Ana Sayfa Blog Sayfa 3987

Latin Amerika Gabo’yu uğurladı

Geçtiğimiz hafta 87 yaşında hayata veda eden Gabriel Garcia Marquez, hayatının son 30 yılını geçirdiği Meksika’da yapılan anma töreniyle uğurlandı.

628x471

Kolombiya’yla ortaklaşa düzenlenen  Güzel Sanatlar Sarayı’ndaki törene binlerce kişi katıldı.

Törene yazarın 56 yılını paylaştığı eşi Mercedes Barcha ile oğulları Gonzalo ve Rodrigo, yanı sıra Meksika Devlet Başkanı Enrique Nieto ve Kolombiya Devlet Başkanı Juan Manuel Santos da katıldı.

_74358859_715dba10-ed65-42d9-9a20-01f21825b7a7

Sarı güllerle veda

Yazarın küllerinin bulunduğu kap Güzel Sanatlar Sarayı’nın lobisindeki siyah kaideye yerleştirildi. Kabın önüne ise Marquez’in en sevdiği çiçek olan sarı bir gül yerleştirildi. Sarayın önünde ise Kolombiya’dan gelen bir vallenato grubu ünlü yazarın en çok sevdiği şarkıları çaldı.

Sevdikleri tarafından kısaca “Gabo” olarak anılan yazarın hayranları, üç saat boyunca halka açılan lobideki kaidenin önünden geçebilmek için bir kilometrelik kuyruk oluşturdu.

‘Dünya Gabo sayesinde Kolombiya’yı tanıdı’

Kolombiya Devlet Başkanı Santos, törende yaptığı konuşmada, “Gabo’nun hayranları ve dostları olarak bugün dünyanın dört bir köşesinden buraya geldik. Gabo, kitapları ve yazılarıyla yaşamaya devam edecek. Ancak asıl insanlığın umudu, onu sonsuzluğa taşıyacak. Dünya onun sayesinde Kolombiya’yı tanıdı. Gabo, Kolombiya’yı büyülü gerçekçiliği ile betimledi” dedi.

Marquez’in çok sevdiği Macar besteci Bela Bartok ile İtalyan besteci Giovanni Bottesini’nin eserlerinin çalındığı törenin sonunda hayranları, “Yüzyıllık Yalnızlık” romanının en ilgi çeken bölümlerinden birine atfen kağıttan sarı kelebekleri havaya fırlattı.

606x341_264282

Aracataca da yasta

Kolombiya’da Marquez anısında yazarın tüm eserlerinin sergilendiği bir fuar da düzenlendi.

Gabriel Garcia Marquez’in bedeni geçen hafta özel bir aile töreniyle yakılmıştı.

1928’de Kolombiya’nın kuzeyindeki Aracataca bölgesinde doğan Marquez, memleketinde de özel bir törenle anıldı. Törende yapılan konuşmada şöyle dendi:  “Bizde bir nostalji bir acı hatıra kaldı. Bu ölüm Kolombiya ve Latin Amerika için çok şey anlatıyor. Bu ölüm Kolombiya halkını derinden üzdü. Yastayız.”

gabriel-garcia-marquez-funeral-reuters-220414_540_366_100

(Ajanslar)

 

Tarlabaşı’nda nefret cinayeti

Tarlabaşı’nda iki trans kadının yaşadıpı bşr eve gerçekleşen silahlı saldırıda Çağla Joker öldürüldü; Nalan ise yaşam mücadelesi veriyor. LGBTİ’ler 12.00’de Daracık Sokak’ta toplanacak.

Blz0SN3CAAAb25b

Gece saat 01.30 sıralarında transların kaldığı evde meydana gelen saldırının ardından, saldırganlar olay yerinden kaçarken 25 yaşındaki Çağla Joker olay yerinde yaşamını yitirdi. Boynundan ağır yaralı Nalan ise Şişli Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde tedavi altında, durumu ciddiytini koruyor.

