Ana Sayfa Blog Sayfa 2137

[Yeşil Gazete Tv] Kıvanç Eliaçık ile Bu Gün: İşçiler koronavirüsün hem kahramanı hem de kurbanı

Yeşil Gazete TV’deki Bu Gün programlarının ikincisinde Elif Ünal, Devrimci İşçi Sendikaları Konferansı (DİSK) Uluslararası İlişkiler Müdürü ve aynı zamanda Labourstart Yönetim Kurulu Üyesi Kıvanç Eliaçık ile birlikteydi.

Programda 1 Mayıs İşçi Bayramı kutlamaları, kutlamalara yönelik müdahaleler ve koronavirüs salgını sırasında işçilerin maruz kaldıkları hak ihlalleri konuşuldu.

Normalde işçilerin toplumun hep unutulan ve görülmeyen kesimi olduğunu söyleyen Eliaçık, son bir aydır Covid-19 sebebiyle işçilerden bahsedilmeye başlandığını söyledi. Eliaçık, sağlık işçilerinin, market, belediye ve kargo çalışanlarının ne kadar zor koşullarda hayatları pahasına çalıştıklarının görüldüğünü belirtti.

İşten çıkarılma, ücretsiz izin, artan mesai saatleri…

İşten çıkarılmalardan, ücretsiz izne ayrılma uygulamalarına, evden çalışan işçilerin mesai saatlerinin artırılmasına kadar işçilerin yaşadıkları sorunlar ele alındı. Hem mavi yakalı hem de beyaz yakalı işçilerin koronavirüs salgını sırasında maruz kaldıkları hak ihlallerinden bahseden Kıvanç Eliaçık, “Kahraman olduğumuz kadar kurban da olduk” dedi.

Programda ayrıca DİSK Genel Merkezi’nde yapılmak istenen basın açıklamasına polis tarafından yapılan müdahale ve 20 kişinin gözaltına alınması da konuşuldu. Eliaçık, işçi haklarının en çok konuşulması gereken dönemde böyle bir müdahalenin kabul edilemeyeceğini belirtti.

Gün boyu sürecek 1 Mayıs kutlamaları

Son olarak bugün gün boyu sanal ortamda gerçekleşecek 1 Mayıs kutlamalarının programı paylaşıldı. Etkinlikler kapsamında saat 14.00’da TV kanalları ve sosyal medya hesapları üzerinden; sendika temsilcilerinin, işçilerin, aydın ve sanatçıların mesajlarını içeren Sanal 1 Mayıs Mitingi düzenlenecek.

17.00’da sendikaların sosyal medya uygulamaları üzerinden 1 Mayıs konseri gerçekleşecek. Etkinlik, saat 21.00’da ise insanların balkonlardan ve pencerelerden 1 Mayıs Marşı’nı okumasıyla sona erecek.

Nisan 2020 Basın Özgürlüğü Raporu: İnfaz düzenlemesinde en az 54 gazeteci kapsam dışında

Medya özgürlüğü araştırmaları yapan sivil toplum kuruluşu Press in Arrest,  Nisan ayında Türkiye’deki basın özgürlüğü ve yargılanan gazeteciler başlığında öne çıkan gündemleri derlediği Nisan 2020 Basın Özgürlüğü Raporu’nu yayınladı.

Rapora göre Nisan ayı boyunca görülen 17 davada 23 gazeteci en az 171 yıl 11 aydan, 408 yıl 10 ay 15 güne kadar hapis istemiyle yargılandı. Koronavirüs salgını tedbirleri kapsamında duruşmaların pek çoğu görülmeden ertelendi.

İnfaz paketinde gazetecilerin çoğu kapsam dışı

Yayınlanan raporda yürürlüğe giren infaz düzenlemesinden de bahsedildi. Düzenlemede 100’e yakın gazetecinin en az 54’ünün kapsam dışında bırakıldığı belirtildi.

Yapılan açıklamada cezaevlerinde görülen koronavirüs vakalarına değinilerek “Hem Covid19 salgını hem de infaz yasası düzenlemesinin yürürlüğe girmesiyle, hapisteki gazeteciler, avukatları aracılığıyla, tahliye taleplerini yineliyor” denildi.

