Ana Sayfa Blog Sayfa 2538

‘Çöp savaşı’nın ilk raundunu Filipinler kazandı

Kanadalı bir şirketin Manila limanına bıraktığı tonlarca çöpün “dönüştürülemez’ olduğunun anlaşılınca iki ülkenin arasını açan sorun, Kanada’nın çöpleri geri almayı kabul etmesi üzerine çözülme arefesinde. Kanada ağırdan alıyor ancak Filipin son tarih olarak 15 Mayıs’ı belirledi.

Filipinler ile Kanada arasında ‘savaş tehdidine’ kadar varan çöp tartışması ‘tatlıya bağlanıyor’. Kanada, çöplerini geri almayı ve tüm sevkiyat masraflarını karşılamayı kabul etti. Ancak sürecin haftalar boyunca sürebileceğini açıklaması Filipinli yetkilileri kızdırdı. Yetkililer, “15 Mayıs son gün” dedi.

Filipinli yetkililerin açıklamalarını aktaran Fox News, Kanada’nın yaklaşık yedi yıl sonra çöplerini geri almayı kabul ettiğini duyurdu. Ancak şimdi de süreç tartışması yaşanıyor. İlk etapta, 69 konteyneri göndermeye hazır olduklarını açıklayan Filipinli yetkililer, çöplerin alınması konusunda 15 Mayıs’ı son gün olarak belirlerken, Kanada tarafı gerekli evrakların ayarlanması nedeniyle taşıma işleminin ‘haftaları bulabileceğini’ açıkladı.

Filipinler Maliye Bakanlığı Kanada’nın ‘bürokrasiyi’ öne sürerek süreci yavaşlattığını söylerken, Dışişleri Bakanı Teddy Locsin Jr. de Kanada’yı uyararak, ‘sözde diplomatik işlemlerin’ Filipinler’i durdurmayacağını vurguladı. Devlet Başkanı Rodrigo Duterte’nin 15 Mayıs’a kadar çöplerin alınmasını beklediğini söyleyen Bakan, “Bu beklenti karşılanacak aksi takdirde…” ifadelerini kullandı.

Duerte: Biz çöplük müyüz?

Kanada merkezli özel bir şirket, 2013-2014 yılları arasında Manila limanına toplam 2450 ton çöp taşıyan 103 konteyner bırakmıştı.

Konteynerlerin üzerinde ‘geri dönüştürülecek plastikler’ yazıyordu ancak Filipinli yetkililer tarafından yapılan inceleme sonucu çöplerin geri dönüştürülemeyeceği anlaşılmıştı. Yetkililer, kargodan sorumlu şirketin gerekli izinlere sahip olmadığını belirterek çöpün yasa dışı olduğunu açıklamıştı.

Kanada’nın çöpünü geri almamasına pek çok kez tepki gösteren Filipinler Devlet Başkanı Rodrigo Duterte, “Biz çöplük müyüz? Kanada ile savaş açabiliriz. Onları alaşağı da edebiliriz. Çöplerini geri vereceğim, ne olursa olsun” demişti.

İran’dan nükleer rest: 60 gününüz var

İran, ABD’nin giderek artan baskılarına ve yaptırım kararlarına karşı nükleer anlaşma kapsamındaki bazı taahhütleri yerine getirmeyeceğini ve 60 gün içinde uranyum zenginleştirmeye yeniden başlayacağını açıkladı.

ABD Başkanı Donald Trump’ın nükleer anlaşmadan çekildikten sonra ekonomik kıskaca almaya çalıştığı İran hükümetinden karşı adım geldi. Tahran, 2015 yılında imzaladığı ancak ABD’nin geçen yıl geri çekildiği nükleer anlaşma kapsamındaki bazı kilit taahhütleri yerine getirmeyeceğini ilan etti.

İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, zenginleştirilmiş uranyum stoklarını ülke içinde tutacaklarını ve yurtdışına satmayacaklarını açıkladı. İran’ın uranyum stoklarını ülke dışına çıkarması, tarihi nükleer anlaşmanın kilit maddelerinden biriydi.

