Ana Sayfa Blog Sayfa 2245

‘Bisiklet hobi değildir’

Haber: Hatice Kurt

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin (IBB) dün düzenlediği Bisiklet Çalıştayı’nda, bisiklet kültürünün yaygınlaşmasının önündeki engeller ve bisikletçilerin sorunları konuşuldu. Belediye’nin  Zeytinburnu Sosyal Tesislerinde düzenlenen çalıştayda, “İstanbul Bisiklet Master Planı” ve “Bisiklet Yolları Tasarım Rehberi” konu başlıklarında sunumlar gerçekleştirildi; kent içi toplu taşıma sistemi, entegre bisiklet yolu ağı ve altyapıları ile ilgili sorun ve öneriler masaya yatırıldı.

Konu ile ilgili uzmanlar kurumlar, vatandaşlar, STK ve üniversitelerden temsilciler, dernekler, firmalar ve bisiklet kullanıcılarının görüş ve önerilerinin alındığı çalıştayın ardından bir yol haritası oluşturulacak.

Pedal çeviren İstanbul

Bisiklet Çalıştayı, İBB Ulaşım Daire Başkanı Utku Cihan’ın açılış konuşmasıyla başladı. ‘Bisiklet Şefliği’ adıyla, sadece bisiklet konusunda çalışan bir birim oluşturduklarını söyleyen Cihan, ulaşım sorunlarını aşmanın yolunun yaya-bisiklet-toplu taşımadan geçtiğine dikkat çekti. Cihan yatırım kararlarını bu yönde atmaya çalıştıklarını belirtti.

İBB Başkanlık Koordinatörü Ali Haydar Kahraman ise bisikletin Türkiye’de sadece hobi ve spor amaçlı bir aktivite olarak görülmesine karşın, dünyada ulaşım ve çevreyi korumak için kullanıldığına dikkat çekti. Kahraman, İstanbul’da 168 km bisiklet yolu olduğunu ancak bu yolların kullanım tabanlarının ancak 3 kilometre civarında bulunduğunu anlattı

Çalıştayda “Bisiklet Ana Planı Ve Bisiklet Yolları Tasarım Rehberi” sunumunu yapan mimar ve şehir planlayıcısı Caner Kılıç da hazırlanacak projenin bütüncül olması gerektiğini vurguladı. Kılıç şunları söyledi:

“Stratejik yaklaşımlar tanımlanmış, yurtiçi durum tespiti yapılmış, güzergahlar belirlenmiş, tasarı rehberi ve uygulama projeleri oluşturulmuş ve sosyal destek programlarıyla desteklenerek, yapılacaklarla ilgili bir raporlama yapılmıştır. Bisiklet, ülkemizde ulaşımın bir parçası olarak, maalesef hem fiziki altyapı ve yolların yetersiz düzenlemesi hem de sosyal altyapının yeterince oluşturulmaması nedeniyle beklediğimiz noktada değil. Bu çalışma kapsamında vizyonumuz, İstanbul’da bisiklet kültürünün geliştirildiği, ulaşımda yaygınlaştığı ve temiz bir çevre için pedal çeviren İstanbul’dur.”

Çalıştayda, katılımcılar, “Bisiklet yollarındaki fiziksel sorunlar,  Bisiklet yolu projelerinin uygulama sorunları, Bisiklet kültürü, Paylaşımlı bisiklet yolları,  Bisiklet park elemanları ve yer seçimleri konu başlıklarında tartıştı; sorulan şu sorulara cevap arandı:

İstanbul’da bisiklet ulaşımında karşılaşılan engeller nelerdir? Toplu ulaşım modları ile bisiklet entegrasyonu nasıl sağlanmalı? Bisiklet kullanımının yaygınlaştırılması için ne tür kampanyalar gerçekleştirilmeli? Bisiklet farkındalığını nasıl oluşturabiliriz? Bisiklet yolları yönetmeliği hakkındaki görüş ve önerileriniz nelerdir? Bisiklet ana planı / Bisiklet yolları tasarım rehberi ile ilgili görüş ve önerileriniz nelerdir? Paylaşımlı Bisiklet (İSBIKE) İstasyonları’nın yer seçimleri hakkında görüş ve önerileriniz nelerdir?

