Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) 3 Kasım 2020’de yapılacak başkanlık seçimleri öncesi Demokrat Parti’nin başkan aday adaylarından Bernie Sanders başkanlık yarışından çekildiğini açıkladı.
Kampanyasını sosyal demokrat bir çizgide yürüten Sanders, “Kampanya için mücadele biterken, adaletle mücadele devam eder” dedi.
Demokratların adayı Joe Biden oldu
Daha önce partinin adayını belirlemek için 14 eyalette yapılan “Süper Salı” ismi verilen seçimin ardından Mike Bloomberg, rakibi Bernie Sanders’ı yenen Joe Biden’ı destekleyeceğini belirterek adaylıktan çekilmişti.
Böylece Demokratların tek aday adayı olarak Joe Biden kaldı. Başkanlık seçiminde Başkan Donald Trump’ın karşısında yarışacak isim, resmi olarak 17 Ağustos haftasında Wisconsin eyaletine bağlı Milwaukee kentinde açıklanacak.
Cumhuriyetçi Parti’nin mevcut Başkan Donald Trump’ı resmi olarak aday göstereceği kongre ise 24-27 Ağustos’ta Kuzey Carolina’nın Charlotte kentinde yapılacak. 20 Ocak 2021’de Beyaz Saray’da başkanlık koltuğuna oturacak ise 3 Kasım 3030’de yapılacak seçimin ardından belirlenecek.
Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Türkiye’de 87 kişinin daha yeni tip koronavirüs (Covid-19) nedeniyle hayatını kaybettiğini ve 4 bin 117 kişiye daha tanı konduğunu açıkladı. Böylece virüs nedeniyle hayatını kaybedenlerin sayısı 812’ye, vaka sayısı 38 bin 226’ya yükseldi.
Koca, Twitter paylaşımında şu ifadelere yer verdi:
Hastalarımızdan 264’ü daha iyileşti. Yoğun bakım ve entübe hasta sayımızdaki artış hızı düşme eğiliminde. Başarımız izolasyona bağlı. Virüs, gücünü temas ortamından alıyor. Virüse bu fırsatı tanımayalım. Evde kalalım”
Türkiye’de ilk koronavirüs vakası 10 Mart’ta tespit edildi. O günden bu yana toplam vaka ve hayatını kaybeden kişi sayıları şöyle:
10 Mart: 1 vaka
13 Mart: 5 vaka
14 Mart: 6 vaka
15 Mart: 18 vaka
16 Mart: 47 vaka
17 Mart: 98 vaka, 1 ölü
18 Mart: 191 vaka, 2 ölü
19 Mart: 359 vaka, 4 ölü
20 Mart: 670 vaka, 9 ölü
21 Mart: 947 vaka, 21 ölü
22 Mart: 1236 vaka, 30 ölü
23 Mart: 1529 vaka, 37 ölü
24 Mart: 1872 vaka, 44 ölü
25 Mart: 2 bin 433 vaka, 59 ölü
26 Mart: 3 bin 629 vaka; 75 ölü
27 Mart: 5 bin 698 vaka; 92 ölü
28 Mart: 7 bin 402 vaka; 108 ölü
29 Mart: 9 bin 217 vaka; 131 ölü
30 Mart: 10 bin 827 vaka; 168 ölü
31 Mart: 13 bin 531 vaka; 214 ölü
1 Nisan: 15 bin 679 vaka; 277 ölü
2 Nisan: 18 bin 135 vaka; 356 ölü
3 Nisan: 20 bin 921 vaka; 425 ölü
4 Nisan: 23 bin 934 vaka; 501 ölü
5 Nisan: 27 bin 89 vaka; 574 ölü
6 Nisan: 30 bin 217 vaka; 649 ölü
7 Nisan: 34 bin 109 vaka; 725 ölü
8 Nisan: 38 bin 226 vaka; 812 ölü
Hükümet, koronavirüs nedeniyle işten çıkarmaları üç ay süreyle yasaklayacak 62 maddelik bir kanun teklifi açıkladı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan isterse bu yasağı altı aya kadar uzatabilecek.
Teklife göre işveren isterse işçiyi ücretsiz izne çıkartabilecek bu durumda işçiye günlük 39 lira 24 kuruş ödenecek. Ayrıca 15 Mart’tan sonra işten çıkartılan ve işsizlik maaşı alamayan işçilere de aynı miktar ödenecek. Teklifte yer alan diğer maddelerden bazıları ise şu şekilde:
Salgın hastalık, deprem, doğal afet gibi olağanüstü hallerde gelir kriterine bakılmaksızın ihtiyacı olan yaşlılara bakım hizmeti verilecek ve bakım ücreti ödemesi yapılacak.
Aynı hak engelliler, çocuklar ve kadınlara da sağlanacak.
Sendikalardan tepki: Büyük sahtekarlık
Koronavirüs salgınıyla mücadele tedbirleri kapsamında hazırlanan yeni teklif görüş için iş dünyası örgütlerine sunuldu. Ancak sendikalar ve hukukçular teklifin işçilerin lehinde olmaması ve ‘ücretsiz izin’ kavramını yasaya sokması gerekçesiyle karşı çıkıyor. DİSK Birleşik Metal’dan Alpaslan Savaş, düzenlemenin yol açacağı gelişmeleri sosyal medya hesabından şöyle sıraladı:
İşten çıkarma yasaklanıyor diye sunulan düzenleme büyük bir sahtekarlık. Ancak ancak şeytanın aklına gelirdi. Yapılan 3 ay boyunca işten çıkarma yerine ücretsiz izin getirmek. Üstelik yasada “ücretsiz izin” diye bir uygulama bulunmuyordu, böylece yasaya soktular.