İstanbul LGBTİ Derneği bugüne eylem çağrısı yaptı. LGBTİ aktivistleri saat 12.00’de Daracık Sokak’ta toplanacak.

(Kaos GL/Yeşil Gazete)

22 Nisan 2014

Kuzey Kore’de nükleer hareketlilik
Güney Kore Savunma Bakanlığı, Kuzey Kore’nin nükleer test alanında faaliyeti arttırdığını açıkladı. Faaliyetin zamanlaması manidar; bu cuma itibariyle doğru ABD Başkanı Obama Japonya ve Güney Kore’ye gidip Kuzey Kore’deki nükleer tehlikesi hakkında ikili görüşmelerde bulunacak.Güney Kore Savunma Bakanlığı Sözcüsü, Pyongyang yönetiminin sürpriz bir nükleer deneme yapma hazırlığında olabileceğini ya da böyle bir eylemde bulunacakmış izlenimi yaratmaya çalıştığını belirtti.

Biden Ukrayna’da
Ukrayna’nın başkenti Kiev’e giden ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden, bugün geçici hükümetin yetkilileri ile görüşecek.
Joe Biden’in, ülkesinin Kiev yönetimine teknik destek vereceğini açıklaması bekleniyor. Bu desteğin ekonomik ve enerji konularında danışmanlık içerecek. Biden’in Ukrayna Başbakanı Arseniy Yatsenyuk ile yapacağı görüşmede de ülkede 25 Mayıs’ta yapılacak seçimleri el alacağı belirtiliyor.

Kırım kumar merkezi oluyor
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Rusya’nın geçen ay ilhak ettiği Kırım’da kumarhane bölgesi yapılmasına izin veren yasa tasarısını parlamentoya gönderdi.Rusya Devlet Başkanı Putin, Kırım’ı Rusya Federasyonu’na bağlayan anlaşmayı imzaladıktan sonra, Kırım’ın ekonomisini canlandırmak için bölgede otel ve kumarhaneler açacaklarını söylemişti.Putin ayrıca imzaladığı bir yasa değişikliği ile eski Sovyetler Birliği ülkelerinde Rusça konuşanlara, Rus vatandaşlığını kolaylaştırdı.

Suriye’de başkanlık seçimleri 3 Haziran’da
3 yıllık Suriye iç savaşı devam ederken 3 Haziran’da seçimlerin yapılacağı açıklandı. 17 Temmuz’da görev süresi dolacak olan Devlet Başkanı Beşar Esad’ın, bir sonraki yedi yıllık dönem için aday olması ve üç yıldır devam eden ve 150 binden fazla kişinin ölümüne neden olan iç savaşa rağmen kazanması bekleniyor.Seçim için getirilen yeni kurallara göre, başkanlığa aday olmak için son 10 yıldır Suriye içinde yaşamak gerekiyor. Bu kural, Esad muhalifleri arasında olan ve yurt dışında yaşayan önemli isimleri seçim dışı bırakıyor.Suriye dışında yaşayan vatandaşlar için oy kullanma tarihi ise 28 Mayıs olarak belirlendi.

Yemen’de 55 El Kaide militanı öldürüldü
Yemen’de en az 55 El Kaide militanı öldürüldü. Ülkenin İç İşleri Bakanı, ABD’nin insansız uçaklarının işin içinde olabileceğini iddia etti. Geçtiğimiz pazar günü başlayıp pazartesine kadar devam eden ve örügütün kamplarının konuşlandığı Güneydoğu Yemen kırsalına gerçekleştirilen saldırıda, El Kaide’nin kilit noktalarındaki isimlerin de öldürüldüğü söyleniyor.

