Ana Sayfa Blog Sayfa 4715

Tarihi sarayın yanına helikopterler inip kalkacak

Dolmabahçe Sarayı’nın yanında bulunan ve TBMM Milli Saraylar’a ait olan alana olganüstü durumlar için helikopter pisti yapılıyor.

Şubat ayına kadar özel bir firma tarafından işletilen çay bahçesinin TBMM Milli Saraylar’a geçmesinin ardından bu alanda değişiklikler yapıldı. Bu değişikliklerden en önemlisi olaganüstü durumlar için hazırlanan helikopter pisti. İşçiler sözkonusu alanda helikopter pisti için boyama çalışmalarına devam ediyor.

Hopa davasına 9 ek daha

Özel yetkili Ankara Cumhuriyet Savcılığı AKP Ankara İl Başkanlığı önündeki Hopa protestosuna ilişkin 9 kişi hakkında daha örgütten dava açtı.

31 Mayıs 2011’de Hopa’da emekli öğretmen Metin Lokumcu’nun ölümüyle sonuçlanan olaylar Ankara’da AKP İl Başkanlığı önünde protesto edilmek istenmiş, 800 kişilik gruba polis sert müdahale etmişti. Olaylarda 54 kişi gözaltına alınmış, tamamı öğrenci olan 22 kişi ise tutuklanmıştı. Gözaltına alınan eylemciler, polis aracında ve Ankara Emniyeti’nde “işkence”ye maruz kalmıştı. Hopa protestosuyla ilgili soruşturma başlatan Özel Yetkili Ankara Savcılığı  28 kişi hakkında “silahlı terör örgütü” üyeliğinden dava açmıştı. Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi 9 Aralık 2011’deki davanın ilk duruşmasında tutuklu olan 22 kişinin hepsini tahliye etmişti.

Öte yandan olaylara karıştığı iddiasıyla aranan 9 kişi hakkında da aynı savcılık tarafından soruşturma yürütülüyordu. Soruşturmayı yürüten Özel Yetkili Savcı Hakan Yüksel’in 9 kişi hakkında bu ay içinde örgüt suçlamasıyla dava açtığı ortaya çıktı. 9 kişinin içinde polis müdahalesi sırasında kalça kemiği kırılan Halkevleri MYK üyesi Dilsat Aktaş da yer aldı. İddianameyi kabul eden Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi 17 Nisan’da duruşmasız olarak yaptığı oturumda iki davanın birleştirilmesine karar verdi. Böylece mahkemede örgüt üyeliğinden yargılanan Hopa sanıkarının sayısı 37 oldu. Ayrıca Asliye Ceza Mahkemesin’de de 48 Hopa eylemcisi hakkında 2911 sayılı yasaya muhalefetten bir dava görülüyor.

Vanlı depremzedelere son darbe

Antalya Valiliği, Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bölge Müdürlüğü kampında kalan Vanlı depremzedelerin, tesisi bu ayın sonuna kadar terk etmelerini istedi.
Antalya Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme 6. Bölge Müdürlüğü kampında bulunan Vanlı depremzedeler ikinci yıkım yaşıyor. Valilik; depremzedelerin kampı nisan ayı sonunda terk etmesini istedi. Gerekçe olarak ise Konyaaltı sahilindeki tesisin sezona hazırlanması gösterildi. Bazı kamu kampları öğrencilerin eğitim durumlarını da dikkate alarak kalış süresini 12 Haziran 2012 olarak açıklarken, Antalya’daki kampı, nisan ayı sonuna kadar terk etmeleri istenen Vanlı depremzedeler ise tepkili.

Antalya Vali Yardımcısı Turan Eren ise nisan ayı sonu için tebligat yapılsa da kimseyi mağdur etmeyeceklerini söyledi. Eren, “Hazırlıklarını bir an önce yapsınlar diye tebligat gönderdik” dedi. Eren, bu kişilerin Van’da geçici barınma yerlerinin hazır olduğunu belirtti. Bir ay önce Van Valiliği’nden gelen ekibin, kampı gezdiğini anlatan Eren, “Geçici barınma yerlerinin hazır olduğunu ve kendilerini Van’a beklediklerini söylediler” dedi.

