Ana Sayfa Blog Sayfa 2233

Büyükada davası, 3 Nisan’a ertelendi

Kamuoyunda Büyükada Davası olarak bilinen, 11 hak savunucusunun yargılandığı davanın duruşması Çağlayan’daki İstanbul 35. Ağır Ceza Mahkemesi‘nde görüldü.

Davada Uluslararası Af Örgütü Türkiye Şubesi Onursal Başkanı ve eski Direktörü Taner Kılıç‘ın “silahlı terör örgütüne üye olmak”tan; insan hakları savunucuları Nejat Taştan, Veli Acu, Günal Kurşun, İdil Eser ve Özlem Dalkıran‘ın da “silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte bilerek ve isteyerek yardım etmek” suçundan 7,5 yıldan 15 yıla kadar hapisle cezalandırılmalarını talep ediliyor. Diğer hak savunucuları İlknur Üstün, Ali Gharavi, Peter Frank Steudtner, Nalan Erkem ve Muhammed Şeyhmus Özbekli içinse “terör örgütlerine yardım yapıldığına dair” delil olmadığı gerekçesiyle beraatları istendi.

Salonun küçük olduğu gerekçesiyle duruşmayı izlemek isteyen pek çok heyet üyesi ve gazeteciler içeriye alınmadı.

Bugünkü duruşmada savunma veren sanıklar; Taner Kılıç, Günal Kurşun, İnsan Hakları Gündemi Derneği ve Uluslararası Af Örgütü üyesi Veli Acu, Avrupa Kadın Lobisi’nin Türkiye Koordinatörü ve Kadın Koalisyonu Koordinatörü İlknur Üstün, Türkiye İnsan Hakları Vakfı, İnsan Hakları Derneği ve Eşit Haklar için İzleme Derneği üyesi Nejat Taştan, Hak İnisiyatifi üyesi Şeyhmus Özbekli suçsuz olduklarını belirtti ve beraatlerine karar verilmesini istedi. Savunmaların uzaması nedeniyle Mahkeme sonraki duruşmayı 3 Nisan 2020 tarihine erteledi.

Duruşma öncesi adalet çağrısı

Duruşma öncesi Çağlayan Adliyesi önünde basın açıklaması düzenlendi. Tutuksuz yargılanan hak savunucularının yanı sıra Türkiye ve Avrupa’dan insan hakları örgütlerinin temsilcileri, milletvekilleri ve çok sayıda kişi de açıklamaya katıldı. Türkçe ve İngilizce “Hak savunucuları için adalet” pankartının açıldığı açıklamada Eşit Haklar İçin İzleme Derneği, Hak İnisiyatifi Derneği, İnsan Hakları Derneği, İnsan Hakları Gündemi Derneği, Türkiye İnsan Hakları Vakfı, Uluslararası Af Örgütü Türkiye Şubesi, Yurttaşlık Derneği ile Kadın Koalisyonu’nu adına ortak metin okundu.

Beş kez savcı değişti

Açıklamada şöyle denildi:

Aslında hiç açılmaması gereken Büyükada davası, avukatların ve sanık konumuna düşürülen insan hakları savunucularının iki yılı aşkın bir süre boyunca asılsız iddiaları çürüten delilleri dava dosyasına taşımakla geçti. Bu süre içersinde beş kez savcı değişti. Savcılığın bu süreç içerisinde dava dosyasına iddianamede yer alan suçlamalar bakımından lehte ve aleyhte herhangi bir kanıt eklemediğine şahit olduk.

Böyle bir çabanın gösterilmemesinin yanı sıra, savcılığın 27 Kasım 2019 tarihinde yapılan duruşmada sunduğu mütalaa ile dosyada yer alan ve iddianamede öne sürülen iddiaları çürüten delillerin de hiçbir biçimde değerlendirilmediğini gördük. Büyükada davasının iddianamesinde delil olarak ortaya konulan her şeyin kovuşturma sürecinde çürütülmüş olmasına rağmen savcılık makamının bunları yok varsayan bir mütalaa hazırlaması hukuku görmezden gelmektir.

