Ana Sayfa Blog Sayfa 2132

Diyanet -LGBTİ+ krizinin ardından baro ve tabip odalarına müdahale sinyali

Ankara ve Diyarbakır barolarına, LGBTİQ+ bireyleri hedef gösterdiği için Diyanet İşleri Başkanı Ali Ersoy’u eleştirmesi nedeniyle açılan soruşturmanın ardından, barolarla beraber tabip odalarının da seçim sisteminin değiştirileceği sinyali geldi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AKP Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısı öncesi yaptığı açıklamada, söz konusu durumun oda ve barolar üzerindeki denetimin ne kadar önemli olduğunu gösterdiğini söyledi.

Erdoğan şunları kaydetti:

“Yeni sürecin öncülüğünü yapmak da 18 yıldır olduğu gibi yine AK Parti’ye düşüyor. Bir an önce 2023 hedeflerimize doğru eskisinden çok daha kararlı ve süratli bir şekilde ilerlemeye devam etmeliyiz. Salgınla mücadelemizin başarıyla sürmesi gündemimizdeki meselelere daha sıkı bir şekilde yönelmemize imkân sağlıyor. Meclis’te başlanmış olan ya da neticelenmeyi bekleyen pek çok düzenleme bulunuyor. Bunlardan biri de barolar ve tabip odaları başta olmak üzere meslek kuruluşlarının seçim usullerinin yeniden belirlenmesiyle ilgili denetimin ne kadar önemli olduğunu gösteriyor. Geçtiğimiz günlerde Ankara Barosu’nun ve aynı zihniyetteki yapıların  fütursuz saldırılarına şahit olduk. Sadece bu örnek dahi meslek kuruluşlarının seçim usulüne yönelik düzenlemenin aciliyetini ortaya koymuştur, en kısa sürede Meclis’in takdirine sunmalıyız.”

Büyük baroların temsil oranları azaltılacak

AKP, bu değişikliği Avukatlık Kanunu‘nda yapılacak değişikle gerçekleştirmeyi öngörüyor. Buna göre, Türkiye Barolar Birliği Genel Kurulu’na delege seçimi sisteminde değişiklik yapılacak ve nispi seçim sistemine gidilecek.

Avukat sayısı 101’den 250’ye kadar olan barolarda sekiz, 251’den bine kadar olan barolarda on, binbirden 5 bine kadar olan barolarda oniki, 5 bin birden 20 bine kadar olan barolarda onaltı, 20 bin birden fazla olan barolarda ise 20 asıl üye ve her baroda asıl üye sayısınca yedek üye bulundurulacak.

TBB Genel Kurulu, baroların avukatlıkta en az on yıl kıdemi olan üyeleri arasından gizli oyla seçecekleri üçer delege ile kurulacak. Böylece taşra barolarına daha fazla temsil olanağı sağlanırken, üye avukat sayıları yüksek olan Ankara, İstanbul, İzmir gibi baroların genel kuruldaki temsiliyeti de azaltılmış azaltılmış olacak.

TBB Başkanı ‘gündemde değil’ demişti 

Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkanı Metin Feyzioğlu, Diyanet ile Ankara Barosu yönetimi arasında çıkan tartışmanın ardından barolar, baro başkanları seçimi ve TBB Genel Kurulu’na delege seçiminde değişiklik yapılacağı iddialarıyla ilgili, “Açık seçik altını çizerek ifade edeyim. Öyle bir taslak gündemde yok” demişti.

‘Salgını azdıracak risklere girmeyeceğiz’

Videokonferans ile yapılan toplantıdan önce konuşan Cumhurbaşkanı, koronavirüs salgınına ilişkin alınan önlemlerin gevşetilmesine ilişkin de şöyle konuştu:

“Kazanımlarımızı riske atacak, salgını yeniden azdıracak risklere girmeyeceğiz. Gerektiğinde normalleşme takviminde bazı konuları öne alma, ileriye öteleme veya ilave tedbirler alma hakkımız mahfuzdur. Rehavet ve karamsarlığa mahal vermeden ülkemizi inşallah bu musibetten kurtaracağız. Milletimizin bize duyduğu güven ve verdiği destek en büyük güç kaynağımızdır. Halkımızdan bir müddet daha bu hassasiyeti sürdürmesini bekliyoruz. Bu salgının üstesinden gelmek 83 milyon olarak bizim elimizdedir.”

Bir yılda 1 milyar 559 milyon lira zarara uğratılan ÇAYKUR meclis gündeminde

HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, Türkiye Varlık Fonu’na (TVF) devredildikten sonra yüksek faizle borçlanarak rekor düzeyde alım yapan ÇAYKUR’un, 2019 yılında 1 milyar 559 milyon lira zarar etmesini meclis gündemine taşıdı.

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’ye soru önergesi sunan milletvekili, zararın özelleştirmeye zemin hazırlamak için bilinçli olarak yapıldığını iddia etti.

Kenanoğlu, 2018 yılından bu yana AKP Sakarya Büyükşehir Belediye Başkan adayı Yusuf Ziya Alim tarafından yönetilen ve 3,5 milyar lira borcu olan ÇAYKUR’un geçen yıl 395 milyon lira faiz ödediğini belirtti.

