Ana Sayfa Blog Sayfa 2091

İnsan hakları izlemenin temel bir unsuru olarak LGBTİ+ hakları webinarı

Etkiniz AB Programı, 06 Haziran 2020 Cumartesi günü “İnsan Hakları İzlemenin Temel Bir Unsuru Olarak LGBTİ+ Hakları” konulu webinar düzenliyor.  Webinarda Kaos GL Derneği’nden Murat Köylü sivil toplum temsilcileriyle buluşacak.

Neler konuşulacak?

Etkiniz AB Programı’nın webinarda tartışmaya açacağı soru başlıkları şöyle: 

  • LGBTİ+lar haklara erişirken ne tip ayrımcı uygulamalarla karşılaşıyor?
  • LGBTİ+ haklarını izlerken karşılaşılan zorluklar neler?
  • İnsan haklarını izlerken dezavantajlı bırakılmış grupları merkeze nasıl alırız?

Online olarak yürütülecek etkinliğe bilgisayar veya telefonunuzu kullanarak katılabiliyorsunuz. Katılmak isteyenlerin kayıt formunu doldurması, toplantı saatinde iletilecek davet linkine tıklaması; webinarın yürütüleceği Zoom uygulamasının bilgisayarda olmaması halinde bilgisayara ve telefona indirilmesi gerekiyor. 

Webinara katılmak için tıklayın

‘Covid-19 insan ve gezegen sağlığı arasındaki bağlantıyı hatırlattı’

Türkiye Solunum Araştırmaları Derneği (TÜSAD) Mesleki ve Çevresel Solunum Çalışma Grubu, Dünya Çevre Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, “Biyoçeşitlilik ve habitattaki kayıplar bulaşıcı hastalıkların ve virüslerin yayılmasını artırabiliyor” dedi. 

Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP) tarafından 143 ülkede kutlanan 5 Haziran Dünya Çevre Günü’nün bu yılki teması; biyoçeşitlilik. Hızlanan tür kaybına ve bozulmaya karşı mücadele için harekete geçme çağrısının yapıldığı bu günde, gezegendeki 8 milyon kadar bitkiden hayvana, mantarlardan bakterilere kadar genetik çeşitliliğinin önemini ortaya koyuyor. İnsan ve gezegen sağlığı arasındaki ilişkiye dikkat çeken TÜSAD da, konunun Covid-19 gibi acil sorunlarla başa çıkmak için taşıdığı öneme vurgu yaptı. 

Açıklamada  biyolojik çeşitliliğin önemine şöyle vurgu yapıldı: 

Hükümetlerarası Bilim-Politika Platformu (IPBES) tarafından yayınlanan son rapora göre, bir milyon bitki ve hayvan türü yok olma tehlikesi ile karşı karşıya. Her tür, bir ekosistemin dengeli ve sağlıklı tutulmasında önemli bir rol oynuyor. Biyoçeşitlilik ve habitattaki kayıplar bulaşıcı hastalıkların ve virüslerin yayılmasını artırabiliyor. Yediğimiz yiyecekler, soluduğumuz hava ve içtiğimiz su doğadan geliyor. Örneğin deniz bitkileri her yıl atmosferimizdeki oksijeninin yarısından fazlasını karşılıyor, olgun bir ağaç ise 22 kilo karbondioksit emerken karşılığında oksijen üretiyor. Dünya nüfusu 10 milyara yaklaşırken, doğal çevrenin fırsatlarını ve değerini benimsemeli, doğal çevreye zarar vermemeliyiz.”

Bulaşıcı hastalıkların yüzde 60’ı zoonotik 

“Dünyanın COVID-19 salgına verdiği yanıt, toplumlarımızı tehdit eden acil sorunlarla başa çıkmak için erken eylem ve dayanışma gerekliliğini ortaya koydu” denilen açıklama şöyle devam etti:

COVID-19’a yol açan koronavirüsler zoonotiktir, yani hayvanlar ve insanlar arasında bulaşırlar ve araştırmalar bu hastalıkların artmakta olduğunu gösteriyor. Şu anda, zoonozlardan her yıl yaklaşık 1 milyar hastalık vakası ve milyonlarca ölüm meydana gelmiyor. İnsanlarda görülen tüm bulaşıcı hastalıkların yüzde 60’ının zoonotik olduğu biliniyor. O halde doğa ile olan ilişkimizi canlandırarak biyolojik çeşitlilik kaybının eğilimlerini tersine çevirmeliyiz. Vahşi yaşamı ve vahşi alanları korumalı ve restore etmeliyiz, yiyecek üretme ve tüketme şeklimizi değiştirmeli, çevre dostu altyapıyı desteklemeliyiz.”

