Ana Sayfa Blog Sayfa 2123

Türkiye’de koronavirüs: Hayatını kaybedenlerin sayısı 3 bin 841’e çıktı

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Türkiye’de yeni tip koronavirüs (Covid-19) nedeniyle 55 kişinin daha hayatını kaybettiğini, 1114 yeni tanı konduğunu açıkladı. Böylece koronavirüs nedeniyle hayatını kaybedenlerin sayısı 3 bin 841’e, toplam vaka sayısı da 139 bin 771’e yükseldi. 

Bakanlığın açıklamasına göre, son 24 saatte 3 bin 89 kişi iyileşti ve toplam iyileşenlerin sayısı da 95 bin 780’e ulaştı. Açıklamada, 32 bin 722 yeni testle toplam test sayısı 1 milyon 403 bin 320’ye yükseldiği belirtildi. .

Koca paylaşımında şu ifadelere yer verdi:

Tedbirlere uyarsak, yeni vaka sayımız, yakında günde 1.000’den daha az olacak. Yoğun bakım ve solunum desteğine ihtiyaç duyan hastalarımızın sayısı azalmaya devam ediyor. Bugünkü vefat sayımız 55. Tedbirsizliğin bedelinin ağır olduğunu unutmayalım” 

Erdoğan: Dört günlük sokağa çıkma yasağı uygulanacak

Açıklamanın satır başları şöyle:  

  • Kurallara riayet ederek gösterdikleri sabır ve fedakarlık için vatandaşlarımızın her birine şükranlarımı sunuyorum.
  • Hayatımızı belirli kurallara riayet ederek idame ettirmek zorunda olduğumuz yeni bir döneme girdik. Vatandaşlarımızın normale dönüş adımlarını, 10 Mart öncesine dönüş gibi algılamaması gerekiyor.
  • Maskesiz olarak dışarı adım atmayacağız, sokakta, iş yerlerinde fiziki mesafeyi koruyacağız. Kalabalık yerlerden uzak durup hayatımızı sadeleştireceğiz. Salgın tedbirlerini gerektiğinde sınırlandıracak gerektiğinde genişleteceğiz.
  • Yeni vaka sayımız, ölüm sayımız, yoğun bakımda olan ve solunum cihazına bağlı hasta sayımız giderek azalıyor.
  • Bugüne kadar salgın tehdidi sebebiyle 412 yerleşim yerini karantinaya almak zorunda kaldık. Bunlardan 300’ündeki karantina uygulaması sona ererken, 112’sinde devam ediyor.
  • Salgında Batı ülkelerinde en büyük dramlar yaşlı bakım evlerinde yaşandı. Türkiye’de yaşlılarımıza sahip çıkıyoruz.
  • 1119 belediye Vefa Destek Grubu’na verilen destekle örnek bir dayanışma sergiledi. Biz Bize Yeteriz Türkiyem kampanyamız kapsamında yapılan bağış miktarı neredeyse 2 milyar lirayı buldu.

Bahçeli’ye teşekkür

  • 16-17-18 ve 19 Mayıs tarihlerinde yine sokağa çıkma sınırlandırılması uygulanacaktır.
  • Yaşlılar, 17 Mayıs Pazar günü 11.00-17.00, 20 yaş altı da 20 Mayıs Çarşamba ve 22 Mayıs Cuma günlerinde sokağa çıkmayı sürdürecektir.
  • Adana, Diyarbakır, Mardin, Trabzon, Ordu, Denizli, Kahramanmaraş, Şanlıurfa, Tekirdağ’a giriş çıkış sınırlandırılması kaldırıldı.
  • Mücbir sebebe dayalı olarak 6 ay süreyle ertelediğimiz SSK ve Bağ-Kur primi ödemelerinin tutarı 40 milyar lirayı buldu.
  • Emeklilerimizin bu ayki maaş ödemelerini 15 Mayıs’tan itibaren hesaplarına yatırmaya başlayarak bayrama kadar bitireceğiz. Mayıs ayı işsizlik ödemelerini de öne çektik.
  • Cumhur İttifakı her türlü iftira ve tahrik girişimine rağmen Türk bekasına sahip çıkma ilkesinden taviz vermemiştir. MHP lideri Devlet Bahçeli ve bu ittifaka destek veren her kesime teşekkür ediyorum. Cumhur İttifakı’nı daha da güçlendirmeye kararlıyız.
  • 2023 seçimlerinde milli iradenin arkasından dolanmaya çalışanlar bir kez daha milletimizden hak ettikleri cevabı alacaklardır.
  • Ekonomimize ve ekonomi yönetimimize kurulan tuzakların özellikle gerisindeki sinsi amaçların gayet iyi farkındayız.
  • Meydanı FETÖ’den PKK’ya, Ermeni ve Rum lobilerinden Körfez kaynaklı husumet odaklarına kadar, şer güçlerin hiçbirine bırakmayacağız.

