Ana Sayfa Blog Sayfa 4511

Yeşiller ve Sosyal Demokratlardan Atina’ya yeşil ışık

Almanya’da Sosyal Demokrat Parti (SPD) ve Yeşiller Partisi, yarın Federal Meclis’te Yunanistan’ın borç yükünün azaltılması ve yardım programındaki finansman açığını kapatmak için yapılacak oylamada olumlu oy kullanacaklarını açıkladı.

SPD Federal Meclis Grubu’nda yapılan ön oylamada, Yunanistan’a yapılacak yardıma 8 milletvekilinin karşı çıktığı, 10’un üzerinde milletvekilinin de çekimser kaldığı bildirildi.

Yeşiller Partisi de, özel oturumda, yardım paketine destek kararı aldı.

SPD’nin genel seçimlerdeki başbakan adayı Peer Steinbrück, partisinin mevcut çizgiyi sürdürerek Avrupa siyasetinde sorumlululuk duygusuyla hareket etmeye devam edeceğini, bu çerçevede Federal Meclis’teki oylamada pakete destek vereceklerini ancak bunun hükümeti destekledikleri anlamına gelmediğini ifade etti.

Hükümetteki Hristiyan Birlik Partilerinin (CDU/CSU) meclis grubunda yapılan toplantıda da, büyük çoğunluğun yardım paketine destek vereceği yönünde görüş belirttiği ifade edildi. CDU/CSU meclis grubunda, 15 milletvekilinin yardım paketine karşı çıkacağı, 1 kişinin ise çekimser kalacağı belirtiliyor.

Maliye Bakanı Wolfgang Schaeuble’in toplantıda, Yunanistan’a yapılacak yardımla risklerin en aza indirileceğini ve Yunanistan’ın yeniden ayağa kalkma şansının artacağını ifade ettiği kaydedildi.

Hükümet ortağı Hür Demokrat Parti (FDP) milletvekillerinin de oylamada “evet” oyu kullanacakları, Sol Parti’nin ise yardım paketine karşı çıktığı bildirildi.

(Yeşil Gazete)

 

Yıldız, İğneada hakkında iki ileri bir geri

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, TÜYAP’da düzenlenen “5. Madencilik, Maden Makine ve Ekipmanları, İş Makineleri Fuarı”nın açılışında gazetecilerin sorularını cevapladı.Yıldız ‘İğneada’da nükleer santralin kurulmasına ilişkin sorular sorulması üzerine Bulgaristan Cumhurbaşkanı’nın, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile yaptığı görüşmelerde bu konuların gündeme geldiğini söyledi.

Yıldız, ”Cumhurbaşkanımız çevreye rağmen değil çevreyle beraber bu projelerin geliştirilebileceğini söyledi. Kaldı ki, bizim İğneada ile ilgili tespit edilmiş, karar verilmiş ve ‘burada nükleer santral yapacağız’ dediğimiz bir durum mevcut değil. Tabi ki aday yerlerden biri olacaktır. Ama biz Ermenistan’daki santral gibi yaşını, ömrünü tamamlanmış, teknolojiden yoksun bir santral yapmayacağız.” dedi

Türkiye’nin enerji ihtiyacının karşılanabilmesi açısından 3. nükleer santrale yer aramayla alakalı çalışmaları başlattık  diye sözlerine devam eden Yıldız, “Belki 2 yıl sonra başlamak kaydıyla jeolojik ve depremsellik araştırmaları yapılacak. Ne kendimize ne de komşularımıza, yapacağımız projenin zararı dokunmayacak. Bu konuda sayın Cumhurbaşkanımızın ve Başbakanımızın hassasiyetleri üst düzeydedir. Projelerimiz çevreye rağmen değil, çevreyle birlikte yapılacaktır.” şeklinde konuştu

Yıldız, ”Madencilik sektöründe küçük ve orta ölçekli yatırımcıları teşvik etmek için neler yapılabilir?” sorusunu da, ”Amacımız irili ufaklı bütün madencilere sahip çıkmak. Her çıkarttığı değer ülkenin katma değerini yükseltecek. Küçük işletmelerin büyütülmesi için kamu adına her türlü katkıyı koymaya hazırız” yanıtını verdi

(Yeşil Gazete)

 

Tünel’de eylem, “Vekilime dokunma”

Türkiye Barış Meclisi, 10 milletvekilinin dokunulmazlığının kaldırılması ihtimaline tepki göstererek bunun Kürt sorunun müzakere ve diyalog yoluyla çözümünün önüne barikat koyduğunu belirtti.