Gitme zamanları geldi

Başbakanlık genelgesinin de geçici barınma yerleri yapılıncaya kadar kamplarda kalmaları yönünde olduğunu söyleyen Eren, “Kampın sezona yetişmesi için hazırlıkları yapılmalı. Depremzedeleri hemen göndermemiz söz konusu değil. Nisan sonu dedik ama çocukları okula gidenlere mayıs sonuna kadar izin vereceğiz. Ama depremzedelerin yavaş yavaş gitme zamanı geldi” dedi.

Gece yarısı özelleştirmeler yargıdan kaçırıldı

Yargı iptal etse de özelleştirme ihalelerinde artık son sözü Bakanlar Kurulu söyleyecek.
AKP dün gece yarısı çok kritik bir yasayı Meclis’ten geçirdi. Bazı üst kurul başkanlarının görev sürelerini düzenleyen yasa görüşülürken son dakika verdiği önergeyle tartışılacak bir düzenlemeyi yasalaştırdı.

Ekonomiservisi.com’un haberine göre, kanuna eklenen maddenin özeti şu, özelleştirme ihaleleri konusunda yargının verdiği kararlar bundan böyle yok sayılacak, son sözü Bakanlar Kurulu söyleyecek. Bu yasa bir medya grubunu çok yakından ilgilendiriyor:

13 Mayıs 2003’te yaklaşık 1800 dönümlük arazisi, 185 lojmanı, sosyal tesisleri ve diğer varlıkları ile Balıkesir SEKA Kağıt Fabrikası 1.1 milyon dolara satıldı.

Özelleştirme ihalesi öncesinde 51 milyon dolar değer biçilen Balıkesir SEKA, ihalede tek teklifi veren Yeni Şafak gazetesinin sahibi Albayraklar’a Özelleştirme Yüksek Kurulu’nun onayıyla 24 Haziran 2003 tarihinde devredildi.

9 yıldır kapısı kilitli

Bursa 2. İdare Mahkemesi 28 Temmuz 2003´te, satılmasında kamu yararı ve özelleştirmenin amacına uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle yürütmeyi durdurma kararı ve sonra da iptali kararı verdi. Karar temyiz edildi ve başka yargı organları Balıkesir SEKA’nın iadesi için 5 karar daha aldı. Ancak o tarihten bu yana yani tam 9 yıldır Balıkesir SEKA, Albayraklar’dan geri alınamıyor.

Özelleştirme İdaresi Başkanlığı’nın Balıkesir SEKA’yı geri alamamasının nedeni ise Albayraklar’ın açtığı 700 bin liralık tazminat davası. Bu dava nedeniyle SEKA’nın kapısına kilit vurulmuş durumda. Kısacası, devlet kendi malını 9 yıldır çalıştıramıyordu. Albayrak Turizm Seyahat İnşaat Ticaret A.Ş devredilen tüm taşınır taşınmaz mallar ile irtifak ve kullanım hakları üzerine ihtiyati tedbir koydurmuştu.

Gece yarısı Meclis’ten geçen kanuna göre özelleştirme uygulamalarına yönelik açılan davalarda, ihaleyi kazanan yatırımcıya devrin ardından iptal kararı verilmesi sebebiyle oluşacak fiili imkânsızlık karşısında geri dönülemeyecek bir yapının ortaya çıkması halinde Bakanlar Kurulu, yargı kararını uygulamayabilecek.

Canikli: Geri almamız mümkün değil

Yeni yasayla bilikte 9 yıldır kapısı kilitli bulunan ve Danıştay’ın iptal kararına rağmen 9 yıldır devlete iade edilmeyen Balıkesir SEKA, Bakanlar Kurulu kararıyla Albayraklar’a devredilebilecek.