‘2017 yılına kadar kar ediyordu’

2014 yılında TVF’ye devredilen ve 2017 yılına kadar 116 milyon lira kar ettiğini belirten milletvekili bu tarihten sonra ise büyük bir zarara girdiğini söyledi:  “1992 yılından 2017’ye kadar 486 milyon liralık zararı olan kurumun, sadece son üç yıldaki zararı bunun üç katına ulaşmıştır. 2018 yılındaki 657 milyon liranın geçmiş yıl zararına eklenmesi sonucunda 2019 yılına devreden geçmiş yıl zarar tutarı 1 milyar 151 milyon lira olmuştur.”

Kurumun en büyük harcamalarının reklam giderlerine ait olduğu belirtilen açıklamada şu bilgiler paylaşıldı:

Kurumun ticari alacaklar hesabı 2018 yılına göre 322 milyon TL artmıştır. 2018 yılında 519 milyon TL olan alacak tutarı geçen yılın sonunda 842 milyon TL olarak gerçekleşmiş, tespitlere göre, ÇAYKUR’un bankalara olan kredi borçlarının 2019 sonunda 3 milyar 498 milyon liraya çıktığı, 2018 yılında 2 milyar lira olan banka kredilerinin bir yılda 1 milyar 442 milyon lira arttığı,  ticari borçların 6 milyon 751 bin lira artışla 19 milyon 294 bin lira olduğu, Kurumun 2019 yılı dönem sonu itibarıyla satıcı firmalara 14 milyon 451 bin TL borcu bulunduğu, bu borcun 13 milyon 962 bin TL’sinin büyük reklam kampanyalarıyla tanıtılan ancak hedeflenen pazar payına ulaşamayan Didi isimli soğuk çaydan kaynaklandığı belirtilmektedir.

36 milyonluk reklam, 896 milyonluk etkinlik

Dünyanın en çok çay tüketen ülkesi olan Türkiye’de çay satabilmek için kurum, spor kulüpleri, salonları ve stadyumlara 18 milyon, televizyon ve radyolara 9 milyon 907 bin, çay, şemsiye, kupa vb. reklamlara 5 milyon 849 bin olmak üzere 36 milyon 367 bin TL’lik reklam yapmıştır.

Fuar, festival gibi etkinliklere harcanan tutar ise 896 milyon TL olmuş, başta kamu bankaları Ziraat Bankasına 125 milyon, Vakıflar Bankasına 88 milyon ve Halk Bankasına 53 milyon olmak üzere 395 milyon TL faiz ödemiştir.

Sorumlusu kim?

Bütün bu hesaplamalar göz önünde tutulduğunda bu zararın sorumlularının bulunması gerektiğini belirten HDP’li milletvekili soru önergesinde Bakan Pakdemirli’ye şu soruları yöneltti:

  1. Çaykur’un son üç yılda rekor düzeyde zarar etmesinin sebebi nedir?
  2. Zararın nedenleri hakkında bir inceleme başlatılmış mıdır?
  3. Bu zararın sorumluları kimlerdir?
  4. Zararın sorumluları hakkında bir işlem yapılmış mıdır?
  5. Çaykur’un zarar etmemesi için ne gibi önlemler alınacaktır?

Habercilik alanındaki en prestijli ödül olan Pulitzer Ödülleri sahiplerini buldu

Amerika Birleşik Devletleri’nde en büyük ve prestijli ödül kabul edilen birçok gazeteci ve sanatçı için ilham kaynağı olan Pulitzer Ödülü bu yıl koronavirüs sebebiyle canlı yayın üzerinden gerçekleştirilen ödül töreniyle sahiplerini buldu.

Kazanan isimleri, Pulitzer Ödülleri Yönetim Kurulu’ndan gazeteci Dana Canedy, evinin oturma odasından gerçekleştirdiği canlı yayın ile açıkladı.

Gazetecilik kategorisinde kazananlar

bianet’in derlediği habere göre bu yıl aralarında son dakika haberciliği, araştırmacı gazetecilik, fotoğrafçılık gibi başlıkların bulunduğu 16 farklı alanda verilen gazetecilik kategorisindeki ödüllerin sahipleri şu şekilde oldu:

  • Son Dakika Haberciliği (Breaking News Reporting) kategorisi: The Courier-Journal ekibi. (Kentucky valisinin ayrımcı sözleri hakkındaki özrünü son dakika olarak en ayrıntılı ve detaylı aktaran haber ekibi olduğu gerekçesiyle.)
  • Araştırmacı Gazetecilik (Investigative Reporting) kategorisi: Brian M. Rosenthal (The New York Times gazetesi). New York’taki taksi endüstrisi çarkını anlattığı haberde, kredi oranları ve taksi şoförlerinin mağduriyeti yansıtılmıştı. Haber, ulusal ve federal soruşturmalara sebep oldu ve ardından yasal reform yapıldı.
  • Açıklamacı Gazetecilik (Explanatory Reporting) kategorisi: Washington Post ekibi aldı. Ödüle hak kazanan yazı dizisi, küresel ısıtmanın gezegen üzerindeki korkunç etkilerini aktarıyordu.
  • Yerel Gazetecilik (Local Reporting) kategorisi:The Baltimore Sun ekibi. Kent belediye başkanı ve devlet hastanesi arasındaki mali ilişkiyi haberleştirdi. Soruşturma ve denetleme sağladı.
  • Ulusal Gazetecilik (National Reporting) kategorisi:  Christian Miller, Megan Rose ve Robert Faturechi (ProPublica) Pasifik’teki deniz kazalarını ve ABD 7. filosunu araştıran haberleri ile kazandı.
  • Ulusal Gazetecilik (National Reporting) kategorisi:Dominic Gates, Steve Miletich, Mike Baker ve Lewis Kamb (The Seattle Times) İki ölümcül kazaya yol açan Boeing 737 MAX’ta başarısızlığa yol açan tasarım kusurlarını ortaya çıkaran haberleri için.
  • Uluslararası Gazetecilik (International Reporting) kategorisi:The New York Times ekibi. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve rejimin gidişatını “büyük risk altında” haberleştirdikleri için.
  • Feature Writing (Öyküsel gazetecilik) kategorisi: Ben Taub (The New Yorker). Guantanamo’da on yıldan uzun bir süre önce kaçırılan, işkence gören ve özgürlüğünden yoksun bırakılan bir adamın hikayesini yerinde aktarma ve ABD’nin “terörle mücadele” yöntemlerini nüanslı bir bakış açısıyla anlatması sebebiyle.
  • Yorum (Commentary) kategorisi:Nikole Hannah-Jones (The New York Times) Afrika’dan gelenlerin ABD tarihinin merkezine yerleştiği kölelik dönemini ulusun kuruluşu ve evrimi perspektifinden aktaran makalesi için.
  • Eleştiri (Criticism):Christopher Knight (Los Angeles Times): Los Angeles Sanat Müzesi’nin revizyonu için önerileri ve kurumun misyonunu eleştirdiği eleştiri yazısı için.
  • Editörel Yazım (Editorial Writing) kategorisi:Jeffery Gerritt (Herald Press). Teksas’taki küçük bir ilçe cezaevindeki ölümleri araştıran ve yerel polis ile yargının hatalarını “cesurca” aktaran editörlüğü için.
  • Editörel Karükatür (Editorial Cartooning) kategorisi:Barry Blitt (The New Yorker). Trump’ın Beyaz Saray’daki konuk ağırlama rutinlerini konu alan karikatörleri için. (Bu kategorinin ödülleri kurulda uzun tartışmalar sonucu belirlendi.)
  • Son Dakika Fotoğrafçılığı (Breaking News Photography) kategorisi:Reuters fotoğraf servisi. Hong Kong’daki protestolar sırasında polis şiddetini ve direnişi aktaran fotoğrafları için.
  • Öyküsel Fotoğrafçılık (Feature Photography) kategorisi: Channi Anand, Mukhtar Khan ve Dar Yasin (Associated Press).
  • Sesli Gazetecilik (Audio Reporting) kategorisi:This American Life ekibi, Los Angeles Times’tan Molly O’Toole, serbest gazeteci Emily Green ve Vice News kazandı.
  • Kamu Hizmeti (Public Service) kategorisi.Anchorage Daily News ve ProPublica. Alaska köylerinin üçte birindepolis koruması olmadığını, yetkilileri onlarca yıl boyunca ihmal için görevlendirdiğini aktaran haber serisi için.

Pulitzer Sanat ödülleri 

  • Michael R. Jackson‘ın yönettiğiA Strange Loop (Garip Bir Döngü) tiyatro oyunu,
  • Caleb McDaniel’in kaleme aldığı Sweet Taste of Liberty: A True Story of Slavery and Restitution in America (Özgürlüğün Lezzetli Tadı: Amerika’da Kölelik ve İadenin Gerçek Hikayesiadlı tarih kitabı,
  • Benjamin Moser‘in Sontag: Her Life and Work (Sontag: Hayatı ve İşleri)adlı biyografi kitabı,
  • Jericho Brown‘un The Tradition(Gelenek)adlı şiir kitabı ödül aldı.
  • Anne Boyer‘in yazdığı The Undying: Pain Vulnerability, Mortality, Medicine, Art, Time, Dreams, Data, Exhaustion, Cancer and Careadlı sağlık kitabı ile Greg Grandin‘in The End of the Myth: From the Frontier to the Border Wall in the Mind of America kitabı,”genel kurgu olmayan kitaplar” kategorisinde,
  • Colson Whitehead’in yazdığı The Nickel Boysadlı roman,
  • Anthony Davis‘in The Central Park Fiveoperası da Pulitzer kazandı.

 

Haymana’da yavrusuna köpeklerin saldırtıldığı eşek kurtarıldı

Ankara’nın Haymana ilçesinde Berat Kaya‘nın çoban köpeklerini üzerine salarak öldürdüğü sıpanın annesi hayvan severler tarafından kurtarılarak tedavi edildi.

Hayvan Hakları Federasyonu (HAYTAP) ve Ankara Büyükşehir Belediyesi işbirliğiyle kurtarılan eşek Bursa’daki HAYTAP Emekli Hayvanlar Çiftliği‘ne götürülecek.