Barış Meclisi üyeleri  Hakan Tahmaz, Prof. Meryem Koray,  Prof. Gençay Gürsoy, sanatçılar Sevinç Altan, Deniz Türkali, yazar Yavuz Delal ve anti-kapitalist Müslüman Gençlerden Sedat Doğan konuşmacı olarak katıldığı toplantı Taxim Hill Hoteli’nde yapıldı.

17 Ağustos’ta Şemdinli’de PKK’lilerle karşılaşan dokuz Barış ve Demokrasi Partili (BDP) milletvekili ve Van Bağımsız milletvekili Aysel Tuğlık hakkında hazırlanan fezlekeler iki gün önce Meclis Başkanlığı’na gönderilmişti.

Tahmaz: Müzakereler başlamalı

Hakan Tahmaz meclis adına yaptığı açıklamada, açlık grevlerinin 68. gününde ölümler olmadan sona ermesinin değişik kesimlerde barış umutlarını yükselttiğini ancak dokunulmazlıkların kaldırılmak istenmesiyle bunun yeniden yok edildiğini belirtti.

Tahmaz, Kürt sorunun demokratik çözümü için Meclis’te diyalog ve müzakere zemmini yaratılması gereken bir dönemde Başbakan’ın dokunulmazlıkların kaldırılması yönündeki açık tutumunun yanında Meclis’te BDP dışındaki partilerin de Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) ile birlikte davranacağını göstermesinin kabul edilemez olduğunu söyledi.

Barış için milletvekillerine asla dokunulmaması gerektiğini belirten Tahmaz, bir an önce müzakerelerin başlatılmasını talep etti.

Koray: Daha önce de yaptılar, Kürt sorunu çözüldü mü?

Meryem Koray, 1994’te de Kürt milletvekillerinin Meclist’te devre dışı bırakılıp mahkum edildiğini hatırlatarak bunun sonucunda Kürt sorununda daha korkunç bir noktaya gelindiğine dikkat çekti ve Türkiye tarihinde bu tür girişimlerin sonuç vermediğini belirtti.

Başbakan’ın bir yandan “Öcalan ile görüşülebilir” açıklaması yaparken bir yandan PKK’liler ile karşılan vekillerin dokunulmazlıklarının kaldırmak istenmesinin büyük bir çelişki yarattığını belirten Koray, “Nasıl bir gelecek öngörüsü bu?” diye sordu.

1 Aralık’ta Tünel’de

Türkiye Barış Meclisi,  herkesi 1 Aralık’ta saat 17:00’de Tünel’de “Vekillere dokunmayın, müzakereleri başlatın” pankartının arkasında durmaya çağırdı.

Fezlekede, BDP Eş Genel Başkanı Gültan Kışanak ile grupta yer alan BDP’li milletvekilleri Adil Kurt, Sebahat Tuncel, Nazmi Gür, Hüsamettin Zenderlioğlu, Halil Aksoy, Ertuğrul Kürkçü, Esat Canan, İdris Baluken ve Bağımsız Van Milletvekili Aysel Tuğluk hakkında, “PKK ve KCK silahlı terör örgütüne yardım etmek” suçundan TCK’nın 5237 sayılı kanunun 220’ye 7. ve 314’e 2. maddeleri ile TMK’nın 3713’e 5. maddesi gereğince soruşturma açılmasına izin verilmesi talep edildi.

(Bianet)

 

Rusya’da hükümetin Pussy Riot kabusu devam ediyor

Moskova’da bir mahkeme Pussy Riot punk grubunun video kliplerinin internet sitelerinden kaldırılması yolunda karar aldı.