Yunanistan’da kriz yükseldikçe erkeklerin intihar oranı artıyor
Portsmotuh Üniversitesi’nde yapılan bir araştırmaya göre, Yunanistan’da gelir kesintileri ve erkeklerin intihar oranı arasında doğrudan bir bağ var. Araştırmayada, 2009-2010 yılları arasında zirveye tırmanan ekonomk kriz döneöinde 500’den fazla erkeğin intihar ettiği söyleniyor. Ayrıca 45-89 yaş aralığındaki erkeklerin maaş kesintileri nedeniyle intihar etme oranının daha yüksek olduğu söyleniyor.

22 Nisan 2014

Türkiye’de 5 yılda 14 bin çocuk kayboldu, 834 tanesi hala aranıyor

Jandarma Genel Komutanlığı “Kayıp Çocuklar Çalıştayı”nda çocukların kaçırılmasının en önemli nedenlerinin organ nakli, çocuk işçiliği ve terörizm olduğu söylendi. Türkiye’de son 5 yılda jandarma bölgesinde her gün 7 çocuk kayboluyor ve 6’sı bulunabiliyor. Jandarma bölgesinde son 5 yılda 14 bin 412 çocuk kayboldu, bu çocukların 13 bin 528’inin bulundu, 834 çocuk ise hala aranıyor. Önceki yıllarla birlikte kayıp çocuk sayısının hâlâ bin 449.

Mansur Yavaş Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuruda bulundu

Twitter’da açıklama yapan Yavaş, “Bugün bireysel başvuru hakkımı kullanarak AYM’ne başvurumu yaptım. Ankaralıların iradesinin sonuca doğru yansıması artık AYM’nin elinde. Hepimizin hukukun üstünlüğüne ihtiyaç duyduğumuz bu günlerde AYM’nin başvurumuzu adil bir şekilde ele alacağına inancım tamdır” dedi.

CHP milletvekili İnce: “Yalova’daki seçimler Başbakan talimatıyla iptal edildi”

CHP Yalova milletvekili Muharrem İnce iptal edilen Yalova seçimleriyle ilgili “30 Marttan önce Başbakan Yalova’ya gelmemişti hiç. Şimdi Yalova bakan, başbakan akınına uğrayacak. Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru falan yapmayacağız, biz çünkü mahkemelere değil milletin vicdanına güveniyoruz” dedi. Seçimler 1 Haziran’da yapılacak.

Şırnak Silopi’de okul bahçesine atılan gaz öğrencileri hastanelik etti

Silopi İlçesi’nde Süleyman Demirel İlk ve Ortaokulu’nda, bugün öğlen saatlerinde okuldan çıkan öğrencilerden birkaçı, iddiaya göre okul yakınında bulunan adliye binası önündeki polisleri taşladı. Atılan taşlardan biri bir polis memurunun başına isabet edip yaralayınca, polisler gaz bombası attı. 2 gaz bombası, okulun bahçesine düştü. 5 ve 6’ncı sınıf öğrencisi 12 öğrenci gazdan etkilenerek fenalaştı.

HDP Kürtleri Türkiyelileşmiyor, Türk solunu ‘Kürtleşiyor’ – Murat Aksoy

30 Mart nedeniyle gerçekleşmeyen BDP’nin HDP’leşmesi, BDP’nin aldığı kararla yakında hayata geçiyor. Daha doğrusu Öcalan’ın daha önce aldığı karar hayata geçiriliyor.

Öcalan’ın 2006’dan bu yana Kürt siyasi hareketini, Türk solu ile buluşturarak Türkiyelileştirme hedefi bu kez HDP üzerinden gerçekleştirilmesi deneniyor. Ya da tespiti şöyle yapalım; Öcalan, Türk solu üzerinden Kürt siyasi hareketini Batı’da da meşrulaştırma girişimini bu kez de HDP ile deneyecek.

Başarılı olma olasılığı var mı?

Teorik olarak var ama gerçekleşmesi düşük ihtimal.

Türkiyelileşme siyasetten geçiyor

Önce Kürt siyaseti hareketi üzerine birkaç tespit yaparak başlayalım.

