Ana Sayfa Blog Sayfa 4736

MİT’ten itiraf: Yeşil 4 kez kullanıldı

Faili meçhulleri soruşturan savcılık sordu, MİT yanıt verdi: Yeşil, Öcalan’ın yakalanması için ve Sakık’ın Türkiye’ye getirilmesinde kullanıldı.

Güneydoğu’daki faili meçhulleri soruşturan Diyarbakır Özel Yetkili Cumhuriyet Savcılığı’na ‘Çok gizli’ ibareli bir yazı gönderen MİT, ‘Yeşil’ kod adlı Mahmut Yıldırım’ı Öcalan ile Şemdin Sakık’ın getirilmesi ve konusu belirtilmeyen iki olayda daha kullandığını açıkladı.

Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde 1990-1997 yılları arasında işlenen faili meçhul cinayetleri araştıran Diyarbakır Özel Yetkili Cumhuriyet Savcılığı, eski MİT Kontrterör Daire Başkanı Mehmet Eymür’ün ifadeleri üzerine harekete geçti.

Eymür, geçtiğimiz kasım ayında Ankara’daki 4 faili meçhul cinayete ilgili soruşturma yürüten Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na verdiği ifadede, ‘Yeşil’ kod adlı Mahmut Yıldırım’ın MİT ve JİTEM’e çalıştığını söylemişti.

Eymür’ün ifadesinin ardından özellikle Kürt yazar Musa Anter cinayetiyle dosyayı yeniden gözden geçiren Diyarbakır Özel Yetkili Cumhuriyet Savcılığı, MİT’e, Yeşil’in teşkilatta çalışıp çalışmadığını ve hangi olaylarda kullanıldığını sordu. Savcılık ayrıca MİT’ten Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım’ın sorgu kasetlerini de istedi.

Habertürk’ten İlyas Akengin’in haberine göre MİT, savcılığa ‘Çok gizli’ ibareli bir yazıyla yanıt verdi.

Yanıtta şu ifadelerin kullanıldığı öğrenildi: “Söz ettiğiniz hiçbir olayda Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım’ı kullanmadık. Musa Anter olayında bizim hiçbir elemanımız yoktu. Biz ‘Yeşil’i bu olayda kesinlikle kullanmadık. Yeşil bizim resmi elemanımız değil. Yeşil’i sadece birkaç olayda kullandık. Yeşil’i 1990’lı yılların başında Suriye’nin başkenti Şam’a göndererek Abdullah Öcalan’ın yakalanması için oluşturulan ekipte görevlendirdik. Ancak bu operasyondan vazgeçildi.

Yeşil, Şemdin Sakık’ın Barzani’den alınıp Türkiye’ye teslim edilmesinde görev aldı. Yeşil bizim adımıza bölgede hiçbir zaman kullanılmadı. Yeşil bizim adamımız değil, onunla ilgili soruşturma yürütebilirsiniz. Bu konuda Başbakanlık’tan izin almanıza gerek yok.”

Yazıda, ayrıca konusu belirtilmeyen iki olayda daha Yeşil’in kullanıldığı belirtildi.

Van’a Bir Bilet Konseri başlıyor – Canlı yayın IMC’de

Van’da düzenlenen “Van’a Bir Bilet” konseri başlıyor. Konseri organize eden sanatçılardan İlkay Akkaya Yeşiller Partisi’nin ve bölgedeki sivil toplum kuruluşlarının desteğiyle düzenlenen kjonser başlamadan önce 13:30’da sahneye çıkarak katkı veren herkese teşekkür etti.

Konserden canlı yayın IMC Televizyonu’ndan internet üzerinden de izlenebilir.

Destek için hala bilet alabilirsiniz.

KONSERİ CANLI İZLEMEK İÇİN TIKLAYIN

Konser hakkında ayrıntılı bilgi

 

Endonezya’da deprem, tsunami tehlikesi var

Endonezya’nın Açe bölgesinde 8.9 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi. Depremin ardından tsunami alarmı verildi.
2004 yılında bölgede meydana gelen tsunamide 170.000 kişi hayatını kaybetmişti.

Metin Göktepe Ödülleri verildi

1996 yılında gözaltındayken öldürülen Evrensel gazetesi muhabiri Metin Göktepe anısına dağıtılan ödüller Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nde sahiplerini buldu.

Çok sayıda gazetecinin katıldığı ödül törenine Göktepe’nin annesi Fadime Göktepe de katıldı.

