Ana Sayfa Blog Sayfa 4587

Otobüsçüler zammı az buldu

İstanbul Özel Halk Otobüsleri Esnaf Odası, İstanbul’da toplu taşımaya yapılan zammı az buldu.

Oda, yapılan zamların işletme maliyetlerini karşılamaktan uzak olduğunu ileri sürdü. İstanbul Özel Halk Otobüsleri Esnaf Odası’ndan yapılan açıklamada, İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından belirlenen otobüs, tramvay, metro, tünel, vapur, tren yolcu taşıma ücretlerinin 1 Eylül 2012 tarihinden geçerli olmak üzere 1.95 TL’ye çıkarıldığı belirtildi.

Açıklamada şu ifadeler kullanıldı: “Daha önceki tarifede 1.75 TL olarak uygulanan elektronik bilet (AKBİL) yolculuklarına böylelikle yaklaşık yüzde 12 oranında bir artış getirilmiştir. Oysa İETT tarafından yapılan açıklamada son bir yıl içerisinde akaryakıt ve işçilik giderlerinde yaklaşık yüzde 20 oranında bir artış yaşandığı vurgulanmaktadır. Bu da göstermektedir ki yapılan düzenleme işletme maliyetlerinin altında kalmaktadır. Toplam 200 binişle sınırlı aylık abonman (mavi akbil) ücreti de 140.- TL yerine 155.- TL olmuştur. Buradaki artış oranı da % 10 dolaylarında olup yukarıda belirtilen maliyetlerin altında kalmaktadır. Mavi AKBİL yolculuklularına 0.70 TL yerine 0.775 TL ödenecektir. 2010 yılında bu yolculuklara 0.90 TL ödeniyordu. Dolayısıyla yapılan düzenleme 2010 yılı rakamlarını bile yakalamaktan uzaktır.”

Açıklamada,tüm bunlar ve Avrupa emsal kentlerindeki yolculuk ücretinin 1 EURO olduğu dikkate alındığında, 1.95 TL bilet ücretinin bugün de yetersiz olduğu ve özel halk otobüslerini mağdur ettiği kaydedildi.

Davutoğlu: Her gün 4 bin Suriyeli geliyor

0

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK), Suriye’deki krizi ve Suriyeli mültecileri görüşmek üzere bir araya gelirken, BMGK dönem başkanı Fransa’nın daveti üzerine toplantıya katılan Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, ‘acil eylem’ çağrısı yaptı.

Güvenlik Konseyi’ni eleştiren Davutoğlu, “Suriye’de dökülen kana son vermek için gerekli kararlılık gösterilememiştir” ifadesini kullanıp “BM kurumlarının Suriye konusunda beklentilerimin gerisinde hareket ettiğine şahit olmaktan üzüntü duyuyorum” dedi.
BM’ye ‘gecikmeden’ Suriye içine mülteci kampları kurması çağrısı yapan Davutoğlu, bu kamplarıa ‘tam koruma sağlanması’ gerektiğini söyledi.

BM Genel Sekreter Yardımcısı Jan Eliasson ise, Suriye’ye kamp kurulması önerisi için, “Bu tip öneriler ciddi sorular doğurur” yorumunu yaptı.

Dışişleri Bakanı, Türkiye’de 80 binden fazla Suriyeli bulunduğunu, her gün 4 bin Suriyelinin sınırını geçtiğini ve 10 bin Suriyelinin de sınırda beklediğini dile getirdi.

Türkiye’den 5 maddelik plan

Davutoğlu, Türkiye’nin BM’den taleplerini şöyle sıraladı:

Güvenlik Konseyi, Suriye’ye komşu ülkelerdeki kampları ziyaret etmeli.
Halkı yerinden olmaya zorlayan yerleşim yerlerine yönelik hava bombardımanlarına karşı Güvenlik Konseyi bir bütünlük içinde hareket etmeli.

Odak noktası, Suriye sınırları içinde yerlerini ve evlerini terk etmek zorunda kalanlar olmalı.

Tüm bu adımlara rağmen Suriyeliler güvenliklerini temin etmek için kaçmak zorunda kalırsa, uluslararası alanda kabul edilmeleri ve özümsenmeleri için gerekli önlemler alınmalı.

Mülteci sorunu ile ilgilenmek üzere komşu ülkelerin ve BM Mülteciler Yüksek Komiserliği’nin de dâhil olacağı ortak bir komite kurulmalı.