İşsizlik ödeneğinden alınıyor
Şimdi patronlar kimseyi işten atmayacak ama ücretsiz izine yollayacak. Ücretsiz izine yollanan işçiye işsizlik sigortası fonundan günde 39 lira ödenecek. Ayda 1170 lira eder. Sakada diyelim. Ayrıca bu miktar işçinin ileride kullanacağı işsizlik ödeneğinden mahsup edilecek.
Bu yasalaşırsa, ballandıra ballandıra anlattıkları kısa çalışma ödeneğine patronlar başvurma ihtiyacı duymaz. Nasıl olsa artık ücretsiz izin serbest, işçiyi dilediğin gibi izine yolla, dilediğinde geri çağır… Başvuruydu, incelemeydi, onaydı, kurtuldular.
‘Ücretsiz izni yasallaştırıyor’
TİSK ne isterse o oluyor. Telafi çalışması, denkleştirme, işsizlik sigortası fonundan şirketlerin yararlandırılması… Şimdi de işten çıkarma yasağı adı altında yasaya giren ücretsiz izin uygulaması. Yıllardır istediklerini üç haftada aldılar.
Anlaşıldı ki patronlar varsa sağlık yok. Bu kadar net… Yapılması gereken bunlar değil. Yapılması gereken salgınla mücadelede yaşamsal olmayan tüm sektörlerin durdurulması, buradaki işçilerin gelir kaybı olmayacak şekilde ücretli izinli sayılmasıdır.
Çelik: İşçinin alacağı para azalıyor
Doç. Dr. Aziz Çelik ise konuyla ilgili yaptığı açıklamada bu düzenlemenin işçilerin işsizlik ödeneği ve kısa çalışma ödeneğinden çok daha az ödeme yapılmasına neden olacağını belirtti.
Çelik, “Kısa çalışma ödeneği uygulanacak olsa 1.752 TL ile 4.381 TL arasında ödenek alacak işçiye sadece 1177 TL ödenecek. Bu vahim bir durumdur. Bu yolla işten çıkarmaların yasaklanması düzenlemesi işçinin ayda 1177 TL’ye mahkum edilmesi anlamına geliyor” dedi.
İstanbul Cumhuriyet Savcısı Edip Şahiner, İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi’nin Gezi davasında Osman Kavala ve diğer sanıklar için verdiği beraat kararını istinafa taşıdı. Şahiner, sanıklara verilen beraat kararının kaldırılmasını isterken, tahliye edilen ancak başka suçlamalar ileri sürülerek yeniden tutuklanan Osman Kavala’nın‘kaçma şüphesi olduğu için’yeniden tutuklanmasını istedi.
Diken’den Kemal Göktaş‘ın haberine göre, savcılığın istinaf başvurusunda Kavala’ya yönelik olarak, ‘faaliyetlerinde Kürt kökenli ve Ermeni kökenli vatandaşlara ağırlık vermek‘ suçlaması yöneltildi. İstinaf başvurusunda ayrıca Kavala’nın kadın hakları, çocuk istismarı, kadına şiddet, azınlıkların asimilasyonu, ifade özgürlüğü, çevre duyarlılığı gibi konularda yürüttüğü faaliyetlerin de ‘iktidarı kitlesel kalkışmalarla saf dışı bırakma’ amacına yönelik olduğu ileri sürüldü.
Dokuz sanıkla ilgili istinaf
Şahiner, Gezi davası sanıkları Yiğit Aksakoğlu, Tayfun Kahraman, Can Atalay, Mücella Yapıcı, Mine Özerden, Çiğdem Mater, Hakan Altınay ve Yiğit Ali Ekmekçi hakkında verilen beraat kararlarını da istinafa götürdü.
Kavala için tekrar tutuklama talebi
Şahiner’in İstanbul Bölge Adliye (istinaf) Mahkemesi’ne gönderilmek üzere İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi’ne sunduğu 90 sayfalık istinaf başvurusunda, ‘İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi’nin vermiş olduğu tüm sanıklar hakkındaki beraat kararının kaldırılarak yapılacak yargılama sonucunda mütalaamız doğrultusunda mahkumiyetlerine karar verilmesi’ istendi.
Başvuruda, ayrıca, Kavala hakkında yeniden tutuklama istenirken şu ifadelere yer verildi:
“Üzerine atılı suçların vasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu, sanığın müsnet suçu işlediğinin kabulü halinde yasada öngörülen alması muhtemel ceza miktarı dikkate alındığında tutuklama tedbirinin ölçülü olduğu, sanığın suçun sübutu halinde alması muhtemel ceza miktarının kaçma şüphesine sebebiyet vereceği, müsnet suçun Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 100. maddesinde sayılan katalog suçlarda yer aldığı da anlaşıldığından sanığın tutuklanmasına karar verilmesi istinafen talep olunur.”
