Ana Sayfa Blog Sayfa 4645

ABD, Kurtulmuş’u ‘canayakın’ bulmuş

WikiLeaks belgelerine göre, ABD elçisi James Jeffrey, HSP Genel Başkanı Numan Kurtulmuş’u  ‘Diğer Saadet Partililer’den farklı, İngilizce bilen, ABD’de yaşamış, düşünceli ve canayakın biri’ olarak tanımlamış.

Vatan gazetesinin haberine göre, WikiLeaks ’te ‘Numan Kurtulmuş’ ismi girilerek yapılan aramada 25 Şubat 2010 tarihli bir belge dikkati çekiyor. Dönemin ABD elçisi James Jeffrey tarafından Amerikan Dışişleri Bakanlığı’na gönderilen kriptonun konu başlığı olarak, ‘Numan Kurtulmuş: Saadet’in Hoşgörülü ve Nazik Yüzü’ başlığı kullanılmış. Jeffrey, kriptoda, o dönem Recai Kutan’ın ardından Saadet Partisi Genel Başkanlığı’na gelen Numan Kurtulmuş’la akşam yemeğinde aralarında geçen konuşmaları kaleme aldı.

İşte kriptonun satırbaşları:

– Kurtulmuş’un insan hakları, demokrasi, ekonomi, dış politika konusundaki argümanları sakin ve iyi savunma noktaları alan tezler. Karşısındakine uzlaşma olmasa da anlayış noktaları bırakıyor. Şu ana kadar kişisel olarak çatışmacı gibi görünse de, bundan daha önemlisi SP’nin perde arkası kadrolarının etkisinden bağımsız olduğunu söylemesi…

– Kurtulmuş bize SP’yi bir dini parti değil, Anadolu gelenekleriyle bağdaşan bir popüler parti olarak tanıttı. Hatta bazı solcuların kendilerine ‘liberal parti’ dediğini söyledi.
İsrail konusunda ABD’yi eleştirmedi

– Dış politika konusunda geleceğin en büyük çatışma noktasının din değil zengin kuzeyle yoksul güney arasındaki ekonomik çatışma olacağını söyledi.

– Masadaki en önemli konu (Jeffrey bunu masadaki ‘150 kiloluk goril’ olarak tanımlıyor) İsrail ’di. Kurtulmuş’un bu konuda beklenmedik şekilde düşük profilli olduğunu gördük. İsrail ’e Amerikan desteğini eleştirmek konusunda diğer Türk politikacıların yaptığı gibi her fırsatı değerlendirmeyi tercih etmedi.

Yeşil Gazete

MHP’li Vural, basın toplantısı rekoru kırdı

TBMM’de 24. Dönem İkinci Yasama Yılı’nda basın toplantısı rekoru kırıldı. Bu dönem Meclis’te milletvekilleri 714 basın toplantısı düzenledi.

Meclis’te en çok basın toplantısı yapan parti CHP oldu. CHP milletvekilleri tarafından bu dönemde 362basın toplantısı düzenlendi.

CHP’yi 175 basın toplantısı ile MHP, 118 ile BDP izledi.

AKP milletvekilleri 41, bağımsız milletvekilleri ise 18 basın toplantısı gerçekleştirdi.

Parlamentodaki milletvekilleri arasında en çok basın toplantısı düzenleyen isim, 23. Dönemin son yasama yılında olduğu gibi, bu dönemde de MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural oldu.

Vural, 24. Dönem İkinci Yasama Yılı’nda 69 basın toplantısı düzenledi.

Yeşil Gazete

Kılçdaroğlu, %100 oyla ikinci kez seçildi

Kemal Kılıçdaroğlu, CHP’nin 34. Olağan Kurultayı’nda, 1164 delegenin oyuyla, yeniden genel başkanlığa seçildi. Kılıçdaroğlu, 1164 geçerli oyun 1164’ünü de aldı ve ikinci kez genel başkan oldu.

Ankara Spor Salonu’nda gerçekleştirilen kurultay, Onur Akın’ın “Bir ıslık da sen çal” parçası ile başladı.  Kurultayın tek adayı Kemal Kılıçdaroğlu, salona Onur Akın ile birlikte girdi.

