Ana Sayfa Blog Sayfa 4738

Köprü-otoyol rantı patronları savaştıracak

Önümüzdeki aylar sıcak geçecek, yerli ve yabancı devler köprü ve otoyollar için ter dökecek. 25 yılda yaklaşık 12.5 milyar lira gelir getireceği hesabı yapılan otoyolların satışında, fiyatın 4-5 milyara dayanması bekleniyor. 3. köprüden elde edilecek rakamın ise 3 milyar dolar düzeyini aşabileceği tahminleri yapılıyor.

Akşam’dan Esin Gedik’in haberine göre;

Önümüzdeki haftalar, köprü ve otoyol özelleştirmeleri açısından hayli sıcak geçecek… Özelleştirme İdaresi tarafından satışa çıkarılan Boğaziçi ve Fatih Sultan Mehmet köprüleri ile 7 otoyola teklif verme süresi 24 Nisan’da sona eriyor. Üçüncü köprü ve otoyolların yap-işlet-devret modeliyle yapılacak ihalesi için de şartname almak isteyenler için de son tarih 24 Nisan… Her iki ihaleye yerli ve yabancı çok sayıda şirketin katılması bekleniyor. Koç, Yıldız Holding, Limak, Akfen, Anadolu Grubu, Fiba Holding gibi yerli şirketlerin yanı sıra Astaldi, Posco, Autostrade gibi yabancı devler de ihaleye katılacaklar arasında.

KDV İSTİSNASI İŞE YARAYACAK
3. köprü ve bağlantı yolları ihalesi 10 Ocak’ta yapılmış ancak teklif gelmemesi üzerine iptal olmuştu. Bunun üzerinede harekete geçen Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı, projeyi değiştirerek iş dünyası için ‘daha cazip’ hale getirme kararı amış, Bakan Binali Yıldırım ‘Projeyi gözden geçirdik ve ikiye böldük’ demişti.

PROJE CAZİP HALE GETİRİLDİ
İlk proje 430 kilometre yol ve bir köprüden oluşuyordu. Yeni proje, köprü ve 90 kilometre yol olarak değiştirildi. Dolayısıyla büyüklüğü 6 milyar dolar olarak tahmin edilen proje 3 milyar dolar düzeyine inmiş oldu. Bakan Yıldırım ‘Bu sefer teklif geleceği konusunda oldukça ümitliyiz. Çünkü hem projenin hacmi küçüldü hem geri dönüş süresi, karlılığı daha da artırıldı. Ona göre bazı ilave trafik garantileri verildi’ diyor. Projeyi cazip hale getiren bir diğer yenilik ise KDV muafiyeti. 1 Nisan’da TBMM’den geçerek yasalaşan yeni düzenleme  göre projeyi üstlenen firmalar inşaata yönelik olarak yapılan mal ve hizmet teslimleri nedeniyle oluşan Katma Değer Vergisi’ni ödemeyecek. Bu maddenin de ihaleye olan ilgiyi artırması bekleniyor.

Şartname üzerinde çalışıyoruz
ŞARTNAMEYİ aldıklarını ve üzerinde çalıştıklarını söyleyen Cengiz İnşaat’ın Başkanı Mehmet Cengiz ‘İnceliyoruz, çalışıyoruz henüz katılıp katılmama konusunda karar vermedik. İlk ihaleye göre şartlar daha iyi ancak ihale öncesi bir  yorumda bulunmak için henüz erken’ dedi.

KİMLER ŞARTNAME ALDI?
ŞİRKETLERİN şartname almak için 24 Nisan’a kadar zamanları var. Bugüne kadar
– İTALYAN Astaldi SpA,
– GÜNEY Koreli Posco ile Türkiye’den
– ATLI Makine,
– CENGİZ İnşaat,
– GÜRİŞ İnşaat,
– MAPA İnşaat,
– PARK Holding,
– STFA
– YAPI Merkezi şartname aldı. Yetkililer,
– İSPANYA’DAN Ohl,
– JAPONYA’DAN Mitsubishi, IH, Obayashi, Kajima ve Itochu Corporation,
– AVUSTURYA’DAN Porr,
– İTALYA’DAN Vinci,
– PORTEKİZ’DEN Motogrill,
– RUSYA’DAN Moskovskiy Metrostroy ile
– TÜRKİYE’DEN Gülsan İnşaat’ın da ihale dokümanlarını incelediğini kaydettiler. Varyap’ın da adı geçiyordu ancak şirketin yöneticisi Erdinç Varlıbaş ‘İhaleye katılmayacağız, bu nedenle şartname de almadık’ dedi.