Eğer davada ileri sürülen deliller değerlendirilmeyecek ise iddianamede yer alan suçlamalar o zaman kovuşturma süreçlerine niye ihtiyaç duyulmaktadır? Hukuk insanlarının keyfi davranışlardan kaçınarak meslek etiğine uygun davranma yükümlülüğü, bu tür davalarda varlığını daha da ağır hissettirmektedir. Mahkemeyi, mütalaanın açık ve fahiş hatalarını dikkate alarak bu davada yargılanmakta olan tüm insan hakları savunucularını beraat ettirme yönünde karar vermeye davet ediyoruz. Türkiye’de insan hakları savunuculuğu suç olmaktan çıkarılmalıdır.”

Ne olmuştu?

İnsan hakları savunucuları 5 Temmuz 2017’de İstanbul Büyükada’daki bir otelde “İnsan hakları savunucularının korunması dijital güvenliği” konulu bir toplantı düzenlemek için bir araya gelmiş, polis toplantıya baskın düzenleyerek 10 hak savunucusunu gözaltına almıştı.

25 Ekim 2017’de görülen ilk duruşmada, tutuklu sekiz kişi de serbest bırakılmıştı.

HSK Gezi davası hakimleri için inceleme ve soruşturma izni verdi

Hakimler ve Savcılar Kurulu (HSK), Gezi davasında 9 sanıkla ilgili beraat ve Osman Kavala hakkında tahliye kararı veren mahkeme heyeti ile ilgili harekete geçti. Kurul’un Birinci Dairesi, İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Galip Mehmet Perk, üyeler Ahmet Tarık Çiftçioğlu ve Talip Ergen hakkında inceleme ve soruşturma izni verdi.

Gezi Parkı eylemlerine ilişkin aralarında iş adamı Osman Kavala, gazeteci Can Dündar, Ayşe Mücella Yapıcı ve oyuncu Mehmet Ali Alabora’nın da bulunduğu biri tutuklu, altısı firari 16 sanığın ‘Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’ni ortadan kaldırmaya teşebbüs’ suçundan yargılandığı davanın altıncı duruşması, dün görülmüştü.  Duruşmada tüm sanıkların beraatine, tutuklu sanık Osman Kavala’nın ise tahliyesine karar verildi.

Ancak Kavala henüz tahliye edilmemişken İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca, hakkında, 15 Temmuz darbe girişimi soruşturması kapsamında gözaltı kararı verildi. Gözaltına alınan Kavala savcılığa sevk edildi.

Erdoğan, ‘Bir manevrayla beraat ettirmeye kalkıştılar’ demişti

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan bugün partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada kararı eleştirerek, “Bunlar masum bir ayaklanma hadisesi değildir, ciddi manada perde arkasında Soros türü bazı ülkeleri ayaklandırmak suretiyle oraları karıştıran tipler vardır. Onun da Türkiye ayağı içerideydi.Bir manevrayla dün onu beraat ettirmeye kalktılar” demişti.

 

 

Avustralya halkının dörtte üçünden fazlası yangınlardan etkilendi

Yaklaşık altı ay boyunca devam eden ve geçen hafta kontrol altına alındığı duyurulan ülke tarihinin en büyük orman yangınlarının, Avustralyalılar üzerindeki etkilerini araştıran Avustralya Ulusal Üniversitesi (ANU) elde edilen verileri rapor halinde yayımladı. Rapor, nüfusu yaklaşık 25 milyon olan ülkede 3 milyon civarında kişinin doğrudan, 15 milyona yakın kişinin de dolaylı olarak yangından etkilediğini ortaya koydu.