Haymana’ya 60 kilometre uzaklıkta bulunan Boğazkaya mahallesinde yaşayan Berat Kaya, mahallede Sırrı Aydın‘a ait olan eşek ile sıpasının üzerine kendisine ait iki çoban köpeğini salmıştı.

Zanlı serbest bırakıldı

Köpeklerin saldırıp yere düşürdüğü ve parçaladığı sıpa, yaşamını yitirmiş, Kaya ise bu görüntüleri kaydederek sosyal medya hesabında paylaşmıştı. Görüntülerin tepki çekmesi üzerine gözaltına alınan Berat Kaya, sevk edildiği nöbetçi mahkemece serbest bırakılmıştı.

HAYTAP’tan yapılan açıklamaya göre, sosyal medyada paylaşılan “kangal köpeklerinin anne eşek ve yavru sıpasına saldırtılması” görüntüleri sonrası gelen ihbarlar üzerine federasyon temsilcileri harekete geçti.

Kurtarılan eşeğin bir gözünün görmediği tespit edildi

Sıpa kan kaybından öldü

Sokağa çıkma kısıtlamasının olduğu pazar günü, Ankara Büyükşehir Belediyesi Veteriner İşleri Müdürlüğü desteğiyle tüm gün süren operasyonla anne eşek köyde bulundu ve kurtarıldı. Yavrusu sıpanın ise kan kaybından öldüğü belirlendi.

Anne eşek, nakil aracıyla Haymana’dan Bursa’daki HAYTAP Emekli Hayvanlar Çiftliği’ne doğru yola çıktı. İlk tedavisinin ardından bundan sonraki hayatını çiftlikte geçirecek.

HAYTAP Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Kemal Şenpolat, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş‘a yardım ve desteklerinden dolayı teşekkür etti.

İbrahim Gökçek ölüm orucuna ara verdi

Grup Yorum üzerindeki konser yasaklarını ve baskıları protesto etmek için 324 gündür ölüm orucunda olan İbrahim Gökçek’in ölüm orucuna ara verdiği bildirildi. 

Grup üyeleri yaptıkları açıklamada, “Direnişimiz siyasi bir zafere ulaşmıştır. Bütün dünya bu direnişi duydu. Siyasi bir zafer kazandık, şu an olumlu görüşmeler de yapılıyor. Bugün konser başvurusu da yapılıyor ve olumlu yanıtlanacağını umuyoruz” dedi.

Gökçek, kendi isteği ile hastaneye kaldırıldı ve tedavisine başlandı. 

İbrahim Gökçek’in babası Ahmet Gökçek dün Cumhurbaşkanı, İçişleri Bakanı ve Adalet Bakanı’na seslenmiş, oğlunun taleplerinin yerine getirilmesini istemişti.

Grup Yorum üyelerinin, insan hakları savunucularının, CHP ve HDP milletvekillerinin Gökçek için Küçükarmutlu‘da bulunan 1’inci Direnişevi‘nde yaptığı açıklamada gelinen nokta kazanım olarak nitelendirildi, mücadelenin dayanışma içinde devam edeceği söylendi.

Açıklamaya Halkların Demokratik Partisi (HDP) Milletvekili Hüda Kaya, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Milletvekili Ali Şeker, Türkiye İşçi Partisi (TİP) Milletvekili Barış Atay, İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şube Başkanı Gülseren Yoleri, Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) Başkanı Şebnem Korur Fincancı, HDP İstanbul İl Eş Başkanı Elif Bulut, HDP MYK üyesi Ferhat Encü, sanatçı Pınar Aydınlar ve çok sayıda kişi katıldı.

‘Mücadele etmeye devam edeceğiz’

Kaya, hiç kimsenin düşüncelerinden ve ideolojilerinden ötürü ötekileştirilmemesi ve müzik yapma haklarının engellenmemesi gerektiğini söyledi ve Grup üzerinde uygulanan konser yasaklarını kastederek “Söz veriyoruz konser gerçekleşinceye kadar bizler bu sorumluluğu üzerimize alıyoruz” dedi.

“İbrahim’in ortaya koyduğu bu irade, sadece Grup Yorum’un şarkılarını söyleyebilmesi için değil aynı zamanda Türkiye’de sanatın özgürce yapılabilmesi için herkes adına konulmuş bir irade” diyen Atay ise bundan sonra Grup Yorum’un taleplerinin takipçisi olacağını söyledi. Vekil Şeker de direnişin kazanımla sonuçlanmasından mutluluk duyduğunu kaydetti: 

Olumlu bir şekilde ve kazanımla sonuçlanması hepimiz adına mutluluk verici. Bir kişi konser yapmak için bedenini ölüme yatırıyor. Bu aslında bizim için utanç. Umut ediyorum ki İbrahim bir an önce sağlığına kavuşur. Adil yargılanma talebi aslında çağdaş bir dünyada olmaması gereken bir talep. İçeride olan, adil yargılanmayan Grup Yorum üyelerinin adil yargılanması için bundan sonra da mücadele etmeye devam edeceğiz.