Ruhani ayrıca, uranyum zenginleştirmeye 60 gün içinde yeniden başlayabileceklerini de açıkladı. Ruhani, anlaşmaya taraf olan İngiltere, Fransa, Almanya, Çin ve Rusya’yı bu kararları konusunda bilgilendirdiklerini, bu ülkelerin ‘İran’ın petrol ve bankacılık sektörlerini Amerikan yaptırımlarından korumak yönündeki sözlerini tutmak’ için 60 günleri bulunduğunu belirtti.

İran Cumhurbaşkanı devlet televizyonundan yayınlanan konuşmasında, anlaşmadan tamamen çekilmek gibi bir planlarının olmadığını da ekledi.

Zarif: Uluslararası toplum anlaşmaya sahip çıkamadı

İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif de  ABD’nin nükleer anlaşmadan tek taraflı çekilmesine karşılık, “İran, nükleer anlaşma kapsamında gönüllü şekilde uyguladığı bazı taahhütleri yerine getirmemeyi çıkarlarına uygun görmüştür” dedi.

Resmi temaslarda bulunmak üzere gittiği Moskova’nın Vnukovo Havalimanı’nda konuşan Zarif, ABD’nin nükleer anlaşmadan ayrılmasının üzerinden bir yıl geçmesine karşın, anlaşmanın taraflarının İran’ın çıkarlarını koruyacak adımları atamadığını belirtti.

Avrupa Birliği ve uluslararası toplumun, ABD’nin baskılarına karşı koyacak güçte olmadığını ifade eden Zarif, “Bu yüzden İran, nükleer anlaşma kapsamında gönüllü şekilde uyguladığı bazı taahhütleri yerine getirmemeyi çıkarlarına uygun görmüştür.” dedi.

Zarif, nükleer anlaşmanın 26. ve 36. maddeleri çerçevesinde İran’a bu hakkın verildiğini hatırlatarak, “Yani biz nükleer anlaşma dışında değil, anlaşma kapsamında hareket ediyoruz.” ifadesini kullandı.

İran’la 2015 yılında varılan nükleer anlaşma, Tahran’ın nükleer programına getirilen kısıtlamalar karşılığında yaptırımların kaldırılmasını öngörmüştü. Washington yönetimi, İran ile BM Güvenlik Konseyinin 5 daimi üyesi ve Almanya arasında imzalanan nükleer anlaşmadan Mayıs 2018’de tek taraflı çekilerek yaptırımları yeniden uygulamaya başlamıştı.

Yağmur yandı, yangın söndü

Giresun’da ormanlık alanda çıkan yangına bölgenin sarp oluşu ve araç yollarının açılmamış olması nedeniyle müdahale edilemedi. Yangın, rüzgar kesilip yağmur başlayınca kendiliğinden söndü

Giresun’un Espiye ilçesinde ormanlık alanda çıkan ve müdahale edilemeyen yangın, 10 hektarlık alana zarar verdi. Yangın, rüzgarın etkisini yitirip yağmurun başlamasıyla birlikte 15.5 saat sonra kendiliğinden söndü.

Yangın dün Espiye ilçesine bağlı Sakarya köyü Honuz mevkiindeki ormanlı alanda, saat 14.30 sıralarında çıktı. Rüzgarın etkisiyle alevler kısa sürede geniş bir bölgeye yayıldı. İhbar üzerine bölgeye çok sayıda itfaiye, arazöz ve yangın söndürme ekibi sevk edildi. Ancak, bölgenin sarp olması ve araç ulaşımı için ormaniçi yolların açılmamış olmaması nedeniyle ekipler yangına müdahale edemedi.

Bunun üzerine alevlerin yerleşim yerlerine sıçramaması için önlemler alındı, vatandaşlar uyarıldı. Metrelerce yükseğe çıkan alevler, gece boyunca bölgeyi aydınlattı. Alevler, ilçe merkezinden de görüldü.