Yıllarca yangınların etkisiyle yaşayacaklar

Ülke çapında 3 binden fazla Avustralyalıya ulaşılarak hazırlanan raporu yayımlayan ekibin lideri Profesör Nicholas Biddle, “Neredeyse her Avustralyalıya bu yangınlar dokunmuş ve birçoğumuz yıllarca bunun etkileriyle yaşayacağız” ifadesini kullandı.

Raporun Avustralya’da bugüne kadar orman yangınlarına ilişkin halkın algıları üzerine yapılan en büyük ve en kapsamlı çalışma olduğunu belirten Biddle, “Bu yangınların, eşi görülmemiş şekilde ve küresel etkileri oldu” dedi.

11 milyon hektara yakın alan kül oldu

Yeni Güney Galler eyaletinde, Eylül 2019’da başladıktan sonra Queensland, Victoria ve Güney Avustralya eyaletlerinde orman ve çayırlık alanlarda etkili olan ve zaman zaman yerleşim yerlerine de sıçrayan yangınlar nedeniyle 33 kişi hayatını kaybetmişti.

Ülkeyi bir uçtan bir uca küle çeviren yangınlar, küresel ısınmanın neden olduğu iklim değişikliği yüzünden, şimdiye dek eşi benzeri görülmemiş bir yıkıma yol açtı. Çoğu Yeni Güney Galler eyaletinde olmak üzere toplam 11 milyon hektara yakın alanın ve 3 binden fazla evin kül olduğu yangınlarda yaklaşık 1,25 milyar hayvanın da yaşamını yitirdiği açıklanmıştı.

 

Finlandiya’da ilk kez elektrik fiyatları eksiye düştü

Finlandiya’da yumuşak geçen kış mevsimi ve rüzgar türbinlerinin tam kapasite ile çalışmasını sağlayan rüzgarlı hava nedeniyle elektrik fiyatlarının eksiye düştüğü bildirildi. Enerji borsası Nord Pool’un açıklamasında “Pazartesi günü elektrik piyasası bakımından Finlandiya tarihine girdi. Elektrik fiyatları ilk kez eksiye geçerek 1 megavat/saat için eksi 20 eurocent oldu” ifadelerine yer verildi.

Ülkede, kış boyunca elektrik fiyatlarının rekor seviyede düşük seyretmesi nedeniyle geçen ocakta 1 megavat/saat fiyatı, bir önceki yıla göre 17 euro daha ucuzdan işlem gördü.

Eksi fiyat, üreticileri zarara uğratsa da bireysel tüketicilerin çok daha az ödeme yapmasına neden oluyor. Bununla birlikte uzmanlara göre nihai tüketiciler, elektrik fiyatına dahil edilen vergiler ve bireysel elektrik tüketim sözleşmelerinin farklı şartlarından dolayı hesaplamalardaki değişikliği fark etmeyecek.

BM’den iklim değişikliği oyunu üzerinden dev anket: Mission 1.5°

Bugün bir araya gelen Birleşmiş Milletler (BM) yetkilileri, hükümet ve sivil toplum temsilcileri ile ünlü isimler ve genç aktivistler, iddialı iklim eylemi konusunda halk ile hükümetler arasındaki kopukluğu gidermeyi amaçlayan Mission 1.5 kampanyasını başlattı

Mission 1.5, dünyada 20 milyon insana, iklim değişikliğini sınırlamak için hükümetlerinin neler yapmasını istediklerini söyleme fırsatı vermeyi amaçlıyor. Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı’nın (UNDP) öncülük ettiği kampanya ile dünya kamuoyunda okul grevleri kitlesel protestolar dahil büyük bir dip dalgası yaratan yurttaşlar ile hükümetler arasındaki kopukluğun giderilmesine çalışılacak.

Hem oynayacak hem oy kullanacaklar

Kampanya, UNDP’nin yanı sıra oyun geliştirme, iklimbilim ve kamuoyu araştırması uzmanları tarafından geliştirilen internet ve mobil tabanlı video oyununu kapsıyor. Katılan oyuncular, iklim hakkında politika belirleyici rolünü oynuyor ve küresel ısınmayı 1,5 derecenin altında tutmak için karar vermeye çalışıyorlar.

