini dönüştürmeden içinde yaşadığı sistemi değiştirmesi de mümkün değil. Acaba karbon ayakizim ne kadar diye hiç düşündünüz mü? http://www.footprintnetwork.org/en/index.php/GFN/page/calculators/ linkinde basit birkaç sorudan oluşan bir test var. Verdiğiniz cevaplara göre bir rakam hesaplanıyor. O rakam, eğer herkes sizin gibi yaşasaydı, sizin alışkanlıklarınızla tüketseydi kaç dünyaya ihtiyacımız olurduyu gösteriyor. Ben yaptım 1.6 dünya çıktı.

Sığınma evlerine ‘namus’ kriteri!

0
Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu (SHÇEK) yetkililerinin önerdiği ‘Hayat kadınları diğerlerinden ayrı bir bölümde kalsın’ formülü kadın örgütü temsilcilerini kızdırdı.

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nca Ankara’da yapılan toplantıda, hayat kadınlarının sığınmaevlerine kabul edilip edilmemesi tartışılırken Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu (SHÇEK) yetkililerinin önerdiği ‘Hayat kadınları diğerlerinden ayrı bir bölümde kalsın’ formülü kadın örgütü temsilcilerini kızdırdı.

Akşam gazetesinin haberine göre, Aile Bakanı Fatma Şahin’in başkanlığında Rixos Otel’de yapılan toplantıda söz alan SHÇEK yetkilileri, mevcut uygulamada hayat kadınlarının sığınmaevine kabul edilmediğini belirterek gerekçesini şöyle anlattılar:

‘Sığınmaevine başvuran hayat kadınları fuhuş yaptığını gizliyor ve şiddet tehdidi altında olduğunu belirterek yardım istiyor. Biz de acil durumda olduklarını düşünerek, hemen kabul ediyoruz. Daha sonra araştırınca, asıl meslekleri ortaya çıkıyor. Ancak o zamana kadar, sığınmaevinden ayrılmak üzere olan kimi kadınları ayartarak, kendi mesleklerine yönlendirebiliyorlar. Bunun örneklerini yaşadık.’
Haberin devamı ?reklam

‘İhtisaslaştırma’ projesi

Sorunun çözümü için formül önerisi de getiren SHÇEK temsilcileri, başvuruda bulunan kadınların ‘şiddetten kaçan’, ‘töreden kaçan’ ya da ‘fuhuştan kaçan’ gibi özelliklerine göre ‘ihtisaslaştırılarak’ sığınmaevlerinde ayrı bölümlere ayrılabileceğini belirttiler. Projenin uygulanması halinde, hayat kadınları için bağımsız bir bölüm oluşturulabileceğini ifade eden SHÇEK yetkilileri, böylece fuhuştan kurtulmak amacıyla başvuran hayat kadınlarının da sokağa terk edilmeyeceğini savundular.

“Ayrımcılık olur”

SHÇEK’ten gelen öneri, toplantıya katılan feminist örgütlerin tepkisine neden oldu. Projeye karşı çıkan Kadın Dayanışma Derneği Gaziantep Temsilcisi Aynur Yıldıran, ‘Çok açık ve şeffaf bir toplantı oldu, tüm sorunlar konuşuldu. Ama hayat kadınları için önerilen formüle katılmıyoruz’ dedi.

Yıldıran, şunları söyledi:

“Bir kadın tehdit ve şantajla yıllarca fuhuş yapmaya zorlanmış ve bu hayattan kurtulma fırsatını yakalayamamış olabilir. Sığınmaevleri bu kadınlar için bir fırsata dönüştürülmeli. Bu kadınlara kapıyı kapatmak, çetelere, mafyaya teslim etmek anlamına gelir. Fuhuştan kurtulmak isteyen kadının gideceği başka yer de yok. Bu kadınları, sığınmaevindeki diğer kadınlardan farklı bir bölüme yerleştirmek ayrımcılık olur. ”

“Biz alıyoruz, bir sıkıntı yok”

Mor Çatı’dan Melike Keleş, hayat kadınları için farklı bölüm oluşturulması fikrine sert eleştiride bulundu.

Şiddetten veya fuhuştan kaçan kadınların kategorize edilmesinin yanlışlığına dikkat çeken Keleş: ‘Temsil ettiğim Mor Çatı Vakfı’nın da sığınmaevi var. Bize başvuran kadın kim olursa olsun, ayrımcılık yapmadan kapımızı açıyoruz. Bugüne kadar herhangi bir sorun da yaşamadık. Kadınların geçmişi kimseyi ilgilendirmez. Sığınma noktasına gelen bir kadını, hayat kadını olup olmama kriterine göre sınıflandırmak ve ayırmak, ötekileştirmektir.’Sığınmaevlerine başvuran kadınların en fazla 6 ay kalabildiklerini hatırlatan Keleş, süre sınırlamasını da eleştirdi.

