Ana Sayfa Blog Sayfa 3774

Yeşiller /Sol’dan Cumhuriyet’e ve ifade özgürlüğüne destek

YSGPYeşiller ve Sol Gelecek Partisi dün bir açıklama yayınlayarak Charlie Hebdo dergisinin bazı sayfalarını Türkçe yayınladığı için saldırılara maruz kalan Cumhuriyet Gazetesine destek verdi. Açıklamada “Esas olan düşünce ve ifade özgürlüğüdür.Hiçbir gerekçe ifade özgürlüğünün sınırlanmasına sebep olamaz. Şiddet içermeyen hiçbir eleştirinin bu şekilde politik saldırılara tabi tutulması kabul edilemez.” deniliyor.

YSGP eşsözcüleri Sevil Turan ve Naci Sönmez imzasıyla yayınlanan açıklama şöyle:

Esas Olan, Düşünce ve İfade Özgürlüğüdür!

Charlie Hebdo dergisine ve yöneticilerine yapılmış olan saldırı ve katliamın üzerinden, AKP hükümetinin ve yöneticilerin topyekûn sürdürdükleri politik kampanya kabul edilebilir değildir. Bu konuda, katliamı ve saldırıyı kınayan ve bunun için Charlie Hebdo dergisinin yeni sayısındaki kapağı gündem yaparak tepkilerini gösteren gazete ve internet yayınlarına karşı takınılan tavır da, bir süredir Türkiye’de basın ve ifade özgürlüğüne karşı sürdürülen saldırının bir üst boyutudur.

Cumhuriyet Gazetesine karşı sürdürülen saldırıyı da bu anlamda kabul etmemiz mümkün değildir. Bu konuda, AKP yöneticilerinin, basındaki kalemşörlerinin ve Başbakan Davutoğlu’nun, Hz. Peygambere hakaret ediliyor söylemleri, toplumda gerginliğin ve kutuplaştırma siyasetinin kışkırtıldığını göstermektedir.

Bu konuda koparılan fırtınanın, tamamen politik amaçlı ve AKP’nin kendi seçmen kitlesini ve dini hassasiyeti güçlü toplum kesimlerini manipüle etmeyi ve arkasına dizmeyi amaçlamaktan başka bir amacı bulunmamaktadır.

Esas olan düşünce ve ifade özgürlüğüdür. Hiçbir gerekçe ifade özgürlüğünün sınırlanmasına sebep olamaz. Şiddet içermeyen hiçbir eleştirinin bu şekilde politik saldırılara tabi tutulması kabul edilemez.

Bugün Cumhuriyet gazetesine yapılan müdahaleler dün de başkaca basın yayın organlarına yapılmıştır. Bu yaşananlar göstermektedir ki, yarın da başkaca yayın kuruluşlarına yapılmaya devam edecektir.

Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi olarak, bir kez daha hatırlatmak isteriz ki; Düşünce ve ifade özgürlüğü, farklı düşünenlerin, farklı düşüncelerini özgürce ifade etmelerinin önündeki engellerin kaldırılmasıdır. Bu engellerin kaldırılması için dün olduğu gibi, bugün de, yarın da mücadele edecek ve ses yükseltmeye devam edeceğiz.

İktidarın saldırısına tabi tutulan ve sesi susturulmaya çalışılan Cumhuriyet gazetesi ve çalışanlarıyla dayanışma içinde olduğumuzu ve olmaya devam edeceğimizi kamuoyuna duyururuz.
Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi Eş Sözcüleri
Sevil Turan- Naci Sönmez
15 Ocak 2015

Hrant Dink Ankara’da anılacak

Hrant Dink’in öldürülmesinin üzerinden geçen sekiz yılın ardından anma programları sürüyor.

ODTÜ öğretim üyelerinin 2009’dan bu yana sürdürdükleri “Hrant Dink Anma Konferansı” 16 Ocak’ta gerçekleştiriliyor. Konferansın bu yılki konukları Hrant’ın iki kadim dostu Sarkis Seropyan ve Pakrat Estukyan… Agos’un kuruluş öyküsünden Hrant’ın Ermeni toplumu içindeki konumuna uzanacak bir sohbet toplantısıyla ODTÜ Hrant’ı anacak.Hrant2015a

Yeşil Gazete

“Boko Haram’ın Baga katliamı en kanlı saldırısı”

Uluslararası Af Örgütü, Nijerya’da Baga kasabasında girişilen katliamın Boko Haram’ın en kanlı saldırısı olduğunu duyurdu

18...