‘Kürt ve Ermeni kökenli vatandaşlara ağırlık vermek…’
İstinaf başvurusunda Kavala için şu suçlamalar ileri sürüldü:
“George Soros’un Türkiye’deki en önemli uzantısı Açık Toplum Vakfı ve sanık Osman Kavala’nın kadın hakları, çocuk istismarı, kadına şiddet, azınlıkların asimilasyonu, ifade özgürlüğü, çevre duyarlılığı gibi son derece masumane konularda toplumun çeşitli kesimlerinde direnç noktaları oluşturarak, bu projeler için bir araya gelecek insanlara ortam hazırladıkları, istedikleri zaman da herkesin derdinin aynı olduğu, özgürlüklerin önündeki engelin mevcut iktidar olduğu ve iktidarın değiştirilmesi gerektiği savıyla birbirinden bağımsız bu toplulukları istedikleri her yönetime karşı kışkırtabildikleri ve böylelikle amaçlarına engel gördükleri tüm yönetimleri kitlesel kalkışmalarla saf dışı bırakmayı denedikleri anlaşılmıştır. Nitekim Mehmet Osman Kavala’nın faaliyetlerinde Kürt kökenli ve Ermeni kökenli vatandaşlarımıza ağırlık verdiği bilinmektedir.“
‘Bütün organizasyonu O yaptı’
“Uluslararası spekülatör George Soros’un Türkiye’deki temsilcisi konumundaki sanık Mehmet Osman Kavala’nın, bir plan ve senaryo dahilinde yürütülen Gezi Kalkışması’nın planlanmasında, uygulanmasında ve tüm ülke sathına yayılarak derinleştirilmesinde etkin rol oynadığı, kalkışma sürecinde yaptıkları provokatif paylaşımlar ve eylem çağrıları ile eylemcileri galeyana getirerek şiddet olaylarının tırmanmasına zemin hazırlayan Taksim Platformu’nu sanık Mine Özerden aracılığıyla, Taksim Dayanışması’nı ise sanıklar Şerafettin Can Atalay, Tayfun Kahraman ve Ayşe Mücella Yapıcı aracılığıyla perde arkasından kontrol ettiği, kalkışmaya desteği artırmak ve eylemlerin ülke geneline yayılmasını sağlamak amacıyla yürütülen Forum Koordinasyon faaliyetlerini sanık Hanzade Hikmet Germiyanoğulları aracılığıyla kontrol ettiği, Gezi Kalkışması’nın ve kalkışma sonraki süreçte yaşanması muhtemel olayların yayınlanması ve gündem oluşturulması amacıyla bir televizyon kanalı ve internet yayıncılığı kurulması faaliyetlerini ise sanık Can Dündar ile birlikte yürüttüğü, sanığın, kalkışmayla ilgili tüm uluslararası girişimleri bizzat kendisinin yönettiği ve eylemcilerin birçok ihtiyaçlarının da sanık tarafından karşılandığı tespit edilmiştir.”
İstanbul Tabip Odası, kentte hekim ve sağlık çalışanları arasında koronavirüse yakalananların sayısının bini geçtiğini açıkladı. Sağlık Bakanlığı‘nın salgınla ilgili ayrıntılı verileri kamuoyuyla paylaşmadığının belirtildiği açıklamada, Türkiye’deki vakaların yüzde 56’sının İstanbul‘da olduğu, İstanbul’un “göz göre göre vahim bir duruma sürüklendiği” ve durumun vahametinin ancak 1 Nisan tarihinde öğrenildiği ifade edildi.
Açıklamada, ayrıca bakanlıkça yapılan açıklamalarda yalnızca toplam test, vaka, vefat, yoğun bakımda yatan hasta, entübe hasta sayılarının verildiğini, Covid-19 teşhisiyle tedavi edilen hasta sayılarının açıklanmadığı kaydedildi.
Açıklamanın tamamı şu şekilde:
“Covid-19 vakalarının yüzde 80’inin hastalığı semptomsuz olarak ya da ayakta geçirdiğini, ancak yüzde 20’sinin hastaneye yatırıldığını dünya ve ülke deneyimlerimizden biliyoruz.
‘Hastaneler Covid-19 hastalarıyla dolup taşıyor’
İstanbul’da Covid-19 teşhisiyle hastanelerde takip ve tedavi edilen hastaların sayısı çoktan binleri geçti. (İstanbul’da 45 gün içinde iki hastanenin yapılacağının açıklanması da durumun vahametini gösteriyor.)
Hastanelerimiz Covid-19’lu hastalarla dolup taşıyor, artık aynı odada iki hasta birlikte yatırılmak zorunda kalınıyor. İstanbul’da eskiden bu yana çok sıkıntılı olan yoğun bakım yataklarıyla ilgili sıkıntı da hızla kendini gösteriyor.
Öte yandan Sağlık Bakanı 1 Nisan 2020 tarihindeki basın toplantısında Türkiye’de Covid-19’lu sağlık çalışanı sayısını 601 olarak açıkladı. (Sonraki açıklamalarında yeni bilgiye yer vermedi.) Oysa bizim sahadan topladığımız bilgiler sadece İstanbul’daki Covid-19’lu hekim, sağlık çalışanı sayısının çoktan 1.000’i geçtiğini gösteriyor.
