Ana Sayfa Blog Sayfa 4653

Ülkücü katiller serbest bırakıldı

Ankara 3. Ağır Ceza Mahkemesi, ”3. Yargı Paketi” olarak bilinen yasal düzenleme doğrultusunda, ”Bahçelievler katliamı” davasının hükümlülerinden Bünyamin Adanalı ve Ünal Osmanağaoğlu hakkındaki cezanın infazının durdurulmasına karar verdi.

“6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun”un yürürlüğe girmesinin ardından, halen cezaevinde hükümlü olarak bulunan Adanalı ve Osmanağaoğlu’nun avukatları, müvekkilleri hakkındaki cezanın infazının durdurulması için Ankara 3. Ağır Ceza Mahkemesi’ne başvurdu.

Başvuruyla ilgili duruşmaya Adanalı’nın avukatı Yalçın Kasaroğlu, Osmanağaoğlu’nun avukatı Mustafa Ekinci ile bütün müştekilerin avukatları Nezahat Gündoğmuş ve Erşen Sansal katıldı.

Kasaroğlu ve Ekinci, müvekkillerinin 14 yıldır cezaevinde bulunduklarını belirterek, 6352 sayılı Yasa’nın lehe hükümlerinden yararlandırılmalarını istedi.

Avukat Ekinci, müvekkilinin Bahçelievler katliamı davasında 7 kez idam cezasına çarptırıldığını belirterek, “oysa benzer davalarda 7 kişi ölürken, bir tek cezaya hükmedildiğini” söyledi. “Öcalan bile tek bir ceza aldı” diyen Ekinci, “Bu yasal düzenlemenin bu dosya için çıkarıldığı doğru. Bu haksızlığın giderilmesi için 6352 sayılı Yasa’nın geçici 3. maddesi konuldu. Bu doğrultuda infazın durdurulmasına karar verilmesini istiyoruz” diye konuştu.

Müşteki avukatlarından Sansal ise önce 7’şer kez idam cezasına çarptırılan sanıklar hakkındaki cezanın, 2002’de çıkan ve lehlerine olan 4771 sayılı Yasa’ya uyarlandığını ve cezalarının ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çevrildiğini anlattı. Sansal, bir kez lehlerine uyarlama yapıldığı gerekçesiyle, sanıkların yeni düzenlemeden yararlanamayacağını savundu.

6352 sayılı Yasa’nın, belli suçlarla ilgili tarih sınırlaması getirdiğini ifade ederek, bunun Anayasa’daki “Mahkemelerin teminatı”, “Hakim ve savcıların bağımsızlığı” ve “Hukuk devleti” ilkelerine aykırı olduğunu savunan Sansal, düzenlemenin iptali için Anayasa Mahkemesi’ne başvurulmasını istedi.

Avukat Gündoğmuş da düzenlemenin iptal için Anayasa Mahkemesi’ne götürülmesini istedi.

Cumhuriyet Savcısı Halil Maçkaya, düzenlemenin Anayasa’ya aykırı olduğu iddiasına katılmadığını belirterek, reddini istedi.

Mahkeme heyeti, Anayasa Mahkemesi’ne başvurulması talebini oy birliğiyle reddederek, duruşmaya devam etti. Müşteki avukatları, sanıklar hakkındaki infazın ertelenmemesini talep etti.

Savcı Maçkaya, esas hakkındaki görüşünde, sanıkların 12 Eylül 1980 öncesinde 7 kişiyi tasarlayarak öldürdükleri gerekçesiyle 765 sayılı TCK’nın 450. maddesi uyarınca 7 kez idam cezasına çarptırıldıklarını belirtti. İdam cezasının kaldırılmasının ardından cezalarının ağırlaştırılmış müebbet hapse çevrildiğini ve ceza infazının buna göre yapıldığını kaydeden Maçkaya, 5 Temmuz 2012’de yürürlüğe giren 6352 sayılı Yasa’nın geçici 3. maddesinin birinci fıkrasına göre, hükümlüler hakkında lehe olan kanunun belirlenerek, infazın ve hükmün yeniden belirlenmesi gerektiğini belirtti.