Hava kalitesindeki artış iklim krizini bitirmedi

Dernek, son birkaç ay içinde, dünya koronavirüs pandemisine karşı savaşmak için kilitlendiğinden, yerel hava kalitesinde iyileşme konusunda birçok rapor yayımlandığını hatırlattı. “Bununla birlikte, hiç kimse iklim krizinin bittiğini düşünmemeli” denelin açıklamada, ABD Ulusal Okyanus ve Atmosfer Birliği‘nin (NOAA) son verilerinin, küresel karbondioksit (CO₂) seviyelerinin keskin bir şekilde arttığını gösterdiği hatırlatıldı:

 “Nisan 2020 ile Nisan 2019 arasında +2.88 ppm’lik fark izlendi. Açıkça hızlanan bir artış eğilimi görülüyor. Taşıt ve hava trafiğinin yanı sıra endüstriyel faaliyetlerin, Ocak 2020’den bu yana dünyanın birçok yerinde belirgin bir şekilde azaldığı doğru olsa da, elektrik tedarikimizde durum böyle değil. Dünya Enerji Görünümü 2019’a göre; küresel elektrik enerji karışımının yüzde 64’ü fosil yakıtlardan geliyor. Isıtma sistemleri COVID-19’dan önceki gibi çalışıyor. Temel bilgilerin (yenilenebilir enerjiye geçiş, toplu taşıma, ormansızlaşma gibi) hiçbiri değişmedi. İklim değişikliğine bağlı olarak olasılığı ve şiddeti artan orman yangınları etkisini sürdürüyor. Bütün bunlar iklimimiz için büyük bir endişe kaynağı ve yine sera gazı emisyonlarımızı azaltmak için acil önlem alınması gerektiğini gösteriyor.”

İstanbul’da toplu taşımaya ‘normalleşme’ ayarı

İstanbul Valisi Ali Yerlikaya başkanlığında toplanan İstanbul Hıfzıssıhha Kurulu ‘normalleşme’ döneminin başlamasıyla birlikte, toplu taşımaya ilişkin koronavirüs düzenlemelerini yeniden ele aldı.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, Vali yardımcıları ve İl Emniyet Müdürlüğü‘nün de katıldığı toplantıda,  otobüs ve metrobüslerde oturan yolcu sayısına sınırlama getirilmezken, ayakta yolcu kapasitesinin üçte biri kadar kadar yolcu alınması kararlaştırıldı. Yolcular karşılıklı dörtlü koltuklarda çapraz oturma düzeniyle oturacak.

Ayakta yolcuların yakın temasının engellenmesi için, araç zemininde etiket uygulaması yapılacak, araç kapasitesinin dolması halinde ise sürücü tarafından yolcu alınmayacak. Israrla binmek isteyen yolcular hakkında sürücü tarafından kolluk kuvvetlerine bildirimde bulunulacak.

Vapurlara yolcu kapasitesi kadar yolcu alınacak

Metro ve raylı sistem araçlarında oturan koltukların tamamı ile ayakta yolcu kapasitesinin yarısının toplamı kadar yolcu alınması, şehir hatları vapurları ve deniz motorlarında ise oturan yolcu kapasitesi kadar yolcu alınmasına karar verildi.

Toplantıda ayrıca maskesiz yolcu alınmamasına, tüm araçlarda sıvı el dezenfektanı bulundurulmasına, araçların her gün sefer öncesi ve gerekli görülen hallerde sefer aralarında dezenfekte edilmesine karar verildi. Duraklarda sosyal mesafenin muhafazası amacıyla işaretleme yapılması da zorunlu kılındı.

Kurallara uymayanlara idari para cezası verilecek. Konusu suç teşkil eden davranışlara ilişkin ise Türk Ceza Kanunu‘nun 195. Maddesi kapsamında gerekli adli işlem başlatılabilecek.

