Ana Sayfa Blog Sayfa 4813

PKK’lı cenazesinde 100 gözaltı

Batman’daki operasyonda öldürülen PKK’lı Murat Şakar’ın Mersin’deki cenaze töreninde yasa dışı slogan atılması ve örgüt flaması açılmasıyla ilgili BDP Mersin İl Başkanı Musa Kulu ile merkez Akdeniz İlçe Belediye Başkanı Fazıl Türk’ün de aralarında bulunduğu 100 kişi gözaltına alındı.

Batman’daki operasyonda öldürülen PKK’lı Murat Şakar’ın cenazesi dün gece ailesinin yaşadığı Mersin’e getirildi. Akdeniz Belediyesi’ne ait ambulansla taşınan cenaze, Mevlana Mahallesi’ndeki Nur Camii’nde bugün kılınan namazın ardından Güneykent Mezarlığı’na götürüldü.

Bu sırada polis geniş güvenlik önlemi aldı. Cenaze konvoyunu havadan helikopterle izleyen polis, çevrede de panzerlerle önlem aldı. Güneykent Mezarlığı’na getirilen cenaze, burada PKK ve Abdullah Öcalan lehine atılan sloganlar eşliğinde toprağa verildi.

MEZARLIK ÇIKIŞINDA TEK TEK GÖZALTI

PKK flamasının da açıldığı mezarlıkta, grubun slogan atmaya devam etmesi üzerine polis, megafonla uyarıda bulunarak dağılmalarını istedi. Ancak aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu yaklaşık 300 kişi, slogan atmayı sürdürdü.

Bunun üzerine panzer destekli polis, Güneykent Mezarlığı’nı çembere aldı. Ardından da grubu kapıda kimlik kontrolü yaparak dışarı çıkarttı. Eyleme karıştığı belirlenen ve aralarında Akdeniz İlçe Belediye Başkanı BDP’li Fazıl Türk, Başkan yardımcıları Mehmet Altuntaş ve Uğur Çat, BDP İl Başkanı Musa Kulu, Yenişehir BDP İlçe Başkanı Abdullah Sayılgan ile Akdeniz BDP İlçe Başkanı Mehmet Zeki Etiz’in de bulunduğu 100 kişi gözaltına alındı. Şüphelileri, otobüslerle sorgulanmak üzere Mersin Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldü.

(Ajanslar)

Operasyonlara karşı İHD’den açıklama

İnsan Hakları Derneği, KCK adı altında dün birçok ilde eş zamanlı yürütülen operasyonlara karşı açıklama yaptı. İHD, “Siyasi ve askeri operasyonlar sona ermelidir” dedi.

KCK adı altında KESK, SES üyeleri ile birlikte 150’ye yakın gözaltıların yaşanmasına tepki gösteren İnsan Hakları Derneği, Taksim Meydanı’nda basın açıklaması gerçekleştirdi. Ankara’da KESK, SES üyesi 15 kadının gözaltına alınmasına dikkat çeken İHD, 8 Mart öncesi yapılan hazırlıkların engellenmesine yönelik bir operasyon olduğunu vurguladı.

“Bu operasyonlar siyasidir”
İHD İstanbul Şube Başkanı Abdülbaki Boğa, “Uygulanan hukuk değil antidemokratik kanunlardır. Adaletiniz adalet değil. Devleti kurumları ile beraber mülkleştirme çabalarınız, insani değil, etik değil ve halka, gerçeklere rağmen hedefine ulaşamayacaktır” dedi. Kitleler halinde insanları zindana atan yargıyla ne adalet ne de toplumsal barışın sağlanabileceğini belirten Boğa, “KCK adı altında gerçekleşen gözaltı ve tutuklamalar saklanamayacak derecede siyasidir. Kürtleri tutuklamaktan vazgeçin. Kürtlerin katillerini ve hak gaspçılarını yargı önüne çıkarın” diyerek operasyonlara son verilmesi gerektiğini ifade etti.

