Ana Sayfa Blog Sayfa 4280

[Özel Haber] Almanya Yeşiller eş başkanı Cem Özdemir de Gezi Parkı’nda

Gezi Parkı Direnişi 11. gününde. Gezi parkındaki sonsuza kadar sürecekmiş izlenimi veren karnaval havası da tüm temaşası ile devam ediyor.

Cem Özdemir, Gezi Parkı Derneği standında dernek üyeleri Bülent Müftüoğlu ve Işıl Ertüzün ile birlikte

 

haberi paylaşmak için tklynz / click for to share

Parkın içinde her sivil toplum örgütü, her siyasi düşünce, her örgüt stand açmış, birbirlerini dinleme, anlama, anlatma ve paylaşma derdinde.

Bu siyasi partilerden birisi olan ve Gezi Parkı Direniş’in 27 Mayıs Pazartesi 22:30’daki ilk saniyesinden beri içinde bulunan Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi’nin Almanya’dan bir ziyaretçisi var. Alman Yeşilleri’nin eş başkanı Cem Özdemir.

Cem Özdemir ilk ziyaretini Beyoğlu Yeşil Ev'e gerçekleştirdi

Özdemir, dün ziyaret ettiği Gezi Parkı’ndaki Yeşiller/Sol standının ardından bugün de temaslarını sürdürüyor. Beyoğlu Yeşil Ev’deki ziyaretini az önce tamamlayan Almanya Yeşilleri eş başkanı, Yeşiller/Sol MYK üyesi Gizem Kastamonulu’dan telefonla az önce aldığımız bilgiye göre şu anda eş sözcü Sevil Turan ile birlikte Gezi Parkı’na çeşitli kesimler ile röportaj yapmaya gidiyor.

Gezi Parkı Derneği’nden Bülent Müftüoğlu’nun (ki aynı Müftüoğlu, 28 Mayıs sabahı bize Gezi Parkı’ndaki gelişmeleri aktaran ve devrimin ilk kıvılcımının çakılmasını sağlayan insanlardan birisidir) az önce tarafımıza ilettiği bilgilere Cem Özdemir’in bugünkü Gezi Parkı ziyaretindeki programı şu şekilde geröekleşti.

Özdemir önce Tarih Vakfı ile birlikte, vakıf başkanı ve Yeşiller ve Sol Gelecek üyesi Bülent Bilmez’in da hazır bulunduğu yürüyüşe katıldı.

Yürüyüşün ardından Gezi Parkı Derneği’nin standını da ziyaret eden Cem Özdemir, dernek üyeleri Bülent Müftüoğlu ve Işıl Ertüzün’den dernek faaliyetleri ve Gezi Parkı Direnişi hakkında bilgi aldı ve kendilerine tüm çabaları için teşekkür etti.

Almanya Yeşiller eşbaşkanı Cem Özdemir, Gezi Parkında son olarak Yeşiller ve Sol Gelecek standına bir ziyaret gerçekleştirdi.

Özdemir, Yeşiller ve Sol Gelecek eş sözcüsü Sevil Turan ile birlikte standa gelerek, Yeşiller/Sol’un Gezi Parkı Direnişi sırasındaki tutumunun bu direnişin önemli kilometre taşlarından birisini oluşturduna dikkat çekerek teşekkür etti.

Haber: Alper Tolga Akkuş / #anavarrza

(Yeşil Gazete / Türkiye)

“Abi, seviyosan git konuş bence”

Gezi Parkı Direnişi 11. gününde. Bu enfes anekdot ise 3 Haziran’dan.

Halkını anlamayan bir başbakana sahip olsakta neyse ki başbakanının halinden çok iyi anlayan bir halkımız var.

haberi paylaşmak için tklynz / click for to share

Karşılıksız aşkını sosyal medya üzerinden haykıran başbakana kardeşimiz Doruk Sart bu aşkı hayata geçirmesi için yapması gereken tek temel şeyi öneriyor,

abi seviyosan git konuş bence

#direnedirenekazanacagiz

Haber: Alper Tolga Akkuş / #anavarrza

(Yeşil Gazete / Türkiye)

8-9 Haziran’da #OccupyGezi ile Dayanışma Çağrısı

Dünyanın tüm şehirlerine çağrıdır! Bu haftasonu sizi #OccupyGezi’yle ve tüm Türkiye’deki protesto dalgalarıyla dayanışma içinde meydanlara çıkarak kamusal alanınıza sahip çıkmaya davet ediyoruz.