Mahkeme kararına rağmen kapatılmayan santral mühürlendi

Samsun’da çevre savunucularının ve halkın günlerce kapatılması için önünde eylem yaptığı, ancak mahkeme kararlarına rağmen çalışmaya devam eden Çarşamba Biyokütle Enerji Santrali (BES) bugün mühürlendi.

Santral, bugüne kadar, üç mahkemece hakkında ret kararı alınmış olmasına rağmen çalışmaya devam ediyordu.

‘Kararlı mücadelemiz devam edecek’

Samsun’un yerel haber sitesi Samsun Etik Haber, Çarşamba Çevre ve Çiftçiler Derneği Sözcüsü Murat Şenel’in, kapatılma kararının geç de olsa sevindirici olduğunu aktardı:

Bugün jandarma ekiplerinin santralin içini boşaltarak mühürlediğini görmek bizi mutlu etti. Çarşamba ovamızın ve Samsun’un kirlenmesine doğal güzelliklerin yok olmasına asla müsaade etmeyiz. Bu konudaki kararlı mücadelemiz sonuna kadar yargı çerçevesinde devam edecektir.

Tarımsal SİT alanı ilan edilmiş olan Çarşamba Ovası’na kurulmak istenen BES projesine verilen “ÇED gerekli değildir” kararı mahkeme tarafından iptal edilmiş, ancak şantiyede çalışmalar buna rağmen devam etmişti.

 

Kirazlıyayla’da jandarma eşliğinde maden zenginleştirme

Bursa’nın Yenişehir İlçesi Kirazlıyayla Köyü’ne Meyra Madencilik tarafından yapılmak istenen flotasyon (maden zenginleştirme) tesisine karşı Kirazlıyayla halkının mücadelesi devam ediyor.

BirGün‘den Gökay Başcan‘ın aktardığına göre bu sabah erken saatlerde jandarma eşliğinde bölgeye gelen şirket yetkilileri zemin çalışmalarına başladı. İş makinelerini durdurmak isteyen köylülerin önü jandarma tarafından kesildi. Bir süre jandarmayla tartışan köylülerin tüm itirazlarına rağmen şirket yetkilileri çalışmalarını sürdürdü.

‘Köyümüze zehir saçan tesis istemiyoruz’

Kirazlıyayla‘lı Recep Sarı bölgede flotasyon tesisi istemediklerini söyledi:

Ağaç kesimini ikinci kez durdurduk. Ancak virüs günlerini bahane bularak yine geldiler. İtirazlarımız adliyede işlem görmüyor ama şirket çalışmalara başlayabiliyor. Şirket bizi jandarmayla karşı karşıya götürüyor. Virüs günlerinde fiziki mesafe falan kalmadı. Biz burada flotasyon tesisi istemiyoruz. Bunu defalarca dile getirdik. Flotasyon tesisi patlarsa köyü yok eder. Zehir saçan bir tesis köyümüze istemiyoruz.

Geçen ay Kirazlıyayla köylülerinin, şirketin ağaçları kesmesine karşı protestosu nedeniyle köye giriş çıkışlar yasaklanmıştı. Meyra Madencilik 2013’ten beri bölgede kurşun, bakır ve çinko ocağı işletiyor.

Garo Paylan: Nefret saldırılarında, Cumhurbaşkanı’nın ‘kılıç artığı’ sözlerinin rolü var mı?

8 Mayıs 2020 günü, İstanbul Bakırköy’de bulunan Ermeni kilisesine, sokak kapısı ateşe verilerek gerçekleştirilen saldırıya tepki veren HDP Diyarbakır Milletvekili Garo Paylan, İçişleri Bakanı’nın yanıtlaması istemiyle Meclis’e bir soru önergesi verdi. Paylan, Bakan Süleyman Soylu’ya Bu nefret saldırılarının, geçmişte olduğu gibi devlet içindeki görünür veya görünmez odaklar tarafından yönlendirildiğini düşünüyorum. Aksini rahatlıkla söyleyebilir misiniz?” diye sordu. 

