Ana Sayfa Blog Sayfa 3245

Eski Çevre Bakanlığı bürokratı: Asbeste dokunan bakan ‘Kanser olur muyum’ diye sormuştu, Gökçek yalasın

Ankara Maltepe’de SİT alanı içindeki Havagazı Fabrikası’nın yıkımıyla başlayan ‘asbest’ tartışması sürerken, Çevre Bakanlığı’nın eski bürokratı Dr. Nuran Talu, geçmişteki bir anısını paylaşarak, Ankara Büyükşehir Belediyesi Başkanı Melih Gökçek’e “Asbesti yala” çağrısı yaptı.

1991-1993 yılları arasında görev yapan dönemin ANAP’lı Çevre Bakanı Doğancan Akyürek’in İzmir’de demir almış asbestli bir gemiye insan sağlığına etkisinin olmadığını ispatlamak için dokunduğunu belirten Talu, Akyürek’in asbeste dokunduktan sonra bürokratlarına “Kanser olur muyum?” diye sorduğunu ifade etti.

Doğancan Akyürek’in o dönemki davranışının panik halinde olmadığını da kaydeden Talu, “Kendisi nüktedan bir insandı ancak bu tip hareketler bulunduğu mevkinin ağırlığını yansıtmıyor. Eski Sanayi Bakanı da radyasyondan korkmadığını göstermek için Çernobil’in ardından çay içerek gündeme gelmişti” diye konuştu.

Asbestli yıkımla gündeme gelen Havagazı Fabrikası’nın bulunduğu alanın imar planlarını değiştirerek otel ve AVM yapılmasının önünü açan Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin Başkanı Melih Gökçek’e de esprili bir çağrı yapan Talu, “Sayın bakan asbeste dokunmuştu. Melih Gökçek de yalasın.” dedi.

Ne olmuştu?

Ankara’daki Havagazı Fabrikası’nın yıkımına başlanmasının ardından TMMOB yıkımın durdurulması gerektiğini ve çevreye yüksek miktarda asbest saçıldığı için bölgenin karantina altına alınmasını, halkın sokağa çıkmamasını, çocukların okula gönderilmemesini ifade etmişti.

Ankara 7. İdare Mahkemesi, Mimarlar Odası’nın yüzde 15 ila yüzde 40 arasında asbest türünün en tehlikesi olan amphibole tespit edildiği raporunun ardından Havagazı Fabrikası’nın yıkım kararının yürütmesinin durdurulması istemini kabul etmişti.

Asbest nedir?

Asbest ya da diğer bir adıyla amyant, aslında Anadolu’da oldukça kullanılan ve değişik isimlerle anılan kanserojen tarzda bir mineral türüdür.

 

Haber: Can Bursalı

(Yeşil Gazete)

 

Deniz Yücel’den mektup var: Sorgulama süreci ve tutuklama gerekçesine hâlâ gülüyorum

“Terör örgütü propagandası ve halkı kin ve düşmanlığa tahrik” iddialarıyla tutuklanan Die Welt gazetesi Türkiye muhabiri Deniz Yücel bir mektup yazdı. Yücel, mektubunda, “Beni özgürlüğümden alıkoymuş olsa da sorgulanma süreci ve (tutuklanma) karar gerekçesi hâlâ gülmeme neden oluyor” ifadesini kullandı.

Avukatlarının kendisini cezaevinde ziyareti sırasında mektubu kaleme alan gazeteci Yücel, kendisine destek veren herkese teşekkür etti.

Deutsche Welle Türkçe’de yer alan habere göre, Deniz Yücel’in Die Welt gazetesinde yayınlanan mektubu şöyle:

“Merhaba Dünya,

13 gün polis gözetiminde tutulduktan sonra şu anda İstanbul-Metris cezaevinde bulunuyorum. Kulağa tuhaf gelebilir ama şu anda sanki özgürlüğümün küçük bir parçasını yeniden kazanmış gibi hissediyorum: Gün ışığı! Taze hava! Doğru dürüst yemek! Çay ve Nescafe! Sigara! Gazeteler! Gerçek bir yatak! Sadece benim istediğim zaman kullanabileceğim bir tuvalet. Gün boyunca -eğer istiyorsam- birkaç siyasi tutuklu ile mutfak ya da avlu, akşam da sadece bana ait olan hücrem. Burada fazla kalmayacağım ama yine de burası iyi. Beni özgürlüğümden alıkoymuş olsa da sorgulanma süreci ve (tutuklanma) karar gerekçesi hâlâ gülmeme neden oluyor. Mektubumu burada kesmek zorundayım. Ama tüm arkadaşlara, yakınlara, meslektaşlara benim için mücadele veren tüm insanlara teşekkür ediyorum. İnanın, bu bana iyi geliyor hem de çok iyi.