AKP Grup Başkan Vekili Nurettin Canikli’nin dün Meclis’te “Özelleştirilen yere yatırım yapıldıktan sonra onun devlet tarafından geri alınması mümkün değil” sözleri Balıkesir SEKA konusunda hükümetin Albayraklar lehine karar vereceği beklentisini güçlendirdi. Böylece Albayraklar 51 milyon dolar değer biçilen ancak 1 milyon dolara aldıkları kağıt fabrikası sayesinde rakipleri karşısında büyük bir avantaj elde etmiş olacak.

TÜGİDER, GDO’lu soya ithalatından vazgeçti

Tüm Gıda Dış Ticaret Derneği (TÜGİDER), 29.11.2011 tarihli yazısı ile gıda amaçlı genetiği değiştirilmiş 3 soya çeşidinin her türlü gıda ve gıda takviyeleri ürünlerinde kullanılmak üzere ithalatına izin verilmesi için Biyogüvenlik Kurulu’na yaptığı başvuruyu geri çekti. Biyogüvenlik Kurulu 26 Mart 2012 tarihli 13.toplantısında TÜGİDER’in başvurusunu iptal ettiğini resmen açıkladı. TÜGİDER’in başvurusu kamuoyuna yansıyınca dernek yöneticileri GDO’lu ürünlere karşı olduklarını ancak bulaşık oranlarının tespiti için başvuru yapmak zorunda kaldıklarını açıklamıştı.

Biyogüvenlik Kurulu, 26 Mart 2012 tarihli toplantısında TÜGİDER’in başvurusunun iptal edildiğine ilişkin karar şöyle:  “Tüm Gıda Dış Ticaret Derneği’nin 29.11.2011 tarihinde 3 soya çeşidinin (MON 40-3-2, A2704-12 ve MON89788) gıda amaçlı kullanımına izin verilmesi yönündeki kabul edilen başvurusu adı geçen derneğin 14.03.2012 tarihinde yaptığı başvuruyu geri çekme talebi üzerine görüşülmüş ve başvurunun iptaline karar verilmiştir.”

Monsanto’nun ürettiği ve Avrupa’da yasaklanan genetiği değiştirilmiş MON810 mısır çeşidine Biyogüvenlik Kurulu’nun ithalat izni vermesine ilişkin tartışma ise sürüyor. DÜNYA’ya açıklama yapan Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürü ve Biyogüvenlik Kurulu Başkan Vekili Doç.Dr.Masum Burak,  MON81 mısır çeşidinin Avrupa’da çevreye verdiği zarar nedeniyle üretiminin yasaklandığını ancak tüketiminin serbest olduğunu söyledi. MON810 mısır çeşidinin Avrupa’da gıda ve yem amaçlı olarak ithalatıyla ilgili bir kısıtlama olmadığını belirten Buırak, “Ülkemizde ise GDO’lu ürünlerin üretimi kanunen zaten yasak olup, Biyogüvenlik Kurulu’nca verilen izin, ürünün sadece yem amaçlı kullanılmak üzere her aşaması izlenilebilir kontrol edilebilir bir sistem çerçevesinde ithalatına yöneliktir. Bu nedenle verilen izin ile üretim yapılmayacağından çevreye zarar vermesi de mümkün değildir.” dedi.

Burak, Avrupa Birliği’nde 8 pamuk,26 mısır,2 mikroorganizma,3 kolza,1 patates,1 şekerpancarı ve 6 soya geni olmak üzere toplam 47 GDO’ lu genin gıda ve yem amaçlı kullanımının serbest olduğunu sözlerine ekledi.

İşlenmiş soyanın yağı ihraç edilecek

Biyogüvenlik Kurulu’nun 23 Mart tarihli 13.toplantısında Bitkisel Yağ Sanayicileri Derneği’nin “yem amaçlı ithalatına izin verilen GDO’lu 3 soya fasulyesi çeşidinin işlenmesi sonucu elde edilecek soya küspesi dışındaki yağın, hamyağ veya rafine olarak ihracatının yapılmasına izin verildi.