Kliplerde Pussy Riot’un geçen Şubat ayında Moskova’nın en büyük katedralinde söyledikleri ve bu yüzden mahkemelik oldukları Kremlin karşıtı şarkı da bulunuyor.

Mahkeme, Pussy Riot grubunu, “aşırı uçta” diye tanımladı. Mahkemenin kararına uymayan internet sitelerine erişimin engellenebileceği bildiriliyor.

Pussy Riot grubunun mahkemeye sevkedilmesi, uluslararası düzeyde büyük protestolara yol açmıştı.

Mahkemenin gruba ait tüm video kliplerinin kaldırılmasını isteyip istemediği henüz anlaşılamadı. Grubun videoları arasında, Kızıl Meydan’da söyledikleri ve Rusya lideri Vladimir Putin’le alay eden bir şarkı da var.

Rus medyasının bildirdiğine göre, mahkeme, klipleri yayınlamış olan internet sitelerinin listesini yayımladı ve bu sitelere erişimin engellenmesi gerektiğini bildirdi.

Google’ın Rusya temsilciliğinden bir yetkili, kendilerine resmi belgeler ulaşmadan söz konusu video kliplerinin YouTube sitesinden çıkarılması konusunda bir karar almayacaklarını bildirdi.

(BBC Türkçe)

 

BP’ye ABD’den veto

İngiliz petrol devi BP’ye Amerika Birleşik Devletleri’nden yasak geldi. Şirketin Amerikan Hükümetiyle iş yapması geçici olarak yasaklandığı açıklandı.

Amerika Birleşik Devletleri Çevre Koruma Dairesi’nden (EPA) yapılan açıklamada bu kararın BP’nin ticari dürüstlük konusundaki eksikliği nedeniyle alındığı belirtildi. Karara gerekçe olarak 2 yıl önce Meksika Körfezi’nde BP’ye ait petrol platformunda meydana gelen patlama ve ardından yaşanan petrol sızıntısı gösterildi.

Ne kadar süreceği belirsiz olan yasak BP’nin 2010’da Meksika Körfezi’nde neden olduğu petrol faciasından ötürü bu ayın başında aldığı rekor para cezasını takiben geldi. 11 kişinin öldüğü patlamada Meksika Körfezi’ne 87 gün boyunca 757 milyon litreden fazla petrol sızmış, çok sayıda kıyı kenti çevre kirliliğinden etkilenmişti. BP geçtiğimiz hafta petrol sızıntısı yüzünden 4 buçuk milyar dolarlık rekor bir cezaya mahkum edilmişti.

(Yeşil Gazete)

 

Kaş’ta 15 köpek pompalı tüfekle katledildi!

Antalya’nın Kaş İlçesi’nde önceki gece 15 sokak köpeği, ilçe merkezinde kamyonetle dolaşan ve kimliği henüz belirlenemeyen bir kişi tarafından havalı tüfekle vurularak öldürüldü.

Pınar Aya’nın DHA’da yer alan haberine göre; Görgü tanıklarından Filiz Ak, saat 01.30 sıralarında arkadaşlarıyla beraber ekmek aramak için sokağa çıktıklarını ve bazı köpeklerin hasta gibi yol ortasında hareketsiz yattıklarını gördüklerini söyledi. Köpeklerden birini kontrol etmek için yanına gittiklerinde hayvanın ağzından köpükler çıktığını ve boynunda iki vurulma izi olduğunu belirten Ak, arkadaşlarıyla etrafı kontrol ettiklerinde ise cansız biçimde farklı yerlerde yatan 4 köpek daha gördüklerini söyledi. Filiz Ak, diğerlerine de zarar gelmemesi için etraftaki köpekleri evlerinin bahçelerine götürüp sakladıklarını aktardı.