Zanlı: Virüsü ‘bunlar’ başımıza bela etti

8 Mayıs’ta gerçekleştirilen saldırıda zanlı yakalandıktan sonra verdiği ifadede, “Korona virüsünü bunlar başımıza bela ettiği için yaktım” demişti. 

Bakırköy ve diğer ilçelerde bulunan kiliselere yakın zamanda, defalarca nefret saldırıları gerçekleştirildiğine dikkat çeken Paylan, önergesinde şu sorulara yer verdi:

  • Azınlıkların ibadethanelerine yapılan nefret saldırılarında, Cumhurbaşkanı’nın kullandığı “kılıç artığı” gibi nefret söylemlerinin rolü olduğunu düşünüyor musunuz?
  • Sıkça saldırıya uğrayan azınlıklara ait ibadethanelerin güvenlikleri için ne gibi tedbirler almaktasınız?
  • Bu nefret saldırılarının, geçmişte olduğu gibi devlet içindeki görünür veya görünmez odaklar tarafından yönlendirildiğini düşünüyorum. Aksini rahatlıkla söyleyebilir misiniz?

 

Sivrihisar’daki ikinci siyanürlü havuza ‘ÇED Olumlu’ kararı verildi

Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) yönetimindeki Koza Altın İşletmeleri’nin Eskişehir Sivrihisar’da yaşam alanlarının yakınına siyanürlü ikinci atık depolama tesisi yapmasını öngören projeye “Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Olumlu” kararı verildi.

Kararı duyuran CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, “Dünya yeni tip koronavirüs (Covid-19) salgınında insan sağlığını korumak için mücadele ederken, Türkiye’de iktidar insan sağlığını, yaşam alanlarını, doğayı ve çevreyi tehlikeye atacak adımlar atmaya devam ediyor” dedi.

Köylülere gözdağı

Çakırözer, atık barajına karşı çıkan ve imza kampanyalarını örgütleyen köylülerin geçtiğimiz günlerde Jandarma tarafından Koza Madeni’nin şikayetleri üzerine ifadesinin alındığını söyledi.Ören, yaşanan olayı şu şekilde anlattı:

Şikayet üzerine jandarmaya gidip ifade verdik. Güya şirketin yol kenarındaki isim levhalarına zarar verilmiş. Ben burada dahi yokum. Oruç ağzımla Eskişehir’den gelip ifade verdim. Kamera kaydınız var mı niye bizi suçluyorsunuz diyoruz. Hiçbir şey söylemiyorlar. Amaçları belli. Halkın bu zehire karşı direnişini kesmek için gözdağı veriyorlar. Ama susmayacağız.

Eskişehir Alpu Ovası’nda yapılmak istenen kömürlü termil santral projesine geçtiğimiz hafta Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nun verdiği ret kararını hatırlatan Çakırözer, atık barajına karşı da Eskişehirlilerin mücadele vereceklerini söyledi.

’40 hektar mera alanı yok olacak’

“Yüzlerce itiraz dilekçesi görmezden gelinerek ÇED raporu yangından mal kaçırır gibi onaylandı” ifadelerini kullanan Milletvekili, atık barajına karşı çıkma gerekçelerini ise şu şekilde sıraladı:

  • Altını ayıklarken siyanür ile birlikte kurşun, kadmiyum çinko bakır ve cıva gibi zehirli ağır metaller doğaya karışacak ve geri dönüşü olmayan çevre felaketleri doğacak.
  • 40 hektar mera alanı yok olacak. Hayvancılık yapılamayacak.
  • İçme ve kullanma suları kaynakları ve rezervleri tehlikeye girecek
  • Kaymaz Mahallemizden diri fay hattı geçtiği için olası bir depremde bu barajlarda taşma, çökme ve yarılma ihtimali çok büyük.
  • Tüm bu gerekçelerle oluşacak çevre kirliliği kentimizin toplum ve çevre sağlığını tehdit edecektir.

 

 

 

 

[Yeşil Gazete Tv] Prof. Nadi Bakırcı: Şeffaflık ve karşılıklı güven şart

Yeşil Gazete Tv’de yayınlanan Karantina Günleri programında, IPM kıdemli araştırmacısı, İklim Koordinatörü ve Halk Sağlığı Uzmanı Dr. Ümit Şahin, Yeşil Gazete editörü, sosyolog Koray Doğan Urbarlı ve Yeşil Gazete Genel Yayın Yönetmeni Alev Karakartal’ın konuğu Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi, Halk Sağlığı Anabilim Dalı Başkanı Prof. Nadi Bakırcı oldu. 

