Ana Sayfa Blog Sayfa 4900

Fırat’ın ateşi hepimizi yakar – Cevdet Aşkın



Fırat İzgin, önceki gün Mardin’in Midyat ilçesinin Gülveren Köyü’nde evinin damında üzerine benzin döküp kendini ateşe veriyor. Hastaneye kaldırıyorlar ama kurtaramıyorlar. Gece geç saatlerde, 15 yıllık ömrü son buluyor. Fırat, bıraktığı mektubunda geride kalanlara “Ben şimdi bedenimi ateşe veriyorum ama unutulmasın ki bunu halkım için yapıyorum. Barışın sesi olmak istiyorum” diye sesleniyor. 9. sınıf öğrencisi Fırat, yanılmıyorsam, bu yıl benzer nedenlerle bedenini ateşe veren üçüncü genç. Mustafa Malçok 17, Evrim Demir 18 yaşındaydı. Dün toprağa verilen Fırat ise kızımla yaşıttı.
Bir evlat nasıl yetişir? Nasıl toprağa verilir? O, nasıl bir acıdır? Peki ya bir genç kendini nasıl yakar? Nasıl bir güç, nasıl bir ruh hali onu hayatından vazgeçirtebilir? Hiç düşündünüz mü? Kimileri basitçe ‘PKK’nın ‘zehirlediği beyinler’ diye geçiştirebilir. Kimileri Cumhuriyet kadar eski soruna gönderme yapabilir. Kimileri de gencecik bir fidanın acısını insan olarak yüreğinde hisseder, sessiz kalır. Hangi tarafta olursanız olun soru şu: Siz, kendinizi yakabilir misiniz?
İşte o yüzden hepimiz Fırat’ı düşünmeliyiz. Fırat’tan hepimiz sorumluyuz. Toplum olarak bu çatışmaya çözüm bulacak kadar akıllı ve cesur olamazsak, kendimizi yakmayız ama inanın onun ateşi hepimizi yakar.

 

Cevdet Aşkın – Radikal

Balkanlar’da Yeşil Gündem öne çıkıyor

Balkanlar’da bulunan Yeşil Partiler bir ağda toplandı. Böylece uzun süreden beri konuşulan Balkanlar’daki Yeşil partiler’in bir ağ altında toplanmaları hayali gerçek oldu. Karar Atina’da 9-11 Aralık tarihleri arasında gerçekleştirilen konferansta alındı.

Arnavutluk, Makedonya, Bosna-Hersek, Bulgaristan, Romanya, Kosova, Slovenya, Sırbistan, Hırvatistan, Türkiye ve Yunanistan Yeşil Partileri, Avrupa Yeşil Partisi, Hollanda Bureau de Helling Vakfı ve Yunanistan “Ekolojist Yeşiller” partisinin desteğiyle, uzun yıllardır Balkanlar’da yeşil gündemin  ve işbirliğinin öne çıkarılması hayalini ete kemiğe büründürdü.

Son yirmi yıldır faaliyette olan daha geniş tanımlı Doğu Batı Dialoğu geride kaldı. Kurulan Balkan Ağı, geniş Balkan coğrafyasında Yeşil Yeni Düzen ışığında yeşil politikaların uygulanması hedefini gündemine almış bulunmaktadır. AYP genel sekreteri Jacqueline Cremers ve Doğu Batı Dialoğu koordinatörü Anne De Boer’in de katılımıyla yapılan seçimde Yunanistan Ekolojist Yeşiller partisinden Olga Kikou ve Türkiye Yeşiller Partisi’nden Ahmet Atıl Aşıcı eş-koordinatörler olarak seçildi.

Konferansta özel bir oturumda Balkanlar’da yükselen Miliiyetçilik ve Populism konusu tartışıldı. Panteion Üniversitesi’nden profesör Vassiliki Georgiadou Avrupa’da artan milliyeçilik ve populizmden ve bunun sorunlara çare olarak sunulmasının yanlışlığından bahsetti. Gazeteci Dimitri Psarras Yunanistan aşırı sağ hareketlerin üzerinden yeni oluşturulan koalisyon hükümeti içinde artan etkisine dikkat çekti.

