Ana Sayfa Blog Sayfa 2333

Rusya: Türkiye’nin yeni operasyon söylemi şaşkınlık verici

Rusya Savunma Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada Türk yetkililerin Suriye‘nin kuzeyine yeni operasyon yapılabileceği yönündeki ifadelerinin ‘şaşkınlık’ yarattığı belirtildi. Rus Savunma Bakanlığı açıklamasında “Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyinde yeni bir operasyon başlatması durumu daha da kötüleştirebilir” denildi.

Rusya’nın Türkiye sınırından Kürt grupların çıkarılmasına ilişkin  tüm sorumluluklarını yerine getirdiğini vurgulayan Bakanlık Sözcüsü İgor Konaşenkov, “Rusya’nın Türkiye ile olan 22 Ekim tarihli Soçi mutabakatının hükümlerini tam anlamıyla yerine getirdiğini ve getirmeye devam ettiğini hatırlatmak isteriz” dedi.

Çavuşoğlu: ABD ve Rusya mutabakata uymadı

Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve Rusya’nın Suriye’nin kuzeyi için imzalanan mutabakatlara uymadığını belirterek, “Eğer buralar temizlenmezse harekatı başlatacağız” demişti.

Çavuşoğlu şöyle konuşmuştu: “Sonuçta burada biz iki ülkeyle de beş gün içinde mutabakata vardık. ABD ve Rusya mutabakatın gereğini yaptılar mı hayır yapmadılar. Yapılması lazım çünkü biz üzerimize düşeni yaptık. Burada netice alamazsak tıpkı Amerika ile yaptığımız gibi yine gereğini yapacağız terör tehdidini mutlaka temizlememiz lazım.”

AB’nin en ‘yeşil’ bütçesi üzerinde uzlaşıldı

Avrupa Birliği’nin (AB) 2020 yılı bütçesiyle ilgili Brüksel’de devam eden görüşmeler pazartesi gecesi sonuçlandı. Avrupa Parlamentosu (AP) ile AB hükümet temsilcileri arasındaki müzakereler sonucunda 153.6 milyar euroluk bütçe üzerinde anlaşma sağlandı.

Bütçede iklim değişikliği, genç işsizliğiyle mücadele ve dijitalleşme için ek bütçe ayrılması kararlaştırıldı. 2020 bütçesi iklim değişikliği ile mücadeleye toplam bütçenin yüzde 21’inin ayrılması nedeniyle “en yeşil bütçe” olarak adlandırıldı.

Türkiye’ye yardım kısıldı

Deutsche Welle’nin aktardığına göre, yeni bütçede Türkiye’ye yapılan mali yardımlarda 85 milyon euroluk kesintiye gidildi. Hıristiyan Sosyal Birlik Partisi‘nden Avrupalı parlamenter Monika Hohlmeier sadece sivil toplum, Erasmus programı ve Suriyeli sığınmacılar için bütçe ayrıldığını kaydetti.

AB, 2019 bütçesinde de Türkiye’ye mali yardımlarda 147 milyon euro kesintiye gitmişti.

Brexit için de bütçe ayrıldı

AB ülkeleri öngörülmeyen gelişmelere yanıt verebilmek için 4 milyar euroluk bir rezervin hazırda tutulmasını da onayladı. Bu paranın Britanya’nın Avrupa Birliği’nden anlaşmasız ayrılması ya da Türkiye’nin Suriyeli sığınmacılar için daha fazla para talep etmesi halinde kullanmak üzere hazırda tutulması kararlaştırıldı.

Avrupa Birliği bütçesinin yaklaşık beşte birini üstlenen Almanya bütçeye en fazla katkı koyan AB ülkesi. Aktarılan para tarım, eğitim ve araştırma gibi çeşitli AB programlarında kullanılıyor.

Gürcistan’da parlamento kuşatma altında

Gürcistan‘ın başkenti Tiflis‘te toplanan 10 bini aşkın kişi, seçimlerin nispi temsil sistemine göre yapılmasını öngören değişikliğe destek vermeyen iktidardaki Gürcü Hayali Partisi‘ni protesto etmek için 14 Kasım günü sokaklara çıktı. Eylemciler, çadır kurarak geceyi parlamento binası önünde geçirdi.

Parlamento binasının önünde toplanan eylemciler,  hükümetin bir kez daha halka verdiği sözü tutmadığını ileri sürdü. Koalisyon hükümetinde yer alan 12 milletvekili ise istifalarını açıklayarak eylemlere destek verdi.