İçtenlikle,

Deniz”

 

(DW)

Asbestle gündeme gelen yıkımın altından AVM ve otel planı çıktı!

Yüzde 15 ile yüzde 40 arasında kanserojen asbestin en tehlikelisinin tespit edilmesiyle gündeme gelen endüstriyel SİT alanı Maltepe Havagazı Fabrikası’nın arazisine ilişkin imar planlarında defalarca değişikliğe gidildiği öğrenildi. Şehir Plancıları Odası Ankara Şubesi’ne göre, Havagazı Fabrikası’nın yerine AVM ve otel yapılması planlanıyor.

Uzun yıllar atıl kalan ve içinde kanserojen madde asbest bulunan fabrikayı yıkmak için belediye birkaç gün önce harekete geçti. Fabrikanın bir bölümüne dört emsal gibi yüksek bir inşaat izni verilirken, araziye mağaza, AVM ve otel yapılması planlanıyor.

Mimarlar Odası Ankara Şubesi Başkanı Tezcan Karakuş Candan, Tok Sokak dış duvar üstünden, Enerji SA mescit arkasından ve sahada çalışma yapılan iki kepçeden alınan numunelerde yüzde 15 ila yüzde 40 arasında asbest türünün en tehlikesi ‘amphibole’ tespit edildiğini söylemişti.

Mimarlar Odası Ankara Şubesi ve Ankara Tabip Odası, söz konusu fabrikanın yıkım işleminin durdurulması için Ankara Bölge İdare Mahkemesi’ni başvurmuş, mahkeme ‘saatler sonra’ başvuruyu karara bağlayarak yıkımın durdurulmasına hükmetmişti.

Yıkım tartışması 1990’larda başladı

Fabrikanın yıkımıyla ilgili tartışma aslında ilk değil. 1990 yılında büyükşehir belediyesi tarafından ‘iş merkezi’ yapılması amacıyla yıkılması gündeme gelen fabrika, 1991 yılında tescillenerek koruma altına alındı.

Ancak cumhuriyet dönemi Ankara’sının sanayileşme ve kentleşme adımının en önemli tanıklarından fabrikayla ilgili yıkım tartışmaları devam etti. Ankara Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu, 26 Mayıs 2006 yılında Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu kapsamına giren özelliklerinin kaybolmuş olduğu iddiasıyla tescilin kaldırılması kararını aldı.

Bir ay sonra fabrikanın yıkımı başlarken, tekrar toplanan koruma kurulu yıkımı durdurdu, ancak fabrikanın bir bölümü tamamen yıkıldı. Bugünlerde diğer bölümleri yıkılan fabrikayla ilgili rant projeleri de o günlerde gündeme geldi.

Diken’den Rıfat Doğan’a konuşan Şehir Plancıları Odası Ankara Şubesi Genel Başkanı Emre Sevim, alanın 2010 yılında ‘Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Projesi Alanı’ ilan edildiğini, açtıkları dava sonucu bu planın iptal edildiğini aktardı. 2012 yılında yeniden yapılan bir planla yoğun yapılaşma öngörüldüğünü dile getiren Sevim, bunun da mahkemece 2013 yılında iptal edildiğini ifade etti.

‘Yıkımın sebebi AVM’

Son olarak geçen yıl haziran ayında alana ait üç parselde yeni bir plan değişikliği yapıldığını ifade eden Sevim, şunları söyledi:

“Plan değişikliğine konu olan 3 parselden biri 4 emsal yapı yoğunluğuna sahip ‘Kamusal Tesis Alanı’. Bu alanda yer alacak yapılar ise plan notları ile kamu hizmeti için kullanılacak resmi binalar, ibadet yerleri, özel eğitim, özel sağlık tesisleri, sinema, tiyatro, opera, müze, kütüphane, konferans salonu gibi kültürel tesisler ile düğün salonu gibi eğlence tesisleri, otel, yurt, işhanı, büro, pasaj, çarşı gibi ticari üniteler, spor tesisleri, otopark yapıları olarak tanımlanmış. Diğer 2 parsel ise 2,5 emsal yapı yoğunluğuna sahip ‘Kentsel Servis Alanı’. Bu alanda ise plan notları ile büro, iş hanı, lokanta, çarşı, çok katlı mağaza, banka, otel, sinema, tiyatro gibi sosyal kültürel tesisler, yönetimle ilgili tesisler, bölgesel ihtiyacı karşılamak üzere yapılması planlanan özel / resmi eğitim ve sağlık ve benzeri tesisler var.”

