Ana Sayfa Blog Sayfa 3767

Suudi Arabistan Kralı Abdullah öldü

Suudi Arabistan Kralı Abdullah bin Abdülaziz El Suud 90 yaşında öldü. Ülkenin yeni kralı, Abdullah’ın kardeşi olan 79 yaşındaki Veliaht Prensi Selman bin Abdülaziz El Suud oldu.

Suudi Arabistan Devlet Televizyonu, Kral Abdullah’ın günün ilk saatlerinde tedavi edildiği hastanede yaşamını yitirdiğini duyurdu.

2...

Ülkenin resmi haber ajansı ay başında, akciğerlerinden rahatsız olan Kral’ın Aralık ayında zatürre teşhisi ile başkent Riyad’da bir hastaneye kaldırıldığını açıklamıştı. Abdullah’a hastanede tüple solunum desteği verildiği belirtilmişti. Kral Abdullah’ın sağlık durumunun kötüleşmesinin ardından, onun bazı görevlerini Veliaht Prensi Salman bin Abdülaziz El Suud üstlenmişti.

Suudi Arabistan’ın yeni kralı olduğu açıklanan Selman bin Abdülaziz El Suud, yaşı 70’e yaklaşan kardeşi Mukrin Bin Abdülaziz El Suud’u Veliaht Prensi olarak atadı.

Suudi Arabistan’ı 20 yıl  yönetti

Kral Abdullah, Suudi Arabistan’ın kurucusu ve ilk kralı olan Abdülaziz El Suud’un 37 çocuğundan 13.süydü.

Resmen 2005 yılında kardeşi Fahd bin Abdülaziz El Suud’un yerine tahta geçse de, Kral Abdullah, kardeşinin 1995’te kalp krizi ve felç geçirmesinin ardından fiilen ülkeyi yönetmeye başlamıştı.

Kral Abdullah görevde bulunduğu sürede ülke yönetiminde bazı reformlara imza atmıştı.

Suudi Arabistan’da onun krallığı döneminde din polisinin bazı yetkileri kısıtlanmış; kadınlara da ülke yönetimindeki etkisi çok sınırlı olsa da, Şura Konseyi’nde temsil hakkı verilmişti.

Kral Abdullah ayrıca kadınlara bu yıl yapılacak yerel seçimlerde seçme ve seçilme hakkı verileceğini söylemişti.

(BBC Türkçe)

Bursa’da DOSAB Termik Santrali tepkisi

Bursa’da, Demirtaş Organize Sanayi Bölgesi’ne termik santral kurulmasına karşı çıkan DOSAB Termik Santraline Hayır Platformu üyeleri, Tarım İl Müdürlüğü’ne yürüyerek siyah çelenk bıraktı.

Hürriyet Meydanı’nda toplanan sivil toplum kuruluşları ve ekolojistler, Bursa Tarım İl Müdürlüğü’ne yürüdü. Demirtaş Organize Saniye Bölgesi’ne termik santral yapılmasına karşı çıkan grup, pankartlar ve sloganlar ile termik santral istemediklerini aktardı.

1...

Platform adına açıklama yapan Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı Doç. Dr. Ertuğrul Aksoy, “Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü, Demirtaş bölgesine yapılması düşünülen termik santralin ÇED raporuna olumlu görüş bildirdi. Halkın haklı talep ve isteklerini görmezden gelerek, halkın sağlığını hiçe sayan, Bursa’nın toprağına, suyuna, havasına, tarımına vereceği zararları dikkate almayanları, insan sağlığından yana tavır almaya davet ediyoruz. Görev ve sorumluluklarını yerine getirmeyen, kanun, yönetmelik ile planlara uymayan yetkililer hakkında hukuki süreç başlatacağız” dedi.

Açıklamanın ardından, Tarım Müdürlüğü önünde toplanan platform üyeleri bina önüne siyah çelenk bıraktı.