İtfaiye ve Orman İşletme ekipleri, sabaha kadar bölgede bekleyişini sürdürdü. Rüzgarın etkisini yitirmesi, hafif yağmur yağışının başlamasıyla yangın, saat 06.00 sıralarında kendiliğinden söndü. Bazı noktalarda dumanların yükseldiği bölgeyi izleyen ekipler, yangının tamamen sönmesini bekliyor. Yangının çıkış nedeninin belirlenmesi için çalışma başlatıldı.

 

Her şey çok güzel olacak – Leyla Alp

Adaleti sadece kendimiz değil herkes için istediğimizde her şey çok güzel olacak

Bölünmek yerine bir araya geldiğimizde her şey çok güzel olacak.

Ötelemek, itelemek yerine yan yana durduğumuzda her şey çok güzel olacak.

Ermeni’yi kardeş, Kürdü arkadaş, Laz’ı yaren gördüğümüzde her şey çok güzel olacak.

Arkamızı kollamak, birbirimizin kuyusunu kazmak yerine birbirimizin koluna girmeyi öğrendiğimizde her şey çok güzel olacak.

Adaleti sadece kendimiz değil herkes için istediğimizde her şey çok güzel olacak.

Üstün olmak yerine eşit olmaya çalıştığınızda her şey çok güzel olacak.

İlk dönemeçte, ilk zorda kaybolmak, arkadan vurmak yerine birlik olmaya inat ettiğimizde her şey çok güzel olacak.

Kendimizi, koltuğumuzu, ikbalimizi değil birbirimizi düşünmeye başladığımızda her şey çok güzel olacak.

Paranın, mevkiinin, şanın şöhretin değil vicdanın kıymetli olduğunu anladığımızda her şey çok güzel olacak.

İnsanları yaşadıkları yere, cinsiyetlerine göre ayırmaktan vazgeçtiğimizde her şey çok güzel olacak.

Sokakların erkekler kadar kadınların olduğunu kabul ettiğimizde her şey çok güzel olacak.

Sadece kendi çocuğunuz için değil tüm çocuklar için endişe duyduğumuzda her şey çok güzel olacak.

Sadece kendi hayvanımızı değil, tüm hayvanları sevdiğimizde her şey çok güzel olacak.

Tüm canlıların, sokaktaki kedinin, ağaçtaki kuşun ve elbette ağacın en az bizim kadar yaşam hakkı olduğunu gördüğümüzde her şey çok güzel olacak.

Evladımız yaşındaki çocukları mezara koymaktan utandığımızda her şey çok güzel olacak.

Susmak yerine, konuştuğumuzda her şey çok güzel olacak.

Haddimizin bildirilmesini beklediğimizde değil, hakkımızı istediğimizde her şey çok güzel olacak.

Korku kadar cesaretin de bulaşıcı olduğunu fark ettiğimizde her şey çok güzel olacak.

Bölünerek değil, birleşerek çoğalacağımızı anladığımızda her şey çok güzel olacak.

Ali’ye atılan tekmeyi, Ethem’e atılan kurşunu, Soma’da madenciyi, Ankara Garı’nı, Suruç’u unutmadığımızda her şey çok güzel olacak.

Kötülüğe itaat değil, isyan ettiğimizde her şey çok güzel olacak.

Tahakküme tahammül etmediğimizde her şey çok güzel olacak.

Her terörist yaftasında geriye çekilmek, korkmak yerine  “hayır” diyebildiğimizde her şey çok güzel olacak.

Evet yaralanacağız, evet kalbimiz kırılacak, evet umutsuzluğa kapıldığımız anlar olacak.  Kayıplarımız olacak, canımız yanacak. Ama inat ettiğimizde, vazgeçmediğimizde her şey çok güzel olacak.

Eğer umudumuz olmasaydı bu kadar acı çekmeyi göze alamazdık. Ve belki kim bilir her şey hiçbir zaman güzel olmayacak ama bizim başımız dik olacak.