Kürt siyasi hareketinin ilk partisi olan HEP, Kandil ve Öcalan’a ne kadar mesafeli ise sonra kurulan her parti giderek daha çok Kandil ve Öcalan etkisine girdi. Bunun nedeni ise devlet ve siyasetin Kürt sorunu konusundaki tavrı oldu. Eğer devlet ve siyaset, HEP ile başlayan Kürtlerin siyasallaşma arayışlarını muhatap alsa, sorunun çözülmesi için adım atabilseydi sorun, bu kadar şiddete savrulmadan normalleştirebilirdi.

Son kertede, devletin Kürt sorununa ve Kürt siyasi hareketine karşı olan olumsuz tavrı, Kürt siyasi hareketini günden güne kaçınılmaz olarak Kandil ve Öcalan bağımlı olmasına yol açtı.

Diğer taraftan Öcalan 1999’da yakalandıktan sonra Kürt sorunun çözülmesi arayışının önemli bir parçasını da, Kürt siyasi hareketinin Türkiyelileşmesi olarak görüyor. Bu yukarda da ifade etmeye çalıştığım gibi temelde pragmatik bir arayış.

Oysa Türkiyelileşmenin yolu siyaset yapmaktan geçiyor, Kandil ve Öcalan’ın gölgesinde kimlik politikasından değil.

Siyasi yenilenme değil isim değiştirme

Bu arayışın ilk denemesi 2007-2008 döneminde yürütülen Çatı Partisi girişimi oldu. Ancak başarısız oldu. Öcalan’ın isteği üzerine arayışlar kesilmedi ve 12 Haziran 2011 seçimlerine ilk sonucunu verdi. 12 Haziran 2011’deki seçimlere ‘Emek-Demokrasi ve Özgürlük Bloku’ olarak katılan girişim, önce Halkların Demokratik Kongresi (HDK) sonra da HDP olarak karşımıza çıktı.

Çözüm süreci içinde Öcalan’ın isteği BDP’nin kendini feshederek HDP’ye katılması idi. Ancak BDP, 30 Mart yerel seçimleri nedeniyle buna mesafe aldı. Bulanan çözüm ile bölgede BDP, Batı’da ise HDP olarak seçime girildi. HDP+BDP blokunun aldığı oy önceki seçimlere göre aynı oldu anacak aldıkları belediye sayısı arttı.

Seçimden sonra yarım kalan birleşme tamamlanmış oluyor. BDP aldığı karar ile HDP’ye katılacak.

Başarısızlığın iki nedeni

Ortada düşünsel yenilenme, siyaset tarzında bir değişiklik olmadan BDP’nin HDP’ye katılması, Kürt siyasi hareketini Türkiyelileştirmiyor. Tersine Türk solunun kimlik siyasetine hapsolarak BDP’lileşmesine yol açıyor.

2008’de katıldığım bir Çatı Partisi arayış toplantısında, bu tür arayışların siyaseten hedeflenen başarıya (Türkiyelileşerek yüzde 10’un üzerine çıkma) ulaşma olasılığının iki temel nedenden dolayı gerçekleşmeyeceğini ifade etmiştim.

İlk neden; Çatı Partisi’nin ana gövdesini ‘kimlik siyaseti’ yapan Kürt siyasetinin oluşturmasıdır. Farklı siyasal parti, kurum, aydın ve yazarların bir arada geldiği yeni oluşumlarda siyasal gücün ‘makro siyaset’ten (Özelikle son dönemde Türkiye’nin demokrasi konusunda yaşanan sorunlar, o sorunların kaynağı olan AK Parti’ye) değil ‘mikro siyaset’ (Kürt sorunu, kimlik politikası) yaptığı ortamda esas belirleyici olan sürekli mikro siyaset olacaktır. Bu bir anlamda ‘ölü doğum’dur.