Eylemcilerin parlamento binası çevresini boşaltmasını isteyen polis gösterilerin Özgürlük Meydanı‘nda devam edebileceğini söyledi. Eylemcilerin bölgeyi terk etmemesi üzerine polis Pazartesi günü eylemcileri dağıtmak için biber gazı kullandı. Gösterilerde şu ana kadar en az 55 kişi gözaltına alındı.

Verilen söz tutulmadı

Geçtiğimiz Haziran ayında Tiflis’te düzenlenen 26. Ortodoks Parlamentolararası Genel Asamblesi toplantısına Rus milletvekili Sergei Gavrilov‘un başkanlık etmesine tepki gösteren halk sokağa çıkmıştı.  Haftalar boyunca süren eylemlerde göstericiler ülkedeki seçim sisteminin değişmesini ve nispi temsil sistemine geçilmesini istemişlerdi.

Eylemlerin şiddetlenmesi üzerine hükümet bu talebi kabul ettiklerini açıklamıştı. Gürcü Hayali Partisi Başkanı Bidzina İvanişvili, konuya ilişkin düzenlediği basın toplantısında, 2020’deki genel seçimlerin çoğunluk sistemi yerine, nispi temsil sistemine göre yapılmasına karar verdiklerini ifade etmişti.

Haziran ayında binlerce insan parlamento önünde eylemdeydi

Neden nispi temsil sistemi?

2016 genel seçimlerinde oyların yüzde 48.7’sini kazanan Gürcü Hayali Partisi’nin meclisteki koltukların yüzde 77’sini kazandığını söyleyen göstericiler hükümetteki partinin mevcut seçim sisteminden haksız bir şekilde faydalandığını iddia ediyor.

Oransal temsil sistemi olarak da bilinen nispi temsil sistemi’nde ise çoğunluk partisi dışındaki partilerin de kuvvetleri oranında üye seçmeleri mümkün oluyor. Böylece partiler oyları oranında milletvekili çıkarabiliyor.

ABD ve AB’den destek

Pazartesi günü ortak bildirin yayınlayan Amerika Birleşik Devletleri Büyükelçiliği ve Avrupa Birliği Gürcistan Delegasyonu “Parlamento’nun 2020’deki seçimlerde nispi temsil sistemine geçilmesi için gerekli düzenlemeleri yapmamasından doğan ve Gürcistan halkının büyük bölümünün paylaştığı hayal kırıklığını tanıdıklarını” söyledi.

Greenpeace: Bu sıcaklıklar doğal değil

Kasım ayının başından beri İstanbul’daki sıcaklık ortalaması 20 derecenin üzerinde seyrediyor. Bunun ‘doğal’ olmadığını belirten Greenpeace, mevsim normallerinin üzerinde seyreden sıcaklıkların iklim kriziyle ilişkisinin altını çizdi.

Meteoroloji verilerine göre kasım ayında İstanbul’daki sıcaklık ortalaması 21.7 dereceyi gördü. Oysaki 1981’den beri yapılan ölçümler İstanbul’da kasım ayının sıcaklık ortalamasının 11.7 derece olduğunu gösteriyor.

Son 50 yılda sıcaklık 1.2 derece arttı

Türkiye’nin ortalama sıcaklığı son 50 yılda 1.2 derece arttı. İstatistiksel olarak bakıldığında, Türkiye’nin ortalama sıcaklığı 1970-1978 yılları arasında 12.7 derece, 1979-1987 yılları arasında 12.8 derece, 1988-1996 yılları arasında 12.8 derece, 1997-2006 yılları arasında 13.4 dereceydi. 2007-2016 yılları arasında ise ortalama sıcaklık 13.9 dereceye yükseldi.

Tüm dünyanın yaşadığı iklim krizinin Türkiye’deki belirtilerinin bazıları şöyle:

  • Ekim ayında Türkiye’nin neredeyse tamamında sıcaklıklar mevsim normallerinin üstündeydi.

  • 2019 yılındaki sıcaklıklar en az 2018 yılındaki sıcaklıklar kadar yüksek seyrediyor.

  • Türkiye birkaç haftadır şiddetli kuraklığın etkisi altında.

  • Antalya’da nisan ayında çiçek açması gereken ağaçlar kasım ayında çiçek açtı.

‘Türkiye iklim krizinden en çok etkilenecek ülkeler arasında’

“İstanbul’da yaşadığımız bu güneşli günler hiç doğal değil”diyen Greenpeace Akdeniz İklim ve Enerji Proje Sorumlusu Onur Akgül, anormal sıcaklıkların ‘insan faaliyetiyle derinleşen iklim değişikliğinden kaynaklandığını’ belirtti.