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Lokali’nde düzenlenen ödül töreninde gazeteci Ahmet Şık ve Nedim Şener’in konuşmacı olarak katıldığı “Türkiye’de gazeteci olmak” başlıklı panel düzenlendi.

Moderatörlüğünü gazeteci yazar Celal Başlangıç’ın yaptığı panelde konuşan Şık, gazeteciliğin ahlaksızca ve vicdansızca yapılmaması gerektiğini belirtti.

Demokratikleşme ve sivilleşmeden en çok bahsedildiği bu dönemde bu gazeteci tutuklamalarının acıklı olduğunu belirten Şık, “Kürtler için KCK diğer sol guruplar içinse farklı isimlerde operasyonlar yapılıyor. Bu işlerin hepsinin altında emniyet içindeki cemaate mensup ve çete gibi çalışan bir grup polis, kendi siyasal ikballeri uğruna her kurum ve kişiyi bu torbaların içerisine dolduruyorlar. Elbette kamu vicdanının kabul etmeyeceği suçlu olanlar da var ama sürece karşı çıkan muhalifleri ortadan kaldırıyorlar” dedi. “Gazeteciler, polisler, milletvekilleri, bakanlar, şakşaklar ve en çok da cemaatçi yapı da bunu kendine sormalıdır” diyen Şık, “Babam beş vakit namaz kılar, ‘inancımı kaybetmek üzereyim. Onlar dindar olduğunu söylüyorlar, ben mi dindarım onlar mı’ dedi. 73 yaşında babama kimsenin inancını sorgulatma hakkı yok” diye konuştu.

‘HEM HAKİMLER HEM CELLAT’

Şık’ın ardından konuşan gazeteci Şener ise, gazeteciliği sürekli akan, ama kendini temizleyen bir suya benzeteterek, “1990’lı yıllarda gazetecilerin infazcı, tetikçileri vardı. İçimdeki umudun varlığından değil işin realitesi budur. Gazetecilerin polis ve savcıyla iş tutması, mahkemelerle iş tutması kötüdür. Eskiden bunlar ayrıydı, mahkeme denklemde olmayan ayağıydı o tamamlandı. Hakkınızda çıkan dedikoduyla bir anda mahkemenin huzurunda kendinizi bulabiliyorsunuz. Bu gazeteciler, gerçekten çakal ve infazcılar. Hem hakimler hem cellatlar” diye belirtti.

Konuşmaların ardından ödül alanlara ödülleri verildi. Jüri Onur Ödülü, “KCK” adı altında düzenlenen operasyonlarda tutuklanan Birgün Gazetesi muhabiri Zeynep Kuray’a verildi. Kuray’ın adına ödülü Birgün Gazetesi Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Aydın aldı.

Jüri Özel Ödülünü Sabah Gazetesin’nden “Silahı çevirip tetiğe bastı” isimli haberiyle Bilge Eser, Radikal Gazetesi’nden “Aklından bile geçirme” haberiyle Mesut Hasan Benli, Evrensel Gazetesi’nden “Bir bardak su” haberiyle Elif Görgü aldı.

Televizyon dalında Jüri Özel Ödülü, Mete Çubukçu’nun, “İkinci Tahrir ayaklanması” haberine verildi. Çubukçu’ya ödülü Ertuğrul Mavioğlu verdi. Çubukçu, “Nedim ben haberi yaparım, politik duruşum yok dedi. Haberin kendisi politiktir, haber sizi bir yere götürür. Metin Göktepe de politik duruşuyla, haberiyle bir yere varmaya çalışan arkadaşımızdı. Hepimiz yaşlandık. 15 yıl boyunca bir oksijen çadırı oldu bu süreç. Buradayız, çabamız yettiğince burada olmaya devam edeceğiz” dedi.

Yerel Basın Ödülü Nabız Gazetesi’nden Gençağa Karafazlı’ya verildi. Karafazlı ödülünü alırken, “Bu ödüller bağışıklık sistemini güçlendiriyor. Bu kadar meslektaşımın tutuklandığı bir dönemde bu ödülü aldığıma sevinemiyorum. Göktepe ödülünü aldığıma çok memnun oldum. DİHA’da, Evrensel’de birlikte çalıştığım çok arkadaşım tutuklu. Ben de 14 ay cezaevinde yattım. Merkez medya bizi görmedi. Bu yüzden bu ödülü tutsak gazeteci arkadaşlarıma, DİHA’lı arkadaşlarıma atfediyorum” dedi.

Fotoğraf Ödülü Hürriyet Daily News’ten Selahattin Sönmez’in “Sakın Konuşma” adlı fotoğrafına verildi.