‘Başka bir şekilde değerlendirilebilirdi’

Fabrikanın yıkılmasına karşı olduklarını dile getiren Sevim şöyle dedi:

“Burası yıkılmadan başka bir şekilde işlevlendirilebilirdi. Almanya’da örneğin bunun örneği var, yıkılmadı ve başka bir şekilde değerlendirildi. Orada fabrikanın soğutma bacası dağcılar için tırmanma kulesi olarak dönüştürüldü. Maalesef biz de öyle olmadı ve fabrikanın çoğu bölümü yıkıldı çok az bir bölümü kaldı. Onlar da yıkılacak. Bunların hepsi de hepi topu bir AVM elde etmek için yapıldı. Oysa farklı şekilde değerlendirilebilirdi, Ankara’da onlarca AVM var.”

Fabrikanın geçmişi

Maltepe Havagazı Fabrikası’nın inşasına başkentlilerin ısınma ve aydınlanma ihtiyacını karşılamak amacıyla 1928 yılında başlandı. Fabrika 1933 yılında 40’ı aşkın birimiyle yerleşke halini aldı.

Fabrika, 20’nci yüzyıl sanayi mimarisinin en önemli mimarlarından Wener Issel öncülüğünde ilk yıllarda Alman, sonraki yıllarda ise Almanların yanısıra İngiliz ve Türk ustalarca inşa edildi. ‘Jansen Planı’nda sanayi kuşağı olarak belirtilen alanda yer alan fabrika, 1950’li yıllara kadar faaliyetini sürdürdü.

 

(Diken)

“Nerede sağlığı tehdit eden bir şey varsa arkasında Melih Gökçek var”

HDP İzmir Milletvekili Ertuğrul Kürkçü, Meclis Genel Kurulu’nda Ankara’da 350 ton asbest barındıran havagazı fabrikasının hiçbir önlem alınmadan yıkılması ve bu yıkımın halk sağlığı açısından yarattığı tehditle ilgili açıklamalarda bulundu. Kürkçü’ye göre, başkentte sağlığı tehdit eden ne varsa, arkasındaki isim Ankara Büyükşehir Belediyesi Başkanı Melih Gökçek.

HDP’li Kürkçü, Dünya Sağlık Örgütü ve Uluslararası Çalışma Örgütü’nün asbest maddesinin insanların bulunduğu alanlarda kullanılmaması gerektiğine yönelik açıklamaları olduğunu belirterek “Havagazı fabrikasının bu kadar palas pandıras yıkıma girişilmesinin nedeni de çok açık: Yeni bir rant alanı açılması. Bunun için işçi sağlığı, halk sağlığı hiçe sayılarak bu adımlar atılmıştır.” dedi.

Kürkçü şu ifadeleri kullandı:

“Türkiye’nin üyesi olduğu uluslararası kuruluşların, Dünya Sağlık Örgütünün, Uluslararası Çalışma Örgütünün, asbestosun hiçbir zaman inşaatlarda, kent yaşamında, sanayide kullanılmaması gerektiği konusunda hükûmetlere yönelik çok açık direktifleri var. Ankara Belediyesinin belediye hizmetlerini gerçekleştirirken gözettiği temel ilkenin halka hizmet ve halkın yararı değil, kârlılık ve gelir gibi ilkeler olduğunu biliyoruz. Havagazı fabrikasının bu kadar palas pandıras yıkıma girişilmesinin nedeni de çok açık: Yeni bir rant alanı açılması. Bunun için işçi sağlığı, halk sağlığı hiçe sayılarak bu adımlar atılmıştır.