Akgül, şunları söyledi: “Kömür, doğal gaz ve petrol gibi fosil yakıtların kullanımı ve yüksek karbon salımları sıcaklığı artırıyor, mevsimleri altüst ediyor. İnsan faaliyetleri, halihazırda sanayi öncesi döneme kıyasla gezegenin 1.0 derece ısınmasına sebep oldu. Türkiye, iklim değişikliğinden en çok etkilenecek bölgelerden birinde yer alıyor. Giderek bir krize dönüşen iklim değişikliği tüm Türkiye’de bize kuraklık ve doğal olmayan afetler olarak geri dönüyor. Bu etkileri yavaşlatmak, bu kötü gidişi durdurmak için Türkiye’nin harekete geçmesi, üç buçuk sene önce imzaladığı Paris Anlaşması’nı mecliste acilen onaylaması gerekiyor.”

HDP’li belediye başkanlarına ‘nükleer silahla öldürme’ suçlamasıyla müebbet istendi

Görevden alınan HDP’li Kulp Belediyesi Eş Başkanları Mehmet Fatih Taş ve Fatma Ay’a “Nükleer, biyolojik, kimyasal silah kullanarak öldürme” suçlamasıyla dava açıldı. Eş başkanlar hakkında, sekiz defa ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istendi.

Diyarbakır‘ın Kulp ilçesi Ağaçkorur köyü‘nde, 12 Eylül’de yedi kişinin öldüğü patlama nedeniyle görevden alınarak tutuklanan Kulp Belediyesi Eş başkanları Mehmet Fatih Taş ve Fatma Ay ile Halkların Demokratik Partisi (HDP) İlçe Eş başkanı Mehmet Abidin Karaman, Kulp Belediyesi Fen İşleri Müdürü Şener Aktaş, patlamada Ahmet Ay adlı yakınını kaybeden Mehmet Emin Ay, Kulp Belediye Meclis Üyesi Yücel Çete, kepçe operatörü Ümit Fidan hakkında yürütülen soruşturma tamamlandı.

Mezapotamya Haber Ajansı’nın haberine göre, Diyarbakır 9. Ağır Ceza Mahkemesi‘nce kabul edilen iddianamede, Eş başkan Ay ve Taş’a ile Şener Aktaş, “Terör örgütü propagandası yapmak”, “Tasarlayarak öldürme, tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurma veya el değiştirme”, “Devletin birliğini ve ülke bütünlüğü bozma”,  “Yangın, su baskını, tahrip, batırma, bombalama ya da nükleer, biyolojik, kimyasal silah kullanarak öldürmek“le suçlandı.  Karaman, Fidan, Çete ve Ay’a da “Terör örgütü propagandası yapmak” ve “Suçu ve suçluyu övmek” dışında aynı suçlamalar yöneltildi.

İddianamede, olay sonrası kolluğun sosyal medya araştırmalarında patlamadan 1 gün önce, patlamanın gerçekleştiği güzergâh üzerinde Kulp Belediyesi’nce yol çalışması yapıldığı tespit edildiğine yer verildi.

‘Çıngırak’ kod adlı gizli tanıklar

İddianamede Çıngırak -1 ve Çıngırak -2 kod adlı gizli tanıkların ifadesi de yer aldı. Her iki tanık da Muş-Kulp Karayolu üzerindeki Soravan Köprüsü‘nde nöbet tutan köy korucularına yemek götürdüklerini, köprüye bir kilometre mesafede, HDP’lilerin kullandığını bildikleri siyah renkli aracı park halinde gördüğünü öne sürdü; “Araçta HDP İlçe Başkanı Abidin Karaman, HDP Kulp İlçe Belediye Başkanı Mehmet Fatih Taş, Kulp Belediyesi Fen İşleri Müdürü, Emin Ay ile birlikte iki şahıs ayaktaydı” dedi.

Sanıklar iddiaları reddetti.

Şüphelilerin “devletin birliği ve ülke bütünlüğünü bozmak amacıyla faaliyetlerde bulunan PKK/KCK ile aynı fikir ve eylem birliği içerisinde bulunduğu sonucuna varılan iddianamede, gizli tanık beyanları, GPS ve GSM baz kayıtları, şüphelilerin kendi aralarında görüşmeleri hep birlikte dikkate alındığında şüphelilerin yedi kişinin öldüğü, 10 kişinin yaralandığı eylemi gerçekleştirdiği savunuldu; Taş ve Ay için sekizer kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istendi.