Almanya’nın yeşil enerji hamlesi küçültülecek mi?

Almanya Çevre Bakanı Peter Altmaier, nükleer enerji üretiminden çıkışın maliyetlerini tüketicilerin yükleneceği endişelerinin önüne geçmek için atılacak adımlarla, çevreci enerji üretimine geçiş sürecinin yavaşlatılması gerekebileceğini söyled

Seçimlere bir yıl kalan Avrupa’nın en büyük ekonomisinde elektrik faturaları, nükleer enerjinin yerini yenilenebilir enerjiye bırakma yolunda iddialı hedefleri olan Angela Merkel için önemli bir kaygı sebebi olmaya başladı.

Yenilenebilir enerjiye sağlanan, piyasanın üstündeki tarifeler sayesinde Almanya’da güneş ve rüzgar enerjisi alanında hızlı büyüme sağlandı. Uzmanlar, elektriğinin yüzde 25’ini çevreci kaynaklardan elde elden Almanya’nın 2020 yılı için yüzde 35 hedefini yakalama yolunda ilerlediği görüşünde.

Financial Times Deutschland’a konuşan Çevre Bakanı Peter Altmaier, ‘Eğer bu tempyu korursak, azaltılması gereken bir enerji fazlasına sahip olacağız. Bu kimsenin işine yaramaz’ dedi.

Yeşil enerjideki hızlı ve maliyetli artışın, tüketiciler için yüksek maliyet getirdiğini ve şebeke üzerine aşırı yük bindirdiğini söyleyen Altmaier, ‘Bunlar iyi planlamayla üstesinden gelinebilecek maliyetler’ dedi.

İsveçli enerji şirketi Vattenfall’ın Almanya’daki birimi, 150 milyar Euro’luk yatırım gerektiren elektrik için tüketicilerin ödediği miktarın 2020 yılında yüzde 30 daha fazla olabileceğini söyledi.

Merkel hükümetinin bazı üyeleri, elektrik faturalarına yansıtılan bazı ücretleri kaldırarak tüketiciler üzerindeki yükü azaltmak istiyor.

Koalisyonun küçük ortağı FDP’li Ekonomi Bakanı Philipp Rösler, 2013 seçimleri öncesinde yasada kapsamlı reformlar istiyor. Altmaier ise, reformun önemli olduğuna katılmakla birlikte bunun acil olmadığı görüşünde. Çevre Bakanı, ‘Bu çok karmaşık bir konu, bu sebeple zamana ihtiyacımız var’ dedi ve şu anda yeni bir yasanın parlamentodan geçme ihtimali bulunmadığı görüşünü de sözlerine ekledi.

Sosyal Demokratlar: ‘Açıklamalar kabul edilemez’

Muhalefetteki Sosyal Demokratlardan Ulrich Kebler, ‘Yenilenebilir enerjinin büyümesini yavaşlatmak kesinlikle kabul edilemez’ diyerek Altmaier’e karşı çıktı.

Kebler, hükümetin elektrik şebekesini sağlamlaştırmak için mantıklı bir plan ortaya koyamadığını söyledi.

Avrupa’daki en yüksek ikinci elektrik fiyatlarının bulunduğu Almanya’da, Ekim ayında tüketicilerin ödeyeceği ücretlerde artışa gidip gitmeme konusunda alınacak karar öncesinde konu üzerindeki tartışmalar hararetlendi.

Merkel, 2012’de tüketicilerin kilowatt/saat başına ödediği 3.6 cent’i sabit tutma sözü vermişti. Ancak çoğu uzman, fiyatın 2013’te 5 cent artacağı görüşünde. Bu, yeşil enerji için yıllık 150 Euro ödeyen tüketicilerin, ortalama 900 Euro’luk elektrik harcamalarında 70 Euro artış anlamına gelecek.

Bu da rekabet gücünü korumak isteyen ve Almanya’nın büyük imalat sektörü için önem taşıyan, yoğun enerji tüketen tesislere karşı seçmendeki rahatsızlığı artırıyor.

Tüketiciler üzerindeki artan maliyetler karşısında Merkel hükümetinin dönüşümü yavaşlatması halinde bundan en çok etkilenen, yüzen rüzgar türbini sektörü olabilir. Sektördeki maliyetlerin ve düzenlemelerdeki sıkıntıların beklenenden daha çok olması, yatırımcılar için caydırıcı unsurlar olarak öne çıkıyor.

www.yesilekonomi.com

Isaac Kasırgası nedeniyle Lousiana’dan 60 bin kaçış!

