Ana Sayfa Blog Sayfa 4709

Aliağa’dan canlı: Miting başladı

Aliağa’da miting başladı.Grupların ise miting alanına gelişi devam ediyor. Sloganlar, şarkılar ile termik santral karşıtları Aliağa’da!

Sendikalar da gruplar halinde mitingin yapılacağı noktaya geliyor. Gelenler arasında Tek-Gıda-İş, Deri-İş ve Disk Genel-İş, Emekli Sen ve Eğitim İş var. Petrol-İş de alanda.

Meydanda atılan sloganların bazıları ise şöyle: “Termik yapma boşuna, yıkacağız başına!”, “Rüzgar, güneş bize yeter!”, “İklimi değil sistemi değiştir!”, “Aliağa kömürle yanmayacak!”.

http://www.yesilgazete.org/blog/2012/05/06/canli-aliagada-miting-basliyor/

Aliağa’dan canlı: Aliağa’da miting başlıyor

Aliağa Cumhuriyet Meydanı’nda yapılması planlanan termik santrallere karşı gerçekleşecek olan miting başlamak üzere. Şu anda sahne kurulmuş durumda ve termik santral karşıtları yavaş yavaş alana giriyorlar.

Termik santralle karşı Aliağa’da olan gruplardan bazıları ise şunlar: 1 Milyon İzmirli Platformu, Yeşiller Partisi, Eşitlik ve Demokrasi Partisi, Cumhuriyet Halk Partisi, Greenpeace, Sosyalist Gelecek Parti Girişimi, Barış ve Demokrasi Partisi Halkların Demokratik Kongresi, İzmir Çevre Doğal Hayatı ve Hayvanları Koruma Derneği, Dikili Belediyesi, Foça Çevre ve Kültür Platformu, Petrol-İş, Dev-Lis, Atatürkçü Düşünce Derneği, Karşıyaka Kent Konsey, Dikili Kent Konseyi, Foça Kent Konseyi, Sosyal Ekolojist Direniş, Anadoluyu Vermeyeceğiz, Küresel Eylem Grubu.

(Yeşil Gazete)

Japonya son nükleer santralini kapattı

Japonya, bugün, çalışan son nükleer reaktörünü devre dışına aldı. 2011 Mart ayında yaşanan Fukuşima nükleer kazasından sonra ülke şimdilik nükleer enerjiden tamamen uzaklaşmış durumda.

Devre dışına alınan son reaktör Tomari 3, 2009’un Aralık ayında devreye

Japonya'nın Kuzey adasındaki Tomari nükleer santrali

girmiş 900 MW gücünde bir basınçlı su reaktörü, Japonya’nın nükleer filosunun son üyesi. Fukuşima kazasının ardından diğer 53 nükleer güç reaktörleriyle birlikte bu sonuncusu da 14 metre yüksekliğinde tsunami dalgalarına dayanıp dayanamayacağı dahil çok geniş stres testlerinden geçirilmek üzere devre dışına alındı. Yaygın kamusal muhalefete karşı her hangi bir santralin tekrar çalıştırılıp çalıştırılamayacağı meçhul.

Yeşil Gazete’nin konuyla ilgili kapsamlı analizi için tıklayınız.

(Yeşil Gazete, Ajanslar)

Engelsiz Aslanlar 2’de 2 ile başladı

Galatasaray, Tekerlekli Sandalye Basketbol Avrupa Şampiyon Kulüpler Kupası Finalleri (IWBF Champions Cup) A Grubu’ndaki ilk iki maçında rakiplerini mağlup etmeyi başardı.

Grupdaki ilk maçında İngiltere’nin Capital Aces takımını 84-66 yenen sarı-kırmızılılar, günün ikinci maçında Almanya’nın Rollis Zwickau ekibini 92-54 mağlup etti ve organizasyonun ilk gününde 2’de 2 yaptı.

Galatasaray, grubundaki son maçını bugün saat 09.30’da İtalyan temsilcisi Elecom Sport Roma ile yapacak.

 

 

Amerikan futbolunda Türkiye’nin ilk rakibi Romanya

Bugün Türkiye Amerikan futbolu Milli Takımı ilk defa sahaya çıkıyor. Romanya Clinceni’de Romanya Milli Takımı karşılaşacak olan Milli takım, Edirne’de yaptıkları son kamp sonrası maça hazır.

