Ana Sayfa Blog Sayfa 3973

Elektronik aygıtlar göçmen kuşlara yolunu şaşırtıyor

Kuş göçüyle ilgili yapılmış yeni bir araştırma, insan yapımı elektronik aygıtların yaydığı radyasyonun kuşların göçünü zorlaştırdığını ortaya koydu.

1.15176

‘Nature’ dergisinde yayımlanan araştırmaya göre, Avrupa semalarında seyahat eden göçmen kuşlar magnetik radyasyon nedeniyle yollarını bulmakta zorluk çekiyor.

Araştırmaya göre, özellikle büyük şehirlerdeki elektronik aygıtlardan atmosfere salınan radyasyon kuşların doğal yön bulma güdülerine zarar veriyor.

Yedi yıllık araştırmalar sonrası hazırlanan raporun yürütücülerinden Henrik Mouritsen, araştırma sırasında gözlemlenen narbüllülerinin yuvalarının aliminyum plakalarla kaplanması halinde magnetik parazitin ortadan kalktığını ve böylece yuvalarını daha kolay bulabildiklerini belirtiyor.

(Time/ Yeşil Gazete)

1 Mayıs’ta gözaltı: temel ihtiyaçlara, sağlık hizmetlerine, avukatlara erişim yok

İstanbul’da 1 Mayıs İşçi Bayramı’nda polis saldırısından kaçarak sığındığı Okmeydanı Devlet Hastanesi’nde sivil polisler tarafından darp edilerek gözaltına alınan Başak Sopacı, gözaltında kaldığı dört günü ‘işkence‘ olarak özetledi.

 

Evrensel gazetesine bir mektup yazan Sopacı, “Metal kelepçeyle ters kelepçelenmiş bir biçimde yerlerde sürüklenerek gözaltına alındım. Gözaltı aracında bekletilirken kask numarası silinmiş bir polis küfürler yağdırdı” dedi.

Sopacı’nın mektubunda gözaltına dair satırbaşları şöyle:

Avukatla görüşmek için beş saatlik uğraş

– Vatan’daki Emniyet Müdürlüğündeki nezarete alındım. Sabaha karşı 4 sularında parmak izi vermemiz gerektiği gerekçesiyle uyandırıldık ve hükümlü gibi fotoğraflama ve parmak izi işlemlerimiz yapıldı. Daha sonra öğrendim ki bu yaptıkları işlem yasal değil ve imzalanan, insan hakkı sözleşmelerine aykırı imiş.

– Görüşme için nezarete inmeyi başaran az sayıda avukattan biri olan avukatımdan öğrendiğim kadarıyla görüşme için beş saat çabalamaları gerekmiş. Ertesi gün doktor muayenesine götürülmek için öğlene kadar bekletildik. Çok açıktı ki yukarıda bekleyen avukatlarımız ve ailemizden kaçırılmaktaydık.

“Polisler bizi kameraya aldı”

– Üçüncü gün baskılar iyice arttı. Daha önce de lavabo, su ve yemek ihtiyacımız yeterince karşılanmazken o gün çok belirgin bir biçimde bu durum sindirmeye yönelik sistematik, psikolojik işkenceye dönüştü. Hatta diğerleri tuvalete çıkarılırken ‘Sen altına işe’ denilerek özel olarak tuvalete çıkarılmadım.

– Yine o gün hastaneye arkadan ters kelepçeli olarak götürüldük. Bana kelepçe, erkek sivil polisler tarafından yere yatırılıp darp edilerek takıldı ve yerlerde sürüklenerek araca bindirildim. Bu sırada erkek polisler kişisel telefonlarıyla bizi kameraya almaktaydı.

Sağlık hizmetlerine erişim sorunu

– Darptan kaynaklı ağrılarım olduğu için ilaca ihtiyacım olduğunu söylediğimde doktor bana ağrı kesici tablet vermeyi reddetti ve ‘İlahı Başak Hanım’ deyip güldü.