Kimseyi satmamış olacağız, kimsenin hakkını yememiş, kimseye hakkımızı yedirmemiş olacağız. Duaları kirletmemiş, ağacın, böceğin, insanın canını almamış olacağız.  Nasıl şahane bir düşünün…

“Aşk örgütlenmektir bir düşünün abiler”

(t24.com.tr’den alınmıştır.)

Bozcaada, 23 Haziran’da ‘kapalı’

İstanbul’da seçimlerinin 23 Haziran’da yenilenmesi kararının ardından Bozcaada’daki işletmeler seçmenlerin oy kullanmasını teşvik için 23 Haziran’da İstanbul’dan müşteri kabul etmeyeceklerini açıkladı. Belediye de  o tarihe denk gelen Yerel Tatlar Festivali’ni erteledi.

23 Haziran’da yenilenecek İstanbul seçimleri nedeniyle Bozcaada’daki işletmelerin birçoğu İstanbul’dan gelecek misafirleri kabul edemeyeceklerini açıkladı. “Önce oy, sonra tatil” diyen işletmeler o tarihe yapılmış olan rezervasyonlar varsa müşterilerin herhangi bir kaybı olmadan yatırılan kaporaların iade edileceğini belirtti.

Bozcaada Haber’e göre, Bozcaada Belediyesi ve Bozcaada Turizm İşletmeleri Derneği (BOZTİD) İstanbul’da yenilenecek seçimlerin tarihine denk gelen Yerel Tatlar Festivali’nin 29-30 Haziran tarihlerine ertelendiğini açıkladı. Belediye’den yapılan açıklamada, “İstanbullu dostlarımızın kendi yerel yöneticilerini seçme konusunda büyük bir hassasiyet göstereceklerine, bu demokratik haklarını kullanarak oylarına ve sandıklara sahip çıkacaklarına olan inancımız tamdır. 23 Haziran hafta sonu hariç, tüm Bozcaada sizleri hasretle kucaklamak ve kendinizi evinizde hissedecek kadar misafirperverlikle karşılamak için sabırsızlanıyor” denildi.

Pek çok işletme de sosyal medya hesaplarından açıklamalar yayımlayarak, 22-23 Haziran’da İstanbullu misafir kabul etmeyeceklerini açıkladı. “Oyunuzu kullanın, öyle gelin” ortak temalı açıklamalardan bazıları şöyle:

ODTÜ Rektörlüğü LGBTİ+ etkinliğini yasakladı

Rektörlük, yasaklama gerekçesi olarak mahkemenin ‘geçersiz’ dediği kararı gösterdi.

ODTÜ Rektörlüğü, 10 Mayıs’ta ODTÜ’de yapılması planlanan LGBTİ+ yürüyüşüne  ve aynı kapsamda yapılacak etkinliklere izin verilmeyeceğini açıkladı.

GazeteDuvar’dan Nurettin Öztatar’ın haberine göre, “Ankara Valiliği’nin 03.10.2018 tarihli yasaklama kararının halen yürürlükte olması nedeniyle 10 Mayıs 2019 Cuma günü saat 17.00’de Üniversitemizde LGBTİ+ etkinliği adı altında çeşitli sivil toplum kuruluşları tarafından düzenlenmesi planlanan bu yürüyüşe izin verilmeyecektir” denilen açıklamada, 9-10 Mayıs 2019 tarihlerinde üniversite kampüsüne üniversite personeli ve öğrencileri dışında kimsenin alınmayacağını açıkladı. ODTÜ Rektörlüğü,  gerekli güvenlik önlemlerinin alınması için Ankara Emniyet Müdürlüğü birimleri ile görüşmelerin devam ettiğini de duyurdu.

ODTÜ Rektörlüğü geçtiğimiz yıl da etkinlikleri yasaklamış ancak binlerce öğrenci, cinsiyetçiliğe, homofobiye, transfobiye karşı yürümüştü.