Kanal İstanbul projesine karşı meşaleli insan zinciri

Haber: Elif Ünal

Ya Kanal Ya İstanbul Koordinasyonu’nun çağrısıyla Kadıköy Süreyya Operası önünde bir araya gelen İstanbullular yapılması planlanan Kanal İstanbul projesine tepkilerini dile getirdi.

Yağan yağmura rağmen bir araya gelen eylemciler “Ormanlar, nehirler sermayenin değildir” sloganları eşliğinde el ele tutuşarak metrelerce uzanan karşılıklı bir insan zinciri oluşturdu.

Meşaleli zincirin karşısında polis zinciri

Eylemciler, proje gerçekleşirse İstanbul’un susuz kalacağını, vatandaşların arazisine el konulacağını, Marmara Denizi’nin öleceğini, Kuzey Ormanları’nın yok olacağını ve hafriyat kamyonlarının yedi yıl boyunca zehir saçacağını söyleyerek projeye karşı çıktılar. Eyleme katılan çok sayıda polis de Süreyya Operası önünde dizilen halkın karşısında sıraya geçerek polis zinciri oluşturdu.

Deprem varken neden kanal?

Ya Kanal Ya İstanbul Koordinasyonu tarafından okunan basın açıklamasında “İstanbullular olarak yıkım, talan ve rant projesi Kanal İstanbul’a karşı bir kez daha, bu defa Kadıköy’de, meşaleli insan zinciri eyleminde bir araya geldik” ifadeleri kullanıldı.

Kanal İstanbul projesine ayrılması öngörülen 110 milyar liraya vurgu yapılan açıklamada “Deprem tehdidini her an hisseden, sevdiklerinin hayatından kaygı duyan İstanbullular olarak soruyoruz: Hepimizin hayatı tehlikedeyken 110 milyar lira neden yıkılacağı kesin 50 bin belki de daha fazla konutun yenilenmesine değil de bir avuç zenginden başka hiç kimseye fayda sağlamayacak bir rant projesine gidiyor?” diye soruldu.

‘Yaşama karşı açılmış topyekûn savaş’

“Kanal İstanbul Projesine karşıyız. Bu proje akla, bilime, hukuka, halkın iradesine karşıdır. Sadece insanlara değil, bütün canlılara zarar verecek bir projedir. Adeta İstanbul’a, hava, su orman, deniz eko sistemlerine yani canlı yaşama karşı açılmış topyekûn bir savaştır” denilen açıklamanın devamında projeye neden karşı oldukları şu şekilde sıralandı:

İstanbullu susuz kalacak

Proje yapıldığı takdirde Terkos Gölü’ne tuz karışacak, Sazlıdere Barajı ortadan kalkacak. Küçükçekmece Lagünü ve yeraltı suları tuzlanacak.

Vatandaşın evine, arazisine el konulacak!

ÇED raporuna göre DOP kullanılarak halkın elinden, arazilerinin yüzde 45’i hukuksuzca, bedelsiz alınacak.

Marmara Denizi ölü deniz haline gelecek

Proje, Marmara Denizi’nin oksijensiz kalmasına, balık türlerinin yok olmasına, kanalizasyon sisteminin zarar görmesine neden olacak.

Kuzey Ormanları tamamen yok olacak

Kanal inşaatıyla, 23 milyon metrekare orman alanı, 136 milyon metrekarelik tarım alanı ve sulak alan ortadan kalkacak. Göçmen kuşlar, hayvanlar, endemik bitki türleri yok olacak.

Bir avuç zengin daha zengin olacak

Kanal İstanbul Projesi bir avuç inşaat sermayesine milyonlarca dolar kar sağlarken, projenin maliyeti vergilerimizle finanse edilecek.