ABD’nin Louisiana eyaletinde, Isaac Kasırgası’nın zarar verdiği bir barajın yıkılma tehlikesiyle karşı karşıya gelmesi nedeniyle bölgede yaşayan 3 bin kişinin tahliye edildiği bildirildi.

Günlerdir ABD’yi paniğe sürükleyen tropikal Isaac Fırtınası bugün de Louisiana ve Mississippi eyaletlerini vurdu. İki eyaletin sınırında bulunan bir barajın yıkılma noktasına gelmesiyle bölgede yaşayan 60 bin kişinin tahliyesine karar verildi.

Mississippi eyaletinin McComb şehrinin belediye başkanı Whitney Rawlings, CBS News’e yaptığı açıklamada, barajın Percy Quinn Eyalet Parkı’nda bulunan Tangipahoa Gölü’ne yıkılma ihtimalinin yüzde 50 olduğunu belirterek, barajın güneyinde yaşayanlara evlerini boşaltma çağrısı yaptı.

Louisiana Valisi Bobby Jindal da düzenlediği basın toplantısında barajın kapaklarının açılarak boşaltılması ve böylece yıkılmasının önlenmesi için çalışmaların sürdüğünü söyledi.

Louisiana’da ise Tangipahoa yerel yöneticisi Gordon Burgess, barajda yaşanabilecek bir yıkım ihtimaline karşı acil durum uyarısı yayınladı. Burgess, TSİ 18.00’de düzenlediği basın toplantısında barajıh yıkılması durumunda 50 bin ila 60 bin kişinin bölgeyi boşaltmak için 90 dakikası olduğunu söyledi.

Ulusal Meteoroloji Dairesi de barajın yıkılması halinde Tangipahoa Nehri’nde su seviyesinin 3.5 metre ile 5 metre arasında olabileceğini belirtti.

Bir kişi daha öldü

Isaac’in karadaki ilerlemesi yavaşlasa da fırtına, sel ve olası hortumlar nedeniyle bölgede yaşayanların hayatları halen tehlikede. Dahası yerel saatle bu öğlen itibarıyla Louisiana’da 903 bin ev ve işyerinin, yani tüm abonelerin yüzde 47’sinin elektriksiz olduğu açıklandı.

Mississippi’nin Picayune şehrinde ise bir kamyon sürücüsü aracının üzerine bir ağaç devrilmesi sonucu hayatını kaybetti. Yetkililer olay sırasında şiddetli yağış ve rüzgar olduğunu belirtti ancak ölen kişinin ismini açıklamadı. Böylece Isaac nedeniyle hayatını kaybedenlerin sayısı iki oldu.

3 bin kişi tahliye edildi

Louisiana’nın Slidell şehrinde de sel uyarısı yapılırken yetkililer birçok mahallenin boşaltılması yönünde karar aldı. Slidell Belediye Başkanı Freddie Drennan bazı mahallelerde su seviyesinin 1 metreyi bulduğunu belirterek, “Asıl sorun hiç kimse bize bu seviyenin daha ne kadar yükseleceğini söyleyemiyor” diye konuştu

Yetkililer bölgede yaşayan 3 bin kişinin tahliye edildiği açıklandı.

T24

Paralimpiksin ilk gününde Nazmiye Muslu’dan dünya rekoru

Türkiye, Londra 2012 Paralimpik Oyunları’nın ilk gününde adını dünya rekorlar tarihine yazdırdı.

Kadınlar halter 40 kiloda mücadele eden Nazmiye Muslu, 109 kiloyla dünya ve Paralimpik rekoru kırarak altın madalya kazandı.

Türkiye’nin ilk madalyasını da atılıcılık 10 metre havalı tabancada mücadele eden Korhan Yamaç aldı. Yamaç, 664.7 puanla gümüş madalyanın sahibi oldu.

Halterde dünya rekoru kıran Nazmiye Muslu, Excel Arena’da düzenlenen müsabakalarda ilk hakkında 100, ikinci hakkında 104 kiloyu zorlanmadan kaldırıp üçüncü hakkında da 106 kilo kaldırarak Paralimpik rekoru kırdı. Muslu 106 kiloyla Türkiye’ye de ilk altın madalyasını kazandırdı.