Maçkaya, sanıklar hakkında 765 sayılı TCK’nın ceza ve infaz hükümlerinin lehlerine olduğunu bildirerek, buna göre yeniden ceza ve infaz durumunun incelenmesini, infazın devamının ileride mağduriyetlerine neden olabileceği gerekçesiyle de öncelikle infazlarının durdurulmasına karar verilmesini istedi.

Sanık avukatları da savcının görüşüne katıldıklarını bildirdi. Mahkeme heyeti, sanıklar hakkındaki cezaların infazlarının durdurulmasına karar verildiğini açıklayarak, duruşmaya son verdi.

Duruşmayı, sanıkların bazı arkadaşları da izledi. Müşteki avukatlarından Sansal, duruşma çıkışında kararla ilgili, “7 kişiyi öldürdüler. Her bir kişi için yaklaşık 2 yıl cezaevinde kaldılar” dedi.

(CnnTurk)

Mısır’da ordu, meclise izin vermiyor

0

Mısır’da Yüksek Askeri Konsey, Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’nin meclisin toplanması çağrısına “anayasaya uyulması gerektiğini” söyleyerek karşı çıktı.

Muhammed Mursi, sonuçları geçen ay belli olan seçimi Müslüman Kardeşler’in adayı olarak kazanmıştı.

Seçim sonuçlarının açıklanmasından önce Anayasa Mahkemesi, geçen sene yapılan parlamento seçimini anayasaya aykırı bularak iptal edilmesi gerektiği sonucuna varmış, Yüksek Askeri Konsey de kararı uygulamıştı.

Cumhurbaşkanı işte bu karara meydan okuyan bir çağrıyla dün parlamentonun toplanması gerektiğini söylemiş, meclis başkanı da toplantı çağrısı yapmıştı.

Meclis binasının çevresindeki askeri birlikler vekillerin girişine izin yol açmak için geri çekildi.

Meclis başkanı toplantının bugün yapılmasını istedi.

Ancak Yüksek Askeri Konsey parlamentoyu fesih ederken Anayasa Mahkemesi’nin kararını uyguladığını herkesin de yasalara bağlı olması gerektiğini açıkladı.

Anayasa Mahkemesi de yaptığı son açıklamada kararının bağlayıcı olduğunu ve temyize açık olmadığını bildirdi.

Mısır’daki BBC muhabiri ordu ile yeni cumhurbaşkanının yeni bir sinir harbine giriştiğine dair işaretler geldiğini ne var ki Pazartesi bir arada görülen Mursi ve komutanların aralarında sorun varmış gibi görünmediklerini aktarıyor.

Eski Cumhurbaşkanı Hüsnü Mübarek’in 30 yıllık iktidarına son veren halk ayaklanmasının ardından idare Yüksek Askeri Konsey’e (YAK) geçmişti.

Hükümet karşıtları, YAK’ın yönetime geçmesinden önce memnuniyet duysa da, askeri yetkilileri iktidarı devretmeye yanaşmamakla suçlayan eylemciler YAK’a tepki göstermeye başladı.

Mursi, ülkede geçen ay yapılan ilk demokratik seçimlerde birinci gelmiş, ordu da idareyi 30 Haziran’da yeni cumhurbaşkanına devretmişti.

Ancak ordu, idareyi devretmeden önce kendine geniş yetkiler tanıdı.

Ordu yaptığı anayasa değişiklikleriyle, Cumhurbaşkanı’nın ordu üzerindeki etkisini azalttı, komutanlara yasama gücü verdi ve orduya yeni anayasayı veto etme hakkı tanıdı ancak bu karar henüz onaylanmadı.

