Ana Sayfa Blog Sayfa 4285

Hollanda medyasında ‘diktatör’ vurgusu

İstanbul’da başlayıp tüm Türkiye’ye yayılan ‘Gezi Parkı gösterileri’, Hollanda basınında daha geniş yer tutmaya başladı.

Haber ve yorumlarda, AKP hükümetinin uygulamalarından duyulan rahatsızlığa ve ‘Erdoğan’ın otokratik eğilminin’ yarattığı kaygıya vurgu yapıldı.

Spits gazetesi yazarı Ebru Umar, Türkiye’deki bir arkadaşının yorumunu aktardı. Erdoğan’ın “oyları satın alan bir diktatör” olarak suçlandığı yorumda, şu ifadeler yer alıyor: “O kadar çok gaz kullandılar ki evlere ulaştı. Dün gece yarısına kadar protestodaydım. Birazdan yine gideceğiz. Bu yaşananların birkaç ağaçla alakası yok Ebru. Biz halkını zerre kadar saymayan Erdoğan Paşa’dan bıktık!”

Hollanda’nın saygın günlük gazetelerinden Volkskrant, İstanbul’da ve diğer illerde düzenlenen gösterilere geniş yer ayırdı.

Yeni para mı basılacak, finale kalan çizimler en son ona sunuldu ve o seçti. Şehrin en büyük tepesine cami yapılmasına o kadar verdi. Hatta caminin mimari tasarımı bile Erdoğan’ın zevkine göre olmalıydı. Sigara içilmesinden nefret ediyor; dolayısıyla televizyon kanallarında sigara içilen sahneler bloklandı. Karadeniz’le Marmara arasında kanal hayali kurdu, uzmanlar kârsız bir iş dediler, yine de geliyor. Geçen yıldan beri İslam dersleri okullarda mecburi ders. Büyük medya korkudan susuyor, eleştiren gazeteciler işten çıkarılıyor.”

Sosyal demokrat eğilimli gazetede, Erdoğan’ın göstericiler için sarf ettiği “çapulcular” sözü aktarılarak, şöyle deniliyor: “Erdoğan geçen yıllarda giderek toplumu tutucu İslami kurallara uymaya zorluyor. Bu da küçümsenemeyecek bir kesimi rahatsız ediyor. Örneğin, geçen ay alkol yasağını parlamentodan geçirdi. Buna göre 22.00-06.00 arası alkol satmak yasak. Alkol üreticileri reklam veremeyecek, sponsor olamayacak. Erdoğan’a göre, böylece gençler sarhoş sarhoş dolaşamayacak. Fakat laik Türkler bunu İslami hukuk olan şeriatın başlangıcı olarak görüyor.”

Volkskrant’ın yorumu şöyle devam ediyor: “Eleştirmenler Erdoğan’ın otokratik eğiliminden kaygılılar. Türk Başbakanı eleştiriye tahammül edemiyor ve onun taraftarları geçtiğimiz yıllarda hukuk sistemini kötüye kullanarak eleştiri getiren gazeteci, politikacı ve akademisyenleri ‘şüpheli’ gerekçelerle tutuklamak için kullandılar. Bunun medyada nasıl bir etki yarattığını geçtiğimiz günlerde gayet güzel görüldü. Birçok televizyon kanalı, gazete ve radyo istasyonu, dikkat çekecek boyutta az yayın yaptı gösteriler konusunda. Gösterilerle ilgili bilgiler daha çok Facebook ve Twitter aracılığı ile yayılıyor. Erdoğan, dünkü televizyon röportajında kontrolsüz sosyal medyadan rahatsızlığını dile getirdi.”

Erdoğan ‘son sözü söyleyen kişi’

Muhafazakâr eğilimli Trouw gazetesi de, Erdoğan’ın “diktatör” olmak istediği yorumunu dile getirdi.

Arap ülkelerindeki ‘devrimler’ ile Türkiye’deki gösterileri kıyaslamanın yanlış olduğunu belirten gazetede şu ifadeler kullanıldı: “Araplar sokağa diktatörlerini düşürmek için çıktılar, Türkler ise var olan demokrasilerini korumak için. Tayyip Erdoğan geçen yıllarda yaşadığı ekonomik başarıya dayanarak halka kendi geleneksel İslami vizyonunu nasıl dikte edeceğini denemeye başlamıştı, şimdi çoğunluğu yüksek eğitimli Türklerden cevabını aldı.”