‘Yeterli maske, önlük ve eldiven verilmedi’
Daha önceki raporlarımızda açıkladığımız gibi, Covid-19 pandemisi göz göre göre gelmesine rağmen maske, önlük, eldiven gibi gerekli kişisel koruyucu malzemelerin bile yerinde ve yeterli miktarda temin edilmemesi, triyaj uygulamasının birçok sağlık kurumunda yapılmaması, sağlık çalışanlarının sağlığını koruyucu tedbirlerin -başta düzenli test yapılması olmak üzere- alınmaması; kısacası İstanbul’daki sağlık kurumlarında gerekli hazırlığın zamanında yapılmamış olmasının bedelini ne yazık ki hekimler, sağlık çalışanları ödüyor. Salgınlara karşı mücadelede en önemli faktörün hızlı davranmak olduğu bilindiği halde Sağlık Bakanlığı yöneticilerinin yapılması gerekenleri haftalarca gecikmeyle yapmaları ise tabloyu kurtarmıyor.
Pandemiye karşı yersiz, yanlış, hatalı politikalarınızın, başarısızlığınız apaçık ortadayken ‘başarı hikayesi yazma’ çabalarınızın kurbanı olmak istemiyoruz!
Hayatlarımız politikalarınızdan değerlidir!”
Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, geçen hafta yaptığı açıklamada tüm ülkedeki enfekte sağlık çalışanı sayısının 601 olduğunu söylemişti.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın açıklamalarından sonra e-devlet üzerinden kaydı alınarak dağıtımına başlanacak maskeler için PTT çalışanları görevlendirildi. 25 bin haneye dağıtılması hedeflenen maskeler için başvurular başlarken KESK’e bağlı Basın Yayın İletişim Posta Emekçileri Sendikası (Haber Sen) 4 No’lu Şube Başkanı Gülseren Güngördü, kurum bünyesinde 15 işçinin enfekte olduğunu, devam eden diğer posta işlemleri yüzünden de çalışanlar üzerindeki baskının arttığını belirtti.
‘Çalışan sayısı yetersiz’
Artı Gerçek’ten Rıfat Doğan’a konuşan Güngördü PTT çalışan sayısının yetersiz olduğuna vurgu yaptı:
“E-devlet üzerinden sipariş veriliyor. O siparişe göre peyder pey dağıtıma başlayacaklar. Bildiğimiz kadarıyla taşeron firma elemanıyla birlikte 15 bine yakın PTT çalışanı var. Bunların içinde idari genelge ile kronik hastalığı olduğu için izne ayrılanlar var. Bu nedenle 2-3 bin eksilme olduğu için eleman sıkıntısı var. Tahminen 50 binin üzerinde maske dağıtımı yapılacağını düşünüyoruz. 25 bin hane var diyor ama bireysel olarak aynı hanede çalışan birden fazla kişi varsa birden fazla da talep edebiliyor. Bu durumda aynı haneye birden fazla maske gitme olasılığı da yüksek.”
‘Virüsü dağıtma riskleri yüksek’
Güngördü, virüsün bu şekilde bulaşma riskinin arttığının altını da çizerek “Bu maske dağıtılması işi virüsün bulaştırma riskini de artıracak. Sadece maske de dağıtmayacak onun yanında diğer posta ve kargoların dağıtımı da devam ediyor. Haliyle 50-60 eve bu bulaştırma riskini artırabilir. Böyle bir gerçeklik var” dedi.
PTT işçileri arasında salgının hızla yayıldığını belirten Göngördü şunları söyledi: “Şu anda PTT çalışanları arasında 15 tane pozitif vaka var ve bu sayı gün gün hızla artıyor. Örneğin bugün Ataşehir’de bir arkadaşımızda pozitif vaka çıktı. Dağıtım merkezlerinde özellikle bu vakalar çıkıyor. Biz bu vakaların testten geçirildikten sonra karantinaya alınmasını talep ediyoruz. Ama test yapılmıyor. Sadece o arkadaşların çalıştığı birimde çalışanları da test yaptırmadan ev karantinasına gönderiyorlar. Biz yaygın test yapılmasını istiyoruz.”
‘Açıklama yapan yöneticiler sürgün edildi’
“Bu süreçte basın açıklaması ve sosyal medya çalışması yaptığımız için sendikamız yöneticilerine dönük mobbing ve baskılar oldu” diyen Göngördü sürgünle karşı karşıya olduklarını ifade ederek şöyle konuştu:
“5 No’lu şube yöneticimiz ve temsilcimiz kendi rızaları dışında İstanbul içinde başka bir yere sürgün edildiler. Gerekçe olarak da “personel eksikliğini” gösteriyorlar. Bu durumu mahkemeye taşıyacağız. Bu yasaya aykırı. İzmir’de de aynı şekilde böyle bir durum yaşandı. Bu durumu yöneticilerle konuştuğumuzda bize yaptığımız basın açıklaması ve sosyal medya çalışmasının buna neden olduğunu açıkça ifade edip “buna gerek yoktu” dediler. Etki tepki kelimesini yöneticinin ağzından duydum. Biz onların açıklarını deşifre ettiğimiz için bizi böyle cezalandırmaya çalışıyorlar.”
Kenya Ewelyn‘in Guardian’daki haberi Yeşil Gazete tarafından çevrilmiştir.