Kılıçdaroğlu, ‘Değişim, dönüşüm için, hiç kimseyi ötekileştirmemek, herkesi kucaklayarak, Türkiye’yi yaşanabilir bir ülke yapmak istediklerini’ söyledi. Yeni Genel Başkan, teşekkür konuşmasını ”Kardeş kavgasının olmadığı, çocukların yatağa aç girmediği, barışın,  huzurun, onurun olduğu bir ülke için yola çıktık. Yolculuğumuz devam edecek. Bu  süreçte destek, gönül veren, el veren herkese şükranlarımı sunuyorum. Hepinize  yürekten muhabbetlerimi sunuyorum” sözleriyle tamamladı.

Kurultayda neler yaşandı?

Kurultay salonuna 10. Yıl Marşı eşliğinde partililerin alkışları arasında giren CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, salonu dolaşarak tribünleri selamladı. Salonda bulunanlar ellerindeki Türk bayrakları ve CHP bayraklarını sallayarak marşa eşlik etti.

Kılıçdaroğlu, kalabalık nedeniyle salonda güçlükle ilerledi. Bu sırada foto muhabirleri ve kameramanlar da görüntü almakta zorlandı. Salonu dolaşan Kılıçdaroğlu, tribünlerde kendisi için ayrılan yere oturdu.

Kılıçdaroğlu salona gelmeden önce, iki yıllık görev süresini anlatan bir kısa film gösterimi de yapıldı.

Kurultay divan başkanlığını eski genel başkanlardan Altan Öymen yapacak. Yeni tüzüğe göre parti meclisinde yüzde 33’lük kadın kotası, yüzde 10’luk gençlik kotası uygulanacak. Kurultaya AKP Genel Sekreteri Haluk İpek ve AKP Genel Başkan Yardımcısı Salih Kapusuz’un da aralarında bulunduğu siyasi parti temsilcileri, sivil toplum örgütü temsilcileri, sanatçılar Gülriz Sururi, Musa Eroğlu, Suavi, Mustafa Özarslan, Onur Akın, Sadık Gürbüz, Melike Demirağ’ın yanı sıra eski CHP Genel Başkanı ve Antalya Milletvekili Deniz Baykal da katıldı.

Salondan notlar

Kurultay salonunun dışına CHP bayrakları ve Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun büyük boy posterleri asıldı. Davetliler, basın mensupları ve partililer ayrı ayrı kapılardaki güvenlik noktalarında kontrolden geçirildikten sonra salona alındı.

Salonun içi mavi, beyaz ve kırmızı renkte balonlar ile CHP bayrakları ile süslendi. Tribünlerin etrafı çeşitli sloganların dönüşümlü olarak yansıtıldığı ışıklı panolarla çevrildi. Panolarda ”Sevdamız Türkiye”, ”Milli irade hapsedilemez”, ”Baskı ve zulüm düzeni CHP ile bitecek” gibi sloganlar yansıdı.

Divanın yer alacağı platformun ”Demokrasi ve Değişim Kurultayı” pankartı, Türk bayrağı, Atatürk ve Kemal Kılıçdaroğlu posterleri ile CHP bayrağı asıldı. Sahnenin iki yanına da dev ekranlar yerleştirildi.

Salonun saha bölümü basın için ayrılırken, tribünler delegeler, davetliler ve partililer için düzenlendi. Salonda ”Faşizme geçit yok”, ”Demokrasiyi biz getirdik, biz yücelteceğiz”, ”Kindar değil, özgür gençlik”, ”El ele, omuz omuza, CHP iktidara”, ”Liderimiz Kemal, hedefimiz iktidar”, ”Umudun adı Kemal”, ”Sevdamız Türkiye” pankartları ve Kılıçdaroğlu’nun ”CHP’li olmak bağımsızlık, özgürlük ve halk için yılmadan mücadele etmek demektir. Yolumuz bu onurlu tarihi yazanların yoludur” ile Atatürk’ün ”Benim iki büyük eserim vardır, biri Türkiye Cumhuriyeti diğeri CHP’dir” sözlerinin yazılı olduğu pankartlar CHP’nin eski Genel Başkanlarından İsmet İnönü ve Bülent Ecevit’in fotoğrafları dikkati çekti.

