Ana Sayfa Blog Sayfa 3257

Uluslararası Af Örgütü raporunda Türkiye: İşkence, sansür, muhaliflere baskı…

Uluslararası Af Örgütü (Amnesty International) her yıl açıkladığı küresel görünüm raporunun Türkiye kısmında, muhaliflere baskının artmasına, sansürün genişlemesine, 100 binden fazla kişinin kamu görevinden çıkarılmasına, darbe girişiminin ardından gözaltına alınan 118 gazetecinin halen mahkemeye çıkarılmamasına, 184 medya kuruluşunun kapatılmasına ve işkencenin artmasına değindi.

159 ülkenin incelendiği 2016 raporunda, genel olarak dünya çapında siyasetçilerin kullandığı kutuplaştırıcı dilin tehlikeli bir dünya ortaya çıkardığı aktarıldı.

ABD ve Avrupa’da nefret söyleminin özellikle mültecileri hedef alacak şekilde şiddetlendiği belirtildi.

Bu durumun ırk, cinsiyet, milliyet ve din ayrımında daha çok saldırının yaşanmasına yol açabileceğine dikkat çekildi.

Türkiye, ABD, Macaristan, Hindistan ve Filipinler gibi ülkelerin liderleri kutuplaştırıcı bir dil kullanmak ile suçlanırken, bu durumun toplumlarda ‘günah keçilerinin’ yaratılmasına neden olduğu ifade edildi.

2016 yılının ‘bizlere karşı onlar’ söyleminin aktif bir şekilde kullanıldığı ve dünya genelinde insan haklarının gerilediği bir yıl olarak ortaya çıktığı vurgulandı.

Uluslararası Af Örgütü’nün genel sekreteri Salil Shetty, Almanya’da Adolf Hitler’in başa geldiği yıllara dikkati çekerek, “2016, 1930’lardan beri görülmediği bir şekilde suçlama, nefret ve korkunun hakim olduğu ‘biz ve onlar’ söyleminin küresel anlamda kullanıldığı bir yıl oldu” ifadesini kullandı.

ABD’nin yeni seçilen başkanı Donald Trump’ın söyleminin ‘daha öfkeli ve bölücü politikalara’ örnek teşkil ettiği belirtildi.

“İşten atılan kamu görevlisi 100 bini aşmış durumda”

Türkiye ise raporda Avrupa ve Orta Asya bölgesi içinde en büyük çalkantının yaşandığı ülke olarak tanımlanıyor.

Kurum, Güneydoğu’da devam eden çatışmalar, bombalı ve silahlı saldırılar ile Temmuz ayında gerçekleşen başarısız darbe girişiminin yaşandığı Türkiye’de hükümetin insan hakları karnesinin zayıfladığını aktardı.

Uluslararası Af Örgütü, başarısız darbe girişiminden sorumlu tutulan Fethullah Gülen ile mücadele kapsamında 90 bin kamu çalışanının altı aylık OHAL döneminde işten çıkarıldığını, 40 bin kişinin tutuklu bulunduğunu, yüzlerce medya kuruluşunun, sivil toplum örgütünün kapatıldığını, gazetecilerin, akademisyenlerin ve milletvekillerinin tutuklandığını aktardı.

OHAL’in son olarak 3 ay daha uzatılmasından bu yana açığa alınan ya da işten atılan kamu görevlisi sayısı 100 bini aşmış durumda.

“Muhalefete baskı arttı”

Raporda, “Temmuz’daki darbe girişiminin ardından ilân edilen olağanüstü hâl (OHAL) döneminde muhalefete baskı arttı” ifadesi kullanıldı.

Muhaliflerin ve Kürtlere yakın duran isimlerin de bu süreçten etkilendiği belirtilen raporda, işkence ve kötü muameleye dair kanıtların bulunduğu aktarıldı.