Avrupa Yatırım Bankası 2022’de fosil yakıtlara desteğini sonlandıracak

Yatırım Bankası (EIB), 2022 yılından itibaren fosil yakıt projelerini finanse etmeye son vereceğini açıkladı. Brüksel’de çevre krizi kapsamında aylardır yoğun tartışmalara neden olan konu açıklığa kavuşturuldu. Avrupa Komisyonu kömür, petrol ve doğalgaz kullanımının engellenmesini öngören kararı memnuniyetle karşıladı. Fransa Maliye Bakanı Bruno Le Maire ise açıklamayı ‘tarihi’ olarak niteledi.

Fransa ve Almanya Kararı Destekledi

Merkezi Lüksemburg’da bulunan EIB, Avrupa Birliği’nin finans kurumu olarak işliyor ve üye devletler tarafından destekleniyor.

Uluslararası çevre kuruluşu Greenpeace, geçtiğimiz Perşembe günü yapılan oylamada Fransa ve Almanya dahil 19 ülkenin yeni projeyi desteklediğini duyurdu. Doğal gaz ve nükleer enerji tartışmaları birçok ülkenin çekimser kalmasına yol açtığı ifade edildi.

AB çevreye 1 trilyon euro yatırım yapacak

EIB Başkanı Werner Hoyer iklimin zamanımızın politik ajandasının en önemli konusu olduğunu belirterek şöyle konuştu: “Bilim insanları şu anda yüzyıl sonuna kadar 3-4 derecelik sıcaklık artışına yöneldiğimizi tahmin ediyor. Bu olursa, gezegenimizin büyük bölümü, dünyanın dört bir yanındaki insanlar için feci sonuçlarla yaşanamaz hale gelecek. AB bankası, yıllardır Avrupa’nın iklim bankası oldu. Bugün ise hedeflerinde kuantum sıçramasına karar verdi. Fosil yakıtların finansmanını durduracağız”

Hoyer işbirliği ihtiyacını da vurgulayarak şunları söyledi: “Bankanın hissedarlarına ve AB üye devletlerine işbirlikleri için teşekkür ediyorum. Onlarla ve Avrupa Birliği Bakanlar Konseyi, Avrupa Komisyonu, Avrupa Parlamentosu, uluslararası ve finansal kurumlar ve en önemlisi özel sektörle 2050 yılına kadar iklim nötr bir Avrupa ekonomisini desteklemek adına çalışmayı dört gözle bekliyoruz.”

Avrupa Yatırım Bankası önümüzdeki 10 yıl içinde çevre projelerine 1 trilyon euro ayırmayı planladığını da duyurdu.Bankanın Başkan Yardımcısı Andrew McDowell, “2025 yılına kadar iki eurodan biri çevre projelerine ayrılacak.” dedi.

AB’nin verilerine göre geçen yıl EIB, 2 milyar euroluk fosil yakıt projesi finanse etti. EIB’nin 2013’ten bu yana finanse ettiği fosil yakıt projelerinin değeri ise toplam 13,4 milyar euroyu buldu.

Yeni politika, gelecekte EIB’nin enerji sektörüne dair taahhütlerini yönetecek ilkeleri şu şekilde detaylandırıyor:

  • AB Enerji Verimliliği Direktifi kapsamında AB’nin yeni hedefini desteklemek amacıyla enerji verimliliğini öncelikli kılmak.
  • 2030 yılına kadar AB genelinde %32 yenilenebilir enerji payını karşılamayı hedefleyen düşük veya sıfır karbon teknolojisine verilen destek sayesinde enerji dekarbonizasyonunu sağlamak.
  • Merkezi olmayan enerji üretimi, yenilikçi enerji depolaması ve e-mobilite için artan finansman.
  • Rüzgar ve güneş gibi yeni enerji kaynakları için gerekli olan şebeke yatırımlarının sağlanması ve ayrıca sınır ötesi bağlantıların güçlendirilmesi.
  •  AB dışındaki enerji dönüşümünü desteklemek için yatırımın etkisinin artırılması.

‘Bağımsız gazeteciler olmasaydı dünyayı böyle görürdük’

Basın özgürlüğünü savunan uluslararası sivil toplum örgütü Sınır Tanımayan Gazeteciler (Reporters Without Borders,RSF), bağımsız gazeteciliğin önemini vurgulayan bir video yayınladı.