(sol)

Beşiktaş’ın ilk 11’i belli oldu

0

Beşiktaş UEFA Avupa Ligi 2. Tur maçında bugün Portekiz’in Braga takımına konuk olacak. Bu karşılaşma öncesinde Beşiktaş’ın ilk 11’i belli oldu.

Beşiktaş bugünkü maça Cenk – İbrahim, Sivok, Egemen, Tanju – Ernst, Necip – Veli, Fernandes, Simao – Quaresma 11’i ile çıkacak.

İlacı yoksul Pakistanlılarda denediler: 146 ölü

0

Pakistan’ın Pencap eyaletinde kalp hastalarına ücretsiz dağıtılan ilaçtan ölenlerin sayısı 146’ya çıktı.

Bölgesel yönetimin sağlık bakanlığı yetkilisi, Pencap Kardiyoloji Enstitüsü tarafından sağlanan kalp ilaçlarına hastaların tepki vermesi sonucu şimdiye kadar 146 kişinin hayatını kaybettiğini açıkladı.

Bakanlık yetkilisi, aynı sorundan Lahor ve çevre kentlerdeki hastanelerde 300’den fazla hastanın müşahede altında tutulduğunu, bunlardan 30’unun sağlık durumunun kritik olduğunu söyledi.

Yetkili, Pencap hükümetinin hayatını kaybeden hasta yakınlarına tazminat ödeyeceğini de belirtti.

Pakistan’da son yılların en büyük sağlık skandalı geçen ay sonunda ortaya çıkmıştı. Hükümetin talimatıyla başlatılan soruşturmada eyaletin sağlık bakanı ve bakanlık yöneticileri görevden alınmış, çok sayıda doktor ve firma yetkilisi de tutuklanmış, ilaç fabrikaları kapatılmıştı.

Geneli yoksul hastalara dağıtılan söz konusu kalp ilaçlarındaki etken maddenin kemik iliği ve kandaki beyaz hücrelerin azalmasına sebep olarak ölüme yol açtığı açıklanmıştı.

Polonya “tek ses”: Nükleere hayır!

Polonya’nın Baltık Denizi kıyısındaki tatil beldesi Mielno yakınlarına yapılmak istenen nükleer santral için yapılan yerel referandumda “Nükleer santral istemiyoruz!” sonucu ezici bir sonuçla çıktı. Halkın %94’ü nükleer santral projesine hayır dedi.

Polonya, Doğu Avrupa’nın en büyük ekonomisi ve hükümet ülkenin yapılmak istenen ilk nükleer santralini 3 GigaWatt’lık kurulu güçle 2020 başlarında faaliyete geçirmek istiyor. 2030’dan itibaren santralin kapasitesini 6 GigaWatt’a çıkarmak da planlar arasında. Bu açılardan durum, Türkiye’dekiyle oldukça büyük benzerlikler gösteriyor.

Ancak katılımcı karar verme süreci ve “gerçek bir demokrasinin işletilmesi” açısından Türkiye’dekinden çok farklı bir sürece şahit olunuyor.

Polonyalı enerji şirketi PGE’nin, hükümetin 2020’lerin başında faaliyete geçmesini istediği nükleer enerji santrali projesi için üç uygun alan tespit etti. Bu alanlardan biri de turistik Mielno kasabasının sınırları içindeki Gaski köyüydü. Ancak bu durum yerel yönetimler tarafından öğrenildiğinde büyük bir nükleer karşıtı kampanya başlatıldı. Halkın %90’unun turizmden geçimini sağladığı kasabada yerel bir referandum süreci başlatıldı, nükleer karşıtı gösteriler ve etkinlikler düzenlendi. Kasabanın belediye başkanı Olga Roszak-Pozala da kampanyaya en başından beri destek verdi.

Oylamanın yapılacağı gün kasaba meydanı ve binaları “Hayır de!” pankartlarıyla bezeliydi. Hafta sonu da şenlikli eylemler devam etmişti. Sonuçta, bu pazar (12 Şubat) düzenlenen referanduma katılan 2389 yurttaştan %94’ü “nükleere hayır” dedi. Oylamaya katılım oranı %56 oldu.