Erdoğan’ın her konuda “son sözü söyleyen kişi” olmak istediği belirtilen yorum şöyle devam etti: “Yeni para mı basılacak, finale kalan çizimler en son ona sunuldu ve o seçti. Şehrin en büyük tepesine cami yapılmasına o kadar verdi. Hatta caminin mimari tasarımı bile Erdoğan’ın zevkine göre olmalıydı. Sigara içilmesinden nefret ediyor; dolayısıyla televizyon kanallarında sigara içilen sahneler bloklandı. Karadeniz’le Marmara arasında kanal hayali kurdu, uzmanlar kârsız bir iş dediler, yine de geliyor. Geçen yıldan beri İslam dersleri okullarda mecburi ders. Büyük medya korkudan susuyor, eleştiren gazeteciler işten çıkarılıyor. Altyapıyı değiştirerek askerin politik gücünü kısıtlayan, böylece çoğunluğun kalbini kazanan adam, kendinden çok önce yaşayan, politik olarak karşısında olduğu adam gibi kılıcını sallamak istedi. Atatürk’ün rejimi halk tarafından kabul gördü. Bu 80 yıl önceydi. Türk demokrasisinin belki eksikleri var ama insmanlar artık tadına baktılar ve bundan vazgeçmek istemiyorlar.”

Parool gazetesi de birinci sayfasının tamamına yakınını Türkiye’deki gösterilere ayırdı. “Türkler diktatöre karşı ayaklandı” manşetiyle çıkan gazetenin bir başlığı da, “Göstericiler ‘satılmış’ medyaya karşı” şeklinde oldu.

NRC gazetesi de, medyaya yönelik tepkileri “Türk medyası yangına benzinle gidiyor” başlığıyla haberleştirdi.

Hollanda haber ajansı ANP ve günlük gazete Algemeen Dagblad gelişmeleri ayrıntılı olarak mercek altına alırken, devlet televizyonu NOS İstanbul’daki muhabirine canlı yayında bağlandı.

(BBC)

KESK ve DİSK’ten direnişe destek eylemi

Bir hafta önce Taksim Gezi Parkı’nda başlayan gösterilere destek amacıyla Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) bugün TSİ 12.00’de greve gidiyor.

KESK’ten yapılan açıklamada “Bilindiği üzere KESK olarak güvenceli iş ve ücret güvencesi talebiyle 5 Haziran’da Uyarı Grevi yapacağımızı ilan etmiştik. Ancak Gezi parkının ranta açılmasına karşı yedi gün önce başlayan tamamen barışçıl eylemleri bastırmaya yönelik devlet terörü insanların can güvenliklerini ortadan kaldıran bir boyutta sürdürülmektedir” denildi.

”AKP faşizmine karşı işyerlerinde ve alanlarda mücadeleyi yükseltmeye çağırıyoruz” başlıklı açıklamaya göre, grev 5 Haziran Çarşamba günü de devam edecek.

DİSK’ten uyarı

Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu DİSK de Gezi Parkı’nın korunması için başlayan ve ülke geneline yayılan direnişe ilişkin son gelişmelerle ilgili eylem kararı aldı.

DİSK Yönetim Kurulu bugün Başkanlar Kurulu’nu acil olarak toplantıya çağırdı. Başkanlar Kurulu alınan kararların hayata geçirilmesi doğrultusunda eylem programını oluşturacak.

DİSK’in açıklamasına göre, ilk adımda, bugün TSİ 12.00-14.00 arasında tüm işyerlerinde ve alanlarda bildiriler okunacak.

Çarşamba gününden itibaren ise ihtar eylemleri yaygınlaştırılarak sürdürülecek. DİSK, ‘Hükümet durmazsa hayatı durduracağız’ başlıklı açıklamasında “Bizler ülkemize dair sorumluluğumuz gereği, Başta Başbakan olmak üzere AKP iktidarını Taksim’den Türkiye’ye yayılan direnişin şartlarını yerine getirmeye çağırıyoruz.” ifadelerine yer verdi ve bu şartları şöyle sıraladı:

  • Taksim Gezi Parkı’nın park olarak kalacağı resmen ilan edilmelidir.
  • Halka uygulanan şiddetin sorumluları hesap vermeli ve istifa etmelidir, biber gazı kullanımı yasaklanmalıdır.
  • Ülkenin dört bir yanında gözaltına alınan binlerce kişi hakkında hiçbir soruşturma açılmayacağı ilan edilmeli, yaratılan mağduriyetler nedeniyle halktan özür dilenmelidir.
  • Taksim başta olmak üzere Türkiye’deki tüm meydanlarda, kamusal alanlarda toplantı ve eylem yasaklarına son verilmelidir.