Cumhurbaşkanı Mursi, Pazar günü yayımladığı kararnamede yeni genel seçimlerin, anayasanın referandumla oylanmasından sonra 60 gün içinde yapılması gerektiğini belirtti.

Müslüman Kardeşler, Parlamento’nun feshedilmesi kararına karşı çıkmıştı.

Ancak uzmanlar, cumhurbaşkanının Parlamento’yu yeniden bir araya getirme yetkisinin olmayabileceğini ifade etti.
 

(BBC TÜRKÇE)

Rus savaş gemileri Ege’de!

0

Türk makamlarına daha önce geçecekleri bilgisi verilen Rus Donanması’na ait ‘Nikolay Filçenkov’ ve ‘Caktarz’ isimli çıkarma gemileriyle ‘Tsezar Kunikov’ isimli muhrip ve ‘SB-5’ isimli yardımcı gemi, bugün saat 06.50’de Marmara Denizi’nden Çanakkale Boğazı’na giriş yaptı. Türk sahil güvenlik botlarının eşliğindeki savaş gemileri 36 mil uzunluğundaki Çanakkale Boğazı geçişlerini 2 saat 25 dakikada tamamlayıp Ege Denizi’ne açıldı.

(DHA)

Barzani, Suriye Kürtlerini birleştirmek istiyor

0

Kürt Bölgesel Yönetimi Başkanı Mesud Barzani, Suriye Kürtlerinin iki önemli örgütü olan Suriye Kürtleri Ulusal Meclisi(SKUM) Başkanı İsmail Heme ve Demokratik Birlik Partisi (PYD) Başkanı Muhammed Müslim ile Erbil’de görüştü.

Önceki gün başlayan ve devam eden basına kapalı görüşmelere katılan bir SKUM yetkilisi, Barzani’nin taraflardan, “aralarındaki ihtilafları bir kenara bırakarak Esed rejiminin değiştirilmesi amacı etrafında birleşerek ortak hareket etmelerini istediğini” söyledi.

SKUM yetkilisinin verdiği bilgiye göre Barzani, görüşmede, “Birlikte hareket ederseniz size her türlü yardımı yapacağım ve sizi dışarıdan kimseye de muhtaç ettirmeyeceğim” ifadesini kullandı.

Barzani taraflara, aralarındaki ihtilafı gidermeleri halinde kendilerine her türlü yardımı yapma vaadinde de bulundu.

Taraflar arasındaki sorunların çözülmesi için uzun süredir devrede olan Barzani, PYD ve SKUM temsilcilerine ayrıca, “Uzlaşmazsanız size ne benim faydam olur ne de başkasının” mesajını verdi.

Afrin’deki olay

Barzani’nin PYD ve SKUM temsilcileriyle görüşmesinde, Suriye’nin kuzeybatısında Kürtlerin yoğun olarak yaşadığı Afrin bölgesinde meydana gelen ve 3 kişinin ölümüyle sonuçlanan olay da gündeme geldi.

Geçtiğimiz hafta meydana gelen olayda, Esed rejiminin bölgenin kontrolünü kendisine bıraktığı PYD grubu ile bu grupla mücadele halinde olan diğer gruplar arasında silahlı çatışma yaşanmıştı. Ölenlerden birinin Suriye askeri, birinin de PYD mensubu olduğu iddia edilmişti. Olaydan sonra PYD’nin silahlı güçleri Afrin’de muhalif gruplardan bazı kimseleri alıkoymuştu.
Barzani, görüşmede Afrin’deki olayın ardından yaşanan gerginliğin de sonlandırılmasını, PYD yetkililerinden ellerindeki muhalifleri serbest bırakmasını isteyerek, “bölge halkı üzerinde silahlı güce dayalı baskı uygulanmasını doğru bulmadığını” söyledi.

Barzani, taraflara, daha önce Erbil’de yaptıkları görüşmede tarafların birbirlerinin hakkına riayet etme konusunda verdikleri güvenceleri de hatırlattı.