(Olay, Yeşil Gazete)

Dicle Vadisi ve Hevsel’deki yıkıma yargı freni

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın Dicle Vadisi ve Hevsel Bahçeleri’nde geri dönüşü imkansız doğa katliamına yol açacak olan “Yapı Rezerv Alanı” kararı, mahkeme tarafından iptal edildi.

10...

İl Toprak Koruma Kurulu’nun Hevsel Bahçeleri’ndeki 7 bin 517 dönümlük arazinin tarım arazisi niteliğinden çıkartılması yönündeki kararının bakanlıkta halen onay bekliyor olması gene de tehlikenin tam olarak geçmediğinin bir göstergesi.

Diyarbakır’ın güney batısında yer alan ve kentin yeşil alanıyla hem akciğeri, hem besin kaynağı hem de simgesi olan Dicle Vadisi ve Hevsel Bahçeleri’nde geri dönüşü imkansız doğa katliamına yol açacak “Yapı Rezerv Alanı” kararı, mahkeme tarafından iptal edildi. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, 23 Ağustos 2013’te aldığı kararla bin 100 hektarlık alanı imara açmıştı. Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi ise bu karar üzerine “yürütmenin durdurulması” talebiyle mahkemeye başvuruda bulunmuştu.

Başvuru, Dicle Vadisi ve Hevsel Bahçeleri’ne ilişkin UNESCO Dünya Mirası’na adaylık sürecinin devam etmesinin yanı sıra alanın yapılaşmaya elverişli olmadığı, imar planları ile birlikte kentin tarihi ve kültürel değerlerinin dikkate alınmamasından yola çıkılarak yapılmıştı.

Açılan davaya bakan Diyarbakır 1. Bölge İdare Mahkemesi, geçtiğimiz günlerde konuya ilişkin kararını verdi. Mahkeme dosya ekindeki bilgi ve belgelerden yola çıkarak söz konusu alanın “imar planları ve üst ölçekli çevre düzeni planlarında yeşil alan olarak kaldığı, ancak bakanlık tarafından yeni yerleşim alanı olarak kullanılmak istenen alanın yerleşime açılamaya elverişli olmadığı” kanaatine vardı. Böylece doğanın yıkımı engellenmiş oldu.

Ancak İl Toprak Koruma Kurulu’nun Hevsel Bahçeleri’nin bulunduğu alanın tarım arazisi niteliğinden çıkarılması yönündeki kararının hala bakanlıkta beklemesinden dolayı tehlike henüz bütünüyle geçmiş değil.

(Tigris Haber)

Somali’de Türkiye heyetine bombalı saldırı

0

sondakika2-620x400Reuters’ın haberine göre, Somali’nin başkenti Mogadişu’da Türkiye heyetine bombalı saldırı düzenlendi.

Saldırı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ziyareti öncesinde gerçekleşti.

İzmir’i bisikletle buluşturan kiralama sistemi BİSİM

İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin bisiklet kiralama sistemi BİSİM 1. yaşını doldurdu. Hizmete girdiği tarihten bugüne yaklaşık 300 bin bisikletseverin yararlandığı BİSİM, gelen talep üzerine bisiklet ve park sayısını artırıyor.

9...

İzmir Büyükşehir Belediyesi, “bisiklet kenti İzmir” hedefinde önemli adımlardan biri olarak 18 Ocak 2014 tarihinde hizmete aldığı bisiklet kiralama sistemi BİSİM’i geliştirmeye devam ediyor. BİSİM’in toplu ulaşıma entegrasyonu için Konak Meydanı ile motorlu araçların girişinin yasak olduğu Kuş Cenneti’ne kuracağı iki durakla çifte hamle yapamaya hazırlanan Büyükşehir Belediyesi, mevcut duraklarda da geliştirme çalışmalarına başladı.