Kasasında köpek ölüsü olan bir çöp kamyonu gördüklerini anlatan Filiz Ak, “Bir sürü siyah poşet vardı kamyonun arkasında. O saatte çöp taşımadığını tahmin edersiniz. Bunları cep telefonumla fotoğrafladım. Bu bir vahşet. ’Zilli’ dediğimiz köpek iki kere vurulmuş. Yaklaşık 1.5 saat boyunca can çekişti” diye konuştu.

Görgü tanıklarından emekli bankacı Ercan Temel ise 20 yıldır Kaş’ta yaşadığını, daha önce böyle bir vahşet görmediğini belirtti. Temel, “Saat 01.15’te baldızım aradı ve ’Bir kamyondan köpeklere ateş ediliyor’ dedi. Köpekleri barınağa götürmek için uyutuyorlardır diye düşündüm. Ama 10 dakika sonra yeniden beni aradı ve ’Bu köpekler ölüyorlar’ dediğinde inanamadım. Evden çıkar çıkmaz köpek ölüleriyle karşılaştım” dedi.

Diğer bir görgü tanığı İmran Cangül ise meydana bakan Mobese kameraları kontrol edilirse bu katliamı kimin yaptığının görülebileceğini aktardı.

Kaş’ta öldürülen köpek sayısının 15 olduğu belirtildi.

(T24

Mısır’da Anayasa Mahkemesi de Mursi’ye karşı sesini yükseltti

0

Mısır’da Devlet Başkanı Muhammed Mursi üzerindeki baskı artıyor. Ülkede protestolar devam ederken, Anayasa Mahkemesi de Mursi’ye sert çıktı.

Yeni yasal düzenlemelerle yetkilerini genişleten Devlet Başkanı Muhammed Mursi’ye karşı Anayasa Mahkemesi de sesini yükseltti.

Mursi’yi yargı makamlarına karşı başlatılan kampanyanın bir parçası olmakla suçlayan Mısır Anayasa Mahkemesi Başkan Yardımcısı Mahir Sami, mahkemenin tehditler ve baskılarla terörize edilmesine izin vermeyeceğini ve baskılara boyun eğmeyeceklerini belirtti.

Sami, düzenlediği basın toplantısında, ”devrik başkan yanlısı ve Mursi’nin meşruiyetini elinden alma gayretinde olmak” gibi ithamları mahkemenin kabul etmediğini vurguladı. Sami, ”Bu suçlamalar, mahkemenin adının kötülenmesi ve başkalarını kışkırtmaya yöneliktir” dedi.

Protestolar sürüyor

Mursi’nin kararlarını protesto etmek için Mısır’ın istinaf ve temyiz mahkemeleri de iş durdurma kararı aldı. Bu mahkemelerde görev yapan yargıçlar, Mursi tartışmalı kararlarını iptal edinceye kadar göreve başlamayacaklarını açıkladı.

Tahrir Meydanı’nda altıncı gününe giren protesto gösterileri devam ederken Müslüman Kardeşler de cumartesi günü Mursi yanlısı büyük bir gösterinin düzenleneceğini açıkladı.

Uluslararası toplumdan uyarı

Uluslararası toplum da gelişmeleri yakından izliyor. Mursi’nin demokrasi kriterlerini dikkate almaması durumunda kalkınma yardımlarının kesilebileceği mesajını veren Almanya Kalkınma Bakanı Dirk Niebel, Mısırlıların Mursi’den hukukun gereklerini yerine getirmesini beklediğini dile getirdi.

ABD de Mısır’ı kuvvetler ayrılığı ilkesine uyması konusunda uyardı. ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton’ın mevkidaşı Muhammed Kamil Amr ile bir telefon görüşmesi yaptığı ve bu yöndeki endişesini ilettiği belirtildi.

(Deutsche Welle)

 

Filistinden BM’ye gözlemci devlet başvurusu

0

Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, BM’ye “gözlemci devlet” statüsü için başvuru yapıyor. Fransa’nın ardından İspanya ve Yunanistan da, Filistin lehine oy kullanacağını açıkladı. İngiltere şartlı destek vereceğini söylerken, ABD, Fransa’nın kararını eleştirdi.