– Bu sürede yaşadığımız en önemli sorunlardan biri sağlık hizmetlerine erişimdi. Sürekli kullanmakta olduğum ilacım çantamda kaldı ve dört gün boyunca avukatlar aracılığıyla talep etmeme rağmen ilacım verilmedi.

– Sürekli olarak neyle suçlandığımızı ve ne zaman çıkarılacağımızı öğrenmeye çalışıyorduk. Sorduğumuz polis ve komiserler tarafından sözlü saldırılarla cevap alıyorduk.

– Dört günün sonunda savcının bizi gözaltına alındığımız gün polis tutanağında yer alan polisin anlatımındaki suçlamalarla suçladığını öğrendik. Savcının üç gün boyunca gözaltı süresini hangi delili toplamak amaçlı uzattığını çok merak etmekteyim.

(Evrensel/Yeşil Gazete)

Dostluk maçı 84 yıl sonra kaldığı yerden devam

Türkiye ile Yunanistan arasında Yunanistan topraklarında oynanan ilk dostluk futbol karşılaşması olarak bilinen ancak yağmur nedeniyle yalnızca üç dakika oynandıktan sonra tatil edilen Karşıyaka-Lailapas maçının kalan 87 dakikası, 84 yıl sonra yine Sakız Adası’nda yarın oynanacak.

24343067

1930 Nüfus mübadelesinde Türkiye ile Yunanistan arasında oynanan Karşıyaka-Lailapas arasındakş ilk dostluk futbol karşılaşması, Sakız Adası’ndaki sağanak nedeniyle yalnızca üç dakika oynandıktan sonra tatil edilmişti.  Maçının kalan 87 dakikası, 84 yıl sonra yine Sakız Adası’nda yarın oynanacak.

Kulüp yöneticilerinin kararıyla düzenlenen tekrar maçıyla ilgili  Sakız Adalı tarihçi ve yazar Yiannis Makridakis, yaptığı araştırmalarda Sakız Adası’na savaştan sonra yerleşen yaklaşık 40 bin Rum göçmenin kurdukları kültür dernekleri aracılığıyla Türk kıyılarına kayıklarla geçerek dostlarını ziyaret ettiklerini, böyle bir eğlence sırasında bir dostluk maçının düzenlenmesi fikrinin gündeme geldiğini belirtti.

“Türkiye’den 2 bin kişinin gelmesi bekleniyor”

Savaşın 8 yıl sonrasında yapılan bu ilk karşılaşmanın Atatürk ve Venizelos’un izledikleri yakınlaşma politikası çerçevesinde yapıldığını belirten Makridakis, yerel basının iki ülke yakınlaşmasının ilk etkinliği olduğu için Ada limanının Türk ve Yunan bayraklarıyla donatıldığını ve bir dizi etkinliğin de düzenlendiğini yazdığını ifade etti. Makridakis, yağmur nedeniyle maçın 3. dakikasında kesildiğini belirterek, “En sonunda yıllarca devam eden girişimlerden sonra dağılan Lailapas takımını 2009’da tekrar hayata geçirdik ve cumartesi günü Türk- Yunan dostluk maçı kaldığı yerden devam edecek. Umarım hava yine bozmaz” diye konuştu. Türkiye’den yaklaşık 2 bin kişinin gelmesi beklendiğini ve etkinlikler arasında bir de konser verileceğini söyleyen Makridakis, takımların 84 yıl önce giydikleri formaların aynısını yaptırdıklarını kaydetti. Makridakis, “Bu sembolik müsabakanın iki ülke halkının dostluğu açısından çok önemli bir boyutu var. Keza iki ülke ilişkilerini daha da yakınlaştıracak bu maçın her yıl dönüşümlü olarak yapılması için temaslarda bulunuyoruz. Yani şimdi tekrar bir araya geldik yine kaybolmayalım.”

