Ana Sayfa Blog Sayfa 4185

Kumbaracı50’de “Oyun Yaz(ama)ma” atölyesi

Beyoğlu Tünel’de bulunan Kumbaracı50 sahnesindeki “Oyun Yaz(ama)ma Atölyesi” 8 Eylül’de başlıyor.

Yiğit Sertdemir tarafından verilecek atölyede, “Yazamıyorum. Neden yazamıyorum? Yazıyorum. Ama bir şeyler eksik gibi… Fazla mı oldu acaba bir şeyler… Başını buldum da, sonunu bir türlü getiremiyorum… Kafamda bir son var, ama nereden başlayacağımı bilemiyorum… Ya yazsan oyun olur da, yazmasam mı nedir… Çok pis fikrim var ama nereye yapacağımı kestiremiyorum… Gözümün önünde bir adam var, hani yaz desen yazarım… Desene yazayım… Dertlerim var paylaşmak istediğim, yolunu bulamıyorum… Bence çok iyi yazdım, sence? …Sekiz hafta… yirmi dört saat… binlerce hata…
Yaz…
ama…” gibi dertleden muzdarip bireyler için üç aşamalı olarak çözüm yolları sunulacak.

8 Eylül – 10 Kasım arasında “Kafa Açma”, 24 Kasım – 12 Ocak arasında “Kafayı Toplama”, 2 Şubat – 24 Mart tarihlerinde ise “Kafa Kafaya Verme” bölümlerinden oluşan atölyenin her aşaması 8 hafta sürüyo.

12 kişinin katılabileceği atölyenin her bir aşamasının da bedeli ise 360 tl.

Atölyelerde yer almak için son başvuru tarihi 3 Eylül. Başvuru için gerekli bilgilere ise buradan ulaşabilirsiniz.

(Yeşil Gazete)

Seferihisar’ın artık bir Can Yücel Orman’ı var

Can Yücel’in vasiyeti, “Can Yücel Ormanı” Seferihisar’da hayata geçirildi.

Seferihisar Belediyesi ve yazar-şair Cezmi Ersöz’ün ortaklaşa projesiyle hayata geçen Can Yücel Ormanı’nda Deniz Gezmiş’ten Uğur Mumcu’ya, Harun Karadeniz’den Abdi İpekçe’ye, Nesimi Çimen’den İbrahim Kaypakkaya’ya, Musa Anter’den Hrant Dink’e, Ethem Sarısülük’ten Abdullah Cömert’e, Ali İsmail Korkmaz’dan Mehmet Ayvalıtaş’a öldürülen her devrimci için de birer fidan dikildi.

Seferihisar Kocaçay Mevkii’nde belediyeye ait alanda hayata geçirilen orman fidan dikim töreniyle açıldı. Törende Gezi Direnişinde hayatını kaybedenlerin aileleri de hazır bulundu. Mustafa Sarısülük’ün ağabeyi Mustafa Sarısülük, Medeni Yıldırım’ın ağabeyi Mehmet Yıldırım, Ali İsmail Korkmaz’ın ağabeyi Burak Korkmaz, Mehmet Ayvalıtaş’ın annesi Fadime & babası Ali Ayvaltıvaş, Abdullah Cömert’in ağabeyi Zafer Cömert törene katılan isimler oldu. Törende sanat camiasından da birçok yazar ve tiyatrocu da yer aldı.

Can Yücel Ormanı’nın ev sahibi Seferihisar Belediye Başkanı Tunç Soyer, “Bu projeyle ilgili olarak Cezmi Ersöz’le ilk kez geçen yıl görüştük. Can Yücel’in böyle bir vasiyeti olduğunu ve bunu yerine getirmek istediğini söyledi. Biz de çok heyecanlandık ve bunun için çalışmalara başladık. Can Yücel’in vasiyetini yerine getirirken yalnızca onu değil; aynı zamanda bu topraklarda hayatını erken kaybetmiş her insanı, her devrimciyi de anmak istedik. Bugün fidanlarımıza onların isimlerini verdik. Aileleri ve yakınları da bugün bizimle birlikteydi. Duygusal bir gün oldu. Kaybettiklerimizin isimleri bu ormanda yaşayacak” dedi.