Fincancı: Dayanışmanın yaşatacağı bir adım attık

TİHV Başkanı Fincancı da mücadelenin birlikte sürdürüleceğini belirtti: 

İnsan hakları örgütleri olarak İHD ve TİHV yaşamdan yana tutum alırken dayanışma yaşatır der. Biz bugün dayanışmanın yaşatacağı bir adım atmış olduk. O nedenle İbrahim Gökçek‘in Grup Yorum‘un böyle bir karar alması biz insan hakları örgütleri açısından umut verici. Biz başından beri talepleri talebimizdir demiştik. Çünkü düşünce ve ifade özgürlüğü temel haklardan ve bu ifadelerini özgürce kullanabilecekleri, türkülerini özgürce söyleyebilecekleri bir ortamı yaratmak için de başından beri mücadele ediyoruz, bu mücadeleyi sürdüreceğiz.

Helin Bölek hayatını kaybetmişti

İnsan hakları örgütleri İbrahim Gökçek’i yaşatmak için konser başvurusunda bulunmuştu. Halkın Hukuk Bürosu dün yaptığı açıklamada, Grup Yorum’un cezaevinde olmayan üyeleriyle birlikte bugün İstanbul Valiliği’ne başvuruda bulunacaklarını açıklamıştı.

Gökçek’in, kendisi gibi ölüm orucunda olan Grup Yorum üyesi Helin Bölek‘le birlikte kaldığı ev 11 Mart’ta polis tarafından basılmış, ikili polis tarafından gözaltına alınmıştı. Bölek, ölüm orucunun 288. gününde hayatını kaybetmişti.

Kız kardeşini desteklediği için hapse girdi, İranlı erkekler için örnek oldu

Roya Hakakian‘ın Washington Post için kaleme aldığı haber Yeşil Gazete tarafından çevrildi.

*

Geçtiğimiz sonbahar, İranlı yetkililer iki çocuk babası 45 yaşındaki Alireza Alinejad’ı tutukladı. Hem de onu hapse gönderen görevlilerin dahi onun herhangi bir yasayı ihlal etmediğini söylemesine rağmen.

Birçok haksız tutuklamanın yaşandığı İran’da bu olay bir haber değeri taşımayabilirdi  ancak bu seferki farklı olarak erkek kardeşin kız kardeşi için ciddi bir fedakârlıkta bulunduğu olağanüstü bir aile sevgisi içeriyor.

Tahliyesi reddedildi

Yeni koronavirüs salgını ortasındaki İran, ülkenin kalabalık hapishanelerinde hastalığın yayılmasıyla mücadele etmek için geçici olarak 50 binden fazla mahkumu serbest bıraktı. Ancak Alinejad, Tahran‘daki Covid-19 enfeksiyonuna karşı savunmasız olan Evin hapishanesinde kaldı. Geçen haftaki ilk duruşmasında yargıç, aleyhindeki suçlamaları belirtmeyerek şartlı tahliye vermeyi reddetti. Alinejad’ın savunma avukatına göre, hâkimin sorgulaması kız kardeşinin faaliyetlerine odaklandı.

Kardeşi sürgün bir gazeteci

Kız kardeşi, sürgün bir gazeteci ve büro rejiminin insan hakları ihlallerinin önde gelen eleştirmeni olan Masih Alinejad. 2009’da İran’dan kaçtı ve 2014’ten beri Voice of America’nın Farsça hizmetinde bir TV şovuna ev sahipliği yaptığı New York’ta yaşıyor. Yalnızca Instagram’da 3,5 milyondan fazla takipçisi var.  Yani, ülke başkanının ve liderinin toplamından daha fazla.

Geçtiğimiz yıllarda, Masih’in İran’daki aile üyeleri kendisiyle iletişiminin kesilmesi için çok fazla hükümet baskısına maruz kaldı. 2018 yılında Masih’in kardeşlerinden biri ulusal televizyona çıkıp kardeşini kınadı.

Masih, ailesinde Alireza hariç kimsenin, annesinin bile kendisiyle iletişim kurmaya cesaret edemediğini söylüyor. Tutuklanmasına doğru Alirezah bir video mesaj kaydederek kardeşine kendisi gözaltına alınsa dahi çalışmalarına devam etmesini söyledi.

Sevgi dolu ve özgürlükçü bir kardeş

Eşinin anlattığına göre Devrim Muhafızları 24 Eylül’de şafak vakti gelerek Alireza’yı 10 yaşındaki kızı ve 6 aylık oğlunun gözü önünde kelepçeledi, gözlerini bağladı ve götürdü. Avukatı Alireza’nın Devrim Muhafızları tarafından yönetilen ve siyasi mahkumlar için özel bir bölüm olan Evin hapishanesinin 2A koğuşunda tutulduğunu söylüyor.

Alireza ve Masih İran’ın fakir, küçük bir kasabasında 1979 devriminde şahı deviren Ayatollah Humeyni’nin sadık destekçisi olan Müslüman bir ailede büyüdüler. Masih, 2018 yılında kaleme aldığı “Saçlarımdaki Rüzgar” isimli anı kitabında kadınların bir alt sınıf olarak muamele gördüğü topluluk içerisinde kardeşi Alireza’nın sevgi dolu ve nazik ideal bir kardeş olduğunu yazmıştı. Alireza kardeşinin zevk aldığı bütün özgürlükleri hak ettiğine inanıyordu.