DİSK, yapılan açıklamada “Bu şartlar gayet açık, net ve meşrudur. Bu taleplere karşı uygulanan şiddet ise gayrimeşrudur. Erdoğan’ın ifadesiyle ‘Kendi halkına zulüm eden iktidar, meşruiyetini bitirmiş demektir’ görüşüne yer verdi.

 

[Özel Haber] Faslılar Erdoğan’a kapıyı gösterdi, “Evine git”

Gezi Parkı Direnişi 8. gününde. Her şey geçen hafta bugün Gezi Parkı Nöbetçilerinin parkın içine çadır kurması, halaylara durması, horon tepmesi, park içinde istediği gibi yaşaması ile başladı.

Gerisini zaten bizim gibi -maalesef- üç beş kişi kalmış medyadan biliyorsunuz.

Başbakanın aymazlığını, medyanın duymazlığını da biliyorsunuz.

Ülke ayakta, halk son dört günü ülke çapında olmak üzere 8 gündür direnişte ama Tayyip Erdoğan’ın gözünde barışçıl protesto yapan, pasif direniş yaptığını açtığı pankartla, attığı sloganla, gözünü kırparak ve gülümseyerek verdiği mesajla gösteren direnişçiler “Bir Avuç Çapulcu”

İşte bu Erdoğan -hala kartvizitinde Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı yazan- bu durumda birde kalktı Fas’ı ziyaret etmeye gitti.

Ama halk her yerde birbirini anlar, birbirini tanır ve dayanışma gösterir.

Fas Halkı da Recep Tayyip Erdoğan’a gereken yanıtı verdi. Arkadaşımız Yelda İliç’in elimize az önce ulaşan mailine göre faslılar ellerinde “Evine git”, “Go home” yazan dövizleri arapça olarak açtı.

Kendilerinin (büyükler ise) ellerinden, (küçükler ise) gözlerinden, (yaşıtlarımız ise) yanaklarından öpüyor ve selamlarımızı yolluyoruz.

#direnedirenekazanacagiz

(Edit: Yelda, şimdi (10:40) yeni bir mail gönderdi ve, “Ya biraz sansürlü verdim, aslında “Defol ve Katil Erdogan yazıyordu …” bilgisini iletti. Okurlarımızı da aydınlatmış olalım)

(Edit 2: Yelda bizi uyardı. “Alper, “Yelda İliç” bildirdi deyince sanki ben Fas’tan bildirdim gibi oluyor, ben face’den buldum sonucta… habercilik diline uygun olsun bence…)

Haber: Alper Tolga Akkuş

(Yeşil Gazete)

NTV’de istifa depremi

Gezi Parkı direnişini vermeyerek halkın büyük tepkisini çeken NTV, bugün yapılan binlerce kişilik eylemin ardından haber prodüktörünün istifasıyla sarsıldı. Fotoğrafçı Mehmet Turgut da kanala program yapmaktan vazgeçti.

Bugün yapılan eylemin ardından, NTV gece haber prodüktörüÖmer Faruk Aykar ve haber merkezinde çalışanDilara Eldaş istifa etti. Kanal yayın politikasında değişime gitmediği takdirde, istifaların süreceği iddia ediliyor.

Mehmet Turgut da “Falan Filan” programını iptal etti

Ünlü fotoğraf sanatçısı Mehmet Turgut da bugün NTV’nin sansür kararını sebep göstererek, kanaldaki programına son verdiğini açıkladı.

Twitter üzerinden açıklama yapan Turgut, NTV’de yayınlanan Falan Filan isimli programına, Taksim Gezi Parkı direnişinde meydana gelen ve tüm Türkiye’ye yansıyan olaylara medyanın tepkisini protesto etmek için son verdiğini belirtti.

Mehmet Turgut açıklamasında, “Hepimizin bildiği nedenlerden ötürü duyduğum rahatsızlık nedeniyle NTV’de yayınlanan Mehmet Turgut’la Falan Filan programına son veriyorum” dedi.

 

AKP’ye ‘Kelime Oyunu’: Diktatör!

Bloomberg HT ekranlarında yayınlanan Ali İhsan Varol’un sunduğu Kelime Oyunu adı yarışmada yurtta yaşanan olaylara göndermelerde bulunuldu. Cevaplar sosyal medyada ses getirdi.

