Gezi Parkı’nda yaşanan duruma benzer bir süreç Yedikule Bostanı’nda da iki gündür gözlemleniyor. Bugün saat 11:00’de tarihi, Osmanlı’nın İstanbul’u fethettiği yıllara dayanan Yedikule Bostanı’nı kurtarmak için Yedikule Belgrad Kapısı’nda buluşuluyor.
Saat 12:00’de ise Yedikule Konakları’nın hemen arkasında kalan Hasan Bey’in bostanında, İstanbul tarihçileri Ahmet Kuyaş, Aslı Niyazioğlu ve Cemal Kafadar bir basın açıklaması yapacaklar.
Dün bostan ile ilgili yaptığımız iki özel haberde durumu sizlerle paylaşmıştık. “Tarihi Yedikule bostanları yok ediliyor” başlıklı haberimizde Cuma günü Fatih Belediyesi’ne bağlı ekiplerin bostanda hafriyat çalışması başlattığını duyurmuş, haberimizin ardından Fatih Belediyesi’nin gazeteye gönderdiği bilgi notunu paylaştığımız “Fatih Belediyesi, “Yedikule bostanı, Şehir Parkı’na dönüşecek” başlıklı haberimizde de bostanın yerine şehir parkı yapılacağı bilgisini paylaşmıştık.
Yedikule Bostanı ile ilgili gelişmeleri facebook ve twitter üzerinden açılan #direnbostan hashtag’i üzerinden takip edebilirsiniz.
Gezi Direnişi sırasında amirler polis memurlarından “hiçbir koşulda rapor almamalarını” istedi. Buna rağmen rapor alan polislere ‘vatan haini’ denildi, birçoğunun görev yerleri değiştirildi. Sağlık raporları, doğrulatılması için heyete gönderildi.
Gezi Direnişi sırasında rapor alan ya da almak isteyen polis memurlarının, amirleri tarafından “vatan haini”söylemiyle itham edildiği, raporlu polis memurlarının ise görev yerlerinden sürgün edildiği ortaya çıktı.
Gezi Direnişi sırasında Emniyet bünyesinde yaşanan skandalların ardı arkası kesilmiyor. Bu kez de, direnişin hemen her noktasında orantısız güç kullanımına imza atan çevik kuvvet polisinin, yapılan toplantılarda amirleri tarafından adeta “savaş psikolojisine” sokulduğu ortaya çıktı. İsmini vermek istemeyen bir polis memurunun verdiği bilgilere göre, Taksim’de görev yapan çevik kuvvet amirleri, Gezi Direnişi sırasında yaptıkları toplantılarda kendilerinden“her ne nedenle olursa olsun rapor almamalarını” istedi. Söz konusu amirlerin aynı toplantılarda, sağlık sorunları nedeniyle rapor alan polis memurlarını ise “vatan haini” ilan ettiğini söyledi. Yaşananlar bununla da sınırlı kalmadı. Direniş sırasında rapor alan polis memurlarına yönelik “sürgün” gibi uygulamalara gidildi.
Bu uygulamalar doğrultusunda, rapor alan binlerce polis memurunun birim içerisindeki görev yeri değiştirildi. Dahası, doğruluğu kontrol edilmek üzere, söz konusu raporlar da heyete gönderildi. Ayrıca raporlu polis memurları, 24’er maaş ikramiye uygulamasından da muaf tutuldu.