Masih, şu anda olduğu gibi bağımsız bir ruh ve kadın hakları savunucusu olmasını abisinin kendisini bisiklete benimek, köy nehrinde yüzmek gibi alanlarda kazandığı özgürlüğü desteklemesine borçlu olduğunu söylüyor. Baskıcı başörtüsü yasasının ve kıyafet yönetmeliğinin en tanınmış eleştirmeni olarak bilinen Masih, binlerce kadına hükümete meydan okumaları ve saçlarını örtmeden İran sokaklarında dolaşmaları için ilham verdi.

İran’da başörtüsüne karşı protestolar

Hapis kalmasının sebebi kardeşiyle iletişimi

Rejimin propagandası Masih’i ailesine utanç kaynağı olarak göstermeye çalıştı. Ancak Masih, Alireza’nın kendisiyle gurur duyması ve ona inanmasının kendisi için çok rahatlatıcı olduğunu söylüyor. Alireza’yı hapse gönderen olay kardeşiyle iletişimi koparmamada gösterdiği direnç oldu.

Ali geçen hafta Yargıç Muhammed Moghisseh’in önünde mahkemeye çıktı. Yargıç daha önce Hazine Bakanlığı tarafından adalet sağlamadaki başarısızlığı ve din özgürlüğü ihlali gerekçe gösterilerek yaptırıma maruz bırakılmıştı. Alireza’nın savunma avukatı, Saeed Dehghan, Instagram hesabından yaptığı paylaşımda yargıcın Ali’yi kardeşine olan desteği üzerinden değerlendirdiğini söyledi.

Masif yaptığı açıklamada “Kardeşimin tek suçu benimle olan ilişkisi. Bu acımasız cezaya çarptırılmasının tek sebebi beni susturmak” dedi.

Yeni bir şehit kavramı

Şüphesiz ki, Ali kardeşini kınasaydı serbest bırakılacaktı. Bunu reddederek, şehitliğin kutsallaştırıldığı bir bölgede yeni bir şehit haline geliyor. Kadın haklarını korumak için acı çekiyor ve bunu yaparken birçok İranlı için erkek olmanın ne demek olduğunu yeniden tanımlıyor. Çok uzun süredir, kardeşler, kocalar ve babalar zulümcülere destek olmasa dahi sessizlikleriyle buna güç verdi. Sevgi dolu bir kardeş, erkeklerin de ulusun kadınlarının özgürlüğü için bir rol oynayabileceğini gösterdi.

 

 

Erkekler Nisan ayında en az 20 kadını öldürdü, 20 kadının ölümü ise şüpheli

Kadın Cinayetleri Durduracağız Platformu Nisan ayında meydana gelen kadın cinayetleri raporunu yayınladı. Buna göre erkekler Nisan ayında en az 20 kadını öldürdü.

20 kadının ölümü ise basına şüpheli olarak yansıdığı belirtilen raporda “14 kadının neden öldürüldüğü tespit edilemedi, 2’si ekonomik bahaneyle, 4’ü barışma isteğini reddetmek ve boşanmayı istemek gibi kendi hayatına dair karar almak isterken öldürüldü” denildi. 

‘Kadın cinayetleri görünmez kılınıyor’

Platform 14 kadının hangi bahaneyle öldürüldüğünün tespit edilememesinin, koronavirüs günlerinde kadına yönelik şiddetin ve kadın cinayetlerinin görünmez kılınmasının bir sonucu olduğunu belirtti. 

Şüpheli ölümler Aydın, İstanbuy, Kocaeli, Diyarbakır, Adıyaman, Antalya, Malatya Çanakkale, Isparta, Dersim, Bingöl, Van, Osmaniye, Mersin, Niğde ve Karaman illerinde gerçekleşti.

En az 13’ü yakınları tarafından öldürüldü

Bianet Erkek Şiddeti Çetelesi’ne göre ise Nisan ayında en az 17 kadının ölümü tespit edildi.  Verilere göre öldürülen kadınların en az ikisi öldürülmeden önce koruma başvurusu yapmıştı. Öldürülen kadınlardan biri Moldovyalı trans kadındı.

Kadınlardan biri “evlenme teklifini kabul etmediği”, biri “kıskançlık”, biri “çok sinirli olması”, biri “kaza sonucunda” iki kadın da “kocasıyla husumeti olduğu” “bahanesiyle öldürüldü.

Kadınların altısı eşleri, sevgilileri ya da dini nikahlı kocaları, üçü oğlu, ikisi komşusu, ikisi arkadaşı biri de eve gelen kurye tarafından öldürüldü.

İki çocuk cinayeti

Erkekler dokuz kadını ateşli silahlarla, dört kadını balta, bıçak, çekiç gibi kesici aletlerle, bir kadını ayakkabı bağcığı ile bir kadını kemerle boğarak, bir kadını da darp ederek öldürdü. Dokuz kadın ev içinde, iki kadın sokakta, bir kadın çalıştığı öğretmenevinde öldürüldü.

Nisan 2020’de erkekler iki çocuğu da öldürdü. Batman’da bir çocuğun ölümü basına “şüpheli” olarak yansırken Mardin’de de bir çocuğun ölümü basına “faili belirlenmemiş cinayet” olarak yansıdı. Bir çocuk babası tarafından öldürüldü.