Kaynak: ntvmsnbc

Clinton, “Erdoğan’la barışın” dedi

0

İsrail’in Haretz gazetesine göre, ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton, İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu’ya ‘Türkiye ile ilişkileri geliştirmeleri tavsiyesinde’ bulundu. Habere göre, Clinton, Netanyahu’ya “İlişkilerin bozuk olarak kalmaya devam etmesi sadece İsrail’e zarar veriyor. Türkiye ile yeni bir başlangıç yapılması İsrail’in yararına olacaktır” dedi.

Kadima Partisi, Netenyahu hükümetinden çekildi

Filistin Devlet Başkanı Abbas ve Başbakan Fayyad’ı “İsrail’in şimdiye kadar sahip olduğu en iyi ortaklar” olarak tanımlayan Clinton, İsrailli yetkililere Filistin yönetimini güçlendirecek adımlar atmalarını önerdi. Öte yandan koalisyon hükümetine geçen yıl katılan Kadıma Partisi Netanyahu’nun başbakanlığındaki hükümetten çekilme kararı aldı.

İP, çuval misillemisini ikinci kez başaramadı

Antalya Limanı açıklarında demirli bulunan uçak gemisi ‘USS Abraham Lincoln’ün alışveriş için çarşıya çıkan askerlerine, İşçi Partili (İP) bir grup protestoda bulundu.

Cumhuriyet Meydanı’nda toplanan İşçi Partili bir grup, ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln’ün Antalya Limanı açıklarına demirlemesini protesto etmek istedi. ABD karşıtı sloganlar atan gruptaki bazı kişiler, bu sırada yanlarında taşıdıkları çuvalları çıkardı.

Cumhuriyet Meydanı’nda gruplar halinde gezen Amerikan askerlerine yaklaşan 7 İP’li önce sözlü sataşmada bulundu, ardından yanlarında getirdikleri çuvalları ABD ’li askerlerin kafasına geçirmeye çalıştı. İP’lilere, Cumhuriyet Meydanı’nda güvenlik önlemi alan polis ekipleri hızla müdahale etti.

ABD’li askerler uzaklaştırılırken, başlarına çuval geçirmek isteyen 7 İP’li gözaltına alındı. ABD ’li askerleri protesto eden grup, sorgulanmak üzere Yenikapı Polis Merkezi’ne götürüldü.

Antalya Emniyet Müdürlüğü’nün, uçak gemisinin kentte bulunacağı 5 gün süresince işlek caddeler, alışveriş merkezleri ve eğlence mekanlarında geniş güvenlik önlemleri alacağı belirtildi. ,

(Ajanslar)

[Özel Haber]: Fatsa’nın köylerinde neler oluyor?

Ordu Fatsa’nın Tepeköy, Bahçeler ve Yukarı Bahçeler köylerinde altın madeni arama çalışmaları sonucu meydana gelen ağaç kesimi ve doğal yıkım, yöre halkını ayaklandırdı.

Ordu İli Fatsa İlçesi Yukarıtepe Köyü Güzelleştirme ve Yaşatma Derneği Başkanı Bülent Topçu’dan aldığımız bilgiye göre, Altıntepe adlı maden arama şirketinin bu köylerin civarında başladığı altın arama çalışmaları, bölgede yaşayan köylülerin yaşam alanlarını yok ediyor.

Bülent Topçu, dernek olarak yöre halkından topladıkları imzaların ardından Ordu İdare Mahkemesi’ne şirketin altın arama çalışmalarının durdurulması talebiyle dava açtıklarını belirtti. Dava dilekçesinde altın aramaları çalışmaları sırasında bölgedeki ormanların tahrip edildiği belirtiliyor.

Derneğin yasal itirazlarını mahkemeye sunan Avukat Eda Doruk’a göre altın arama çalışmasının ÇED raporu da alınmamış.