YORUM YAZANA SORUŞTURMA
Emniyet-Sen’in iddiasına göre, çoğunluğu sendikaya sosyal medya üzerinden destek verenler olmak üzere, sosyal medyada yorum yazan 10 bin polis memuruna soruşturma açıldı. Söz konusu polis memurlarına açılan soruşturma, “basına demeç verme” olarak, “Joker Madde”kapsamında değerlendirildi. Olay, Emniyet-Sen İstanbul’un Twitter hesabından yaptığı, “Sosyal medyada yorum yazan 10 binden fazla polise soruşturma açan EGM, son 6 ayda intihar eden 20 polisin nedenini araştırmadı bile” yorumuyla duyuruldu. Bir başka polis memuru ise direniş sırasında İstanbul’da görev yapan bazı arkadaşlarına, yine amirleri tarafından göstericilere “taş at” emri verildiğini iddia etti. Geçen günlerde amatör bir kamera tarafından kaydedilen görüntüler de bu iddialara delil olarak gösteriliyor. Görüntülerde, İstiklal Caddesi’nin ara sokaklarındaki bir sivil polisin barikat kurmuş çevik kuvvet polislerinin yanından göstericilere taş attığı görülüyordu.
Ankara Barosu 2. Olağanüstü Kongresinde Başkanlığa, avukat Sema Aksoy seçildi.
Ankara Üniversitesi Dil Tarih Coğrafya Fakültesi Farabi Salonu’ndaki kongrede, Demokratik Sol Avukatlar Grubu’nun adayı Sema Aksoy, 4 bin 301 oy alarak, başkanlığa getirildi.
Seçimlerde, Milliyetçi Avukatlar Grubu adayıAlpaslan Sucu 955, Devrimci Demokrat Avukatlar Grubu adayı Esmani Kırmızı 79, Çağdaş Avukatlar Grubu adayı Selçuk Kozağaçlı 1139, Baroda Birlik Grubu adayı Eyüphan Korkmaz 830, bağımsız adaylar Zennure Tokgöz 42,Bülent Turhan Gündüz 86, Ahmet Erdem Akyüz 126 ve Orhan Tüysüzoğlu ise 75 oy aldı.
Ankara Barosu’nun ilk kadın başkanı olan Aksoy, sonuçların açıklanmasının ardından yaptığı teşekkür konuşmasında, “Ankara Barosu olarak çok büyük bir aileyiz. Aramızda kimi farklılıklar olabilir ama birimizin tırnağına taş değsin hepimiz ayağa kalkarız. Hepimiz bir oluruz” dedi.
Seçimin mesleki bir rekabet değil, bir bayrak yarışı olduğunu dile getiren Aksoy, “Ankara Barosu olarak, bugüne kadar olduğu gibi insan hakları, hak ve özgürlükler, demokrasi mücadelesinde, hukuk devleti mücadelesinde üzerimize düşen yükü ve sorumluluğu ne pahasına olursa olsun sizlerle birlikte yerine getirmeye devam edeceğiz. Mesleğimiz ve ülkemiz bizim onurumuzdur” diye konuştu.
Kahire’deki Cumhuriyet Muhafızları Karargahıönünde Muhammed Mursi’ye destek verengöstericilere açılan ateşte ilk belirlemelere göre 35 kişinin öldüğü öğrenildi. 300’den fazla göstericinin ise yaralandığı bildirildi.
Mısır Müslüman Kardeşler Teşkilatı (İhvan) sözcüsü Muhammed Baltaci, Kahire’deki Cumhuriyet Muhafızları Karargahı önünde Muhammed Mursi’ye destek veren göstericilerin sabah namazı kılmaktayken üzerlerine ateş açıldığını belirtti.
Baltaci, namaz kılan göstericilerden 35’ünün hayatını kaybettiğini açıkladı. 300’de fazla kişinin ise yaralandığı aktaran Baltaci, asker ve polis güçlerinin namaz kılan insanların üzerine ateş açmasının felaketin boyutunu büyüttüğünü ifade etti. Ölü sayısının artmasından endişe ettiğini söyleyen İhvan yetkilisi, tüm tarafları sağduyuya davet etti.
Askeri darbe ile görevinden uzaklaştırılan Mısır’ın seçilmiş ilk cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’ye destek için başkent Kahire’nin Nasr kentindeki Rabiatu’l-Adeviyye Meydanı’nda toplanan göstericiler, dün akşam saatlerinde Mursi’nin gözetim altında tutulduğu öne sürülen Cumhuriyet Muhafızları Karargahı’na yürüme kararı almıştı.