RSF tarafından hazırlanan videoda Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad, Kuzey Kore lideri Kim Jong Un, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ABD Başkanı Donald Trump, Suudi Veliaht Prensi Muhammed Bin Selman, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ve Brezilya Devlet Başkanı Jari Bolsonaro‘nun çocuklar veya hayvanlarla fotoğrafları gösteriliyor. Bu görüntülerin ardından ise ekranda, “Bağımsız gazetecilik olmasaydı, haberlerde bunlar olurdu” ifadeleri yer alıyor. 

Birleşik Krallık seçimlerine ‘Yeşil Yeni Düzen’ damgası

Birleşik Krallık’ta İşçi Partisi’nin 2030 yılındaki karbonsuzlaşma hedefini ön plana çıkarması konusunda ön ayak olan bir kampanya grubu, kendi genel seçimler kampanyasını başlatıyor.

50 yerel grup ağının oluşturduğu Yeşil Yeni Düzen için İşçi Partisi (Labour GND), Jeremy Corbyn’in “iklim seçimini” kazanması için parti üyelerini harekete geçirmeyi ve üyelerinin gücünü kullanmayı planlıyor. Hareket, 30 Kasım – 1 Aralık tarihlerindeki ulusal eylem haftası kapsamında, İşçi Partisi aktivistleri ile kapı kapı dolaşarak bölge sakinlerinden oy isteyecek.

Labour GND yeni temsilcilerine ya da iklim politikası hakkında daha önce tecrübesi olmayan yardımcı olabilmek adına bir kaynak bankası kurdu. Seçim kampanyası süresince temsilcilere verilen paketin içerisinde bir eğitim rehberi, bir günü nasıl planlayacaklarına dair öneriler ve bir senaryo yer alıyor.

İşçi Partisi lideri Jeremy Corbyn.

Kampanya grubu ayrıca partinin yeşil endüstriyel devrim planının yeni kitlelere ulaştırılmasına yardımcı olması için grafik tasarımcılar, sanatçılar ve video grafikerlerden oluşan “dijital bir iklim ordusu” kurmayı hedefliyor.

YouGov tarafından yapılan en son anket araştırmasına göre ülkedeki yetişkinlerin %56’sı 2030 yılında tamamen karbonsuzlaşmayı destekliyor ve tüm yaş grupları arasında bu hedefi destekleyenler çoğunluğu oluşturuyor.

Bu araştırmayı referans gösteren Labour GND sözcüsü Lauren Townsend şunları söyledi:  “Son anketler insanların iklim konusunda şu anda radikal eyleme geçilmesini istediğini gösteriyor. Bu iklim seçiminde, ekonomiyi 2030 yılında karbonsuzlaştırma ve bir üst seviyeye taşıma konusunda sadece bir partinin eğilimi var, o da İşçi Partisi. İşçi Partisi’nin yeşil endüstri devrimi iklim krizi odaklı çözümler yaratırken daha adil, daha eşitlikçi ve refahı daha yüksek bir toplum kurmayı öngörüyor.”

İşçi Partisi konferansı 2030 yılında net sıfır karbon emisyonu planını oyladı. Liberal Demokratlar’ın 2045, Muhafazakar Parti’nin (Tories) ise  2050 için hedefi bulunuyor.

 

 

Mersin, ‘hayatı paylaşma’ya çağırıyor

2. Paylaşmanın Sanatı ve Zanaati Festivali 23-24 Kasım 2019’da Mersin Dikenliyol Semt Pazarı’nda gerçekleşecek. Hollanda Başkonsolosluğu‘nun desteklediği festival, Mersin Yenişehir Belediyesi, Kültürhane, ÇİTTA (Çukurova İnsan Tohum Toprak Atölyeleri) işbirliği ve MAYA Derneği’nin katkıları ile düzenlenecek.

Festival alanında takas masası ile üretici stantları yer alırken iki gün boyunca farklı saatlerde atölye çalışmaları, konser ve paneller de düzenlenecek. Festival alanında isteyenlerin evlerinden getireceği 15X15 ölçüsünde kumaş parçalarını birbirine iğnelerle ekleyeceği ’40 yama’ festivalin anısı olarak daha sonra birleştirilecek.

‘Alma onar, atma kullan’

Bu yıl festival temasının ‘Onarım’ olmasının önemli bir nedeni var. Festival alanında düzenlenecek etkinliklerle gezegenin yaşadığı tahribatın boyutları ele alınacak ve onu sadece korumaya çalışmanın bu tahribatı önlemeye yetmediğini anlatan içerikler üretilecek. Festivalde sınırlı katılımcı ile uygulanacak atölye çalışmalarında yer almak isteyenler organizasyon ile iletişim kurup kayıt yaptırarak etkinliklere ücretsiz katılabilir.