Başkentten temkinli açıklamalar

Bu durum üzerine başkent Varşova’dan temkinli açıklamalar geldi. Ekonomi Bakan vekili Hanna Trojanowska “Referandumun zamanlaması açısından sağlıklı bir tartışma süreci yaşanamadı. Nükleer santralin ekonomiye getireceği olumlu etkileri anlatma fırsatı bulamadık. Yine de bu yerel sonuçları önümüzdeki dönemde yapacağımız planlar için tabi ki dikkate alacağız.” dedi. Hükümet de Mart ayından itibaren nükleer yanlısı bir kampanya başlatacaklarını bildirdi.

Santralin yapım sürecinde koordinasyonu üstlenen PGE şirketi ise nükleer santralin yapılacağı yerde yerel yönetimlere yıllık 11.7 milyon dolar ek vergi geliri sağlayacağını, santralin yapım sürecinde 2.400 kişinin çalışacağını, dolaylı yollardan da toplamda 50.000 kişilik istihdam yaratılacağını açıkladı.

Santralin teknolojisi için ABD’li Westinghouse, Japon Toshiba, Fransız Areva ve ABD-Japon ortaklığı GE Hitachi grupları rekabet ediyor. Projenin maliyeti şu anda 21 milyar Euro olarak hesaplanıyor.

Öte yandan PGE’nin belirlediği diğer iki “uygun” yerde henüz referandum düzenlenmedi. Bu referandumların PGE için resmi bir geçerliliği yok, ancak Mielno Belediye Meclisi Başkanı Krzysztof Chadacz’a göre “Referandum topluma danışmak adına en üstün demokratik teamül. PGE burada santral yapma konusunda ısrarcı olmaya devam ederse demokratik anlamda meşru her türlü direniş hareketini örgütleyeceğiz. Gerekirse Avrupa Adalet Divanı’na başvururuz.” Belediyeden diğer yetkililer de referandum sonuçlarının, PGE’nin buraya bir santral yapmayı aklından geçirmemesi ve başka yer araması için çok açık bir mesaj olduğunu belirtiyor.

Polonya hükümeti nükleere yöneliminin nedenini Polonya’nın enerji arzını kömür santrallerine bağımlılıktan kurtarmak olarak tanımlıyor.

Bu durumun arkasında iklim değişikliğine neden olan sera gazı salımlarını azaltma çabasından çok ekonomik hesaplar olabileceği yorumları yapılabilir, çünkü nükleer santrallerin yapım-söküm ve diğer işletim süreçleri de hesaba katıldığında yüksek miktarlarda sera gazı salımlarına neden olduğu biliniyor.

(Yeşil Gazete, Reuters)

 

‘Görevin dışına çıktı’

Savcılar, MİT ile restleşmede geri adım atmadıklarını gösterdi. Başsavcı Vekili Seçen, “Bazı görevlilerin eylemlere yardım ettiğine dair şüpheler var” dedi.

İstanbul’da KCK soruşturmasını yürüten ve bu kapsamda MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ı ifadeye çağıran Özel Yetkili Savcı Sadrettin Sarıkaya’ya görevden el çektirilmesi de MİT-yargı restleşmesini durdurmadı. Hükümetin MİT Yasası’nda değişikliğe hazırlandığı bir süreçte İstanbul Özel Yetkili Cumhuriyet Başsavcı Vekili Fikret Seçen, gerilimi tırmandıran altı maddelik bir açıklama yayımladı. Seçen, “Bazı devlet görevlileri görevinin dışına çıkarak örgütün eylemlerini gerçekleştirilmesine yardım ettiklerine dair güçlü deliller var” dedi. Seçen’in açıklamasında, önceki gün savcının yasayı yanlış yorumladığını, MİT’in görevini yaptığını söyleyen Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ’a da yanıt niteliğinde dikkat çekici cümleler yer aldı. (AA,DHA)