Yerli-yabancı iki köprünün peşinde
ŞARTNAME alma süresi 24 Nisan’da dolacak ihalesi ise Özelleştirme İdaresi tarafından 17 Mayıs’ta yapılacak olan ihaleye ilginin daha fazla olduğu görülüyor. Toplam uzunluğu 2 bin 236 km’yi bulan 7 ayrı otoyol, iki çevre yolu ve iki Boğaz Köprüsü tek paket halinde satılacak. Bu ihalenin daha çekişmeli ve kalabalık olması bekleniyor. Zira Ankara’dan yansıyan bilgilere göre en az 20 şirket bu ihaleye hazırlanıyor. İhalenin ulaşacağı bedel hakkında kimse bir rakam telaffuz etmemeye çalışıyor ancak 2011 yılında 349 milyon 847 bin araçtan 732 milyon 681 bin TL gelir elde eden köprü ve otoyolların birkaç milyar doları geçen bir fiyata satılması bekleniyor.  Öte yandan dün açıklanan rakamlara göre Köprü ve otoyollardan yılın ilk üç ayında 81 milyon araç geçerken, buradan 186 milyon TL gelir elde edildi.

AKIN: HEYECANLIYIZ
İHALEYE katılacaklarını açıklayan Akfen Holding Başkanı Hamdi Akın ‘Doğuş, Makyol ve İtalya Autostrade ile konsorsiyum oluşturduk, ihaleye katılacağız. Fiyat ne olur bilemiyorum ama biz çok heyecanlıyız. Ortağımız Autostrade İtalya’da tekel konumunda, otoyollar işletiyor. İhale gerçekleşmeden bir şey söylemek doğru değil’ dedi. Diğer konsorsiyumlar ise l Limak-Fransız Vinci ortak girişim grubu; l Alarko – Fiba – Nurol – MV Holding ortak girişim grubu; l Akfen Holding – İtalyan Autostrade Per I’Italia, Doğuş Holding ve Makyol İnşaat  l Cintra, IC Holding ve STFA konsorsiyumu.

BUNLAR İÇİN YARIŞACAKLAR
OTOYOL ve köprü özelleştirmesinde paketinde 7 büyük otoyol, 2 çevre yolu, 2 köprünün yanı sıra hizmet tesisleri, bakım ve işletme tesisleri, ücret toplama merkezleri ve diğer mal ve hizmet üretim birimleriyle tek paket halinde, 25 yıl süreyle işletme hakkının devrini içeriyor. Paketteki varlıklar şunlar:
– Edirne-İstanbul-Ankara Otoyolu
– Pozantı-Tarsus- Mersin Otoyolu
– Tarsus-Adana-Gaziantep Otoyolu
– Toprakkale-İskenderun Otoyolu
– Gaziantep-Şanlıurfa Otoyolu
– İzmir-Çeşme Otoyolu
– İzmir-Aydın Otoyolu
– İzmir Çevre Otoyolu
– Ankara Çevre Otoyolu
– Boğaziçi Köprüsü 11. Fatih Sultan Mehmet Köprüsü ve Çevre Otoyolu…

YABANCILAR DAHA İŞTAHLI GÖRÜNÜYOR
KÖPRÜ ve otoyolların ihalesi yabancı basında da sıkça yer alıyor. Business Week dergisi ‘En az dört grup büyük bankalara 3 milyar dolar kadar satın alma kredisi için başvuru yaptı. Özelleştirme ihalesinden 3 ila 6 milyar dolar getiri elde edilebilir’ yorumunu yaptı. Dergiye göre İtalyan Vinci SA, Autostrade per I’Italia SPA, Malezyalı UEM Group Behrad. Malezyalı UEM Group Behrad’ın muhtemel ortakları Türkiye’nin iki büyük devi Koç Holding ve Yıldız Holding olacak. Koç Holding, KAP’a otoyollar ve köprülerin özelleştirilmesiyle ilgili olarak UEM Group Berhad ve Yıldız Holding iştiraki olan Gözde Girişim Sermayesi Yatırım Ortaklığı arasında, ortak girişim grubu kurma çalışmalarına yönelik bir mutabakat sözleşmesi imzalandıklarını açıklamıştı.