OHAL döneminde gözaltına alınan 118 gazetecinin hâlâ mahkemeye çıkarılmadığı ve 184 medya kuruluşunun kapatıldığı belirtildi.

Örgüt, güvenlik güçleri tarafından gerçekleştirilen insan hakları ihlallerinin cezasız kaldığını aktarırken, özellikle bu durumun bir dönem 24 saat sokağa çıkma yasağı uygulanan ve Kürtlerin çoğunlukta yaşadığı Güneydoğu’da görüldüğünü belirtti.

“İfade özgürlüğü keskin bir şekilde zarar gördü”

Türkiye ve Avrupa Birliği arasında imzalanan mülteci anlaşmasının yüzlerce göçmen ve sığınmacının geri dönmesine yol açtığı da aktarıldı.

Türkiye içinde ise yarım milyon kişinin özellikle sokağa çıkma yasağının olduğu şehirlerden göç ederek yerinden olduğu ortaya kondu.

İfade özgürlüğünün 2016 yılında keskin bir şekilde zarar gördüğü belirtilen raporda, internete uygulanan sansürün de güçlendiği ifade edildi.

1 Mayıs ve Onur Yürüyüşü’ne yapılan müdahaleleri toplanma özgürlüğünün zarar görmesi olarak aktaran Af Örgütü, OHAL ile eylem yapılmasının yasaklandığını vurguladı. Polisin eylem için toplananlara uyguladığı şiddetin dozunu artırdığına da dikkat çekildi.

Af Örgütü, Güneydoğu’da sokağa çıkma yasağının uygulandığı yerlerde ve darbe girişiminin ardından İstanbul ve Ankara’da işkence ile kötü muameleye dair raporların artış gösterdiğine dikkat çekti.

Temmuz ayında başarısız darbe girişiminin hemen ardından dayak, cinsel taciz, tecavüz tehditleri ve tecavüz vakalarına dair iddialarda yükseliş olduğu belirtildi.

Raporda, “Zor bir pozisyonda tutulan, elleri arkadan kelepçelenen, yemek, su ya da tuvalet molası verilmeyen askeri yetkililer en kötü fiziksel tacizin hedefi haline gelmiş olabilir. Avukatlar ve tutukluların akrabaları, mahkeme önüne çıkarılana kadar durumlarından haberdar olamıyordu” ifadesi kullanıldı.

Ayrıca, “Güvenlik güçlerinin görevini kötüye kullanmasına ceza verilmemesi kültürü, köklü bir şekilde kalmaya devam ediyor. Güneydoğu’da insan hakları ihlallerinin hatta ölümlerin bile araştırılması için bir adım atılmazken, kimi zaman görgü tanıklarının tehdit edildiği görüldü” denildi.

Diğer yandan raporda IŞİD, PKK ve TAK gibi silahlı örgütlerin sivil vatandaşları hedef alan saldırı sayısında artış yaşandığı ve bu durumun yaşama hakkı ile en temel insanlık ilkelerini tehdit ettiği ortaya kondu.

 

(BBC Türkçe, DW, T24, Yeşil Gazete)

Piyano çalan ellere kelepçe takıldı; piyanist Dengin Ceyhan tutuklandı

Cumhurbaşkanı’na hakaret iddiasıyla 8 gündür gözaltında tutulan piyanist Dengin Ceyhan, adliyeye sevk edilmesinin ardından çıkarıldığı mahkemece tutuklandı. Ceylan’ın avukatı söz konusu paylaşımın yapılmasının üzerinden 2 yılı aşkın bir süre geçtiğini hatırlattı.

14 Şubat’ta gece baskını ile gözaltına alınan Dengin Ceyhan 8 günün ardından bugün tutuklandı. Sosyal medya üzerinden Cumhurbaşkanı’na hakaret ettiği iddia edilen Ceyhan’ın söz konusu paylaşımını 2 yılı aşkın bir süre önce yaptığı belirtiliyor.