Saat 13.00’da başlayacak olan maç, www.sportTVlive.ro ve www.sport.ro adreslerinden canlı olarak yayınlanacak. Maçın kick-off’unu (başlama vuruşu) ise Galatasaray futbol takımının eski Romen yıldızları Gheorge Hagi ve Popescu yapacak.

İki bin kişilik Clinceni Arena’da oynanacak olan maçın öncesinde savaş uçakları stadın üzerinden gösteri uçuşu yapacak.

Milli Takım, bu maça biri Antalya biri de Edirne’de olmak üzere iki kamp yaparak hazırlandı. 2 Mayıs’ta Edirne’de toplanan takım, maç için son toplantılarını gerçekleştirip, 4 Mayıs sabahı otobüsle Romanya’ya hareket etti.

Türkiye açısından ilk Milli maç olması sebebiyle büyük önem taşıyan karşılaşma aynı zamanda Romanya Milli Takımının da ilk maçı konumunda. Takımımız, Türk Amerikan futbolu tarihine geçecek bu mücadelede beyaz forması ile sahaya çıkacak

Hatırlanacağı üzere Türk Amerikan futbolu Milli Takımı daha önce üç kez toplanmış ancak maç yapamamıştı. Milli Takım son olarak 2010 yılı yazında, İtalya’daki “Four Helmets Trophy” turnuvasına katılmaya çalışmış ancak son anda çıkan aksiliklerle, takım İtalya’ya gidememişti.

Haber nfltr.com dan derlenmiştir

[Son Dakika] Gerze’de santral projesi iptal mi edildi?

Anadolu Ajansı’nın haberine göre, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na sunulan raporda, Sinop Gerze’de kömürlü termik santral kurulmak istenen yerin orman alanı olması santralin ÇED sürecini durdurdu.
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, ”Gerze Enerji Santrali” projesine ait ÇED sürecini, santral kurulmak istenen yerin bir kısmının orman alanı olması nedeniyle durdurdu. Anadolu Ajansı’nda yayınlanan habere göre, Sinop’un Gerze ilçesi Yaykıl köyünde Anadolu Termik Santralleri AŞ tarafından ithal kömüre dayalı kurulması planlanan ”Gerze Enerji Santrali Projesi” hakkında hazırlanan ÇED sürecinin durdurulduğu haberi Çevre ve Şehircilik Bakanlığı yetkilileri tarafından paylaşıldı.
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na 19 Aralık 2011’de sunulan ÇED raporunun ardından ÇED sürecinin tamamlanması ve nihai kararın verilmesi için bir hafta sürecek ve pazartesi günü sonlanacak bir toplantı başlamıştı. Geçtiğimiz günlerde gelen haberlerde, Sinop İl Orman ve Sinop Devlet Su İşleri Müdürlükleri’nin projenin reddi için oy kullanmaya karar verdikleri iddia edilmişti. Anadolu Ajansı’ndan az önce geçilen bu haber de, bu iddialarla örtüşüyor.
Toplantıda, İnceleme Değerlendirme Komisyonu üyesi Orman Genel Müdürlüğü’nce ”termik santral kurulmak istenen yerin hemen yakınında ormanlık alanların bulunduğu, hatta santralin bir kısmının orman alanında olduğu, bilimsel araştırmalarla termik santralden açığa çıkacak baca gazı emisyonlarının rüzgarsız ortamda 10 kilometre mesafeyi olumsuz etkilediğinin ortaya konulduğu” belirtildi.

Durdurma nedenleri arasında, santralin 25 kilometre uzaktaki”Tabiatı Koruma Alanı” olan Sarıkum Göleti’ni etkileyeceği, projenin ormanlar ve ormancılık çalışmaları açısından olumsuzluğa neden olacağı görüşü de bulunuyor.

Henüz resmi bir açıklama yapılmamış olsa da Gerze’de kurulmak istenen kömürlü termik santral projesinin iptal edilmiş olma ihtimali ağır basıyor. Anadolu Ajansı’nın “iptal edildi” notuyla duyurduğu haber esasında Sinop İl Orman Müdürlüğü’nün görüşü olsa bile bu, geçtiğimiz günlerde alternatif medyaya yansıyan iddiaları destekler nitelikte.

Yeşil Gazete olarak gelişmeleri takip ediyor olacağız. İddiaların doğru olduğu umuduyla, santral projesine 4 yıldır direnen başta Gerzeli’ler olmak üzere Türkiye’deki tüm ekolojistleri şimdiden tebrik ediyoruz.