 

2015 hedefi: 31 durak, 400 bisiklet ve 600 park

Halen İnciraltı- Mavişehir arasındaki 28 kilometrelik sahil şeridinde 29 istasyon, 311 bisiklet, 439 park yeriyle hizmet veren BİSİM’in mevcut duraklarındaki bisiklet ve park yeri sayısında artış yapılacak. İzmirlilerin büyük ilgi gösterdiği kiralama sistemi, yeni yılda 31 durak, 400 bisiklet ve 600 park yeriyle hizmet verecek.

Kullanıcı istatistikleri doğrultusunda BİSİM park yeri ve bisiklet sayısında artış yapılacak duraklar şöyle:
İnciraltı 20, Kent Ormanı 20, Ahmed Adnan Saygun 8, Göztepe İskele 10, Konak İskele 20, Karşıyaka İskele 8, Bostanlı Odağı 8, Bostanlı Spor Tesisleri 20 adet.
Hizmete girdiği 18 Ocak 2014 tarihten bugüne kadar BİSİM’den yaklaşık 300 bin bisikletsever yararlandı.

(İzmir.Bel.tr)

Almanya’da iki IŞİD üyesi tutuklandı

Almanya’nın Kuzey Ren-Vestfalya eyaletinde IŞİD mensubu iki kişi tutuklandı.

Mustafa C. ve Sebastian B. isimli zanlılar, “yabancı bir terör örgütüne üye olmakla” suçlanıyor. 26 ve 27 yaşlarındaki zanlılar, Karlsruhe’deki Federal Savcılığın talimatıyla tutuklandı.

8...

Her ikisi de Alman vatandaşı olan zanlıların evleri arandı. Suriye’de askeri eğitim gördükleri belirtilen zanlıların “IŞİD’e bağlı bir gruba mensup oldukları” belirtildi.

Zanlılardan Mustafa C.’nin “devlet güvenliğini tehdit edecek büyük bir eylem hazırladığı” öne sürülürken, Almanya’da muhtemel bir eylem planına sahip olmadıkları kaydedildi.

Almanya’da Paris saldırıları sonrası güvenlik önlemlerini artırılırken bir dizi operasyon düzenlendi. Berlin’de İslamcı çevrelere ait çok sayıda ev, özel hârekat ekiplerinin de katıldığı operasyonlarla arandı. IŞİD’le bağlantılı olduğu iddia edilen bazı kişiler göz altına alındı.

IŞİD örgütüne destek sundukları iddiasıyla ikisi kadın üç zanlının dün Düsseldorf Eyalet Yüksek Mahkemesi’nde yargılanmasına başlandı. Zanlılar hakkında 10 yıla kadar hapis isteniyor.

(Deutsche Welle Türkçe)

Marmariç’te ÇED’siz rüzgar türbinleri için iptal kararı

İzmir, Bayındır’a bağlı Çınardibi Köyü için Rüzgâr Enerji Santrali (RES) yapılacağı gerekçesi alınan acele kamulaştırma kararının geçtğimiz ay yürütmesinin durdurulmasının  ardından Marmariçliler de yaşam alanlarına yapılması planlanan Rüzgâr Enerji Santrali (RES) projesine karşı hukuki mücadelelerinde ilk zaferlerini kazandılar.

6 Marmaric-ekim-dikim...

Kasım ayında İzmir’in Bayındır ilçesi Dernekli Köyü’ne bağlı Marmariç Mahallesi’ne Rüzgar Enerji Santrali (RES) yapılacağını öğrenen bölge sakinleri, proje için alınmış “Çevre Etki Değerlendirme (ÇED) Raporu gerekli değildir” kararının iptali için hukuki mücadele başlatmışlardı. Dava sona erdi, İzmir 1. Bölge İdare Mahkemesi, proje için “ÇED raporu gereklidir” dedi.