Festivali düzenleyen Kültürhane ve ÇİTTA paylaşmayı isteyen, onarımı merak eden, eğlenmek, farklı üreticilerle tanışmak ve umudunu yükseltmek isteyen herkesi Dikenliyol Semt Pazarı’na davet ediyor ve açıklamasında şöyle diyor:

 “Gezegenimiz, üzerinde yer alan tüm varlıklarla, havayla, suyla, toprakla yardım çığlığı yükseltiyor. Sahip olduklarımızı korumaya çalışmanın önemli bir çaba olduğunun farkında olsak da tek başına yeterli olmadığını görüyoruz. Atmak, yok etmek, tüketmek yerine onarıp yeniden hayata kazandırmak da gezegenimizi korumanın etkili bir yolu. Bu nedenle festival alanındaki stantlar, atölye çalışmaları, paneller ve hatta müzikle hayatı ve ilişkilerimizi yeniden onarmanın yollarına hep birlikte bakacağız. İki gün sürecek festival boyunca ekolojik tahribatın en önemli sebebi olan tüketimi azaltmak için elimizdeki araçları, nesneleri daha uzun kullanacak bakım-onarım bilgi ve tekniklerini paylaşacağız. Toprak, su, hava gibi doğal müştereklerimizi yeniden canlandırmanın yolları üzerine düşünüp tartışacak; sanatla, edebiyatla, bilimle, sporla kendimizi diriltecek; yasal haklarımızı ve sorumluluklarımızı idrak ederek yönetimlerimizi sağaltacağız. Tüm bunları birlikte yapabilmek için yeniden doğuşa, rejenerasyon, onarıma davetimiz var. Bunu yaparken ürettiklerimizi, deneyimlerimizi, sanatımızı ve zanaatimizi paylaşacağız çünkü hatırlayacaksınız, biz nerede berabersek umut orada…”

PROGRAM

23 KASIM 2019 CUMARTESİ

PANELLER

Yer: Kültürhane

11:00-13:00 ‘Eşyaları Onarmak- Onarım Zanaatkarları’ Nevin Sönmez, Ahmet Yeşilırmak, Handan Geçkin. Moderatör: Hanife Körünoğlu

15:00- 17:00  ‘Hollanda’da Onarım’ Freek Janssens & Mirte Amber Simons & Jip Cornelis Leendert Willem van der Duin.  Moderatör: Can Gatenyo

ATÖLYELER

10:30 – 12:30 Jonglörlük -Semt Pazarı Ada Bayraktar 0 543 450 90 25 11:30 

12:30 Tohum Topu- Semt Pazarı Bediz Yılmaz 0538 545 64 40

12:30-13:30 Tamir Atölyesi -Semt Pazarı Fatih Tuğay 0542 518 73 42

13:00-15:00 Çocuklar için Yazarlık-Kültürhane Fatma Işık Tuğcu 0536 485 23 50

13:30 – 15:00 Çocuklara Ahşap Atölyesi -Semt Pazarı Nişan Mesut Oyardı 0 543 809 04 96

15:30 – 16:30 Tasarım -Semt Pazarı Nilgün Yardımcı 0 545 373 83 29

15:00 – 16:00 Bisiklet Tamir -Semt Pazarı Hayriye Nur Okur 0546 442 24 60

Tüm Gün Bisiklet Eğitimi – Semt Pazarı Enes Erdoğan 0 544 809 20 60

KONSERLER

Yer: Dikenliyol Semt Pazarı

17:00 – 18:00 Serdar Keskin

18:00 – 19:00 ORFEO Trio (Hollanda)

***

24 KASIM 2019 PAZAR

PANEL

Yer: Kültürhane

11:00 – 13:00 ‘Doğayı Onarmak-Doğada Onarmak’ . Moderatör: Semih Türer, Esra Güven, Güneşin Aydemir, Mustafa Bakır

15:00- 17:00- ‘Kendimizi & İlişkilerimizi Onarmak’ Moderatör: Özlem Özgür Arıkan Serdar İskit , Çağla Kuriş, Murat Meriç