24343187

“Bu müsabaka iki halkın beraberliğini sembolize ediyor”

Lailapas takımının teknik direktörü Mihalis Kottakis ise 2012 yılında takımın gönülü antrenörü iken Makridakis’ten Lailapas-Karşıyaka olayını öğrendiğinde büyük bir ilgi gösterdiğini ve yönetime yarıda kalan 87 dakikalık tarihi maçın tekrarlanması teklifini sunduğunu söyledi. Profesyonel bir takım olan Karşıyaka’nın ise bu teklifi çok büyük bir memnuniyetle karşıladığını belirten Kottakis, “O andan sonra zaten projenin hayatta geçmesi için deliler gibi koşuyoruz” diye konuştu.

Kottakis, bu müsabakanın her iki ülke halkı için çok büyük sembolik önemi olduğunu belirterek, “Bu müsabaka iki halkın beraberliğini sembolize ediyor. Umarız bu, iki ülke ilişkilerinin iyileşmesi yönünde çok önemli bir adım teşkil edecek” şeklinde konuştu. Kottakis, maç ve konser için 3 bin biletin basıldığını sözlerine ekledi. Yarın saat 17.30’da oynanacak maçı Türkiye’nin Atina Büyükelçisi Kerim Uras da izleyecek. Uras, maçın yanı sıra ulaştırma alanında işbirliği gibi konuları da ele almak üzere Sakız Adası’nı ziyaret edecek.

(Hürriyet)

Bir ağaç katliamı haberi de Bingöl’den

Bingöl merkez İnönü Mahallesi’nde kentsel dönüşüm kapsamında konut yapan TOKİ, Karayolları Şube Müdürlüğü’nün de yapım alanına dahil edilmesi üzerine müdürlüğün bahçesinde yer alan en az 50 yıllık çam ağaçlarını kesmeye başladı.

indir (10)

Bingöl’de TOKİ tarafından merkez İnönü Mahallesi’nde devam edilen kentsel dönüşüm kapsamına, Karayolları Şube Müdürlüğü’nün de dahil edilmesi sonrasında kurum bahçesinde bulunan çam ağaçları kesilmeye başlandı. Söz konusu ağaçların daha önce de kesilmek istenmesi üzerine Bingöl Belediyesi’nin BDP’li Meclis üyeleri devreye girip Belediye Başkanı Yücel Barakkazi ile görüşerek ağaçların kesilmesine mani olmuştu. Ağaçların zarar verilmeden köklerinden sökülüp başka bir yere dikilmesi önerisinde bulunan BDP’lilerin bu önerisi de dikkate alınmayarak ağaçların kesimine bugün yeniden başlandı.

Yaşanan ağaç kıyımı üzerine BDP’li Belediye Meclis üyeleri Cihat Yıldırım, Aydın Bürçin, M. Hadi Korkutata ve BDP İl Genel Meclis üyesi Aydın Kaya, olay yerine gelerek basın açıklaması yaptı.

BDP’liler adına konuşan Belediye Meclis üyesi Cihat Yıldırım, kesim haberini almaları üzerine yeniden belediye yetkililerini aradıklarını fakat kendilerine geri dönüş yapılmadığını aktardı. Her biri en az 30-40 yıllık olan ağaçların kesilmesi yüzünden çocuklarının yarın yeşile hasret kalacağını dile getiren Yıldırım, ağaç kıyımının önüne geçmek için yetkili mercileri göreve davet etti.

(Evrensel)

16.Kuş Konferansı başlıyor

Bu sene 16. sı gerçekleşecek olan Kuş Konferansı hem öncekilerden daha kolektif bir şekilde hazırlandı; hem de konuşulacaklar belki de her zamankinden acil. Gezegenin göçmen kuşları için yaşamsal öneme sahip ve son zamanlarda birbirinden çılgın projelerle tehdit altında olan İstanbul’da düzenlenmesi ise tesadüf değil. Doğa Derneği Genel Müdürü Engin Yılmaz‘la konferansı konuştuk .