İkinci neden ise bu girişimi, partiyi talep edenin kimliğidir. Bu talep ‘siyaset yapanlardan’, toplumdan değil, bizatihi Öcalan’dan gelmiş olmasıdır. Yani bu arayışın içinde olanların eksikliğini hissettikleri bir girişim değil tersine ‘siyasal önder’liğin stratejik aklına teslim olmuş bir siyasal buluşmadır yaşanan.

Elbette Öcalan’ın böyle bir çağrı yapma, talepte bulunma hakkı vardır. Burada sorun şudur ki, başlayan girişimde siyaseti belirleyecek olan ‘kurucular’/‘kuranlar’ değil ‘kurduran/lar’ olacaktır.

Tavandan tabana siyaset olmaz

Türkiye’de ‘demokratik muhalefete’ olan ihtiyaç her geçen gün artmaktadır. Ama bu boşluğun doldurulmasının temel koşulu, bu işe gireceklerin özgür ve demokrat olmalarıdır. Gerek artık HDP’ye ve DTK’ya gerekse Öcalan ve Kandil’e siyaseten mesafe almayan Kürtlerin başlatacağı ya da büyük parçası olacağı bir partinin/girişimin siyaseten Türkiyelileşme şansı yoktur. Bu partinin içinde Batı’da yaşayan Kürt sorununu sahiplenen parti, kurum, aydın ve yazarların olması bunu başarılı kılmaz.

Çünkü şu anda Batı’da Kürt olsun Türk olsun Kürt sorununa duyarlı olanların, soruna sahip çıkan parti, kurum, aydın ve yazarların HDP’ye katılması kendilerini Kürt siyasetinin bedenine hapsetmelerinden başka bir şey değildir.

Sol/sosyalist parti ve kişilerin kendi hikayelerini bir başka kimliğin mağduriyeti üzerinden gerçekleştirme, onların parçası olma arzuları anlaşılabilir. Ama bu tek başına bu hareketi başarılı kılmaz. Tersine Demokratik Toplum Kongresi (DTK) bölgedeki Kürtleri nasıl homojenize ettiyse, HDP’nin de Batı’daki sol/sosyalist Türkleri homojenize etme riski yüksektir.

Murat Aksoy – t24.com.tr

Yalova’da seçim iptal edildi

Yüksek Seçim Kurulu (YSK) Yalova’daki seçimlerin iptal edilmesine karar verdi.

indir (2)

Seçimler aynı adaylarla 1 Haziran’da tekrarlanacak.

Daha önce seçimleri Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) 5 oy farkla kazandığı açıklanmıştı.

AKP Yalova Belediye Başkan Adayı Yakup Koçal ise, seçimlerin iptali için YSK’ya başvuruda bulunmuştu. Koçal, itirazında seçim günü zihinsel engellilerin oy kullanmasına izin verildiğini iddia etmişti.

Yalova seçimlerinde 149 bin 818 seçmen 550 sandıkta oy kullanmıştı.

İlk olarak seçimleri AKP adayı ve Belediye Başkanı Yakup Bilgin Koçal’ın bir oy farkla kazandığı açıklandı.

Önce CHP sonra da AKP sonuçlara itiraz etti. İki partinin itirazları Yalova İl Seçim Kurulu tarafından kabul edildi. Bunun üzerine 124 sandıkta oylar yeniden sayıldı, bu kez CHP adayı Vefa Salman’ın altı oy farkla seçimi kazandığı duyurulmuştu.

YSK’nın son kararı ile seçimlerin yenileneceği il sayısı da ikiye çıkmış oldu.

Kurul daha önce de Ağrı’da seçimlerin yeniden yapılmasına karar vermişti.

(BBC Türkçe)

Aliağa’da yeni termik tehlikesi Danıştay’dan döndü

İzmir Aliağa’da  Çakmaklı Köyü Değirmen Yıkığı mevkii yakınlarında yapılması planlanan Enka kömür yakıtlı termik santrali ÇED olumlu kararı Danıştay tarafından bozuldu.