‘Madenci çocuklarına ömür boyu burs’ projesindeydi

Ceyhan, Gezi Direnişi’nde piyanist Davide Martello ile birlikte konser vermişti. Gezi anmaları etkinliklerinde konserlerine devam eden Ceyhan, ayrıca Soma’da hayatını kaybeden madencilerin bu yıl üniversiteye başlayacak çocuklarına üniversite hayatları boyunca burs vermeyi hedefleyen ve 7 ilde yapılması planlanan Piano for Soma etkinliklerinde de piyanosuyla yer almıştı.

“Mahkemenin hapis yetkisi yok”

Dengin Ceyhan’ın avukatı Sertaç Ekinci ise duruşma sonrasında yaptığı açıklamada, işlendiği iddia edilen suçun 16 Temmuz 2016 tarihinden önce gerçekleştiğini, dolayısıyla en üst oranda ceza alması durumunda dahi hapis cezasının infazı mümkün olmadığını belirtti. Ekinci sözlerini şöyle sürdürdü:

“Zira 671 sayılı KHK’ya göre 1 Temmuz 2016 öncesinde işlenen suçlarda denetimli serbestlik süresi 2 yıl ve Dengin Ceyhan’a isnad edilen suçun, basın ve medya yoluyla gerçekleştirilmesi durumlarında olduğu gibi arttırılma koşulları mevcut değil. Dava sonucunda hapis cezası infazı ile karşı karşıya kalması da olası değil”

 

(Ajanslar)

İLEF’te dayanışma #PanHayır’ına polis engeli

Ankara Üniversitesi Cebeci Kampüsü’nde İletişim Fakültesi (İLEF) öğrencilerin KHK ile ihraç edilen akademisyenlerle dayanışmak için düzenlediği panayıra polisler engel olmak istedi. Öğrenciler etkinlikleri fakülte binası içinde sürdürdüler.

İLEF öğrencilerinin “#PanHayır Susmuyoruz – 2017 KHK Panayırı” başlıklı etkinlikleri için hazırlık yaptığı sırada kampüse çok sayıda çevik kuvvet polisi girdi. Etkinliğe hiçbir şekilde izin vermeyeceklerini belirten polis, öğrencilerin panayır alanında düzenleyecekleri kermes için hazırladıkları masaları ve panayır alanına astıkları balonları toplamalarını istedi.

Evrensel’in haberine göre, öğrenciler etkinliği fakülte binası içinde sürdürmek üzere malzemeleri topladılar. Etkinlikler fakülte binasında sürerken, çevik kuvvet polislerinin kampüs içinde bekleyişi bir süre daha sürdü.

Kermese getirilen malzemelerin satışıyla elde edilecek gelir KHK ile ihraç edilen hocalara destek olmak için Eğitim Sen Ankara 5 Nolu Şube’ye verilecekti. CHP Ankara Milletvekili Murat Emir’in de destek vermek için kampüse geldiği panayır için Dekanlık’tan izin istemişler, Dekanlık ise sadece “No” filminin gösterimine ilişkin öğrencilere yanıt vermişti.

 

(Evrensel)

TSK’da başörtüsü yasağı kaldırıldı

Türk Silahlı Kuvvetleri’nde (TSK) başörtüsü yasağı kaldırıldı. İsteyen kadın subay ve astsubaylar başörtüsü takabilecek.

 

Genelkurmay karargahı, kuvvet komutanlıkları ve bağlı birliklerde görev yapan kadın subay ve astsubaylar başörtüsü takabilecek. Uygulama askeri öğrencileri de kapsayacak.

15 Temmuz’dan sonra önü açıldı

15 Temmuz’daki darbe girişiminin ardından 14 Ağustos’ta Resmi Gazete’de yayımlanan yönetmelikle, TSK’ya ait orduevi, askeri gazino ve eğitim merkezlerine başörtüsü giriş yasağı kaldırılmıştı.