*
New York Valisi Andrew Cuomo’nun, salgın ilk başladığında koronavirüsü “büyük dengeleyici” olarak adlandırmasına karşın veriler virüsün gelişigüzel yayılmadığını gösteriyor.
Koronavirüs salgınında vaka sayısında ilk, ölü sayısında İtalya’nın ardından ikinci sırada bulunan ABD’de virüs, en çok Afrika kökenli Amerikalılara zarar veriyor.Eşitsizlik özellikle Afrikalı Amerikalıların yoğun olarak yaşadığı New Orleans, Chicago ve Detroit gibi şehirlerde belirgin.
Guardian‘ın haberine göre, nüfusunun yüzde 30’unu siyahların oluşturduğu Chicago’nun Belediye Başkanı Lori Lightfood, kentte Covid-19 nedeniyle yaşamını yitirenlerin yüzde 72’sinin Afrika kökenli Amerikalılar olduğunu kaydetti. Bu, eyaletteki ölümlerin yarısından fazlasına denk geliyor. Lightfood, “Bu veriler, Kovid-19’un yayılışına ve toplumlar arasındaki eşitsizliğe ilişkin oldukça endişe verici bir tablo sunuyor” dedi. Illinois Halk Sağlığı Departmanı Direktörü Ngozi Esike de, “Genel sağlıkla ilgili çıktılarda ırka bağlı genel eşitsizlikler olduğunu ve bunun virüs için de geçerli olabileceğini çok iyi biliyoruz” dedi.
Salgının etkili olduğu bir başka eyalet olan Louisiana‘da da koronavirüs kaynaklı ölümlerin yüzde 70’i siyahlar arasından. Nüfusunun yüzde 32’sinin Afrika kökenli Amerikalı olduğu Louisiana’nın Valisi John Bel Edwards, “Bu rakamlar daha fazla ilgiyi hak ediyor. Sorunu halletmek için neler yapacağımızı görmek üzere araştırma yapacağız” diye konuştu.
Detroit, Chicago ve Milwaukee gibi orta batı şehirleri de artan bir dengesizlik bildiriyor. Nüfusunun neredeyse yüzde 80’i siyahlardan oluşan Detroit, Michigan eyaletindeki en yoğun koronavirüs vakalarına sahip. Şehirdeki ölüm oranı, eyaletteki toplam ölümlerin yüzde 40’ını oluşturuyor.
Koruyucu maske takan bir sürücü, Illinois, Chicago’da bir Chicago Transit Authority otobüsünü sürüyor. Fotoğraf: Bloomberg
Afrikalı Amerikalılar , çoğunlukla kentsel alanlarda yoğunlaştığı ve temel endüstrilerde çalışmaları yüzünden virüse daha çok maruz kalma riskiyle karşı karşıya. Ekonomi Politikası Enstitüsü’ne göre, siyah işçilerin sadece% 20’si evden çalışabiliyor, aynı oran beyaz muadillerinde yüzde 30.
Koronavirüs, bu nedenlerle çok sayıda yaşlı siyahın ölümüne yol açtı. ABD’nin güney bölgelerinde kadınlar ve genç Afrikalı Amerikalılar arasında da salgının yayıldığı rapor ediliyor.
Yaygın obezite, tansiyon ve diyabet ölüm oranlarını artırıyor
Uzmanlar, siyah Amerikalılar arasında daha yaygın olan obezite, yüksek tansiyon ve diyabet hastalıklarının, Covid-19’a yakalanmaları halinde ölüm oranlarını arttığına işaret ediyor. Virüsün altta yatan sağlık sorunları olanlara daha fazla zarar verdiği biliniyor ve birçok hastane sadece kritik bakım için kabul edilenleri test ediyor.
Detroit/Michigan, Doğu Pazarı yakınları.
Bu risklerin, Medicaid ve Medicare gibi kamu sağlık sigortası kapsamındaki tesis kapanışları ve özel sermayeye geçişlerle birlikte, sağlık hizmetlerindeki ırksal eşitsizliklerin önemli ölçüde artırdığı eleştirisi yapanlar, Afrikalı Amerikalıların beyazlara kıyasla sağlık sigortasından yoksun olma olasılığının iki katı olduğuna ve temel bakımın seyrek veya pahalı olduğu, tıbbi olarak yetersiz hizmet alan bölgelerde yaşama olasılığının daha yüksek olduğuna dikkat çekiyorlar.
Uzmanlar, ırksal önyargının aynı zamanda, özellikle sağlık görevlileri hizmet verdikleri toplumun kültürü konusunda deneyimsiz olduklarında, diğer pek çok konu gibi eşitsiz sağlık hizmetine de katkıda bulunduğuna dikkat çekiyor. Örneğin, Century Foundation, çoğunluğu Afro-Amerikan veya Latin mahallelerinde bulunan sağlık hizmeti sağlayıcılarının daha düşük kalitede bakım sağlama eğiliminde olduğunu buldu.
Vali: Yüzyıllardır süren eşitsizliği haftalar içinde telafi etmek zor
Illinois Valisi JB Pritkzer, ırkçılığın devletin salgının patlak vermesine verdiği yanıttaki rolünü kabul etti, ancak haftalar içinde çözülmeyecek “çok daha geniş bir sorun” olarak nitelendirdi: “Onlarca yıldır belki de yüzyıllar boyunca sağlık hizmetlerinin ‘renkli’ insanlara uygulanmasındaki eşitsizliği telafi etmek zor.”