Konferans, iki yeşil AP milletvekili Michalis Tremopoulos ve Sven Giegold’un yaptığı sunumlarla bitti. Tremopoulos yaptığı konuşmada Yunan ekonomik krizini ve çare olarak uygulanabilecek yeşil alternatiflerden bahsederken, Giegold mevcut finansal sisteme yaptığı eleştirilerin ardından, AB üye devletlerinin ve Balkan ülkelerinin aralarındaki dayanışmayı artırmanın yollarını tartıştı.

İngiltere’de işsizlik rekor düzeyde

0

Resmi verilere göre İngiltere’de işsizlik 1984 yılından bu yana en yüksek düzeyine ulaştı.

Milli İstatistik Kurumu bu Ağustos ve Ekim ayları arasında işsizliğin 128 bin kişi artarak 2,64 milyon kişiye ulaştığını bildirdi.

Kuruma göre işsizlik oranı da %8,3’e ulaştı.

Bir önceki çeyrekte bu oran %7,9 idi.

Kasım ayında işsizlik parası alanların sayısı da 3 bin kişi artarak, 1,6 milyon kişiye çıkmış durumda.

Gençler arasındaki istihdam tablosu daha da karanlık.

16-24 yaşları arasında işsizlik oranı %22’ye yükseldi.

65 yaş üstü ve yarı zamanlı çalışanların sayısında da rekor düzeyde azalmalar var.

Ülkede toplam istihdam bir önceki çeyreğe göre 63 bin kişi azalarak 29,11 milyona geriledi.

Bunda en önemli etken kamu sektöründe 67 bin kişinin işine son verilmesi.

Aynı dönemde özel sektörde de 5 bin kişinin işine son verildi.

İngiltere ekonomisi neredeyse durmuş durumda.

Büyüme oranındaki düşüş İngiltere ekonomisinin geleceğine ilişkin kaygıları derinleştiriyor.

Hükümetin, ihracat ve özel teşebbüs yatırımlarını artırarak, ekonomiyi daha dengeli hale getirme beklentisinin yeterince hızlı biçimde gerçekleşmediği dile getirilen eleştirilerden biri.

Ana muhalefet İşçi Partisi de aralarında olmak üzere bazı kesimler, Maliye Bakanı George Osborne’un ülkede düşen talebi artırmak için kemer sıkma tedbirlerini gevşetmesi gerektiğini savunuyor.

Hükümet ise İngiltere’nin talebi artırmak için kısa vadeli tedbirler almasının ülkenin ekonomik kredibilitesini tehdit edeceği kanısında.

Büyüme hızındaki düşüş, İngiltere’de ekonomik krizin daha da derinleşeceğine işaret ediyor.

Yavaşlayan bir ekonomi, hükümetin vergi gelirlerinin azalacağı, işsizliğin de muhtemelen artacağı anlamına geliyor.

İngiltere Merkez Bankası Başkanı Mervyn King bu yıl başlarında, İngiltere’de yaşam standartlarının 1920’lerden bu yana görülmemiş düzeyde uzun süreli bir daralma dönemine girdiğini söylemişti.

Mervyn King’e göre “Bu en büyüğü değilse bile en azından 1930’lardan sonra karşı karşıya olduğumuz en ciddi mali kriz”.

(BBC)

Reyting operasyonu başladı

İstanbul’da Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü tarafından yürütülen bir soruşturma kapsamında reyting ölçüm şirketleri ile bazı yapım firmalarına operasyon yapıldı.

3 kişinin gözaltına alındığı operasyonun haksız kazanç elde edilmesi ile reyting ölçümünde kullanılan deneklere ilişkin bilgilerin sızdırılması konusuyla ilgili olduğu öğrenildi.