2268

EGEÇEP, Foça Ziraat Odası ,Foça İlçesi Zeytin Üreticileri Birliği, ÇHD ve yurttaşların Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile Enka şirketine açtığı davadan ÇED raporu almak için oluşturulan bilirkişi heyetinin ve raporun yeterli olmadığı sonucu çıktı.

Deniz suyu ısınacak, tarım arazileri zarar görecek

Enka Enerji Üretim A.Ş. Tarafından ithal kömüre dayalı olarak kurulması planlanan “Isıl Gücü 1721 MWT (800 MWe) Aliağa Enerji Santrali” projesine 5 Mayıs 201o tarihinde ‘ÇED Olumlu‘ kararı çıkmıştı. Çevre örgütleri ve yurttaşlar, ‘santralin deniz suyunun öngörülenden daha fazla ısınmasına, deniz canlılarının zarar görmesine neden olacağı, santralin çevre kirliliğine yol açacağı, termik santralinin kurulduğu alanın yer seçimi bakımından uygun olmadığı, halk sağlığını tehlikeye sokacağı, kesinleşen yargı kararlarına ve Anayasaya aykırı olduğu,  Toprak Koruma Kanunu’na aykırı olduğundan tarım alanlarının verimliliğinin azalacağı ‘ gerekçesiyle karara karşı çıkmıştı.

İmar planı tadilatı tarım arazisi gerekçesiyle reddedilmişti 

Santral projesinin yapılacağı bölgede hem tarım arazileri hem de tescilli taşınmazlar bulunuyor.

Çakmaklı Köyü, Değirmen Yıkığı, Hacı Mehmet Çiftliği ile Kahramanlı Köyiçi mevkiinde bulunan 1/5000 ölçekli haritada sınırları gösterilen 41,3 hektar alanda yapılmak istenen imar tadilatı planında 3,64 hektarlık kuru dikili yarım (zeytin) arazisi, 37,66 hektar da kuru marjinal tarım arazisi bulunuyor. Proje tarımsal nitelikli alan sınırları içinde yer aldığı için imar planı tadilatı İzmir İl Tarım Müdürlüğü ve İzmir Büyükşehir Belediyesi Meclis kararıyla reddedilmişti.

 

3 çevre mühendisi ÇED raporu için yeterli değil

Danıştay kararında, üç çevre mühendisiyle alınan bilirkişi raporunun yeterli olmadığı belirtilerek  “alanın özelliklerine göre arkeolog, sanat tarihçisi, şehir plancısı, ziraat mühendisi vb uzmanlardan oluşan yeni bir heyetten yeniden rapor alınması gerektiği’ vurgulandı.

Davası vekillerinden  avukat Arif Ali Cangı, danıştayın bozma kararını ‘Aliağa’nın ve bölgenin havasını, suyunu, toprağını, yaşamını savunma mücadelesinde önemli bir aşama’ olarak nitelendirdi ve devam etti  ‘Bu kararla var olan termik santral projelerini durdurma, çalışan kirletici tesisleri denetletme şansımız doğdu.’

(Yeşil Gazete)

TİHV 2013’ün insan hakkı ihlallerinı açıkladı

Türkiye İnsan Hakları Vakfı’nın (TİHV) hazırladığı 2013 yılı İnsan Hakları Raporuna göre geçen yıl resmi olarak 34 kişi güvenlik görevlileri tarafından öldürüldü, 33 kişi de yaralandı. Raporda, faili meşhul cinayetler, nefret cinayetleri, kışlada şüpheli intiharlar ve Suriye iç savaşı kaynaklı ölümlerin yanı sıra, devam eden toplumsal davalarla ilgili rakamlar da verildi.

tihv

Türkiye İnsan Hakları Vakfı’nın (TİHV) hazırladığı 2013 yılı İnsan Hakları raporuna göre 14 kişi polisin, dokuzu askerin, ikisi jandarmanın, biri de korucuların açtığı ateşle can verdi. 12 kişi araç çarpması, iki kişi polisin attığı gaz fişeği kapsülüyle öldü.