10169167_708027942551775_270342545610522679_n

Doğa Derneği ve İstanbul Kuş Gözlem Topluluğu’nun (İKGT) düzenlediği “16.Türkiye Kuş Konferansı” 9-11 Mayıs 2014 tarihlerinde dünyanın en önemli kuş göç yollarından biri olan İstanbul’da gerçekleşecek. Bu sene konferansın gerçekleşmesinde Kuzey Ormanları Savunması, Zekeriyaköy Forumu, Demirciköy Çevre Koruma Derneği, Trakus ve Sarıyer Belediyesi destek oldu.

Her sene “Dünya Göçmen Kuşlar Günü”ne denk getirilen konferansın teması “Göç Yolları ve Tehditler” olarak belirlenmiş. Tehdilerin ne olduğu malum: her sene milyonlarca kuşun göç yolu olarak kullandığı güzergaha yapılmaya başlanmış 3.Köprü, Kanal İstanbul ve 3.Havalimanı gibi ekosistemi geri dönülemez tehlikeye sokacak dev projeler.

Engin Yılmaz, daha önce başka şehirlerde yapılmış olan konferansın İstanbul’da yapılmasının temayla alakalı olduğunu söylüyor: ” Dev projelerin de daihl olduğu agresif kentleşme politikaları göç yollarını tehlikeye sokuyor. Ayrıca sadece İstanbul’da değil Türkiye’de uygulanan habitat ve su politikaları yüzünden göç gittikçe zorlaşıyor.”

“3. Köprü’den en çok ötücü kuşlar etkilenecek”

Peki, bazı ‘yetkililerin’ beyan ettiği gibi, değiştiriversek şu kuş yolunu, olmaz mı? “Böyle birşey mümkün değil. Göçmen kuşların İstanbul’dan geçmesinin nedeni dar boğaz olması. Özellikle akbaba, kartal gibi yırtıcı kuşlar dikkat ettiyseniz döne döne uçar. Çünkü bu uzun ve tehlikeli yolculukta enerji tasarrufu sağlamak için sıcak hava termalini yakalayıp yükseliler ve kanat çırpmadan ilerleyerek enerji tasarrufu sağlarlar. Bunu deniz değil kara yolundan geçerek sağlayabilirler.”

İstanbul üzerinden ilkbahar ve sonbaharda geçen kuşların sayısı tam olarak bilinmiyor ama binlerce türden milyonlarca kuş demek abartı olmaz. Yılmaz’ın belirttiğine göreyse, yapılmak istenen projelerden en çok etkilenecek olanlar ötücü kuşlar: “Onların beslendikleri alanlar çalılıklar. 3. Köprü’nün neden olduğu habitat tahribatı yüzünden hem barınacak hem de beslenecek yer bulamayacaklar’

Her yıl olduğu gibi bilim insanları, kuş gözlemciler ve doğa severler konferansa katılacak. Fakat bu sene ilk defa düzenlenecek bir etkinlik var: “Kuşlarla Buluşma ve Göç Festivali”.  11 Mayıs Pazar günü konferans katılımcıları, mahalleliler, çocuklar ve tüm doğa severler ile birlikte muhabbet edilecek, katlımcıların imkanıyla piknik yapılacak, dev bir kuş figürü oluşturacak,  oyunlar, dans, kukla gösterileri, konser ve çeşitli etkinlikler göç eden kuşlara selam verilecek. Zaten da kuş konferansı kuş gözlemi yapılmadan olmaz.

Konferansın programı şöyle:

10271565_719893148031921_5656570731454708145_n

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Pazar günkü şenliğe katılmak isteyenler için Hacıosman Metro durağından, festivalin yapılacağı Sarıyer’deki Demirciköy Kültür Merkezi’ne servis kalkacak.

(Yeşil Gazete)

1600 panda dünya turunda

Ayı türünün soyu yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olan üyesi pandalar için Fransız sanatçı Paulo Grengeon ilginç bir çalışmaya imza attı.

Doğal Hayatı Koruma Derneği (WWF), PMQ ve AllRightsReserved’ün desteğiyle gerçekleştirilen yerleştirmede dünyanın farklı yerlerinde 1600 panda heykeli ‘poz veriyor’.