Polisin operasyon kapsamında piyasanın önde gelen 3 şirketinde arama yaptığı belirtildi.

Reyting ölçüm şirketlerinden AGB’de de arama yapıldığı ve şu ana kadar 3 kişinin gözaltına alındığı kaydedildi.

Bazı internet sitelerinin de arama yapılan adresler arasında olduğu bildirildi.

‘Yangın Var’a ikinci gala Diyarbakır’da

Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi’nin Trabzon’un Çayırbağı Belediyesi’ne bağışladığı bir itfaiye aracının Diyarbakır’dan Trabzon’a götürülürken, yolda yaşanan olayların konu edildiği ‘Yangın Var’ filmine ikinci gala Diyarbakır’da yapıldı.
Galaya Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir, filmde ‘Asya’ rolündeki Nesrin Cavadzade, ‘Koşman’ rolündeki Osman Sonant, yapımcı Koray Çalışkan, yönetmen Murat Saraçoğlu ile çok sayıda davetli katıldı. Diyarbakır’da bu hafta en çok izlenen film olan ‘Yangın Var’ için Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir, “Temennim bu film büyük yangının söndürülmesinde büyük bir katkı sunar” ifadesini kullandı.

Marksist filozof Holz hayatını kaybetti

Dünyanın tanınmış Marksist filozofları arasında yer alan Prof. Hans Heinz Holz yaşamını yitirdi.

Pazar günü İsviçre’nin Sant Abbondio kentinde ölen Holz, hayatını kaybetmeseydi 26 Şubat’ta yoldaşlarıyla birlikte 85. doğum gününü kutlayacaktı. Diyalektiğin yapısal sorunları ve tarihi, güzel sanatların felsefi teorisi ve günümüz sanat ve toplumsal sorunları üzerine pek çok eser kaleme alan Holz, aynı zamanda Uluslararası Diyalektik Felsefe Topluluğu’nun ilk başkanıydı. Günümüzde diyalektik felsefenin önemli temsilcilerinden biri olarak kabul edilen Holz, aynı zamanda partili bir komünist idi.

Üyesi olduğu Alman Komünist Partisi (DKP) içerisinde başta anti-Stalinizme karşı çıkmak üzere, devrimci bir teori ve politika için yılmaz bir mücadele vermiştir. Modern revizyonizmin uluslararası planda çökmesiyle birlikte, partinin son yıllardaki açık sağ oportünist çizgisine karşı çıkmış ve bu mücadeleye ideolojik-politik bakımdan az çok bir omurga verebilmek için “Teori ve Pratik” adlı bir derginin yayınlanmasına önayak olmuştur. Bu mücadelesini, kendi içerisinde zaaflar taşımasına ve yeterli desteği görememesine rağmen, Almanya’da revizyonist geleneğin ötesinde gerçek bir Komünist Parti’nin inşa edilmesi ruhu ve hedefiyle ölene dek sürdürdü.

Hans Heinz Holz, aynı zamanda Hitler Faşizmi Tarafından Takibata Uğrayanlar Birliği (VVN)’nin kurucu üyeleri arasında yer alıyordu. 84 yıllık yaşamı boyunca faşizme, emperyalist kapitalizme, pozitivizm ve öznelciliğe karşı diyalektik materyalizmi ve işçi sınıfını savunan Holz geriye; başta diyalektiğin yapısı ve tarihi, güzel sanatlar teorisi ve çeşitli ideolojik akımlarla mücadele olmak üzere geniş bir alanı kapsayan 30’u aşkın teorik eser ve 500’ü aşkın yayın bıraktı.