Cumhuriyet Gazetesi’ne yönelik davalar

Raporda gazetecileri hedef alan önemli olaylara da değinildi. Cumhuriyet Gazetesi muhabirlerinden Hazal Ocak, Alican Uludağ ve Olcay Büyüktaş Akça hakkında iki ayrı dava açıldığının hatırlatıldığı raporda gazeteciler Olcay Büyükbaş Akça, İpek Özbey, Hazal Ocak ve Vedat Arık’ın başka bir soruşturma kapsamında da ifade verdiği belirtildi.

MİT haberi gerekçesiyle tutuklanan gazeteciler

MİT mensubunun cenaze töreni haberleri gerekçesiyle tutuklanan gazetecilerin hatırlatıldığı raporda “6’sı tutuklu 7 gazeteci ve 1 belediye çalışanı hakkında iddianame hazırlandığı, Sabah Gazetesi’nin haberiyle duyuruldu. Ancak, savcılık tarafından tamamlanıp mahkemeye gönderildiği haberlerle duyurulan iddianamenin, mahkeme tarafından kabul edildiği, yargılama için duruşma tarihi belirlendiği gibi bilgiler henüz paylaşılmadı” denildi.

Nisan ayı gelişmeleri

Basın özgürlüğü ve ifade özgürlüğü kapsamında Nisan ayında meydana gelen ihlaller şu şekilde sıralandı:

  • En az 12 gazeteci hakkında soruşturma başlatıldı ve suç duyurusunda bulunuldu:
  • 2 gazeteci gözaltına alındı, 1 gazeteci tutuklandı.
  • 17 davada 23 gazeteci, en az 171 yıl 11 aydan, 408 yıl 10 ay 15 güne kadar hapis istemiyle yargılandı.
  • 6 gazeteci hakkında dava açıldı.

Raporda son olarak “Haberler ‘terör’ ile ilişkilendirildi. Muhabirler ‘terör suçlaması’ karşısında ifade vermeye, savunma yapmaya zorlandı. Gazeteciler, iddianamesi olmadan hapiste tutularak peşinen cezalandırıldı. Mahkemelerce kabul edilmeyen iddianamelerin haberleştirilmesiyle de peşinen ‘suçlu’ ilan edildi. Yürütme ve siyasi iktidar baskısı gazetecilerle birlikte, bağımız yargı ve hakimlerin iradesi üzerinde de etkili olmaya devam etti” değerlendirmesinde bulunuldu.

 

 

 

 

Atatürk Kent Ormanı’nda çalışmalar sona yaklaşıyor

Eski adı “Hacıosman Korusu” olan Atatürk Kent Ormanı‘nda Yeşil Alanlar Daire Başkanlığı tarafından yürütülen yürüyüş parkuru, seyir terası ve gölet çevresi düzenlemelerinde sona gelindi. 

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Sarıyer Belediye Başkanı Şükrü Genç‘le birlikte koruda incelemelerde bulundu. Park, Bahçe ve Yeşil Alanlar Daire Başkanı Prof. Dr. Yasin Çağatay Seçkin, çalışmalarla ilgili olarak İmamoğlu’nu bilgilendirdi.   

Vahşi hayatın olduğu kısımlar insandan arındırılacak

Çevre düzenlemelerini yerinde inceleyen İmamoğlu ve beraberindeki heyetin geziyi tamamlamasının ardından İmamoğlu “Metro ulaşımına yakın ve konutların içinde olan bir alanın İstanbul’un hizmetinde olmaması üzücü” değerlendirmesinde bulundu.

Tümüyle doğal halini koruyarak, sadece insanların yürüyüş yapabileceği ve nefes alabileceği bir ortamın koordine edildiğini belirten İmamoğlu “Vahşi hayatın olduğu yerlerde de tamamen insandan arındırılmasına varıncaya kadar, belli prensiplerle hareket ediliyor” dedi. 

Çalışmaların sona yaklaştığını belirten İmamoğlu son olarak “19 Mayıs’ta muhtemelen sokağa çıkamayacak olsak da burada bir yürüyüşümüzü gençlik adına yaparız diye umut ediyorum” ifadelerini kullandı. 

Fransa’daki fabrika sızıntısı Belçika’daki nehirde binlerce balık ölümüne sebep oldu

Belçika’nın Wallonia bölgesinden yetkililer Perşembe günü yaptıkları açıklamada bir nehirdeki binlerce balığın Fransa sınırından akan kirlilik nedeniyle öldüğünü söylediler ve Fransız yetkililerini uyarı vermede çok geç kalmakla suçladılar.