İhsan Varol’un sunduğu Kelime Oyunuyarışmasındaki sorular izleyenlere kelime oyunları hazırladı. Sorularda Gezi Parkı eylemleri ve Başbakan Erdoğan’ın yaptığı açıklamaları soran İhsan Varol kısa sürede Twitter’da da en çok konuşulanlar arasına girdi. Kelime Oyunu’nda hazırladığı sorularla müthiş göndermelerde bulunan Ali İhsan Varol’a twitter’dan destek yağdı.

Varol’un bu protestosu, sosyal medyada “protesto tarihine geçecek kadar zekice bir iş” olarak değerlendirildi. Varol geçtiğimiz günlerde Gezi Parkı’nda da direnişçilerin yanında yer almıştı.

İşte o yarışmadaki ilginç ve gönderme dolu sorular:


Bir olay bir olgu üzerine bilgilendirme amaçlı haber hazırlaması beklenen kişi

-haberci

Beşiktaş’ın şövalye ruhlu semt çocukları

-Çarşı

Cumhur kelimesinin eş anlamlısı

-halk

Baş belası olarak tanımlanan sosyal ağ ve mikroblog sitesi

-twitter

Basın, yayın ve haberleşme ile sinema ve kitap yapıtlarının hükümetçe denetlenmesi ve kısıtlanması

-sansür

Göz, burun, ağız ve akciğerlerdeki mukus zarlarına saldıran maddenin en gevşek halindeki silah, oleoresin capsicum

-biber gazı

Kendini beğenme, büyüklenme başkalarından üstün tutma anlamındaki söz

-kibir

Karşı koyma, vazgeçmeme işi

-direniş

Sağduyusunu kaybetmiş, “güç kullanımını” niteleyen söz

-orantısız

Bütün siyasi yetkileri kendinde bulunduran kimse

-diktatör

kişinin büyüklüğünü artıran, yaptığı bir yanlıştan ötürü bağışlanmasını isteme eylemi

-özür dileme

Sapkınlık doğru yoldan ayrılma anlamındaki Arapça kökenli söz

-delalet

Davranışlarıyla ve sözleriyle kötü bir sonuca yol açma, ateşe körükle gitmek

-çanak tutmak.

Toma ifrazatı

-tazyikli su

Demokrasi solungaçı

-Gaz maskesi

Çanak yalayan dalkavuklu eden kişi

-Yaltakçı

Düşüncesini fiilen gerçekleştirmeye çalışan kimse, etkinci, eylemci

-Çapulcu

 

KATİLLER!

Hatay’daki protestolarda 22 yaşındaki Abdullah Cömert, başına isabet eden kurşun sonucu hayatını kaybetti.

İstanbul Taksim Gezi Parkı’ndaki olaylara destek vermek amacıyla Hatay’da dün de protestolar devam etti.

Armutlu Mahallesi’nde düzenlenen protestolarda bir kişi hayatını kaybetti. 22 yaşındaki Abdullah Cömert, saat 23.30 sularında bir kurşunun başına isabet etmesiyle yaralandı.

Kanlar içerisinde yere yığılan Cömert, ağır yaralı olarak kaldırıldığı Antakya Devlet Hastanesi’nde yaşamını yitirdi. Cömert’in ölüm haberi üzerine yakınları hastane önüne akın etti.

Information in Gezi Park Resistance – Arabic

0

in English

Occupy Taksim movement is spreading to other cities and people are determined to continue this peaceful resistance.
Last night police brutal attacks continue in Besiktas. After police stepping back in the morning, occupiers started to clean up, as they did in Taksim.

***

in Arabic

إلى إمتدت الحركه الشعبيه المناهضه لقرار الحكومه بإنشاء مشروع داخل منطقة “الطقسيم” إل
باقي المدن التركيه وتعهد الشعب بمواصلة إعتصامهم سلميا . هذا واستمرت الشرطه بمهاجمت المحتجين بطريقه وحشيه وعنيفه ليلة أمس في محيط مننطقة” باسيقطا” .  فيما قام ” المعتصمون بتنظيف المنطقه المذكوره بعد تراجع الشرطه هذا الصباح اسوتا لما فعلوا المتواجدين في منطقة “الطقسيم.

 

 

Information in Gezi Park Resistance – Russian

0

in English

Occupy Taksim movement is spreading to other cities and people are determined to continue this peaceful resistance.
Last night police brutal attacks continue in Besiktas. After police stepping back in the morning, occupiers started to clean up, as they did in Taksim.