Mission 1.5 oyununa www.mission1point5.org sitesinden ulaşılabiliyor ve dünyanın her ülkesinde, herkes tarafından oynanabiliyor. Oyuna katılmak istemeyenler ise sadece ankete katılıp oy verebilecek.

Oyun sonrasında oyunculardan, benimsenmesini istedikleri temel iklim eylemleri için oy kullanmaları da isteniyor. Bu veriler analiz edilecek ve hükümetlere verilecek. Zira, hükümetlerin elinde iklim eylemine ilişkin kamuoyu görüşleri hakkında güvenilir bilgi bulunmuyor.

İklim değişikliği hakkında daha önce yapılan en büyük uluslararası kamuoyu araştırması, 2015 Paris İklim Müzakerelerinden hemen önce gerçekleştirilmiş ve 76 ülkede 10.000 insanın görüşleri alınmıştı.

UNDP Başkanı Achim Steiner  kampanyayla ilgili olarak şunları söyledi:

Özel sektörden ve kamudan ortaklarla birlikte, bu kampanya sayesinde, iklim krizi için çözümleri iki yönlü ve yenilikçi biçimde tartışmak için milyonlarca insanı ve hükümetlerini birbiriyle buluşturabilecek ve bu yılın ikinci yarısında Glasgow’da yapılacak COP26 iklim müzakereleri öncesinde istek düzeyini artırabileceğiz.”

İklim kriziyle mücadele için devlet ve devlet dışı aktörler arasında işbirliğinin önemini vurgulayan UNDP Türkiye Mukim Temsilcisi Claudio Tomasi ise şu ifadeleri kullandı:

İklim değişikliğiyle mücadelede iş dünyası, STK’lar, üniversiteler, belediyeler ve hükümetlerin eylemleri sürekli iletişim, kapsayıcı çözümler ve daha iyi yönetişim modellerine ihtiyaç duyuyor. Kimseyi geride bırakmayan, gelecek nesillerin doğası ve haklarını güvence altına alan çözümler bulmalı ve uygulamalıyız. Mission 1.5, salt küresel sıcaklık artışını 1,5 derece Celsius altında tutmak konusunda değil, aynı zamanda Gelecek 1.5’u şekillendirmek amacıyla eşitsizliklerin giderilmesi hakkında da kamuoyunun sesinin duyulmasına ilişkindir.”

Mission 1.5° hakkında

Mission 1.5, UNDP ve ortakları tarafından geliştirilen bir çevrimiçi platform. Platform, iklim eylemi konusunda insanları eğitiyor, yurttaşları hükümetleri ve politika belirleyicileriyle bir araya getiriyor. Küresel sıcaklık artışını 1,5 derece altında tutmak için derhal eyleme geçmek zorunda olunduğu için kampanyanın adı Mission 1.5 olarak seçildi.

Erdoğan: Bir manevrayla Kavala’yı beraat ettirmeye kalktılar

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin grup toplantısında, dün Gezi davasının son duruşmasında beraatine ve tahliyesine karar verildikten sonra yeniden gözaltına alınan Osman Kavala hakkında da konuştu. İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi’nin kararının kendilerine Gezi olaylarını bir kez daha hatırlattığını söyleyen Erdoğan şunları söyledi:

Taksim’deki Gezi Parkı’nda güya ağaç bahanesiyle başlayan olaylar kısa sürede büyüyerek devlete ve millete karşı sivil kalkışma halini almıştı. Gezi olayları, tıpkı askeri darbeler, muhtıralar, terör örgütlerinin saldırıları, FETÖ’nün 17-25 Aralık ve 15 Temmuz darbe girişimleri gibi devleti, milleti hedef alan alçak bir saldırıdır… (Kemal Kılıçdaroğlu’na referansla) Bu ‘aldatılmış gençlere’ orada çevreci sıfatı verilmek suretiyle bu ülkede milyonlarca ağaç diken iktidara ağaç sökme yaftası yapıştıranlara sadece lanet okurum.”