Fransa sınırına bitişik Wallonia, sorunun şeker pancarı rafinerisindeki bir sızıntıdan kaynaklandığını ancak şirket ile ölü balıklar arasında doğrudan bir kanıt bulamadıklarını belirtti.  

Açıklamaya göre 50-70 ton balık Escaut olarak bilinen Scheldt nehrinin Belçika sınırlarında kalan 36 kilometrelik alanda öldü.  

Sızıntı nehre döküldü

Fransız şeker üreticisi Tereos, 9 Nisan’da 100 bin metreküplük yerleşim havuzunda sızıntı tespit edildiğini ve bu sızıntının atık suyun nehrin bir koluna dökülmesine neden olduğunu açıklamıştı.

Reuters’a açıklama yapan Wallonia Çevre Bakanı Celine Tellier “Wallonia Fransa tarafından uyarılmadı. Bunun sebebini anlamak ve ileride bazı şeyleri farklı yapmamız gerek” dedi. Tellier, kirleticinin 1 milyon Euro’ya varan bir miktarda cezalandırılması gerektiğini de belirtti.

Şirket: Doğrudan bağ kurulamaz

Scheldt, Kuzey Fransa’dan Avrupa’nın ikinci büyük limanı olan kuzey Belçika’daki Antwerp limanına kadar uzanıyor.

Tereos, durulama suyu sızıntısının 10 Nisan’da onarıldığını ve nehrin su kalitesinin 13 Nisan’a kadar nehrin Fransa tarafında kalan bölümünde normale döndüğünü söyledi. Şirket e-posta üzerinden yaptığı açıklamada bu durumda yaşanan balık ölümleriyle bu sızıntı arasında doğrudan bir bağ kurulamayacağını iddia etti.

Macron’a şikayet mektubu

Güney Belçika’da nehrin geçtiği Tournai belediyesinin başkanı Paul-Olivier Delannois ise Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron‘a bir şikayet mektubu yazarak “Fransa konuyla ilgili bilgiye sahipti ve bunu iletmedi. Bu kabul edilemez” dedi.

Karantina önlemleri Avrupa’nın havasını değiştirdi: 11 bin daha az ölüm

Jonathan Watts‘ın The Guardian’da yer alan makalesi Yeşil Gazete tarafından özetlenerek çevrilmiştir.

*

Salgın dolayısıyla alınan karantina önlemlerinin hava kalitesinde yarattığı değişim ve bunun insan sağlığı üzerindeki etkileri üzerine yapılan bir araştırma, hava kirliliğindeki düşüş dolayısıyla son bir ay içinde Birleşik Krallık ve Avrupa‘nın diğer ülkelerinde yaklaşık 11 bin daha az ölümün yaşandığını ortaya koydu.

Acil servislerde 1.900’e yakın azalma

Enerji ve Temiz Hava Araştırmaları Merkezi’ne (CREA) göre, araç trafiğinde ve endüstriyel gaz salımında yaşanan ani düşüş, daha az ölümün yanı sıra astım geliştiren çocuk sayısında 6 bin, acil servislerde 1.900 ve erken doğumlarda 600 kadar azalmayı da beraberinde getirdi.  

Öte yandan salgının kendisi, bu yılın başından bu yana dünya çapında 220 bin ölüme yol açtı. Çalışmanın yazarları salgına verilen karşılığın, fosil yakıt tüketimine dayalı endüstrinin kirlettiği havayı bir anlığına da olsa daha temiz ve daha sağlıklı bir çevre haline getirdiğini vurguluyor. 

Rapor geçen yılın bu dönemiyle kıyaslandığında, havadaki nitrojendioksitin yüzde 40, milyonda parçacık sayısının ise (PM2.5 ) ise yüzde 10 oranında düştüğünü ortaya koyuyor. Bu da Covid 19 olmayanların daha rahat nefes alabilmesi demek. Söz konusu maddelerin havada yol açtığı kirlilik, Avrupa’da her yıl kalp ve solunum yolları rahatsızlıkları dolayısıyla yaşanan 470 bine yakın ölümün sebebi sayılıyor. 