HANS HEINZ HOLZ KİMDİR?
26 Şubat 1927’de Frankfurt’ta doğan Holz, daha 17 yaşında iken Hitler rejiminin polisi Gestapo tarafından, faşizme karşı direniş saflarında yer aldığı için tutuklanarak hapse atıldı. İkinci Dünya Savaşı biter bitmez üniversitede felsefe okumaya başlayan Holz, doktorasını dönemin ünlü Doğu Alman filozofu Ernst Bloch’un mentorluğu altında yaptı. Marksizmi açıktan savunması nedeniyle akademik çalışmalar yapması sürekli engellenmek istendi. İlk önce Berlin’de profesörlük için başvuran Holz’a Berlin Senatosu’nda yapılan yoğuna tartışmalardan sonra “radikal” görüşlerinden ötürü profesörlük verilmedi.

Ardından, 1971 yılında, yoğun tartışmalar eşliğinde Marburg Üniversitesi’nde felsefe profesörü oldu, fakat o yılların Almanya’sının yoğun anti-komünist propagandası bağlamında esasta Marksistlere dönük getirilen “meslek yasağı”nın ilk kurbanları arasında oldu. Holz, öğretim üyeliğine 1978’den itibaren yurtdışında, Hollanda Groningen Üniversitesi’nde devam etmek zorunda kaldı. Hans Heinz Holz aynı zamanda tanınmış bir sanat eleştirmeniydi. 1960’lı yıllarda başlamak üzere çeşitli günlük gazete ve sanat dergilerinde sayısız makale ve denemelere imza atmıştı. Bu bağlamda 20 yıla yakın bir süre Almanya’nın tanınmış gazetelerinde gazetecilik de yaptı.

(Evrensel)

TBMM’de Salim Uslu’ya protesto

TBMM’de CHP’li Kamer Genç’i kürsüden iterek uzaklaştıran AKP’li Salim Uslu, kürsüye çıkınca CHP’li vekiller Genel Kurul’u toplu halde terk etti.

AKP Çorum Milletvekili ve Meclis İdare Amiri Salim Uslu’nun, CHP Tunceli Milletvekili Kamer Genç’i iterek TBMM kürsüsünden uzaklaştırması uzun süre tartışıldı.

Olayın ardından geçen bir aylık sürede Salim Uslu, Genel Kurul kürsüsüne hiç çıkmadı.

Uslu, Bütçe görüşmelerinde söz alınca CHP’lilerin toplu protestosuyla karşılaştı. CHP’li milletvekilleri toplu halde Genel Kurul salonunu terk etti.

Genel Kurul salonunda CHP’lilere ayrılan koltuklar bir anda boşaldı. Ne grupbaşkanvekilleri ne de vekillerden kimse kaldı.

Protestoyu gülümseyerek karşılayan Salim Uslu, konuşmasına ara vermeden devam etti.

CHP’li vekiller, Uslu’nun konuşması bittikten sonra Genel Kurul salonuna geri döndü.

(NTV)

Londra’dan Pekin’e demir ipekyolu

Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları Genel Müdürü Süleyman Karaman, ”Uluslararası konumda ilgileri bölgeye çeken Kars-Tiflis-Bakü Projesi, Marmaray’la birlikte Londra’dan Pekin’e bir ulaşım koridoru oluşturarak, tarihi ipekyolunu demir ipekyoluna çevirecek”dedi.