Halil Savda’nın Roboski’den Ankara’ya yürüyerek taşıdığı umudun hikayesi, “Yürümek”

Vicdani retçi Halil Savda’nın 28 Aralık 2011’de TSK’ya ait savaş uçaklarından atılan bombalarla Roboski’de yaşayan 34 insanın katledilmesinin ardından 1 Eylül Dünya Barış Günü’nde Roboski’den başkent Ankara’ya doğru yaptığı barış yürüyüşünün hikayesi “Yürümek” tamamlandı.

Yönetmenliğini Deniz Şengenç’in yapımcılığını Melek Ulagay Taylan’ın üstlendiği “Yürümek”te Savda’ya barış yürüyüşünde eşlik eden Serap Halvaşi, İbrahim Yaylalı, Esin Evindar Tayfur, İsmail Altay, Abdulhakim Bağış, Emine Özkaya ve Munzur Coşkun da yer alıyor.

Filmin fragmanını buradan izlemek mümkün.

Halil Savda, Roboski’den Ankara’ya yürüme kararını tek başına verdi ama pek çok insan ona katıldı, yürüyüşü kolektif bir sivil eyleme dönüştü. Birlikte olmanın, birey olmanın, farklı çevrelerden gelen insanların bir olduğu bir mekan oldu yol.

Yürümek’in tanıtım metninde Halil Savda’ya eşlik edenlerin yürüyüşe dahil olmaları şöyle aktarılmış;

“Karadeniz’in erkek dünyasından gelen bir kadın, Serap, Kürt öldürmek için kendi isteğiyle komandoya katılıp gerillaya esir düşen bir eski asker İbrahim, 20 yıldır İngiltere’de yaşayan çevirmen Emine, 25 yıldır Almanya’da yaşayan ve ‘ herkesin doğduğu yerde haysiyetiyle yaşama hakkı için’ köyüne kesin dönüşünü yürüyerek yapmaya karar veren, yolda barış yürüyüşçüleriyle karşılaşan İsmail, Adana’da yaşayan Diyarbakırlı türkücü Evindar, Uğur Kaymaz’ın katlinin şahitlerinden Abdulhakim, militarizmin erk ve erkek odaklı olduğuna inanan Munzur ve yola ilk çıkan, yürümenin bir direniş olduğunu gösteren Halil... ”

Yürümek, birbirinden farklı dünyalardan gelen pek çok insanı biraraya getiren barış ve adalet arayışı, yolda karşılaşılan insanların tepkileri, tepkisizlikleri ve hayatın akışı, dünyada başka kimse olmasa da kendileri ve inandıkları için yürüyen insanlar, bir ses olarak kamyon motorları. Yürümek amacını paylaştıkça büyüttüğüne inanların karşılaşmalarının filmidir.

(Yeşil Gazete)

Diyanet İşleri Başkanı’ndan BM temsilcisine kadına yönelik cinayetlerle uğraşmayın tavsiyesi

Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez, ‘Ailenin Korunması ve Kadına Yönelik Şiddetin Önlenmesi’ imza protokolünde konuşurken, Suriye ‘de yaşananlara göndermede bulunarak, “Kadına karşı şiddetle uğraşacağınıza önce insanlığa karşı cinayetleri önleyin” dedi.

Doğan Haber Ajansı’ndan Emel Gökbulut‘un haberine göre Görmez, “Ben öncelikle BM Temsilcimiz marifetiyle buradan onlara sesleniyorum. Kadına karşı şiddetle uğraşacağınıza önce insanlığa karşı cinayetleri önleyin. İnsanlığa karşı cinayeti önleyemeyen kurumlar, kuruluşlar toplumların kadına karşı şiddeti, insan hakkını, aile içi şiddeti ve benzeri konuları nasıl önleyebilirler” şeklinde konuştu.