BM’de “gözlemci kuruluş” sıfatıyla temsil edilen Filistin, yarın BM Genel Kurulu’na “üye olmayan gözlemci devlet” statüsü için başvuracak.

BM Genel Kurulu’nda yarın Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas’ın da konuşma yapacağı “Filistin Sorunu” başlıklı oturumda halen “gözlemci kuruluş” olan statünün “üye olmayan gözlemci devlet” statüsüne çıkarılması bekleniyor.

Filistin “gözlemci devlet” statüsüyle uluslararası arenada hareket kabiliyetini artırmayı amaçlıyor. Filistin’in BM’de “gözlemci devlet” statüsü almasını engelleyemeyeceğini anlayan İsrail, Filistin’in Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesi gibi kuruşlara başvuru hakkı elde etmesini önlemek için kulis yapıyor.

Oylamaya bir gün kala Avrupa Birliği üyesi ülkeler de, BM Genel Kurulu’ndaki “Filistin” oylamasında oylarının rengini açıklamaya başladı. Fransa’nın ardından İspanya da Filistin’e “gözlemci devlet” statüsü tanınması için “evet” oyu kullanacağını belirtti.

DAVUTOĞLU DESTEK İÇİN GİTTİ

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu da, Filistin’in “gözlemci devlet” statüsüne destek vermek amacıyla BM Genel Merkezi’nde temaslarda bulunmak üzere New York’a gitti.

Bakan Davutoğlu, BM ziyareti kapsamında yarın BM Genel Sekreteri Ban Ki-mun ve BM Genel Kurul Başkanı Vuk Jeremic ile görüşecek.

Davutoğlu, yarın Filistin’in BM’de “üye olmayan devlet statüsü” kazanmak için yaptığı başvurunun kabul edilmesi yönünde temaslarda bulunacak.

97 OY YETİYOR

BM Güvenlik Konseyi’nin onayının arandığı üyelik başvurusundan farklı olarak, “gözlemci devlet” statüsü için Genel Kurul’da yapılacak oylamada salt çoğunluğu (yarıdan bir fazla oy) elde etmek yetiyor. Bu da 193 üyenin 97’sinin Filistin lehine oy kullanması anlamına geliyor.

UNESCO ÜYESİ OLDU

Geçen yıl BM’ye yaptığı “tam üyelik” başvurusu başarısızlıkla sonuçlanan Filistin, geçtiğimiz yıl ekim ayında UNESCO üyeliğine kabul edilmişti. Filistin, aynı zamanda BM Batı Asya Ekonomik ve Sosyal Komisyonu, Arap Birliği, İslami İşbirliği Teşkilatı ve Bağlantısızlar Hareketi’ne de üye.

ABD KARŞI ÇIKIYOR

Filistin yönetiminin 2011 Eylül ayında BM’ye yaptığı üyelik başvurusu, BM Güvenlik Konseyi daimi üyesi ABD’nin vetosuna takılmıştı. ABD, Filistin-İsrail ihtilafı tamamen çözülmeden bu talebi desteklemeyeceğini açıklamıştı.

Filistin, UNESCO başvurusu sürecinde de ABD’nin tepkisiyle karşılaşmıştı. ABD, başvurunun kabul edilmesi üzerine UNESCO’ya aktardığı fonda kesintiye gitmişti.

İngiltere şartlı destek verebileceğini söylüyor

İngiltere Dışişleri Bakanı William Hague, İngiliz Parlamentosu’nun alt kanadı Avam Kamarası’nda yaptığı açıklamada, Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas’tan, statü talebini BM’ye taşımamasını, İsrail’İn savaş suçlarını Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne göndermemesi gibi konulardan Filistinli yetkililerin garanti vermesi halinde, İngiltere’nin “evet” oyu kullanacağını söyledi.

GÖZLEMCİ DEVLET STATÜSÜ NEDİR?