Karaman yaptığı açıklamada, bu güzergahta yapılacak taşımaların bölge şehirlerinin kalkınmasında çarpan etkisi yapacağını belirterek, Kars-Iğdır-Dilucu-Nahçivan hattının yapılmasıyla uluslararası taşımacılık alanında alternatif bir koridora daha sahip olunacağını kaydetti. Yüksek Hızlı Tren (YHT) hatlarının, Ankara, İstanbul, İzmir ve Konya ile kalmayacağını, Edirne’den Kars’a, Trabzon’dan Antalya’ya kadar uzanacağını ifade eden Karaman, şöyle konuştu: ”Örnek verecek olursak Trabzon’un Erzincan’a, güneye bağlanmasıyla, GAP Bölgesi’ndeki üretimlerin kuzey ülkelerine gönderilmesi, kuzey ülkelerinden deniz yoluyla Türkiye’ye gelen yüklerin güneydeki Ortadoğu ülkelerine geçişi mümkün olacak. Türkiye’nin geleceği için büyük önem taşıyan ve uzun yıllardır devam eden Güneydoğu Anadolu Projesi’nin (GAP) amacına tam olarak ulaşması, GAP bölgesiyle Trabzon arasındaki demiryolu bağlantısının yapılmasıyla mümkündür. Trabzon limanının demiryolu şebekesine bağlanmasıyla Karadeniz’de demiryolu bağlantısı olan ikinci liman olacaktır. Bu projelerin ana kapsamı, 2023 hedefleri paralelinde 10. Ulaştırma Şurası’nda belirlenmiştir. Bu şurada önemli kararlar alınmış, ulaşım sisteminin haritası çizilmiştir. Bu çerçevede, 2023 yılına kadar ulaştırma sektörüne 14 yılda yapılacak 350 milyar dolarlık yatırımın 45 milyar dolarlık kısmı demiryollarına yapılacaktır.”

Burdur Gölü de kuruyor

Türkiye Tabiatını Koruma Derneği (TTKD) Hatay Şubesi Başkanı Abdullah Öğünç, Burdur Gölü’nün kuruması halinde tıpkı Amik Gölü yok olduğunda Hatay’da olduğu gibi, Burdur’da da hayatın eskisi gibi olmayacağını vurguladı.

Konu hakkında görüş bildiren Süleyman Demirel Üniversitesi Eğirdir Su Ürünleri Fakültesi öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Erol Kesici de Burdur Gölü Havzası’nda 1995’ten beri yağışlarda artış olduğunu, göldeki çekilmenin nedeninin Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu‘nun iddia ettiği gibi yağışlardaki azalma olmadığını belirtti.

Son 60 yılda Türkiye’de kuruyan toplam sulak alan miktarı yaklaşık 1 milyon 400 bin hektara ulaştı. Bu alan, Marmara Denizi’nden daha büyük bir yüz ölçümüne karşılık geliyor. Binlerce hektar sulak alanımız da kuruma tehlikesiyle karşı karşıya.

Doğa Derneği, Burdur Gölü’nün yok oluşunun önlenmesi ve havzada akılcı su kullanımının yaygınlaşması için 2007’den bu yana “Burdur Gölü’nü Kurtarma Projesi”ni yürütüyor. Dernek, Burdurlu sivil toplum kuruluşlarından oluşan Burdur Gölü’nü Kurtarma Ekibi ile birlikte, Burdur Gölü Yönetim Planı’nın bir an önce havza ölçeğinde genişletilmesi için mücadele ediyor.

Hangisi İrina?

Antalya’da düzenlenen fuhuş operasyonunda 27 mağdur kadın, çete lideri İrina Omara Yıldız‘ı teşhis için emniyete götürüldü. İrina’yı tek başına 17 erkeğin arasına koyan polis “Aralarında İrina var mı?” diye sordu.

Habertürk gazetesinin haberine göre; fuhuş çetesinin yöneticisi olduğu ileri sürülen İrina Omara Yıldız adlı kadını 17 erkeğin arasında teşhis odasına koyan polis, mağdur kadınlara “Bakın bakalım İrina bunlar arasında var mı?” diye sordu.

Yabancı uyruklu 2 kadının teşhis ettiği ve 27 kadını erkeklere pazarladığı ileri sürülen İrina Omara Yıldız’ın da aralarında bulunduğu 11 kişi tutuklandı. Mağdur kadınlar ise ülkelerine gönderildi.

Polis Vazife ve Selahiyet Kanunu‘nun ek 6. maddesinde “Teşhis işlemine tabi tutulan kişilerin birden fazla ve aynı cinsten olması, aralarında yaş, boy, ağırlık, giyinme gibi görünüşe ilişkin hususlarda benzerlik bulunması gerekir” deniliyor.