Dünyada sadece 1600 tane pandanın yaşıyor olmasına istinaden yapılan yerleştirmede her heykel bir pandayı temsil ediyor.

Paris, Roma, Berlin ve Taipei gibi şehirlerde sergilenen pandaların son durağı yaşam alanları olan Çin’e bağlı Hong Kong olacak.

Sevimlilikte gerçeklerini aratmayan heykel pandaların fotoğraflarından bazıları şöyle:

paper-mache-panda-tour-paulo-grangeon-1

 

474626415

 

 

 

 

paper-mache-panda-tour-paulo-grangeon-1

 

(Yeşil Gazete)

‘Engelsiz kentler’ için yerel yönetimlere çağrı

10-16 Mayıs tarihleri arasındaki ‘Engelliler Haftası’ öncesinde TMMOB Şehir Plancıları Odası Ankara Şubesi Engelli Komisyonu,  ‘Engelsiz Kent İstiyoruz’ başlıklı bir metin yayımladı. Şehir plancıları, kent hakkının toplumun tüm kesimleri için elzem olduğunu vurgulayarak belediyelerin engelli dostu bir kent için yapması gerekenlerin aciliyetini hatırlattı.

images (6)

 

7 Temmuz 2005 tarihinde Resmi Gazete‘de yayımlanarak yürürlüğe giren 5378 sayılı Özürlüler Yasası hükümlerine göre belediyeler başta olmak üzere tüm kamu kurum ve kuruluşları, altyapı ve üstyapı alanlarını engellilerin erişilebilirliğine uyumlu hale getirmekle görevlendirilmişti.

Yasa, engelsiz kent düzenlemelerinin tamamlanması için 7 Temmuz 2012 tarihine kadar yerel yönetimlere sorumluluk vermiş fakat gerekli düzenlemelerin yapılmaması üzerine üç yıllık ek süre verilerek tarih 7 Temmuz 2015 tarihine kadar uzatılmıştı.

Bütüncül değil parçalı yaklaşım

TMMOB Ankara Şehir Plancıları Odası, son tarihe 15 ay kala Ankara’daki düzenlemeleri eleştirerek  “birçok kentte olduğu gibi Ankara‘da da yerel yönetimler konuyu bütüncül olarak ele alarak bir eylem planı üretmek yerine parçacı yaklaşımlar sergilemişlerdir. Yapılan bu düzenlemeler tamamıyla “Hiçbir şey yapılmamıştır.” şeklinde yorumlanamaz, fakat şunu belirtmek gerekir ki yapılan düzenlemelerin bir kısmı engellilerin hayatını kolaylaştırırken bir kısmı engellilere yeni engelli mekânlar yaratmıştır. Ayrıca yapılan düzenlemelerin plansız, programsız hayata geçirilmesi sonucunda kamu kurumları ciddi miktarlarda maddi kaynağı da verimsiz kullanmışlardır.” deniliyor.

TUİK verilerine göre ülkede yaklaşık 10 milyon engelli yurttaşın olduğunu hatırlatan Şehir Plancıları,  yerel yönetim kadrolarının resmi yapılar, yaya geçitleri, açık ve yeşil alanlar, sosyal ve kültürel tesis alanları, spor alanları gibi kamuya açık her türlü yapıyı engellilerin erişimine hazrı hale getirmekle yükümlü olduklarını hatırlattı.

(Yeşil Gazete)

Yaşar Kurt: Kıbrıs’ta iki toplumlu etkinliklere katılmak isterim

Berlin’de yaşayan alternatif müziğin temsilcisi Yaşar Kurt, 6 Mayıs Salı günü Kuzey Kıbrıs Doğu Akdeniz Üniversitesi’ndeydi. Üniversitenin Bilim ve Felsefe Kulübü öğrencileri başta olmak üzere Aktivite Merkezi Öğrenci Kulüplerinin davetlisi olarak gelen sanatçı bir söyleşide yer aldı ve bir de konser verdi.

yasar2.PNG

Öğrencilerin sorularını yanıtlayan Kurt, Türkiye’de Hidroelektrık Santrallerine (HES) karşı düzenlenen eylemlerden söz ederek, siyasi erkin insana nasıl davranıyorsa doğaya da öyle davrandığını belirtti; “Eğer Tanrı’ya inanıyorsanız ve doğa da Tanrı’nın eseri ise doğaya saygı göstermelisiniz” dedi.