Altın madalya kazanan sporculara verilen dünya rekoru kırma hakkını da kullanan Muslu, seyircilerin yoğun tezahüratları arasında podyuma çıkıp dördüncü hakkında 109 kiloyu kaldırarak bu sefer de dünya rekoru kırdı.

Büyük bir başarıya imza atan Muslu, bir önceki dünya rekorunun da sahibi. Başarılı halterci, bu yıl şubat ayında Dubai’de 106,5 kilo kaldırarak yine dünya rekoru kırmıştı.

Masa tenisinde çetin mücadele

Masa tenisinde mücadele eden Neslihan Kavas da, grubundaki ilk maçında Polonyalı Karolina Pek’i 3-2 yendi.

Pekin 2008’de bronz madalya sahibi olan Kavas, Polonyalı rakibini 4-11, 12-10, 11-5, 7-11 ve 11-9’luk setlerle 3-2 mağlup etti. Kavas, gruptaki ikinci maçında Çinli Liu Meng ile yarın TSİ 19.20’de karşılaşacak.

 

Masa tenisinde mücadele eden Abdullah Öztürk, ilk maçında Slovenyalı Andrej Mezsaros’u 3-0, Kübra Öçsoy,Fransız Anne Barneoud’u 3-1 yenerken, Ümran Ertiş ise Polonyalı Natalia Partyka’ya 3-0 mağlup oldu.

 

Kadınlar judo 52 kiloda tatamiye çıkan Gülhan Kılıç, çeyrek finalde Alman Ramona Brussig’e ippon ile yenildi. Repesaj maçına çıkan milli sporcu, Brezilyalı Michele Ferreira’ya da mağlup olunca oyunlara veda etti.

Okçular sahada

Paralimpik Oyunların ilk gününde milli okçular da sıralama atışları yaptı.

Erkeklerde Zafer Korkmaz 588 puanla 17’nci, Oğuzhan Polat aynı puanla 19’uncu, Özgür Özen 597 puanla 10’uncu, Mustafa Demir 569 puanla 17’nci, Doğan Hancı 671 puanla 3’üncü, Erdoğan Aygan 637 puanla 18’inci ve Abdullah Şener 588 puanla 28’inci sırayı aldı.

Kadınlarda ise Pekin 2008’in altın madalyalı ismi Gizem Girişmen 533 puanla 9’uncu, Özlem Hacer Kaya 537 puanla 7’nci, Hatice Bayar 498 puanla 13’üncü, Gülbin Su ise 613 puanla sonuncu oldu.

Golbol’da galibiyet

2012 Londra Paralimpik Oyunları’nda mücadele eden Golbol Türkiye Milli Takımı, A Grubu’ndaki ilk maçında İsveç’i 9-2 yendi.

Copper Box’da oynanan ve Brezilyalı hakem Carla Da Matta’nın yönettiği maçta Türkiye, Tekin Okan Düzgün ile Hüseyin Alkan’ın 3, Tuncay Karakaya’nın 2 ve Yusuf Uçar’ın attığı gollerle rakibini 9-2 mağlup etti.

İsveç’in gollerini ise Fatmir Seremeti kaydetti. A Grubu’ndaki diğer maçlarda Litvanya, Büyük Britanya’yı 11-1, Brezilya’da Finlandiya’yı 6-5 yendi. Milli takım, grubundaki ikinci maçında 31 Ağustos Cuma TSİ 13.30’da Büyük Britanya ile karşı karşıya gelecek.

Basketbol’de ABD’yi yendiler

2012 Londra Paralimpik Oyunları’nda mücadele eden Tekerlekli Sandalye Basketbol Milli Takımı, A Grubu’ndaki ilk maçında ABD’yi 59-50 yendi.

Basketbol Arena’da oynanan maça milliler, Özgür Gürbulak, İsmail Ar, Cem Gezinci, Ferit Gümüş ve Bestami Boz ilk 5’iyle başladı.

ABD’de ise Joshua Turek, Trevon Jenifer, Matt Scott, Steven Serio ve Ian Lynch ilk 5’te görev aldı.

Karşılaşmaya iyi başlayan Türkiye, ilk periyotu 18-13, devreyi de 31-25 önde tamamladı.

Rakibinin farkı kapatmasına izin vermeyen Türkiye, ilk maçında salondan 59-50 galip ayrıldı.

