Ukrayna Parlamentosu Ahlak Komisyonu, bir psikoposun başvurusu üzerine, çizgi film karakteri Sünger Bob’un eşcinselliğini araştırıyordu. Hızını alamayan komisyon küçük yaşta çocuklar için pedagoji içeriğinin başarısı dünya çapında kabul edilen Teletubbies programında da ‘uyuşturucunun özendirildiğini’ belirterek Ukrayna halkını uyarmayı borç bildi. Komisyon tehlikeli programlar listesine Pokemon, The Simpsons ve Family Guy dizileri de girdi.
‘Teletabiler uyuşturucuya özendiriyor’
“Cep” abonelerinin yüzde 63’ü kontörlü tarife kullanıyor
Türkiye’de, 2012 Haziran ayı itibariyle 66 milyon 140 bin cep telefonu abonesi bulunuyor. Abonelerin yüzde 63’ü (41 milyon 668 bini) kontörlü aboneden oluşuyor.
Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) Sektörel Araştırma ve Strateji Geliştirme Daire Başkanlığı tarafından hazırlanan 2012 yılının ikinci çeyreğine ilişkin Elektronik Haberleşme Sektörü Pazar Verileri Raporu’ndan derlenen bilgilere göre, Haziran 2012 itibariyle Türkiye’de 66,14 milyon mobil abone bulunuyor. Türkiye’deki mobil abonelerin abonelik türlerine göre dağılımına da yer verilen raporda, 2012 yılı ikinci üç aylık dönemde mobil abonelerin yaklaşık 63’ünü ön ödemeli aboneleri oluşturuyor. Halen 66 milyon 140 bin cep telefonu abonesinin bulunduğu Türkiye’de kontörlü tarife kullanan abone sayısı 41 milyon 688 bini geçiyor. Son bir yıl içerisinde faturalı abonelerin oranı ise yüzde 33,2’den yüzde 37,4’e çıktı.
Bazı AB ülkeleri ve Türkiye’de ön ödemeli ve faturalı mobil abone oranları karşılaştırıldığında incelenen ülkelerde ön ödemeli abone oranı yüzde 43 seviyesinde olduğu belirlendi. Türkiye’de yüzde 63 olarak tespit edilen kontörlü abone sayıları Finlandiya’da yüzde 13, İtalya’da yüzde 14, Almanya’da yüzde 56 seviyesinde.
GSM firmalarının Temmuz 2009’da hizmete soktuğu 3G hizmeti abonelerden büyük ilgi görüyor. 3G hizmeti Haziran 2012 itibariyle 37,7 milyon aboneye ulaştı. 2011 yılı ikinci çeyrekte 24,8 milyon olan 3G abone sayısı, 2012 yılı ikinci çeyrekte 37,7 milyona ulaştı. 3G hizmetiyle birlikte mobil bilgisayardan ve cepten internet hizmeti alan abone sayısı da aynı dönemler için 3 milyon 629 bin 522’den 10 milyon 649 bin 948’e yükseldi.
Sabit telefon aboneliği verilerine de yer verilen raporda, 2012 yılı ikinci çeyrek itibariyle Türkiye’de 14,47 milyon sabit telefon abonesi bulunuyor. Ortalama hane halkı büyüklüğünün 3,97 olduğu göz önünde bulundurulduğunda, sabit telefon hizmetleri pazarında Türkiye’nin önemli bir kesimine ulaşıldığı vurgulandı.
CİHAN
Kartal’da neler oluyor?
Dün Alevi evleri işaretlenmişti, bugün cemevi yakılmak istendi…
İstanbul’un Kartal ilçesine bağlı Hürriyet mahallesinde önceki gün 25 civarında Alevi ailenin evleri işaretlenmiş, olay mahallede büyük tedirginliğe neden olmuştu. Dün gece ise daha korkunç bir adım atıldı. Sabaha karşı 05.00 sularında mahalledeki Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Kartal Cemevi yakılmaya çalışıldı.
Kundaklama girişimine dair Hayat TV’ye bilgi veren Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Kartal Yönetim Kurulu üyesi Rahim Noz evlerinin işaretlenmesi ve cemevine yönelik tacizlerle olayın zaten “Geliyorum” dediğini vurguladı.
Bir komşularının sabaha karşı 5’i 10 geçe fark etmesiyle, yangının büyümeden söndürüldüğünü aktaran Noz, “Bu artık tehditleri geçti. Fiili bir durum. Madımak Katliamı gibi “Sizi yakarız” mesajı vermeye çalışıyorlar” dedi.