SON TEKLİF AĞUSTOSA KALABİLİR
OTOYOL ve köprü ihalelerinde 17 Mayıs olan son  teklif verme tarihinin ağustosa uzatılması planlanıyor. Reuters’a konuşan sürece yakın kaynaklar, ÖİB’in süre uzatımına yönelik gelen talepleri değerlendirdiğini söylediler. Kaynaklardan biri, ‘Olumlu ya da olumsuz karar bu hafta sonuna kadar gelebilir. Ancak eğilim teklif süresinin ağustos sonuna kadar uzatılması yönünde’ dedi. ÖİB yetkilileri bu konuda herhangi bir yorumda bulunmadılar. ÖİB 28 Mart’ta otoyol ve köprü özelleştirmelerinde daha önce 5 Nisan olarak belirlenen ön yeterlilik tarihini 24 Nisan’a uzatmış, ancak 17 Mayıs  olan teklif verme tarihinde herhangi bir değişikliğe gitmemişti.

Yeryüzüne Özgürlük Derneği’nden 5199’a itiraz

Yeryüzüne Özgürlük Derneği 2004 yılından beri yürürlükte olan 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanununda birtakım değişiklikler yapılması hakkında 2 / 366 esas no ile 08. 02.2012 tarihinde TBMM Başkanlığı’na gelen kanun teklifinin hayvanların yasal olarak daha kolay öldürülmesinin yolunu açacağını iddia ederek ilgili kanun teklifine karşı olduklarını açıkladı.

Bu kanun teklifi ile yürürlükte dahi olmayan yasaların da teklife dahil edildiğini ifade eden Yeryüzüne Özgürlük Derneği kanun teklifinde her ne kadar “hak” kavramına atıf yapılmış olsa da “hakların bütünlüğü” ve “yaşam hakkının dokunulmazlığı”ndan ziyade, teklifin, hakların nasıl esnetileceğinin yasal dayanağı haline geleceği ve yeni hayvan katliamlarının önünü açacağından endişe ettiğini belirtti.

Yeryüzüne Özgürlük Derneği konu ile ilgili yaptığı basın açıklamasında, “5199 sayılı Kanunun, tasarı aşamasında ve yürürlükten sonraki süreçte de, söz konusu kanun içinde, hükümleri mahfuz kalmak üzere bulundurulan ve şu anda yürürlükte olmayan (mülga) 3285 sayılı Hayvan Sağlığı ve Zabıtası Kanunu sayesinde binlerce hayvan katledilmeye devam edilmiştir. Adı “Hayvanları KORUMA Kanunu” olan bir yasanın, hayvanların nasıl katledileceğini belirleyen bir kanunun hükümlerini saklı tutmak koşuluyla, hayvanları koruyamayacağı, yaşam hakkının garanti altına alınmasını sağlayamayacağı son derece açıktır.

Yürürlükten kaldırılan 3285 sayılı Hayvan Sağlığı ve Zabıtası Kanununa ikame amacıyla 2010 yılında yürürlüğe giren 5996 sayılı Gıda, Yem ve Veteriner Hizmetleri Kanunu da hayvanların nasıl korunacağını ya da yaşatılacağını değil, hayvanların nasıl bertaraf edileceğini ve katledileceğini hükme bağlamıştır. Bu kanun yasalaşırken, ilgili mercilere yaptığımız başvurular yanıtsız bırakılmış, defalarca kamuoyu tepkisi oluşturmamıza karşın tepkilerimize ısrarla kulak tıkanmış, “hayvan refahı” adı altında hayvan katliamlarının meşru bir zemine başarı ile oturtulduğu bir döneme girilmiştir.” diyerek kanun teklifinin iddia ettiği “yaşama hakkı” kavramı ile çeliştiğini istisnaî durumlarda illerde üç veteriner hekim; ilçelerde ise belediye veteriner hekim raporu ile uygun dozda anestezi verilmek suretiyle “acısız” bir şekilde uyuşturularak iğne ile hayvanların “uyutulması”na olanak tanıdığına dikkat çekti.

Basın açıklamasının tam metnine buradan göz atmak mümkün.

(Yeşil Gazete)

Seferihisar kurtuldu!