Tüm Ankara asbest tehdidi altında

“Bunun yalnızca o gün orada çalışmakta olan işçiler için bir risk kaynağı olduğuyla da yetinmememiz gerekir. Çünkü asbest liflerinin büyük bir hızla yayılma ve kaynağından çok daha uzağa gitme kabiliyeti vardır. Dolayısıyla çok daha geniş bir çevreyi etki altına alacağı ortadadır. Asbest lifleri dağılırken üzerine konduğu, nefes borularına girdiği insanları partilerine, sınıflarına göre ayırt etmiyor. AKP’li yurttaşlarımız da bunun tehdidi altındadır, Cumhuriyet Halk Partili yurttaşlarımız da. Ankara’da bulunan herkes bunun tehdidi altında. O yüzden hafife alınmaması gerekir.

Asbestle temas taammüden cinayet

“Bütün meslek kuruluşları asbestle temasın kasıtlı bir biçimde gerçekleştirilmesini taammüden cinayet olarak değerlendiriyorlar. Asbestin kansere yol açtığı Dünya Sağlık Örgütü tarafından apaçık ortaya konuldu. İşçi sağlığıyla doğrudan doğruya ilgili olan birinci derecedeki uluslararası kuruluş, Uluslararası Çalışma Örgütü de bunu kayıt altına aldı.

Nerede sağlığı tehdit eden bir şey varsa arkasında Gökçek var

“Bu yıkım, Ankara Belediyesi’nin çevreye ilişkin, insan sağlığına ilişkin, halk sağlığına ilişkin ihmallerinin yeni bir örneği. Aslında Melih Gökçek Başkanlığındaki Ankara Belediyesi’nin bu anlamda oluşturduğu geniş bir deneyim alanı var. Melih Gökçek’in belediyesine baktığımız zaman insan sağlığına, kamu yararına aykırı bir faaliyetten şüphelenmek için her türlü sebebimiz var. Sadece belediye hizmetleri alanında değil, üstüne hiç vazife olmayan alanlarda da öncü rol oynuyor. Çeşitli sivil silahlanma girişimleri gibi. Nerede hayatı tehdit eden, nerede sağlığı tehdit eden bir şey varsa onun arkasında bir belediye faaliyeti görmek son derece tuhaf. Belediyenin biricik işi tam tersini gerçekleştirmekken ne yazık ki bunlara tanık oluyoruz.

“Bu yıkım, Melih Gökçek’in halk sağlığına karşı faaliyetler portföyünün içerisinde sadece bir anıdır. Ankara Belediyesi hakkında daha genel bir görüşmeye ihtiyacımız vardır.”

 

(Ajanslar)

Gezi’nin palalı saldırganı ‘tehdit ve el koyma’dan tutuklandı

Gezi Direnişi sırasında bir kadına tekme atıp palayla saldıran Sabri Çelebi, Libyalı bir işadamını tehdit ettiği iddiasıyla 2 kişiyle birlikte tutuklandı.

Libyalı bir işadamı, geçen hafta savcılığa başvurarak Sabri Çelebi adlı kişi tarafından tehdit edildiğini belirtti. Şikâyet dilekçesinde Sabri Çelebi ile gece kulübünde tanıştığını anlatan işadamı, “Samimiyetimiz artınca, Dubai’den lüks araç getirmemi istedi. Bende Dubai’de Lincoln marka aracı getirdim. 110 bin dolara anlaştık. Ancak bir süre sonra bana parayı vermedi. Sonra beni tehdit ederek araca el koydu” dedi.

Habertürk’ten Veli Sarıboğa’nın haberine göre, savcılık şikâyet dilekçesini Asayiş Şube Müdürlüğü’ne gönderdi. Savcılıktan gelen evrak üzerine Asayiş Şube Müdürlüğü ekipleri harekete geçti. Prosedür gereği bir kez daha mağdurun ifadesini alan polis, Libya’lı iş adamının şikâyetçi olduğu kişiyi incelemeye aldı. Yapılan araştırmada, şüphelinin, Gezi Direnişi’nde göstericilere ‘pala’ ile saldıran Sabri Çelebi olduğu ortaya çıktı.

Soruşturma kapsamında düzenlenen operasyonla, Sabri Çelebi ile tehdit ve el koyma olaylarına karıştığı belirlenen 2 kişi daha gözaltına alındı. Lincoln marka araca da el konuldu. Emniyette suçlamaları kabul etmeyen Çelebi, Libyalı işadamını tehdit etmediğini söyledi. Yapılan soruşturmanın ardından Çelebi ile 2 kişi İstanbul Adalet Sarayı’na gönderildi. Savcının tutuklanma talebiyle mahkemeye sevk ettiği 3 şüpheli, mahkeme tarafından tutuklanarak cezaevine gönderildi.