Bu arada Suriye’deki Kürt muhalefeti ile Erbil’de önümüzdeki günlerde daha geniş katılımlı toplantı yapılacağı öğrenildi.
SKUM, Esed rejimiyle masaya oturmuyor

Suriye’deki 16 Kürt partisinin bir araya gelmesiyle oluşturulan Suriye Kürtleri Ulusal Meclisi (SKUM), ülkede Kürtlerin yoğun olarak yaşadığı kuzey bölgesinde tabanı en güçlü oluşum olarak dikkat çekiyor. SKUM, Suriye’deki halk hareketlerinin başlamasından itibaren Esed rejimine karşı barışçıl yollardan muhalefet ediyor. Uzun süredir Suriye Ulusal Konseyi’nin (SUK) çatısı altına girmek için SUK ile müzakereler yürüten örgüt, şu ana kadar Konsey ile anlaşmaya varamamış olmasına rağmen müzakereleri bir şekilde devam ettiriyor. SKUM, Esed rejiminin değiştirilmesini amaçlayan uluslararası konferanslara genellikle Kürtlerin temsilcisi olarak davet ediliyor. Örgütün, temel talepleri arasında, Kürtlerin varlığının yeni Suriye anayasasında tanınması, Kürtçe’nin resmi diller arasına alınması ve ülkede ademi merkeziyetçi bir yönetim sisteminin kurulması gibi istekler yer alıyor. SKUM, Esed rejimi ile müzakerelere girmeyi kabul etmiyor ve mevcut rejimin değişmesini istiyor.

PYD’nin Eses rejimiyle diyaloğu güçlü

PYD, SKUM ile birlikte Kürt bölgesindeki en önemli güç durumunda. Bölgedeki etkinliğinin asıl nedeni, PKK ‘ya yakınlığı ve önemli bir silahlı güce sahip olması. Hatta birçok kaynak tarafından, PKK ‘nın Suriye’deki uzantısı olarak nitelendiriliyor.

PYD de SKUM gibi Esed rejimi aleyhtarı söylem kullanıyor ancak ülkedeki sorunun rejimle müzakere edilerek çözülebileceğini savunuyor ve her türlü dış müdahaleye ve yardıma karşı çıkıyor. Esed rejiminin, Kürtlerin yaşadığı bölgelerde kontrolü neredeyse tümüyle PYD’nin silahlı birliklerine bırakmış olması, bu örgütün etkisini artırıyor.

PYD’ye rakip gruplar, bu örgütün silahlı güç yoluyla, rejim karşıtı hareketlere destek olmaması konusunda halka gözdağı verdiğini, öne çıkan isimleri ise takibe alarak etkisiz hale getirmeye çalıştığı eleştirisinde bulunuyor.

Son olarak geçtiğimiz hafta, Esed karşıtı Kürt Özgürlük Partisi’nin (Azadi) Başkanı Mustafa Cuma, PYD tarafından 2 gün boyunca alı konulmuş, bölge halkınının tepkileri üzerine serbest bırakılmıştı.

(AA)

Haylaz çocuk geliyor!

Tüm dünya sellerden kuraklıklara aşırı iklim olaylarıyla sarsılırken bir kötü haber de Japonya Meteoroloji Ajansı’ndan geldi. Ajans, Salı günü yaptığı açıklamada altı aylık tahminlerini değiştirerek ‘El Nino’ (haylaz çocuk) olarak bilinen iklim olayının bu yaz ortaya çıkabileceğini belirtti.

Öte yandan, son günlerde etkisini iyice artıran aşırı iklim olaylarının iklim değişikliği ile bağlantılı olabileceğini söyleyen tahmin ve çalışmaların sayısı artıyor. ABD Ulusal Okyanus ve Atmosfer İdaresi (NOAA) geçtiğimiz yılın ABD’de kayıt tutulmasına başlanan 1895 yılından beri görülen en sıcak yıl olduğunu açıkladı. İngiltere Meteoroloji Ajansı yetkilileri ise buzulların erimesi ve atmosferdeki nem oranının artması gibi etkenlerin mevcut aşırı iklim olayları ile bağlantılı olabileceğini belirtiyorlar.