Gezi eylemlerinde 8 kişi öldü, 4467 kişi yaralandı
Ölenlerden sekizi Gezi Parkı eylemlerinde hayatını kaybetti. Bu eylemler kapsamında 4467 kişi yaralandı, 7327 kişi gözaltına alındı, 231 kişi tutuklandı. Ayrıca Gezi Parkı ile ilgili 17 şehirde 4744 sanık hakkında 66 dava açıldı.

8 kişi faili meçhul cinayete kurban gitti

THİV’in 2013 verileri şöyle:
– Geçen yıl sekiz kişi faili meçhul cinayetlere kurban gitti. Bunlardan üçünün köy korucusu olduğu belirlendi.
– Güneydoğu’da PKK yönelik operasyonlarda 30 kişi öldü, sekiz kişi yaralandı,
– Kara mayınlar sekiz kişinin canına mal oldu, 17 kişi de yaralandı.
– Bombalı saldırılarda iki kişi öldü, 20 kişi yaralandı.

Nefret suçlarından 9 kişi öldü
– Irkçı/ ayrımcı saldırılarda ve nefret suçlarında dokuz kişi öldü, 84 kişi yaralandı
–  Mayıs 2013’ten itibaren iş kazalarında 200 kişi öldü, 787 kişi yaralandı.

Kışlalarda 32 şüpheli ölüm
–  Kışlalarda 32 kişi şüpheli şekilde öldü, üç asker yaralandı.
–  Beş polis şüpheli şekilde intihar etti.
– Sivillerden kaynaklı saldırılarda dört kişi öldü, dokuz kişi yaralandı

Suriye kaynaklı olaylarda 71 kişi öldü 
– Suriye kaynaklı olaylarda 71 kişi öldü, 233 kişi yaralandı.
– Bu yıl gözaltında hiç kimse ölmedi.
– İşkence iddiasıyla 120 kişi THİV’e başvurdu, 388 mağdur var.
–  140 kişi açlık grevine girdi, bir mahkum kendisini yaktı.

Cezaevlerinde 79 hasta mahkum var
– Cezaevlerinde dokuz kişi intihara yöneldi, 46 kişi yaşamını yitirdi
– Cezaevlerinde halen 79 hasta mahkum var, 527 işkence iddiası var
– Toplantı ve gösterilerde sekiz kişi öldü, 4467 yaralı, 7327 gözaltı, 231 tutuklama, 398 yasaklama/engelleme var.

Gezi eylemleriyle ilgili 4744 sanıklı 66 dava
– Aralık 2013 itibariyle Gezi Parkı ile ilgili 17 şehirde 4744 sanık hakkında 66 dava açıldı. Bunlardan 39’u beraat etti. En son tutuklu on kişi kaldı.
– Kürt meselesiyle ilişkili soruşturmalar kapsamında 81’i tutuklu 381 kişi yargılandı. Yargılamalar sonunda 72 kişi tahliye edildi. 381 kişinin yargılandığı toplam 25 davadan 10’u yıl içinde sonuçlandı. Bu davalarda 26 kişiye hapis veya para cezası verildi. Bu cezalar 26 kişi için toplam 317 yıl 3 ay 5 günü ve 3 kişi için 32 bin 300 TL’yi buldu.