Anadolu Ajansı, Yeşil Gazete

Metin Altıok Şiir Ödülü’nün bu yılki sahibi Tozan Alkan

Kırmızı Yayınları tarafından bu yıl beşincisi düzenlenen Metin Altıok Şiir Ödülü’nün bu yılki sahibi Tozan Alkan oldu.

Doğan Hızlan, Talat Sait Halman, Ülkü Tamer, Hilmi Yavuz, Eray Canberk, Güven Turan ve Ali Cengizkan’dan oluşan seçici kurul, ödülün ‘Toplumun bütün kesimlerine ulaşan duyarlılığını entelektüel birikimiyle dengeli biçimde yansıttığı’ için ‘Sana Şehir Gelecek’ adlı kitabıyla Tozan Alkan’a verilmesini kararlaştırdı.

Alkan, ödülünü 2 Haziran’da Süreyya Operası’ndaki törende alacak.

Charles Baudelaire, Emily Dickinson birçok büyük şairin şiirlerini Türkçeye çeviren Alkan’ın ‘Zaman ve Maske’, ‘Ve Rüzgâr’ ve ‘Kalbin Akşamüzerleri’ gibi şiir kitapları bulunuyor.

(Radikal)

Bayrou da Hollande dedi

Fransa’da sosyalist aday François Hollande bugün cumhurbaşkanlığına bir adım daha yaklaştı. Merkez sağ eğilimli MODEM Partisi adayı François Bayrou, ikinci turda oyunu Hollande için kullanacağını söyledi.

Seçimin ilk turunda oyların yüzde 9’unu toplayan merkez-merkez sağ eğilimli MODEM (Demokrat Hareket) Partisi adayı François Bayrou, seçimin 6 Mayıs’ta yapılacak ikinci turunda “şahsen” Hollande için oy kullanacağını duyurdu.

Bayrou, Hollande lehinde oy kararının Sarkozy’nin aşırı sağın fikirlerini benimsemeye başlamasından kaynaklandığını söyledi. MODEM Partisi Bayrou özellikle Sarkozy’nin, aşırı sağcı seçmenin oylarını çekmek için “göç ve göçmenleri saplantı haline getirmesine” vurguda bulundu.

Bayrou’nun kararı Sarkozy cephesinde şok etkisi yarattı. Başbakan François Fillon, Bayrou’nun seçimini “yalnız bir adamın kararı” olarak değerlendirdi.

François Hollande ise Bayrou’nun kararını “özgürce ve bağımsızca aldığını” ve kararın kendisiyle ittifak anlamına gelmediğini söyledi.

LE PEN ‘BOŞ’ OY ATACAK
Seçimin ilk turunda oyların yaklaşık yüzde 18’ini toplayan aşırı sağcı aday Marine Le Pen 1 Mayıs’ta yaptığı açıklamada seçimin ikinci turunda “şahsen” boş oy kullanacağını açıklamıştı.

Son anketler Hollande’ın seçimi yüzde 47’ye karşı yüzde 53 oyla kazanacağını gösteriyor.

(Kayhan Karaca-NTV)

İklim değişikliği tarımı vuruyor

Mevsimler iyice çıldırmış durumda. Kuraklığın ardından seller geliyor. Havalar ısındığı için ortaya yepyeni haşere çeşitleri çıkıyor. İklim değişikliği tarım sektörünü özellikle etkiliyor.

“Bölgemizde sekiz yıldır kuraklık gözlemliyoruz. Yağmur çok düzensiz. Çiftçiler de hiç tahminde bulunamıyor.” Bu sözler, Hindistan’ın Orissa eyaletindeki Yaşayan Çiftlikler adlı sivil toplum örgütünden Debjeet’e ait. Debjeet, eskiden durumun çok farklı olduğunu söylüyor. “Tarımcılığı yağmur dönemlerine endeksli olarak yapıyorduk. Çiftçiler Muson yağmurlarının aşağı yukarı 14 Haziran tarihinde başlayacağını bilirdi.” diyen Debjeet, ama artık bu geleneksel bilgilerin hiçbir işe yaramadığını belirtiyor.