Hafriyat kamyonları zehir saçacak

7 yıl boyunca  İstanbul trafiğine günlük 10 bin hafriyat kamyonu katılacak. Yıllarca toz, zehir soluyacağız. Sevdiklerimiz her gün hafriyat kamyonu tehdidi ile karşı karşıya kalacak.

Binlerce yıllık kent belleği yok olacak

Kanal, Bathenoa Antik Kenti ve İstanbul’daki ilk yerleşmelerden biri olan Yarımburgaz Mağaraları’nı yutacak”

Açıklama  “Yalana, talana, yıkıma, Kanal İstanbul’a birlikte dur diyelim. Ormanı, suyu  havayı, tarım alanlarını, sincapları, su samurlarını, leylek yavrularını, mahallemizi, parklarımızı, çocuklarımızın geleceğini, ez cümle yaşamı birlikte savunalım” ifadeleriyle son buldu. Basın açıklamasının ardından aktivistler Kanal İstanbul’a karşı eylemlerinin proje durdurulana kadar devam edeceğini söyleyerek eylemi sonlandırdı.

 

 

Hollywood yıldızlarından iklim krizine karşı kısa film: Yaşam Muhafızları

Çeviri: Ecem Albayrak

Oscar’ın favorisi Joaquin Phoenix, Joker’den sonraki filmini tanıttı. Extinction Rebellion ve Amazon Watch ile yaptığı kısa film, iklim ve ekolojik kriz için insanları harekete geçmeye çağırıyor.

Guardians of Life (Yaşam Muhafızları) adlı filmde Phoenix’e Rosario Dawson, Matthew Modine ve Oona Chaplin gibi bir dizi Hollywood yıldızı eşlik ediyor.

Harekete geçme çağrısı

Bir Los Angeles Acil Servisi’nde çekilen 2 dakikalık kısa film, halkı iklim ve ekolojik krizin farklı yönlerine angaje etmek için yeni bir kampanya başlatıyor. Film, Amazon ve yerli topluluklarının kötü durumu için bir kamu spotu niteliğinde ve yıkıcı orman yangınları, kuraklıklar, seller ve fırtına felaketlerinin bir sonucu olarak dünyanın her köşesinde gerçekleşen ormansızlaşma ve biyolojik çeşitlilik kaybı için bir alarm çağrısı görevi görüyor.

İklim grevinde gözaltına alınmıştı

Bu yılın 9 Şubat’taki Oscar’ında En İyi Erkek Oyuncu Ödülü adaylığı olan Joaquin Phoenix’in filme katılımı, kendisinin aktivizm tarihi göz önüne alındığında sürpriz değil. Phoenix, bir süre önce Washington’da aktris Jane Fonda tarafından düzenlenen ve iklim değişikliği ile hayvan tarımı arasındaki bağlantıdan bahsettiği bir protestoda gözaltına alınmıştı.

‘Seçimlere kadar bekleyemeyiz’

Phoenix, filmin kendisi için ne anlama geldiğini şöyle anlatıyor:

Bu film gerçekten bir eylem çağrısı. Et ve süt endüstrisinin iklim değişikliği üzerindeki etkisi hakkında farkındalığı arttırmak için dahil oldum. Gerçek şu ki, yağmur ormanlarını net bir şekilde kesip yakıyoruz ve bu eylemlerin dünya çapında olumsuz etkilerini görüyoruz.

İnsanlar hala zamanın olduğunun farkında değiller, ancak bu sadece şimdi harekete geçip tüketimimizde kapsamlı değişiklikler yaparsak mümkün. Hükümetlerin bu sorunları bizim için çözmesini bekleyemeyiz. Bu değişiklikleri yapmaya çalışmak için seçimlere kadar bekleyemeyiz. Kendi yaşamımızda değişimler yapmak ve şimdi harekete geçmek için bireysel bir sorumluluğumuz var.