 

(Ajanslar)

İstanbul’a yapılacak yeni kömürlü termik santral için acele kamulaştırma kararı

Türkiye genelinde toplam 21 ili kapsayan onlarca proje için Bakanlar Kurulu Kararı’nca taşınmazların acele kamulaştırılması kararı alındı. Resmi Gazete’nin bugünkü sayısında yer alan karara göre, İstanbul’un Silivri ilçesinde ve Tekirdağ Çerkezköy’de yapılması planlanan kömürlü termik santrallerin inşa edileceği bölgeler de kamulaştırılan alanlar arasında yer alıyor.

Ankara, Amasya, Gümüşhane, Tekirdağ, İzmir, Adıyaman, Çanakkale, Muğla, Tekirdağ, Trabzon, Tokat, Yozgat, Ünye, Manisa ve Kırşehir gibi toplam 21 il çapında gerçekleştirilecek projeler için kamulaştırma süreci başladı. Pek çok taşınmazın kamulaştırma yöntemiyle satın alınması kararlaştırıldı. Karar Resmi Gazete’nin bugünkü sayısında yayımlanarak resmen yürürlüğe girdi.

İstanbul ve Tekirdağ’ın yanı sıra, Adıyaman, Çanakkale, Muğla, Tekirdağ, Trabzon, Tokat ve Yozgat’ta yapılacak termik santral, hidroelektrik santral (HES) ve rüzgar enerji santrallerinin (RES) yapımı için bazı taşınmazlar kamulaştırılacak.

 

(Yeşil Gazete)

Hindistan’da tırnak ya da bozuk paradan da küçük mini kurbağalar keşfedildi

Hindistan’da bilim insanları yedi farklı gece kurbağası türü keşfetti. Bunlardan dördünün boyunun bir buçuk santimden de küçük olduğu bildirildi.

Bilim insanları Hindistan’ın güneydoğusunda bulunan Batı Gat Dağları’ndaki zengin biyolojik çeşitlilik içerisinde yeni kurbağa türleri keşfetti. ABD ve İngiltere merkezli bilimsel dergi PeerJ’nin online platformunda yer verilen haberde, Delhi Üniversitesi’nde görevli bilim insanlarının 7 farklı gece kurbağası keşfettiği bildirildi.

Keşfedilen gece kurbağalarının (Nyctibatrachus) dördünün büyüklüğünün 1,22 ve 1,54 santimetre arasında değiştiği, yani bir bozuk para ya da el tırnağının üzerine kolayca sığabileceği belirtildi. Böylece bu kurbağalar dünyanın en küçük kurbağaları arasında sınıflandırıldılar.

Araştırmaya katılan bilim insanlarından Sonali Garg, “Aslında bu minyatür türler bölgede oldukça yaygın. Ancak çok ufak oldukları ve iyi saklandıkları için şimdiye dek gözden kaçmışlar” diye konuştu. Garg, bu minik kurbağaların karada ve gür yapraklı ormanlarda yaşadığını kaydetti.

Beş yıllık araştırma

Araştırmanın sonuçlanması yaklaşık 5 yıl sürdü. Keşfedilen kurbağaların yeni bir tür olduğunun kanıtlanması için morfolojik karşılaştırmalar ve birçok DNA testi yapıldı.

Araştırmaya katılan bilim insanları, bu yeni keşifle birlikte küresel çapta şimdiye dek bilinen gece kurbağası türlerinin sayısının 35’e çıktığını bildirdi. Bu türlerin bir kısmının yaklaşık 70 milyon yıldan da uzun bir süredir var olduğu belirtildi.

Dünya çapında şimdiye dek bilinen 6 binden fazla kurbağa türü bulunmakta. Araştırmayı yürüten bilim insanı S.D. Biju’ya göre de Hindistan’ın dağlık bölgelerindeki kurbağa türlerinin üçte birinin nesli yok olma tehlikesi ile karşı karşıya.