27 yıl hapsi istenmişti

Gezi Direnişi’nde Taksim’de elindeki palayı etrafa sallaması, bir kadına tekme atması ve emniyet müdürünü elinden yaralamasıyla gündeme gelen ‘Palalı’ Sabri Çelebi, 6 Temmuz 2017’de yakalanıp serbest kaldı. Palalı hakkında itiraz üzerine yakalama kararı çıkarıldı. 1.5 ay sonra Türkiye’ye dönen Çelebi, yeniden serbest bırakıldı.

 

(Habertürk)

Yıllık enflasyon 5 yıl sonra çift haneye çıktı

Tüketici fiyatları Şubat ayında aylık bazda yüzde 0,81 yükselerek beklentileri aştı ve yıllık enflasyon yüzde 10,13’e yükselerek son 5 yılda ilk kez iki haneye ulaştı.

Reuters haber ajansı Şubat ayı enflasyonu için yüzde 0,47’lik bir artış öngörmüştü.

Aylık en yüksek artış yüzde 2,82 ile ulaştırma grubunda olurken, fiyatlar sağlıkta yüzde 2,17, çeşitli mal ve hizmetlerde yüzde 1,38, konutta yüzde 1,18 ve eğlence ve kültürde yüzde 0,89 arttı.

Mevsim sonu indirimli satışların etkisiyle, aylık en fazla düşüş gösteren grup yüzde 3,35 ile giyim ve ayakkabı oldu. Ana harcama grupları itibariyle 2017 yılı Şubat ayında endekste düşüş gösteren bir diğer grup ise yüzde 0,67 ile ev eşyası oldu.

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) verilerine göre, Şubat ayı itibarıyla 12 aylık ortalamalar dikkate alındığında, tüketici fiyatları yüzde 7,88, yurt içi üretici fiyatları yüzde 5,87 arttı.

Şubat’ta en fazla enflasyon artışı yüzde 1,34 ile Trabzon, Ordu, Giresun, Rize, Artvin, Gümüşhane’de oldu.

Reuters haber ajansı, yatırımcıların güvenlik sorunlarından, siyasi istikrarsızlıktan ve ekonominin yavaşlamasından endişe ettiklerini belirtiyor. Yatırımcıların Merkez Bankası’nın Türk Lirası’na değer kazandıracak ve enflasyonu azaltacak faiz artırımına siyasi baskılar nedeniyle gitmemesinin endişe yarattığı da kaydediliyor.

ABD doları, enflasyon rakamlarının açıklanmasının ardından Türk Lirası karşısında 3,7460’a yükseldi. Daha sonra 3.72 seviyelerine geriledi.

En çok mandalina zamlandı

Tüketici fiyatları bazında Şubat’ta en yüksek fiyat artışı yüzde 27,52 ile mandalinada oldu.

Mandalinadaki fiyat artışını, yüzde 23,29 ile nar, yüzde 10,69 ile limon izledi.

Şubat’ta fiyatı en çok artış gösteren diğer ürünler arasında yüzde 10,23 ile salatalık, yüzde 9,59 ile tuvalet kağıdı, yüzde 9,47 ile kalem, yüzde 7,47 ile portakal, yüzde 7,24 ile kahvaltılık tereyağı, yüzde 6,74 ile sabun, yüzde 6,04 ile resim boyaları, yüzde 5,87 ile LPG dolum ücreti dikkati çekti.

Geçen ay en fazla fiyat düşüşü ise yüzde 22,3 ile domateste gerçekleşti. Bunu yüzde 21,11 ile karnabahar, yüzde 18,04 ile patlıcan, yüzde 12,73 ile kabak, yüzde 11,49 ile Umre’ye gidiş ücreti, yüzde 9,59 ile kadın botu, yüzde 9,31 ile kadın kabanı, yüzde 9,26 ile genç odası takımı, yüzde 8,91 ile çocuk kazağı izledi.

Yıllık en yüksek fiyat artışı alkollü içecekler ve tütünde

İki haneye çıkan yıllık enflasyon kapsamında en çok artış gösteren ürünler alkollü içecekler ve tütün olurken giyim ve ayakkabı en fazla düşüş gösteren ürünleri oluşturdu.