Gezi Parkı’nı korumak için başlayan küçük çaplı direnişimiz kısa zamanda çığ gibi büyüyerek Türkiye’nin dört bir yanına sıçradı. Durumun bu boyuta gelmesinde tetikleyici etkenlerden biri, polisin orantısız güç kullanmasıydı. Nasıl Gezi Parkı direnişi gitgide küçülen ve devletin otoriter neoliberal politikalarınca gasp edilen kamusal alanlar üzerindeki mücadeleyi gözler önüne serdiyse, güvenlik güçlerinin İstanbul’u biber gazına boğması da nefes alınacak alanlara duyulan yoğun gereksinimi somutlaştırdı. Medyadaki sansüre rağmen yüzbinlerce insan polisin zulmüne meydan okuyarak sokaklara aktı ve Gezi Parkı direnişine destek verdi. Şu anda sadece Gezi Parkı’na değil, Türkiye’nin kamusal alanının kalbi olan ve tarih boyunca kitlesel muhalefetin menedildiği Taksim Meydanı’na da sahip çıkıyoruz.

Taksim ve Gezi Parkı dayanışmalarını, zaferlerini ve kazanımlarını kutlamak isteyen binlerce kişiyle her gece dolup taşarken, İstanbul’un farklı köşeleri ve Türkiye’nin diğer şehirlerindeki direnişimiz sürüyor. Emin olduğumuz bir şey varsa, o da artık hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağı.

SBu haftasonu, 8-9 Haziran tarihlerinde #OccupyGezi’yle dayanışma eylemleri düzenleyin. Tahrir’i, Syntagma’yı, Zuccotti’yi sokaklarınızı, meydanlarınızı ve parklarınızı geri alın! Sözümüze güvenin, onlar zaten size ait.

http://geziglobal.tk/tr.html

“Gezi’de ilk Cuma’ya tüm müslümanları bekliyoruz”

Gezi Parkı Direnişi 11. gününde. Gezi Parkı’nda sadece komünisti, ateisti, apoolitiği, lgbt’si yok, parkta herkes ama kelimenin tam anlamı ile her kesimden, her düşünceden insan hep birlikte hem ülkenin hem de gezegenin bundan sonraki inşası için elbirliği ile gün gün yeni yeni tuğlalar ekliyorlar bu muhteşem olacağı şimdiden belli geleceğin yaşam tarzına.

Antikapitalist Müslümanlar da ilk saniyesinden beri Gezi Parkı Direnişinin tam içinde. Yeşil Gazete ekibinden Ayşe Bereket, 1 Haziran günü parkta fotoğraflar çekerken antikapitalist müslümanların kendisine gösterdiği yakınlıktan, lgbt bireylerin çadırı ile komşu olmalarından ve iki, çok farklı addedilen grubun arasındaki çok içten ve samimi sinerjiden bugün bile bahseder.

haberi paylaşmak için tklynz / click for to share

31 Mayıs Devrimi de bir Cuma günü gerçekleşti ama o günün telaşesinden olacak Gezi Parkı’ndaki ilk Cuma Namazı’nın inanan insanların tıoplu halde parkın içinde kılması bugüne kısmet oldu.

İhsan Eliaçık‘ın twitter üzerinden gönderdiği mesajı paylaşıyor ve inanan tüm kardeşlerimize, “Allah kabul etsin” diyoruz

Cuma namazını Gezi parkında kılıyoruz. Saat 13.00’de alandayız. Hutbe ve ardından Cuma namazı kılınacak. Gezi için önemli gün, hadi..”

Haber: Alper Tolga Akkuş / #anavarrza

(Yeşil Gazete / Türkiye)

 

Mehmet Okur’dan Egemen Bağış’a: Olmak istediğim tek yer Taksim!

0

Mehmet Okur, Bakan Egemen Bağış’ın kendisini davet ettiği bir toplantıya katılmayacağını twitter üzerinden cevaplayarak reddetti.

Milli basketbolcu Mehmet Okur, Avrupa Birliği Bakanı ve Başmüzakereci Bakan Egemen Bağış‘ın davetine ret cevabı verdi.