 

(Deutsche Welle Türkçe)

Demirtaş’ın hapis cezası ‘suça eğilimli’ olduğu gerekçesiyle ertelenmedi!

HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, TBMM’de, milletvekilliği dokunulmazlığının kaldırılmasından sonra 4 Kasım’da tutuklanan ve hakkında açılan toplam 31 davada ilk mahkumiyet cezasını dün Doğubayazıt Asliye Ceza Mahkemesi’nden aldı. HDP lideri Demirtaş’ın 5 aylık hapis cezasının, ‘suça eğilimli kişiliği ve pişmanlık göstermemesi’ gerekçe gösterilerek ertelenmediği ortaya çıktı.

Demirtaş hakkında 16 il ve ilçede açılan toplam 31 davadan birinde erteleme, 1’inde beraat ve 1’inde ise 5 aylık hapis cezası çıkarken, 28 davanın da devam ettiği belirtildi.

 

(CNN Türk)

Alman devlet televizyonu: Türkiye’deki Suriyeliler böbreklerini satıyor!

Alman devlet televizyonu ARD’de yayınlanan bir haber programında Türkiye’de zor durumdaki Suriyelilerin böbreklerini satmak zorunda kaldıkları iddia edildi.

 

Almanya’nın devlet televizyonu ARD’de yayınlanan Fakt adlı bir haber programında, Türkiye’de zor durumdaki Suriyelilerin böbreklerini satmak zorunda kaldıkları iddia edildi. Uzun bir araştırma süreci sonrası hazırlanan haber, Türkiye’de sosyal medya üzerinden verilen ilan ve organlarını satanlarla yapılan röportajlardan elde edilen bilgilere dayandırıldı. Buna göre yasadışı organ ticaretinde Suriyeli mültecilerin 6 bin ile 11 bin euro arasında böbreklerini sattıkları bilgisi verildi.

Deutsche Welle Türkçe’nin ARD’den aktardığı habere göre, yasadışı organ ticaretine yönelik en fazla ilanın Facebook üzerinden verildiği belirtildi. Haberi hazırlayan program muhabirine nakil işlemi dahil 30 bin euro karşılığında böbrek sunulduğu da ifade edildi.

Haberde, organ ticaretine aracı olan bir kişinin organ naklinin Doğu Anadolu’daki bir hastanede yapıldığını iddia ettiği de aktarıldı. Ancak muhabirlerin bu iddiayı teyit edemediklerine dikkat çekildi.

Haberde zor durumdaki mültecilerin sattıkları böbreklerin alıcılarının daha ziyade Batı ya da Suudi Arabistan’dan olduğu da öne sürüldü.

Suriye’de iç savaşın başlamasından bu yana yasadışı organ mafyalarının mültecilerin yoksulluk ve çaresizliklerini fırsat bildikleri ve bu sayede organlarını satacak çok sayıda mülteci bulabildikleri belirtildi. Daha önce de Lübnan’daki Suriyeli mültecilerin organ ticaretine yönelik haberler de kamuoyuna yansımıştı.

 

(Deutsche Welle Türkçe, ARD)

Mahkeme: Erdoğan akademisyenlere “alçak, zalim, vatan haini” diyebilir, doğal!

Barış için Akademisyenler’in “Bu suça ortak olmayacağız” başlıklı bilidirsini imzaladıkları için Cumhurbaşkanı’nın ‘alçak, zalim, vatan haini, ahlaksız’ gibi sözlerine hedef olan akademisyenlerden emekli Prof. Baskın Oran’ın açtığı hakaret davasında, mahkeme gerekçeli kararını açıkladı. Gerekçeli karara göre, Erdoğan’ın sözleri, hayatın akışına uygun.