Terör örgütü Boko Haram, Nijerya’nın kuzeydoğusundaki Baga ve çevresindeki yerleşim yerlerine 3 Ocak’ta bir saldırı başlatmıştı.

Uluslararası Af Örgütü’nün (Amnesty International) saldırıdan sağ kurtulmayı başaran bir görgü tanığının ifadesine dayanarak hazırladığı raporda, saldırıda görülmemiş vahşet anlarının yaşandığı belirtildi.

Teröristlerin aralarında doğum yapan bir kadının da bulunduğu yüzlerce kişiyi katlettiği kaydedildi.

Af Örgütü’nün raporunda “Baga’ya düzenlenen baskın sırasında işlenen insanlık ve savaş suçlarının araştırılması” talep edildi.

(Deutsche Welle Türkçe)

Van’a ekolojik köy hazırlıkları son aşamada

Türkiye’nin ilk en büyük Ekolojik Köyü Van’da kurulacak. 12 dönüm arazi üzerinde kurulacak olan proje Güneş Evi, Perma Tarım, Saman Evi gibi unsurlardan oluşacak ve evsel atıklardan gübre, foseptikteki metan gazı enerjiye dönüştürülecek. Van Büyükşehir Belediye Eş Başkanı Bekir Kaya, “İnandığımız gibi yaşamak istiyoruz, o yüzden bu projeyi başlattık” diye konuştu.

16...

 

Diclehaber’de yer alan habere göre Yüksek Mimarlar Kemal Mükremin Barut ve Yavuz Bawer Barut ile Ziraat Mühendisleri Levent Ayyıldız ve Şeref Demir tarafından hazırlanan Güneş Evi ve Ekolojik Köyü projesi Van Belediyesi tarafından kabul edildi. Van’ın Fidanlık alanındaki 12 dönüm arazi üzerinde kurulması tasarlanan proje 5 ana unsurdan oluşuyor. Güneş Evi, Saman Balyası Ev, Isıl Duvar Ev, Kompost Ev, Sürdürülebilir Tarım (Perma Kültür) öğelerinden oluşacak olan köydeki bütün enerji ve tüketim maddeleri doğal yollardan elde edilecek.

Saman Balyasından Tüm Enerjisini Güneşten Alacak Ev

Proje ile hem tüm enerjisini güneşten alacak ve Zemin üzerinde iki katlı inşa edilmesi tasarlanan Güneş Ev hem de Türkiye’de daha önce denenen ve ekolojik ucuz konut örneği olarak kabul edilen Saman Balyası Ev (Straw Bale House) de ekolojik köyde hayata geçirilecek. Yirmi altı metrekare foto volataik yüzey ile elektrik enerjisini, yirmi sekiz metrekare güneş toplayıcı alanıyla da sıcak su ve ısınma suyu ihtiyacını karşılaması tasarlanan Güneş Evin, mutfakta yemek pişirmede kullanılacak olan enerji de foseptik çukurlarında elde edilen metan gazından karşılaması tasarlanıyor.

Kompost Deposu

Ayrıca köyde kurulacak olan Kompost Deposu yöntemiyle de köydeki bütün fidanlık alanının evsel atıkları biriktirilerek doğal gübreye dönüştürülecek. Doğal gübreler sürdürülebilir tarım Alanında kullanılacak ve bunun dışında üretim için başka hiç bir gübre kullanılmayacak. Bu yöntemle Sürdürülebilir Tarım’a bir diğer deyişle Perma Kültürün hayata geçirilmesi planlanıyor. Halka da açık olması planlanan ekolojik köyün bir diğer güzelliği ise ekolojik-komünal yaşam için bir prototip olarak eğitim amaçlı kullanılacak olması.