İsviçre’nin 1946’da BM Genel Sekreteri tarafından “daimi gözlemci” statüsüne kabul edilmesiyle başlayan uygulama çerçevesinde, yıllar içerisinde Avusturya, Finlandiya, İtalya ve Japonya gibi pek çok “gözlemci”, BM’nin “üyesi” haline geldi. Örneğin İsviçre, yaklaşık 50 yıl “gözlemci devlet” olarak anıldıktan sonra 2002’de BM’nin üyesi oldu.

VATİKAN TEK ‘GÖZLEMCİ DEVLET’

“Daimi gözlemciler” kategorisinde, “üye olmayan devlet ve kuruluşlar” ile “hükümetler arası kuruluşlar” yer alıyor.

Bu kategoride Vatikan, BM toplantılarına ve Genel Kurul çalışmalarına “gözlemci” olarak katılma hakkına sahip ve BM Genel Merkezi’nde daimi gözlemci misyonu bulunan “üye olmayan gözlemci devlet” olarak anılıyor. Vatikan, BM’de şu anda bu statüye sahip tek devlet.

(Yeşil Gazete, Ntvmsnbc)

 

Assange’ın sağlık durumu kritik

Ekvador’un Londra Büyükelçisi Ana Alban, Wikileaks’in kurucusu Julian Assange’da kronik akciğer enfeksiyonunun geliştiğini ve tıbbi müdahale gerektiğini söyledi.

Büyükelçi Alban, Ekvador’un başkenti Quito’da gazetecilere yaptığı açıklamada, yaklaşık 5 aydır Londra ‘daki Ekvador Büyükelçiliği’nden ayrılmayan ve Ekvador tarafından kendisine sığınma hakkı verilen Assange’da kronik akciğer enfeksiyonu geliştiğini belirtti.

İngiltere dışına çıkarmanın yolunu arıyorlar

Ana Alban, Assange’ın tıbbi masraflarını karşıladıklarını ve İngiltere dışına güvenli bir şekilde çıkarmanın yollarını aramaya devam ettiklerini, ancak İngiliz makamların bunu reddettiğini de sözlerine ekledi.

Çıkarsa İsveç’e iade edilecek

Assange’ın avukatı Baltasar Garzon kısa süre önce yaptığı açıklamada, müvekkilinin Büyükelçilikte kalmaya devam etmesi durumunda ciddi sağlık sorunlarıyla karşı karşıya kalabileceğini söyledi.

Julian Assange , Büyükelçilik binasından çıkması halinde tutuklanacak ve İsveç ‘e iade edilecek.

Haziran ayından bu yana Ekvador’un Londra Büyükelçiliği’nde bulunan Assange, ABD ‘ye gönderilme endişesiyle İsveç’e iade edilmek istemiyor. İngiliz mahkemesince, tecavüz iddiasıyla suçlandığı İsveç’e iadesi onanan Julian Assange, şartlı tahliye koşullarını ihlal ettiği için Londra polisi tarafından tutuklanacağı gerekçesiyle de Ekvador Büyükelçiliği’nden ayrılamıyor.

(Yeşil Gazete)

 

Af Örgütü: “Trans bireylere şiddetten korumaya yönelik daha fazla adım atılmalıdır”

Uluslararası Af Örgütü Nefret Suçu Mağduru Trans Bireyleri Anma Günü’nde yaptığı açıklama ile trans bireyleri, son dört yılda 1000’den fazla bireyin ölümüne yol açan şiddetten korumaya yönelik Avrupa’nın daha fazla adım atması gerektiğini dile getirdi.

2008 ila 2012 arasında dünya çapında 1083 trans bireyin öldüğü rapor edildi. Yapılan araştırmalar ölü sayısının her geçen yıl arttığını gösteriyor. Trans Cinayetleri İzleme projesinin sağladığı veriye göre 2008’den bu yana Avrupa’da 64 trans birey öldürüldü. Fakat kıta çapında sadece İsveç, İskoçya (Birleşik Krallık) ve Hırvatistan (1 Ocak 2013’ten itibaren) toplumsal cinsiyet kimliği temelli şiddet içeren saldırıları nefret suçlarına karşı mevzuatları kapsamına alıyor.