Yaşayan Çiftlikler adlı sivil toplum örgütü, yerel düzeyde çiftçilere yardım etmeye çalışıyor. Örgüt, yağmur tahmini yapamasa da, danışmanlık hizmeti veriyor ve tecrübelerin toplanarak değerlendirilmesine destek oluyor.

İklim değişikliği çalışmaları da baltalıyor

Günümüzde Orissa eyaletinde 13 bin 700’den fazla köy kuraklığın pençesinde. Eyalet yönetimi, bu sayının artmakta olduğunu bildiriyor. Almanya’daki Dünya Açlıkla Mücadele Örgütü’nün Başkanı Bärbel Dieckmann, kuraklığın da, seller ve diğer aşırı hava şartları gibi küresel iklim değişikliğinin bir parçası olduğunu söylüyor. “Gıda güvenliği en temel konulardan biri. Şu anda dünya nüfusunun yüzde 13’ü yoksulluk ve açlık içinde yaşıyor. Biz 50 yıl önce çalışmalarımıza başladığımızda bu oran yüzde 30’a yakındı. Bu bir başarı.” diye konuşan Dieckmann, “Ancak bazı faktörler daha da başarılı olabilmemizin önünde engel teşkil ediyor. İklim değişikliği de bunlardan biri.” diyor.

Kuraklık artıyor

Dünya Açlıkla Mücadele Örgütü, Orissa’da ve tüm dünyada ziraî kalkınma projelerine destek veriyor. Sonuçta yedi milyarın üzerindeki dünya nüfusunu doyurmak zorunda olan çiftçiler. Bärbel Dieckmann, tüm kıtalarda çiftçilerin giderek artan oranda iklim değişikliğinin kurbanı olduğunu belirtiyor. Eskiden 10 yılda bir kuraklık ile karşılaşan, ancak günümüzde her üç yılda bir kuraklık yaşayan bölgelerin olduğunu belirten Dieckmann, öte yandan iklim değişikliği nedeniyle meydana gelen sellerin, birçok bölgenin yıkımına yol açtığını kaydediyor.

Darboğaz yaşanabilir

Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli (IPCC) de, Mart ayında yayınladığı bir raporda, çoğunlukla yoksul olan birçok kırsal kesimin kuraklık, sel, kasırga ya da aşırı sıcaklar gibi olumsuz faktörlerle karşılaşması durumunda gıda tedariki konusunda darboğaz yaşanabileceği uyarısında bulundu.

Hem kurban, hem sorumlu

Ancak tarım sektörü iklim değişikliğinin sadece kurbanı değil, aynı zamanda sebeplerinden de biri. Ziraî alan açmak için yağmur ormanlarının yakılmasından hayvancılığın neden olduğu metan emisyonuna, nakliyattan tarım ürünlerinin işlenmesine kadar tarım sektörü çeşitli kollardan dünya çapında sera etkisi yapan gaz salınımının yüzde 40’ından sorumlu. Ayrıca su kaynaklarının giderek azaldığı bir dönemde, en fazla suyun harcandığı alanlardan da biri.

Küçük çiftçilere destek önemli

2008 yılında dünyada büyük ses getiren Dünya Tarım Raporu, bu kısır döngünün kırılması için küçük çiftçilerin desteklenmesini tavsiye ediyor. Zira bu çiftçiler hem iklim değişikliğine fazla neden olmuyor, hem de değişen şartlara hızla ayak uydurabiliyor. Dünya Açlıkla Mücadele Örgütü Başkanı Bärbel Dieckmann, “İklim değişikliğinden bazı sonuçlar çıkarmalıyız. Karbondioksit emisyonundan biz sanayi toplumları sorumluyuz. İklim değiştiren gazların emisyonunda yoksul ülkelerin pek payı yok. Artı, bu ülkelerde iklim değişikliğinin sonuçlarının daha kolay bir şekilde karşılanabilmesi için yöntemler geliştirmeliyiz.” diyor.

(DW)

Almanya’da halk faturalarını ödeyemiyor

0

Almanya’da elektrik faturaları ödenmediği için yaklaşık 600 bin hanede ışıklar söndü, kaloriferler devre dışı kaldı. Artan elektrik fiyatları düşük gelirlileri en insani ihtiyaçlardan mahrum bırakıyor.