İddİaname İddİası
İSTANBUL- Savcıların MİT Müsteşarı Hakan Fidan ile yakalama kararı verilen MİT eski müsteşarı Emre Taner, müsteşar Yardımcısı Afet Güneş ve görevli iki MİT mensubu ile ilgili iddianame hazırlığına girdikleri iddia edildi. İddianamenin hazırlanması halinde sanıklarla ilgili suçlamalara ve ele geçirildiği belirtilen güçlü delillere yer verilebileceği, iddianameyi mahkemenin kabul etmesi halinde ise tüm belgeler alenileşebileceği belirtiliyor. (İSMAİL SAĞIROĞLU)

Seçen’den 6 maddelik açıklama

1- CMK’nın 250. maddesi uyarınca, terör suçlarını da soruşturmakla görevlendirilen Cumhuriyet Başsavcı Vekilliğimiz, görevini aktif bir biçimde yürütmektedir.

2- Cumhuriyet Başsavcı Vekilliğimiz, yasal zeminle ve yasaların verdiği yetki çerçevesinde adli görevini yürütürken, elinde dosya ve soruşturmadan elde edilen delillerle bağlı olup, yapılan her işleme karşı yasal yollara başvurulabileceğinin ve ayrıca bunların yasalar çerçevesinde denetime tabi olduğunun bilincindedir.

3- Cumhuriyet Başsavcı Vekilliğince yürütülen soruşturmaya son günlerde yanlış anlamlar yükletilmeye çalışıldığı görülmekte ve bu tutum üzüntü ile karşılanmaktadır.

4- Soruşturma kapsamında, yasama ve yargı ile birlikte devletin temel 3 erkinden biri olan yürütme organı tarafından terörün önlenmesi, huzur ve güvenin temin edilmesi amacıyla yürütülen iyi niyetli girişimlerin, Cumhuriyet Başsavcı Vekilliğimizce soruşturma konusu yapıldığı iddiası, gerçeği yansıtmamaktadır.

5- Yürütme organı tarafından terörün sona erdirilmesi amacıyla icra edilen politikaların soruşturma konusu yapılması hiçbir şekilde söz konusu değildir.

6- Cumhuriyet Başsavcı Vekilliğimizce KCK terör örgütüne yönelik olarak yapılan bu soruşturma sırasında, bazı devlet görevlilerinin kendilerine yürütme organı tarafından verilen görevinin dışına çıkarak hareket ettikleri, bu suretle örgütün eylemlerini gerçekleştirilmesine yardım ettikleri şüphesini doğuracak deliller elde edilmesi nedeniyle başlatılmış olup, sadece bu görevlilerin eylemlerine yöneliktir.

Sırp azınlık referanduma gidiyor

0

Kosova’nın kuzeyinde bulunan dört Sırp bölgesinde yaşayan Sırp azınlık, Kosova yönetimini tanıyıp tanımama konusunda referanduma gidiyor. Bugün başlayan oylama iki gün sürecek.

Avrupa Birliği’nin yeni Kosova Özel Görevlisi Samuel Zbogar, daha göreve gelmesinin üzerinden iki hafta geçmeden bir sürü sorunla karşı karşıya kaldı. Belgrad’dan çağrılar, Priştine’den uyarılar, Brüksel’den açıklamalar gelmesine rağmen, Kosova’nın kuzeyindeki 4 Sırp bölgesinde yaşayan Sırp azınlık, Priştine hükümetini tanıyıp tanımama konusunda halk oylamasına gitme kararı aldı. Bölgede seçmen konumunda olan 35 bin 500 Kosovalı Sırp bulunuyor.

Kosovalı Sırp azınlığın liderlerinden ve Kuzey Kosova’daki Sırp Ulusal Konseyi’nin Başkanı Milan İvanoviç, referandumun hukuka aykırı bir yanı olmadığını, Belgrad yönetiminin referandum karşıtı tavrının ise Sırbistan’daki seçim kampanyasında puan toplamak amaçlı olduğunu vurguluyor: “Onlar (Sırp Yönetimi), Avrupa Birliği’ne adaylık statüsünü güven altında tutmak ve bunu yaparak iktidarda kalmak istiyor.”