Bülent Topçu, “Hem maden çalışması, hem de kuru ağaçları temizleme adı altında ormanlarımız talen ediliyor. İstanbul’daki hemşerilerimize de durumu bildirdik. Kendilerinden de imza topluyoruz. Ayrıca Başbakanlık, Cumhurbaşkanlığı ve Orman ve Su İşleri Bakanlığı’na ulaşarak altın arama çalışmalarının bir an önce durdurulmasını istemelerini söylüyoruz. Burada köylülerimiz yerlerinden mahrum ediliyor. Herkesi bize destek vermeye çağırıyoruz” diyor.

Konuyla ilgili görüşlerini almak için internette iletişim bilgilerini aradığımız Altıntepe madencilik şirketinin ismiyle karşılaştıysak da, web sitesi ya da başka bir iletişim bilgisini bulamadık.

Öte yandan, Mineweb adlı websitesinde 7 Aralık 2011’de ingilizce yayımlanan duyuruya göre, Türkiye ve Doğu Afrika’da faaliyet gösteren Uluslararası Stratex Madencilik Şirketi’nin Türkiye’de kurduğu ve hisselerinin tamamına sahip olduğu Stratex Madencilik Sinayi ve Ticaret Ltd Şti, yine Türkiye’de faaliyet gösteren Bahar Madencilik Sinayi ve Ticaret Ltd Şti ile “Türkiye’nin kuzeyinde ‘Altıntepe’ adında ve 490.000 oz (13.8 ton) büyüklüğünde bir altın çıkarma projesi için ortak girişimde” bulunmuşlar. Duyuruya göre girişim, madenden ilk aşamada yılda 890 kg altın çıkarmayı hedefliyor.

Anlaşmanın maddelerineden biri de, Bahar Madencilik’in Altıntepe’de Stratex’e verilen maden arama lisansları için 250.000 $ ödeme yapmasını ve “tüm bu lisansları yeni kurulacak Altıntepe Madencilik adında yeni şirketine devretmesini” öngörüyor. Yine anlaşmaya göre, yeni kurulacak Altıntepe Madencilik, Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) Raporu’nun alınması ve bunun için yapılması gereken masrafları karşılamakla da yükümlü. Bahar Madencilik şirketinin websayfasına gidildiğinde “yapım aşamasındadır” ibaresiyle karşılaşılıyor.

Yeşil Gazete olarak konuyu takip etmeye devam edeceğiz.

Özel Haber: Durukan Dudu

(Yeşil Gazete)

Redhack, TFF’yi hackledi…

Gün geçmiyor ki, RedHack bir devlet kurumunu hacklemesin… Bugünkü menüde, sözde özerk,  özde şaibeli, Türkiye Futbol Federasyonu var.

RedHack, korsan saldırıları için genellikle geceyarısından sonraki saatleri tercih ediyor. Bu kez de öyle oldu… Saldırı, saat 02.02’de, ( @KizilHackerler ) Twitter hesabından duyuruldu. Korsanlar, Twitter’dan şunları yazdılar:

RedHack ★ ‏@KizilHackerlar Ne olmus yahu Futbol Federasyonu fis mi cekti? Hayirdir? ;) -> http://www.tff.org/default.aspx  ‪#OpSupportRedHack

RedHack ★ ‏@KizilHackerlar TFF sitesi ‪#RedHack‘e bagli “Metin Lokumcu” hucresi tarafindan ‪#opSupportRedhack icin cokertildi. Bu gol anadolu’dan pensilvanya’ya gitsin..

RedHack ★ ‏@KizilHackerlar FB’de GS’de TS’de BJK’de ve “endüstriyel futbola karsi” olan butun Anadolu takim taraftarlari da Pensilvanya cetesinin 11. adami olmayacak!

Alper Budka / Yeşil Gazete

Mehmet kazandı, militarizm kaybetti!

Vicdani retçi Mehmet Tarhan, askerlik yapmayı reddetti; iki kez askeri mahkemeye çıkarıldı, hapis yattı, işkence gördü; iki kez açlık grevine girdi, psikolojik lince maruz kaldı ve sonunda…

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Mehmet Tarhan’ın, insanlık dışı veya küçük düşürücü muamele maruz kaldığı ve düşünce, vicdan ve din özgürlüğünün ihlal edildiği gerekçesiyle Türkiye’yi 12 bin avro ödenmeye mahkum etti.