Yazılı Haber Ödülü ise, “Pozantı cezaevinde cinsel istismar iddiası” haberiyle DİHA Mersin Muhabiri Zeynep Kuriş aldı. Ödülünü TGC Başkanvekili Turgay Olcayto’dan alan Kuriş, “Bu ödüle layık görüldüğüm için teşekkürler. Ödülü, gece gündüz can pahasına gerçekleri açığa çıkarmak için çalışan ve tutuklanan onlarca gazeteci yoldaşıma atfediyorum. Ödülü almamı sağlayan Pozantı haberini besleyen, büyüten Özlem Ağuş’a da atfetmek istiyorum. Özlem cezaevine gönderildi” dedi.

Ödül töreninin ardından topluca fotoğraf çekildi. Daha sonra kokteyl verildi.

(Evrensel)

Erzurum’da tiyatroya sansür!

Erzurum Belediyesi, Tiyatrokare’nin “Onca Yoksulluk Varken” adlı oyununun şehirde sahnelenmesine izin vermedi.

Tiyatrokare’nin kurucusu Nedim Saban, Emile Ajar’ın aynı adlı romanından uyarlanan “Onca Yoksulluk Varken” oyununu Erzurum’da sahneleyemedi.

Fransa’nın Arap mahallelerinden birinde, anneleri fahişelik yapan çocuklara evini açan bir Musevi kadının öyküsünü konu alan oyun, belediye engeline takıldı.

Salon verilmedi

Saban, oyuna salon verilmeme nedeni olarak dekordaki “Kahrolsun Faşizm” yazısını gösterdi:

“Sonunda bu da oldu, bir oyun dekoru nedeniyle baskı gördü. Yani dekor sansürlendi! Halen Anadolu’da oyunculardan sabıka kaydı soran bir düzen var. Oyun metinleri isteniyor. Yıllardır Anadolu’da oyuncular fişleniyor.”

TFF’den “Gençler boş durmasın” kupası

0

TFF’nin son icadı Spor Toto Süper Ligin 34 haftalık bölümünü 9 ila 18. sırada bitiren takımların yer alacağı “Spor Toto Kupası” oldu. Ligi ilk 4 sırada bitiren takımların şampiyonluk, 5 ila 8 sırada bitren takımların Avrupa Kupalarına katılmak için play off oynayacak olmaları diğer takımların durumu konusunda soru işaretleri uyandırmıştı.

Ne varki, bir nev-i “Gençler boş durmasın” olarak adlandırabilecek Süper Toto kupasında yer alması hedeflenen 2 takım, Antalyaspor ile Mersin İdmanyurdu bu organizasyonda yer almak istemedi.

TFF’nin yeni icatlarının ne olacağı spor kamuoyunda merak konusu olmaya devam ediyor.

Santorum seçim kampanyasını askıya aldı

0

Cumhuriyetçi Parti başkan aday adaylarından Rick Santorum başkanlık kampanyasını askıya aldığını açıkladı. Santorum’un çekilme kararıyla birlikte Cumhuriyetçi Parti başkan adayının eski Massachusetts valisi Mitt Romney olacağı hemen hemen kesinleşti.

Santorum, çekilme kararında Trizomi 18 hastası olan üç yaşındaki kızının sağlık durumunun etkili olduğunu anlattı. Ancak Santorum’un Cumhuriyetçi Parti önseçimlerinde Romney’i yenilgiye uğratması uzak bir ihtimaldi.

Basın açıklamasında siyasi mücadeleye devam edeceğini söyleyen Santorum başkanlık kampanyasında Cumhuriyetçi Parti içindeki muhafazakarların, Hristiyan sağın desteğini bularak önemli bir başarıya imza atmıştı.

Cumhuriyetçi Parti başkan aday adayları arasında eski Temsilciler Meclisi Newt Gingrich ve Texas Milletvekili Ron Paul da var. İki aday da yarışa devam edeceklerini açıkladı.

Muhalefetteki Cumhuriyetçi Parti’nin başkan adayının kim olacağı Ağustos ayında yapılacak parti kurultayında resmen belirlenecek. Ancak Santorum’un çekilmesiyle birlikte Kasım ayında yapılacak genel seçimde Başkan Barack Obama’nın rakibinin Romney olacağı büyük ölçüde kesinleşti.