Mehmet Okur, Bakan Egemen Bağış’ın kendisini davet ettiği bir toplantıya katılmayacağını twetter üzerinden duyurarak tek olmak istediği yerin Taksim olduğunu söyledi

İşte o tweet:

Sayin @EgemenBagis Davetiniz icin tesekkurler,ama benim tek bulunmak istedigim yer TAKSIM…

 

Gezi Parkı’nda ne nerede?

Kendiliğinden bir yaşam alanına dönüşen Gezi Parkı’nda her şey var! Yeme-içme, eczane, revir ve kütüphane. Sivil toplum kuruluşları ve gönüllüler devrede. 24 saat de hizmetinizde…

Büyütmek için tıklayınız

 

‘Kalkınma demokrasiyi garanti altına almıyor’

0

Türkiye’deki gelişmeler Amerikan medyasında geniş yer bulmaya devam ediyor. Gazeteler, haberlerinde son durumu aktarırken, yayınlanan yorum ve makaleler de protestoları ve nedenlerini irdelemeye devam ediyor. Bugün de New York Times’da M.I.T.  ekonomi profesörlerinden  Daron Acemoğlu’nun yazdığı makale, dikkat çeken yazılar arasındaydı. “Ülkeler Neden Çöker: İktidar, Refah ve Yoksulluğun Kaynağı”  ve “Diktatörlük ve Demokrasinin Ekonomik Kökenleri” adlı kitapların yazarı ünlü ekonomist, gösterilerin Türk demokrasisinde yeni bir dönem başlattığını savunuyor.

Acemoğlu’nun, “Development Won’t Ensure Democracy in Turkey – Kalkınma Türkiye’de Demokrasiyi Garanti Altına Almıyor” başlıklı makalesinde özetle şu görüşleri savunuyor: “Son yıllarda Batılı ülkelerde, özellikle de Washington’da, AKP’nin ekonomik başarıları nedeniyle Türk demokrasisine umutla bakılıyordu.  Bu iyimserler, Türk demokrasisindeki aksaklıklara rağmen, refah arttıkça demokrasinin de güçleneceği inancını paylaşıyordu.

Bu çevreler, ‘Türkiye, 11 yıldır istikrarlı biçimde büyüyor, bu durumda biraz daha sabretmek yeterli olur,’ diyordu. Ancak hızla büyüyen ülkeler demokratikleşmede aynı eğilimi göstermiyor.

Gösterilere sert biçimde müdahale edilmeden önce Türkiye’nin gelişmiş bir demokrasi olacağı iddiası zedelenmişti. AKP gücünü arttırdıkça, muhalefete giderek daha az hoşgörüyle bakılır oldu.  Yargı bağımsızlığını kaybetti, hükümete karşı çıkan subaylar ve gazeteciler, adil biçimde yargılanmadan hapse atıldı.

Son olaylarda parti içinden, Gül’ün itidalli çağrısı hariç, Erdoğan’a muhalefet eden olmadı. Bununla birlikte ana muhalefet partisi CHP hala geçmişte saplı kalmaktan kurtulamadı. Basın hala suskun.

Birkaç yüz barışçı göstericinin başlattığı protestolar, Türk demokrasisini önümüzdeki yıllarda tanımlayacak gibi görünüyor.

Demokrasi sadece oy kullanmak değildir. Polisin sert müdahalesine rağmen sokaklara dökülen halk, demokrasinin Türkiye’de belki artık olgunlaşmaya başladığını gösteriyor. Bu haftaki gösteriler hükümeti devirmekten çok uzak ama sembolik açıdan önemi büyük. Ancak buradaki önemli tehlike AKP’nin bu gösterileri kullanıp halkı daha da kutuplaştırma ihtimalidir.

Olayları dönüm noktasına dönüştüren halkın hoşnutsuzluğunun, Türk medyası gözardı etmeye devam etse de, artık açıkça ortada olduğu kesin.
Cin şişeden çıktı, Ne bu cin ne de Türk demokrasisi artık geriye itilebilir.”*

Washington Post: ‘Seçimle göreve gelen otoriter de olabiliyor’

Bu arada Washington Post gazetesi de Pazartesi günü yayınladığı yorumunda Başbakan Erdoğan’ı uyguladığı politikalar nedeniyle sert biçimde eleştirdi.
“Polis barışçı göstericilere saldırırken Başbakan’ın danışmanlarından biri ‘Sandıktan %50’ye yakın oy alan bir hükümet nasıl otoriter olabilir?’ diye soruyordu.  İşte zaten bu soru Erdoğan’ın yönetim tarzının yanlışlığını ortaya koyuyor. Bu sorunun cevabı AKP’nin izlediği politikalarda ve göstericiler karşı kullandığı yöntemlerde ortaya çıkıyor.