AİHM, barış yanlısı inancından dolayı askerlik hizmetini yapmayı, askeri üniforma girmeyi reddeden Mehmet Tarhan ile ilgili kararında Türkiye’yi haksız buldu.

‘İnsanlık dışı, küçük düşürücü muamele”

Mahkeme kararında, 2006’dan bu yana firari Tarhan’ın, askeri hapishanede tutularak saçlarının yedi asker tarafından zorla kesilmesi iddiasının, insanlık dışı veya küçük düşürücü muameleyi yasaklayan 3. maddenin ve düşünce, vicdan ve din özgürlüğüne ilişkin 9. maddenin ihlali saydı.

Mahkeme, Türkiye’nin manevi tazminat olarak 10 bin avro, mahkeme masrafları için de 2 bin avro tazminat ödemesine karar verdi.

Yeşil Gazete

Bilimcilerin birlikte çalışmaları üzerine – Levent Kurnaz

Aslında arklı şeyler yazmak için hazırlıyordum kendimi ama sonunda düşündüğümden çok değişik şeyler döküldü ekrana.

Ben bilimin değişik alanlar arasında işbirliği yapılarak kuvvetleneceğine inanıyorum. Bilimde benim çıkış noktam elektronik mühendisliği idi. Sonrasında fizik okudum, kimya bölümünde çalıştım, tekrar fizik bölümüne döndüm. İnşaat mühendisleri ile, jeofizikçiler ile, biyomedikal mühendisleri ile, moleküler biyologlarla ve çevre mühendisleri ile ortak çalışmalarım oldu. Bu çalışmaların tamamından öğrendiğim temel bilgi bilimin kimsenin tekelinde olmadığı ve aslında daha kuvvetli bilim yapabilmek için bu değişik disiplinlerin birlikte hareket etmeleri gereğidir. Ortak çalışmalar sonunda daha başarılı olunduğunu gözlemledim. Doktora temelim akışkanların fiziği olduğu için de son on senede çalışmalarımı bunun bir uygulama alanı olan iklim fiziğine kaydırdım. Dolayısıyla da sözümün esası iklim bilimi üzerine olacak.

Küresel iklim değişikliği bugüne kadar insanlığın karşılaştığı en büyük sorun. Bu büyük sorunun anlaşılması kadar etkilerinin incelenmesi ve bu etkilerin en aza indirilmesine çalışılması da birden fazla disiplinden bilimcilerin birlikte çalışabilmelerini gerektiriyor.  Mesela benim grubumun iklim değişikliğini modellemek için kullandığı yazılımların geliştirilmesinde fizikçiler, kimyacılar, atmosfer bilimciler, astronomlar olduğu gibi matematikçiler ve bilgisayar mühendisleri de var. Bu büyüklükteki projeler ancak bu kadar değişik yeteneklere ve bilgiye sahip bilimcilerin bir araya gelmesiyle başarıya ulaşabiliyor. Bu yazılımı günler hatta haftalar boyunca çalıştırdığımızda ülkemizde nasıl bir iklim değişikliği olabileceği konusunda bir bilgi sahibi olabiliyoruz. Ancak iklim değişikliği açısından bu da yeterli değil çünkü bu sefer bu bilgiyi kişilerin anlayacağı hale dönüştürmemiz gerekiyor. Bilimcilerin en zorlandığı kısım da bu. “2050 yılında İstanbul’un yaz aylarında en yüksek sıcaklıklarının ortalaması bugünkü 29 dereceden 33 dereceye yükselecek” demek bilimciler için bir anlam taşısa da bilimci olmayanlar “canım dört derece farktan ne olur ki?” diyerek tehlikenin büyüklüğünü görmezden gelebiliyorlar. Bu sebepten de bilimsel bilgiyi senaryolar haline getirerek kişilerin günlük hayatına sokabilmemiz gerekiyor. Bu da bizim edebiyatçılarla da ortak çalışma yapmamız gereğini doğuruyor, çünkü 2050 yılının 10 Temmuz günü İstanbul’da en yüksek sıcaklık 47 derece olduğunda neler yaşanacağını en güzel onlar senaryolaştırarak anlatabiliyor.