Orman Genel Müdürü: Her insan doğaya 210 ağaç borçlu

Tüm dünyada 48 yıldır 5 Haziran tarihinde kutlanan Dünya Çevre Günü kapsamında açıklama yapan Orman Genel Müdürü Bekir Karacabey, ormanların insan hayatındaki yaşamsal önemine vurgu yaparak  şunları söyledi: “İki olgun ağaç dört kişilik bir ailenin yıllık oksijen ihtiyacını karşılıyor. Ağaçlar elbette sadece oksijen üretmiyor. Suyu koruyor, selleri ve erozyonu önlüyor, zengin biyolojik çeşitliliğe sahip olmamızı sağlıyor ve mobilyadan kağıda ihtiyacımız olan pek çok şeyi bize sunuyor. Her insan yılda üç büyük ağaç kadar ağaç ürünü kullanıyor. Bu yüzden her birey en az üç fidan dikmeli. Ortalama ömrü 70 olarak aldığımızda hayatımız boyunca doğaya 210 ağaç borçlu olduğumuzu gösteriyor” 

Birleşmiş Milletler‘in 5 Haziran 1972 yılında İsveç’in başkenti Stockholm’de 133 ülkenin katılımı ile düzenlediği zirvede ilan edilen “Dünya Çevre Günü”, çevre sorunlarına karşı kamuoyunun dikkatini çekmek, halkı bilinçlendirmek üzere dünya genelinde çeşitli etkinliklerle kutlanıyor. Dünya Çevre Günü’nün bu yılki teması ‘Biyolojik çeşitliliğin korunması’ olarak belirlendi.

‘Türkiye’de 22.7 milyon hektar ormanlık alan var’

Türkiye’de de çeşitli kurum, kuruluş ve STK’ların katılımıyla kutlanan günde bir açıklama yayımlayan Karacabey,  dünya genelinde 1.6 milyon insanın geçimini ormanlardan sağladığına dikkat çekti; “Buna karşın her yıl dünyamızda ortalama 13 milyon hektarlık orman varlığı yangınlar veya çeşitli sebeplerden zarar görüyor” dedi. Türkiye’nin dünya genelinde orman varlığını arttıran nadir ülkelerden biri olduğunu öne süren Karacabey, ülkede 22,7 milyon hektar ormanlık alan bulunduğu bilgisini verdi, OGM olarak her yıl  ortalama 300 milyon yeni fidan ektiklerini kaydetti. Karacabey, “2023 hedefimiz ise orman varlığımızı yüzde 30’a çıkarmak ve 7 milyar fidanı toprakla buluşturmak” dedi. 

1 yılda 61 milyon ton oksijen üretimi

Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi yükümlülükleri kapsamında hazırlanan 2020 yılı Sera Gazı Envanteri Raporu’na da  değinen Karacabey, Türkiye’deki orman varlığının 2018 yılında 84 milyon ton karbondioksiti atmosferden alarak bunun 22,9 milyon tonunu karbon olarak tutup, kalan 61,1 milyon tonunu oksijen olarak atmosfere saldığını söyledi. 

Karacabey şöyle konuştu: “Ağaçlar elbette sadece oksijen ihtiyacımızı karşılamıyor. Bir ağaç 284 çeşit böceğe ev sahipliği yapıyor. Evinizin etrafında ağaç varsa, ısınma ve soğutma masraflarınız yüzde 30 daha az oluyor. Ağaçlar havayı temizler ve sera etkisi ile mücadele eder. Ağaçlar gıda üretir ve bizi iyileştirir. Mobilyadan kâğıda kadar ağacı hayatımızın her alanında kullanıyoruz. Bunlar sadece ağaçların faydalarına birkaç örnek, daha sayamadığımız nice faydaları var. Ağaçlar yeryüzünün damarları gibidir. Dünyamızı koruyarak, canlılığın devamını sağlıyor.”