Programda, Sağlık Bakanlığı’nın her gün yayımladığı günlük koronavirüs tabloları ve salgının başından itibaren salgın eğrisinin nereden nereye geldiği tartışıldı. Prof. Nadi Covid-19 salgınının bugünkü durumunu ve nereye evrilebileceğini anlayabilmek için kullanılan istatistik modellemelerinin önemine dikkat çekti. Salgının tepe noktası, büküme oranı ve katlanma sürelerini anlamanın, onu yönetmeyi kolaylaştıracağını anlatan Bakırcı, ölüm ve yeni vakaların azalma eğilimine girmesini değerlendirirken, önerilerini de sıraladı:  

“Ufuk göründü, ama ne zaman pandemi bitecek sorusu ile ne zaman bu salgın eğrisi sıfıra düşecek sorularının yanıtı aynı değil. Vaka azalmasını kalıcı olarak birkaç hafta daha görmemiz lazım. Ayrıca test kapasitesi artırılmalı. Yavaş yavaş da olsa normalleşme başladığında test kriterleri genişletilmeli, yalnız semptom gösterenlere değil, temaslılara, risk gruplarına da test yapılmalı.  Göçmenler, cezaevleri, zor koşullarda ya da bakımevlerinde yaşayanlara da düzenli test uygulanmalı.Sağlık altyapısı da mutlaka güçlendirilmeli.” ağlık altyapısı da çok önemli.

Şeffaflık ve güven çağrısı

Şeffaflığın önemine vurgu yapan Bakırcı şöyle konuştu: “PCR testi ile tespit edilenlerin dışında çok sayıda hasta ve ölümler olduğunu biliyoruz. Klinik bulgular varsa, zaten tedavi uyguluyoruz fakat bunlar istatistiklerde yer almıyor. Ancak bunları bilebilirsek, bir öngörü yapabiliriz. Bu bir halk sağlığı sorunu, yakıcı bir dönemdeyiz ve bu işin altından birlikte kalkmalıyız. Böyle bir dönemde en önemli şey şeffaflık. Verilerin hekimlere verilmeyişinin iki sonucu var: Güven bunalımı ve spekülasyonlar. Açılma ya da normalleşme sürecinde, en fazla ihtiyacımız olan şeyin karşılıklı güven olduğunu düşünüyorum, çünkü tüm uygulamalarda kamuoyu desteğine de ihtiyaç var.” 

Prof. Nadi Bakırcı, normalleşme adımlarını da değerlendirdi; İtalya’da salgının ikinci piki yaptığını hatırlatarak dikkatli ve denetimli bir süreç olması gerektiğini söyledi. 

Gökçek’i andığı için hedef gösterilen savcıya soruşturma

İzmir Karşıyaka Hakimi ve Yargıçlar Sendikası Başkanı Ayşe Sarısu Pehlivan hakkında, geçtiğimiz hafta ölüm orucunda hayatını kaybeden Grup Yorum üyesi İbrahim Gökçek ile ilgili yapmış olduğu Twitter paylaşımı nedeniyle inceleme başlatıldı.

Pehlivan paylaşımında Gökçek’i “Ölüm, adın kalleş olsun” diyerek anmıştı. Paylaşıma çok sayıda Twitter kullanıcısından nefret söylemi içeren yorum gelirken bazı gazeteler de Pehlivan’ı “Ölüm orucunda ölen DHKP-C’li için ağıt yaktı” sözleriyle hedef göstermişti.

‘Üzüntü beni terör sevici yapmaz’

Pehlivan, hakkında yapılan haberlerin ardından “Bir anne, bir kadın dahası bir insan olarak ölümlerden duyduğum üzüntü nedeniyle beni terör sevici yapmak isteyenleri kendi vicdanlarına, Allah’a havale ediyorum” açıklamasında bulundu.

Kayseri Ülkü Ocakları Başkanı görevden alındı

Öte yandan, Gökçek’in cenazesinin Kayseri’ye getirilmesine izin vermeyeceklerini söyleyen Kayseri Ülkü Ocakları İl Başkanı Serdar Turan, nefret suçunu kışkırtan paylaşımı dolayısıyla MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin emri ile görevden alındı. Kayseri Ülkü Ocakları ise bir süre kapalı kalacak.