Yasak kararı hukuk dışı

Yasaklama kararını değerlendiren Mülkiyeliler Birliği İnsan Hakları Merkezi Müdürü Hukukçu Dr. Kerem Altıparmak, ne Kaos GL’yi, ne yürümek isteyen öğrencileri, ne de Rektörlüğü bağlayan bir idari işlemin varlığından söz edilebileceğini söyledi.  OHAL sırasında Ankara Valiliği’nin bir yasaklama kararı aldığını hatırlatan Altıparmak, şunları söyledi: “Buna karşı da Kaos GL bir dava açmıştı. Bu dava yakınlarda Bölge İdare Mahkemesinde lehe sonuçlandı. Ama OHAL bittikten sonra bir de bu yazıda bahsi geçen bir yazı Valilikten Emniyete yazılmış. Kaos GL bu ikinci yazıyı da dava etti. İdare mahkemesi bu ikinci davayla ilgili “yazı Valilikten Emniyete yazılmış, sizler açısından bir hukuki sonucu yok o nedenle yürütülebilir bir idari işlem değil” dedi.”

‘Emisyon ihlali’ soruşturmasında Porsche’ye 535 milyon avro ceza

Almanya’daki dizel soruşturması kapsamında Porsche, 535 milyon avroluk cezaya çarptırıldı. Gerekçe, emisyon ihlali.

Porsche, dizel emisyonu değerleri standartlara uymayan araçları Avrupa ve diğer bölgelerde satışa sunduğu gerekçesiyle 535 milyon avroluk cezaya çarptırıldı. Almanya’nın Stuttgart şehrinde, savcılık tarafından yapılan açıklamaya göre firmanın geliştirme bölümü yasal sorumluluklarını ihmal ederek bu araçların satışına göz yumdu.

Ülkenin en büyük otomotiv üreticisi Volkswagen’in alt kuruluşu olan Porsche karara itiraz etmedi. Böylece ceza kesinleşmiş oldu.

2015’TE patlak vermişti

Volkswagen dizel skandalıyla ilk olarak 2015 yılında gündeme gelmişti. O tarihte ABD Çevreyi Koruma Ajansı (EPA) Volkswagen’in laboratuvar emisyon testlerinde bilinçli olarak dizel motorlarda aldatıcı yazılım kullanarak emisyon değerlerini manipüle ettiğinin tespit edildiğini açıkladı. Alman devinin söz konusu yazılımı dünya genelinde üretilen 11 milyon araçta kullandığı da ortaya çıktı. 2017’de Volkswagen suçunu kabul ederek 4.3 milyar dolar ceza ödemeyi kabul etti. Yanı sıra ABD’de 2009-2015 yıllarında üretilen araçları ücretlerini ödeyerek geri aldı.

Audi’ye de sıçradı

2018 yılında ise soruşturma kapsamında şirketin bir başka alt kuruluşu olan Audi’nin CEO’su tutuklandı. Audi de emisyon testlerindeki ihmalleri sebebiyle 800 milyon avro cezaya çarptırıldı. Bu yıl mart ayında ise ABD Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu (SEC) söz konusu skandallar yaşanırken Volkswagen’in Yönetim Kurulu Başkanı olan Martin Winterkorn ve ekibinin yatırımcıları yanılttığı gerekçesiyle suç duyurusunda bulundu.

Kılıçdaroğlu: Sorun artık bir demokrasi sorunu

Partisinin grup toplantısında konuşan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, YSK’nın İstanbul kararını ‘kumpas’ olarak değerlendirdi: ‘YSK’nın içindeki çete mensubu hakimler böyle bir karar verdi.’

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimlerinin iptal edilmesinin ardından Parti Meclisi’ni toplayan CHP lideri Kılıçdaroğlu, daha sonra TBMM grup toplantısına katıldı.