On iki bölümlük serinin ilk filmi

Film, Mobilize Earth ile birlikte Extinction Rebellion tarafından planlanan on iki bölümlük bir serinin ilk filmi. Çoğu bilim insanının, politikacının ve halkın, gezegendeki yaşamın hayatta kalmasını sağlamak için ya batacağımız ya da bu bataklıktan çıkacağımız bir dönem olarak olarak gördükleri on yıla girerken, filmlerden her biri insan türünün karşılaştığı en acil sorunlar hakkında bir hikaye anlatacak.

Monson: Hikayeyi metafor olarak kullanıyoruz

Filmin yönetmeni Shaun Monson, önceki belgesel tarzı kamu spotlarının izleyicileri harekete geçirmede başarısız olduğu için filmi yapmak zorunda hissettiğini söyledi:

“Bu yüzden ormansızlaşma, buzul erimesi veya türlerin yok olmasına odaklanmak yerine, bir hikayeyi metafor olarak kullanıyoruz. Amazon, dünyanın akciğerleri veya dünyanın kalbi olarak adlandırılıyor, biz de belgesel çekimleri yerine, yüzü görünmeyen bir hastayı sistemik kalp yetmezliğinden kurtarmaya çalışan doktorlar ve hemşirelerin olduğu bir acil servis sahnesi sunduk. Hikayenin ters köşesi sadece sağlık görevlilerinin kim olduğu değil, başından beri kurtarmak için savaştıkları şeyin ne olduğu.”

İstanbul’da toplu taşıma ücretlerine zam

İstanbul’da toplu taşıma ücretlerine zam geldi. 10 Şubat Pazartesi günü uygulamaya konulacak yeni tarifede; tam elektronik bilet 3,50 lira, öğrenci bileti 1,75 lira, Tam Mavi Kart 275 lira, Öğrenci Mavi Kartı ise 50 lira olarak belirlendi.

Aktarma ücretlerinde yeni fiyat

Otobüs ve İBB’ye bağlı raylı sistemlerde Tam Bilet aktarma ücretlerinde; birinci aktarma 2,50 lira, ikinci aktarma 1,90 lira, üç, dört ve beşinci aktarmalar 1,20 lira olarak belirlendi.  Öğrenci aktarma ücretlerinde ise; birinci aktarma 0,75 kuruş, ikinci aktarma 0,70 kuruş, üç, dört ve beşinci aktarmalar 0,60 kuruş olacak.

Vapur tarifelerine de zam

Şehir Hatları Vapurları ve bilet entegrasyonuna dahil deniz motorlarında da 2,60 lira olan hatlar 3,50 lira, 2,70 lira olan hatlar 3,65 lira, 3 lira olan hatlar 4 lira olarak belirlendi.  Deniz yollarında aktarma ücretleri ise şöyle: Birinci aktarma 2,80 lira, ikinci aktarma 2,30 lira, üç, dört ve beşinci aktarma 2 lira.

Zam kararı İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin başkanlık ettiği UKOME (Ulaşım Koordinasyon Merkezi) tarafından İstanbul Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği’nin (İSTESOB) teklifi sonrasında alındı.

Zam sebebi; yakıt, enflasyon ve asgari ücret artışı

İBB Basın Danışmanlığı tarafından yapılan yazılı açıklamada zam kararının yakıt, enflasyon ve asgari ücret artışı sonucunda yapılmak zorunda kalındığı söylendi.

Açıklamada “İstanbul’da 25 Mayıs 2017 tarihinden bu yana yaklaşık 3 yıllık sürede toplu taşıma bilet ücretlerinde herhangi bir artış yapılmadı. Bu süre zarfında yakıt, enflasyon, asgari ücret ve işletme maliyetlerinde yaşanan artışlar nedeniyle, toplu taşıma maliyetleri yaklaşık yüzde 43 oranında yükseldi” denildi.