Danıştay 14’üncü Dairesi, Sığacık Körfezi’nde balık çiftliklerine karşı ÇED ve çevre düzeni planıyla ilgili 7 davada, Seferihisarlılar ile Urlalılar’ı sevindiren kararlar aldı.

Danıştay, Sığacık’a başta orkinos olmak üzere, balık çiftliği kurulamayacağına karar verdi. Sığacık’la ilgili olarak açılan davalarda en önemli gelişme ise Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından belirlenen 10 numaralı su ürünleri yetiştiriciliği potansiyel alanında kurulmak istenen orkinos çiftliği ile ilgili olan davada yaşandı. İzmir 4. İdare Mahkemesi, ÇED olumlu raporunun iptali için açılan iki davada bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verdi. Boğaziçi Üniversitesi’nden gelen bilirkişiler, Sığacık’ın tam bir açık deniz olmadığı, literatürde ’kapalı koy’ diye bir tanımlamanın bulunmadığı, ÇED olumlu raporunda bulunan akıntı hız ve yönlerinin doğru hesaplanmadığı ayrıca da Sığacık Körfezi’nin fokların yaşam alanı olduğu ve korunması gerektiği yönünde rapor verdi. Rapor üzerine İzmir 4. İdare Mahkemesi yürütmeyi durdurma kararı verdi. Firmanın itirazını değerlendiren Bölge İdare Mahkemesi de itirazı reddetti. Sığacık’ta kurulmak istenen balık çiftliklerine karşı yöre halkıyla birlikte mücadele eden avukat Şehrazat Mercan, yargılama sürecinde yaşanan gelişmeleri mutlulukla karşıladıklarını söyledi. Sığacık Körfezi’nin korunması gerektiğini belirten Mercan, “Sığacık Körfezi’nin balık çiftliklerinden kurtulması için mücadele ediyoruz. Mücadelemizde haklı olduğumuzu mahkemelerin verdiği kararlar gösteriyor. Danıştay balık çiftliklerine geçit vermedi” diye konuştu.

“Nükleer” diyen ülkeye, Türkiye “enerji” diye koşuyor!

Türkiye ile Çin arasında nükleer enerji alanında işbirliğini içeren niyet mektubu imzalandı.

Türkiye ile Çin Halk Cumhuriyeti arasında Nükleer Enerjinin Barışçıl Amaçlarla Kullanımına İlişkin İşbirliği Anlaşması ile nükleer enerji alanında işbirliğini içeren niyet mektubu imzalandı. Ulusal Halk Meclisi’nde baş başa ve heyetler arası görüşmelerin ardından Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile Çin Halk Cumhuriyeti Başbakanı Vın Ciabao nezaretinde çeşitli anlaşmalar imzalandı.

Düzenlenen imza töreninde, Türkiye ile Çin Halk Cumhuriyeti arasında Nükleer Enerjinin Barışçıl Amaçlarla Kullanımına İlişkin İşbirliği Anlaşması imzalandı. Ayrıca Çin Ulusal Enerji Ajansı ile Enerji ve Tabii kaynaklar Bakanlığı arasında nükleer enerji alanında işbirliğini içeren niyet mektubu imzalandı. Bu anlaşmayı ve niyet mektubunu Türkiye adına Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız imzaladı.

 

James Hansen: İklim değişikliği kölelik kadar ahlaki bir sorundur

NASA’nın dünyaca ünlü iklim bilimcisi James Hansen, iklim değişikliği ile mücadelenin, köleliği sona erdirmekle eşit değerde bir ahlaki sorun olduğunu belirtiyor.

NASA’nın Goddard Uzay Çalışmaları Enstitüsü başkanı Dr. Hansen, salı günü, kazandığı Edinburgh Madalyası’nın kabul konuşmasında kölelikle karşılaştırma yapacağını ve tüm karbon emisyonlarını için küresel bir vergi çağrısında bulunacağını belirtti. Hansen, konuşmasında gelecek nesiller için daha acil hiçbir konunun olmadığını da ifade edecek.

Edinburgh Madalyası, her yıl insanlığın anlayış ve refahına önemli bir katkı yaptığı düşünülen bilim adamları ve teknoloji uzmanlarına verilmekte.

1988 yılında ABD Senatosu oturumunda iklim değişikliği konusundaki uyarı konuşmasıyla iklim hareketinin en açık sözlü savunucularından biri hâline gelen Hansen, geçtiğimiz yıl kamuoyu nezdinde iklim şüphecilerinin küresel ısınma tartışmasını kazanmakta olduklarını söylemişti.