“Gezi Olaylarında gaz yedik ama kabalaşmadık”

Türkiye’deki siyasi sorunlara karşı nasıl bir tavır sergilememiz konusunda yöneltilen bir soruya da:”Eğer siyasi güç kaba davranıyorsa, mantıksız davranıyorsa bu durumda bizim de mantıksız ve kaba davranmamız gerekmez. Aksine duruşumuzu değiştirmeden yolumuza devam etmeliyiz. Gezi olaylarında gaz yedik, tazyikli suya maruz kaldık, hatta öldük, fakat biz kabalaşmadık.” Şeklinde yanıt verdi.

Konser öncesi kuliste Yeşil Gazete (YG) için görüşmeyi kabul ederek Kıbrıs’taki barış süreci hakkında yöneltilen sorulara da :”Barış süreci her iki toplumun liderleri tarafından mümkün olduğunca uzatılacaktır. Toplumlar ise Paskalya ayininde olduğu gibi 1 Mayıs kutlamalarında olduğu gibi birlikte hareket ederlerse ve birlikte huzur içinde ortak bir yurt için yaşayabileceklerini gösterebilirlerse çok daha kısa sürede Kıbrıs’ta çözüm sağlanabilecektir.” şekinde yanıtladı.

Kıbrıs’ta Barış ve Çözüm için iki toplumlu bir konsere destek verip vermeyeceğini soran Yeşil Gazete’ye de sanatçının verdiği içten cevap; ‘seve seve, neden olmasın’dı.

Yaşar Kurt hayranları sanatçının sıcak davranışları ve özgün müziği ile gösterdiği performansa gerek alkışlarıyla gerekse danslarıyla eşlik ederek cevap verdi. Kuzey Kıbrıs 6 Mayıs gecesi Bahar Şenlikleri sebebiyle farklı bir gün yaşadı.

Okmeydanı için tehlike çanları çalıyor

Beyoğlu Belediyesi’nin Okmeydanı’nda uygulamak istediği kentsel dönüşüm projesi için afet yasası devereye sokuldu. Yaklaşık iki yıldır mahalle sakinlerinin tedirginlikle beklediği dönüşüm için belediye Okmeydanı’nı ‘riskli alan’ ilan etmek için teklif hazırladı.

okmeydani-1-2012-06-04

Cuma günü Emlak ve İstimlak Müdürlüğü bölgenin 6306 sayılı yasa kapsamında riskli alan ilan teklifinin saat 14’de görüşülmesi ve AKP’li Meclis üyelerinin kabul oylarıyla geçmesi bekleniyor. Okmeydanı Çevre Koruma Derneği ve Okneydanı Tapu ve Plan Takip Komisyonu aynı saatte Belediye önünde eylme çağrısı yaptı.

İlan teklifini Sol Gazetesi’ne değerlendiren Rüstem Karakuş, “hak sahiplerine herhangi bir garanti vermeyen, sahte taahhütnamelerle halkı kandıran belediyenin bu yola başvuracağını biliyorduk” dedi. Belediyenin kendi uygulamak istediği kentsel dönüşüm uygulamasında sıkıntıların olduğunu ve halkın bu sürece ikna olmadığını belirten Karakuş, bir çok hak sahibinin belediyeye dava açtığını ifade etti.

Kentsel dönüşüm kapsamına alınmak istenen bölge
Kentsel dönüşüm kapsamına alınmak istenen bölge

Tüm Okmeydanı etkilenecek

Teklif kabul edilirse 1 milyon 650 bin metrekarelik Okmeydanı İstanbul’un en büyük kentsel dönüşüm alanı olacak. 5300 bina ve yaklaşık 4500 dükkanın yıkılacağı dönüşüm projesinden 100 bin insanın etkileneceği tahmin ediliyor.