Alkollü içecekler ve tütün, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 21,72 arttı.

Bunu ulaştırma yüzde 17,96, çeşitli mal ve hizmetler yüzde 12,82, sağlık yüzde 12,53, eğitim yüzde 9,33 ile izledi.

2012 yılı Nisan ayında enflasyon yüzde 11,14’ü görmüştü.

 

(BBC Türkçe)

Palmira antik kenti IŞİD’den kurtarıldı

Suriye ordusu Rusya’nın desteğiyle gerçekleşen harekatta Palmira antik kentini IŞİD işgalinden kurtardı.

Palmira antik kentinin yanı sıra, Palmira Havalimanı da terör örgütü IŞİD’den kurtarılırken, şehrin içinde, bazı ara sokaklarda çatışmaların devam ettiği belirtildi.

Suriye devlet ajansı SANA’nın aktardığına göre, Suriye ordusu Palmira antik kentini ele geçirdi. UNESCO Dünya Kültür Mirası alanı olan Palmira antik kenti, bir sene önce IŞİD’in elinden alınmasına rağmen, Aralık ayında terör örgütü tarafından tekrar işgal edilmişti.

Suriye ordusu önceki gün Palmira’nın tarihi kalesini geri aldığını açıklamıştı.

50 yıl çalıştığı antik kenti terk etmeyi reddetmişti

Antik kentin ortaya çıkarılmasında büyük katkısı olan arkeolog 82 yaşındaki Halid Esad, IŞİD’in kenti ilk işgalinden önce, antik kentteki taşınabilir kültür varlıklarının Suriye ordusu tarafından güvenli bölgeye taşınmasına yardım etmiş ancak 50 yıl çalıştığı antik kenti terk etmeyi reddetmişti. Halid Esad, terör örgütü IŞİD’in kenti işgalinin ardından, taşınan eserlerin yerini söylemediği için günlerce işkence görmüş ve vahşice infaz edilmişti.

(Ajanslar, Yeşil Gazete)

İşte savcılığın 38 kişilik “Yurtta Sulh Konseyi” listesi

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, 15 Temmuz darbe girişimine ilişkin iddianamede, kendilerine “Yurtta Sulh Konseyi” adını veren 38 kişilik cuntanın listesine de yer verdi. İddianameye göre, “Yurtta Sulh Konseyi”nin 1 numarası Akın Öztürk. 38 kişilik listede, AKP Genel Başkan Yardımcısı Şaban Dişli’nin kardeşi Mehmet Dişli de yer alıyor.

Savcılık, Genelkurmay Başkanlığı’nı basan, Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar başta olmak üzere çok sayıda üst düzey askerin rehin alınarak, Akıncılar Hava Üssü’ne götürülmesine ilişkin sürdürdüğü soruşturmayı tamamladı.

1 numaralı şüpheli Fethullah Gülen

Soruşturmanın ardından hazırlanan iddianamede Fethullah Gülen bir numaralı şüpheli olarak yer aldı. İddianamede toplamda 221 şüpheli yer alıyor. İddianameye göre cuntacıların 27 Mayıs darbesinden etkilendiği iddia edildi.

Hürriyet’ten Mesut Hasan Benli’nin haberine göre, iddianamede, 15 Temmuz darbe girişimini yönettiği ileri sürülen Yurtta Sulh Konseyi üyelerinin tespit edildiği belirtildi.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın hazırladığı iddianameye göre “Yurtta Sulh Konseyi” şu isimlerden oluşuyor:

1- Akın Öztürk: Hava Pilot Orgeneral, Yüksek Askeri Şura Üyesi

2- Ahmet Bircan Kırker: Tuğgeneral, Kara kuvvetleri Komutanlığı’nda Personel Plan ve Yönetim Daire Başkanı

3- Ahmet Özçetin: Hava Kurmay Albay, 4. Ana Jet Üssü Harekat Komutanı

4- Ali Kalyoncu: Tuğgeneral, Kara Kuvvetleri Komutanlığı’nda Personel İşlem Daire Başkanı

5- Ali Osman Gürcan: Tuğgeneral, Jandarma Genel Komutanlığı’nda 1. Jandarmam Komando Tugay Komutanı (Çakırsöğüt)

6- Ali Yazıcı: Kurmay Albay, Cumhurbaşkanlığı Başyaveri

7- Bilal Akyüz: Kurmay Albay, Kara Kuvvetleri Komutanlığı’nda Teşkilat Şube Müdürü