Hansen, salı günü yapacağı ödül kabul konuşmasında fosil yakıt kullanımının kesintiye zorlanması için dünya çapında hemen bir karbon vergisinin gerekliliğini belirtecek ve şimdiki nesillere şu ana harekete geçmenin çocukları ve torunları için bir ahlaki görevi olduğunu hatırlatacak.

(marksist.org)

Nükleer santraller hakkında suç duyurusu

Adana Eğitim-Sen Çevre Komisyonu üyeleri ülkemizde yapılmak istenen nükleer santrallerin yasalar çiğnenerek, kamuoyunun onayı alınmadan ve halkın % 73’e yakını HAYIR dediği halde ısrarla nükleer enerjiyi ısrarını protesto etmek için suç duyurusunda bulunacaklar.

Akkuyu Nükleer Güç Santrali için ruhsat ve ÇED Belgesi olmadan santral alanında her türlü izinsiz faaliyetler hakkında yasal işlem tesis etmeyen bütün kamu görevlileri hakkında görevi ihmal, görevi kötüye kullanma, çevre kirliliğine neden olması ve res’en belirlenecek suçlar nedeni ile kamu davası açılması için suç duyurusunda bulunuyoruz.

Tüm Duyarlı Arkdaşlarımızı 13 Nisan Cuma günü Adana Adliyesi önünde yapılacak basın açıklamasına v esuç duyurusuna katılmaya davet ediyoruz.

Tarih: 13 Nisan 2012 Cuma

Saat: 10.30

Yer: Adana Adliyesi Önü

Facebook Etkinlik Sayfası İçin Tıklayınız!

CHP ve BDP’den ‘vicdani ret’e ortak açıklama

CHP İzmir Milletvekili Rıza Türmen ile BDP Grup Başkanvekili Hasip Kaplan, Meclis Anayasa Uzlaşma Komisyonu’na katılan vicdani retçiler ile birlikte TBMM’de ortak basın toplantısı düzenledi.

Basın toplantısında konuşan Rıza Türmen, vicdani reddin askerlikten kaçma bahanesi olmadığını belirterek, “Bugün Avrupa Konseyi’ne taraf olan 47 devletten 45’i Türkiye ve Azerbaycan dışında vicdani reddi kabul etmişlerdir. Türkiye’nin gerek Anayasa’nın 90. maddesi gereğince gerek Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin kararlarını uygulamak yükümlülüğü gereğince yasalarını değiştirip vicdani reddi kabul etmesi gerekiyor. Böyle bir yükümlülüğü var. Anayasaya bir hak olarak girecek mi, girmeyecek mi o noktadayız” dedi.

BDP Grup Başkanvekili Hasip Kaplan da, Türkiye’nin bir yükümlülüğü olduğuna işaret ederek, “Seneler geçiyor bir türlü yükümlülüğünü yerine getiremiyor. Yeni Anayasa süreci bir şanstır” dedi. Vicdani retçi Şendoğan Yazıcı ise, “Düşünce, inanç ve vicdan özgürlüğünün meşru kullanımı olan vicdani reddi güvence altına alan bir anayasa olmalıdır” ifadesini kullandı.

Basın mensuplarının soruları üzerine Kaplan, “Türkiye’de 2 milyon silahlı var. Asker, polis, jandarma, özel tim ve profesyonel ordu. Yani hesapladığınız zaman 37 kişiden birisi zaten silahlı. 30 senedir neyi çözdü, soruyoruz. Demek ki farklı bir yöntem aramamız gerekiyor Meclis’te. Orduları olmayan devletlerde var. Farklı güvenlik sistemleri de var” dedi.

“Hem yaşam alanlarımıza hem bilim insanlarımıza sahip çıkıyoruz”

Beyza Üstün

Suyun Ticarileşmesine Hayır Platformu, Bakan Veysel Eroğlu tarafından hedef gösterilen bilim insanı Beyza Üstün’e destek vermek için bir açıklama yapacak.