Benzer şekilde, wunderground.com sitesinden meteorolog Dr. Jeff Masters, Rusya ve Türkiye’de 200’e yakın insanın hayatını kaybetmesine yol açan sellere Karadenizin sıcaklığının mevsim normallerinin yaklaşık iki derece üzerinde seyretmesinin yol açmış olabileceğini iddia ediyor.

 

(Yeşil Gazete, Guardian, Reuters, motherjones.com, wunderground.com)

Londra yolcusu bisikletçiler belli oldu!

Londra Olimpiyat Oyunları’nda Türkiye’yi temsil edecek bisikletçiler belirlendi. Ülkemizi, olimpiyatlarda Ahmet Akdilek, Kemal Küçükbay ve Miraç Kal temsil edecek.

Türkiye’yi 2012 Londra Olimpiyat Oyunları’nda temsil edecek bisikletçiler belirlendi.

Spor Genel Müdürlüğü’nden yapılan yazılı açıklamaya göre, 1972 Münih Olimpiyat Oyunları’ndan 40 sene sonra ilk kez bisikletin bir branşında tam kota alan 3 sporcu, yol bisikleti kategorisinde Türkiye’yi temsil edecek.

Milli takım antrenörü Luka Zele yönetiminde uzun bir süredir kamp yapan milli takımda gerçekleştirilen seçmeler sonunda olimpik takım tespit edildi. Seçmeler sonucu, Türkiye’yi 2012 Londra Olimpiyat Oyunları’nda Ahmet Akdilek, Kemal Küçükbay ve Miraç Kal temsil edecek.

Milli bisikletçilerden 24 yaşındaki Ahmet Akdilek Salcano Bisiklet Takımı, 25 yaşındaki Miraç Kal Konya Torku Şekerspor, 29 yaşındaki Kemal Küçükbay ise Kocaeli Brisaspor adına mücadele ediyor.

Türkiye Bisiklet Federasyonu Başkanı Emin Müftüoğlu da yaptığı açıklamada, olimpiyat oyunlarına maksimum sporcu sayısı ile katıldıklarını ifade ederek, ”1972’den bu yana, 40 yıl aradan sonra Londra Olimpiyatları’na 3 sporcu ile katılacağız. Bu sayı, katılım sağlanabilecek maksimum sayıdır. 40 yıldır elde edilemeyen başarıyı yakaladık ve olimpiyatlara 3 sporcu göndereceğiz. 2005 yılından beri yaptığımız planlı ve programlı çalışmalarla bugünkü başarıları elde ettik” dedi.

KPSS cevapları parkta bulundu

Ankara’da parkta bir adaya ait giriş belgesinin içinde yırtılmış bir kâğıtta, tarih, Türkçe, vatandaşlık ve coğrafya soruları ile yanıtları bulundu.

Cumhuriyet Gazetesi’nden Sinan Tartanoğlu’nun haberine göre, not kâğıdında yer alan soru ve cevapların, Beyaz Kalem Yayıncılık ve Dicle Haber Ajansı’nın yayımladığı KPSS soruları ile büyük oranda örtüşmesi dikkat çekti.

Merkezi Ankara ’da bulunan Beyaz Kalem Yayınları tarafından hazırlanan deneme sınavında, KPSS ’de yer alan genel kültür sorularının olduğu öne sürülmüştü. Yayınevi ise “Sınav bittikten sonra sınav sorularını bir an önce tamamlayıp sitelerinde hemen yayımlamak için çaba sarf ettiklerini, sorulardan 57 adedini toparlayabildiklerini ve bunu internet sitelerindeki hazır deneme sınavı yazılımına yüklediklerini, hazır yazılım nedeniyle de yayımlanan PDF dokümanın alt tarafında ‘Deneme Sınav 2’ ibaresi çıktığı” açıklamasını yapmıştı.