(DHA)

Foça’da Tarhana Şenliği

İzmir’in Foça İlçesi’nde Uluslararası Slow Food Hareketi tarafından dünyanın 28.Yeryüzü Pazarı olarak tescil edilen ve her Pazar günü yerel ürünlerle kurulan Yerel Pazar’da 18 Ağustos 2013 günü ikinci Tarhana Şenliği gerçekleştirildi.

Geleneksel hale gelen tarhana şenliği yerel pazarın da kurucusu olan Slow Food Foça Zeytindalı Grubu ve Foça Belediyesi işbirliği ile düzenlendi. Bölge ürünleri kullanılarak ve yöreye özel olarak yapılan Nohut Mayalı Tarhana’ya şef aşçı Ünal Sermet’in öneri ve katkıları ile börülce eklendi. Zeytinyağı, sarımsak ve domates soslarıyla ayrı bir tat kazandırılan Tarhana Çorbası pişirilerek pazar ziyaretçilerine bardak bardak ikram edildi.

Foça Zeytindalı Grubu Lideri Gül Girişmen; İtalya’nın Torino kentinde yapılan Uluslararası festivalde bölgeyi ana ürün olarak tarhana ile temsil ettiklerini, özellikle gençlerin ilgisiyle Foça’da tarhana şenliği düzenlemeye başladıklarını, bölge ürünlerinin işlenerek elde edilecek yeni ürünlerle katma değer kazanmasını ve küçük üreticinin daha fazla gelir elde ederek güçlenmesini sağlamak istediklerini belirterek, bu amaçlarına yavaş ama emin adımlarla ulaşmaya başladıklarını anlattı.

(Foça Foça.com)

Scofield, “Eşcinsel olduğum için Rusya’ya gitmeye vicdanım el vermez”

Prison Break dizisinde Michael Scofield karakterini canlandıran oyuncu Wentworth Miller, St. Petersburg Film Festivali’nden gelen daveti  eşcinsel olduğu ve Rusya’daki eşcinsellere yönelik tutumu kabul edilemez bulduğu gerekçesi ile geri çevirdi. Miller, cinsel yönelimlerinden ötürü insan haklarının sistematik olarak yok sayıldığı bir ülkeye gitmeye vicdanının elvermediğini söyledi.

41 yaşındaki aktör festivalin direktörüne yazdığı ve ABD ‘li LGBT oluşumu GLAAD’ın internet sitesinde yayımlanan  21 Ağustos tarihli mektupta, şu ifadeleri kullandı:

“Nazik davetiniz için teşekkürler. Geçmişte Rusya’yı ziyaret etmekten keyif almıştım. Ataları arasında Ruslar da olan bir insan olarak ‘evet’ demek beni çok mutlu ederdi.

Ancak gey bir erkek olarak davetinizi reddetmek zorundayım. Rusya hükümetinin son dönemde eşcinsel kadın ve erkeklere yönelik muamelesi beni çok rahatsız ediyor. Durumun kabul edilebilir bir tarafı yok ve benim gibi insanların en temel hakları olan yaşamak ve sevmenin reddedildiği bir ülkenin ev sahipliği yaptığı bir kutlamaya gitmeye vicdanım el vermez.”

Wentworth Miller’ın St. Petersburg Film Festivali’ne gönderdiği mektubun ingilizce orjinal metni;

http://www.youtube.com/watch?v=pQXlZAd-HkQ

“August 21, 2013

Re: St. Petersburg International Film Festival / “Guest of Honor” Invitation

Dear Ms. Averbakh:

Thank you for your kind invitation. As someone who has enjoyed visiting Russia in the past and can also claim a degree of Russian ancestry, it would make me happy to say yes.

However, as a gay man, I must decline.

I am deeply troubled by the current attitude toward and treatment of gay men and women by the Russian government. The situation is in no way acceptable, and I cannot in good conscience participate in a celebratory occasion hosted by a country where people like myself are being systematically denied their basic right to live and love openly.