Mahkeme, Erdoğan’ın “konuşmalarının eleştiri ve karşı görüş bildirme hakkını kullanma mahiyetinde olduğunun kabulü gerekir” derken, Erdoğan’ın ifadelerinin “doğal olup, hayatın akışı gereği olduğunu” söyledi.

Cumhuriyet’ten Kemal Göktaş’ın haberine göre, Ankara 3. Asliye Hukuk Mahkemesi, Prof. Dr. Baskın Oran’ın, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a akademisyenlerin barış bildirisini açıklamasından sonra kullandığı ifadeler nedeniyle açtığı tazminat davasının reddedilme gerekçelerini açıkladı. Mahkeme, Erdoğan’ın akademisyenlere yönelik sözlerinin, Cumhurbaşkanı’nın “devlete yönelik suçlamalara karşı eleştiri ve karşı görüş belirtme hakkı” kapsamında olduğuna hükmetti.

Kararda, Erdoğan’ın “alçak, zalim, kapkaranlık, cahil, tiksinti verici, vatan haini, lümpen, terör örgütünün maşası, ahlaksız, mandacı artığı, ruhu kirlenmiş” gibi ifadeleri Baskın Oran’ın şahsına değil, bildiriyi imzalayan akademisyenlere söylediği belirtilerek “Davacının bu sözlerden kendisinin de kastedildiğini ve kişilik haklarının ihlal edildiğini ileri sürerek yansıma yoluyla manevi tazminat talebinde bulunması mümkün değildir” denildi.

“Eleştiri hakkı”

Akademisyenler bildirisinde devletin suçlandığını vurgulayan mahkemenin kararında şöyle denildi:

“Yapılan bu ağır ve haksız suçlamalar karşısında, bu bildirideki ifadelerin, devletin başı olan ve bu sıfatla Türkiye Cumhuriyeti’ni ve Türk milletinin birliğini temsil eden, anayasanın uygulanmasını, devlet organlarının düzenli ve uyumlu çalışmasını sağlamakla görevli Cumhurbaşkanı sıfatını haiz davalı (Erdoğan) tarafından yorumlanması ve eleştirilmesi doğal olup hayatın akışı gereğidir. Bu kapsamda, davalının konuşmalarının bildiriye karşı eleştiri ve karşı görüş bildirme hakkını kullanma mahiyetinde olduğunun kabülü gerekir.”

AİHM içtihatları hatırlatıldı

Erdoğan, mahkemeye sunduğu cevap dilekçesinde Anayasa Mahkemesi ve AİHM’nin “düşünce ve ifade özgürlüğü” içtihatlarını örnek gösterdi. Dilekçede, ifade özgürlüğünün “devletin veya nüfusun bir bölümü için saldırgan, şok edici veya rahatsız edici bilgiler ve düşünceler için de geçerli olduğu ve bunlar olmaksızın demokratik toplum olmayacağı” belirtilmişti. Mahkemenin davalı Erdoğan’ın bu savunmalarına rağmen AİHM ve Anayasa Mahkemesi kararlarına hiç değinmemesi ve doğrudan Cumhurbaşkanı’nın devletin başı olarak devlete yönelik eleştirilere karşı kullandığı ifadelerin tazminat gerektirmeyeceğini belirtmesi dikkat çekti.

 

(Cumhuriyet)

Orman Bakanı Eroğlu, “Sürmene yangınının sorumlusu lodos ve nem”

Artvin’de AKP döneminde 581 hektarlık ormanda madencilik izni verildiğini belirten Orman ve Su İşleri Bakanı Eroğlu, Sürmene’deki yangının Katar Emiri’yle alakası olmadığını söyledi. Eroğlu, Sürmene’deki yangının kontrol altına alınamamasının nedeni olarak lodos nedeniyle nem oranının düşmesini gösterdi.