Türkiye bir demokrasi ve AKP son üç seçimden güçlenerek çıktı ancak son olaylar Türkiye’nin güçlü ve özgür bir basını olmadığını gözler önüne serdi.
Demokrasilerde barışçı gösteriler doğal karşılanır, hem de bazen hükümet politikalarının değişmesini sağlar.

Erdoğan göstericilerin toplanma hakkını savunmak yerine öfkeyle bunların örgütlü marjinaller olduğunu söyledi ve arkasında dış güçler bulunduğunu iddia etti. Park konusundaki planlarından vazgeçmeyeceğini söyledi, bunu ancak Vladimir Putin gibi otoriter bir liderden beklemek gerekirdi. Zaten Erdoğan’ın da Putin’den ipuçları aldığı söylenebilir. Yeni anayasa cumhurbaşkanına geniş yetkiler veriyor,  Putin gibi devlet başkanının başbakan olarak görev süresi dolsa da 10 yıl daha iktidarda kalmasına fırsat veriyor.

Erdoğan %50’ye yakın oyun kendisine muhaliflere karşı yasal incelikleri gözardı etme, göz yaşartıcı gaz kullanma, hapis ve diğer taciz yollarını mubah kıldığını düşünüyor. Çoğunluğu arkasına alıp muhalefeti dikkate almayan Mısır’da da benzer bir durum oldu ve halk ikiye bölündü. Türkiye’de de kutuplaşma ortaya çıktı.

Erdoğan’la yakın ilişkiler kuran Obama yönetimi aşırı güç kullanımı konusunda kaygılı olduğunu ve toplanma özgürlüğünü savunduğunu açıkladı. Ama daha fazlasını söylemeli.

Türkiye’nin müttefiklerine bu kriz, Erdoğan’a, demokrasinin sadece sandıkta oy kullanmak demek olmadığını hatırlatma fırsatı sunuyor. Bu olaylar ne yazık ki hem seçimle iş başına gelip hem de otoriter olunabileceğini gösteriyor.”**

*Özet olarak aktardığımız yazının İngilizce tam metni için:http://www.nytimes.com/2013/06/06/opinion/development-wont-ensure-democracy-in-turkey.html?emc=eta1&_r=0

**Özet olarak aktardığımız yazının İngilizce tam metni için:
http://www.washingtonpost.com/opinions/prime-minister-erdogans-strongman-response-to-turkeys-protests/2013/06/03/6d83987a-cc78-11e2-8f6b-67f40e176f03_story.html

(VOA)

Polis şiddetine kınama

Gezi Parkı eylemlerine hükümetin tutumu ve polisin şiddet kullanmasına yönelik tepkiler sürüyor. Alman hükümetinin insan hakları sorumlusu, Türk hükümetini orantısız şiddet kullanımına son vermeye çağırdı.

Türk polisinin ülke çapında göstericilere karşı takındığı tutum ve polis şiddetine eleştiriler gelmeye devam ediyor. Alman Federal Hükümeti İnsan Hakları Sorumlusu Markus Löning, gösterilerde gözaltına alınan ve yaralananların sayısının şoke edici olduğunu belirterek, Türk hükümetini orantısız şiddet kullanımına son vermeye çağırdı. Löning gözaltına alınanların derhal serbest bırakılması gerektiğini belirtti.

Diğer yandan Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü de Türk polisinin, Taksim Meydanı’ndan haber geçen göstericilere yönelik ‘zalimce’ tutumunu kınadığını açıkladı. Örgüt, protestoların başlangıcından bu yana en az 14 gazetecinin yaralandığını, aralarında ağır yaralılar da bulunduğunu bildirdi. Yapılan açıklamada yüzlerce sivilin de yaralandığına, pek çok yaralanmanın şiddetli biber gazı kullanımından kaynaklandığına dikkat çekildi.