Perhaps, when and if circumstances improve, I’ll be free to make a different choice.

Until then.

Wentworth Miller

Member, HRC
Member, GLAAD
Member, The ManKind Project”

(Kaos GL, Radikal, Glaad, Yeşil Gazete)

Beşiktaş Tromsö’de

0

Geride kalan sezon mali disiplinsizlikten ötürü UEFA tarafından Avrupa kupalarından men edilen Beşiktaş, özlem duyduğu Avrupa arenasına geri dönüyor.

Siyah-beyazlılar, Norveç temsilcisi Tromsö ile gruplara kalma mücadelesi verecek.

21.00’de oynanacak karşılaşmayı İrlanda Cumhuriyeti Futbol Federasyonu’ndan hakem Alan Kelly yönetecek. Karşılaşmada Kelly’in yardımcılıklarını Damien Macgraith ve Allen Lynch

Maçın rövanşı 29 Ağustos Perşembe günü İstanbul’da oynanacak ve kupada gruplara kalacak ekip belli olacak.

Beşiktaş Teknik Direktörü Slaven Bilic, bu seviyede kolay maç olmadığını söyleyerek İstanbul’a avantajlı bir skorla dönmek istediklerini belirtti.

Ligde durumu kötü
Tromsö, 16 takımın yer aldığı Norveç Ligi’nde bu sezon kümede kalma mücadelesi veriyor.

Norveç ekibi, ligde oynadığı 20 maçta 5 galibiyet, 6 beraberlik ve 9 mağlubiyetle 13. sırada yer alıyor.

Beşiktaş, 524 gün sonra Avrupa kupası maçına çıkacak
Beşiktaş, Norveç’in Tromsö takımıyla oynayacağı UEFA Avrupa Ligi play-off turu ilk maçıyla birlikte 524 gün sonra Avrupa kupası karşılaşmasına çıkacak.

UEFA tarafından verilen ceza nedeniyle geçen sezon Avrupa kupalarına katılamayan siyah-beyazlılar, Avrupa kupalarındaki son maçını 15 Mart 2012’de İspanya’nın Atletico Madrid takımıyla oynadı.

Muhtemel 11’ler
Beşiktaş: Tolga, Serdar, Sivok, Pedro Franco, Ersan, Veli, Hutchinson, Olcay, Fernandes, Oğuzhan, Almeida
Tromsö: Sahlman, Koppinen, Norbye, Fojut, Kristiansen, Bendiksen, Drage, Andersen, Johansen, Pritchard, Ondrasek

(Eurosport)

 

Sporda son darbe: Futbolculara Türkiye’ye gitmeyin uyarısı

Uluslararası Profesyonel Futbolcular Birliği, maaş ödemelerinde sorun riski bulunduğunu belirterek, futbolculara Güney Kıbrıs, Yunanistan ve Türkiye’ye gitmemeleri tavsiyesinde bulundu.

Uluslararası Profesyonel Futbolcular Birliği (FIFPro), futbolculara, maaş ödemelerinde sorun yaşama riskinin yüksek olduğu iddiasıyla Güney Kıbrıs, Yunanistan ve Türkiye liglerine gitmemelerini tavsiye etti.

Dünya çapındaki profesyonel futbolcuların haklarını savunmak hedefiyle 1966 yılında kurulan FIFPro’nun internet sitesinden yapılan açıklamada, kulüplerin, transfer döneminde kadrosuna yeni futbolcular katmak için şahane maaşlar, lüks evler, kontrat imzalanması durumunda ekstra ödeme gibi vaatlerde bulunduğunu ancak bazı takımların sözlerinde durmadığı belirtildi.