(VOA)

Lokumcu için yeni rapor hazırlanacak

Metin Lokumcu’nun adli tıp raporuna yapılan itiraz kabul edildi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Hopa mitingi öncesi çıkan olaylarda fenalaşan ve kaldırıldığı hastanede hayatını kaybeden emekli öğretmen Metin Lokumcu’nun ölümüyle ilgili olarak Trabzon ve İstanbul Adli Tıp kurumlarının verdiği, “Kalp ve akciğer hastalığı sonucu hayatını kaybettiği’ yönündeki raporlara yapılan itiraz kabul edildi. Lokumcu’nun ölümü ile ilgili olarak Adli Tıp Genel Kurulu’nun yeni bir rapor hazırlamasının beklendiği; Hopa olaylarının yıl dönümünde de ilçede anma programı düzenleneceği bildirildi.

YAPILAN İTİRAZ KABUL EDİLDİ

Trabzon Adli Tıp Grup Başkanlığı Morg İhtisas Dairesi, Hopa Devlet Hastanesi’nde hayatını kaybeden Metin Lokumcu’nun ölümüyle ilgili olarak 20 Haziran 2011 tarihinde hazırladığı otopsi raporunda, Lokumcu’nun vücudunda öldürücü düzeyde kimyasal madde saptanmadığı ve ölümün, mevcut kalp ve akciğer hastalığı sonucu meydana geldiği görüşüne yer verdi. Bunun üzerine Lokumcu’nun avukatları İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 1’inci Adli Tıp İhtisas Kurulu’na başvurarak rapora itiraz etti. Kurul, 16 Şubat 2012 tarihinde açıklanan raporunda, “Kimyasal inceleme raporuna göre otopside alınan örneklerde aranan toksik maddelerin bulunmadığı, kalp damar hastalığı olan Lokumcu’nun ölümünün kendisinde mevcut hastalığının aktif hale gelmesi sonucu meydana gelmiş olduğu oy birliğiyle mütalaa olunur” raporuyla Trabzon Adli Tıp Grup Başkanlığı’nın raporuyla aynı yönde görüş bildirdi.

TTB RAPORU: ÖLÜMÜNDE KİMYASAL GAZ ETKİSİ VAR

Bu arada Türk Tabipleri Birliği (TTB) Bilimsel Araştırma Kurulu’da Lokumcu’nun ölümü ile ilgili bir rapor hazırladı. Lokumcu’nun ölümü ile kimyasal gaza maruz kalma arasında nedensellik ilişkisi olduğu görüşüne yer verilen bu raporun açıklanmasının ardından da Lokumcu ailesinin avukatı Meriç Eyüboğlu, Trabzon Adli Tıp Grup Başkanlığı Morg İhtisas Dairesi ile İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 1’inci Adli Tıp İhtisas Kurulu’nun hazırladığı benzer raporlara, Hopa Cumhuriyet Başsavcılığı aracılığı ile Adli Tıp Genel Kurulu’na başvurarak itirazda bulundu.

YENİ RAPOR HAZIRLANACAK

TTB’nin hazırladığı, “Lokumcu’nun ölümünde kimyasal gaz etkisi var” raporuna da yer verilen başvuruyu değerlendiren Adli Tıp Genel Kurulu, itirazı kabul etti. Avukat Eyüboğlu, itirazın kabulünün önemli bir gelişme olduğunu belirterek, yapılacak değerlendirmelerin ardından Lokumcu’nun ölümü ile ilgili olarak Adli Tıp Genel Kurulu’nun yeni bir rapor hazırlamasını beklediklerini ifade etti.

HOPA OLAYLARI ANILACAK

Bu arada, 31 Mayıs 2011’de meydaa gelen Hopa olaylarının yıl dönümünde ilçede anma programı düzenlenecek. Metin Lokumcu’nun hayatını kaybettiği Hopa meydanında Türkiye’nin dört bir yanından gelecek katılımcıların anma programına katılacağı öğrenildi.

“Duygusal olmayın, GDO’ya karşı çıkmayın”

Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Türkiye’de son haftalarda yoğunlaşan Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar (GDO) ile ilgili olarak sessizliğini ilk kez bozdu. Dünyadaki en büyük GDO üreticisi ülke konumunda olan ABD Ankara Büyükelçiliği Tarım Müsteşarı Clay Hamilton, Radikal’e verdiği röportajda sözlerine kendisinin ve çocuklarının GDO’lu ürünleri tükettiği ifadesiyle başladı.