Bir sağlık savunu grubu olan Advancing Health Equity‘nin pratisyeni ve CEO’su Dr. Uché Blackstock da virüs ayrımcılık yapmasa da hükümetin tepkilerinin bunu yapabileceğini kaydetti.
Virüsün ilk yayıldığı günlerde ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezlerinin başlangıçta yurtdışına seyahat edenlere öncelik veren test yönergelerini yayınladığını belirten Blackstock, bunun Brooklyn ve Queens‘in düşük gelirli alanlarındaki çoğunlukla siyah hastaların, Manhattan‘da seyahat etme imkanları olan daha zengin, beyaz müşterileri kadar hızlı test edilmediği anlamına geldiğine işaret etti: “Şu anda bildiğimiz şey, Covid-19’un toplumlarımızda fark ettiğimizden çok daha uzun bir süre dolaşımda olduğudur.”
Wisconsin‘de, doğrulanmış 86 ölümün yarısından fazlası Milwaukee şehrinde. Sınırlı testler ve kamuoyuna yavaş erişim, şehirdeki vakaların sayısının iki haftadan az bir sürede sadece bir kişiden 350’den fazla vakaya ulaşılmasına neden oldu. Sağlık yetkilileri, virüsle ilk enfekte olan kişinin, yakındaki varlıklı, beyaz bir banliyöden biriyle temasa geçmesinden sonra muhtemelen şehre sokulduğunu söyledi.
Washington DC, Franklin Square itfaiye istasyonu önü.
Bir siyah olan David Bowen, virüs teşhisi konan ilk Wisconsin milletvekiliydi. Guardian’a, daha sonra virüsü üç kişiye geçirdiğini doğruladığını söyledi. Ancak sadece bir kişi test yaptırabildi. Bowen,“Beyaz cemaatlerden biri hastalandığında, siyah cemaatte bizler aynı hastalıktan ölmekle tehdit ediyoruz, sağlık hizmetlerinin eksikliği bizi sık sık kendi kendini teşhis etmeye bırakıyor” diye konuştu.
CDC yönergelerine göre, her eyaletin diğer salgınlar sırasında yaptığı gibi ırksal test ve tedavi ile ilgili verileri izlemesi gerekiyor ancak bu verilerin şimdiye dek bir düzineden daha azı yayımlandı.
Geçen hafta, her ikisi de Massachusetts’ten olan Senatör Elizabeth Warren ve Kongre Üyesi Ayanna Pressley de dahil olmak üzere kongre Demokratları, CDC’nin ırksal veri sağlamasını talep eden bir mektup gönderdi . Mektupta, demografik veriler olmadığı takdirde, sağlık görevlileri ve milletvekillerinin söz konusu eşitsizlikleri ele alamayacaklarını belirtildi.
İnsan Hakları Avukatlar Komitesi de, federal hükümeti, Covid-19 salgınının ırk ve etnik kökenler arasındaki dağılımına ilişkin sayıları açıklamaya davet etti. “Bu benzeri olmayan bir krizdir” denilen açıklamada, “Biz, bu kriz dönemde her ırk ve renkten insanın eşit sağlık hizmeti ve tedavisi aldığından emin olmak istiyoruz” denildi.
Tepkiler üzerine Pazartesi günü, Washington Belediye Başkanı Muriel Bowser koronavirüs sayılarını ilk kez ırksal göstergelere göre yayımladı: Buna göre, bölgedeki 24 ölümün 14’ü siyah hastaydı. Washington DC’de şu anda nüfusun yüzde 45.5’u Afrikalı Amerikalı.
Bowser, “tüm ölümlerin bir endişe kaynağı” olduğunu iddia ederek ırk farklılıklarıyla ilgili soruları reddetti. Ancak birçok siyah topluluk için Covid-19 tarafından enfekte olma tehdidi korkularıyla doğru orantılı. Pew’e göre , siyah Amerikalıların% 46’sı koronavirüsü sağlıkları için bir tehdit olarak görüyor; bu oran beyaz muadillerinin iki katından fazla: “Siyah Amerikalıların özellikle savunmasız olduğunu biliyoruz. Bu sosyal, ekonomik ve ırksal bir adalet meselesidir. Bir topluluğa nasıl davranıldığı ülke çapındaki tüm toplulukları etkiler.”
ABD’de son açıklanan sayılara göre 400 bin 549 vaka tespit edildi. Salgında 12 bin 857 kişi ise hayatını kaybetti.
Peru vatandaşı Azul Rojas Marín, 2008 yılında gözaltına alındı ve üç polis memuru tarafından işkenceye maruz kaldı. İnsan hakları aktivistlerinin Amerikalılararası İnsan Hakları Mahkemesi‘ne (The Inter American Court of Human Rights) taşımış olduğu davayla ilgili olarak Mahkeme 12 Mart’ta karar verdi ve eylemin işkence olduğunu doğruladı. Karar geçen pazartesi yayımlandı. Marín’in tutukluluğunun herhangi bir gerekçesi olmadığının, dolayısıyla gözaltına alınmasının bizatihi suç teşkil ettiğinin belirtildiği kararda şu ifadeler yer aldı:
(Marín) zorla soyuldu, pek çok kez dövüldü, işkenceye ve tecavüze uğradı… Bu kurbana karşı bir işkence eylemidir. Dolayısıyla Mahkeme Marín’in haklarının ihlal edilmesinde Peru’nun uluslararası sorumluluğu olduğunu kabul eder.