Çağrı şu şekilde:

Suyuna, toprağına, ormanına, emeğine, yaşam alanlarına sahip çıkanlara kısacası halka  tahammül gösteremeyen, sermayenin çıkarlarına “Bakan” Veysel Eroğlu, Cumhuriyet gazetesine verdiği açıklamada, bu sefer hedefine bilim insanlarını, bilirkişileri ve mahkemeleri koydu.
Oysa daha işçiler var, köylüler var, işsizler var, öğrenciler var, emekçiler var, emekliler var,kadınlar var, çocuklar var,
daha kuşlar var, çiçekler var, böcekler var karıncalar var, kurtlar var, ayılar var, arılar var, otlar var ağaçlar……..
Bizleri unuttu diye PROTESTO ETMEK İÇİN
BASINA VE KAMUOYUNA AÇIKLAMA YAPACAĞIZ
11 NİSAN ÇARŞAMBA GÜNÜ
SAAT 12.15 METRO DARÜŞŞAFAKA DURAĞINDA TOPLANIP
SAAT: 12.30
ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANLIĞI
İSTANBUL 1. BÖLGE MÜDÜRLÜĞÜ ÖNÜNDE BULUŞALIM!
SUYUN TİCARİLEŞTİRİLMESİNE HAYIR PLATFORMU

Elektronik devi 10 bin kişiyi işten çıkarıyor

Japon teknoloji devi Sony’nin dünya çapındaki çalışanlarının yüzde 6’sını yani 10 bin çalışanını işten çıkaracağı açıklandı.

Şirketin İcra Kurulu Başkanı Howard Stinger dahil yedi üst düzey yetkilisinden de bu seneki ikramiyelerinden vazgeçmeleri istenecek.

Geçen yılın son çeyreğindeki 2.1 milyar dolarlık kaybın ardından şirket, hem operasyon hem de üretim bölümünde yeniden yapılanmaya gideceğini açıklamıştı.

Televizyon departmanı son yedi yıldır zarar eden şirket, elektronik oyun, film ve müzik piyasasında satışları arttırmayı planlıyor.

Sony yetkilileri televizyon pazarında fiyatların düşmesiyle birlikte aşırı üretim ve yoğun rekabetin zarar getirdiğini belirtiyor.

Kalaşnikov iflas etti

Rusya’nın dünyaca ünlü Kalaşnikov silahlarının üretimini yapan İjmaş fabrikasının resmen iflas ettiği bildirildi.

Rus Pravda gazetesinin İngilizce sayfasında yer alan haberde, yerel mahkemenin 27 bin dolar civarındaki borcu yüzünden Rusya’nın İjevsk kentindeki Kalaşnikov silahlarını üreten İjmaş şirketinin iflas kararının verdiği ve şirkete kayyum atandığı kaydedildi.

Haberde, iflas kararı sayesinde şirket yönetiminin mal varlıklarını ve marka adını koruma şansını elde ettiği belirtilerek, iflasın anlaşmalı olabileceği imasında bulunuldu.

İjmaş şirketinin genel müdürü Maksim Kuzyuk, prosedür çerçevesinde tüm icra takiplerinin askıya alınacağına ve şirketin el konulan hesaplarının da serbest bırakılacağına inandığını belirterek, bu sayede vergi ödeme, sözleşme ücretleri ve maaş ödemeleri gibi taahhütlerini yerine getirme şansını elde edebileceğini kaydetti.
İjmaş şirketi, geçen yıl yeniden yapılanma kararı almıştı.

Rus haber ajansları, yıl başında yayınladıkları haberlerde, Savunma Bakanlığı’nın bu yıl İjmaş’a sipariş vermeyi planlamadığını belirterek, şirketin AK-12 adıyla duyurduğu yeni silahların ”blöf” olduğunu ileri sürmüştü.

İjmaş yetkilileri, bu haberlerle ilgili yaptıkları açıklamada, AK-12 saldırı silahlarının çağdaş ihtiyaçlara cevap merkezi için tamamen ihracata yönelik tasarlandığını iddia ederek, Savunma Bakanlığı’nın vereceği sipariş sayesinde Rus Silahlı Kuvvetleri için de seri üretime geçilebileceğini belirtmişti.

Son dönemde meşhur AK 47 tüfeklerini çağın gerisinde kaldığı gerekçesiyle üretimi durduran fabrikanın yeniden organize olmak için kağıt üzerinde iflas yolunu seçtiği belirtiliyor. Bu iflasın, şirketin yeni kimliğiyle hem markasını hem de fabrika varlıklarını koruması için gerekli hukuki bir süreç olduğu ifade ediliyor.