“Sırp devletinin çıkarları tehlikeye girebilir”

Ancak İvanoviç’in bu görüşünü Kosovalı Sırpların hepsi paylaşmıyor. Referandum karşıtları arasında Leposeviç Belediye Başkanı ve aynı zamanda Sırbistan Cumhurbaşkanı Tadiç’in partisi Demokrat Parti’ye mensup Branko Niniç de bulunuyor. Halk oylamasını gereksiz bulan Niniç, “Çünkü Kosova’nın kuzeyindeki (Sırp) vatandaşlarımız zaten daha önceleri de Priştine’nin resmi kurumlarına dahil olmak istemediklerini açık ve net bir biçimde ifade etmişlerdir. Ayrıca halk oylaması -Sırbistan temsilcilerinin de vurguladığı gibi- Sırp devletinin çıkarlarını da tehlikeye düşürebilir, sonuçta bizim elimizde kalan tek devlet Sırp devletidir.” diyor.

17 Şubat 2008’de bağımsızlığını ilan eden, Sırbistan’ın eski vilayeti Kosova, Birleşmiş Milletler’in 86, Avrupa Birliği’nin ise toplam 27 üyesinden 25’i tarafından resmen tanınmıştı. Sırbistan Kosova’yı hâlâ kendisine bağlı, özerk bir vilayet olarak görüyor ve Sırbistan’a Rusya ile Çin destek veriyor. Bu durum Priştine’nin Birleşmiş Milletler’e üye olmak için başlattığı diplomatik girişimleri ve ülkedeki günlük yaşamı zorlaştırıyor.

“AB adaylığı zora girecek”

Belgradlı siyaset uzmanı Dusan Yanyiç, Kosova’daki dört Sırp bölgesinin referandum kararının ülkedeki mevcut durumun daha da radikalleşmesine yol açacağına şu sözlerle dikkat çekiyor: “Birincisi, Sırbistan’ın Avrupa Birliği adaylığı ve Belgrad’ın ilerleme kaydetme hayâli zora girecektir. İkincisi, referanduma gidildiğinde, Boris Tadiç ve partisi Demokrat Parti’nin Kosova’nın kuzeyine ve bağlantılı olarak Sırbistan’ın geneline söz geçiremediği izlenimi güç kazanmış olacaktır. Üçüncüsü, Kosova Sırbistan’daki seçim kampanyasında ana konu haline gelecektir ki, bu da iktidardaki koalisyona seçimi kaybettirmekten başka bir şey getirmez.”

Avrupa Birliği’nin yeni Kosova Özel Görevlisi Samuel Zbogar, şubat ayında yapılacak ve Sırbistan’ın Avrupa Birliği’ne yakınlaştırılmasının da gündemde olacağı Avrupa Birliği dışişleri bakanları toplantısı öncesinde bir uzlaşma çağrısı yaptı. Zbogar, bir yandan Sırbistan’ın gerçekten adaylık statüsü kazanması gerektiğini, öte yandan da Kosova’nın ismi yüzünden baş gösteren anlaşmazlığın sonuçlandırılması ve Piriştine’nin bölgesel örgütlenmelere dahil olmasının önünün açılması gerektiğini vurguladı.

(DW)

Betül Tanbay: “Taksim’i bir rant projesi haline getirmeye kimsenin hakkı yok”

Prof. Dr. Betül Tanbay

İstanbul’un ana meydanı, en büyük miting alanı, kültür ve alışveriş merkezi ve buluşma noktası Taksim meydanı tehdit altında. Eğer mevcut proje gerçekleşirse Taksim, “yayalaştırma projesi” adı altında işlevini yitirecek ve İstanbul’un göbeğindeki tek yeşil alan olan Gezi Parkı, “Topçu Kışlası”nın taklidi olacak bir alışveriş merkezi inşaatıyla yok edilecek.