(tarimdunyasi.net)

TTNET çöktü, internet durdu

Türkiye’de yaygın bir şekilde kullanılan TTNET 22:30 sularında tüm Türkiye’de çöktü.
TTNET kullananlar 22:30’dan itibaren internet kullanamiyor. TTNET’in çağrı merkezine ulaşılamazken kullanıcılar cep telefonlarından internete baglanarak tepkilerini Twitter üzerinden duyuruyorlar.
TTNET dışındaki diger servis saglayıcılardan internete erişim sağlanıyor.

8 yeni film vizyonda

Audrey Tautou’nun başrolünde olduğu romantik komedi ‘Aşkın Renkleri’, korku ve gerilim türündeki ‘Kuzgun’, ‘Dehşet Kapanı’ ve ‘Ölümün Sesi’, ayrılıklar, düğünler, cenazeler üzerine yerli film ‘Pazarları Hiç Sevmem’, Antonio Banderas’ın rol aldığı ‘Kara Altın’, John Madden imzalı ‘Marigold Oteli’nde Hayatımın Tatili’ ve macera komedi türündeki ‘Çifte Soygun’ vizyonda…

Bu hafta vizyona biri yerli olmak üzere 8 yeni film girecek.

KUZGUN
Haftanın gerilim filmlerinden ”Kuzgun” filminde (The Raven) başrolü üstlenen John Cusack, hayatı skandallarla dolu Amerikalı yazar Edgar Allan Poe’yu canlandırıyor.

Yönetmenliğini sinemaseverlerin ”V for Vendetta” filminden hatırlayacağı James McTeigue’ın ve senaryo yazarlığını Hannah Shakespeare ve Ben Livingston’un yaptığı filmin konusu ise şöyle:

”Delinin biri, Poe’nun yazdığı en dehşetengiz hikayelerden esinlenerek korkunç cinayetler işlemeye başladığında Baltimorlu genç bir dedektif (Luke Evans) ve Poe elele vererek, yazarın şiddet dolu öykülerinin birer birer gerçeğe dönüşmesini önlemek için katilin peşine düşer. Yaşanan ölümcül kedi-fare oyunu, Poe’nun sevgilisi (Alice Eve) katilin hedefi haline geldiğinde zirveye ulaşır.”

Filmin fragmanı: İzlemek için tıklayınız

DEHŞET KAPANI

Drew Goddard’ın yönettiği ”Dehşet Kapanı” (The Cabin in the Woods) beş arkadaşın ormanda bir kır evine gitmeleriyle yaşanan kötü olaylara ilişkin klasik bir korku filmi gibi başlıyor.

Ancak her tarafın kan gölüne dönmesinin ardından gençler geleneksel korku filmi tepkileri vermeye başlayınca, kontrol odasındaki bir grup teknisyen, korkan gençlerin her hareketini takip ediyor, hatta hareketlerine yön veriyor. Film bu aşamadan sonra hayal gücü ve ince mizah harmanından oluşan bir macerada korku filmi geleneklerini alt üst ediyor.

Filmin başrollerini Chris Hemsworth, Kristen Connolly, Anna Hutchison, Fran Kranz, Jesse Williams, Richard Jenkins ve Bradley Whitford paylaşıyor.

Filmin fragmanı: İzlemek için tıklayınız

ÖLÜMÜN SESİ
”Ejderha Dövmeli Kız” filminin yıldızı Noomi Rapace’in başrolde olduğu ”Ölümün Sesi” (Babycall), Anna ve sekiz yaşındaki oğlu Anders’in yeni taşındıkları apartmandaki hikayesini anlatan paranoid bir korku-gerilim filmi.

Eski kocasından kaçarak adresini gizli tuttuğu bir yere taşınan Anna, oğlunun güvenliği için başucuna koyabileceği bir bebek telsizi alır, ancak zamanla telsizden garip sesler, çığlıklar gelmeye başlar.