Yaşananların AKP’nin Alevilere yönelik tutumu ve Ortadoğu’daki politikalardan bağımsız olmadığını dile getiren Noz, “Bizi kendi alanlarına çekmek istiyorlar ama biz bu tuzağa düşmeyeceğiz. İktidara gereken cevabı vereceğiz” dedi.
Noz, bu tehlikeli gelişmelere karşı bugün 19.00’da Kartal Meydanı’nda yapacakları basın açıklamasına tüm demokratik kamuoyunu çağırdıklarını dile getirerek “Özellikle Sünni dostlarımızın da bize sahip çıkması gerektiğini düşünüyoruz” dedi
Cezasahasında Metin Kurt Yalnızlığı – Bağış Erten
Bu memleket böyle artık. Kabul edelim. Değer atfettiğimiz ne varsa, kimi turnusol bellediysek elimizden kayıp gidiyor. Önce Lefter öldü, sonra da Metin Kurt. Biri vicdanımızdı, diğeri adalet duygumuz. Özgürlük, eşitlik, adalet adına bildiğimiz değerlerin bayrak taşıyıcıları bir bir düşüyor.
Metin Kurt’u pek çoğumuz gazete sayfalarından tanıyoruz. Yeşil sahalarda onu izlemeye yetişenler en az ellilerinde. Başka bir adammış. Galatasaray ’ı üç sezon üst üste şampiyon yapan takımın yapıtaşlarından. Ama futbolculuğun ötesinde bir varoluş biçimiymiş. Vecdi Çıralıoğlu’nun onu anlatan “Gladyatör” kitabını okuyun göreceksiniz. Bu topraklarda hiç yaşanmamış bir hikâye onunki. Geldikleri yerleri unutan, alt liglerde üç kuruşa, adamdan sayılmadan oynadıkları dönemi hafızasından çıkaran bugünün yaldızlı yıldızlarından biri değil o. Kendine Müslüman değil. İnsan olma derdinde hep. İnsan gibi anılmak derdinde. Onurunun peşinde koşmayı top peşinde koşmaya tercih etmiş yani. Lafı uzatmayayım. Malum, sendikal mücadele ve onurlu bir duruş uğruna yola çıktığında, futbolun efendileri hemen sürdü onu. Futbolun dışına atmak istediler. Ama mücadelesinden hiç ödün vermedi. Bakın o vakitler isyan bayrağını kaldırdığında İslam Çupi ne yazmış onun hakkında.
“Spor basınına göre futbolcu sadece koşan, topu karşı kaleye götüren, kendi ceza sahası içindeki tehlikeleri taşıyan, hamallığa vücudunu kurmuş bir ‘kramponlu bebek’tir. Sadece saha içinde kazanmayı düşünecek, stadın dışına çıktığında ise ‘Ben sömürülüyor muyum?’ sorusunu soramayacak, yarattığı değerle onu satın alan fiyatın zıtlaşıp zıtlaşmadığını araştırmayacak, ‘Ben neyim, nereye kadar varım?’ kurcalamasını yapmayacak, kısaca kafasını fötr şapka gibi vestiyere bırakıp, boynundan yukarısı olmayan bir jönün(!) hödüklüğü içinde takvim yaprağı koparıp duracak. Boş mukavelelere atılan ve insan uyanışının çok gerisini tarif eden manzaralara flaş ve kalem patlatanlar için Metin Kurt, futbolumuzda esmeyen kafaların üzerinde çalan bir alarm zilidir. Metin Kurt, renk aşkı denen bir sosyal körlüğün, sırt sıvazlama denen afyonun günümüzde insan mutluluğu için yetmeyen ‘donmuş haklar’ olduğu şuuruna varmış bir isyanın kişisidir. Metin Kurt, Türkiye ’de ‘futbolcu aklı aut çizgisine kadar devam eder’ şeklinde tarif edilen saha inşasının haklarına birtakım boyutlar kazandırmak istediği için sivri adam olmuştur.”