“Cumhuriyet Muhafızları Karargahını basmak istediler”
Mısır Ordusu, “göstericilerin Cumhuriyet Muhafızları Karargahını basma girişimi sırasında göstericilerle askerler arasında çatışma çıktığını, 1 komutanın öldüğünü, 40’a yakın askerin yaralandığını açıkladı.
Bugün Ümit Şahin imzası ile yayınladığımız, “Tarihi Yedikule bostanları yok ediliyor” başlıklı haberimiz ile ilgili Fatih Belediyesi Basın Danışmanlığı tarafından gazetemize, “Tarihi Yedikule bostanları yok ediliyor adlı habere Fatih Belediyesi açıklamasıdır” başlığı ile gönderilen bilgi notunda, “Burada yapılacak çalışma sonrası alan, Fatih Belediyesi Fındıkzade Çukurbostan Şehir Parkı kalitesinde bir şehir parkına dönüşecektir” denildi.
Öte yandan sosyal medyadan yapılan çağrı ile bugün için bir çalışma yapılmadığı ancak Pazartesi (yarın) sabahı 11:00’de herkesin hem topraktaki ekinlerin toplanabilmesi hem de Yedikule bostanı ile tarihi surlara sahip çıkmak için bölgeye gelmesi gerektiği belirtildi.
Fatih Belediyesi, “Yedikule bostanındaki park Fındıkzade Çukurbostan Şehir Parkı kalitesinde olacak”
Fatih Belediyesi Fındıkzade Çukurbostan Şehir Parkı
Fatih Belediyesi Basın Danışmanlığı, Yedikule-Belgradkapı arasında bulunan bölgenin rekreasyon alanı projesi’ne dahil olduğunu ve Anıtlar Kurulu tarafından onaylandığını belirterek proje tamamlandığında, “Burada yapılacak çalışma sonrası alan, Fatih Belediyesi Fındıkzade Çukurbostan Şehir Parkı kalitesinde bir şehir parkına dönüşecektir. Park; bisiklet parkuru, süs havuzları, yürüyüş alanları, etkinlik alanları, çocuk oyun grupları gibi çok çeşitli aksiyonlarla Tarihi Yarımada’nın en geniş ve en büyük yaşam alanı olacaktır” iddiasında bulunuyor
Alandaki çalışmanın, İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından yürütüldüğü belirtilen açıklamada sözü edilen Fındıkazde Çukurbostan Şehir Parkı’nın bir görseli de paylaşılmış.
Murat Belge, “Park denilince Türkiye’de akla beton ve çimento geliyor”
Yedikule bostanı hakkında görüş istediğimiz “İstanbul Gezi Rehberi” kitabının da yazarı olan Yeşiller ve Sol Gelecek Parti Meclisi üyesi Murat Belge ise, “Türkiye’de park yapmak denilince akla nedense beton döküp çimento yapmak gelir” diyor.
Yedikule bostanının erken Osmanlı döneminden beri bostan olarak kullanıldığının altını çizen Belge, Bizans zamanında surların askeri bir strateji olarak düşünüldüğünü ve güvenliği sağlamak amacıyla kullanıldığını, ancak fetihten sonra bu anlayışın terk edildiğinin altını çiziyor.
Murat Belge, ” Türkiye’de park yapmak denilince akla nedense beton döküp çimento yapmanın geldiğini” söyleyerek bu anlayışın bir an önce terkedilmesi gerektiğini vurguluyor
28 Haziran – 7 Temmuz arasında Almanya’nın Frankfurt şehrinde gerçekleşen Avrupa Tekerlekli Sandalye Basketbol Şampiyonası’nda Türkiye yarı finalde İsveç’i 79-45 mağlup ederek finale yükseldi.