Bir aday ise, aynı günün akşam saatlerinde Ankara Demetevler’de bulunan bir parkta, bankın altına, Eğitim Bilimleri ve Yabancı Dil Sınavı’na giren başka bir adayın sınav giriş belgesinin içinde küçük parçalar halinde kâğıtlar buldu. Matematik ve İngilizce sorularının ve yanıtlarının bulunduğu kâğıtları, konuları bilmediği için birleştiremediğini söyleyen aday; tarih, coğrafya, vatandaşlık ve Türkçe sorularının ve yanıtlarının yazılı olduğu kâğıt parçalarını birleştirebildi. Soruların içinde geçen anımsatıcı ifadelerin yer aldığı kâğıtta, yanıtlar olduğu tahmin edilen ifadelerin yeşil kalemle yuvarlak içine alınmış olması dikkat çekti. Kâğıtta yazan soru ve yanıtlar ile Dicle Haber Ajansı ve Beyaz Kalem Yayınları tarafından paylaşılan sorular karşılaştırıldığında büyük oranda benzerliğin olduğu ortaya çıktı.

Parkta bulunan kâğıtta not alınmış, 20 tarih, 13 coğrafya, 10 vatandaşlık ve 30 Türkçe sorusu bulunuyor. Parkta sınav giriş belgesi bulunan adayın, küçük parçalara ayrılmış kâğıdı, sınav salonuna sokup sokmadığı ise bilinmiyor. Kurallara göre, adaylar sınav salonuna hiçbir şey sokamadığı gibi, sınav sırasında soruları ve verdikleri yanıtları not olarak da dışarı çıkaramıyor.

Mağdurlardan suç duyurusu

Soruların çalındığı iddiası ile gündeme gelen KPSS ’de, adaylar cumartesi günkü oturum ile ilgili suç duyurusunda bulunuyor. Yurdun dört bir yanındaki başsavcılıklara yapılan suç duyurularında “Soruları kimin, nasıl çaldığının bulunması” isteniyor. MHP Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri, TBMM ’de düzenlediği basın toplantısında, “ ÖSYM , bir sınavı daha ağzına, burnuna bulaştırma başarısını göstermiştir” dedi. Yeniçeri, sınav başlamadan saat 05.00’ten itibaren KPSS ’de çıkan NATO Zirvesi ile ilgili sorunun, binlerce kez Google ’da arandığına işaret ederek “İstatistiklere bakıldığında, 1 gün önce böyle bir aramanın Google ’da hiç yapılmadığı ya da 3-5 arama yapıldığı halde sınav sabahı bu sorunun cevabının defalarca aranmasını kimse tesadüf olarak niteleyemez” dedi. BDP Grup Başkanvekili Hasip Kaplan da Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in yanıtlaması istemiyle sunduğu soru önergesinde, kopya çekilip çekilmediğine dair bir soruşturma yürütülüp yürütülmeyeceğini öğrenmek istedi.

(Yeşil Gazete)

Yine Samsun, yine sel, yine ölüm…

Samsun’u ikinci kez vuran sel, yolları kesti, köprüleri yıktı. Kentte gün boyu süren sağanak yağış, Ayvacık ve Salıpazarı’nda bazı köylerin kasabalarla bağlantısını kopardı. Karayolu irtibatını sağlayan iki köprü yıkıldı. Ayrıca bir hastaneyi su bastı. Ve bir kişi hayatını kaybetti…

Akşam saatlerinde şiddetini artıran sağanak yağış, Ayvacık, Salıpazarı ve Terme’de hayatı olumsuz etkiledi. Ayvacık’a 45 km uzaklıktaki Çamalan Köyü’nde çöken evin altında kalan 3 kişi yaralı kurtarıldı. Yaralılardan biri hastaneye kaldırılırken yolda hayatını kaybetti.