(Dicle Haber)

Yüzleşin! Hrant’la, soykırımla! – Yetvart Danzikyan

Hrant Dink’in öldürülmesinin sekizinci, 1915’teki soykırımın da 100. yılındayız. Pazartesi günü Hrant’ı anar ve adalet talebimizi yinelerken, 2015’te olduğumuzun idraki ve tarifi zor ruh hali içinde olacağız. Ve bu bizi, ister istemez kimi karşılaştırmalar yapmaya, süreklilikler aramaya götürecek. Başlıktaki cümle de, sekiz yıldır adalet peşinde koşan Hrant’ın Arkadaşları’nın bu yılki anma için seçtiği tema.
Beri yandan, sadece tarih, yıldönümleri bizi buraya getirmiyor. Nasıl derler, olayların akışı da bu iki meseleyi bir arada düşünmemize imkân tanıyor. Zira, durum şöyle: Dink cinayeti davasında bir hareketlenme görebiliyoruz, ayrıntılarına birazdan geleceğiz. Beri yandan hükümetin de 2015 için kimi hazırlıkları olduğunu görebiliyor, olabileceğini de hesaba katıyoruz. Sadece Türk Tarih Kurumu’nun yayın hazırlıklarından bahsetmiyorum; Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun hafta içinde yaptığı iki açıklama, siyasi açıdan da kimi açılımlar peşinde olduklarını gösterdi. Bunlardan ilki ve en dikkate değer olanı, Gülen Cemaati ile ilgili sözleriydi. Anadolu Ajansı’na konuşan Çavuşoğlu, “paralel yapının Ermeni meselesinde bile Türkiye’nin aleyhinde çalıştığını” söyledi ve şöyle devam etti: “2015 olayları, diğer olaylar… Türkiye’nin aleyhine ne kadar unsur varsa onlarla işbirliğine giriyorlar.” Çavuşoğlu, “paralel yapının ABD’de Türkiye aleyhine kararlar alınması için yoğun çaba sarf ettiğini, bu kişilerin bulundukları her yerde çok para da harcadıklarını” da öne sürdü.

Valla, paralel yapının ne yaptığını bilemem ama bu sözlerin arkasında yatan mantık gayet açık. ABD’de yaşayan ve faaliyet gösteren Ermeni toplumunun 1915 ile ilgili –muhtemel– taleplerini de ‘Paralel Yapı’ çuvalının içine atmak ve böylece Türkiye’nin çizdiği hat dışında kalan görüşleri şu ana dek Cemaat için tarif ettikleri her türlü komplonun içinde sunmak. Ayrıca şu ‘bile’ kelimesini de gözden kaçırmayalım. Yani Ermeni meselesi öyle bir mesele ki, şu ana dek yaptıklarıyla yetinmeyen Cemaat burada ‘bile’ faaliyet gösteriyor. Düşmanı düşmanla birleştir, cepheyi genişlet taktiği, bildiğimiz. Bu, hükümetin 1915 konusunda nasıl bir çizgide olduğu konusunda önemli ipuçları sunuyor. Ve elbette, mesele 24 Nisan ise, yeni devletin, eski devlet formatına dönmekte, gerekli görüyorsa hiç tereddüt etmeyeceğini, tek meselenin buna sadece yeni bir şekil şemal bulmak olduğunu gösteriyor.

Eski devlet demişken, yine Çavuşoğlu’nun sözleriyle devam edelim. İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, Ermeni Soykırımı’nı İsviçre’de inkâr ettiği için mahkûm olmuş, dava Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Büyük Daire’ye taşınmıştı. 28 Ocak’ta duruşma var. Ancak Perinçek’in Ergenekon Davası nedeniyle yurtdışına çıkış yasağı bulunuyor. Bu konuda da şunları söyledi Çavuşoğlu: “(Doğu Perinçek’in) Mahkemeye katılmasını ben de arzu ediyorum. Bunu kendisine de telefon görüşmesinde söyledim. Bu konuda mahkemenin karar vermesi lazım. Süreç şu an Yargıtay’da ve Yargıtay’ın karar vermesi lazım. Biz Türkiye olarak bu davaya tarafız, tezlerimizi en iyi şekilde savunuyoruz. Davanın muhatabı olan Perinçek’in de davaya katılması lazım ama kararı mahkeme verecek.”

Perinçek katılsın elbette duruşmaya, mesele bu değil. Ancak görüldüğü üzere, konu 1915 olunca eski dostlar pekâlâ düşman olabilirken, eski düşmanlar da gayet dost olabiliyor. Gerek tarihe bakış, gerek günümüz siyaseti açısından gayet açıklayıcı bir yerde duruyor Çavuşoğlu’nun sözleri.