ATÖLYE

10:30-11.30 Çocuklarla Dikiş Atölyesi- Semt Pazarı Hediye Demir 0 552 403 47 11

11:30-12:30 Ritm (5 yaş altı) -Semt Pazarı Yeliz Güzel 0 505 492 46 23

13:00-15:00 Büyükler içinYazarlık- Kültürhane Fatma Işık Tuğcu 0536 485 23 50

13:00-14:00 Resim Atölyesi-1 Semt Pazarı Veli Mert 0 505 561 42 09

14:00-15:30 Ritm (5 yaş üstü) -Semt Pazarı Yeliz Güzel 0 505 492 46 23

15:00-16:00 Bisiklet Tamir -Semt Pazarı Hayriye Nur Okur 0546 442 24 60

16:00-17:00 Resim Atölyesi-2 -Semt Pazarı Veli Mert 0 505 561 42 09

Tüm Gün Bisiklet Eğitimi- Semt Pazarı Enes Erdoğan 0 544 809 20 60

KONSER

 Yer: Dikenliyol Semt Pazarı

17:00-18:00 Murat Meriç (Ruhu onaran şarkılar DJ Performans)

18:00-19:00 Mersin Oda Korosu

Nükleere yatırım yapmak isteyen ülkeler çözümsüz atık sorununu dikkate almalılar

Rusya ile anlaşmalar yaparak nükleer santral kurmayı planlayan Afrika ülkeleriyle ilgili hazırlanan bir haberi  Yeşil Gazete editörü  Ali Serdar Gültekin’in çevirisiyle “kıssadan hisse” diyerek paylaşıyoruz. Zira Mersin’de Akkuyu Nükleer Güç Santrali(NGS)’nin inşaatına devam ediliyor, Sinop’ta Japonya’nın çekildiği projenin akıbeti ise gelecek ay belli olacak. Öte yandan ne yıllardır TAEK’in ne de yeni kurulan Nükleer Düzenleme Kurumu’nun müdahalede bulunduğu İzmir’in Gaziemir’inde nükleer atık sorunumuz var.

***

Haber, bu hafta yayımlanan Dünya Nükleer Atık Raporu fosil yakıtlara alternatif olarak nükleer gücü ortaya süren hükümetler için kaygıları dile getiriyor: “Nükleer çağın başlamasından 70 yıl sonra hiçbir ülke atığını güvenli bir şekilde depolayabileceği bir yeri henüz inşa edemedi…”

Dünya Nükleer Atık Raporu’na göre Avrupa boyunca çeşitli sahalarda,  kullanılmış  nükleer yakıt çubuğu formunda 60,000 ton yüksek derecede radyoaktif atık depolanmış durumda. Bazıları kapasitesini aşan ve planlanandan onlarca yıl daha uzun süre kullanılması beklenen eski tesislerde tutuluyor. Almanya Yeşiller Partisi’ne yakın Heinrich Böll Vakfı’nın yayımladığı bir  rapora göre Finlandiya, onlarca yıl boyunca yüksek miktarlarda radyasyon yayacak nükleer atık için kalıcı bir depolama alanı inşa eden tek ülke.

“Düşünebileceğimiz insan ölçeğinin dışında bir zaman diliminden bahsediyoruz burada” diyor raporun baş editörü ve siyaset bilimci Arne Jungiohan: “Kimsenin zarar görmeyeceği, terörist saldırılara hedef olmayacak, nükleer silah yapımı için çalınmayacak bir şekilde atığı nereye koyacağımızı hala bilmiyoruz.”

Nükleer atıklar başlangıçta seyreltildiği düşünülerek  doğaya atılıyordu. Raporun ifade ettiğine göre 1960’lardan itibaren atıklardan güvenli ve ekonomik bir şekilde kurtulunmadığı anlaşıldı. Bu da gelişmekte olan ülkelerin nükleer santral sahibi olma girişimleri hakkında zor bir soruyu gündeme getiriyor.

2011 yılında bir tsunami Fukushima nükleer güç santralinin erimesine sebep oldu.
Ukrayna’daki Pripyat, yakınındaki Çernobil Nükleer Güç Santralinin 1986’da patlamasından sonra bir hayalet kasabaya dönüştü.

Sonraki yıllarda  Ukrayna’daki Pripyat yakınındaki Çernobil Nükleer Güç Santrali’nin 1986’da patlamasından sonra bir hayalet kasabaya dönüşmesi ve  2011 yılında deprem ve bir tsunaminin Fukushima Daiichi  Nükleer Santral Tesisi’nin üç reaktöründe tam erimeye neden olmuş olması  dünya kamuoyunun güvenlikle ilgili endişelerini artırdı.

 Afrika’da nükleer güç

Gelecek otuz yıl içinde Afrika’nın kentsel nüfusunun, altyapı ve enerji talebinin  iki katına çıkacağı öngörülüyor. Dünya Bankası verilerine göre, 2017 yılında, küresel ortalama olan %88’e kıyasla Afrikalıların sadece %50 elektriğe erişimi vardı.