Taksim Plaformu‘nun verdiği bilgiye göre halen Kadir Topbaş’ın imzasını bekleyen projeye göre Taksim meydanı beton istinat duvarları, dalış rampaları, tünelleri ile bir ucubeye dönüşecek. Kaldırımlar yukarıda kalacak ve daralacak, ağaçlar kesilecek, caddelerde bir kaldırımdan öteki kaldırıma geçilemeyecek.

Gezi Parkı yok olacak, betonlaşacak, parktaki tarihi ağaçlar kesilecek. Proje uygulanırsa Sıraselviler, Gümüşsuyu, Mete, Cumhuriyet gibi caddeler bir otoyol kavşağında olduğu gibi uzun derin yarıklar açarak meydanın altına alınacak ve böylece meydanla bağlantıları kesilecek. Meydan girişleri tıkaca dönüşecek. Burada şenlik, tören, kutlama, gösteri yapılamayacak. (Proje fotoğraflarını görmek için TIKLAYIN)

Üstelik Taksim meydanının altı bir otoyol kavşağına dönüşünce meydana araçlarla gelen insanlar tünellere girecek ve şehirle bir ilişkileri olmadan tabelaları izleyerek yönlerini bulmaya çalışacaklar. Tünellerden çıktıklarında meydandan uzaklaşmış olacaklar. Meydana geldiklerini dahi fark etmeyecekler. Meydanın altında ve üstünde daha büyük bir trafik karmaşası yaşanacak. Üstteki servis yolları tıkanacak.

Peki İstanbullular fikirleri bile sorulmadan alınan bu anlamsız projeyi nasıl durduracaklar? Projenin iptal edilmesini isteyen Taksim Platformu’ndan Prof. Dr. Betül Tanbay sorularımızı yanıtladı:

Seçimden önce Başbakan tarafindan açıklanan Taksim projesiyle ilgili son günlerde sivil toplumun ciddi endişeleri var. Projenin uygulanmasında hangi aşamaya gelindi?

Bildiğimiz kadarı ile ortada detaylı ve bütünsel bir plan yok. Plan tadilatı adı altında tünel ve trafik düzenlemesiyle ilgili bir taslak var ve 4 Ocak 2012’de II. Koruma Kurulu onayladı.

Bu projeyi takip etmek için Taksim Platformu adıyla bir girişiminiz var. Platform olarak neler yapıyorsunuz?

www.taksimplatformu.org adlı site, ideolojilerden arınmış demokrat bir söylemle, sadece 10 gün içinde, Taksim’de güzel bir şeyler yapılmasını, bunun için şeffaf bir müzakere süreci yaşanmasını, fikirlerin tartışılmasını ve projede gerçekten katılım ve uzlaşma temelli bir yaklaşımla, halkın duyarlılığının gözönüne alınacağı bir konsensüs sağlanmasını hedefleyen 10.000 kişiyi bir araya getirdi ve bu sayı artıyor.

Taksim’in yayalaştırılmasını öngören bu projenin karar alma ve uygulama sürecleri  hakkında ne düşünüyorsunuz?

21. asırda insan ve birey odaklı medeni bir ülkeye layık bulmuyorum.

Projenin son halinin neye benzeyeceğini İstanbul’daki benzer örneklerle karşılaştırarak anlatır mısınız?

Taksim’den Nişantaşı’na yürür müsünüz hiç? Taşkışla’dan sonra artık bir servis yolundan araba yoksa tırmanarak kervan geçmez kuş uçmaz bir granit alanda köpeklerden korkmuyorsanız yürüyebilirsiniz. Eğer bir fuar varsa bu bölge arabaya boğulmuştur, zaten yürüyemezsiniz. Tünel öncesi dev çınarlar arasından yürürdük aynı yere. Hiçbir zaman da trafiğin tıkandığı bir yer değildi. Ne araba açısından, ne yaya açısından bir faydası oldu. Kongre merkezinin önünde yağmurda kayan kocaman soğuk bir granit alan yaratıldı! Galata Köprüsünden Mısır Çarşısına geçer misiniz hiç? Altgeçitte ezilmeden itilip kakılmadan geçmek mümkün değil. Yaşlı, yorgun veya bebekli olma hakkınız yok. Bir otoyol kavşağı artık güzelim Eminönü.