O sivrilik de törpülendi nihayet! Futbolda da sınıfsız, imtiyazsız, kaynaşmış bir bataklıkta yaşayabiliriz artık. “Burası bizim değil, bizi öldürmek isteyenlerin ülkesi” demişti Tezer Özlü. Zafere bir adım daha yaklaştılar. “Ey futbolcular, zincirlerinizden başka kaybedeceğiniz bir Metin Kurt vardı, o da gitti. Hadi artık, taşın altına koyun elinizi” diyeceğim, sesim havada kalacak. Hangi futbolcular, hangi futbol , hangi ülke…
Kesmeşeker’in güzelim şarkısından araklayalım: ‘Ceza sahasında Metin Kurt yalnızlığı’ da yok artık. Pozisyon ofsayt. Hakem taraflı. Futbolcular köle. Taraftar figüran. Ve süper mi süper lig başlıyor!
Bağış Erten – Radikal
Irkçı Breivik’e 21 yıl ceza
Norveç’te 22 Temmuz 2011 tarihinde, hükümet binalarına bombalı saldırı, Utöya Adası’ndaki gençlik kampına da silahlı saldırıda bulunarak 77 kişiyi öldüren Breivik’in cezası açıklandı. Mahkeme Breivik’in en az 21 yıl hapis yatacağına hükmetti.
Oslo’daki duruşmada Hakim Wenche Elizabeth Amtzen, Breivik’in, Norveç terör yasasının 147’nci maddesi A fıkrası ve 233 nolu paragrafı gereği, planlı şekilde adam öldürmek suçundan ağırlaştırılmış cezaya çarptırıldığını söyledi.
İdam ve müebbet hapis cezasının bulunmadığı Norveç hukuk sistemindeki en yüksek cezaya çarptırılan Breivik’in durumu her beş yılda bir gözden geçirilecek. Norveç yasalarına göre, hüküm giyen mahkûmların cezaları “toplum için tehlikeli” olduklarına kanaat getirilirse artırılabiliyor.
10 yıl sonra serbest kalabilir
Aşırı sağ görüşlü Breivik, iyi hâl durumunda 10 yıl sonra deneme amaçlı serbest bırakılabilecek. Verilen cezadan memnun kaldığı anlaşılan 33 yaşındaki Breivik’in avukatı Geir Lippestad, “Tedavi cezası verilseydi karara itiraz edecektik. Mahkeme verilmesi gereken cezayı verdi” dedi.
Duruşma saat 16.00’ya kadan devam edecek. Duruşmanın sonunda Breivik son sözünü söyledikten sonra, taraflar basın toplantısı yapacak.
Akli dengesi yerinde
Beş hakimden oluşan mahkeme heyeti ayrıca oy birliğiyle Breivik’in cezai ehliyetinin olduğuna karar verdi.
Savcılık, mahkemeden Breivik’in akıl sağlığının yerinde olmadığı yönünde karar almasını talep etmişti. Düzenlediği saldırıların siyasi amaçlı olarak görülmesini isteyen Breivik’in avukatları ise müvekkillerinin akli dengesinin yerinde olduğunu savunmuştu.
Yine gülümseyerek dinledi
Kelepçeleri çıkarılır çıkarılmaz sağ yumruğunu kaldırıp, manifestosundaki ifadeyle, “Tapınak Şövalyesi selamı” veren ve Hakim Wenche Elisabeth Arntzen’i ayakta dinleyen Breivik’in, kararı duyduktan sonra gülümsediği görüldü.
Saldırılarda Gizem de ölmüştü
Breivik daha önceki duruşmalarda verdiği savunmalarında, saldırıları Norveç ‘te ve Avrupa’da çok kültürlü topluma karşı olduğunu, bu nedenle ülkesini ve Avrupa’yı Müslümanlardan korumak için gerçekleştirdiğini söylemişti.
Breivik, 22 Temmuz 2011’de, bir araca yerleştirdiği bombayı başkent Oslo’da hükümet binası önünde patlattıktan sonra Utöya Adası’na geçerek, burada kamp yapan Norveç İşçi Partisi ‘ne üye gençleri ateş ederek öldürmüştü. Breivik, iki ayrı saldırıda 77 kişiyi öldürmüştü. Breivik’in Utöya Adası’nda gerçekleştirdiği saldırısında, arkadaşları ile kamp yapan 18 yaşındaki Türk kızı Gizem Doğan da hayatını kaybetmişti.
Hürriyet
‘Malatya’daki Alevi ailesine taciz sürüyor’
Malatya’nın Doğanşehir ilçesine bağlı Sürgü beldesinde Ramazan davulcusunu uyardıkları için evleri saldırıya uğrayan Evli ailesine yönelik tacizlerin sürdüğü öne sürüldü. Evli ailesinin avukatı Ali Hamurcu, Evli ailesinin evinin önünde çifte ramazan davulu çalındığını ve araçla gelerek yüksek sesle müzik dinlendiğini, jandarmanın ise bu eylemlere ilişkin hiçbir işlem yapmadığını söyledi.