Kadınlar uzun süre kalmıyor

SHÇEK’e bağlı kadın sığınmaevleri fazla rağbet görmüyor. Kapasitenin sadece yüzde 53.7’sinin dolu olması dikkat çekiyor.

Bu sığınmaevlerinde kadınların da yüzde 40.22’si 5 gün veya daha az kalırken, 3 ay veya üzerinde kalanların oranı yüzde 7.41 düzeyinde. Türkiye’de 51’İ SHÇEK, 23’ü belediyeler, 3’ü de sivil toplum kuruluşlarınca işletilen toplam 77 sığınmaevi bulunuyor. SHÇEK’in 1125, belediyelerin 529, sivil toplum kuruluşlarının 42 kişilik kapasitesi var.

(CnnTurk)

Filipinler’i Nesat Tayfunu vurdu

Filipinler’de “Nesat” veya diğer adıyla “Pedring” tayfunu ülkenin kuzeyinden orta kesimdeki Luçon’a yaklaşırken, 100 bin kişinin evlerinden tahliyesine karar verildi. Bir arşipel olan Filipinler’in ana adası konumundaki Luçon’da 48 milyon kişi yaşıyor. Afet Denetim Kurulu’na göre Albay şehrinde 110 bin kişi geçici kamplara yerleştirildi.

Kuzeyden güneydoğu istikametinde ilerleyen “Nesat“ın hızı yer yer saatte 130 kilometreye ulaşıyor. Kuzeyde Aurora’nın merkezi Casuguran’dan geçen tayfunun saatte 200 kilometre hıza ulaşması bekleniyor. Tayfunda 6 balıkçının kaybolduğu belirlendi.

İsabela ve İlocos’a doğru ilerliyen Nesat’ın Filipinler’de çarşamba gününe kadar etkili olması bekleniyor.

(euronews)

Evo Morales Amazon Otoyolu Projesini askıya aldı

Bolivya Devlet Başkanı Evo Morales, Amazonlar’da inşasına başlanan otoyola muhalefet edenlere uygulanan şiddetin ülke çapında tepki çekmesi üzerine yolun yapımını askıya aldı.

Pazar günü polis, yolun yapımına karşı yürüyüş düzenleyenlere karşı göz yaşartıcı gaz kullanmış ve yüzlerce aktivisti tutuklamıştı.

Olayı protesto eden bir bakan istifa etti ve Morales de, projeyi askıya aldıklarını duyururken yapılan muameleyi kınadı.

Şimdi Başkan yolun kaderinin yerel bölgeler tarafından belirleneceğini söylüyor.

Reuters’ın bildirdiğine göre Morales şöyle konuştu: “Ulusal çapta bir tartışmaya ihtiyacımız var, böylece bu iki ilgili bölge (Cochabamba ve Beni) karar verebilir… Bu süre içerisinde proje askıya alınmıştır.”

Bu iki bölgenin nasıl karar vereceği açıklık kazanmazken Pazar günü Başkan Morales bir referandum düzenlenebileceğini söyledi. Hükümet kaynaklarına göre referandumun düzenlenmesi için en az altı aya ihtiyaç var.

 

Protestolar

Olay Cochabamba, Beni ve La Paz’da, çoğunluğu üniversite öğrencilerinden oluşan binlerce kişi tarafından protesto edilmişti.

Brezilya tarafından finanse edilen 300 km’lik yol, Brezilya’yı Şili ve Peru’daki Pasifik limanlaına bağlayacaktı.

Morales yolun Bolivya’nın kalkınması için çok önemli olduğunu belirtiyor ancak yol bir yağmur ormanı koruma bölgesinin içinden geçiyor ve yerel halkın sert muhalefetiyle karşılaşıyor.

La Paz’a doğru 500 km’lik bir yürüyüşe geçen 1000 kadar protestocu Pazar günü Yucumo Bölgesi’nde durdurulmuştu.

Polis göstericileri otobüslere bindirmiş, yüzlerce kişi ise yolda ateşler yakarak araçları Amazon şehri Rurrenabaque’deki havaalanına sapmaya zorlamıştı.

Ancak oradaki yerel halk da yanan lastik ve barikatlarla yolu bloke edince polis tutukluları serbest bırakmak zorunda kalmıştı.

 

Protestocular, polisin göstericilerin kampına zorla girdiğinde “aşırı şiddet” kullandığını ifade ediyor.

İddiaya göre bir çocuk bu baskın sırasında öldü ve bazı protestocular da halen kayıp. İddialar İçişleri Bakanı Sacha Llorenti tarafından yalanlandı. Bakan’a göre polisin eylemi, yürüyüşü durdurmak isteyen hükümet yanlılarıyla göstericilerin çatışmasını önlemeyi amaçlıyordu.

Ancak bu açıklama protestocular tarafından kesinlikle reddedildi.