Babası tarafından dövülerek öldürülen Ceylan’ın annesi Rukiye Aslan

Tacizciler tanınmıyordu

Nisan’da erkekler en az üç kadına tecavüz etti. Kadınlara tecavüz eden failden biri kadının annesinin arkadaşı, biri sevgilisiydi.

Erkeklerin tecavüz ettiği kadınlardan biri zihinsel engelliydi ve tecavüz suçu kadının karın ağrısı şikayetiyle hastaneye gittiğinde hamile olduğu anlaşılınca açığa çıktı. Bir fail tecavüz ettiği kadını aynı zamanda yaraladı.

Nisan’da erkekler en az dokuz kadını taciz etti. En az bir vakada erkek kadına şiddet de uyguladı. Kadınlar kendilerini taciz eden erkeklerden dokuzunu da tanımıyordu.

En az üç çocuk istismar edildi

Erkekler beş kadını sözlü ve fiziki olarak, iki kadını cinsel organını göstererek taciz etti. Erkekler iki kadına da siber tacizde bulundu. Erkekler iki kadını sosyal medyada, yedi kadını sokakta taciz etti.

Erkekler, Nisan’da en az üç çocuğa istismarda bulundu. Geçen yıl, aynı ay bu sayı 13’tü. Bir çocuğu babası istismar etti. İstismarların ikisinin evde birinin parkta gerçekleştiği öğrenildi.

İkisi infaz paketinden yararlanıp tekrar şiddet uyguladı

Nisan’da 39 kadın erkek şiddetine maruz kaldı. Bu sayı, geçen yıl aynı ay 23’tü. Kadınlardan en az üçünün sağlık durumu basına “ağır” olarak yansıdı. Erkekler yaraladıkları kadınlardan dördüne sistematik olarak şiddet uyguluyordu.

Erkeklerin şiddet uyguladı kadınlardan biri Gürcistanlı, üçü Suriyeliydi. Kadınlara şiddet uygulayan erkeklerden ikisi infaz paketinden yararlanıp tahliye olduktan sonra kadınlara şiddet uyguladı.

İnfaz yasasından yararlanarak çıkan R. S. eşinin geri dönmesi için iki çocuğunu silahla rehin aldı

En az 11 kadın seks işçiliğine zorlandı

24 kadına kocası, sevgilisi ya da nişanlısı, sekiz kadına abisi, oğlu gibi aile üyeleri, bir kadına meslektaşı şiddet uyguladı.

Kadınların üçü “ayrılmak istediği” ya da “barışmak istemediği”, bir kadın “kıskançlık”, bir kadın “temizlik yaptığı”, bir kadın da “mesleki tartışma” bahanesiyle şiddet gördü.

Erkekler, 25 kadını darp ederek, yedi kadını ateşi silahlarla, beş kadını bıçakla, bir kadını kaçırmaya çalışarak, bir kadını da kablo ile boğmaya çalışarak yaraladı.

Nisan’da erkekler, en az 11 kadını seks işçiliğine zorladı. Seks işçiliğine zorlanan kadınlardan onu Türkiye vatandaşı değildi.

YKS’de baraj 10 puan düştü, sınav 30 dakika uzadı

Yükseköğretim Kurumları Sınavı’nın 27 – 28 Haziran, Liselere Geçiş Sınavı’nın ise 20 Haziran’da yapılacağının duyurulmasının ardından Yükseköğretim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Yekta Saraç, sınavların içeriğiyle ilgili bir açıklama yaptı.

Açıklamada YKS’nin 1’inci oturumu olan Temel Yeterlilik Testi için geçen yıl verilen 135 dakikalık sürenin yalnızca bu yıl için 30 dakika daha ilave edilerek 165 dakikaya çıkarıldığı belirtildi.

Ayrıca merkezi yerleştirme yapılan lisans programlarını tercih edebilmek için ilgili puan türünde uygulanan 180 baraj puanı da bu yıl ile sınırlı kalmak şartıyla 170’e çekildi.

‘Erkene çekilmesi öğrencilerin lehine’

Sınav tarihinin erkene çekilmesiyle ilgili açıklamada bulunan Saraç başta 20-21 Haziran olarak belirlenen tarihin “küresel salgının pek çok ülkedeki seyri de dikkate alınarak, Türkiye’de vakaların artmaya başladığı, salgının seyrinin henüz tam olarak belli olmadığı ve adaylarla birlikte ailelerin psikolojik durumunun oldukça önemli olduğu bir dönemde 25-26 Temmuz’a ertelendiği” hatırlatıldı.

Şu anki aşamada ise “öğrencilerin üniversite tercihleri, bu tercihler için ayrılacak vakit, kayıt, yerleşme gibi süreçler ve eğitim öğretim için ayrılması gereken süre dikkate alındığında, sınavın haziran ayının sonunda yapılmasının adayların lehine bir durum oluşturacağının ortaya çıktığı” belirtildi. Saraç, bu doğrultuda sınavın 27-28 Haziran tarihlerine alındığını söyledi.