Vatan’da Kemal Göktaş ve Deniz Güçer imzasıyla yayımlanan haberine göre, Sürgü’de Ramazan davulcusu ile girdikleri tartışma sonucu bir grubun evlerini taşladığı ve yakmaya çalıştığı Alevi Evli ailesinin tedirginliği aradan geçen bir aya rağmen sürüyor. Evli ailesinin avukatı Hamurcu, yaptığı açıklamada, dışardan Sürgü’de hayatın olağan aktığını, günlük yaşamda olağandışı hiçbir şey yok gibi göründüğünü belirterek “Ama insanlar tedirgin. Evli ailesine yönelik tacizler devam ediyor. Ailenin kapısının önünde çifte Ramazan davulu çalındı. Bayramda evin yakınına araçla gelen bir grup yüksek sesle müzik dinleyip rahatsız ettiler. Aile bunlara karşı koruculara ve jandarmaya haber verdiğinde ise hiçbir işlem yapılmadı. Sadece aileyi rahatsız edenler uyarılıp uzaklaştırılıyor, o kadar” dedi.
‘Soruşturma ilerlemiyor’
Olayla ilgili soruşturmanın devam ettiğini söyleyen Hamurcu “Soruşturmada devlet üzerine düşen sorumluluğu gereği yerine getirmiyor. Lince kalkışma vardı o olayda ama kanunda ne nefret suçu ne de lince kalkışma gibi bir suç düzenlenmediği için savcılık ‘mala zarar verme’den işlem yaptı. Yasal bir düzenleme yapılması bile tartışılmıyor kamuoyunda. Bizim amacımız duyarlılık yaratmak, devleti faillerin bir an önce yakalanması için harekete geçirmek. Bu olayı yapanlar iki çocuk da olabilir, ama arkasında örgütlü bir güç de olabilir” dedi.
‘Aile yalnız kaldı’
Olaydan sonra sivil toplum örgütlerinin, milletvekillerinin destek verdiği Evli ailesinin, bir süre geçtikten sonra yalnız kaldığını anlatan Hamurcu “Aile normalde rutin hayatına dönmüş gibi görünüyor, bağına bahçesine gidiyor. Ama toplumsal ilişkilerini belli bir düzeye indirmiş durumdalar. Hem Alevilerle hem Sünni insanlarla ilişkileri mesafeli. Aile kendini korumak için otokontrol altında yaşıyor. Tüm aile, özellikle çocuklar ve kadınlar travma yaşıyor. Büyükler olayları algılayabiliyor ama 5 yaşındaki 8 yaşındaki bir çocuğun bunları doğal karşılamasını beklemek mümkün değil. Sivil toplum örgütlerinde de ilk günlerdeki duyarlılık kalmadı. Ailede ‘yalnız bırakıldık psikolojisi’ de var” dedi.
Sadece davulcu tutuklandı
Sürgüdeki olayla ilgili soruşturmada davulcu Mustafa Efşi, 6 aydan 5 yıla kadar hapis cezası öngören “suça tahrik etmek” suçundan tutuklanırken ifadesi alınan 23 saldırgan ise serbest bıkarılmıştı. Savcılığın saldırganlarla ilgili 4 aydan 3 yıla kadar hapis öngören “mala zarar verme” suçundan, Evli ailesi hakkında ise davulcuyu darp ettikleri iddiasıyla 1 yıldan 3 yıla kadar hapis öngören “kasten yaralama” suçundan soruşturma yürüttüğü belirtilmişti.
Malatya İl Jandarma Komutanlığı da Basın Bülteni’nde saldırıya uğrayan Alevi aile suçlanmış ve saldırganların Evli ailesinin tahriki sonucu evi taşladıklarını iddia etmişti. Jandarma, Evli ailesinin davulcuyu da dövdüğünü iddia etmişt
PKK, Omurlu karakoluna 2. kez saldırdı
Hakkari’nin Şemdinli İlçesi’nin Derecik Beldesi’nde bulunan Omurlu Küyü’ndeki Omurlu Sınır Jandarma Tabur Komutanlığı’na PKK’lılar bugün de saldırı düzenledi. Saldırıya askerler anında karşılık verdi.