Çin ve Hindistan dahil edilirse fark büyür

Araştırmanın hava kalitesi, hava durumu, emisyonlar, nüfus ve hastalıklarla ilgili istatistik modelleri üzerinden vardığı sonuç, düşme eğiliminin süreceği yönünde ve eğer gerçekten böyle olursa, bu, Almanya‘da 2.083, İngiltere‘de 1.752, İtalya’da 1.490, İspanya‘da 1.083 daha az insanın öleceği anlamına geliyor.

Bununla birlikte, araştırmanın yalnızca Avrupa kıtasının son bir ayına odaklandığı düşünüldüğünde, dünya için hava kirliliğinde yaşanan düşmenin daha büyük olduğu tahmin edilebilir. Çin ve Hindistan‘ın dünyanın, havası en kirli ülkelerinden olduğu göz önünde bulundurulduğunda, bu iki ülkedeki karantina önlemlerinin hava kirliliğinde yaratacağı düşüş çok daha keskin olacağı söylenebilir.

Çalışmaya koronavirüsün kendisinden kaynaklı ölümler dahil edilmedi. Bununla birlikte bilim insanları, koronavirüsün olumlu ya da olumsuz seyrinin hava kirliliğine bağlı olduğu düşüncesinde. Öte yandan bazı çalışmalar, virüsün havadaki parçacıklara bağlandığını savunuyor, ancak henüz bunu doğrulayan herhangi bir veri yok.  

‘İklim mücadelesinde bizi daha ileriye taşımalı’

Araştırmayı yapan ekibin başındaki Lauri Myllyvirta, hava kirliliği kaynaklı ölümlerde yaşanan düşüş oranlarını bir “fayda” olarak telaffuz etmede temkinli davranıyor:

Bu konuda gerçekten ikilemdeyim. İnsanlar ölüyor, almak zorunda kaldığımız önlemler hem ekonomik olarak hem başka alanlarda ağır bir sıkıntıya yol açıyor, ama fosil yakıt tüketimindeki azalma, daha önce deneyimlemediğimiz bir şey. Dolayısıyla elbette hava kirliliği alanında çalışanlar bu olayı önemli buluyor.

Karşı karşıya olduğumuz pek çok küresel kriz var. Umuyorum ki bu vesileyle insanlar şunu düşünür: ‘Ya hava kalitemiz, evde oturmaya mecbur kaldığımız için değil de, temiz ulaşım ve temiz enerjiye erişebildiğimiz için böyle olsaydı? Bu virüsün, bizi iklim kriziyle mücadelede ve daha büyük mücadelelerde geriye götürmek yerine daha ileriye taşıyacağını ümit etmeliyiz. 

Bu dönemde sağlık çalışanlarının pek çoğu benzer yorumlar yapıyor. Londra‘daki King’s College Hastanesi‘nden doktor LJ Smith de onlardan biri. Kendisi, astım ve KOAH ile ilintili eskiye nazaran çok daha az hastası olduğunu söylüyor ve bunu hava kirliliğinin düşmesiyle açıklıyor:   

(Salgın) Bize daha önceleri normal kabul ettiklerimizi sorgulama imkanı verdi. Eğer hava kirliliği yeniden eski seviyesine dönerse, bekleme odam yine nefes alamayan çocuk ve yetişkinlerle dolup taşmaya başlayacak.

İstanbul’un yıllık enflasyonu yüzde 10.53

İstanbul Ticaret Odası (İTO), 2020 Nisan ayı enflasyon rakamlarını açıkladı.  Buna göre 2020 Nisan ayında İstanbul’da perakende fiyat hareketlerinin göstergesi olan İstanbul Ücretliler Geçinme Endeksi bir önceki aya göre yüzde 1.04, toptan fiyat hareketlerini yansıtan Toptan Eşya Fiyatları Endeksi ise yüzde 0.83 oranında arttı.

Bir önceki yılın aynı ayına göre artış oranı İTO’nun 1995 bazlı Ücretliler Geçinme Endeksi’nde yüzde 10.53, Toptan Eşya Fiyatları İndeksi’nde ise yüzde 8.09 olarak gerçekleşti. 