Açıklamanın devamında, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun talimatıyla maliyetlerdeki yükselişin vatandaşlara tam olarak yansıtılmaması için bu artış oranının altında bir zam yapıldığı belirtildi. “Toplu taşıma hizmetlerinin aksatılmadan yürütülebilmesi için zorunlu olan bu artışın İstanbullular tarafından anlayışla karşılanacağını umuyoruz” ifadeleri kullanıldı.

Anamur’da maden şirketi ÇED kararı beklemeden yol çalışmasına başladı

Mersin ilçesi Anamur‘daki Korucak Mahallesi’nde mermer ocağı açmak isteyen firma, ‘ÇED gerekli değildir’ kararı kesinleşmeden Orman Müdürlüğü’nün verdiği izinle çalışmaları için yol açmaya başladı.

İşletmeci Mustafa Çetin’in ÇED kararını beklemeden başlattığı çalışmaya Anamur Çevre Platformu tepki gösterdi. Orman Müdürlüğü’nün çalışmaya izin vermesini eleştiren Anamur Çevre Platformu, ‘Suç işliyorsunuz’ dedi.

‘Yasal olmayan bu işi durdurun’

Platform yaptığı açıklamada “Korucuklular, lütfen ormanınıza, topraklarınıza sahip çıkın ve yasal olmayan bu işi durdurun! Ormanlarımız kimsenin babasının malı değildir! Kesip toprağın altına attıkları ağaçlar hepimizin can damarıdır! Orman İşletme Müdürlüğü yetkilileri, özel bir kişinin isteğine uygun olarak ormanın tahribine ve ormandaki ağaçların bu şekilde kesilip atılmasına hiç bir koşulda izin veremez. Bunun için sözleşme yapılamaz” diyerek Orman İşletme Müdürlüğü’ne tepki gösterdi.

16 Ocak mermer ocağına karşı protesto

‘Kesilen ağaçların vebalini ödeyemezsiniz’

İptal kararı çıkmaması durumunda kesilen ağaçların hesabını kimsenin veremeyeceğinin ve bölgede tarihi eserlerin olabileceğinin belirtildiği açıklamada, şu ifadeler kullanıldı:

Açılan dava sonunda, ‘ÇED gerekli değildir’ kararı iptal edilirse, bir hiç uğruna kesilen o ağaçların vebalini kimse ödeyemez ve işlenen bu suçun altından hiç bir yetkili kalkamaz. Ayrıca süreç kesinleşmeden ruhsat sahasına el atan bu kişiler, tarihi eser çıkarıp da devlete teslim etmezlerse, bunun sorumluluğunu da kimse kaldıramaz. Mustafa Çetin adına ağaç kesip yol açanlar, sahadan çekilmezlerse ve Orman İşletme Müdürlüğü de bu işi durdurmazsa, yetkililer ve sorumlular hakkında suç duyurusunda bulunacağımızı buradan herkese duyururuz!

 

Kayseri, Adana ve Mersin sel altında

Ülke genelinde etkisini gösteren kuvvetli rüzgar ve yoğun yağışlar dere yataklarının taşmasına ve sele sebep oldu. Kayseri’de bir ev sel sebebiyle sürüklenirken, Adana’da köprü yıkıldı. Mersin’de ise selde mahsur kalan öğrenci minibüsü itfaiye ekipleri tarafından kurtarıldı.

Ev selde sürüklendi

Kayseri Yahyalı’da etkili olan sağanak sonucu Aladağlar‘dan gelen sel, dere yataklarının taşmasına neden oldu. En fazla Kapuzpaşı mahallesinde etkili olan sel nedeniyle birçok işletme zarar gördü, evler su içinde kaldı. Bir evin sele kapılarak sürüklenmesi sosyal medyada pek çok kez paylaşıldı. Meydana gelen toprak kayması sonucunda ise bazı yollar ulaşıma kapandı.