B Grubu’nu beş maçta beş galibiyet ile lider kapatan millilerimiz çeyrek finalde Almanya önünde normal süresi 69-69 biten maçı uzatmalarda 89-79 kazanmıştı. kazanmasını bilmişti. İsveç karşısında Özgür Gürbulak 17 sayı 13 ribaund 18 asist ile triple double yaparken Ferit Gümüş de 17 sayı kaydetti. İsmail Ar 8 sayı 3 asist üretirken Fikri Gündoğdu da 8 sayı ile oynadı.
Yarı Finalde oynanan diğer karşılaşmada ise rakibimiz Büyük Britanya oldu oldu. Büyük Brtitanya, yarı final müsabakasında İspanya’yı 72-69 ile geçti
A Milli Takım Avrupa Şampiyonası Finali’nde 7 Temmuz Pazar günü (bugün) TSİ 17.00’de Büyük Britanya ile altın madalya için mücadele edecek.
Türkiye 2009 yılında Adana’da düzenlenen Avrupa Şampiyonası’nda İtalya’nın ardından ikinci olup bu organizasyondaki en büyük derecesini elde etmişti. Büyük Britanya ise 2011 yılında İsrail’de gerçekleşen Avrupa Şampiyonası’nı birincilikle tamamlamıştı.
Tekerlekli Sandalye Kadınlar Avrupa Basketbol Şampiyonası klasman maçında İspanya’ya 59-39 mağlup olan millilerimiz ise Avrupa altıncısı oldu.
Taksim Dayanışması’nın çağrısıyla Gezi Parkı için eylem düzenleyenlere Talimhane’de elinde palayla saldıran Sabri Çelebi’nin babası Mahmut Çelebi, “Oğlumun yaptığı kabul edilemez. Kürt ve Türk halkından özür dileriz” dedi. Esnaf olduklarını söyleyen Mahmut Çelebi, bir aydır mağduriyetlerine sebep olan olayların sorumlusunun ise AKP hükümetinin politikaları olduğunu dile getirdi.
Talimhanede elindeki pala ile bir kadının beline vuran ve sırtına tekme atan Sabri Çelebi'nin babası Mahmut Çelebi
Taksim Dayanışması’nın çağrısıyla Gezi Parkı için eylem düzenleyenlere Talimhane’de elinde palayla saldıran Sabri Çelebi’nin babası esnaf Mahmut Çelebi, DİHA’ya konuştu. Talimhane’de esnaf olduklarını belirten baba Çelebi, Gezi Parkı direnişi başladığı günden bu yanan yaşanan polis müdahalelerinin ardından başlayan çatışmalar nedeniyle iş yapamadıklarını, bu durumun kendileri için büyük problemlere sebep olduğunu söyledi. Oğlunun da bu sebeple büyük bir bunalıma girdiğini ileri süren Çelebi, ama nedeni ne olursa olsun oğlunun yaptığı saldırının kabul edilemez olduğunu söyledi. Saldırı sebebiyle Kürt ve Türk halkından özür dilediğini dile getiren Çelebi, “Başta tüm Kürt ve Türk halkından özür diliyorum. Taksim’e çıkan insanlardan özür diliyorum. Bu saldırı en çok benim zoruma gitti bunun olmaması lazımdı. Keşke yaşanmasaydı” diye konuştu.
1993 yılından bu yana İstanbul’da esnaflık yaptıklarını belirten Çelebi, Taksim’de Gezi Parkı direnişi boyunca polis müdahalelerinin ardından başlayan olaylar nedeniyle işyerlerinin iş yapmadığını ve kiralarını dahi ödeyemez duruma geldiklerini söyledi. Bunun sebebinin ise Gezi Parkı’nda ağaçların kesimi ile başlayan süreçte AKP tarafından izlenen yanlış politikalar olduğunu söyledi. Çelebi, “AKP eğer bunları yapmasaydı ne halk ne de esnaf bu kadar zarar görürdü. Ben tekrardan tüm halktan özür dilerim. Bir ağaç kesen bir insan öldürmüş olur diyorlar. Ama bunlar ağaç kesmeye kalkıyor. Ben de buradaki direnişe destek vermişim” diye belirtti.