Kılıçdaroğlu’nun açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

  • Bu grup toplantımız biraz farklı. Tek konumuz var; hukuk. Tek konumuz var; toplumun vicdanı. Tek konumuz var demokrasi. Milletin iradesine kumpas kurmaya kalktılar. Hakimlerle birlikte kumpası kurdular. Onlara demokrasiyi öğreteceğiz.
  • Yerel seçimler yapıldı. Köy köy, mahalle mahalle, il il gezdiler. Dünyanın iftirasını attılar. Vatandaş tercihini kullandı, oyunu verdi. Ama bunlar demokrasiye, milletin iradesine kumpas kurdular.

​Sözde hakimler

  • YSK’daki sözde hakimler demokrasi adına, kendilerine hakim dendiği için utanırlar mı bilmiyorum. Esen rüzgara göre değil, kanuna göre karar veren bir YSK istiyoruz.
  • Hakim dediğin kişi verdiği kararın arkasında durur. Hakim dediğin kişi vicdanına göre karar veren adamdır. Hakim dediğin adam esen rüzgara göre yön değiştiren adam değildir. Hakim dediğin kişi satılık adam değildir.
  • Sandık Kurulları’nı biz oluşturmadık. AKP de oluşturmadı. Sandık Kurulu Kanunu’na göre YSK tarafından oluşturuldu. Son iki seçim de bu kurullarla yapıldı. Hiçbir şey bulamadılar, kendi oluşturdukları sandık kurulları nedeniyle seçimi iptal ettiler.
  • O yedi adam YSK içindeki çetenin organlarıdır. Yedi tane çete mensubu, sözde hakim. 7 sözde hakim, çete mensubu, AKP’nin arka kapıdan belli çevreleriyle hareket edip, seçimi iptal ettirdiler.
  • Kumpası CHP yapmadı ama bilmediğimiz birilerinin henüz tam olarak bilmediğimiz bir şeyler yaptığını biliyoruz’. Cümleyi anladınız mı bilmiyorum ama o 7 hakim anladı bunu ve seçimi iptal etti. Ki onlar YSK’nın içindeki çetenin organlarıdır.

Adlarını açıklıyorum

Değerli bir gazeteci Deniz Zeyrek, ‘YSK’dan AKP’ye ‘Başvuruyu yenileyin, yoksa usulden reddedilecek’ mesajının gittiğini, bunun üzerine AKP’nin 20 Nisan’da KHK’lıların durumunu bahane edip başvuruyu yenilediğini bir çok kaynaktan doğrulattım’ diye yazdı. Bugün geldiğimiz noktada iktidar mensuplarının YSK’da 7 taşeronu vardır.

  • Yüksek Seçim Kurulu’nda görev yapan çete mensuplarının adlarını açıklıyorum. Muharrem Akkaya, Nakiddin Buğday, Erhan Çiftçi, Zeki Yiğit, Faruk Kaymak, İlhan Hanağası, Refik Eğri. Eğri, soyadı ne kadar manidar değil mi?
  • İktidar sahiplerinin gücünü kullanarak, demokrasiye karşı kurulan kumpası bozmak YSK’nın tarihi sorumluluğudur demiştik. Ramazan günü haram yemeyi kabul ettiler. Kul hakkı yemek ne zamandan beri hakimlerin görevi oldu?
  • Seçim yenilenecekse 39 ilçede yenilenir, neden sadece Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimi? Sen neye göre karar veriyorsun? Bu hukuka saygı duyulmaz, bu hukuka saygı duymak adaleti dışlamaktır.

‘İmamoğlu, 16 milyon İstanbullunun adayıdır’

Adaletsizlik karşısında susan dilsiz şeytandır. Herkes için adalet olmalıdır. Adalet egemen güçlerin değil, 82 milyonun adaletidir. Üç kağıtçıdan hakim olmaz. İstanbullulara sesleniyorum, eğer vicdan taşıyorsanız bu çetelere ders vermek zorundasınız. Milletin iradesini yok sayarak birilerine yaranmaya çalıştılar. Hiçbir baba çocuğuna bu kadar ağır ve kötü bir miras daha bırakamaz.