Pal Sletaune’un yazıp yönettiği filmin diğer oyuncuları arasında, Kristoffer Joner, Vetle Qvenild Werring, Stig R. Amdam yer alıyor.

Filmin fragmanı: İzlemek için tıklayınız

AŞKIN RENKLERİ

Haftanın romantik komedi filmi ”Aşkın Renkleri”nin (La Delicatesse) yönetmenliğini David Foenkinos üstlendi.

Audrey Tautou, François Damiens, Bruno Todeschini, Melanie Bernier, Josephine de Meaux gibi isimlerin rol aldığı filmin konusu şöyle:

”Güzel, mutlu ve başarılı Parisli bir yönetici olan Nathalie üç senelik evliliğin ardından aniden dul kalır. Ruh eşi olan kocasının ölümüyle baş edebilmek için, kendisini işine adar. Bir gün Nathalie’nin yaşama sevinci açıklanamaz bir biçimde kendisine bağlı çalışan Markus tarafından yeniden alevlenir. Markus görünüşte sıradan, beceriksiz ve çok da yakışıklı olmayan bir adamdır. Başta Nathalie’nin beklenmedik ilgisi karşısında afallayan Markus, zamanla onun duygularına inanmaya başlar ve aralarındaki romantizm artar. Bir süre sonra, ilişkileri tuhaf olmaktan çıkıp gerçek sevgiye dönüşen Nathalie ve Markus, kendi şüpheleri kadar çevrelerindeki insanların yargılayıcı tavırları da dahil birçok engeli aşmak zorunda kalır.”

KARA ALTIN
”Kara Altın” (Black Gold), acımasız topraklar üzerinde aşk ve gücün efsanesini anlatan bir dram.

Tahar Rahim, Antonio Banderas, Mark Strong, Freida Pinto, Riz Ahmed ve Akin Gazi’nin rol aldığı filmin yönetmenliğini Jean Jacques Annaud üstlendi.

Filmin, 20. yüzyılın başlarında Arabistan’da geçen hikayesi şöyle:

”Acımasız çöl güneşinin altında, iki savaşçı kabile karşı karşıyadır. Hobeika Emiri Nesib (Antonio Banderas) ve rakibi Salmaah Sultanı Amaar (Mark Strong), barış için ‘Sarı Kuşak’ adı verilen, kimsenin yaşamadığı topraklar üzerinde hak iddia etmemeye karar verir. Karşılığında Nesib o zamanın kabile yasalarına göre Amaar’ın iki oğlunu kendi evladı gibi büyütecektir. Oğullardan biri büyüdüğünde yenilmez bir savaşçı olan Saleeh, diğeri kendini kitaplar ve bilgiye adamış Auda’dır. Bir gün Nesib’in topraklarını ziyaret etmek için Amerika’dan gelen bir petrolcü emir, topraklarında hayal bile edemeyeceği kadar büyük değer taşıyan petrol rezervleri olduğunu söyler. Tek sorun, rezervlerin ‘Sarı Kuşak’ içinde yer almasıdır. Babasının topraklarına dönmeye çalışırken öldürülen Saleeh, iki emirin arasındaki bağları gerginleştirir. Tekrar sulhu sağlamak için Nesib’in güzel kızı Prenses Leyla (Freida Pinto) ile Auda’nın evlenmesine karar vermişlerdir. Çocukluklarında başlayan aşkları, iki kabile için de yeni bir başlangıç olacaktır. Fakat bunun gerçekleşmesi için üstesinden gelmeleri gereken çok büyük problemler vardır.”

Filmin fragmanı: İzlemek için tıklayınız

MARİGOLD OTELİ’NDE HAYATIMIN TATİLİ

”Marigold Oteli’nde Hayatımın Tatili” (The Best Exotic Marigold Hotel), Deborah Moggach’ın ”These Foolish Things” romanından esinlenilerek, Ol Parker’ın senaryosu ile beyaz perdeye aktarılmış bir komedi-dram.