* * *

in Russian

Протестные настроения с площади Таксим распространяются и в другие города Турции, и люди полны решимости продолжать это мирное сопротивление.
Прошлой ночью жестокие полицейские атаки продолжились в Бешикташе. После того, как полиция отступила утром, протестующие, как и на площади Таксим, привели в порядок район.

Bu esnada İzmir’de…

Gezi Parkı ile başlayıp yurt sathına yayılan olayların İzmir ayağı hakkında özet bir bilgilendirme yapıp biraz da görüşlerimi paylaşmak istiyorum.

Olaylar İzmir’e sıçradığından beri elimden geldiğince olay yerinde olmaya çalışıyorum. İzmir’de Gündoğdu meydanı parti, sendika ve diğer hareketlerin kortejlerinin yürüyerek vardığı, çoğunluğunu ise gençlerin oluşturduğu kalabalığın neredeyse tüm gün işgal ettiği mekandır. Bu meydanda cuma gününden itibaren protestolar devam etmekte. Özellikle cumartesi günü İzmir için yüksek sayıda katılımcı ile çok canlı bir ortam vardı. İzmir’deki neredeyse tüm kitlesel olaylarda olduğu gibi bolca Atatürk posteri, bayrak, onuncu yıl marşı vb. vardı.

Günler ve saatler ilerledikçe eylemciler sadece gençlerden oluşur hale geldi. Yaş ortalaması bu akşam (04.06.2013) itibariyle 20-25 civarıdır diye tahmin ediyorum. Bu gençlerin büyük çoğunluğu daha önce hiç politize olmamışlar. Politik yaşamın içinde olmayı bırakın, politika ile hiç bir şekil ilgilenmemişler. Mitinge bile gitmeden, imza kampanyalarına bile katılmadan kendilerini barikat kurup, polisle çatışırken bulan genç bir kitleden bahsediyorum. Bu gençlerin bilinçli hayatları tamamen AKP iktidarı esnasında yaşandı. Bildikleri ve haklı öfkelerini yönelttikleri tek odak da Erdoğan. Dertleri AKP iktidarı ya da “sistem” değil. Sadece Erdoğan’a nefret kusan bir eylemlilik oluşturmuş durumdalar.

Bu kadar genellemecilikten sonra haklarını vermem gereken bazı noktalar da var:

  • Bu gençler ne yapıyorlarsa eğlenerek yapmayı seviyorlar. Somurtkan devrimcilikten de salya saçarak kendinden geçen milliyetçilikten de eser yok.
  • Yasak meyveye uzanmanın hazzı ile hareket ediyorlar. Evet sloganları ezbere atıyor olabilirler. Fakat meydanda klasik Kemalist, ulusalcı, vb. güdülerle değil, isyanın hazzı ile bulunuyorlar.
  • Mizahı seviyorlar ve kullanıyorlar. (Bol küfürlü haliyle)

 

Sıklıkla atılan bazı sloganlar şunlar:

  • Her yer Taksim, her yer direniş
  • O….. Çocuğu Tayyip Erdoğan
  • Mustafa Kemal’in askerleriyiz
  • Zıpla, zıpla! Zıplamayan Tayyip
  • Hükümet istifa

Açık ve net bir şekilde eylemciler iki grup halinde davranıyor. Esas kalabalığı oluşturan grup Gündoğdu meydanı ve çevresinde takılıyor ve slogan atıyor. Polis yaklaşırsa ya kaçıyor, ya da heyecan içerisinde çatışmaları (oldukça uzaktan) izliyor. Diğer  grup ise polisin tuttuğu dört yol ağızlarına yaklaşarak polisi taciz ediyor. Polis kimi zaman su sıkıyor, kimi zaman gaz atıyor. Bu ikinci grubu oluşturan gençler de taş atarak karşılık veriyorlar ya da çevredeki cisimlere zarar veriyorlar.

İlk grup genellikle orta sınıf, üniversite öğrencisi ya da mezunu kadın ve erkeklerden oluşurken, ikinci grup ise taraftar gruplarından ve zincirlerinden başka kaybedecek pek bir şeyi olmayan varoş gençlerinden oluşuyor. İlk grubun orada bulunmasının nedeni birikmiş öfkeleri olduğu kadar direnişin”cool” oluşu da. (İzmir’in en güzel genç insanları her akşam Gündoğdu meydanındalar.) İkinci grubun orada bulunuş sebepleri ilk grupla çok benzer fakat eylemlilik şekilleri çok daha şiddet içerikli.