Gruptaki diğer maçta İspanya, İtalya’yı 67-40 mağlup etti. Türkiye milli takımı, gruptaki ikinci maçlarında yarın TSİ 20.30’da Avustralya ile karşılaşacak.

Oyunların ilk gününde, Türk sporcular atıcılık, halter, okçuluk, masa tenisi, judo, tekerlekli sandalye basketbol ve golbol dallarında mücadele verdi.

(BBC Türkçe, Yeşil Gazete)

 

 

 

Redhack ÖÇ için hackledi

Sakarya’da 34 kişinin cinsel istismar ve tecavüzüne maruz kalan 14 yaşındaki Ö.Ç’nin davasında alınan karara tepki gösteren RedHack , Yargıtay’ın, Ulaştırma Bakanlığı ‘nın ve Anayasa Mahkemesi’nin internet sitesini çökertti.

Sosyalist hacker grubu RedHack de Twitter hesabında yaptığı açıklamayla bu karara tepki olarak Yargıtay’ın internet sitesi “yargitay.gov.tr”, Ulaştırma Bakanlığı ‘nın siteleri ile Anayasa Mahkemesi’nin internet sitesi ” anayasa .gov.tr” adreslerinin çökertildiğini duyurdu.

Grubun twitter ’da başlattığı #RedHackÖCiçinVuruyor hashtag’ı da sosyal paylaşım sitesinde en çok bahsedilen başlıklar arasına girdi.

Radikal

‘Kürtaj istiyorum, ölmeye razıyım’

Tecavüzcüsünün kafasını kesen kadın: Karnımdaki bebeği istemiyorum

Hükümet ‘tecavüz sonucu doğan bebeğe devlet baksın’ ve ‘kürtaj yaptırmak zorlaştırılsın’ maddelerini de içeren bir kanun çıkarmaya hazırlanırken, Yalvaç’ta yaşanan dehşet, bu konunun hükümetin sandığından daha karmaşık olduğunu ortaya çıkardı.

Isparta’nın Yalvaç İlçesi’nde silah zoruyla kendisine tecavüz edip hamile bırakan Nurettin Gider’i av tüfeğiyle öldürdükten sonra başını kesip köy meydanına atan Nevin Yıldırım, ‘Karnımdaki 5 aylık bebeği istemiyorum. Ne olursa olsun kürtaj yapılsın. Ölmeye razıyım’ dedi.

Yalvaç”ın Koruyaka Köyü’nde 2 çocuk annesi 26 yaşındaki Nevin Yıldırım, silah zoruyla kendisine tecavüz ederek hamile bırakan 2 çocuk babası 35 yaşındaki Nurettin Gider’i av tüfeğiyle vurup öldürdü.

Nevin Yıldırım, daha sonra Nurettin Gider’in başını bıçakla keserek çuvala koydu ve köy meydanına getirdi. Burada “İşte namusumla oynayanın kellesi” diye bağıran Yıldırım, Gider’in kesik başını köy meydanına attı. Olayın ardından jandarma tarafından gözaltına alınan Nevin Yıldırım, dün adliyeye sevk edildi. Nevin Yıldırım, savcılıktaki ifadesi sonrası çıkarıldığı mahkemece tutuklandı.

‘Fotoğraflarımı çekti, tehdit etti ve defalarca tecavüz etti…’

Jandarmada ’susma’ hakkını kullanan Nevin Yıldırım, mahkemede verdiği ifadesinde, eşinin Antalya ’nın Demre İlçesi’nde çalıştığını ve bu nedenle köyde 2 ve 6 yaşlarındaki çocuklarıyla kaldığını söyledi. Nurettin Gider’in, 5 ay önce bir gece evine gelerek silah zoruyla kendisine tecavüz ettiğini anlatan Nevin Yıldırım, Gider’in, kendisinin çıplak fotoğraflarını çekip, tehdit ve şantajla tecavüzlerini sürdürdüğünü aktardı. İfadesinde defalarca Nurettin Gider’in kendisine tecavüz ettiğini kaydeden Nevin Yıldırım, korktuğu için yaşadıklarını kimseye anlatamadığını söyledi.