Açıklamasında orman yangınlarına da dikkat çeken Karacabey, her yıl 2 binin üzerinde çıkan yangınların yüzde 88 oranında insan kaynaklı nedenlerden meydana geldiğine dikkat çekerek, 776 yangın gözetleme kulesi ve insansız hava araçlarıyla ormanları 7 gün 24 saat izlediklerini anlattı. Karacabey yangınlara müdahale eden personel ve ekipmanı ise şöyle sıraladı: “1072 arazöz, 281 su tankeri, 586 ilk müdahale aracı, 185 dozer, 473 diğer araç-iş makineleri dâhil toplam 2 bin 597 araç; bu araçlarda görevli 10 bin 545 yangın işçisi, 3 bin teknik eleman, 5 bin memur olmak üzere 18 bin 545 personel. Yangınlara havadan destek için ise 6 idare helikopterinin yanı sıra, 25 yangın söndürme helikopteri ve 2 amfibik uçak.”

Arhavi Doğa Koruma Platformu: Kamilet için ses verin

Arhavi Doğa Koruma Platformu bu akşam saat 19.30’da sosyal medya hesapları üzerinden Kamilet Vadisi‘ndeki Orta Hidroelektrik Santrali (HES) aracılığıyla yapılan doğa katliamına karşı kampanya düzenleyecek. Plaftorm bu çerçevede takipçilerine ve doğa savunucularına, paylaşımlarını yayma çağrısında bulundu.

Eyleme destek vermek isteyenler, Platform’un Twitter, Facebook ve Instagram hesaplarından paylaşımları takip edebilir.

https://twitter.com/adokop08/status/1268446018917601280

İki HES projesi daha var

Artvin’in Arhavi ilçesindeki Kamilet Vadisi’nde, MNG Holding tarafından işletilen HES’ten dereye dökülen hafriyat nedeniyle Vadi’den geçen derenin rengi çamura döndü. Bununla birlikte, vadiye yapılmak istenen iki ayrı HES projesi (Orta HES projesi ve Kavak HES projesi) daha bulunuyor.

Vadi’nin SİT Alanı ilan edilmesi için 2011’den bu yana mücadele verildiğini söyleyen Arhavi Doğa Koruma Platformu’dan Akif Uyanık, Vadi’nin geri kalanının korunma altına alınması gerektiğini vurgulamıştı. 

Deniz kaplumbağaları Mersin sahillerine yumurta bırakmaya başladı

Mersin Üniversitesi (MEÜ) Deniz Kaplumbağaları Uygulama Araştırma Merkezi (DEKUYAM) Müdürü Prof. Dr. Serap Ergene şunları söyledi:

“Bugüne kadar Davultepe’de 12 yuva tespit ettik. Daha da çıkışlar devam edecek çünkü üreme döneminin başındayız. Birde bir dönem havalar sıcak oldu ama şimdi ise Haziran olmasına rağmen havalar serin devam ediyor. Bu nedenle anaç çıkışları biraz yavaş gidecek ama Haziran ayının sonuna doğru artacak. Her sene olduğu gibi Davultepe kumsalında 200 yuva beklentisi içindeyiz.” 

Salgın nedeniyle rahat kaldılar

Geçmiş iki yıl içinde yuva sayılarının istedikleri ölçüde olmadığını söyleyen Ergene, “Koronavirus salgını nedeniyle sahiller biraz daha rahat kaldı, insansız kaldı. O nedenle kaplumbağalar da daha rahat yuvalama yapabilecek diye düşünüyorum” dedi. 

Yeşil deniz kaplumbağalarının neslinin tehdit altında olduğuna vurgu yapan  Ergene şunları söyledi: “İki tür deniz kaplumbağası da burada yuvalama yapabiliyor. Özellikle yeşil deniz kaplumbağasının yuvalama yapıyor olması burayı özel kılıyor. Sahillerin Alata, Davultepe ve Kazanlı kumsalları, en çok yuvaladıkları yer. Onlar açısından halen durum kritik. Nesilleri tehlike altında ve bunun korunmasının çok iyi şekilde devam etmesi gerekiyor. Carettalar açısından durum bir tık düzeldi ama onların da nesli halen tehdit altında.”

‘Kumsalları kullanırken dikkatli olunmalı’

Üreme sezonunda vatandaşların kumsalları kullanırken dikkatli olmasını isteyen Ergene, “Pandemi nedeniyle kumsallara çok fazla akın olmasa da bu bölgelerin bazılarına araç girişleri oluyor. Kumsal düzenlemeleri yapılıyor. Bu dönemde bunlar yapılmamalı.  Özellikle tabelaların bulunduğu bölgelerde vatandaşlar çok dikkatli olmalı. Onları mümkün olduğu kadar yerinden oynatmadan, etrafından dolaşarak geçip yürüyüşlerini yapabilir veya denize girebilirler. Aynı zamanda kumsalı temiz tutmak önemli” şeklinde konuştu.