Alsancak çevresinde daha soğukkanlı ve deneyimli eylemciler diğerlerini yalnız kalmamaları, şiddet uygulamamaları için uyarıp duruyor. Fakat bir kısım eylemci de polisle hiç ilgisi olmayan yerlerde çöp bidonlarını ateşe verip, sub-woofer destekli olarak (meşrebine göre) ciao bella ya da mehter marşı dinleyebiliyor. Anarşi ilginç bir şey.

Bir de Alsancak dışındaki eylemler var. Karşıyaka çarşı dışında geniş katılımlı bir eylem olduğunu duymadık. Genellikle korna çalarak destek belirten arabaları durdurup, etrafında tava çalarak bir müddet eğlendikten sonra o arabanın ilerlemesine izin verip, bir sonraki arabayı zaptetmeye dayanan bir eylemce şekli yaygın kabul görmüş durumda.

Polis ile doğrudan herhangi bir diyaloga girmedim. Gaz yedik, kovalandık ama İstiklal caddesinde ya da Beşiktaş civarında yaşananlara kıyasla daha uysal bir polisimiz var denebilir… Belirli sınırlar dahilinde.

Oldukça enteresan bir şekilde polis her gün kendince bazı coğrafi ve zamansal sınırlar çekiyor. Örneğin bir gün Lozan meydanına konuşlanırken, başka bir gün Gazi ilkokuluna kadar geliyor. Bir kaç hadise dışında gündüz saatlerinde polis Gündoğdu’yu oldukça rahat bırakıyor. Hatta ortalıkta hiç gözükmüyorlar. Fakat polisin çizdiği sınırı geçmeye çalışanların İstanbul özlemini gideriliveriyor. Gaz, su, cop ve hatta para-militer çakallarla birlikte eylemcilere saldırıyorlar. Pek çok yaralı ve tutuklu var. Ancak neredeyse hiç bir organizasyon var olmadığı için sayılar tahminlerden ibaret.

Gece yarısından sonra rastgele bir saatte polisler sabit mevzilerinden dağılıp ara sokaklarda ava başlıyor ve zaman zaman Gündoğdu’ya dahi giriyor. Saat gece yarısına yaklaştığında pek çok eylemci toplu taşım araçları ile evlerine dönmüş oluyor. Azalan sayıları ile meydanı boş bırakmayanlara kolay lokma gözüyle bakan polis hareketlenmeye başlıyor. İşte esas barbarlık tam o saatlerde yaşanıyor. Onlarca polisin ortalarına alıp hunharca dövdüğü eylemcilerden, TOMA’lar ile denize fırlatılanlara kadar çeşit çeşit zalimlik vuku buluyor.

Polis bu zalimlikleri meydanda, ana kalabalığın içindekilere yapamıyor. Bu nedenle İzmir’deki eylemcilere sorsanız, pek çoğu meydandan ayrılmadığı için bir tane bile tatsız olay görmemiştir. (Eğer yarın sabah geldiğimizde meydanı polis işgalinde bulmayacaksak  neden burada nöbet tutuyoruz diye insan kendine soruyor.)

03-06-2013 / 23:56 itibariyle Cumhuriyet Bulvarında bir barikat (Gündoğdu'ya 500m)

22:00 civarında Fuarın Lozan kapısının yanmakta olduğunu gördüm ve hiç bir anlam veremedim çünkü orada polis bile yoktu. 01:10  itibariyle eylemciler bir kaç yol üzerinde önceki günlerden çok daha ciddi barikatlar kurmuş olarak bekliyorlardı. Arabayla evime dönerken Çankaya üzerinden Basmane meydanına geçtim. 100 kadar polis oturmuş bekliyordu.  Kahramanlar yolu ise bomboştu. Karşıyaka çarşıdan geçerken arabamın üzeri coşkulu İzmirliler tarafından 30 saniye boyunca dev bir Türk bayrağı ile örtüldü. Ben de tam o anda İzmir’deki eylemlerin bir amacının olup olmadığına dair kuşku duymaya başladım.

 

 

Twitter çöktü

Türkiye’deki yüklenmeden dolayı Twitter tüm Dünya’da çöktü.

Twitter’ın anasayfası görüntülenmesine rağmen bir süre takip edilenlerden tweet görüntülenemedi ve arama yapılamadı.

Twitter tarafından yapılan açıklamada teknik bir sorun yaşandığı doğrulandı. Yapılan açıklamada bazı kullanıcıların bu sorunu yaşadığı belirtildi.

Saat 00.10 itibariyle her şey normale döndü.