‘Olay gecesi, bir kez daha tecavüz edecekti’

Nurettin Gider’den hamile kaldığını öğrendiğinde kürtaj yaptırmak istediğini anlatan Nevin Yıldırım, ancak bebek 3.5 aylık olduğunu için kürtaj yapılmadığını vurguladı. Köydeki dedikodular nedeniyle zor günler yaşadığını aktaran Nevin Yıldırım, “Olay gecesi Nurettin Gider yine tecavüz etmek için evime geldi. Kendisiyle tartıştık. Bana silah doğrultunca ben de duvardaki av tüfeğini alarak ateş ettim. Kaç kez ateş ettiğimi bilmiyorum. Sonrasında kendimi kaybettim” dedi.

‘Namusunu temizleyen kadının çocukları diyecekler’

İfadesinde Nuretin Gider’in başını nasıl kestiğini, bıçağı nereden aldığını hatırlamadığını söyleyen Nevin Yıldırım, “Nurettin Gider’e kaç el ateş ettim, nasıl öldürdüm onu hatırlamıyorum. Sürekli tehdit ediyordu. Köyde herkese bana yaptıklarını anlatacağını söylüyordu. Ben namusumu temizledim. Herkes ’Namusunu temizleyen kadının çocukları’ diyecek.” İfadelerini kullandı.

Karnındaki 5 aylık bebeği doğurmak istemediğini de anlatan Nevin Yıldırım, “Ne olursa olsun kürtaj yapılsın. Ölmeye razıyım” dedi.

DHA

‘Kaçak çay içenler, PKK işbirlikçisidir’

Osmaniye Valisi Celalettin Cerrah, kentte kaçak çay satışının yaygın olmasına tepki göstererek ‘Böyle bir Türk vatandaşı olur mu? ‘PKK kahrolsun’ diyorsunuz; ama kaçak çay, sigara içerek PKK’ya destek veriyorsunuz’ dedi.

Osmaniye Valisi Celalettin Cerrah , Garnizon Komutanı Muhabere Kurmay Albay Ersin Kaya ve Belediye Başkanı MHP ’li Kadir Kara ile birlikte 30 Ağustos Zafer Bayramı törenleri sonrasında, İbrahim Karaoğlanoğlu Parkı’nda halkla sohbet etti.

“Sayın Valim, kaçak çay içer misiniz?”

Cerrah, bu sırada yanına gelerek “Sayın Valim, kaçak çay içer misiniz?” diye soran seyyar satıcıya tepki gösterdi. Kaçak çay içmeyen Cerrah, ” PKK ’ya yardım etmek istiyorsanız, Türk polisini öldürsün, Türk askerini öldürsün istiyorsanız, Türk vatandaşlarını öldürsün istiyorsanız kaçak çay ve sigara için, kaçak benzin kullanın daha ne diyeyim size. Böyle bir Türk vatandaşı olur mu? ’ PKK kahrolsun’ diyorsunuz ama kaçak sigara ve çay içerek PKK ’ya destek veriyorsunuz. Nereye gitsem kaçak çay var. Böyle bir şey olamaz. Teröristler 30 Ağustos’ta sizin canınızı almaya çalışıyor. Trene bomba koymaya çalışıyor. Yola mayın döşüyor. Siz kalkıyorsunuz destek çıkıyorsunuz” diye çıkıştı.

DHA

Engellilerin Olimpiyatı (Paralimpiks) başladı

Paralimpiks açılış törenine geleneksel giysileri Pancho ile katılan Meksikalı sporcular

1988 Seul Olimpiyatları itibarı ile her olimpiyat sonrası olimpiyatın yapıldığı şehirde başlayan Paralimpik (Engellilerin Olimpiyatı) 2012, Londra’da Perşembe akşamı yapılan görkemli açılış töreni ile başladı.

Paralimpik’in tohumları bundan tam 64 sene önceye, Stoke Mandeville Tekerlekli Sandalye Oyunlar’ına dayanıyor. Paralimpik’in babası kabul edilen Sir Ludwig Guttman 16 savaş gazisi ile başlattığı Tekerlekli Sandalye Oyunlar’ı ile paralimpik fikrini ateşleyen kişi olarak görülüyor.

Nörolog Doktor Guttman, 2. Dünya Savaşı başladığında Nazi Almanyası’ndan kaçarak İngiltere’ye yerleşmişti.

Buckinghamshire bölgesindeki Stoke Mandeville hastanesinde genç gazilere bakarken, felçli hastaların rehabilitasyonunda sporun önemli bir araç olabileceğini keşfetti.