Yeşili ve doğal güzellikleriyle ünlü Artvin’de iktidara geldikleri 2002 yılından bugüne kadar 581 hektar ormanlık alanda madencilik izni verildiğini belirten Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, Trabzon Sürmene’de çıkan yangınla ilgili olarak da “Katar Emiri’nin gelmesiyle alakası yok. Tüm mevsimlerde yangın çıkabilir” dedi. Lodos nedeniyle nem oranının düştüğünü, yangının kontrol altına alınmasının güçleştiğini belirten Eroğlu, Çamburnu’nda daha önce açık maden işletmesi olan alanlara katı atık bertaraf tesisi için izin verildiğini de bildirdi.

Cumhuriyet’ten Mustafa Çakır’ın haberine göre, son dönemde Cengiz Holding’in bakır madeni ile gündeme gelen Artvin’de AKP döneminde ne kadar ormanlık sahanın madenler için verildiği de ortaya çıktı. Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, Artvin’de 18 Kasım 2002 ile 31 Aralık 2016 tarihleri arasında madencilik için zorunlu, tesis, yol, su, enerji, haberleşme, depolama ve altyapı tesisleri için toplam 581.83 hektar orman alanında izin verildiğini açıkladı.

‘Piknikçilerin ateşi’

Trabzon’un Sürmene ilçesi Çamburnu mevkiinde geçen Ocak ayında çıkan yangın uzun bir süre ülke gündeminde kalmıştı. Karadeniz’de,üstelik ocak ayında yangın çıkması ve bu yangının da Katar Emiri’nin bölgeyi helikopterle incelemesinin hemen ardından yaşanması çok tartışılmıştı. Orman ve Su İşleri Bakanı Eroğlu yangınla ilgili milletvekillerden gelen çok sayıda soru önergesine yanıt verdi.

Yangının Katar Emiri’nin Trabzon’a gelmesiyle ilgisi olmadığını belirten Eroğlu, “Orman yangınlarında önemli olan meteorolojik faktörlerdir ve tüm mevsimlerde yangın çıkabilir” dedi.

Yangının neden kısa sürede söndürülemediği konusunda da Eroğlu, “Yangının meydana geldiği gün kuvvetli lodos sebebiyle nem oranı düşmüş ve kontrol altına alınması güçleşmiştir” savunmasını yaptı. Yangının piknikçilerin söndürmeden bıraktıkları ateş sebebiyle çıktığını belirten Eroğlu, faillerin araştırıldığını bildirdi. Eroğlu, yanan orman alanlarının hiçbir şekilde imara, yapılaşmaya açılamadığını, aynı yıl içerisinde de ağaçlandırıldığını kaydetti.

90 orman yangını

Eroğlu, son 4 yılda Kasım-Nisan aylarını kapsayan dönemde Trabzon Orman Bölge Müdürlüğü’nde 90 orman yangını meydana geldiğini, 525.27 hektar orman alanının zarar gördüğüne dikkat çekti. Eroğlu, geçmiş yıllarda meydana gelen orman yangınları incelendiğinde, Karadeniz Bölgesi’nde orman yangınlarının kış mevsimi içerisinde meydana gelmesinin olağanüstü bir durum olmadığının görüleceğini bildirdi. Eroğlu, aynı bölgede 4 yılda tüm yılı kapsayan dönemde (ocak-aralık) 121 adet orman yangını meydana geldiğini, 662 hektar orman alanının zarar gördüğünü kaydetti.

Bakanlık, sarıçamların denize kadar indiği dünyadaki iki noktadan birisi olarak gösterilen Çamburnu’nun arkasındaki eski maden ocaklarının çöp deposu yapıldığını da kabul etti. Bakan, Çamburnu Mahallesi Kutlular Mevkii’nde Karadeniz Bakır İşletmeleri tarafından önceki yıllarda açık maden işletmesi olarak işletilen sahanın daha önceden açık maden işletmesi olması nedeniyle katı atık bertaraf tesisi olarak değerlendirilmesine bakanlık olarak 2006 yılında olur verdiklerini bildirdi.

 

(Cumhuriyet)