Floyd davası: Chauvin’in suçu ağırlaştırıldı, diğer polisler cinayete yardımla suçlanıyor

George Floyd adlı siyah ABD vatandaşının polis memuru Derek Chauvin tarafından boğularak öldürülmesinin ardından başlayan gösteriler dokuzuncu gününe girerken, cinayet davasıyla ilgili gelişmeler oldu.

Minnesota Savcısı Keith Ellison tarafından yapılan açıklamaya göre, Chauvin hakkındaki suçlama, üçüncü derece cinayetten ikinci derece cinayete çıkarılarak ağırlaştırıldı. Buna göre katil polis, 40 yıla kadar hapis cezasıyla yargılanabilecek. Mahkeme belgelerine göre Floyd’un öldürülmesi sırasında hiçbir şey yapmayan diğer üç polis memuru da cinayete yardım ve yataklıkla suçlandı. Zanlılar tutuklandı.

Aile, birinci derece cinayetten hüküm giymesini istiyor

Floyd‘un ailesinin avukatı Benjamin Crump kararı, “Adalet yolunda atılmış önemli bir adım, Floyd’un huzur bulmasını sağlayacak bu karardan memnunuz” sözleriyle değerlendirdi. Ancak Crump daha sonra CNN kanalına konuşarak, ailenin, Chauvin’in birinci derece cinayetten hüküm giymesini istediğini aktardı.

Savcı Ellison, “topluma adalet getirmenin genellikle ağır ve çetin bir iş olduğunu, ancak ABD’lilerin bu konuda çalışmaya başlamak için Floyd davasının bitmesini beklemediğini” söyledi. Ellison “Adil bir toplum için kuralları yeniden yazmalıyız” dedi.

Minnesota yasalarına göre bir cinayetin birinci ya da ikinci derece sayılması için, öldürme kastı aranıyor. Birinci derece cinayetlerin bir çoğunda ise cinayetin önceden planlanmış olması gerekiyor.

Camiden Çav Bella çalınmasını paylaşan Özdemir’e üç yıl hapis istendi

İzmir’de camilerden Çav Bella çalınmasının görüntülerini paylaşan eski CHP İzmir İl Başkan Yardımcısı Banu Özdemir, 17 Eylül’de hakim karşısına çıkacak. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı’nca hazırlanan iddianamede  bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası verilmesi istenen Özdemir’in sosyal medyadaki kullanıcı ismine siyasi bir partinin adının eklendiği ve siyasi bir bakış açısını yansıtan videoyu yayımladığı belirtildi.

‘Suça yönelik kast’

İddianamede Özdemir’in paylaştığı videoya gelen tepkilere “Şaka bir tarafa İzmir Karşıyaka, Konak, Bornova, Buca gibi bir çok ilçede farklı camilerden Çav Bella çalındığı videolarını gördük. İzmir İl Müftüsü bir açıklama yapacak mı?” diye yanıt yazdığı belirtildi.

Özdemir’in yaptığı bu paylaşım, “ramazan ayında ve bayram arefesinde videoya hiç yer vermeksizin bu videoyu kınaması mümkünken kınamadığı ve alay ederek paylaşım yaptığı” şeklinde yorumlanan Başsavcılık iddianamesinde “şüpheli atılı suça yönelik kastını ortaya koymaktadır” ifadeleri yer aldı. İddianamede Özdemir’in “Halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme” suçunu işlediği iddia edilerek cezalandırılması istendi.

Özdemir’in avukatı Süleyman Karadağ ise “Müvekilimin paylaşımlarında suç unsuru bulamayan iddia makamı niyet okuyarak suç yaratmaya çalışmaktadır” diye konuştu. 