Merkezi Hollanda’nın Hoofddorp kentinde bulunan FIFPro, dünya çapında birçok oyuncunun, takımlarının yaşadığı ekonomik zorluklar nedeniyle maaşlarını gecikmeli aldığını, hatta bazılarının, kiranın ödenmemesi yüzünden evden atıldığını öne sürdü. Sendika, bu duruma düşen oyuncuların, son çare olarak “Uluslararası Futbol Federasyonları Birliği (FIFA) İhtilaf Çözümleme Komisyonu’na (DRC)” başvurduğunu ama çoğu zaman kulüplerin iflas ilan etmesi nedeniyle sonuca ulaşamadığını kaydetti.

Açıklamada, FIFA DRC’ye yapılan başvurular göz önünde bulundurulduğunda en fazla sorun yaşanılan ligler sıralamasında 4 yıldır Güney Kıbrıs’ın ilk sırada bulunduğu, Yunanistan ve Türkiye’nin ise bu ülkeyi takip ettiği iddia edilerek, “Güney Kıbrıs, Yunanistan ve Türkiye liglerindeki takımlarla anlaşmak isteyen futbolculara, özellikle Avrupa kupalarında mücadele etmeyen kulüplere gitmemelerini öneriyoruz” ifadesine yer verildi.

Avrupa kupalarında oynayan takımlarda problem yaşama riskinin, UEFA lisans sistemine tabi olmaları sebebiyle düşük olduğu vurgulanan açıklamada, yine de futbolculardan, bu ülkelerdeki kulüplere imza atmadan önce ulusal sendikalardan takımın durumuyla ilgili bilgi almaları istendi.

 

 

Polise göre Gerze’de kendilerine saldıran arıların sorumlusu eylemciler

Sinop Gerze’de termik santral sondajına engel olmaya çalışan 39 kişiye 2 yıl sonra dava açıldı. Eyleme katılanların ‘asker ve polisin üzerine arı atmakla’ suçlandığı davada sanıklar için 4 yıla kadar hapis cezası talep edildi. Gerzeliler ise eyleme arıların da karıştığını kabul ediyor ancak “Biber gazı attılar, hayvanlar da bunaldı, saldırdı. Sadece asker polise değil tüm köylüye saldırdı” diyor.

Radikal gazetesinden Serkan Ocak‘ın haberine göre, Gerze’de 5 Eylül 2011’de Anadolu Grubu tarafından yapılmak istenen termik santralın sondaj çalışmaları sırasında olaylar çıktı. Güvenlik güçleri, eylemcilere tazyikli su, biber gazı ve copla müdahale etti. İddianameye göre Gerzeliler de polise taş, sopa ve bahçe çitleri, yumurta ve arı kovanlarını atmak suretiyle direndi.

Yeşil Gerze Çevre Platformu (YEGEP) dönem sözcüsü Ferhat Hançer itiraz etti: “O arılar beni de soktu. İddianamede ‘Kovanlar atıldı’ deniliyor. Ancak arılar gaz bombasından etkilenerek kovanları terk etti. Askeri polisin üzerine saldırdı. Arılar kovanlarından çıktılar, kovanlar atılmadı. Dava dosyasında yer alan görüntülerde de kovan atılma görüntüsü yok. Sadece yaşanan arbedenin görüntüsü var.”

‘O kadar örgütlüsünüz ki, arıları bile eğitmişsiniz!’

Termik santralın yapılmak istendiği Yaykıl Köyü’nün muhtarı Ahmet Tiryaki de hakkında dava açılanlardan. Tiryaki, “Gazı attılar, hayvanlar bunaldı ve saldırdı. Tüm köylüye saldırdı. Kendi üzerindeki suçları atmak için bunu yapıyorlar. Arıları eğittiğimizi söylüyorlar. Arı eğitilebilir mi?” diye sordu.

YEGEP’in eski sözcüsü Şengül Şahin ise “ TOMA ’nın sıktığı sudan ya da polisin attığı gazdan kovanlar zarar görmüş olabilir. Arılar herkesi soktu. Emniyetteki bir toplantıda, bir emniyet müdürü bana aynen şunu söyledi: ‘O kadar örgütlü çalışmışsınız ki arıları bile eğitmişsiniz, bize saldırttınız.’ Toplantıya katılanlarla hep birlikte güldük” dedi.