Turan, Gökçek’in cenazesine katılacak olanları hedef aldığı paylaşımında “Eğer böyle bir eyleme teşebbüs ederlerse, bundan sonra başları vücutlarında olmayacaktır” demişti.

Cenaze Kayseri’ye girdiği sırada Başakpınar Mahallesi‘nde sokakları trafiğe kapatan Ülkü Ocakları üyeleri cenazeyi yakacaklarını söylemişti. Bunun üzerine Gökçek’in naaşı Talas’taki Halep Hoca Mezarlığı‘nda defnedilmişti.

 

 

 

‘TAEK, BOREN ve NATEN öldü, yaşasın TENMAK!’

Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) var olan nükleer ve maden araştırma kurumlarının kapatılarak Türkiye Enerji, Nükleer ve Maden Araştırma Kurumu (TENMAK) çatısı altında toplanmasına ilişkin bir metin kaleme aldı.

Metinde alınan karar, “Alınan yanlış kararlar ile köklü kurumlar, asırlık birikimler ve deneyimler yok edilmiş, kamu kuruluşları kamusal hizmet anlayışından uzaklaştırılarak ihaleci birimler haline getirilmiştir” sözleriyle eleştirildi.

Üç kurum kapatıldı

TENMAK’ın kuruluşuna ilişkin karar 28 Mart 2020 tarihinde 31082 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanmıştı. Kararnameyle birlikte Türkiye Atom Enerjisi Kurumu (TAEK), Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü (BOREN) ve Nadir Toprak Elementleri Araştırma Enstitüsü (NATEN) kapatıldı. Kapatılan kurum ve enstitülere mevzuatta yapılan atıflar ise TENMAK’a yapılmış sayılacak.

TMMOB tarafından yapılan açıklamada “Nükleer, nadir toprak elementleri ve bora dayalı faaliyet alanlarının birbirlerinden farklı araştırma alanları, araştırma çıktılarının değerlendirileceği farklı sektörler de bulunmaktadır” denildi. Faaliyet alanlarını bir araya toplamanın avantaj gibi gözükmesine rağmen birçok alanın ihmal edilmesine yol açacağı belirtildi.

‘Yürütme Kurulu’na sınırsız ve kontrolsüz yetki’

Kararnamede Yürütme Kurulu’nun yetkilerinin “sınırsız ve kontrolsüz” olarak tanımlandığı belirtilen açıklamada “Yürütme Kurulu`nun bir taraftan düzenleyici olması, diğer taraftan kurumun görev alanı ile ilgili teşvik ve destek programlarının oluşturulması ve Bakan onayına sunulmak üzere şirket kurmaya ve kurulmuş bir şirkette pay sahibi olmaya karar veren olmasının, çıkar çatışması yaratacağı açıktır” ifadeleri kullanıldı.

‘Özel sektöre kapı açıyor’

Metinde ayrıca kurumun görev alanları arasında “özel sektör ile iş birliği”nin sıklıkla vurgulandığı belirtildi. Bu durumun sorgulanması gerektiği belirtilen açıklamada şu ifadeye yer verildi:

Türkiye`de, özel sektörün, rekabet koşullarında kendi yeteneğine ve dinamizmine dayanarak varlığını sürdürmek ve büyümek yerine, daha ziyade devletin sağladığı olanaklarla büyüdüğü dikkate alındığında, Kararname ile çerçevesi çizilen (veya çizildiği varsayılan) ileri teknoloji hedefleri açısından, özel sektöre yüklenen işlevlerin ne kadar gerçekçi olduğu da ayrıca sorgulanmaya değerdir.

‘Kurumsal sürdürülebilirlik zarar görecek’

Açıklamanın devamında kapatılan kurumlara ve faaliyet alanlarına da değinildi. BOREN gibi uzun yıllar var olan kurumların kapatılmasının kurumsal sürdürülebilirliği ve deneyim aktarımını zedeleyeceği belirten TMOBB, “Odalarımızın uyarı ve söylemlerine itibar edilmemiş, ülkemizin 17 yılı heba edilmiştir” dedi.

NATEN’in 15 Temmuz 2018’de kurulduğu hatırlatılan metinde “Bir kurumun faaliyetlerini değerlendirmek için iki yıl yeterli bir süre midir?” sorusu yöneltildi.