Oyuncuları arasında Maggie Smith, Judi Dench gibi Oscar ödüllü oyuncuların yanı sıra Bill Nighy, Tom Wilkinson, Dev Patel, Penelope Wilton, Celia Imrie, Tena Desae, Ronald Pickup gibi yıldızların yer aldığı filmin yönetmen koltuğunda ”Aşık Shakespeare” filmiyle tanınan John Madden oturuyor.

Filmde yaşını almış bir grup İngiliz, emeklilik dönemindeki tatillerini ucuz ve bir o kadar da egzotik Hindistan’da geçirmeye karar veriyor. Marigold Oteli’nin reklamları ve sunduğu rahat yaşam düşlerine kapılan bu birbirinden bağımsız grup, oraya vardıklarında otelden geriye yalnızca eski şatafatlı halinin kaldığını görür. Bekledikleri lüks tatilden eser olmasa da bu mekanda yaşadıkları ve birbirleriyle kurdukları ilginç bağ sonucunda hayatın tadını ve aşkı yeniden keşfeder.

Filmin fragmanı: İzlemek için tıklayınız

ÇİFTE SOYGUN
Rob Minkoff’un yönettiği komedi-suç filmi ”Çifte Soygun”nda (Flypaper) izleyenler, birbirlerinden habersiz olarak aynı bankayı soymaya çalışan iki grubun hikayesine tanık olacak.

Çıkan çatışma sonrası bankada rehin kalan Tripp Kennedy (Patrick Dempsey), güzel ve akıllı veznedar Kaitlin ile (Ashley Judd) yakınlaşır. Çetelerin biri profesyonellerden, diğeri de şuursuzluk derecesinde amatör olan iki saf adamdan oluşmaktadır. Ancak güvenlik sistemi, gün sonu kilidini devreye sokunca herkes binaya kilitlenir. Gece ilerledikçe şamatalı bir kedi-fare oyunu oynanacaktır.

Filmin fragmanı: İzlemek için tıklayınız

PAZARLARI HİÇ SEVMEM
Yönetmenliğini ve senaryo yazarlığını Rezzan Tanyeli’nin yaptığı ”Pazarları Hiç Sevmem” filmi, hayatlarının en kötü dönemlerinde tesadüf eseri karşılaşan Oğuz ve Deniz’in birbirlerine ”iyi gelmeleri”nin hikayesini anlatıyor.

Bu haftanın tek yerli yapımı, ayrılıklar, yollar, düğünler, cenazeler, takıntılar ve insanlık halleri üzerine bir film.

Filmde, Melisa Sözen, Edhem Dirvana, Umut Kurt, Ezgi Mola, Hasibe Eren, Ayşen Gruda, Kenan Demirok, Şebnem Dilligil ve Barış Bağcı rol alıyor.

Filmin fragmanı: İzlemek için tıklayınız

(NTV)

ABD, Japonya’daki 9 bin askeri çekti

0

Pasifik’teki askeri varlığını yeniden yapılandıran Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Japonya’nın Okinava adasında bulunan 9 bin askerini çekerek bölgedeki diğer üslere konuşlandırıyor.

Güvenlik riskleri nedeniyle bölgede yaşayan halk üssün varlığını sık sık protesto ediyor. Amerika ile Japonya arasında 2006 yılında varılan anlaşmaya göre 5 bin Amerikan askeri Guam Adası’na diğerleri ise Hawaii ve Avustralya’ya çekiliyor.

Japonya hükümeti, iki ülke arasında zaman zaman tıkanma noktasına gelen anlaşmanın yürürlüğe girmesini olumlu bir gelişme olarak değerlendirdi:

“Olumlu bir gelişme. Burada sadece caydırıcı özelliği olan bir askeri gücü tutmakla kalmayıp aynı zamanda Okinava adası halkının acılarını da bir nebze olsun azaltmış bulunuyoruz.”