Adana’da sel köprüyü yıktı

Adana’nın Pozantı ilçesinde başlayan yağmur, etkisini artırarak sağanağa dönüştü. Yağış nedeniyle ilçeye yaklaşık 10 kilometre uzaklıktaki Belemedik, Yukarıbelemedik, Yağlıtaş ve Karakışlakçı köylerinin yolları ulaşıma kapandı.

Çakıt Çayı etrafında bulunan iki dinlenme tesisini sel suları basarken, Belemedik Mahallesi‘nin yolu ise su altında kalarak ulaşıma kapandı, bir köprü ise sel suları nedeniyle yıkıldı.

Mersin’de öğrenci otobüsü mahsur kaldı

Mersin’in Silifke ilçesinde geçtiğimiz gün etkili olan yağış nedeniyle meydana gelen selde yollar çöktü, yol kapandı. Selde mahsur kalan içerisinde beş öğrenci bulunan öğrenci minibüsü Mersin Büyükşehir Belediyesi İtfaiye ekipleri tarafından kurtarıldı.

Paris Anlaşması iklim planlarını güncellemek için son iki gün

2015 yılında yürürlüğe giren Paris Anlaşması her beş yılda bir ülkelerin iklim planlarını geliştirmesini öngörüyor. Bunun için ülkelere tanınan son tarih ise 9 Şubat 2020. Ancak Glasgow’da gerçekleşecek Birleşmiş Milletler İklim Zirvesi 26. Taraflar Konferansı (COP26)  öncesinde yalnızca iki ülke bu taahhüdü yerine getirdi.

Bu durum, Birleşik Krallık başbakanı Boris Johnson’ın geçtiğimiz hafta Claire O’Neill’ı COP26 başkanlığından almasından sonra zirve hakkındaki belirsizliklere bir yenisini eklemiş oldu.

Dokuz ay önce sunulmalı

Paris Anlaşması’nı uygulayan 2015 BM kararındaki paragraf 25, Ulusal Olarak Belirlenmiş Katkılar (NDC) olarak bilinen bu iklim eylem planlarının BM’ye 2020 iklim zirvesinden “en az 9 ila 12 ay önce” sunulması gerektiğini söylüyor.

9-19 Kasım tarihleri arasında gerçekleşecek COP26’nın başlamasından dokuz ay öncesi ise takvimlerde 9 Şubat 2020’yi gösteriyor. NDC’ler önümüzdeki 5-10 yıl için ulusal politikaların tanımlanmasında oldukça önemli.

Paris Anlaşması’nın yürürlüğe girdiği COP21

Haçham: Hayal kırıklığı

Climate Change News’ten Alister Doyle’un haberine göre BM İklim Değişikliği sekreteryasındaki 2015 Paris Anlaşması’nın hazırlanmasına önderlik eden Andrew Haçham, verilen tarihe ülkelerin uymamasını “hayal kırıklığı” olarak değerlendirdi. Ülkelerin taahhütlerini yerine getirmemeleri durumunda kararın herhangi bir yaptırım gücü bulunmuyor.

Paris Anlaşması’na taraf olan 200 ülkeden yalnızca Marshall Adaları ve Surinam iklim planı güncellemesini BM’ye sundu. Ülkeler, önümüzdeki yıllar için sera gazı emisyonlarını dizginlemek ve ekonomilerini daha fazla ısı dalgasına, kuraklığa, daha güçlü fırtınalara ve yükselen deniz seviyelerine uyarlamak için taahhütte bulundu. Ülkelerin küresel karbon emisyonuna katkıları toplamda yüzde 0.01 düzeyinde.

Geçtiğimiz ocak ayı Avrupa’da sıcaklık rekoru kırdı

Avrupa Birliği merkezli iklim değişikliği takip ajansı Copernicus, geçtiğimiz ocak ayının sıcaklığının neredeyse tüm Avrupa genelinde 1981 ile 2010 yıllarının ortalama sıcaklığının  yukarısında ölçüldüğünü açıkladı.