Karayonca köyünde aşırı yağış heyelana neden oldu ve ahşap bir ev yıkıldı. Muhtar Hüsamettin Ceniklioğlu, “O anda evde kimsenin bulunmaması can kaybını engelledi ancak evin ahırındaki 2 inek ile 1 at toprak altında kalarak telef oldu” dedi.

Salıpazarı ilçe merkezinde birçok ev ve iş yerini su bastı. Devlet hastanesinin birinci katı sular altında kaldı.  Salıpazarı ve Terme ilçesinin köylerinde tarım arazileri sular altında kaldı… 

Samsun Valisi Hüseyin Aksoy, bölgedeki durum hakkında bilgi verdi. Vali Aksoy, şunları söyledi: “Yağışlardan Ayvacık’a 45 km uzaklıkta bulunan Çamalan Köyü’nde bir ev çöktü. Enkaz altında kalan 3 kişi sağ çıkartıldı ancak 65 yaşındaki Mesut Zengin hastaneye kaldırılırken yolda hayatını kaybetti. Ayvacık Yeşilpılar Köyü’nde evin çatısına çıkan dört kişiyi kurtarmak için helikopter kaldırdık ancak hava muhalefetinden dolayı mağdurları alamadık. Karayolu ile kurtarma ekiplerini bölgeye gönderdik. Şu an ulaşmak üzereler. Yağmur azaldığı için riskimiz de azaldı. Yine Terme’deki bir kişi selde mahsur kaldı, aynı şahıs kendi imkanları ile kurtuldu. Bir kayıp vardı bulundu”.

DNSChanger internetin ‘yüzde 0.01’ini etkiledi

Milyonlarca internet kullanıcısının dünyayla bağlantısını koparacağından korkulan DNSChanger adlı kötü amaçlı yazılım, beklendiğinin aksine çok küçük çaplı bir ‘kıyamete’ neden oldu. Arkasındaki hacker grubuna 14 milyon dolar kazandıran DNSChanger, dünyadaki internet kullanıcılarının sadece yüzde 0.01’ini etkiledi.

Estonyalı ve Rus hacker’ların, internet kullanıcılarını kendi oluşturdukları sahte reklam sitelerine yönlendirmek için beş yıl önce geliştirdikleri DNSChanger, dünya çapında 200 bini bilgisayarın internet bağlantısının kopmasına neden oldu. Ancak ülkelere göre bu rakamın dağılımına bakıldığında, aylardır DNSChanger’a yönelik uyarıların fazlasıyla başarılı olduğu görülüyor.

Dünya genelindeki hiçbir devlet ve özel şirketin DNSChanger nedeniyle sorun yaşamadığı düşünülüyor. FBI’ın, dün DNSChanger tarafından etkilenen server’ları kapatmasıyla, İtalya’da 22 bin, Hindistan’da 19 bin, İngiltere’de 13 bin, Avustralya’da ise 7 bin bilgisayarın internet bağlantısı koptu.

Ortaya çıktığı 2007 yılında dört milyon bilgisayarı etkisi altına alan DNSChanger, arkasındaki hacker grubunun Kasım 2011’de FBI tarafından ortaya çıkarıldığı günlerde sadece 500 bin bilgisayarda bulunuyordu. Bu rakam, internet güvenlik şirketleri ve FBI’ın ortak çalışmalarıyla dün 220 binin altına indi.

CNNMoney sitesine açıklamada bulunan bir FBI yetkilisi, “Kasım 2011’den bu yana virüsten etkilenen bilgisayarların internete bağlanmasını sağlayan server’ların kapatılmasıyla, 211 bin bilgisayarın internet bağlantısı kayboldu. ABD’de internet bağlantısı kopan bilgisayar sayısı 42 bin” dedi. FBI’ın verdiği rakamlara göre, DNSChanger’ın 2007’den bu yana etkilediği bilgisayar sayısının yüzde 90 azaldığı görüldü.