‘Kamu kuruluşları ihaleci birimler haline getirildi’

“Alınan yanlış kararlar ile köklü kurumlar, asırlık birikimler ve deneyimler yok edilmiş, kamu kuruluşları kamusal hizmet anlayışından uzaklaştırılarak ihaleci birimler haline getirilmiştir” denilen açıklama şu çağrıyla son buldu:

Bir kez daha belirtmek istiyoruz ki; Ülkenin kıt kaynaklarının kişisel ihtirasların ürünü olan “ben yaptım oldu” anlayışına heba edilemez.  Toplumun gereksinimleri çerçevesinde, doğru hedefleri belirleyerek bu hedeflere ulaşmak için gereken planlı çalışmalar yürütülmeden başarıya ulaşma şansı yoktur.

İktidarı, kamu yönetiminin evrensel ilkelerine uymaya,  başta TMMOB ve uzman Odaları olmak üzere ilgili uzmanlık örgütlerinin görüşlerini dikkate almaya, bilim ve tekniğin rehberliğinden yararlanarak, her konuda toplumsal mutabakatı sağlamaya, özetle yönetsel sorumluluğunu yerine getirmeye çağırıyoruz.

Voleybol ve Basketbol ligleri tescil edildi, bu yıl şampiyon ve küme düşme yok

Türkiye Voleybol Federasyonu Başkanı Mehmet Akif Üstündağ, liglerin tescil edildiğini açıkladı. Buna göre; erkek ve kadın liglerinde kalan maçlar oynanmayacak, play-off oynanmadığı için bu yıl şampiyonluk verilmeyecek, küme düşme uygulanmayacak.

Üstündağ, konu ile ilgili yaptığı açıklamada şunları söyledi:

Ligi bu şekilde tescil ediyoruz. Voleybol Erkek ve Kadınlar Liglerinde kalan maçlar oynanmayacak. Küme düşme yok. Aşağıdan çıkacak 4 takımı da Efeler ve Sultanlar Ligi’ne alıyoruz. Play-off oynamadığımız için şampiyon ilan etmiyoruz. Erkek ve kadınlarda ligi bu şekilde tescil ettik.”

Daha önce koronavirüs salgını nedeniyle liglerin seyircisiz oynanmasına karar verdiklerini hatırlatan Üstündağ, liglerin iptaline karar verildiğinde 2. Lig’de maçların bittiğini, 1. Lig’de ise yarı final etabının bitirildiğini kaydetti. Üstündağ, oynanmayan sadece play-off’un kaldığını belirtti, “Bu süreçten çok daha güçlü şekilde çıkabilmek için ligi bu şekilde tescil ediyoruz” dedi. 

Voleybolda Erkekler Ligi’nde Fenerbahçe, Kadınlar Ligi’nde Vakıfbank lider durumdaydı. Planlamalara göre, önümüzdeki yıl lig biraz daha erken başlatılacak. Üst ligler 16 takımla oynanacak. 

Basketbol ligleri de sona erdirildi

Üstündağ’dan kısa süre sonra Türkiye Basketbol Federasyonu Başkanı Hidayet Türkoğlu da tüm liglerin sonlandırıldığını açıkladı. Basketbolda da hiçbir ligde şampiyon ilan edilmeyecek, küme düşme olmayacak.

İlgili Bakanlıklar, FIBA ve TBF Sağlık Kurulu ile tüm kulüplerin görüşü alınarak karar verdiklerini belirten Türkoğlu alınan kararları da şöyle sıraladı:

  • Tüm basketbol ligleri sonlandırılmıştır.
  • Hiçbir ligde şampiyon ilan edilmeyecektir.
  • Sezon öncesi ilan edilen statüde yer alan düşme/çıkma işlemleri uygulanmayacaktır.
  • Liglerin sıralaması ve kulüplerin Avrupa kupalarındaki temsil hakları mevzuata göre belirlenecek ve önümüzdeki günlerde duyurulacaktır.
  • Gelecek sezonun lig yapıları, kulüp mali denetim ve lisans talimatı da dahil olmak üzere ilgili mevzuat hükümlerine göre oluşturulacaktır. 

Basketbol liglerinin de durdurulmasıyla lige devam etme kararını alan tek kurum, Futbol Federasyonu oldu. TFF Başkanı Nihat Özdemir, Sağlık Bakanı ve Bilim Kurulu ile görüşülerek, Süper Lig maçlarının 12 Haziran’da başlayıp temmuz ayında bitmesine karar verdiklerini açıklamıştı. Ancak geçen hafta Süper Lig takımlarının bazılarında, oyuncu ve çalışanlarda koronavirüs pozitif tespit edildi. Bu durumda nasıl bir prosedür izleneceği henüz bilinmiyor.