Dün saat 15.00 sıralarında bir askerin öldüğü, beş askerin de yaralandığı Omurlu Sınır Jandarma Tabur Komutanlığı, bugün saat 11.30 sıralarında yine saldırıya uğradı. PKK’lıların roketatar, havan ve uzun namlulu silahlarla yaptığı saldırıya, askerler anında karşılık verdi. Saldırının ardından hava destekli operasyon başlatılırken, bölgede yer yer sıcak catışmaların da yaşandığı belirtildi.
Şemdinli’de kepenkler açılmadı
Bu arada dün gece PKK’lıların saldırısına uğrayan Şemdinli ilçesi’nde bugün kepenkler açılmadı. Sabah saatlerinde bazı işyerlerinin açık olduğu ilçede, öğle saatlerine doğru kepenkler kapandı. ilçede sadece nöbetçi fırın ve bir eczanenin açık olduğu belirtildi. İlçede alınan yoğun güvenlik önlemleri ise sürüyor
Futbolumuz sol açığı Metin Kurt’u kaybetti
Galatasaray’ın eski oyuncularından, Türk futbolunda sendikalılaşma sürecini başlatan ve futbolda sendikal faaliyet başlattığı için Galatasaray’dan aforoz edilen Metin Kurt 64 yaşında ameliyat masasında kalp yetmezliğinden yaşamını yitirdi
Bir dönem Galatasaray ile Milli Takım’ın en önemli oyuncularından olan ve Spor Emekçileri Sendikası kurucusu Metin Kurt, bir süredir rahatsızlığı nedeniyle hastanede tedavi görüyordu. Kurt, kalp yetmezliği nedeniyle bugün saat 11:00 sularında hayata gözlerini yumdu.
Profesyonel kariyerine Altay’da başlayan, oradan PTT, 1970’te ise Galatasaray’a transfer olan 1948 doğumlu Kurt, sarı-kırmızılıların üç sene üst üste şampiyon olduğu dönemdeki kadronun önemli parçalarındandı.
Türk futbol tarihinde ilk ‘sporcu grevini’ yapan Kurt, 1976’da Galatasaray’dayken Türkiye Kupası finalini oynamaya hak kazanınca vaat edilen 10 bin lira primin ödenmemesi üzerine greve gitmişti. ‘Antrenmana katılmama’ şeklinde uygulanan greve, ünlü futbolcular Yasin, Gökmen, Büyük Mehmet de katılmıştı.
12 Eylül darbesinin ardından kesintiye uğrayan spordaki örgütlenmeyi yeniden canlandırmak isteyen Metin Kurt, 2010 yılında Türkiye Devrimci Spor Emekçileri Sendikası’nı (Spor Emek-Sen) kurmuştu. “Hiçbir şut emekçi kalesine girmeyecek. Önce, sporda ter dökenler kazanacak” sloganıyla yola çıkan Metin Kurt, futbolcu haklarının yasal olarak korunması için birçok çalışma yapmıştı.
Siyasi kimliğiyle de ön plana çıkan Kurt, 2011 genel seçimlerinde Türkiye Komünist Partisi’nin İstanbul milletvekili adayı olmuştu.
Galatasaray”da oynadığı dönemde zamanın teknik direktörü Brian Birch’in Metin Kurt’a çizgide görev vermesinin ardından efsane oyuncunun lakabı “Çizgi” olarak kalmıştı. Metin Kurt ise “Çizgi” lakabının kendisine verilmesiyle ilgili bir anısını şöyle anlatıyordu; “Bunu bana sıkça soruyorlardı. En sonunda ben de bir gün dedim ki, ‘Bak arkadaş, ben halkçı bir adam değil miyim? Sahada halka en yakın yer neresi? Çizgi! Başka bir yerde mi oynayacaktım?”
90’ların en önemli rock gruplarından Kesmeşeker, ‘Doğdum Ben Memlekette’ isimli 20. yıl albümünün kapağına memleket futbolunun sıradışı ismi Metin Kurt’u taşırken bir de adına şarkı yaptı. Şarkı grubun kurucusu Cenk Taner imzalı.
Metin Kurt’un 2011 Haziranında eksiyirmidört dergisi için Volkan Ağır’a verdiği röportajı buradan okuyabilirsiniz.
Metin Kurt ile Kesmeşeker grubu üyesi Cenk Taner’in radikal gazetesinden Kenan Başaran’a verdiği röportajı buradan okuyabilirsiniz.
Kesmeşeker’in “Metin Kurt Yalnızlığı” parçasını buradan dinleyebilirsiniz.