Bu, Mahkeme’nin LGBTİ+’lar tarafından yapılan işkence başvurularıyla ilgili verdiği ilk karar.
Peru hükümeti henüz kararla ilgili bir yorum yapmadı.
Peru‘da LGBTİ+’lar toplumda büyük ölçüde kabul görse de, pek çoğu hukuki engeller ve önyargılarla boğuşuyor. Ülkede eşcinsel evlilikler yasal değil, ancak translar hukuki olarak cinsiyetlerini değiştirebiliyor.
Peru savcıları reddetmişti
Trans kadın Rojas Marín, 2008’in şubat ayında gözaltına alındığı sırada eşcinsel bir erkek olarak yaşamını sürdürüyordu. Bulunduğu Casa Grande kasabasının kuzeyindeki polis karakoluna götürüldü ve burada kendisini temsil eden insan hakları avukatlarının iddiasına göre cinsiyet yöneliminden ötürü sözlü ve fiziksel saldırıya uğradı ve gasp edildi.
Marín polis memurlarından şikayetçi oldu ancak savcılar davayı reddetti. Bunun üzerine aktivistler davayı Marín adına Amerikalılararası İnsan Hakları Mahkemesi‘ne taşıdı.
Kararda Peru hükümetinin, Marín’e psikolojik destek sunması ve kendisini uğrattığı zararlardan ötürü tazminat ödemesi, bunun yanı sıra, LGBTİ+ bireylere karşı yapılmış saldırıların soruşturulmasında yeni protokoller benimsemesi ve LGBTİ+ topluluğuna karşı işlenen şiddet suçlarının kaydını tutması talep edildi. Marín kararla ilgili olarak “Nasıl olduğumu kelimelerle anlatamam, tüm bunlardan sonra nihayet bir mahkeme söylediklerime inandı” diye konuştu, avukatları ise kararı çığır açıcı olarak nitelendirdi.
Tokat’ta Erbaa Belediyesi, Covid-19 tedbirleri kapsamında vatandaşların sosyal mesafeye uymaları ve sokağa çıkmamaları için billboardlara yöresel dilin kullanıldığı uyarı afişleri astı.
Bilboardlarda “Eccük daha sabır Erbaa”, “Meydanda ağleşmeyin”, “Gıldır gıcık işler için dışarı çıkmayın”, “Evde kal heğri, dip dibe sorutmayın” şeklinde uyarılar yer alıyor. Belediye Başkanı Ertuğrul Karagöl, salgın sürecinde devletin “Evde kal” çağrısına dikkati çekmek, vatandaşları yöresel dille, biraz da mizah katarak uyarmak istediklerini söyledi.
‘Ciddi anlamda sosyal medyanın gündemine oturduk’
Salgının şakasının olmadığını anlatmaya çalıştıklarını dile getiren Karagöl, hem Erbaalı hemşehrilerinin hem de ülke genelindeki bütün vatandaşların olayı mizah çerçevesinde ciddiye alması için bu çalışmayı yaptıklarını anlattı. Karagöl, sosyal medyada uyarı yazılarının kısa sürede çok sayıda paylaşıldığını gördüklerini belirterek, “Bu kadar beğeni alacağı hiç aklıma gelmemişti. Ciddi anlamda sosyal medyanın gündemine oturduk” dedi.
Sanatçı Erdal Erzincan da Erbaa’daki afişleri sosyal medya hesabından “Tokat’tan aktaracaklarımız şimdilik bu kadar” notuyla paylaştı.
İlk vakanın ortaya çıktığı Çin‘de geçtiğimiz gün 59 yurtdışı kaynaklı Covid 19 vakasının tespitinin ardından, ülke Rusya sınırını kapattı. Rusya’dan gelecek Çin vatandaşlarına ise zorunlu karantina uygulanacak.
Çin’in, koronavirüsün sıfır noktası Wuhan kentinde ise sokağa çıkma yasağının kalkmasıyla birlikte kentte sosyal hayat canlandı. İnsanlar henüz maskelerini çıkarmasa da hayat yavaş yavaş normale dönüyor.
ABD’de ölü sayısı 12.857’ye yükseldi
Virüs ABD‘de yayılmaya devam ediyor. Dün gerçekleşen 1.970 ölüm ve bugün ölen 16 kişiyle birlikte ölü sayısı 12.857’ye yükseldi. 731 kişinin öldüğü New York‘ta ise 7 Nisan, eyalet tarihinde en fazla ölümün yaşandığı gün olarak kayda geçti.
Öte yandan ABD Başkanı Donald Trump, Twitter hesabından yaptığı paylaşımda Dünya Sağlık Örgütünü’nü (DSÖ) “Çin yanlısı tutum takınmakla” suçladı.
Rusya’da vaka sayıları artıyor
Rusya‘da ise vaka sayısı gün geçtikçe katlanarak artıyor. Ülkede son 24 saatte 1.175 yeni vaka görüldü. Bu sayı dün de 1000’in üzerindeydi. Ölü sayısı ise 5 kişi daha arttı ve 63’e yükseldi.