Guttman yıllar sonra BBC’ye verdiği bir mülakatta spora olan inancını şöyle anlatmıştı:

“Yarım felç ya da baştan aşağısı felç olma gibi ciddi bir engelle karşılaşan bir insanın, ruhu da bundan etkilenir. Bu olumsuz psikolojik etkiden kurtulmak için spordan iyisi olamaz. Spor aklı çalıştırır, özgüveni artırır, itibar kazandırır, dostluk bağlarını güçlendirir. Bu dört unsur da engelli insanı, engelsizlere eşit kılar.”

Hastalarının ilgisini canlı tutmak amacıyla yılda bir hastaneler arası yarışma düzenleyen Guttman, 1948 yılında bunu (o sene Londra’ya gelen) Olimpiyatlar’a paralel yapmaya karar verdi.

Gelecekte bu paralellikten yola çıkarak, Paralel Olimpiyatlar anlamında Paralimpiks denecekti bu oyunlara.

İlk resmi Engelli Olimpiyatları 1960’ta Roma’da yapıldı. İlk paralimpike 300 sporcu katıldı. Bu ilk engelli olimpiyatına katılan tüm sporcular tekerlekli sandalye kullanıyordu.

1976 Toronto’da onlara ampute atletler, görme engelliler, serebral palsililer ve diğerleri katıldı.

Paralimpikin babası Sir Ludwig Guttman’ın “bir gün olimpiyatlar ile paralimpiyatlar iki ayrı yarış olmayacak, engelliler de diğer sporcular ile aynı kulvarda yarışacak” öngörüsü 2012 Londra’ya katılan Güney Afrikalı atlet Oscar Pistorius ile gerçeğe dönüştü.

Türkiye’nin katıldığı ilk paralimpik 1992 Barcelona oldu. Bu olimpiyata 1 yüzücü ile katılım sağlandı. 2000’de Sidney’e yine bir, 2004’te Atina’ya sekiz, 2008’de Pekin’e 16 sporcu gönderen Türkiye, 2012 Londra Paralimpikse 67 sporcu gönderdi.

300 sporcu ile başlayan 1960 Roma Paralimpiks’inden sonra bugün Londra 2012’ye 4200 sporcu katılıyor.

Londra’da Görkemli Açılış

Londra 2012 Paralimpik Oyunları, Kraliçe 2. Elizabeth’in katıldığı ve yaklaşık 80 bin kişinin izlediği açılış töreniyle başladı.

Paralimpik Oyunları’nın meşalesini İngiltere’nin altın madalya sahibi ilk Paralimpik sporcusu 84 yaşındaki Margaret Maughan yaktı.

Londra’nın ev sahipliği yaptığı ve 11 gün sürecek Paralimpik Oyunları’na 165 ülkeden 4 binden fazla sporcu katılıyor.

Organizatörler açılış töreninin ‘bilim ve insanlık’ temalı olduğunu söyledi.

(BBC Türkçe, Yeşil Gazete)

 

 

‘Kürt eşcinsel olamaz, toprak olur…’

Temmuz ayında Diyarbakır’da vurularak öldürülen R.A’nın, eşcinsel olduğu için ailesi tarafından infaz edildiği iddia edildi.

Diyarbakır ’da 17 yaşındaki gencin (R.A.) Temmuz ayında babası ve amcası tarafından öldürülmesinin nefret cinayeti olduğu iddia edildi.  Kaosgl.org’un FemînKurd.Net kaynaklı verdiği habere göre, R.A.’nın eşcinsel olduğunu öğrenen aile bireylerinin, 17 yaşındaki genci eşcinsel kimliği nedeniyle nefret saikiyle öldürdüğü belirtildi.

R.A. cinayetinin gerçek nedeninin örtbas edilmeye çalışıldığı ve tanıkların ifadelerini değiştirmeleri yönünde baskı gördüğü ileri sürülüyor.

R.A. cinayeti ile ilgili FemînKurd.Net’e gönderilen Wénda Munzur imzalı “R.A. veya Kürdistan’da Eşcinsel Olmak” başlıklı mektupta, olayın nasıl geliştiği şöyle anlatılıyor:

“Amed/Metropol ilçesinde 17 yaşındaki R. A. babası ve amcası tarafından sıkılan 14 kurşunla eşcinsel töre cinayetine, nefrete kurban gitti… Aile içinde zorluklar çeken ve sıkıntılarla karşı karşıya kalan R.A. evden kaçarak yakın arkadaşının evine sığındı. Annesi tarafından babasına, R.A.’nın eşcinsel olduğunun söylenmesi üzerine amcası tarafından bulunan R.A. zorla arabaya bindirilerek kaçırıldı. Amcası ile bir süre tartışan R.A. amcasının şiddetine maruz kaldı. Babası da bulundukları yere gelince çektiği silahı ile R.A.’nın bedenine 14 kurşun yağdırarak ölümüne neden oldu. R.A. öldürüldükten sonra yol kenarına atıldı. Çok geçmeden annesi polise giderek yaşanılan bütün olayları anlatmasıyla katil amcası ve babası yakalandı. Fakat Amed yerel basını ve ulusal basın bu olay üzerinde gerektiği gibi durmadı. Öldürülen gencin eşcinsel olmasından dolayı çok konuşulmadı.”

Mektubun devamında şu ifadeler yer alıyor:

“Eşcinsellikten tiksinen ve tasvip etmeyen kesimler, etnik köken, din, ırk ve cinsiyet kimliklerimiz yönünden farklı olduğumuzu algılayarak, demokratik bir hayatta birlikte yaşama zorunluluğumuza ne anlam vermektedir? Farklı olanlarla yan yana yaşamak demokrasinin gereği değil midir? İnsanın doğaya yabancılaştığı, insanın insanı sömürdüğü bu dünya adaletsiz bir yer. Eğer kendi cinsinize ilgi duyuyorsanız ya da toplumsal olarak size yüklenen cinsel kimliğin dışında yönelimlere sahipseniz adaletsizlik ikiye katlanıyor. Geyler, lezbiyenler, biseksüeller, transseksüeller için bu dünya yaşanmaz bir yer. Tarih boyunca eşcinsellik var oldu. Sadece insan toplumları değil, doğada da eşcinsellik hep vardı. Ancak tarihin egemenlerin işine geldiği bir anında tüm insanlar heteroseksüel olmaya, olmayanlar ise dışlanmaya, horlanmaya, hakarete uğramaya, toplumdan tecrit edilmeye, aç bırakılmaya ve daha da vahimi öldürülmeye başlandı. Toplumdaki hâkim fikirleri egemenler belirledi. Tarih boyunca eşcinsellere karşı nefreti bu egemen güçler ve onların iktidarları körüklediler. Şiddet ve ayrımcılık çoğu kez sistematik bir biçimde egemenlerin devleti eliyle uygulandı. ’Normal’ ya da ’anormal’ olanın ne olduğuna onlar karar verdi. Uzun yıllar boyunca egemen sınıflara hizmet eden üniversite kürsüleri eşcinselliği “sapkınlık” olarak gösterdi. Bu çevrelerce eşcinselliğin, heteroseksüellik kadar normal olarak kabul edilmesi 70’li yılların başlarında oldu. Modern tıp ve psikiyatri eşcinselliğin bir varoluş biçimi olduğunu bugün kabul ediyor. Ancak egemen sınıf tarafından bu gerçek hâlâ reddediliyor, görmezden geliniyor, yok sayılıyor.Devlet hiç görevi değilken, cinselliği düzenliyor. Kurallar koyuyor. Onlara göre önemli olan paranın kendi egemenlikleri alanında toplanması, sömürülecek yeni işçi kuşakların engelsizce yaratılması. Bu yüzden cinsellik doğurganlıkla özdeşleştiriliyor ve kadınların ezilmesi demek olan aile kurumu “meşru cinsellik” ve ”makbul soy” için ayakta tutuluyor.
Devlet, kapitalist toplumun devamı için aslında insana ait özel alan olması gereken cinselliğe bu yüzden itinayla müdahale ediyor. Tarihte eşcinselliğin ve genel olarak cinselliğin özgürce yaşandığı uzun dönemler olmasına rağmen son 400 yıldır eşcinseller üzerindeki baskı ve şiddet katmerleşerek arttı.
Kürt eşcinsel olamaz… Olursa da ölür toprak olur.

Türkiye ve Kürdistan’da tarih boyunca Aleviler, Kürtler ezildi, zulm gördü, soykırıma uğradı… Oysa eşcinseller bu ezilen kesimlerin içinde, ait oldukları toplumca da ezildi, horlandı, ölümlere reva görüldü. Genel algı şu oldu hep: Alevi eşcinsel olamaz. Dindar ailenin evladı eşcinsel olamaz. Kürt eşcinsel olamaz… Olursa da ölür toprak olur.”

Radikal