Böylesi bir meydanın tasarımında olmazsa olmaz olan temel ilkeler neler olmalıydı?

İstanbul gibi bir şehir yok. Bir dünya hazinesi elimizdeki şehir. Kıymetini bilmek zorundayız. Neler olmamalı isterseniz oradan başlayalım! Bu şehir üzerinde çalışmış, yazmış vasıflı mimarlar, şehir planlamacıları, sanat tarihçileri, tarihçiler, arkeologlar, sanatçılar, düşünürler, yazarlar var. Haberleri yok! Aldatmaca, sormuş gibi yapmaca var ortada. Sanal dünyada gerçeği yansıtmayan bir sunumla halkı aldatmak var. Taksim’i bir rant projesi haline getirmeye kimsenin hakkı yok. Türkiye’nin de imza attığı şehir gelişmeleri ile ilgili üniversel kabul görmüş süreçler var. Bunlar uygulanmalı. Demokratik katılım, şeffaflık, danışma, yarışma…

Taksim meydanı  İstanbul şehri için sosyal, kültürel ve tarihsel olarak çok önemli bir ortak değer bu değeri korumanın yolu nedir? Umudunuz var mı?

Tabii ki umudum var. Yoksa niçin uğraşayım? Ortak değeri korumanın yolu müzakere süreçlerini yaşatmak, toplu ulaşıma ve yayaya öncelik veren, şehrin ortak nefes alma alanlarını daraltmayan projeler geliştirmek.

Taksim platformuna katılmak, destek olmak icin ne yapmak gerekir?

Siteye girmek, durumu anlamak ilk katılma şekli. Beğenirseniz  imza atabilirsiniz. Sonra da vatandaş hakkınızı kullanarak, dar bir çevreye değil, hepimize hizmet eden projeler talep edebilirsiniz.

Röportaj: Savaş Çömlek – Yeşil Gazete

Yalnız Yeşiller’e 14 Şubat hediyesi: Ekolojik çekicilik

Yalnız Yeşiller! Uzun süre daha yalnız kalmayacaksınız gibi görünüyor.

Yeni bir araştırma, iş potansiyel bir eş adayını etkilemeye geldiğinde, ekoloji dostu değerlerinize sadık kalmanın işe yaradığını ortaya koyuyor.

2012 Ocak ayında, 18 yaş ve üstü 1.000’den fazla kadın ve erkeğe online anket uygulayan the Timberland Eco – Survey, Amerikalıların üçte birinden fazlasının ekoloji yanlısı davranışları bir eşte çekici bir özellik bulduğu sonucuna vardı.

Özellikle katılımcıların yüzde 50’sinin çekici bulduğu ev içinde ekoloji dostu olmak ve katılımcıların yüzde 30’unun etkileyici bulduğu tüketimde bilinçli davranmak özellikleri en iyi eko–nitelikler arasındaydı.

Kadınlar, çöp atan (yüzde 52’ye yüzde 40) ya da geri dönüşümü reddeden (yüzde 17’ye yüzde 13) biriyle buluşmayı erkeklere oranla yüzde 30 daha fazla sorguluyor.

Fakat çevreyi tamamen romantizmin önüne koymak aksi yönde bir etki de yaratabilir. Amerikalıların yaklaşık yarısı (yüzde 46) buluşmada organik ya da yerel yiyecekler ısmarlama ya da partnerini bisikletle almak konusunda ısrar edenlere her an kapı gösterilebilir.

Bu yeşil yaşam tarzlarının kusursuz eş bulmakla bağlantılandırıldığı ilk durum değil. Aralık ayında bir İsveç firması çiftleri geçen gecenin yemek artıklarını temel alarak bir araya getiren bir flört websitesi kurdular.