Parakendede artış, konutta azalış 

Nisan 2020’de perakende fiyatlarda bir önceki aya göre; giyim harcamalarında yüzde 3.07, gıdada yüzde 2.56, ev eşyası harcamalarında yüzde 1.77, diğer harcamalar grubunda yüzde 0.37, sağlık ve kişisel bakımda yüzde 0.01 artış görüldü.

Konut harcamalarında yüzde -1.95;  kültür, eğitim ve eğlence harcamalarında yüzde -0.85, ulaştırma ve haberleşme harcamalarında yüzde -0.12 azalış yaşandı.

Toptan fiyatlarda ise nisanda bir önceki aya göre, gıda maddeleri grubunda yüzde 4.46, madenler grubunda yüzde 4.16, inşaat malzemeleri grubunda yüzde 0.90 artış, kimyevi maddeler grubunda yüzde 16.37, işlenmemiş maddeler grubunda yüzde 0.83, yakacak ve enerji maddeleri grubunda yüzde 0.55 azalış kaydedildi. Mensucat grubunda ise fiyat hareketi görülmedi.

Cezaevlerindeki tüm görüşler 15 Mayıs’a kadar durduruldu

Adalet Bakanlığı, yeni tip koronavirüs (Covid-19) önlemleri gerekçesiyle daha önce cezaevlerinde alınan tedbirlerin süresini 15 Mayıs’a kadar uzattı. Ertelemenin Koronavirüs Bilim Kurulu‘nun tavsiyeleri kapsamında yapıldığı bildirildi. 

Bakanlığın Twitter hesabından yapılan açıklamaya göre, açık ve kapalı ceza infaz kurumlarındaki avukat ziyareti dahil bütün görüşler, hükümlülerin dışarıyla temasının mümkün olduğu kurum dışı çalışma, lokanta, sosyal tesis, dış kantin gibi iş yurdu faaliyetleri, açık ceza infaz kurumlarındaki hükümlülerin özel izin hakları, birden fazla koğuşla birlikte yapılan faaliyetler, hastalık ve güvenlik durumları dışında bir ceza infaz kurumundan başka kuruma yapılan nakiller 15 Mayıs’a kadar ertelendi. 

Ayrıca, ceza infaz kurumlarındaki ve çocuk eğitim evlerindeki aile görüşme odalarının kullanımının, ceza infaz kurumlarında anneleriyle birlikte kalan 0-6 yaş grubu çocukların kreşe ve ana okuluna gitmeleri ile çocukların dışarıdaki ebeveynleri ya da yakınlarına teslim edilmesi uygulamasının ertelenmesine ilişkin süreler de aynı tarihe kadar uzatıldı.

Tutuklu ve hükümlü yakınlarının ziyaretleri, zorunlu durumlarda başsavcılık kararıyla yapabilecek. Avukatlar zorunlu durumlarda maske ve eldiven tedbirleri alarak kapalı görüş yapabilecek.

Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, söz konusu tedbirleri ilk kez 13 Mart’ta katıldığı Bilim Kurulu Toplantısı’nın ardından kamuoyuna açıklamıştı. Bu önlemlerin süreleri 28 Mart’ta iki hafta süreyle uzatılmış, ardından bu tedbirlerin uygulanmasının 30 Nisan’a kadar uzatılmasına karar verilmişti.

 

ABD’de silahlı eylemciler Meclis Binası’nı bastı: Evde kalmak istemiyoruz

 

Korona virüsünden en fazla etkilenen ülke olan ABD’de, salgınla mücadele kapsamında alınan önlemlere karşı düzenlenen protesto eylemleri devam ediyor. Sputnik‘in aktardığına göre, Michigan eyaletinde, ‘evde kal’ çağrılarını ve karantina önlemlerini protesto eden eylemciler Michigan Eyalet Meclis Binası’nı bastı. Silah taşıyan protestocular, acil durum sürecini uzatma talebinin görüşüldüğü toplantı odasına girmeye çalıştı.

Eyaletin Demokrat Valisi Gretchen Whitmer’ın acil durum önlemlerini uzatma talebini konuşmak için bir araya gelen yetkililerin toplantısı, protestocular tarafından basıldı. Meclis binası önünde toplanan protestoculardan bazılarının silah taşıdığı görüntülere yansıdı.