Taksim Dayanışması’nın 7 Temmuz 2013 Pazar günü yaptığı basın açıklaması,
“6 Temmuz 2013 Cumartesi günü; Gezi Parkı’nı halka kapatanlara, Taksim Meydanı ve Gezi Parkını kimliksizleştirme, insansızlaştırma ve betonlaştırma planlarının iptaline yönelik mahkeme kararını elden tebliğ etmek; parkımızın açılmasını sağlamak için güle oynaya Taksim’de buluşmaya çalışan yurttaşlarımız yine iktidarın hukuksuz, acımasız şiddet ve saldırısına maruz kalmıştır.
Polisin ortada herhangi bir gerekçe olmadan, tek niyeti kamusal alanlarımız olan meydanda parkta buluşmak olan yurttaşlarımıza karşı uyguladığı şiddet 28 Mayıs’tan beri sürdürülen şiddet politikalarının değişmediğini, şiddetin ısrarla sürdürülmek istendiğini göstermektedir.
Gezi Parkı’nın bir gün sonra açılacağını duyurarak tek niyeti parka gitmek olan yurttaşlarımızı engellemek için Polis Şiddetini bir kez daha güvenliğini sağlamakla yükümlü olduğu halka karşı kullananlar dün yaşananların tek sorumlusudur.
Taksim’de polis tarafından, barış içinde Taksim Gezi Parkı’na gitme talebindeki insanlara yapılan acımasız ve insanlık dışı müdahaleyi ve gün boyu devam eden gözaltı şiddetini kınıyoruz.
Ne medya karartmaları, ne hükümetin keyfi ve hukuk tanımaz uygulamaları ne de bizi birbirimizden koparmayı amaçlayan tutuklamalar, gözaltılar, asılsız karalama kampanyaları içerisinde bulunduğumuz dayanışmayı sonlandıramayacaktır.
Bütün dünyaya örnek olan Dayanışmamızdan, taleplerimizden ve kazanımlarımızdan vazgeçmedik ve asla vazgeçmeyeceğiz.
Ankara Barosu’nun 06.07.2013 tarihinde yapılan 2. Olağanüstü Genel Kurulunda konuşan Adana Barosu Başkanı Avukat Mengücek Gazi Çıtırık, “Susmayacağız, boyun eğmeyeceğiz, biat etmeyeceğiz” dedi
Ankara İl Emniyet Müdürlüğü’nün savcılığa sunduğu ve aralarında Ankara Barosu’nun da bulunduğu sivil toplum kuruluşlarını hükümet muhalifi olarak tanımladığı ve Gezi olaylarında göstericileri kışkırtmak, yönlendirmekle suçladığı fezlekeye barolar tepki gösterdi.
Ankara Barosu’nun 2. Olağanüstü Genel Kurulu 06.07.2013 tarihinde yapıldı. Genel kurul salonunda söz alan tüm baro başkanları, Ankara Emniyet Müdürlüğü’nün Taksim Gezi Parkı ile ilgili fezlekesine sert tepki gösterildi.
Adana Barosu’nun internet sitesinde yer verilen habere göre Adana Barosu Başkanı Avukat Mengücek Gazi Çıtırık, ”Sokaklara, meydanlarda azgınlaşan faşizm ve Haziran ayında Çağlayan Adliyesi’nde azgınlaşan faşizm meslektaşlarımızı yaka paça gözaltına almıştır. Yurttaşlarımız katletidilmiş, birçok yurttaşımız yaralanmıştır. Biz susmayacağız, boyun eğmeyeceğiz, biat etmeyeceğiz.” şeklinde konuştu.