Yarın Beeldiye önünde gerçekleşecek eyleme yapılan çağrıda önerinin geri çekilmesi talep edilerek
“Mahallemizde, tapu süreçleri bitmeden atılacak bu adımı doğru ve iyi niyetli bulmuyoruz. Yerleşimlerimize dair sahip olduğumuz haklar garanti altına alınmadan ve bu doğrultuda sunduğumuz “taahhütname” talebimiz yerine getirilmeden, 6306 sayılı yasa kapsamında süreç başlatılmasını kabul etmiyoruz.” denildi.

Yarın 13.30’da Galatasaray Meydanı’nda buluşulacak, ardından Tepebaşı TRT binası yanında bulunan Beyoğlu Belediyesi önünde basın açıklaması okunacak.

(Yeşil Gazete)

Füsun Erdoğan tahliye oldu

Gazeteci Füsun Erdoğan hakkında sekiz yıllık tutukluluk süresinin ardından tahliye sonra tahliye kararı verildi. Erdoğan ile birlikte gazeteciler Arif Çelebi ve Bayram Namaz ile Turaç Solak, Mehmet Ali Polat, Naci Güner, Seyfi Polat, Erkan Özdemir de tahliye edilecek.

mr

Erdoğan’ın da arasında bulunduğu 8 sosyalist gazeteciye tahliye kararı 5. Yargı Paketi ile gündeme gelen tutukluluk süresi beş yıla indirilerek Özel Yetkili Mahkemelerin (ÖYM) kaldırılmasına ilişkin kanun çerçevesinde verildi.

ÖYM ve TMK 10’la yetkili mahkemelerin kapatılmasını düzenleyen 6526 sayılı Yasa’nın yürürlüğe girmesi ve uzun tutukluluk süresinin de 5 yılla sınırlandırılması üzerine İstanbul 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’ne yaptıkları tahliye talebi “10 yıllık uzun tutukluluk süresi dolmadığı gerekçesi ile reddedilmişti.

Bir üst mahkemeye yapılan itiraz da aynı gerekçesi ile reddedilince Anayasa Mahkemesi’ne başvurulmuştu.

Erdoğan’ın avukatı Zülfü Erdoğan’ın Gebze Cezaevi’nden aldığı bilgiye göre 20. Ağır Ceza Mahkemesi’nin verdiği tahliye kararı cezaevi yönetimine ulaştı.

Füsun Erdoğan’ın 13.30 sularında hapishaneden salıverilmesi bekleniyor.

Füsun Erdoğan 8 Eylül 2006’da “Marksist Leninist Komünist Partisi (MKLP) örgütüne yönelik operasyonlarda 22 kişiyle birlikte gözaltına alınmıştı.

“Özgür Radyo” Genel Yayın Koordinatörü olan Füsun Erdoğan, dört günlük gözaltı süresinin ardından çıkarıldığı Beşiktaş Ağır Ceza Mahkemesi Hakimliği’nce 12 Eylül günü tutuklanmış ve Üsküdar Paşakapısı Cezaevi’ne gönderilmişti.

Gazeteciler Füsun Erdoğan, Arif Çelebi ve Bayram Namaz ile Turaç Solak, Mehmet Ali Polat, Naci Güner, Seyfi Polat, Erkan Özdemir, 12 Eylül 2006’da tutuklandı.

Özel yetkili İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi, 4 Kasım 2013 tarihinde verdiği kararla, sosyalistler hakkında müebbet hapis cezası verdi.

Avukatlar uzun tutukluluk süresi ile ilgili Anayasa Mahkemesi’ne başvurmuştu, mahkemenin kararı bekleniyordu.

Füsun Erdoğan bir süredir Bianet’e hapishaneden ‘Görülmüştür’ başlıklı bir yazı dizisi hazırlıyordu.

(Bianet/ Hürriyet)