Gezi olaylarının masum bir ayaklanma hadisesi olmadığını, perde arkasında Soros gibi bazı ülkeleri ayaklandırmak için oraları karıştıran ‘tipler’ olduğunu öne süren Erdoğan, Osman Kavala için şöyle konuştu:

“Onun da Türkiye ayağı içerideydi. Bir manevrayla dün onu beraat ettirmeye kalktılar… Hukukun her kararına saygımız vardır. Milletimizin gözünde Gezi’nin önünde yer alanların hükmü asla değişmeyecektir. Milletimiz müsterih olsun ülkemizin her davası gibi bu meseleyi de takip edeceğiz.”

Idlib harekatı an meselesi

Erdoğan, grup konuşmasında İdlib’de Rusya desteğindeki Suriye ordusu ile TSK arasındaki çatışmalara da değinerek, “Artık son ikazlarımızı yapıyoruz. Gerek ülkemizde gerek Rusya’da şu ana kadar maalesef arzu ettiğimiz neticeye ulaşamadık. Türkiye İdlib konusunda her türlü hazırlığını yapmıştır. Bir gece ansızın gelebiliriz. İdlib harekatı bir an meseledir. İdlib’i hem Türkiye hem bölge halkı açısından güvenli yer haline dönüştürmekte kararlıyız” dedi.

Kırgızistan da Paris Anlaşması’nı onayladı

Şimdiye kadar 196 ülke ve Avrupa Birliği olmak üzere 197 tarafın imzaladığı Paris İklim Anlaşması son olarak Kırgızistan’da yürürlüğe girdi. Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi Sekreteryası internet sitesindeki bilgilere göre anlaşma, 18 Şubat 2020 tarihinde ülke parlamentosu tarafından onaylandı.

Yeşil Ekonomi’nin aktardığına göre, böylelikle insanlık tarihinin en geniş katılımlı anlaşmasının yürürlükte olduğu ülke sayısı 188’e, Avrupa Birliği ile birlikte anlaşmayı yürürlüğe sokan taraf sayısı 189’a ulaştı.

Anlaşmanın ulusal meclisleri tarafından onaylanmadığı ülke sayısı ise sekize geriledi. Türkiye’nin de dahil olduğu bu gruptaki diğer ülkeler ise Angola, Eritre, Güney Sudan, Irak, İran, Libya ve Yemen.

Vatikan dışında bütün dünya kabul etti

Paris İklim Anlaşması, 2015’in Aralık ayında gerçekleşen COP21 zirvesinde 194 ülke ve Avrupa Birliği temsilcileri tarafından kabul edilmişti. Anlaşması ile küresel sıcaklıklardaki artışı 1,5 °C’nin altında tutmanın önemi üzerinde anlaşıldı ve her bir ülkenin bu hedefe ulaşmak için sunduğu katkılar kayıt altına alındı. Nikaragua ve Suriye Arap Cumhuriyeti’nin de anlaşmayı daha sonra kabul etmesi ile anlaşmadaki taraf sayısı 197’ye yükselmiş ve Vatikan dışında tüm dünya ülkeleri tarafından kabul edildi.

İnsanlık tarihinin en geniş katılımlı mutabakat metni olan anlaşma, 2016’nın Ekim ayında, anlaşmayı ulusal meclislerinde onaylayan ülke sayısının 72’ye, bu ülkelerin küresel sera gazı emisyonlarındaki payının ise yüzde 56,75’e ulaşması ile bu tarihten 30 gün sonra resmi olarak yürürlüğe girdi. Anlaşmanın yürürlüğe girebilmesi için, küresel sera gazı emisyonlarının en az yüzde 55’inden sorumlu, en az 55 ülkenin ulusal meclisleri tarafından onaylanması gerekiyordu.