Ormanlık alana dikilmesi planlanan 55 MW kurulu gücü ve 22 rüzgar türbinini kapsayan Mersinli RES Projesi için, 2012 yılının aralık ayında İzmir Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’nden “ÇED raporu gerekli değildir” kararını alan Yander A.Ş., 2014 yılı içinde santral sahasını tamamıyla değiştirdi. Marmariç sakinlerinin avukatları Cem Altıparmak ve Hande Atay, iptal kararıyla ilgili olarak şunları söylüyor: “Bu karar, aslında yasal olarak ÇED sürecine tabi olup da, bu yükümlülükten kurtulabilmek amacıyla, hukukta ‘kanuna karşı hile’ diye tabir edilen yola başvurarak, kapasitelerini ya da proje sahalarını olduğundan farklı gösteren şirketlerin ve vermiş oldukları idari kararlarla bu yolu meşrulaştıran İdare’nin bu fiillerinin, hukuken kabul edilemez olduğunun tescillenmesi açısından önemli bir karar. Bu karar, 9 türbinlik revize projenin ve bu proje için verilmiş ÇED gerekli değildir kararının da çökmesine yol açıyor, çünkü İdare, iptal edilen ÇED gerekli değildir kararının geçerli olduğu iddiasıyla revize projeyi onaylamıştı. Şimdi şirket, burada yeni santral sahasına göre bir proje geliştirmek niyetinde ise bu sefer tüm saha için yeni bir ÇED sürecini başlatmak ve bu sürece halkın katılımını sağlamak, özellikle proje dosyasında yok saydığı müvekkillerimiz Marmariçliler’i karar alma süreçlerine dahil etmek zorundadır.”

Change.org’da imza kampanyası

7Hidroelektrik santrallerin olduğu gibi, RES’lerin de ancak doğru ve duyarlı yapıldığında temiz ve iyi bir enerji üretim yöntemi olduğunu savunan Marmariçliler adına Change.org’da imza kampanyasını başlatan Mustafa Fatih Bakır, “Bize bu kadar yakın ve bize bu kadar büyük bir zararı olacak bir endüstriyel yatırımı yaparken, bizden bir selamı bile esirgeyen, bizi bilimsel raporlarında da yok sayan bir zihniyetle elimizden gelen bütün yollarla mücadele etme, bu projeyi ve başlarsa inşaatı ne pahasına olursa olsun durdurma kararı aldık,” diyor. Kampanyanın bugün 4000’i aşkın imzacısı var.

Geçen ay İzmir, Bayındır’a bağlı Çınardibi Köyü için planlanan 126 türbin direkli RES projesi FuatRES için verilmiş üzüm ve kiraz bahçelerinin acele kamulaştırılması kararı hakkında Danıştay 6. Dairesi, yürütmeyi durdurma kararı vermişti. Danıştay, böyle acele bir kamulaştırmanın ancak savaş zamanlarında ya da olağanüstü hal durumlarında alınabileceğini gerekçe göstermişti. Çınardibi köylüleri “bir gecede kovulabilme tehdidi” anlamına gelen acele kamulaştırma kararının iptaliyle şimdilik yasal olarak güvendeler. Benzer bir şekilde geçen yılın kasım ayında verilmiş acele kamulaştırma kararı hakkında verilen yürütmeyi durdurma kararı, ilgili bölge olan Manisa’nın Soma İlçesi’nin Yırca Mahallesi’nde ağaç sökümlerine engel olamamıştı. Köyün etrafında RES’in yapılması planlanan ormanlar için ise tehlike devam ediyor.

Çınardibi Köyü’nün muhtarı Ramazan Satır: “Res’e karşı değiliz, böyle güzelliklere yapılmasına karşıyız. Burada RES’in olması demek, bizim buralardan göçmemiz, terk etmemiz demek. İnsanları yok etmenin anlamı yok” diyor.