1995’te 12 yaşındaki bir kız çocuğunun üç Amerikan askerinin tecavüzüne uğraması büyük tepkilere neden olmuştu. Bu olaydan sonra iki ülke arasında Amerikan askerlerinin sayısını azaltma konusunda görüşmelere başlamıştı.

(EN)

Tarihi kilise kalıntısı çöplük oldu

Batman’ın Yenipınar Köyü’nde bulunan 11. yüzyıldan kalma Ermeni Kilisesi çöplük olarak kullanılıyor.

Batman’ın Beşiri İlçesi’ne bağlı Yenipınar Köyü’nde bulunan 11’nci yüzyıla ait olduğu belirtilen Ermeni Kilisesi köyün çöp alanı olarak kullanılıyor. Kiliseyi ayakta tutan sütunlar ve bazı işlemeli taşların ise, köylülerin ev ahırlarında basamak olarak kullanılması tepki çekti.

Yörede 11 ile 14’ncü yüzyıla ait kilise ve manastırların tarihi miras olduğunu belirten Hasankeyf kazılarından sorumlu Batman Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Abdusselam Uluçam şunları söyledi:

“Bize miras bırakılan geçmişin tüm kültürlerini korumak zorundayız. Valiliğimizin de destek verdiği bilimsel araştırma projesi kapsamında Batman yöresindeki tüm tarihi eserler tespit edilecek. İnancı ne olursa olsun, bize miras kalan eserlere gözümüz gibi bakmak zorundayız. Oluşturduğumuz iki ayrı ekipte toplam 8 uzman yer alıyor. İki yılda Batman ili sınırlarındaki tüm eserler belgelenecek. Bu eserlerin restorasyonu yapılıp turizme kazandırılacak.”

TARİHİ SÜTUNLAR BASAMAK OLDU
Köy sakinlerinden Ali Uçar da, eski eserlerin sütun ve taşlarının ahır ve binaların zemin katlarında kullanılmasından son derece rahatsızlık duyduğunu söyledi. Kiliseye ait işlemeli taş sütunlarının ahır, su arkları ve tandırların etrafına örüldüğünü belirten Uçar, “Kilisenin ortasındaki 8 sütundan 4’ü söküldü. Köyümüzün zirvesindeki bu tarihi yapıtın bu halde olması hepimizin ayıbıdır. Önemli yapıtların hayvan barınaklarında kullanılması tarihe ne kadar değer verdiğimizi gösteriyor” diye konuştu.

(Ajanslar)

Aliğa’da ÇED Toplantısı yaptırtılmadı

Aliağa da yapılması düşünülen termik santral ile ilgili  ÇED  toplantısı yaptırılmadı. Toplatı dumunu alan çevre örgütleri, sivil toplum örgütleri, belediye başkanları ve yurttaşlar toplantının yapılmasına engel oldular.

Saat 12.30 da Aliağa Ticret Odası önüne: Foçep,Petrol-iş ve Aliağalılar geldiler. Polislerinde yerini aldığı salon önünde sloganlarla terminal  projesi protesto edildi. Toplantıya Foça eski Belediye Başkanı Nihat Dirim ve Dikili Belediye Başkanı Osman Özgüven de katıldılar.

Menemen,İzmir,Konak,Foça,Dikili den gelenlerle kalabalık bir grup dışarda bir süre bekledi.

13.15 gibi salona giriş yapıldı.Toplantı yapacakların  önceden salona girdikleri anlaşıldı.  “Toplantı salonu doldu” diyerek dışarıdakileri içeriye aınmasması üserine protesto devam etti yeni gelenlere de yer açıldı.

Uzun tartışma ve protestolardan sonra “toplantının yapılamadığına” dair tutanak tutuldu.

Aliğa ve çevresindeki insanlar termik santralin yapılmasına yönenlik grişimleri bir defa daha bu biçimde protesto ettile ve engellediler.