“Saldırması değil, koruması gerekir”

Almanya Bölümü Genel Müdürü Christian Mihr, polisin hedef gözeterek şiddet uygulamasının kabul edilemeyeceğini belirterek sorumluların soruşturularak kendilerinden hesap sorulması gerektiğini vurguladı. “Polisin gazetecilere mesleklerini icra ederken saldırması değil, onları koruması gerekir” diye konuşan Mihr, diğer yandan tüm medyayı protesto hareketiyle ilgili uygun bir kapsamda ve tarafsız yayın yapmaya çağırdı.

Örgütün verilerine göre, Reuters haber ajansı fotoğrafçısı Osman Orsal kafasına isabet eden göz yaşartıcı bomba fişeği nedeniyle ağır yaralandı. Hürriyet gazetesi fotomuhabiri Selçuk Şamiloğlu plastik mermiyle elinden ve başından yaralandı, Günlük Evrensel’den İsmail Afacan, Sol Gazetesi’nden Onur Emre, ATV’den Mesut Çiftçi ile kameramanı İsmail Velioğlu, Birgün gazetesinden Olgu Kundakçı da göz yaşartıcı bomba, plastik mermi ve tazyikli su nedeniyle yaralananlar arasında. Sol Gazetesi muhabiri Fatoş Kalaçay Ankara’da görev başında polisin saldırısına uğrarken, Doğan Haber Ajansı’ndan Uğur Can ve Taraf gazetesinden Tuğba Tekerek de polis şiddetine maruz kaldı.

Türkiye, Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü basın özgürlüğü listesinde 179 ülke arasında 154’üncü sırada yer alıyor.

(DW)

ABD’li Senatör McCain: Erdoğan, Türk halkının birçoğunun gözünde bir diktatör gibi görülüyor

0

ABD’de Cumhuriyetçi Parti Arizona Senatörü John McCain, “Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın, Türk halkının birçoğunun gözünde, bir başbakandan ziyade diktatör gibi görüldüğünü” savundu. Brookings Insitute adlı düşünce kuruluşunda konferans veren, 2008 başkanlık seçimlerinin cumhuriyetçi adayı McCain, toplantının soru-cevap bölümünde Taksim Gezi Parkı’na yönelik olaylarla ilgili soruyu da yanıtladı.

“Arap Baharı’nın meydana geldiği diğer bölgelerin aksine, böyle bir gelişmenin Türkiye’de olmasını hiç kimsenin beklemediğini” ifade eden McCain, “Şurası çok açık ki, bu olaylar, Erdoğan’ın Türk halkını İslami yöne doğru zorlamasına karşı bir başkaldırıydı. Buradaki birçoğumuz İstanbul’da, Ankara’da ve diğer büyük kentlerde bulunduk. Oralar da Washington gibi, mezhepsel değil ve kozmopolit. Dolayısıyla bence bu olaylar, Erdoğan’ın, çok modern bir ulusu ve demokrasiyi, alkol sınırlamaları, İslami yönelimli okullar gibi, attığı birçok adımlarla halkın istemediği bir yöne zorlamaya çalışmasına karşı bir başkaldırıydı” diye konuştu. McCain, bunun yanında, “Türkiye’de cezaevindeki gazeteci sayısının, diğer herhangi bir Ortadoğu ülkesindekinden daha fazla olduğunu” belirterek, “Erdoğan’ın gerek yazılı gerekse diğer medyayı, davalar açmak gibi adımlarla sindirdiğinin şüphe götürmediğini” iddia etti.

“Bence bu olanlar, pek diğer yerlerde gördüğümüz türden bir tepki değil, kendilerine baskı yaptığını düşündükleri bir kişiye (Erdoğan’a) yönelik bir tepki” diyen McCain, “Erdoğan’ın bu olanlardan ders almasını ve polisin kullandığı bazı taktiklerin aşırıya kaçtığını anlamasını umduğunu” belirtti. McCain, “Türkiye’yi seviyorum. Türk ekonomisinin başarısı olağanüstü ama aynı zamanda şu görüşü de savunuyorum: Bence Sayın Erdoğan, Türk halkının birçoğunun gözünde, bir başbakan ya da devlet başkanı olmaktan ziyade bir diktatör gibi görülüyor” ifadelerini kullandı.

Direnişçi penguenler yayında

Gezi Parkı’nda başlayan ve tüm Türkiye’ye yayılan halk hareketine penguenler de katıldı.

Polis şiddetinin yükseldiği, sokakların dolup taştığı sırada TV’lerde olan penguenler bu sefer Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’ye döndüğünde TV’lerdeydi.