Şarkının sözleri
Fazlalık var atalım
Denizciler, havacılar yaptı bunu
Sardunya kırmızı bir yüzün var
Yola çıkalım desem yolsuzuz o başka
Haydutlar ölmeden son bir dans / Ne dersin
Sen mi güzeldin yoksa hayat mı güzel
Kula kulluk etmezdin / Çok yanlış biriydin
Sen mi güzeldin yoksa hayat mı güzel?
Yani iki şişe ucuz şarap / Bir tarih yazabilir
Verdiğim tüm sözler / Bir anda uçabilir
Sıcak bir bira / Aşk sendikasında
Metin Kurt gibi yalnızız / Ceza sahasında da
Ne güzel, ne güzel / Ne güzel, ne güzel
Gördüm seni cebinde / Kuşku bombasıyla
Salıpazarı ihtişamıyla bir sofrada
İnandığın her şeyi attığın kalbinde
İnanmadığın her şey yedek kulübende
Haydutlar ölmeden son bir dans / Ne dersin?
Sen mi güzeldin yoksa hayat mı güzel
Kula kulluk etmezdin / Çok yanlış biriydin
Sen mi güzeldin yoksa hayat mı güzel?
Yani ki şişe ucuz şarap / Bir tarih yazabilir
Verdiğim tüm sözler / Bir anda uçabilir
Sıcak bir bira / Patlat bir sigara
Metin Kurt gibi yalnızız / Ceza sahasında da
Ne güzel, ne güzel
(Yeşil Gazete, Radikal, Eurosport)
EDP’li ve Yeşil kadınlardan atölyeye davet
Eşitlik ve Demokrasi Partisi (EDP) ve Yeşiller Partisi birleşme süreci devam ederken, EDP’li ve Yeşiller Partisi kadınları yeni partide görmek istediklerini tartışmak için buluşuyorlar.
“Parti örgütlenmesinde kadın politikası: Program ve tüzük tartışması” başlığıyla düzenlenen atölye çalışması, 26 Ağustos Pazar günü Beyoğlu Yeşilev’de düzenlenecek. Katılımcı ve etkileşimli yöntemlerle gerçekleştirilecek atölye 10:30’da başlayacak, 16:30’da sona erecek.
Atölyeye, ii partinin kadın üyelerinin yanısıra EDP-Yeşiller birleşme sürecine ilgi duyan ya da bu konuda bilgi sahibi olmak, EDP’li ve Yeşil kadınlarla tanışmak isteyen tüm kadınların davetli olduğu belirtiliyor.
Katılımın ücretsiz olduğu atölye çalışmasının programı da şöyle:
Atölyenin programı şöyle:
“Farkı Parti Pratikleri ve Deneyimler”
Açılış Konuşması: Nil Mutluer (Moderatör)
Die Linke (Sol Parti) Milletvekili Kadriye Karcı
DÖKH Aktivisti Ayten Kordu
Yazman: Ezgi Özcan
Kısa Bir Yemek Arası (12.00-12.30)
II. Oturum (12.30-14.00)
“İdeal Program ve Tüzük İçin Temel İlkeler Yöntemler ve Taktikler”
KADER Başkanı Çiğdem Aydın
Çalışma Gruplarından notlar: Çiğdem Özbaş ve Ayşe Akdeniz
Moderatör: Betül Yarar,
Yazman: Ezgi Özcan
III. Oturum (14.15-16.00)
“Program ve Tüzük Tartışması ve Öneriler”
Moderatör: Ayşe Akdeniz
Yazmanlar: Betül Yarar ve Gülnur Aksop
IV. Oturum (16.00-16.30)
Önerilerin Derlenmesi ve Okunması
(Yeşil Gazete)
Aykut Kocaman, Nazım’ın mezarını ziyaret etti
Fenerbahçe Sportif Direktörü ve Teknik Sorumlusu Aykut Kocaman ile İdari Menajer Hasan Çetinkaya, dünyaca ünlü şair Nazım Hikmet Ran’ın Rusya’nın başkenti Moskova’daki anıt mezarını ziyaret etti.
Kocaman’ın ziyareti, Fenerbahçe’nin Rus temsilcisi Spartak Moskova ile oynayacağı UEFA Şampiyonlar Ligi Play-Off ilk maçı öncesi, öğle saatlerinde gerçekleşti. Kocaman, Nazım’ın mezarına bir kırmızı gül bıraktı…