14 MİLYON DOLAR KAZANDILAR
DNSChanger’ın ortaya çıktığı günden bu yana en fazla bilgisayarı etkilediği ülke ABD oldu. Virüsten etkilenen bilgisayar sayısının 2007’de yaklaşık 600 bin olduğu düşünülüyordu. ABD’nin en büyük internet servis sağlayıcısı Comcast, DNSChanger nedeniyle yaşanan sorunların “en düşük seviyede” olduğunu belirtti.

ABD’nin bir diğer büyük internet servis sağlayıcısı Verizon ise az sayıda müşterisinin internet bağlantısında sıkıntı yaşandığını açıkladı. Şirket, DNSChanger bağlantılı sorun yaşayan kullanıcıları için bilgilendirici bir sayfa kurdu.

İnternet sayfalarının adreslerini rakamsal kodlara çeviren DNS (ala adı sistemleri) ayarlarını bozan DNSChanger, internet kullanıcılarını gitmek istedikleri sayfa yerine sahte reklam sitelerine gönderiyordu. Hacker’lar, her tık başına para kazandıkları bu sistem sayesinde 14 milyon dolar kazandı. Ancak 2011’de FBI’ın takibinden kurtulamayıp yakayı ele verdiler.

Küresel internet güvenlik şirketi SANS Internet Storm Center uzmanı Johannes Ullrich, “Dünyada 2 milyar internet kullanıcısı olduğunu tahmin ediyoruz. DNSChanger sadece yüzde 0.01’ini etkileyebildi” dedi.

(NTV)

Bir poğaça çalmak, 6 yıldan başlar

Gaziantep’te 15 yıl önce baklava çaldıkları gerekçesiyle 9 yıl hapis cezasına çarptırılan çocukların davasına benzer bir dava İstanbul’da açıldı. Bir marketten 2 poğaça ve 2 meyve suyu çalan işsiz genç hakkında 12.5 yıl hapis istendi…

Cihangir’de bir markette 14 Haziran gecesi saat 23.00 sıralarında alarm çaldığı ihbarı üzerine polisler olay yerine gitti. Polis görgü tanıklarının ifadesine göre, camı taşla kırıp bir şeyler çalan saçları yandan kazıtılmış şüpheliyi aramaya başladı.

‘Açtım, param yoktu’

15 dakika geçmeden şüpheli bulundu. Parkta banka oturmuş, poğaçaları yiyordu. Hemen gözaltına alındı. Suçunu itiraf eden Selim Sercan K., “Açtım, param da yoktu” dedi. Market sahibi sadece 2 poğaça ve 2 meyve suyu çalındığını, paralara dokunulmadığını görünce şikâyetçi olmadı.

Paraya Dokunmamış

Selim Sercan K., ifadesinin ardından serbest bırakıldı. Ancak yasalar çok ağırdı. Soruşturma sonunda Selim Sercan K.’ye, “nitelikli olarak konut dokunulmazlığını ihlal, mala zarar verme ve kilitlenmek suretiyle muhafaza altına alınmış eşyayı çalma” suçlarından 4 yıldan 12.5 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açıldı.

Hukukçuların görüşü:

‘İhtiyaç dikkate alınmalı’

Prof. Fatih Selami Mahmutoğlu: Bu suçta şikâyet şartı aranmaz. Kişi hırsızlık suçunu ağır ve acil bir ihtiyacı karşılamak için işlenmişse, cezada indirim yapılabileceği gibi, ceza vermekten de vazgeçilebilir.
‘İnsani değerler unutulmuş’

Savunma Avukatları Derneği Başkanı Muhittin Köylüoğlu: Şüphelinin amacı hırsızlık değil. Hâkimlerimiz,
savcılarımız memur gibi davranıyorlar, insani duygularından uzaklaşmışlar, insani değerleri tamamen unutmuşlar.

(Özden Atik / AHT)