Michigan eyaleti polis sözcüsü Brian Oleksyk, bir kişinin gözaltına alındığını aktardı. Eylemcilerin bazıları da toplantı odasına girmeye çalıştı ancak polis tarafından durduruldu. Silahlı protestocuların fotoğraflarını paylaşan Senatör Dayna Polehanki, bazı meslektaşlarının çelik yelek giydiğini söyledi.
 

Sosyal mesafe kurallarının hiçe sayıldığı ‘Amerikalı Vatansever Yürüyüşü’ adı verilen gösteride, eylemcilerin Başkan Donald Trump yanlısı sloganlar attığı görüldü.

Whitmer, mart ayında ilan edilen ve dün süresi dolan acil durumun 28 Mayıs’a kadar uzatılmasını öngören bir düzenlemeye imza atmıştı. Evde kalma zorunluluğu da 15 Mayıs’a kadar uzatılmıştı. Protestonun ardından eyalet kongresinin Cumhuriyetçi kanadı önlemlerin uzatılmasını reddetti ve Vali Whitmer’a yetkisinin kısıtlanmasını talep eden bir dava açtı. Whitmer ise bunu üzerine acil durumun henüz geçmediğine dair bir kararname çıkarttı.

Patatesin başkentine ithal patates

Türkiye’nin en çok patates üretimi yapılan Niğde’ye Mısır’dan ithal edilen tonlarca patates getirildiği iddia edildi. CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, yerli üreticinin elinde kalan ürünler depolarda çürümeye yüz tutarken patatesin başkenti Niğde’ye Mısır’dan patates getirilmesine tepki gösterdi. 

Gürer, virüs salgınıyla mücadele edilen bir dönemde, Mısır’dan ithal edilen patateslerin, Türkiye’nin en çok patates üretiminin yapıldığı Niğde’ye getirilmesinin, ürününü maliyetine bile satmakta zorlanan yerli üreticiye yapılabilecek en büyük kötülük olduğunu söyledi. 

Yılda yaklaşık 800 bin ila 1 milyon ton patates üretimi yapılan kent, Türkiye genelindeki üretimin yaklaşık yüzde 17’sini sağlıyor.

Gürer’in iddiasına göre, Mısır’dan ithal edilen binlerce ton patates, gemilerle Mersin Limanı’na, oradan da tırlarla, patates üretiminin en çok yapıldığı Niğde’ye getirildi. İthalatçı firma, kilosunu 2 TL’ye verdiği  patatesi, Organize Sanayi Bölgesi yakınlarında, üretimi durdurulan bir tekstil fabrikasının deposuna doldurdu. Aracıların ise ithalatçı firmadan  aldıkları ithal patatesleri 2.3 TL’ye Türkiye’nin değişik bölgelerine nakletmeye başladığı öne sürüldü.

Depolarda 50-60 bin ton patates var

Gürer, depolarda yerli patates üreticisine ait 50-60 bin ton patatesin satılamadığı için çürümeye yüz tuttuğu bir dönemde, Mısır’dan patates ithal edilmesi ve bu patateslerin de patates üretiminin en çok olduğu Niğde’ye getirilmesinin yerli üreticiye vurulan bir darbe olduğunu söyledi:  “Virüs salgınıyla mücadele edilen bir dönemde böyle bir kötülüğü, yerli üreticiye düşman bile yapmaz”

CHP’li vekilin verdiği bilgilere göre, Niğde’de geçtiğimiz yıl, 210 bin dekar alanda 800 bin tona yakın patates üretiminin gerçekleşmişti. Patates üretiminde Türkiye’de ilk sırada yer alan kent, Nevşehir ile birlikte üretimde ilk sırayı paylaşıyor. Ekim ve kasım aylarında hasadı yapılan patatesin kilosu geçen yıl 90 kuruşa mal oldu. Hasat döneminde 70 kuruşa bile satmakta zorlanan üreticiler, ürünlerini eski usul depolarda muhafaza ettiler. Depolarda patates 1 lira 20 kuruşa kadar alıcı buldu.