6 dereceye varan sıcaklık farkı

Avrupa için geçtiğimiz ay, 2007 yılının bir önceki en sıcak ocak ayına göre yaklaşık 0.2 derece daha sıcak ve 1981-2010 dönemindeki ortalama Ocak ayına göre 3.1 derece daha sıcaktı. Kuzey Avrupa’nın geniş alanlarında bu sıcaklık farkı 6 dereceye kadar vardı.

İstisna olarak Karpat Havzası ve güney Avrupa’nın çeşitli bölgelerinde ortalama olarak “normalin biraz altında” sıcaklıklar görülürken, genel çerçevede tüm Avrupa daha sıcak bir ocak yaşadı.  Norveç en sıcak ocak gününü bu yıl yaşadı ve ülkede 1900 yılından bu yana ikinci en sıcak ocak ayı kayıtlara geçti. Finlandiya ise ocak ayı 1961’den bu yana en sıcak ay olarak kaydedildi.

1981-2007 ortalamasına kıyasla Ocak ayı sıcaklık farkı

Sıcaklık dünya genelinde arttı

Merkez tarafından yapılan açıklamada sıcaklık rekorlarının Avrupa’ya özgü olmadığı belirtildi. Sıcaklıklar, ABD ve doğu Kanada‘nın çoğu, Japonya ve doğu Çin ve Güneydoğu Asya‘nın bir kısmı, Avustralya’daki Yeni Güney Galler eyaleti ve Antarktika‘nın bazı bölgeleri üzerinde ortalamanın çok üzerindeydi.

Rekor karbondioksit oranları, rekor sıcaklıklar

Bilim insanları yüzey sıcaklıklarındaki bu anormal artışların sebebi olarak karbon salımına yol açan ve atmosferdeki karbondioksit dengesini bozan insan faaliyetlerini gösteriyor. Yüzey sıcaklıkları rekor kırmaya devam ederken, küresel ısıtmaya sebep olan atmosferdeki karbondioksit miktarı da bilim insanlarının uyarılara rağmen artmaya devam ediyor.

21 Ocak’ta atmosferdeki karbondioksit miktarı rekor kırarak 415.79 ppm (milyonda bir parçacık) olmuştu. Böylece atmosferde insanın varoluşundan bu yana bildiğimiz en yüksek karbondioksit seviyesine ulaşılmış oldu.

 

Koronavirüsten ölenlerin sayısı 637’ye yükseldi

Çin’in Wuhan kentinde ortaya çıkan koronavirüs can almaya devam ediyor. Son 24 saatte 73 kişi daha hayatını kaybetti, 3 binden fazla yeni vaka tespit edildi. Ulusal Sağlık Komisyonu’ndan (NHC) yapılan açıklamaya göre, ülke genelinde yeni tip koronavirüs (2019-nCoV) salgını nedeniyle ölenlerin sayısı 636’sı Çin ana karasında,  biri Hong Kong’da olmak üzere 637’ye çıktı.

Virüs teşhisi koyulan kişi sayısı 4 bin 821’inin durumu ağır olmak üzere 31 bin 161’e, virüs taşıdığından şüphelenilenlerin sayısı 26 bin 359’a çıkarken, müşahede altına alınanlar ise 186 bin 45 kişiye ulaştı. Tedavisinden sonra taburcu edilen hasta sayısı da 1540 oldu.

Çin ana karası dışında vaka sayısı Hong Kong Özel İdari Bölgesi’nde 24, Makau’da 10 kişi olarak açıklandı.

Son 24 saatte yaşanan can kayıplarının 69’u Wuhan’ın bağlı olduğu Hubey eyaletinde olurken, Cilin, Hınan, Guangdong ve Haynan eyaletlerinde ise birer kişi hayatını kaybetti. Hubey’de yaklaşık 50 milyon kişinin dış dünyaya kapalı yaşadığı belirtiliyor.