Çevre Etki Değerlendirmesi’nin yanında Sosyal Etki Değerlendirmesi yapılmalı

Dev türbinlerin kurulacağı alanların ormanların yoğun olduğu bölgeler olması ile aynı zamanda tarım ve yaşam alanlarına çok yakın olması sebebiyle projenin hem bölgedeki yaşama hem de bölge sakinlerine psikolojik etkileri olacağı tahmin ediliyor.

Daha önce Yeşil Gazete’de yazısı yayımlanan Oya Ayman, Rüzgâr Türbini Sendromu’na dikkat çekmişti. Ayman, yazısında Elektrik Mühendisleri Odası’ndan Dr. Özgür Salih Mutlu’nun “RES’lern olumsuz etkileri” isimli raporuna şöyle değiniyor: ”Kanat sesleri ve gölgeleri, yakındaki yerleşim yerlerini etkileyebilir. Türbinin çok yakınında uzun süre kalınması durumunda akustik travma oluşabilir, iç kulakta işitme ve denge merkezleri etkilenebilir. Bunun sonucunda kulak çınlaması, baş dönmesi atakları, dengesizlik, bulantı ve asabiyet gibi rahatsızlıklar meydana gelebilir.” Ayrıca Ayman, Dr. Nina Pierpont’un yaptığı bir deney raporunda yeni nesil türbinlerin yaşam alanlarından, ova gibi düz alanlarda en az 2 km, tepelik alanlarda ise en az 3,2 km uzakta inşa edilmesi gerektiğinden de bahsediyor.

Marmariçliler, ”Çevremize dikilmesi planlanan türbinlerin hem doğal yaşama, hem insanların ve diğer canlıların sağlığına, hem de ekip biçtiğimiz bahçelerimize yönelik tehdidi nedeniyle, Çevre Etki Değerlendirmesi ile birlikte Sosyal Etki Değerlendirmesi de yapılması gerekiyor” diyor.

 

Haber: Pelin Atakan

(Yeşil Gazete)

 

Dolmabahçe’nin mimarı Garabet Balyan’ın mezartaşı İBB’nin şantiyesinde çıktı

IMG_8811İstanbul’un simge yapılardan biri olan Dolmabahçe Sarayı’nın mimarı Garabet Balyan’ın kayıp olan mezar taşı, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin Kartal’da kullandığı bir şantiyede ortaya çıktı.

Bilindiği gibi, İstanbul’daki pek çok önemli yapı, Balyan Ailesi’ne mensup mimarların eseri. Dolmabahçe Sarayı, Gümüşsuyu Askeri Hastanesi, Dolmabahçe Valide Sultan Cami gibi İstanbul’daki tarihi öneme sahip yapıların mimarı Garabet Balyan’ın kayıp olan mezar taşı, Kartal Soğanlık’ta, İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) tarafından kullanılan bir şantiyenin içinde bulundu. İBB’nin uzun yıllardır kullandığı şantiye alanındaki binalarının yıkılmasıyla, binaların arasında kalmış mezar taşı ortaya çıktı. Balyan’ın mezar taşının yanı sıra, üzerindeki Ermenice yazılar tam olarak okunamayan başka mezar taşları ve kitabeleri de bulundu.

Beşiktaş Ermeni Mezarlığı, Ermenilere ait gasp edilmiş en önemli taşınmazlar arasında gösteriliyor. Hrant Dink Vakfı’nın, 2012 Beyannamesi: İstanbul Ermeni Vakıflarının El Konulan Mülkleri başlıklı proje çalışmasında, mezarlığın hikâyesi de yer alıyor. Buna göre, Beşiktaş ilçesinde iki mezarlık bulunuyordu. Mezarlıklardan birinin bugünkü yeri, Abbasağa Parkı. Mezarlığın arazisi, 1776’da Güreğ Manuelyan tarafından satın alındı. 1849’da, Garabet Amira Balyan tarafından çevresi duvarla çevrildi. Ermeni Patriği Harutyun Vehabedyan, araziye el koymak isteyen II. Abdülhamid’e, 4 Mart 1887’de dilekçe yazarak, istimlakı durdurdu. Padişah, mezarlığın Ermeni cemaatinin elinde kalmasına ve mevcut mezarların korunmasına, ama duvarların yıkılarak arazinin bahçe hâline getirilmesine karar verdi. 1930’lara kadar metruk kalan mezarlık arazisi, 1939’da İstanbul Valisi Lütfi Kırdar’ın kararı doğrultusunda istimlak edilerek Abbasağa Parkı hâline getirildi. İlçedeki diğer mezarlık da Boğaziçi Köprüsü’ne bağlanan Yıldız kavşağının olduğu yerdeydi ve Barbaros Bulvarı yapılırken kamulaştırılarak yok edildi.