Başkent Moskova yakınlarındaki bir köyde bir kişi, karantina yasağını ihlal ettikleri gerekçesiyle beş kişiyi av tüfeğiyle öldürdü. Saldırgan gözaltına alınarak tutuklandı. Zanlının evinde yapılan aramada bulunan av tüfeğine el konuldu.
İran’dan IMF’ye çağrı
Koronavirüsün en çok etkilediği ülkelerden biri olan İran, Uluslararası Para Fonu’na (IMF) beş milyar dolarlık acil durum fonu için çağrısını yineledi. IMF’nin İran’a yardım yollamasını ABD’nin engellediği bilinirken, İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani bu sabah yeni bir çağrıda bulundu ve şunları söyledi: “Uluslararası kurumlara görevlerini yerine getirmeleri çağrısında bulunuyoruz. Biz IMF’nin bir üyesiyiz. Borç vermekte ayrımcılık yapılmamalı.”
Birleşik Krallık’da 786 ölüm daha
Birleşik Krallık’da dün koronavirüs nedeniyle 786 kişi daha hayatını kaybetti. Ölenlerin yaşları 23 ila 99 arasında değişiyor. Kraliçe II. Elizabeth, halen yoğun bakımda olan Başbakan Boris Johnson‘a geçmiş olsun dileklerini iletti.
Earlier today The Queen sent a message to Carrie Symonds and to the Johnson family. Her Majesty said they were in her thoughts and that she wished the Prime Minister a full and speedy recovery. pic.twitter.com/Mo1SgAd9wh
Virüsün yayılma hızının yavaşladığı düşünülen Almanya‘da ise ivme yeniden tersine döndü. Ülkede son 24 saatte 4.003 yeni korona virüsü vakası tespit edildi. Dün açıklanan vaka sayısı da bir önceki günden yüksekti.
Dün ölen 206 kişiyle ölü sayısı da 2.016’yı buldu.
İtalya’da vaka sayısı ilk kez düştü
İtalya‘da da vaka sayısında azalma görüldü. Sivil Savunma Genel Müdürü Angelo Borelli 10 Mart’tan bu yana ilk kez vaka sayısının düştüğünü söylerken, Yüksek Sağlık Enstitüsü’nden Prof. Gianni Rezza “Bir süredir plato çizen yeni vaka sayısındaki grafik, nihayet bugünkü verilerle düşüşe geçmiş görünüyor” dedi.
Öte yandan son 24 saatte yaşanan 604 ölümle birlikte ölü sayısı 17.127’ye yükseldi.
Romanya’da 10 bebeğin testi pozitif çıktı
4.417 Covid 19 vakasının olduğu Romanya‘da anneleri koronavirüs taşımayan on bebeğe yapılan test sonucu pozitif çıktı. Hastalığın bebeklere hastane personeli tarafından bulaştırıldığı sanılıyor. Olayla ilgili soruşturma başlatıldı. Romanya’da şimdiye kadar 209 kişi koronavirüs nedeniyle hayatını kaybetti.
Hindistan’da trenler karantina merkezine dönüştürülüyor
Hindistan‘da 4.314 koronavirüs vakası kaydedilirken, ülkedeki 20.000 eski tren vagonu karantina merkezine dönüştürülmeye başlandı. Gerekli cihazlar ve tıbbi ekipmanlar yerleştirilen her vagonda 16 yatak bulunuyor. Yerel kaynaklara göre salgınla mücadele kapsamında stadyumlar da karantina merkezleri olarak kullanacak. Ülkede koronavirüs nedeniyle 118 kişi hayatını kaybetti.
Filipinler’de karantinayı ihlal eden kişi vuruldu
Filipinler’de 63 yaşında ve alkollü olduğu öğrenilen bir kişi karantina kurallarını iptal ettiği gerekçesiyle vurularak öldürüldü. Filipinler Devlet Başkanı Rodrigo Duterte, ülkedeki karantina koşullarında yardım almadan yaşayamayacaklarını söyleyen işçilerin protesto çağrısına karşın güvenlik güçlerine karantina kurallarına uymayanların vurulması emri vermişti.
Vietnam’dan Avrupa’ya 550.000 maske
Vietnam hükümeti, korona virüsüyle mücadeleye destek için Fransa, Almanya, İtalya, İspanya ve İngiltere’ye 550.000 maske bağışladığını açıkladı. Salgından az etkilendiği görülen Vietnam’da toplam 94.000 test yapıldı, vaka sayısı ise 249 olarak açıklandı. Ülkede şimdiye kadar koronavirüs kaynaklı ölüm yaşanmadı.
Ocean Park says its resident giant pandas Ying Ying and Le Le have mated naturally for the first time since they started trying a decade ago.
Executive director Michael Boos says it’s “extremely exciting” as there’s a higher chance of pregnancy.
Hong Kong’da hayvanat bahçesi kapandı, pandalar çiftleşti
Hong Kong‘taki Ocean Park‘taki pandalar, hayvanat bahçesi yetkililerinin yaklaşık 10 yıl süren çabalarının ardından park, koronavirüs salgını sebebiyle ziyaretçilere kapalıyken ilk kez çiftleşti. Ocean Park’a salgın nedeniyle iki ayı aşkın süredir ziyaretçi alınmıyordu.