Amerika Birleşik Devletleri ise geçtiğimiz yıl kasım ayında, anlaşmadan çekilmek için resmî başvuru da bulunmuştu.

CHP’li Biçer: Acil önlem alınmazsa, Göller Bölgesi haritadan silinecek

Cumhuriyet Halk Partisi Doğa Haklarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Gülizar Biçer Karaca, kuraklık ve kirlilik başta olmak üzere tehdit altında bulunduğu için yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalan göller için acilen harekete geçilmesi çağrısında bulundu.

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde bir araştırma komisyonu kurulması için araştırma önergesi sunan Biçer Karaca, Türkiye’de son 50 yılda 40’a yakın gölün kuruduğunu, diğer göllerin de kurumaması için uzmanların acil önlem çağrısı yaptığını dile getirdi. Biçer Karaca; “Göller Bölgesi başta olmak üzere ülkemizdeki göllerin durumunun araştırılması, kuraklık ve kirlilikle mücadele için gerekli önlemlerin alınması, göllerimiz için Acil Eylem Planı oluşturulması için gerekli adımların atılması”nı istedi.

‘Acil Eylem planı hayata geçirilmeli’

Küresel iklim krizinin etkilerinin gözle görülür ölçüde hissedildiğine, Türkiye’de son yıllarda afetlerin arttığına, artan su tüketiminin su kaynaklarını azalttığına, ülkemizin su fakiri haline geldiğine dikkat çeken CHP’li vekil, iklim krizi, kuraklık ve insan etkinliklerinden kaynaklı susuzluğun artışına vurgu yaptı, önümüzdeki yazın, göllerimizi kurtarmak için çok geç olduğunu söyledi.

Biçer Karaca, TBMM’de uzmanlar ve bilim insanları ile göllerin bulunduğu yörelerdeki yetkililerin TBMM çatısında kurulacak bir araştırma komisyonunda dinlenmesi, çözüm önerilerinin getirilmesi ve acil tedbirlerin hayata geçmesi için çağrı yaptı.

CHP heyeti, önümüzdeki günlerde Eğirdir Gölü, Burdur Gölü ve Beyşehir Gölü için  CHP heyeti olarak saha ziyareti yapacak

‘Göller Bölgesi, Çöller Bölgesi’ne dönebilir’

Gülizar Biçer Karaca’nın araştırma önergesi gerekçesindeki tespitler şöyle:

Meteoroloji verilerine göre Türkiye’nin ortalama sıcaklığı son 50 yılda 1.2 derece arttı.  Türkiye’nin ortalama sıcaklığı 1970-1978 yılları arasında 12,7 derece, 1979-1987 yılları arasında 12,8 derece, 1988-1996 yılları arasında 12,8 derece, 1997-2006 yılları arasında 13,4 derece iken 2007-2016 yılları arasında ise 13,9 dereceye yükseldi. Bu sıcaklık artışları; kuraklık tehlikesinin ulaştığı boyutun vehametini ortaya koyuyor.

Özellikle ülkemizin güneyinde, daha çok Burdur, Isparta, Antalya, Afyonkarahisar ve Konya’nın güneyinde yoğunlaşan göllerin oluşturduğu Göller Bölgesi’nde kuraklık önemli bir boyuta ulaşmıştır. Beyşehir, Eğirdir, Akşehir, Burdur, Eber, Acıgöl, Suğla, Ilgın, Işıklı, Salda ve Kovada gibi irili ufaklı gölleri bünyesinde bulunduran Göller Bölgesi, Çöller Bölgesi olma tehlikesi ile karşı karşıyadır.”