Uluslararası Af Örgütü Ayrımcılık Uzmanı Marco Perolini, “Trans bireyler, toplumsal cinsiyet kimlikleri ve ifadeleri sebebiyle şiddetin hedefi haline geliyor ve bu yüzden ayrımcılığa uğruyor. Toplumsal cinsiyet kimliği temelli şiddetle ilgili korumanın eksikliği insan hakları standartlarının küçümsenmesi anlamına geliyor ve aynı zamanda transfobik nefret suçunun bir çeşit ayrımcılık olduğunu kabul etme konusunda başarısız oluyor. Eğer ceza hukuku nefret suçlarının gerçek ya da algılanan toplumsal cinsiyet kimliği temelli gerçekleşebileceğini kabul etmezse, nefret saiki kapsamlı bir şekilde soruşturulmaz ve kovuşturmaya tabi olmaz” diye konuştu.

Nefret suçu trans bireylerinin maruz kaldığı tek ayrımcılık şekli değil. Avrupa ülkelerinin çoğunluğunda trans bireylerin kimlikleri, psikiyatrik teşhis, kısırlaştırma, genital operasyon ve boşanma gibi kriterlerin olduğu bir liste ile uyum sağlamadığı sürece  yasal olarak tanınmıyor. Dahası, trans kimlikler uluslararası ve çoğu kez ulusal düzeyde hala davranış bozukluğu olarak sınıflandırılıyor.

İrlanda ve Litvanya gibi ülkelerde ulusal mevzuatlardaki boşluklar trans bireylerin cinsiyetlerini yasal olarak değiştirmesini imkansız hale getiriyor. Belçika, Fransa, Finlandiya, Norveç ve Türkiye gibi birçok ülkede, cinsiyet değiştirme ve kısırlaştırma operasyonu geçirmek istemeyen trans bireylerin kimliklerinde cinsiyetlerini değiştirmesine izin verilmiyor.

Perolini, “Kısırlaştırma, boşanma ve cinsiyet değiştirme gibi cinsiyetin yasal olarak tanınmasının tabi hale getirildiği zorunlu gereklilikler, trans bireylerin yasa önünde eşit olma, özel ve aile hayatı, onu kırıcı muameleden muaf olma ve elde edilebilen en yüksek standarttaki sağlık hakkını ihlal etmektedir” dedi.

Türkiye

Uluslararası Af Örgütü Türkiye Şubesi Direktörü Murat Çekiç, “Türkiye’de hem yasal hem de uygulama düzeyinde cinsel yönelim ve cinsiyet kimliğine dayalı tüm ayrımcılıklar ortadan kaldırılmalıdır. Bunun için başta anayasa olmak üzere tüm ilgili mevzuatta cinsel yönelim ve cinsiyet kimliğine dayalı ayrımcılık yasağına yer verilmelidir. Kişilerin cinsel yönelim ya da cinsiyet kimlikleri nedeniyle kolluk kuvvetleri tarafından taciz edilmelerine son verilmelidir.

Kabahatler Kanunu ve Trafik Kanunu uyarınca yayalar için uygulanan cezalar, bu yasaların ayrımcı ve keyfi bir biçimde kullanılmasını önleyecek önlemler alınana kadar askıya alınmalıdır. Ceza Kanunu’nun “görevi yaptırmamak için direnme” suçuna ilişkin düzenlemeler gözden geçirilmeli ve bu tür düzenlemelerin kolluk kuvvetlerine yönelik meşru şikayetleri engellemek amacıyla karşı suçlamalar olarak kullanılmasını engellenmelidir. Trans bireylerin, hormon tedavisi, ameliyat ve psikolojik destek gibi cinsiyet değiştirme prosedürlerinden yararlanabilmeleri sağlanmalıdır. Bu uygulamaların devlet tarafından sağlanan sağlık sigortası kapsamında yapılmasını sağlanmalıdır. Polislerin evlerine düzenledikleri baskınların ve ardından evlerinin mühürlenmesinin trans bireylerin taciz edilmeleri için kullanılmamasını sağlanmalıdır” diye konuştu.

(Yeşil Gazete)