Ülke genelinde toplam vaka sayısı ise Hubey’de 22 bin 112,  Guangodong’da 1018, Cıciang’da 1006, Hınan’da 914, Hunan’da 772, Anhui’de 665, Ciangşi’de 661, Ciangsu’da 408, Şandong’da 344, Sıçuan’da 344, Heylongciang’da 277 olarak belirtildi.

Vaka sayısı merkezi yönetime doğrudan bağlı kentlerden Pekin’de 274’e, Şangay’da 269, Çognçing’de 411, Tiencin’de 79’a çıktı.

Diamond Princess yolcularından biri

Japonya en fazla vaka görülen ikinci ülke

Virüsün ortaya çıktığı Çin’den sonra en fazla vaka Japonya‘da demirli bir yolcu gemisinde tespit edilmiş durumda. Yokohoma limanında karantina altına alınan Diamond Princess isimli gemideki vaka sayısı 61’e ulaştı. Son 24 saatte 41 yolcunun daha koronavirüs taşıdığı belirlendi. İçinde 3 bin 700 yolcu bulunan gemi, en az iki hafta karantina altında tutulacak.

Diamond Princess’teki vakalar ile, Japonya genelinde virüs taşıdığı tespit edilenlerin sayısı 81’e çıktı.

Sosyal medyaya koronavirüs denetimi

Koronavirüs salgını ile ilgili ilk uyarıları yapan ve çalıştığı Wuhan’daki hastanede kendisi de virüsü kapan doktor Li Wenliang‘ın öldüğü duyurulmuştu. Bu ölüme ilişkin sosyal medyada artan tepkiler sonrası,  Çin Komünist Partisi, tepkilerin dile getirildiği platformlar üzerinde baskıyı artırma kararı aldı.

New York Times’da yer alan habere göre, ülkedeki popüler sosyal medya platformları Sina Weibo, Tencent ve ByteDance özel bir gözetim altına alınacak. Çin Siberuzay Kurumu tarafından yapılacak gözetimin “koronavirüs salgınının kontrol altına alınması savaşında daha olumlu bir sanal ortam oluşturulması” amacıyla gerçekleştirileceği vurgulandı.

İklim krizi yaban arısı nüfusunu birkaç on yıl içinde yok edebilir

Yeni bir araştırmaya göre daha iklim krizi ve daha sık görülen aşırı sıcaklar yüzünden Avrupa ile Kuzey Amerika‘da yaban arılarının sayılarında ciddi bir azalma gözlemlendi.

Ottawa Üniversitesi’nde yapılan araştırmaya göre tek jenerasyonluk süre zarfında bir yaban arısının herhangi bir yerde hayatta kalma olasılığı yüzde 30 azaldı. Araştırmayı yapan ekip, bu sayıların yaban arılarının kitlesel yok oluşuna işaret ettiğini ifade etti.

İklim kaosu senaryosu

Araştırmanın baş yazarı Peter Soroye, The Guardian gazetesine yaptığı açıklamalarda, “Sıcaklıkların arttığı bölgelerde nüfusun ortadan kaybolduğunu gözlemledik. Eğer nüfus düşüşü bu hızda devam ederse bu türlerin çoğu birkaç onyıl içinde yok olabilir” dedi.

Araştırmayı yapan ekip, 66 farklı yaban arısı türüyle ilgili Kuzey Amerika ve Avrupa’dan 115 yıllık bir periyottan veri kullandı. Bu verilerden yola çıkarak bir “iklim kaosu” senaryosu simüle eden ekip bu sayede yaban arılarının nüfus değişimini inceleyebildi.

Araştırmaya katlan akademisyenlerden Dr. Tim Newbold da şunları söyledi: “İklim değişikliğinin yaban arılarının nüfusunu ne kadar azalttığını görünce çok şaşırdık. Bulgularımıza göre iklim değişikliği hızlanırsa bu nüfus kaybı da hızlanacak. Farklı yaban arası türlerini korumak istiyorsak iklim değişikliğini yavaşlatmalıyız.”