Vatandaşlar bugün elektrik şebekesine bağlamak konusunda hevesli fakat Batılı ülkelerin yüksek salımlarından kaçınmak isteyen kaygılı bazı hükümetler ucuz olmasa dahi  nükleeri ucuz ve kesintisiz güç sağlama yöntemi olarak araştırmakta.

Dünya Nükleer Derneği’ne göre kıtada hali hazırda nükleer santral işleten tek ülke Güney Afrika, fakat bir düzine ülke de nükleer santraller üzerine düşünüyor, planlıyor ya da inşa ediyor. Issues in Science and Technology dergisinde bu yılın başında yayımlanan bir makaleye göre bazı ülkeler – Cezayir, Mısır, Gana, Kenya, Namibya, Nijerya, Tanzanya, Uganda ve Zambiya – Rus nükleer enerji şirketi Rosatom ile ortaklık anlaşması imzaladı. Diğerlerinin de Çin ile anlaşmaları bulunuyor.

Afrika ülkeleri üretebildikleri elektriği arttırmanın yanında elektrik arzlarının da daha güvenilir olmasını hedefliyor. Zira Nijerya ve Gana gibi ülkeler güç kesintisi nedeniyle  halkın dizel jeneratörlere yönelmesine bağlı hava kirliliği sorunu yaşıyor.

Afrika Ekonomileri Çalışma Merkezi araştırma üyesi Precious Akanou’ya göre, nükleer enerji Afrika için destekleyici bir rol oynayabilir  ve  “Fosil yakıt bağımlılığından kurtulana kadar nükleer enerji, şoklara karşı korumasız tek bir kaynağa aşırı bağımlılığa engel olabilir.”

Energiewende – Yenilebilir güç kaynaklarına geçiş

Nükleer enerji, bu noktada çevrecileri ikiye bölüyor. Bazıları nükleeri, karbondioksit salımlarını kısmak ve küresel ısınmanın yıkıcı etkilerinden sakınmak için fosil yakıtlardan uzaklaşmanın olmazsa olmaz parçası olarak görüyor. Eleştirmenler, 2011’deki Fukushima felaketinden sonra nükleerden çıkış sözü veren Almanya gibi ülkelerde nükleerin kaybının, ülkeyi kömüre bağımlı hale getirdiğini ve 2015 Paris İklim Anlaşması için verilen karbondioksit sözlerin tutturulamayacağını ifade ediyorlar.

Fakat, nükleer atık sorunu da  şimdiye kadar çözülmüş değil.  Rapora göre, hakkında veri bulunmayan Rusya ve Slovakya  hariç tutulduğunda, Fransa, Birleşik Krallık, Ukrayna ve Almanya Avrupa’daki nükleer atığın yarısından sorumlu ve hiç birinin yüzyıllarca atığı tutacak derin yeraltı depoları bulunmuyor.

Güney Afrika, Afrika’da nükleer güç santrali işleten tek ülke konumunda.

Dünya Nükleer Atık Raporu’ nun ortaya koyduğuna göre birçok hükümet atığın depolanmasının ve reaktörlerin devreden çıkarılmasının maliyetlerini azımsıyor. Bununla birlikte tutarsız kurallar bu maddi yükü tesis işletmecilerinden vergi mükelleflerinin gelecek nesillerine bırakıyor.

Rapora katkı veren, Avrupa Parlamentosu eski üyesi Rebecca Harms, çözülememiş nükleer atık sorununu “nükleer çağa girilmesi karşısında yıkıcı bir argüman” olarak tanımlıyor: “Afrika ülkeleri geçen 50- 60 yılda oluşturulmuş ve hiçbir çözümümüzün olmadığı nükleer mirası dikkate almalılar.”

Bu Perşembe (14.11.2019) Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) tarafından yayınlan Afrika Enerji Genel Görünüşü 2019 raporuna göre Sahraaltı Afrika’nın enerji talebinin, gelecek yirmi yılda %60 yükselmesi bekleniyor fakat nükleer kaynakların bunun sadece küçük bir kısmını karşılaması öngörülüyor. IEA enerji analisti ve raporun yazarlarından biri olan Kieran McNamara, “Sahraaltı Afrika’da gelecek ekonomik büyümenin yenilenebilir enerji kaynakları ve doğal gazla sağlanacağını düşünüyoruz” diyor.

Makalenin İngilizce Orijinali