Yüksek sıcaklıkların tarıma etkisini araştırmak için ziraat mühendisleri ile ortak çalışmak gerekiyor. Yeni hava koşullarında salgın hastalıkların nasıl değişeceğini anlamak için tropik hastalık uzmanlarının konuya katılmalarına gerek var. Orman yangınlarındaki artışı ve daha sıcak havada yayılabilecek orman zararlılarını incelemek için orman mühendislerine ihtiyacımız var. Tüm bu alanlardaki zararların önlenebilmesi için yapılması gerekenleri hesaplayabilmemiz için ekonomistler, uluslararası kararlar alınabilmesi ve problemin takibi için siyaset bilimciler ve neler yapılmasını çocuklardan başlayarak öğretebilmemiz için iklim değişikliği alanında çalışacak eğitimciler gerekli.

Kısacası, bir matematik problemi üzerinde çalışmak için bir matematikçinin yeterli olduğu durumlar çok görülebilir ama iklim değişikliği gibi hem anlaşılması, hem de sonuçlarının azaltılması hususunda pek çok alandan insanın birlikte çalışmasını gerektiren bir konuda başarı ancak tüm bilimcilerin birlikte çalışması ile geliyor. Ülkemizde bilimin pek çok alanında görülen “bu benim alanım” yaklaşımı ülkemizde iklim biliminin gelişmesine zarar veriyor bu sebeple benim kapım herkese açık, iklim değişikliğinin herhangi bir bileşeni üzerinde çalışmak isteyen herkesle birlikte çalışabilirim çünkü gerçek bilimin ancak böyle ilerleyebileceğine inanıyorum.

Levent Kurnaz- www.t24.com.tr

 

 

 

Bari çınarlayın camilerinizi – Mutlu Tönbekici

Bu yazıyı bir çınar ağacının altında yazıyor olmayı çok isterdim ama ne  yazık ki ülkemdeki bütün çınarları kestikleri için klima altında  yazıyorum.

Yine boşa yazdığımın farkındayım. Şehirlerimize çınar  dikelim, bir nebze olsun güzelleşirler, o çınarların altında çay  bahçeleri yapalım, kedi, köpek, insan hepimiz doğal bir şekilde  serinleyelim…

Diyeceğim ama beni kim dinler ki…

Giderler palmiye dikerler…

Palmiyeden  bir tek ben mi hazzetmiyorum? Bir halta yaramayan saçma sapan bir ağaç.  Ağaç değil aslında… En tepesinde kelaynak kuşu gibi iki üç adet  yaprağı olan bir adet direk! Gölge vermez, serinlik vermez, altında  oturamazsın, meyvesi yok… Dahası o yapraklarının illa ki her yıl  kesilmesi lazımdır, yoksa daha da çirkin olur… Bir ton zahmeti olup  hiç bir manası olmayan bir bitki. Bana estetik de gelmiyor.

Bir  de dünyanın parasıdır. Bazıları fidanlıklarda yetiştirilir, bazıları  binbir zahmetle gemilerle yurtdışından getirilir.. Sonra bir yıl havalar  soğuk geçer, ağaç pat kurur! Hadeeee…

Ama sayfiye  belediyeleri, belediye başkanları bayılır palmiyeye… Durmadan, sıra  sıra palmiye dikerler. Çürür, kurur, gene dikerler…

Küresel ısınma var, giderek daha sıcak olacağız.. Gölgelere ihtiyacımız var…

Yok! İlla palmiye…

***

En son ne zaman bir çınar altında oturdunuz?

En son ne zaman mahalle meydanında, çınar gölgesinde içtiniz kahvenizi?