Dink cinayeti davasına gelirsek… Son hafta önemli bir gelişme oldu; cinayet sonrasında Erhan Tuncel’le yaptığı telefon görüşmesinden bildiğimiz polis memuru Muhittin Zenit ve yine o dönem Trabzon Emniyet Müdürlüğü’nde komiser olan Özkan Mumcu tutuklandı. Böylece cinayetle ilgili olarak ilk kez kamu görevlileri tutuklanmış oluyor. Önemli bir gelişmedir. 2007’de tutuklanması, en azından çok ciddi bir sorgudan geçirilmesi, yargı önüne çıkarılması gereken polisler, sekiz sene sonra da olsa tutuklanıyorsa, bu elbette önemlidir. Bekleyip, soruşturmanın nereye gittiğini, perde arkasındaki diğer isimlerin de yargı önüne çıkarılıp çıkarılmayacağını, avukatların ve davayı takip edenlerin talep ettiği 24 kamu görevlisinin ne şekilde sorgulanacağını görmek gerek.

Beri yandan da, bu gelişmelerin de hükümet-Cemaat kavgası sayesinde cereyan ettiğini tahmin etmek, görmek zor değil. Davanın bu kavga sonrasında hızlandığını görebiliyoruz. Cemaat’in bu meselede dahli olduğu ayan beyan ortadadır, ancak tablo bundan ibaret değildir. Şüphe, davanın, soruşturmanın bu kavgaya, iktidar içi vuruşmaya kurban edilmesi ya da bu vuruşmada bir ‘araç’ olarak kullanılmasıdır. Ancak şu olup bitenlere baktığımızda görüyoruz ki, sadece dava değil, 1915’te olanlar bile iktidar içi vuruşmalara alet olabilir, buralarda kullanılabilir. Bu tablo umutsuzluk yaratıyor.

Hükümet 1915 konusunda ne düşünüyorsa onu söylesin, ne adım atacaksa atsın. Eleştiririz, beğeniriz, bunlar başka şeyler. Ama ölen yüzbinlerce insan, hele bir de aradan 100 yıl geçmişken, böyle bir iktidar çekişmesinin ortasında kalıyorsa, kalacaksa, bu pek utandırıcı olur.

Velhasıl, içinde bulunduğumuz 2015 yılı hem dava, hem de soykırım bahislerinde kimi gelişmelere gebe. Bunların ne şekilde cereyan edeceğini bilmiyoruz ama elimizde yukarıda saydığım türden bazı ipuçları var. Ve tam da bu yüzden, ihtiyacımız olan, esaslı bir yüzleşme. Hem Hrant Dink’i hedef haline getiren, onu suçlu bulan, mahkemelerde onu tehdit eden, davanın gidişatına müdahale eden, azmettiricileri örgütleyen yapıyla, yapılarla, özetle Hrant Dink’i öldüren devlet içindeki mutabakatla yüzleşmek; hem de 100 yıl önce bu topraklarda olanla, 1915 yılında ve sonrasında sahneye konan kötülüğün ne tür bir mutabakatla icra edildiği ve 100 yıl boyunca ne tür bir mutabakatla inkâr edildiği, üzerinin örtüldüğüyle. Artık başlasak iyi olur.

Yetvart Danzikyan – AGOS

Yaşar Kemal’in doktoru umutlu konuştu

Yaşar Kemal’in sağlık durumuyla ilgili İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Mehmet Akif Karan açıklama yaptı.

15

İstanbul Tıp Fakültesi Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Mehmet Akif Karan tarafından yapılan açıklamada “Dünden beri olan gelişmeler stabil durumda. Durum kontrol altında. Olumsuzluğa gidiş söz konusu değil. Giderek iyileşmeye yönelik belirtilerin ortaya çıkmasını bekliyoruz. Umutluyuz. Kısa zamanda daha iyi haberler vermeyi umut ediyoruz” denildi.

Sultanahmet bombacısı teşhis edildi

Sultanahmet’te polise canlı bomba saldırısı düzenleyen Diana Ramazanova’nın ailesi kızlarını yayınlanan fotoğraflardan tespit etti. Bu arada Diana Ramazanova’nın Dağıstan’ın Derbent kentinde doğduğu belirlendi.