  • Ortada bir hukuk cinayeti var. Fail de belli, azmettirenler de belli. Her şeye rağmen bu milletin ferasetine güveniyorum. 23 Haziran’da İstanbullular ellerini vicdanlarına koyup, yeniden bir tarih yazacaktır.
  • Ekrem İmamoğlu bu saatten sonra Cumhuriyet Halk Partisi’nin adayı değil, 16 milyon İstanbullunun adayıdır. Bu kısa süre içerisinde ne yaptı Ekrem İmamoğlu? Suda indirim yaptı; sırtı kalınlar için değil fakir fukara için.

‘İBB Başkanlığı tabelasına T.C’yi ekledi, bu da Bahçeli’ye kapak olsun

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı tabelasına T.C.’yi ekledi. Bu da Bahçeli’ye kapak olsun. ‘0-4 yaş arası çocuğu olan annelere, 0-12 yaş arası çocuklara ulaşım bedava olacak, öğrenci akbiline indirim yapacağız’ dedi. İmamoğlu Ankara’dan değil, 16 milyondan talimat alacak. Halkın derdine derman olacak ve harcanan her kuruşun hesabını verecek. Hiçbir çocuk yatağa aç girmeyecek.

  • Ne yaparlarsa yapsınlar bu seçimden galip çıkacağız. Hiçbir şekilde gücünüz bizi etkilemez. Çünkü biz gücümüzü halktan alıyoruz. Saray’dan güç alanlar bir gün tarih önünde hesap verecek.
  • Türkiye’nin tüm demokratlarını İstanbul için göreve çağırıyorum. Sorun artık bir İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı sorunu değil, sorun bir demokrasi sorunudur, ahlak sorunudur.

Belediye Başkan vekili İstanbul Valisi Yerlikaya oldu

Yürürlükteki mevzuata göre, İçişleri Bakanlığı’nın uhdesinde olan vekil atama kararını Cumhurbaşkanı Erdoğan açıkladı: Süreci İstanbul valimiz Ali Yerlikaya götürecek

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul Valisi Ali Yerlikaya’nın Belediye Başkan Vekilliği’ne getirilmesi hakkında “Bu süreci, İstanbul Valimiz Ali Yerlikaya götürecek. Şu anda İstanbul Valimiz Ali Bey, görevine başladı” dedi. Mevzuata göre, büyükşehir belediye başkanlıkları için ortaya çıkan bu tür durumlarda, vekil atama yetkisi İçişleri Bakanlığı’nın.

İstanbul Valisi Ali Yerlikaya, aynı zamanda 23 Haziran’a kadar Büyükşehir Belediye Başkan Vekili oldu.

Partisinin grup toplantısının çıkışında gazetecilerin sorularını yanıtlayan AKP lideri Erdoğan, “Bu kararı, siyasetçiler olarak sorunlarımızı demokrasi ve hukuk içinde çözme irademizi güçlendirecek, hakemliği milli iradeye bırakacak en doğru adım olarak görüyoruz. İstanbul seçimlerinin üzerindeki gölgenin kalkmasını sağlayacak bu kararı, demokrasimizi güçlendirecek önemli bir adım olarak görüyoruz” dedi.

‘Herkes haddini bilecek’

Erdoğan, grup toplantısında da TÜSİAD’a çattı; “Bazı işadamı grupları dünkü bu karardan sonra garip garip açıklamalar yapıyorlar. Bundan sonra da bizler bu tavırlarınızla ülkemizin geleceğine yönelik bir normalleşmeyi konuştuğumuz süreçte böyle bir açıklamayı yaparsanız bunlar normalleşmeyi getirmez. Yanlış yapıyorsunuz, önce herkes haddini bilecek. Herkes işini yapacak. Ekonomiyle mi uğraşıyorsun, iş adamı mısın, işini yap. Müdahale maiyetinde açıklamalar yaparsanız sizin de nerede olduğunuzu, nereye oturduğunuzu gösteriyor. Buna göre bizim de size bakışımız değişecektir” diye konuştu.