Son dönem konuları sınavda çıkmayacak

Saraç ayrıca, öğrencilerin lise son sınıfın ikinci dönemindeki derslerin tamamından muaf tutulacağını duyurdu ve bunun yalnızca bu yıla mahsusu olduğunun altını çizdi.

Açıklamanın sonunda ise “bu yıl gerçekleştirilecek olan sınavın Sağlık Bakanlığı ve Bilim Kurulunun görüşleri doğrultusunda koruyucu önlemler alınarak en uygun şartlarda gerçekleştirileceğini başta aday öğrencilerimiz ve aileleri olmak üzere kamuoyuna saygılarımızla arz ederiz” ifadeleri kullanıldı.

 

 

 

 

MİT haberinden tutuklu gazetecilere avukatlardan gizli ‘tutukluluğa devam’ kararı

Libya’da hayatını kaybettikten sonra sessiz sedasız cenaze töreni düzenlenen MİT görevlisiyle ilgili haberleri yüzünden tutuklu yargılanan gazetecilerin tutukluluğa itirazları, avukatları çağrılmadan görüşülerek tutukluluklarının devamına karar verildi.

Söz konusu haber ile ilgili Odatv Genel Yayın Yönetmeni Barış Pehlivan, Odatv Haber Müdürü Barış Terkoğlu, muhabir Hülya Kılınç, Yeni Yaşam Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ferhat Çelik, Yeni Yaşam Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Aydın Keser ile Yeniçağ yazarı Murat Ağırel tutuklu yargılanıyordu.

Ülgen: İşin suyunu çıkardılar

Avukatlar çağrılmadan verilen kararı duyuran Avukat Celal Ülgen, Twitter’dan yaptığı paylaşımda gazetecilerin tutukluğa itirazının hafta sonu İstanbul 2’nci Sulh Ceza Mahkemesi tarafından görüşüldüğünü söyledi.

Vekaletnameli avukatlara haber verilmeyerek, sanıklar için barodan avukat çağrıldığını ve duruşmada “tutukluluğa devam” kararı verildiğini söyleyen Ülgen yapılan uygulamaya tepki göstererek “Artık işin suyunu çıkarılar bunlar” dedi.

 ‘Avukatlar devre dışı bırakıldı’

Tutuklu gazetecilerin vekaletnameli sekiz avukatı olduğunu söyleyen Avukat Ülgen, “Bu avukatlara her zaman ulaşmak mümkün. Buna karşın barodan avukat istenmesi ve CMK avukatlarının bizleri tanıdığı halde incelemeleri için görev kabul etmesi ilginç” dedi. Ülgen açıklamasının devamında şu soruyu yöneltti:

Tarih; 2 Mayıs Pazar- İstanbul 2. Sulh Ceza Mahkemesi alelacele tutukluluğu inceliyor ve yasaya aykırı olarak karar veriyor. Geçen defa avukatlar devre dışı bırakılmış müvekkillerimiz incelemeye SEGBİS ile alınmıştı. Bu kez hem müvekkillerimiz ve hem de biz avukatlar devre dışıyız. Dosyada vekaletnamesi olan avukat arkadaşlarımızı çağırmak yerine daha zoru tercih etmek ve barodan Avukat çağırmak biraz tuhaf değil mi?

Dulkadir: Haberdar edilmek için değil kararı etkilemek için avukatlık yapıyoruz

Avukat Gizay Dulkadir ise Twitter üzerinden yaptığı paylaşımda karara tepki göstererek “Bir de bu kararı bize dosyada vekaletimiz olduğu için tebliğ etmişler! Biz yaptıklarınızdan haberdar edilmek için değil, kararlarınıza etki edebilmek için Avukatlık yapıyoruz! Ben böyle bir saçmalık ne gördüm ne de duydum pes artık gerçekten pes!” dedi.

Kenya’daki sel felaketleri 164 can kaybına yol açtı

Kenya’da Mart ayından bu yana süren şiddetli sağanaklar binlerce insanı yerinden etti, hayvanların ölmesine, mahsullerin bozulmasına,  heyelanlar ve oluşan obruklar ile ülkenin geniş çapta zarar görmesine sebep oldu.

Tufanlardan en çok etkilenen bölgelerden biri olan Batı Kenya‘da Budalangi bölgesini gezdikten sonra açıklama yapan Kurak ve Yarı Kurak Bölgeler Bakanı Eugene Wamalwa, sel nedeniyle binlerce kişinin evlerinden olduğunu, 164 kişinin ise hayatını kaybettiğini duyurdu.

Yıllar içindeki en büyük sel felaketi

Kenya’da yağış mevsimi her yıl mart ayından mayıs ayına kadar sürüyor. Ancak Wamalwa, bu yılki sel felaketlerinin Kenya’nın yıllar içinde şahit olduğu en kötü felaketlerden olduğunu belirtti. Bakan, sakinleri daha yüksek bir yere taşınmaya davet etti ve hükümeti uzun süreli çözüm için baraj ve set inşaatına izin vermeye çağırdı.

Kenya aynı zamanda yeni tip koronavirüs salgınıyla da mücadele ediyor. Ülkede şu ana kadar 490 vaka görülürken, 24 kişinin ise  virüs sebebiyle hayatını kaybettiği bildirildi.