Hamilton, “Türkiye’de biyoteknoloji duygusal bir konu diyebiliriz. Tabii Türkiye’deki insanların tutumlarını ve duruşunu da anlayışla karşılıyoruz ve saygı gösteriyoruz” dedi. Özellikle son birkaç haftada Türkiye’de olan biteni dikkatle takip ettiklerini vurgulayan Hamilton, “Ailem Teksaslı. Biz ABD tarafından onaylanmış GDO’lu ürünlerin güvenli olduğuna inanıyoruz. Çocuklarıma da GDO’lu ürünleri yediriyorum. Çünkü diğer birçok ülke gibi, ABD’nin oldukça katı kurallara sahip bir mevzuatı var” diye konuştu.

Türkiye’de GDO’lu ürünleri düzenleyen yasayla ilgili görüşlerini de açıklayan Hamilton, Biyogüvenlik Kanunu yürürlüğe girmeden GDO’lu ürünlerin Türkiye’ye girdiğini ve bu dönemde bir problem duymadıklarını kaydetti. Hamilton, “Şöyle bir tereddüt var. Kanunla ilgili yanlış bir yorumlama yapılırsa, o zaman belki de suçlu olmayan kişilerin üzerine çok ciddi cezai hükümlerle gidilebilir. Her ülke bu tür ürünlerin yanlış kullanımını önlemek için bir şeyler yapıyor, çok doğal ve tabii ki hakkı. Ama mesela birTIR şoförünün yaptığı hatadan dolayı ithalatçı veya tohumu üreten firma bu hatadan sorumlu tutulmamalı. GDO üretimi ülkelerin kendi vereceği bir karar. Ama üretim yapmayan ülkelerin GDO’nun tüm faydalarından yararlanamadıklarını söyleyebiliriz” diye konuştu.

Olumlu etkileri var!

GDO’lu ürünlerin olumlu etkileri konusunun çok fazla gündeme getirilmediğini belirten Hamilton, “Yüzde 25-35 gibi daha az pestisit kullanımını sağlıyor. Daha az su ve enerji kullanılmasını sağlıyor. Bunlar da biyoçeşitliliği ve doğal hayata olumlu etki yapıyor” dedi. Hamilton, GDO’ların zararlarını gösteren araştırmaların ABD ve AB tarafından bilimsel bulunmadığını söylerken, tüketicilerin de bu kritere bakması gerektiğini ifade etti.

29 ülkede “GDO’lu ürün üretimi yapıldığını kaydeden Hamilton, “Bunun dışında 31 ülke de ithalat ve ticarete izin veriyor” diye konuştu. Hamilton, “GDO’larla ilgili olarak birçok bilinmezlikten bahsederken, siz çok netsiniz. Sizce GDO’ların yararları ve zararları konusundaki çalışmalar tamamlandı mı” sorusunu da yanıtladı. “Bu ilk kez yaşanan bir durum değil” diyen Hamilton, “1960-70’lerde hibritler ortaya çıkmıştı. O zaman da benzer olumsuz etkileri olacağı düşünülüyordu” diye konuştu. GDO konusunda milyon dolarlık araştırmalar yapıldığını ve güvenilir bulunduğunu kaydeden Hamilton, “Araştırmada bir soru işareti görülürse, bu ürünler ticarileştirilmiyor” dedi. Birleşmiş Milletler’in raporlarına göre, 2050’de yüzde 75 daha fazla gıdaya ihtiyaç duyulacağını belirten Hamilton, “Şu anki teknolojilerle buna ulaşmamız mümkün değil” diye konuştu.

ABD’li enstitü başkanı da GDO’yu savundu

Röportaja katılan ABD Ulusal Kanser Enstitüsü Yöneticisi Ben Prickril ise GDO ve kanser bağlantısını gösteren bilimsel araştırma bulunmadığını söyleyerek “Kanserle GDO’yu birbirine bağlayan çalışmalar; kayda değer, bilimsel araştırmalar değil. Ailemin de tüketmesine izin veriyorum” diye konuştu.

(Hacer Boyacıoğlu-Radikal)

İspanya’da ilginç referandum

İspanya’nın 960 nüfuslu küçük Rasquera köyünün borcu 1.3 milyon Euro’yu bulunca, yetkililer çareyi kenevir tarlalarını kiraya vermekte buldu.

Belediye tarafından önerilen bu fikir, köy halkının çoğunluğu tarafından kabul edilse de bazıları bu duruma sıcak bakmadığını söyleyince, belediye kararı referanduma götürdü.

Esrar gibi uyuşturucu maddelerin yapımında kullanılan kenevir tarlalarını kiraya vererek gelir elde etmeyi planlayan belediye, bu sayede hem istihdam sağlamayı hem de borçlarından kurtulmayı amaçlıyor.