AFP’ye konuşan protesto liderlerinden Rafael Quispe: “Neden hükümetin bu kadar şiddetli bir şekilde hareket ettiğini anlamıyoruz.”

“Bu hükümet yerli halktan geldiğini söylüyor ama şimdi onlara saldırıyor.”

(BBC)

Çev: Serkan Köybaşı

Kıyı Ege Belediyeler Birliği termiğe karşı duruyor

Foça Belediye Başkanı Gökhan Demirağ’ın ev sahipliğinde, Kıyı Ege Belediyeler Birliği toplandı. Toplantı için Foça’da biraraya gelen belediye başkanları Foça Demokrasi Meydanı’nda kurulu bulunan Foça Çevre Platformu standında basın açıklaması yaptı.

Toplantı için Foça’da bir araya gelen; Kıyı Ege Belediyeler Birliği Başkanı ve Narlıdere Belediye Başkanı Abdül Batur, Aliağa Belediye Başkanı Turgut Oğuz, Ayvalık Belediye Başkanı Hasan Bülent Türközen, Kuşadası Belediye Başkanı Esat Altungün ve Menemen Belediye Başkanı Tahir Şahin, Foça Demokrasi Meydanı’nda kurulu bulunan Foça Çevre Platformu standında basın açıklaması yaptı. Belediye başkanları stantta imza vererek platforma destek oldu.Aliağa ve Foça sınırları içerisinde termik santral kurulması ile oldubittiye getirilen çalışmaları Kıyı Ege Belediyeleri olarak kınadıklarını belirten Kıyı Ege Belediyeler Birliği Başkanı Abdül Batur; “Birliğimiz; termik santral kurulması ile ilgili dava süreçlerinde müdahil olmuştur. Davaları dikkatle takip ediyoruz. Kıyı Ege Belediyeler Birliği olarak; sivil toplum örgütlerinin ve sivil dinamiklerin yaptığı çalışmalarda onların yanındayız. Hukuksal mücadelemizi sürdüreceğiz ve bununla ilgili yeni çalışmalar da başlatacağız. Bölgede yeni termik santrallerin kurulması, kül-cüruf depolama ve metal toplama ve geri kazanma alanlarının oluşturulması ile ilgili çalışmaların; özellikle yöre halkının, yerel yönetimlerin ve burada yaşayan vatandaşlarımızın bilgisine başvurulmadan yapılması son derece yanlıştır. Çevresel değerler hiçe sayılarak yapılan bu çalışmalar; maalesef bu yörelerde yaşayan vatandaşlarımızın yaşam tarzını etkilemektedir. Biz Kıyı Ege Belediyeler Birliği olarak bu oldubittiye getirilen çalışmalara bundan önce olduğu gibi bundan sonra da karşı durmaya ve mücadele etmeye devam edeceğiz” dedi.

Sadece tek şehirde 712 çocuk anne

0

Geçen yıl Şanlıurfa’da, kayıtlara geçen 21 bin 91 doğumdan 712’si ‘çocuk anneler’ tarafından gerçekleştirildi.

Vatan Gazetesi’nin haberine göre Şanlıurfa Barosu Çocuk Hakları Komisyonu’nun hazırladığı ‘Çocuk Anneler’ araştırmasından acı veren bir tablo ortaya çıktı. Araştırma sonuçlarını açıklayan Baro Başkanı İrfan Güven, Şanlıurfa Kadın Hastalıkları ve Doğum Hastanesinde geçen yılki doğumların yüzde 3,4’ünün küçük yaşta evlendirilen kız çocukları tarafından gerçekleştirildiğini belirterek, bu şekildeki vakaların, büyük oranda adli makamlara yansıtılmadığını ifade etti.

Ürküten rakamlar

Güven, araştırmada elde edilen verilerin başka bir vahim durumu daha ortaya çıkardığına değinerek, “Hastanedeki vakalar neredeyse hemen hemen hiç savcılığa bildirilmiyor. Örneğin Şanlıurfa Kadın Hastalıkları ve Doğum Hastanesinde 2010 yılında 712 çocuk anne doğum yapmış, bunların sadece 8’i savcılığa bildirilmiş. 2011 yılında ise 120 çocuk anne hastanede doğum yapmış yine bunların 12’si savcılığa bildirilmiş” diye konuştu.

Türkiye’nin sorunu

Güven, “Çocuk anneler” sorunu ve erken evliliğin Anadolu, Doğu veya Güneydoğu Anadolu’da gerçekleşmediğini benzer durumları İstanbul, Antalya, İzmir gibi kentlerde de görmenin mümkün olduğunu belirtti. Bu sorunun çözülmesi için çocukları koruyan bir yasaya ihtiyaç olduğunu söyleyen Güven, “Meclis bu konuyu ele alıp bir düzenleme yapması gerekir” dedi.