(Agos)

Türkiye Ali İsmail Korkmaz için ayaktaydı!

kadıkoy_510Ali İsmail Korkmaz davasında verilen karar İstanbul, Ankara, Eskişehir, Antakya, Bursa, İzmir, Adana, Kocaeli, Çanakkale, Ordu, Antep, Samsun, Muğla, Edirne, Artvin’de protesto edildi. Ankara ve İstanbul’da polis saldırdı.

Birleşik Haziran Hareketi boykota hazırlanıyor

20Birleşik Haziran Hareketi, bilimsel ve laik eğitim için ikinci öğretim yılının açılışında 1 haftalık boykot çağrısı yaptı. Eğitim Şûrası’nda alınan kararla din derslerinin anaokullarına kadar indirilmek istenmesi ve tüm okulların imam hatibe dönüştürülmesine karşı direnme kararı alan Birleşik Haziran Hareketi, “Zorunlu din derslerine ve okulların imam hatipleştirilmesine hayır demek için çocuklarımızı 9-13 Şubat tarihleri arasında okullara göndermiyoruz” çağrısı yaptı.

2015-2016 eğitim ve öğretim yılının ilk dönemi, AKP iktidarının eğitimdeki gerici uygulamaları ve dayatmaları arasında yarın sona eriyor.

İkinci öğretim yılı 9 Şubat’ta başlayacak. Birleşik Haziran Hareketi de eğitim yılının ilk haftasında dersleri boykot etme kararı aldı. Birleşik Haziran Hareketi tarafından yapılan açıklamada çocukların geleceğinin görülmemiş bir saldırı altında olduğuna dikkat çekilerek, “Çocuklarımızı okula hurafeler öğrensinler, körpe beyinleri kin ve nefret ile doldurulsun, ortaçağ tezgâhlarından geçsinler diye değil bilimsel düşünmeyi, sorgulamayı, araştırmayı, aydınlanma insanlığa neler getiriyor deneyerek öğrensinler diye gönderiyoruz. AKP hükümeti, yolsuzlukların, yenilen rüşvetlerin üzerini örtmek için, ülkenin akarsularının, ormanlarının, dağının taşının sermayeye peşkeş çekilmesine duyulan öfkeyi hafifletmek için halkın dini duygularını istismar ediyor” denildi.

‘Bilimsel eğitim için ayaktayız’

AKP’nin kendi güdümünde gerçekleşen Eğitim Şûrası’nda alınan kararlara dayanarak zorunlu din derslerini anaokullarına indirmeye ve tüm okulların imam hatipleştirilmesine kadar gidecek yolda yeni bir adım atmaya hazırlandığına dikkat çekilerek şu görüşlere yer verildi: “İlk, orta ve lise eğitimini kapsayan boykotu halkın bugüne kadar görülmedik biçimde dayanışmasını örgütleyerek başaracağız. Zorunlu din derslerinin kaldırılması, imam hatipleşmenin durdurulması talebini gür bir sesle yükselteceğiz. Öğretim yılının başladığı haftayı gericiliğe karşı bir aydınlanma mücadelesi haftasına çevireceğiz. Bizler, bilimsel ve laik eğitim için ayaktayız.”