Lisanslı depoculuk desteği yok

Patateslerin muhafaza edildiği depoların büyük çoğunluğunun eski tip olduğu için ürünlerin kısa süre içinde çillenmeye başladığını ve çürümeye yüz tuttuğunu ifade eden Gürer şunları söyledi: “Türkiye’de önemli avantajlar sağlayan ve 41 ilde uygulanan Lisanslı Depoculuk Sistemi ne yazık ki Niğde’de uygulanmıyor. Lisanslı depoculuğun uygulandığı illerde hasat dönemlerinde ürünler arz yığılması nedeniyle oluşan fiyat düşüşleri olmuyor ve piyasa dengeleniyor. Tarım ürünleri üretici açısından kolay pazarlanabiliyor. Modern koşullarda muhafaza ediliyor ve nakliye masrafları da en aza indiriliyor. Ancak Niğde maalesef 41 ilde uygulanan bu sistemin dışında kaldığı için ürünler  eski tip karadamlarda havaların kısmen ısınması ile çürümeye yüz tutuyor.”

AKP hükümetinin 17 yıldır patates üreticisinin sorunlarını görmezden geldiğini belirten Ömer Fethi Gürer, “Tarım politikasındaki hatalar ve plansızlık yüzünden üreticilerimiz belli dönemlerde çok büyük sıkıntılar yaşadı.  Ancak, patates üretiminin başkenti konumundaki bir kente, Mısır’dan ithal edilen patateslerin getirilmesi gibi bir uygulamayla ilk kez karşılaşıyoruz” diye konuştu.

İthalat serbest, ihracat izne bağlı

Ticaret Bakanlığı birkaç ay önce, “İhracı Yasak ve Ön İzne Bağlı Mallar” tebliğinde değişiklik yaparak, patates ve kuru soğanın yurt dışına satışına yasak getirmişti. Geçtiğimiz yıl da patates ithalatında gümrük vergisi sıfırlanmış ve 200 bin ton ürün ithalinin önü açılmıştı.

“Bu yıl gerek depoda patates varken gerekse de Çukurova’da turfanda patates hasadı başlamışken, ithal patates getirmek üreticiye bir darbedir” diyen CHP’li Gürer, şu ifadeleri kullandı: “İktidar, kendi kendine yeten bir ülke olduğumuzu söylerken samandan sonra 71 ilde yetişen patatesi bile ithal etmektedir. İşin ilginci, Tarım Müdürlüğü’nün dahi ithal patatesin Niğde’de depolandığından haberi olmamasıdır. Tüm ürün stoklarımız yeterli diye açıklamalar yapan Tarım ve Orman Bakanı patatesin ithal edildiğinden haberi yok mu?  10 tır patates daha bir kaç gün içinde Niğde’de olacakmış, İthal patates dağıtımı da Niğde’den oluyor. Dalga geçer gibi. Türkiye en çok patates üreten iline önce ithal patates getirip sonra bu ürünleri Niğde’den başka illerin hallerine sevk etmek, tarımı ne hale düşürdüklerinin göstermektedir. Bu, tarımdaki plansızlığın net bir göstergesidir”

1 Mayıs İşçi Bayramı’nda açıklama yapmak isteyen DİSK üyeleri gözaltına alındı

1 Mayıs İşçi Bayramı sebebiyle Taksim Cumhuriyet Anıtı’na çelenk bırakmak isteyen aralarında yöneticilerin de bulunduğu Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) üyesi yaklaşık 20 kişi Genel Merkez binası önünde gözaltına alındı.

İşçi Bayramı bu yıl yeni tip koronavirüs önlemleri kapsamında sokağa çıkma yasağı altında kutlanıyordu. İçişleri Bakanlığı tarafından yayınlanan genelgeye göre 30 Nisan gece 00.00 ile 3 Mayıs gece 00.00 arasında sokağa çıkma yasağı uygulanıyor.

Çerkezoğlu da gözaltına alındı

DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu ve DİSK Genel Sekreteri Adnan Serdaroğlu‘nun da aralarında olduğu sendika yöneticileri ile Türkiye İşçi Partisi (TİP) ve Halkevleri yöneticileri de gözaltına alındı.

Türkiye İşçi Partisi (TİP) Milletvekili Barış Atay, CHP Milletvekili Ali Şeker ve HDP Milletvekili Oya Ersoy‘un da katıldığı anma programında, DİSK’in bırakmak istediği çelenk polisler tarafından parçalandı.

Polis barikatı

Beşiktaş’ta yer alan Genel Merkez binası, sabah erken saatlerden itibaren polis ablukasına alınmış ve binaya çıkan sokaklara çok sayıda polis yerleşmişti.