İçemezsiniz çünkü önce çınarları yok ettiler, sonra bir zamanlar gölgelediği meydanları…

Meydansız ve çınarsız kalakaldık…

Yeni  yeni, abuk subuk mahalleler yapılıyor… Hepsi de mutlaka “ATA” ile  başlamak zorunda! Bir Allahın TOKİ’cisi de meydanlı, çınar ağaçlı bir  yerleşim çizelim demez… Sovyetler Birliği mantığı, mümkün olduğunca  yaşam sevincini öldüren, insan sevgisizliğini körükleyen, en üst  mertebede çirkin, en üst düzeyde ruhsuz, en alt düzeyde estetik olmak  zorunda sanki bütün o Ata bilmemneler!

Önünde “Ata” koyunca “medeni” oldu sanıyorlar ama olmuyor…

***

Tabi ki boşa yazıyorum. Okur sanıyor bir yazıyoruz, memleket yerinden oynuyor.

Yok öyle bir şey.

O  kadar yazıldı, itiraz edildi, biz sanıyoruz ki bir kez daha  düşünecekler… Meğer Çamlıca’ya cami yapma hadisesi kesinleşmiş hatta  “model” seçme aşamasına bile gelinmiş! Bugün gazetem Vatan’da Nebahat  Koç’un röportajından öğrendik…

Model “özgün” olacakmış. Tabi  tabi. Elbette. Şimdi bu camici arkadaşlarla bizim sözlüğümüz aynı değil  biliyorsunuz. Bizim sözlüğümüzde “özgün”, kimseyi taklit etmeyen demek,  onların sözlüğünde ise “özgün”, Selimiye’nin veya Süleymaniye’nin  hormonlu kopyası demek.

Bakınız: Modern Mimar Sinan dedikleri Ataşehir Mimar Sinan Camii!

Başbakanımızın  her İstanbul’a geldiğinde bizzat ilgilendiği bu “kopyalamalara  doyamadım” cami, ramazanın ilk cuması açılıyormuş. Gazetemizden İlker  Akgüngör arkadaşımız gitmiş yerinde incelemiş. Edirne’deki Selimiye,  Süleymaniye’deki Süleymaniye ve Beşiktaş’taki Sinan Paşa camilerinden  “iz”ler taşıyormuş!

İz? Çok kibarsınız İlker Bey…

Ama  ah evet tabii! Sözlüklerimiz farklıydı di mi! Camici arkadaşların  sözlüğünde “iz” kopyala-yapıştırın karşılığı olmalı, “esin”in değil…

Gazetemde  “Dünyaca ünlü, ödüllü mimar” olarak tanıtılan sayın mimar Muharrem  Hilmi Şenalp de her halde en iyi “copy paste” ödülünün sahibi olmalı!

Zira hormonlu ve kötü bir Selimiye taklidinden başka bir şey göremiyorum fotoğraflarda.

Çamlıca  tepesine dikecekleri Tayibiye Camii için aradıkları model de işte bu  kadar “özgün” olacak. Bari oldu olacak yeni bir Aya Sofya yapın. Copy  paste üstadı Muharrem Hilmi bey şıkşıkşık yapıverir… Yarışmaya ne  gerek var..

Dostluk ve kolpacılık sağ olsun.

***

Ne  yaparsanız yapın umurumda değil artık. Anlaşıldı. Sizin gibi  olmayanlara hayat hakkı tanımamakta ısrarcısınız. Belli ki savaş  açılmış. Gitmemiz isteniyor.

Geçenlerde yazdığım gibi yeni bir “tehcir” dalgası var. Tehcir 2012.

Baştaki  konuya dönersek… Sayın Başbakanım… Sizden tek istediğim bu  camilerin yanına lütfen servi ve çınar ağaçları diktirin. Kolpacı  mimarlarınıza söyleyin köklerin binaya zarar vermeyeceği şekilde bir yer  altı duvarı yapsınlar. Fatih Camii’ndeki asırlık çınarlar “sözde” bu  yüzden kesildi, bari bunlarda yeşile yer versinler.

Bu yaşama sevincini yitirmiş kadının bu hayatta bir tanecik isteği yerine gelsin. Ağaç da dininize aykırı değil ya!

 

Mutlu Tönbekici – Vatan