KCK kapsamında 2892 kişi yargılandı
– Toplumsal muhalefet odaklarına dair soruşturmalar kapsamında tamamı tutuksuz 1894 kişinin yargılandığı toplam 33 davadan 11’i yıl içinde sonuçlandı. Bu davalarda 35 kişiye hapis veya para cezası verildi. Bu cezalar 35 kişi için toplam 35 yıl 8 ay 11 günü ve 2 kişi için 8 bin TL’yi buldu. Ayrıca 5 davada 31 kişi de beraat etti.
– ‘KCK ve ilintili dosyalar’ ile ilişkili soruşturmalar kapsamında 1302’si tutuklu 2892 kişi yargılandı. Yargılamalar sonunda 579 kişi tahliye edildi. 2892 kişinin yargılandığı toplam 112 davadan 34’ü yıl içinde sonuçlandı. Bu davalarda 278 kişiye hapis veya para cezası verildi. Bu cezalar 278 kişi için toplam 2572 yıl 1 ay 24 günü ve 11 kişi için 106 bin 880 TL’yi buldu.
– Sol/sosyalist örgütlerle ilişkili soruşturmalar kapsamında 185’i tutuklu 376 kişi yargılandı. Yargılamalar sonunda 58 kişi tahliye edildi. 376 kişinin yargılandığı toplam 29 davadan 12’si yıl içinde sonuçlandı. Bu davalarda 65 kişiye hapis veya para cezası verildi. Bu cezalar 65 kişi için toplam 3864 yıl 4 ay 15 günü ve 10 kişi için ayrı ayrı müebbet hapis cezasını buldu.

(Radikal/Yeşil Gazete)

Galatasaray Üniversitesi’nden veganlar için iyi haber

Galatasaray Üniversitesi’nde öğrenciler yemekhaneye vegan menü koyma talebinde bulundu. Konu bu çarşamba yönetim kurulunda görüşülecek.

Üniversitenin dergisi ‘Detay’dan Emrah Boztepe‘nin haberine göre, GSÜ öğrencilerinden Fehmi Kaban, üniversiteye “yemekhanede vegan menü de olması” için talepte bulundu. Kendisine bunu talep eden kaç kişi olduğunu gösteren bir liste getirmesi durumunda konunun gündeme alınabileceği söylenince; Fehmi ve arkadaşları, okulda astıkları afişlerle ve internet üzerinden yaptıkları duyurularla bir kampanya başlattılar. Kısa sürede 63 kişilik bir listeye ulaştılar.

Liste, iki gün önce, Sağlık, Kültür ve Spor Daire Başkanlığı’na teslim edildi. Öğrencilerin “vegan menü” talebi, önümüzdeki hafta toplanacak üniversite yönetim kurulunda görüşülecek.

(Detay/Yeşil Gazete)

Kürtçe eğitim veren ilk üniversite açılıyor

Resmi Gazete ’de yayınlanarak kuruluşu tescil edilen Mezopotamya Vakfı,  Diyarbakır’da Türkiye ’nin eğitim dili Kürtçe olan ilk üniversitesinin kurulması için çalışmalara başladı.

images (1)

Kurucuları arasında sanatçı Şivan Perver’in yanı sıra insan hakları savunucuları, iş insanları ve akademisyenlerin de bulunduğu, merkezi Diyarbakır’da bulunan vakıf tarafından kurulacak üniversitede Türkçe ve İngilizce’nin yanı sıra ilerleyen süreçte Ermenice ve Süryanice de eğitim verilmesi planlanıyor.

Vakfın Mütevelli Heyeti Başkanı Dr. Selim Ölçer vakıf olarak bölgede çok dilli, başta üniversite olmak üzere muhtelif seviyelerde eğitim kurumları oluşturmak için çaba içerisinde olacaklarını belirterek, yasalar çerçevesinde çalışmaların sürece paralel bir biçimde gitmesi için emek sarf ettiklerini söyledi.

“Eğitim dili Kürtçe olan Türkiye’nin ilk üniversitesinin adı büyük ihtimalle ‘Amed’ olacak” diyen Ölçer, Kürt diline katkıda bulunmak ve anadilde eğitim vermek için yola çıktıklarını vurguladı.

(AA)