Eğitimli arı iddiası o gün Gerzelileri güldürse de olaydan 2 yıl sonra hazırlanan iddianamade üzdü. İddianamede 39 kişi hakkında ‘çalışma hürriyetini ihlal’, ‘görevi yaptırmamak için direnme’, ‘kamu malına zarar verme’den dava açıldı.

CHP’li vekil Leyla ile Mecnun’u Meclise taşıdı

Tekirdağ Milletvekili Yüceer, TRT’nin Leyla ile Mecnun’u yayından kaldırmasını Meclis gündemine taşıdı.

Yüceer, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’a “IMDB listesinde dünyanın en beğenilen dizileri arasında yer alan Leyla ile Mecnun’un yayından kaldırılmasının nedeni Gezi direnişi midir?” diye sordu.

Gezi Parkı kurbanı mı?

Yüceer, Gezi Parkı direnişinin son kurbanının TRT’nin halk tarafından en çok sevilen ve izlenen dizisi Leyla ile Mecnun olduğunu söyledi.

Dizi oyuncuları ve teknik ekibin, Gezi Parkı eylemlerine verdiği desteğin bedelini ödediğini belirten Yüceer, bu yıl IMDB listesinde dünyanın en beğenilen dizileri arasında tek Türk dizisi olarak 13. sırada bulunan, 4 milyon 350 bin öğrencinin oyuyla Yarının Liderleri Türkiye Öğrenci Konseyi tarafından komedi dalında en iyi dizi seçilen Leyla ile Mecnun’un yayından kaldırılmasının, akılla izah edilecek bir açıklamasının mümkün olamayacağının altını çizdi.

“Reytinglerle alakası yok”

İktidarın kendisine yönelik en ufak bir eleştiriye dahi tahammülü olmadığını belirten Yüceer, “İktidar kendisine karşı sesini yükselten herkese ne yazık ki bedel ödetiyor. Bunun örneklerini, Silivri’de, Gezi Parkı eylemlerinde, yeşil sahalarda, son olarak da TRT ekranlarında gördük.

Dizinin susturulmasının sosyal medyada adeta infiale yol açmasından da anlaşılacağı üzere, kararın reytinglerle bir alakası yoktur. Bu karar tamamen siyasidir. Özerk bir kişiliğe sahip olması gereken, halkın vergileriyle yayın yapan TRT, iktidarın propaganda aracı olarak görev yapmaktadır” dedi.

Arınca bir dizi soru yöneltti

Tekirdağ Milletvekili Yüceer, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın yanıtlaması istemiyle şu soruları yöneltti:

-Halk tarafından beğeniyle izlenen Leyla ile Mecnun’un yayından kaldırılmasının nedeninin oyuncuların ve teknik ekibin Gezi direnişine destek verdiği yönündeki iddialar doğru mudur? Dizinin yayından kaldırılmasının temel gerekçesi nedir?

– TRT yönetimi tarafından dizi oyuncularına, teknik ekibe, yapımcı firmaya direnişe destek vermemeleri yönünde herhangi bir uyarıda bulunulmuş mudur?

– Bu yıl IMDB de dünyanın en beğenilen dizileri arasında 13. sırada bulunan Leyla ile Mecnun’un yayından kaldırılmasına kim karar vermiştir?

– Dizinin yayından kaldırılmaması için TRT’ye sözlü ya da yazılı olarak vatandaşlar tarafından başvuru yapılmış mıdır? Bu başvuruların dikkate alınmamasının gerekçesi nedir?

-Dizi hakkında TRT’ye herhangi bir şikâyet gelmiş midir? Bu şikayetlerin konulara göre dağılımı nedir?

– Dizinin son 6 aylık reyting ölçüm raporlarında izlenme oranı nedir?

– Leyla ile Mecnun dizisinin TRT’ye bölüm başı maliyeti ne kadardır?