TÜSİAD’dan YKS’nin kararı üzerine dün atılan tweet’te “Kapsamlı bir ekonomik ve demokratik reform gündemine odaklanmamız gereken bu dönemde, seçim ortamına geri dönmek kaygı vericilidir” ifadeleri kullanılmıştı.

 ‘Millet bizden hesap sorar’

İstanbul’daki yerel seçimde “15 bin seçmenin iradesinin alenen gasp edildiğini” ilere süren Erdoğan, iptal edilen oyların sayımıyla aradaki farkın neredeyse yarı yarıya azalmamış olması durumunda meselenin buralara kadar gelmeyeceğini belirtti; “Biz bu yapılanların hesabını milli irade hırsızlarından sormazsak milletimiz bizden hesap sorar” dedi.

“Erdoğan şöyle konuştu: “62 bin sandık görevlisinden 20 bine yakınının kanuna rağmen banka ve özel okul çalışanlarının arasından seçilmiş olması şüphelerimizi daha da artırdı. İBB Başkanlığı seçimlerinde organize bir yolsuzluk, tam kanunsuzluk ve usulsüzlük olduğuna inanıyoruz.İptal edilen oyların çoğunun AK Parti’ye çıkması ve görevlilerinin neredeyse üçte birinin kanuna aykırı bir şekilde atanmış olması bunu gösteriyor.”

YSK’den tersi bir karar çıksaydı yine uyacaklarını söyleyen AKP lideri, ‘küresel bir senaryo doğrultusunda Türkiye’yi yeniden dizayn etmek isteyen bir projeyle karşı karşıya oldukları” iddiasını yineledi.

Boykot yok, CHP yeniden İmamoğlu’nu aday gösterdi

CHP’de olağanüstü Parti Meclisi toplantısı sona erdi. Ekrem İmamoğlu yeniden aday gösterildi.

CHP Parti Meclisi (PM) ve milletvekilleri, Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) İstanbul seçimlerinin yenilenmesi kararının ardından saat 10.00’da Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu başkanlığında toplandı.

Toplantıda boykot yerine 23 Hazrian’daki seçime gitme kararı alındı. Parti genel merkezinde düzenlenen toplantıya mazbatası iptal edilen Ekrem İmamoğlu, İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu ve milletvekilleri katıldı.

Kritik PM sonrası bir açıklama yapan İmamoğlu şöyle konuştu: “Demokrasimize büyük bir darbe vurulmuştur. Bu süreci hep birlikte tamir etmeliyiz. Tüm süreci genel başkanımız Genel Başkanımız Grup Toplantısı’nda açıklayacaktır . Gerçekten her şey çok güzel olacak. Hep beraber çok güzel işler başaracağız hem ülkemiz hem demokrasimiz adına. ”

PM toplantısı sonrası CHP PM üyeleri ve milletvekilleri ‘Demokrasi ve Özgürlük Bildirgesi’ yayımladı. “Ülkemizde tuz artık kokmuştur” denilen bildirgede, “sandık kurullarında şaibe varsa, 16 Nisan Anayasa Referandumu, 24 Haziran Cumhurbaşkanlığı, Milletvekili Seçimleri ve 31 Mart’ta Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimiyle aynı sandıkta ve aynı zarflarla yapılan ilçe belediye başkanlığı, belediye meclis üyeliği seçimlerinin de aynı kıstasla yenilenmesi” istendi. .

Kurullarda hata varsa tek sorumlusunun YSK olduğu belirtilen bildirgede, seçmene kusur yüklenemeyeceği ve cezalandırılamayacağı kaydedilerek, YSK üyelerinin topluca istifası istendi.

Kılıçdaroğlu: Bu ülkeye demokrasiyi getireceğiz

Toplantı öncesi bir açıklama yapan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ise “Çok güzel şeyler olacak, hiç kimse meraklanmasın. Bu ülkeye demokrasiyi getireceğiz. Her şeye karşın getireceğiz. Mücadelemiz demokrasi için olacak” değerlendirmesinde bulundu.