Elbetteki sonuçlar eko yalnızları yeni bir aşk arama konusunda cesaretlendirse de, Timberland’in de özellikle yeşil bilinci sahip müşterilere kıyafet sattıkları için böylesi bir ankete sponsor olmak için finansal bir dürtüsü de vardı.

Çiftlere 14 Şubat hediyesi: Çevre dostu seks rehberi

Gezegene yardım etmek için ne yapabileceğinizi mi merak ediyorsunuz? İşe bisikletle gidiyor, organik yiyecekler yiyor, fakat daha fazlasını yapmak istiyorsunuz! Ve nihayet, insanlığın en favori uğraşlarından birini ve çevre için değişiklik yaratacak şekilde tutkuyu açığa çıkarmanın yollarını inceledik. Artık gezegeni atom bombası ile patlatmadan, yatakta bir bomba olabilirsiniz!

İşte yolları:

1- Işıkları söndürün. İklim değişikliğini durdurmak için hepimiz üzerimize düşeni yapmalıyız. Kullanılan enerjiyi azaltmak ve enerji verimliliği, enerji kültürümüzü değiştirmek noktasında önemli bir rol oynamaktadır. Eğer sevgilinizi görmek istiyorsanız, gündüz şevişin.

2- Tutku için meyveler? Kanınızı kaynatmak için bir gıda ürünün kullanmak istiyorsanız genetik olarak değiştirilmemiş olduğundan emin olun. Henüz GDO’lu gıdaların, beslenmemizde ne gibi etkilere sebep olacağı konusunda yeterince bilimsel araştırma yapılmadı.

3- İstiridye ve diğer kabuklular her ne kadar etkili afrodizyaklar olsa da okyanuslarımız tahmin edilemez ölçüde tahrip ediliyor – zevk için yağmaya son vermek zorundayız. Bunun yerine Amazon yağmur ormanlarındaki sürdürülebilir toplum temelli işlemleri destekleyebilir ve kaju ya da guarana seçebilirsiniz.

4- Bahçeniz sevişmek için güvenli bir yer mi? Meraklı komşularınızı şimdilik unutun, bahçenizde böcek ilaçları ya da kimyasal hormonlar kullanıyor musunuz? Gerçekten çıplak poponuzu ot kıran üzerine koymak ister misiniz? Artık doğal ürünlere dönün ve bahçenizde güvenle yuvarlanın.

5- Petrolden yapılmış yardımcı ürünler kullanmayın. Petrol şirketlerinin Dünya’ya yaptığını siz kendinize yapmayın!

6- Çoğu ülkede küçük çocukların oyuncaklarında dahi kullanılması yasaklanmış Plyvinyl chloride (PVC)’den yapılmış oyuncaklar kullanmayın. PVC üretiminde en zehirli kimyasallardan bir olan dioksini üretir ve salar. Bunun yerine daha doğal ürünlerden yapılmış aksesuarlar tercih edin.

7- Gezegene yardım etmek harekete geçiren bir aktivite olabilir. Suyu korumak ve tutku yaratmak için birlikte banyo yapın. Dünyada bir milyardan fazla kişi temiz suya ulaşamıyor, dolayısıyla bu bir lüks ve bir başkasıyla paylaşılmalı.

8- Evet, gerçekten bunu ne için kullanırsınız hiçbir fikrim yok fakat kürek çekmekten başka bir amaçla küreklere ihtiyacınız olursa Tanrı aşkına sürdürülebilir hasat edilmiş ağaçtan yapılmış olduğundan emin olun. Bunların tek ekolojik orman sertifika örgütü Forest Stewardship Council (FSC) tarafından sertifikalanmış olmasına dikkat edin.

9- Partnerlerden ikisinin de yeterince rahat olduğu durumlarda rol yapmak fazlasıyla eğlenceli olabilir. George Bush ve Corporate America ‘nın Dünya Zirvesi’ndeki hali gibi giyinin, oynayın ve neyin hoşgörülebilir olduğuna neyin olmadığına karar verin. Ve oyunların – fanteziler gibi- gerçek olmadığını hatırlayın.

10- Savaşmayın, sevişin.