14...

Diana’nın annesi Rayzanat’tan DNA testi yapmak için kan alındığı açıklandı. 18 yaşındaki Diana Ramazanova’nın Dağıstan’ın Derbent kentinde doğduğu belirtildi.

Rus haber sitesi LifeNews’de yer alan habere göre kolluk kuruluşlarından yapılan açıklamalarda, DNA testinin İnterpol aracılığıyla yapılacağı, şüpheli Diana Ramazanova’nın DNA örneklerinin annesinin DNA örneği ile karşılaştırılmak üzere Rus yetkililere teslim edileceği belirtildi.

18 yaşındaki Diana Ramazanova’nın Dağıstan’ın Derbent kentinde doğduğu ve oradan ailesiyle birlikte Moskova’ya taşındıkları belirtildi.

İTÜ Sözlük’ün sahibi gözaltına alındı

İTÜ Sözlük’ün sahibi Çağatay Gürtürk, Hz. Muhammed başlığındaki yorumlardan ötürü gözaltına alındı.

Yurt dışından Türkiye’ye döndüğü gece havalimanında polisler tarafından gözaltına alınan Gürtürk, “Halkın dini değerlerini alenen aşağılama” suçlamasıyla sorgulandı.

12...
Gürtürk, ifadesinin ardından serbest bırakılırken, konuyla ilgili şu açıklamayı yaptı.

“Sevgili arkadaşlar dün gece Türkiye’ye giriş yaparken sözlükte yer alan Hz Muhammed başlığındaki bazı girişler sebebiyle halkın dini değerlerini alenen aşağılama suçlamasıyla göz altına alınarak hakim karşısına çıkarıldım. Şu an serbest olmakla beraber bu gelişmeyi sizlerle paylaşmayı uygun görüyorum.”

 

Çevre Bakanından İztuzu çıkışı

Çevre ve Şehircilik Bakanı İdris Güllüce, İngiliz ortaklı bir firmaya verilmesi haberleri üzerine halkın içinde nöbet tuttuğu İztuzu plajıyla ilgili olarak, “Üç tane şezlong için büfe, restoran, çay ticareti yapan bir yer için biz kaplumbağalarımızı feda edemeyiz” dedi.

Hürriyet gazetesinden Erdinç Çelikkan’ın haberine göre, “Caretta Caretta’lar bizim maskotumuz, zenginliğimizdir. İztuzu’na insan ayağından başka bir şey girmeyecek” diyen Güllüce alınacak önlemlerle ilgili hafta başında uzmanlarla bir araya geldiğini iddia etti.

2...

Plajın ranta açılmak istenmesiyle bakanlığının hiç ilgisi yokmuş gibi konuşmasına devam eden Güllüce “Bizim İztuzu’nu bilimsel bir araştırmhalinea yeri  dönüştürmemiz gerekiyor. Kumsala insan girsin ama şemsiyesiz girsin. Uzanıp yatmak yuvaya zarar vermiyormuş ama şezlong, şemsiye yuvanın içindeki yumurtaları öldürüyor” dedi.

(Hürriyet)

Uzayda Amerikalılar Ruslara sığındı

nasa,rCPOAIvnO0yWjx_Czu9GvQUluslararası Uzay İstasyonu’nda bulunan güvenlik sisteminin sızıntı yaşandığı yönündeki uyarısı üzerinde ISS’te bulunan ekip, Rus modülüne sığındı.

Uluslararası Uzay İstasyonu’nun (ISS) bir kısmı sızıntı nedeniyle tahliye edildi. Sızıntının yaşandığı bölgede bulunan astronotlar, Uluslararası Uzay İstasyonu’ndaki Rus modülüne sığındı.

Tesiste meydana gelen olay ile ilgili bir açıklama yapan Amerikan Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA), durumun arızalı bir sensör yüzünden yaşanmış olabileceğini açıkladı. Bir açıklamada Rus Uzay Ajansı’ndan geldi. Rus yetkililer, sızıntının nedeninin ISS’nin havalandırma sistemi olabileceğini belirtti.

Astronotların Rus modülüne geçmesinin ardından izole edilen bölmede incelemeler sürüyor.

Konuyla ilgili resmi Twitter hesabından bir mesaj yayınlayan NASA, ISS ekibinin güvende olduğu bildirdi.