Kirazlıyayla’da madene direnen köylülere para cezası ve icra tehditi

 

Köylülerin aktardığına göre, Yenişehir Kaymakamı Suat Seyitoğlu, jandarmanın sık sık cezayla tehdit ettiği ve çalışma yapılan bölgeye girmesi yasaklanan köylüleri önceki gün görüşmeye çağırdı. Seyitoğlu ile bir buçuk saat görüştüklerini anlatan yöre halkı,  Kaymakam’ın protestoların sürmesi halinde herkese 3’er bin lira para cezası kesileceğini söylediğini anlattı. Kaymakam, cezaların ödenmemesi durumunda ise ilçe tarım müdürlüğünün köylülerin arazilerine el koyacağını ifade etti.

‘Topraklarımızı birlikte savunuyoruz’ 

BirGün gazetesinden Gökay Başcan‘ın haberine göre, kaymakamla görüşen bölge sakinlerinden Mustafa Kındıl,  Seyitoğlu’nun kendisini ‘kapı kapı dolaşıp, köylüleri protestoya çağırıyormuşsunuz’ diye suçladığını belirtti. Kındıl, şunları söyledi:

Bizim kimseyi çağırdığımız yok, tüm köylü hep birlikte topraklarını savunuyor. Kaymakam, ‘Bugüne kadar sabrettim, her gördüğüm de 3’er bin lira ceza keserim’ dedi. Kaymakam Bey’e de söyledim, bu işin peşin bırakmayacağız. Sonuna kadar mücadele edeceğiz. Kaymakam, ‘cuma günleri yolları kapatacağını’ söyledi. Diğer bölgelerden bize desteğe gelenleri engellemek istiyorlar.”

Kaymakamın cezaların ödenmemesi durumunda, ilçe tarımın icra yoluyla arazilere el koyacağını söylediğini öne süren Kındıl “Kaymakam Bey bizi resmen fırçaladı. Her gördükleri yerde 3 bin lira para cezası yazmakla tehdit ediyorlar. Kaymakam Bey, ‘Her gün ceza yazarım, ödeyemeyecek duruma gelirseniz de ilçe tarıma gönderirim, icra yoluyla arazilerinizi alırlar’ dedi. Provokatörlükle itham etti, toplumu terörize etmekten, örgütlemekten ceza yazarım, dedi. Biz kendi köyümüzü savunuyoruz” diye konuştu. 

Kaymakam soruları yanıtsız bıraktı

Yenişehir Kaymakamı, soruları yanıtsız bıraktı. Özel Kalem Müdürü ise “Kaymakam beyin icra yoluyla arazilerini elinizden alacağız gibi bir ifadesi söz konusu olamaz. Bu virüs dolayısıyla toplanma ve yürüyüşlerde bazı yasal kurallar dışına çıkılırsa ki onlara özel bir durum da değil bunun da bir cezası vardır diye düşünüyorum” dedi. 

İran ve Irak’la gümrük kapıları açıldı

Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan, yeni tip koronavirüs (Covid-19) salgını nedeniyle bir süredir kapalı olan başta Habur ve Gürbulak olmak üzere İran ve Irak’a açılan gümrük kapılarının uluslararası yük taşımacılığına yeniden açıldığını bildirdi.

Pekcan, gümürk kapılarının açıldığını Twitter hesabından yaptığı duyurdu. Tüm dünyayı etkileyen Covid-19 pandemisi nedeniyle bir süredir kapalı olan başta Habur ve Gürbulak olmak üzere İran ve Irak’a açılan gümrük kapılarımız uluslararası yük taşımacılığına yeniden açılmıştır” bilgisini veren Pekcan, dünyada bulaşının yayılım hızının düşmesi, Irak ve İran’da pandeminin etkilerinin azalmış olması sebebiyle daha önce bu ülkelere yönelik uygulanan kısıtlamaların kaldırıldığını belirtti.

Böylece diğer gümrük kapılarında da uygulanan sağlık ve güvenlik tedbirleri alınmak suretiyle ticari araç giriş-çıkışlarına yeniden izin verileceğine işaret eden Pekcan, şunları söyledi: 

“Türkiye’nin önemli ticaret ortakları olan Irak ve İran’a açılan gümrük kapılarımızın uluslararası yük taşımacılığına yeniden açılmasıyla birlikte, ticaretimizin aksamaması için devreye alınmış olan ‘temassız ticaret’ uygulamasına da son verilecektir. Söz konusu kararın ihracatçılarımıza, nakliyecilerimize, ulaştırma sektörümüze ve tüm ticaret camiamıza hayırlı olmasını dilerim”