Çocuk evliliği ve İstanbul Sözleşmesi yine ‘masada’

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 18 yaşından küçük çocukların evlendirilmesiyle ilgili yeni bir çalışma yapılacağını, bu düzenlemeyi “yeni infaz kanununda maddeye yedirebileceklerini” söyledi. Erdoğan önceki gün iki saat süren AKP Merkez Yönetim Kurulu (MYK) toplantısında parti kurmaylarıyla güncel siyasi gelişmeleri değerlendirdi. Cumhurbaşkanı, erken yaşta evliliklerle ilgili yasal düzenleme konusunda, “Yeni infaz çalışmasında değerlendireceğiz. Maddeye yedirebiliriz. Nihai kararı vereceğiz” dedi.

İstanbul Sözleşmesi gözden geçirilecek

Toplantıda Türkiye’nin kadına yönelik şiddetin önlenmesi kapsamında kabul ettiği İstanbul Sözleşmesi’yle ilgili tartışmalar da gündeme geldi. AKP’li çok sayıda milletvekilininin sözleşmenin ‘aile birliğine zarar verdiği” gerekçesiyle sözleşmeye karşı çıktığı ve revize edilmesi gerektiğini savunduğu biliniyor.

Erdoğan toplantıda, “İtirazları değerlendirerek, konuyu masaya yatıracağız. İstanbul Sözleşmesi’ni yeniden gözden geçirmemiz gerek. Tekrar revize edilebilir. Nihai kararı vereceğiz” diye konuştu.

Geçmişte de “erken yaşta evlilik” konusu Meclis’e gelmiş ancak AKP tepkilerin ardından geri adım atmıştı. İnfaz düzenlemesinin yer alacağı teklife “tecavüz” nedeniyle ve “zorla” yaptırılan evlilikler dışında kalmak şartıyla “erken yaşta evlilik” mağdurlarına ilişkin düzenlemenin de girebileceği belirtiliyor. Ancak bu ayrımın nasıl yapılacağı bilinmiyor.

Aydın uyarısı: Böyle giderse bölge JES’lerden sonra madenlerle anılacak

CHP Aydın Milletvekili Süleyman Bülbül, Aydın’ın üç ilçesinde daha maden arama ve işletme çalışması yapılacağını belirterek, “Aydın böyle giderse JES’lerden (Jeotermal santral) sonra madenlerle anılan bir şehir olacak” dedi.

Karacasu, Kuyucak ve İncirliova ilçelerindeki toplam 110 hektarlık arazinin, maden arama ve işletme yapılması için ihale edileceğini bildiren CHP’li vekil, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın yanıtlaması istemiyle soru önergesi verdi.

Önerge şöyle:

  • İhaleye çıkarılan 110 hektarlık arazinin ne kadarı 1. sınıf tarım arazisi kapsamındadır? Söz konusu alanlardaki tarımsal üretim nevi ve miktarı ne kadardır?
  • 110 hektarlık alan içerisinde orman arazisi var mıdır? Var ise kaç ağaç maden arama/işletme nedeniyle kesilecektir? Kesilecek ağaçların yaşları ve türleri nedir? Ormanlık arazinin yok edilmesinin ekosisteme vereceği zararlarla ilgili bir çalışma yapılmış mıdır? Bu zararlarla ilgili alınacak önemler var mıdır? Varsa nelerdir?
  • İncirliova İlçesinde ihale edilecek alanı da kapsayan bir bölgede 2016 yılı Temmuz ayında bir yangın çıkmış ve yaklaşık 80 dekarlık bir alan söz konusu yangın ile zarar görmüştür. Zarar gören alanda neden ağaçlandırma çalışması yapılmamıştır? Yangının ardından bölgenin maden işletmesine açılması bir tesadüf müdür?
  • İncirliova ilçesinde ilçe merkezine 2 kilometreden daha az mesafede kurulması planlanan 2. grup madenlerin aramasına yönelik yapılacak olan çalışmalar neticesinde ilçe merkezinde ikamet etmekte olan 26 bin 658 kişinin mağduriyeti nasıl giderilecektir?
  • Aydın’da kaç hektarlık bir alanda maden faaliyetleri için arama ve işletme ruhsatları verilmiştir?