Hayat pahalılığı, insanı bazı kesintilere zorlayabiliyor. Harcamalara daha da fazla dikkat etmek durumunda kalınıyor, belirli isteklerden ödün veriliyor. Ancak genelde su, elektrik gibi temel ihtiyaçlar sanki hayatın doğal birer parçasıymış ve hiç eksilmezlermiş gibi geliyor. Ne var ki, fatura ödenmediği için Almanya’da yüz binlerce hanenin elektriği kesik. Çoğu hane için bu bir kısır döngünün başlangıcı.

Heike’nin evi karanlık ve sessiz. Ne müzik çalan bir radyo, ne de herhangi bir ses çıkaran elektrikli bir alet. Akşam yemeği ise sadece bir sandviç, çünkü Heike’nin sıcak yemek pişirme imkânı yok. Zira tüm beyaz eşya için gerekli enerjiye verecek parası bulunmuyor. Elektrik şirketinin elektriği kesmesinden bu yana ise evini mumla aydınlatıyor.
‘Nüfusun yüzde 15’i fatura ödeyemiyor’

Heike’nin durumu çok istisnaî değil. Almanya’da nüfusun yüzde 10 ila 15’i elektrik faturasını artık ödeyemiyor. Elektrik şirketlerinden alınan bilgiye göre, her yıl ödenmemiş faturalar yüzünden yaklaşık 600 bin hanenin elektriği kesiliyor.

2011 yılında elektrik fiyatları yaklaşık yüzde 10 arttı, bunda önemli ölçüde nükleer enerjiden yenilenebilir enerjilere dönüşün de rolü var. Kuzey Ren-Vestfalya Tüketiciyi Koruma Merkezi’nden Birgit Höltgen, özellikle düşük gelirlilerin sorun yaşadığına dikkat çekerek, “Elektrik faturasını ödeyemeyenler arasında çok sayıda emekli ve çocuğuna tek başına bakmak zorunda olan anne veya baba var”, dedi.

‘SOSYAL YARDIM SAĞLANMALI’
Almanya’da geçim birçok kişi için son yıllarda çok pahalandı, fakat maaşlar aynı oranda artmadı. Düşük gelir ödenen branşlardaki çalışanlar, çoğunlukla kalifiye eleman olmadıkları için en düşük maaşlarla geçinmek zorunda.

“Elektrik devleri büyük şirketlere indirim yapabilecek konumdaysa, yoksul hanelere de sosyal indirim yapabilecek durumda olmaları gerek”, diyen Sosyal Dayanışma ve Yardımlaşma Birliği Başkanı Ulrike Mascher bu nedenle asgari şartlarda geçinmek zorunda olan hanelere, bir tür sosyal tarife uygulanmasını talep etti.
Sosyal yardım alanlar, ilk bakışta sorunsuz gibi görünüyorlar, zira işsiz kaldıkları anda devletten malî yardım alıyorlar, hatta elektrik ve ısıtma giderleri karşılanıyor. Ancak Kuzey Ren-Vestfalya Tüketiciyi Koruma Merkezi’nden Birgit Höltgen, durumun bu kişiler için de önemli sorunlara yol açabileceğini söyledi:

“Birden bire yüksek bir fatura gelince sorun yaşanıyor. Borçlar önce Çalışma Ajansı tarafından devralınıyor, ama sadece ödünç olarak. Bu ödünç para da her ay, sosyal yardımdan yüzde 10 oranında kesiliyor. Sonuçta yardım alanların eline geçinmek için daha az para geçiyor, üstüne üstlük elektriğin fiyatı arttığı için aylık faturalar da yükseliyor.”

Bu bir kısır döngü. Birçok kişi, bir süre sonra gelen faturalar ve ihtarnamelerin zarflarını bile açmıyor. Höltgen özellikle yaşlıların paraları yetmediği utancı ile olanları görmezden gelip hiçbir şey olmamış gibi davrandığını ifade etti. Enerji şirketlerinin, fatura ödeyemeyenlere yol göstermeleri gerektiğini belirten Höltgen, “O zaman belki de hane bütçesinde düzenleme yaparak elektrik faturalarını ödeyebilmeleri için imkân sağlanmasına yardımcı olabiliriz, ya da evlerde yüksek elektrik masrafına yol açan faktörleri gözden geçirebiliriz”, dedi.

Sorunlarla ne kadar erken yüzleşilirse, o kadar çabuk çözüm bulunabileceğini söyleyen Tüketiciyi Koruma Merkezi’nden Birgit Höltgen, görmezden gelmenin sorunları çözmediğini kaydetti.

(DW)