8- Cemil Turhan: Kurmay Albay, Genelkurmay Personel Başkanlığı General Amiral Şube Müdürü

9- Doğan Öztürk: Kurmay Albay, Genelkurmay Strarejik Dönüşüm daire Başkanlığı’nda Proje Geliştirme Şube Müdürü

10- Erhan Caha: Tuğgeneral, Kara Kuvvetleri Komutanlığı Kuvvet Geliştirme Daire Başkanı

11- Ertuğrul Terzi: Kurmay Yarbay, 28. Mekanize Tümen Komutanlığı’nda Tabur Komutanı (Mamak)

12- Fırat Alakuş

13- Gökhan Şahin Sönmezateş

14- Hakan Evrim

15- Halil Gül

16- İlhan Talu

17- Kubilay Selçuk

18- Mehmet Dişli

19- Mehmet Partigöç

20- Mehmet Şahin

21- Muhsin Kutsi Barış

22- Murat Aygün

23- Murat Koçyiğit

24- Mustafa Barış Avıalan

25- Muzaffer Düzenli

26- Orhan Yıkılkan

27- Osman Kardal

28- Osman Kılıç

29- Osman Ünlü

30- Ömer Faruk Harmancık

31- Özcan Karacan

32- Özkan Aydoğdu

33- Ramazan Gözel

34- Savaş Kabaklı

35- Semih Terzi

36- Sinan Sürer

37- Turgay Sökmen

38- Ünsal Coşkun

 

(Hürriyet)

Aliağa’da denize litrelerce yakıt sızdı

İstanbul Zeytinburnu ve Çeşme’nin ardından bir sızıntı da Aliağa’da meydana geldi. İzmir’in Aliağa ilçesinde hacizli “Bodyer” adlı kuru yük gemisinden denize litrelerce yakıt sızdı.

Aliağa’nın Karadut mevkisinde hacizli olarak demirli bulunan 5 gemiden biri olan 97.8 metre boyunda, 3 bin 936 grostonluk Türk bayraklı, ‘Bodyer’ isimli kuru yük gemisinin akaryakıt tankından litrelerce yakıt denize sızdı.

Aliağa Liman Başkanlığı yetkililerine haber verilmesi üzerine ekipler, geminin yanına giderek sızan yakıttan daha fazla bölgenin zarar görmemesi için, geminin etrafını bariyerlerle çevirdiler.

Mürettebatın bulunmadığı gemi çevresinde ekiplerin aldığı önlemler sürerken, gemideki yakıtın tahliye edilmeye başlandığı öğrenildi.

 

(BirGün)

Galataport ‘tarihi yutmaya’ devam ediyor: 106 yıllık postane binası da yıkıldı

İstanbul Karaköy’deki Galataport projesi inşaatı nedeniyle Tarihi Karaköy Yolcu Salonu’nun ardından yanında bulunan tarihi bina Paket Postanesi de yıkıldı.

Mimarlar Odası Büyükkent Şubesi dün düzenlediği basın toplantısında, Mimar Rebii Gorbon’un tasarladığı ve 1940’larda inşa edilen Karaköy Yolcu Salonu’nun hiçbir önlem alınmadan 17 Şubat’ta yıkıldığı hatırlatarak suç duyursunda bulundu.

Hürriyet’ten İdris Emen’in haberine göre, açıklamada, Kemankeş Mahallesi’nde bulunan 1911 yapımı tarihi Paket Postanesi’nin bir kısmının da yıkıldığı belirtildi. Açıklamada birinci derece koruma grubunda bulundurulan postaneyle ilgili olarak “Yıkım kararı olmadan, güçlendirilerek korunmasına dair raporlar bulunmasına rağmen üç cephesinin dış duvarları dışında tamamen yıkılmıştır” ifadesi kullanıldı.

Suç duyurusu

Galataport’un çevresel tahribat yarattığı belirtilen açıklamada, hiçbir önlem alınmadan yapılan zemin çalışmaları sırasında enjekte edilen betonun komşu binalara da zarar verdiği kaydedildi.

Oda tarafından, Galataport projesiyle ilgili “Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’na muhalefet ve kanunen verilen görevleri yapmayarak görevi ihmal” suçlamasıyla İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusu yapıldı.

 

(Hürriyet, Yeşil Gazete)