Ana Sayfa Blog Sayfa 1722

Yeşil ipuçları: Evde kolayca yapılabilecek doğal şampuan ve saç maskesi tarifleri

Marketlerde satılan şampuanlar her ne kadar bize parıltılı ve dolgun saçlar vaat etse de içerdiği kimyasallar sebebiyle uzun vadede saçların yıpranmasına ve dökülmesine yol açıyor. Üstelik bu kimyasal içerikler yüzünden saçlarımız temizlense de doğamız giderek daha çok kirleniyor.

Şampuanların etiketlerine baktığınızda verdiği köpürtücü ve nemlendirici etki sebebiyle çoğunlukla amonyum lauril sülfat veya sodyum laureth sülfat gibi kimyasal içeriklerin yer aldığını görebilirsiniz.  Bunun dışında sodyum klorür, parabenler ve kanserojen etkisi olduğu da bilinen formaldehitler de sıklıkla karşılaşılan içeriklerden.

Güzel haber şu ki sağlıklı ve doğal saç bakımı için bunların hiçbirini kullanmak zorunda değilsiniz. Evde kolayca yapılabilecek doğal ve aynı zamanda ekonomik şampuan ve saç maskesi tariflerini sizin için bir araya getirdik.

1- Yeşil çay ile gelen sağlık

İşte bütün saç tipleri için kolayca uygulanabilecek ilk tarifimiz geliyor. Marketlerden veya aktarlardan bu malzemeleri temin etmek de oldukça kolay. Gerekli malzemeler ise şu şekilde:

  • Yarım litre sıcak su
  • Yarım kalıp rendelenmiş doğal sabun
  • 3 poşet yeşil çay
  • 1 kapsül E vitamini
  • İsteğe bağlı olarak bitkisel uçucu yağlar

Yeşil çayı sıcak su içerisinde birkaç dakika demlemeye bırakın. Daha sonrasında demlenmiş su içerisinde yarım kalıp rendelenmiş doğal sabunu ilave edin. Sabun karışımda iyice çözünene kadar karıştırın. Karışımın içerisinde bir kapsül E vitaminini ve istediğiniz bitkisel yağları karıştırın ve soğumaya bırakın.

Eğer şampuanınız çok koyu kıvamda olduysa o zaman biraz daha rendelenmiş doğal sabun ekleyebilirsiniz. Çok sıvı olduğu durumda ise biraz daha su ekleyerek istediğiniz kıvama ulaşabilirsiniz.

2- Saç dökülmesine karşı ısırgan otu

Eğer saç dökülmesinden mustaripseniz sizin için de bir tarifimiz var. Yapım mantığı üstteki tarife çok benzeyen bu şampuanın baş rolü ise ısırgan otuna ait.

  • 1,5 yemek kaşığı ısırgan otu
  • 1 su bardağı sıcak su
  • 50 gram rendelenmiş zeytinyağı sabunu
  • 105 gram gliserin
  • 1 kapsül E vitamini
  • İsteğe bağlı bitkisel uçucu yağlar

Isırgan otunu sıcak su içerisinde yaklaşık 15 dakika demleyin ve daha sonra suyunu süzün. İçerisinde rendelenmiş zeytinyağı sabununu ilave edin ve sabun eriyene kadar karıştırın. Sabun eridikten sonra yaklaşık 10 dakika bekletin ve gliserin ile E vitaminini ilave edin. Soğuyan karışımı kullanmadan önce çalkalayarak saçlarınıza uygulayabilirsiniz.

Ayrıca dökülen saçlar için çam terebentin yağı, menekşe yağı, biberiye yağı veya lavanta yağı da sıklıkla kullanılan maddelerden. Karışımınıza tercihe bağlı olarak birkaç damla ekleyebilirsiniz. Böylece hem daha sağlıklı hem de güzel kokulu saçlara sahip olabilirsiniz.

3- Yağlı saçlar için şampuan tarifi

Saçlarınız çok çabuk yağlanmasının önüne doğal tarifler ile geçmek mümkün. Eğer şampuanım da ‘yağlı saçlara uygun olsun’ derseniz bunun için de bir tarif mevcut. İşte ihtiyacınız olan malzemeler:

  • 1 çay bardağı demlenmiş yeşil çay suyu
  • Yarım çay bardağı doğal zeytin yağı
  • 10 mililitre E vitamini yağı
  • 10 mililitre limon yağı
  • Yarım kilogram arap sabunu

Bütün malzemeleri karıştırın ve bir şişeye doldurun. Limon yağı yerine adaçayı yağı veya portakal yağı da kullanabilirsiniz. Benzer şekilde duş sırasında saçlarınıza masaj yaparak şampuanı uygulayın ve durulayın. Böylece yağ oranı dengelenmiş saçlara sahip olabilirsiniz.

4- Kepekli saçlar için şampuan

Yukarıdaki tariflerde bitkisel yağ seçimini size bırakmıştık. Eğer kepek sorunu yaşıyorsanız seçtiğiniz bir tarif içerisinde şu yağlardan birini kullanabilirsiniz:

  • 20 damla nane yağı
  • Okaliptüs yağı
  • Biberiye yağı
  • Lavanta yağı,

Saç derinizin ferahlaması ve yenilenmesi için iki yemek kaşığı aleo vera jeli kullanmak da işe yarayan yöntemler arasında.

Eğer saçlarınız kuruysa 1 yemek kaşığı tatlı badem yağı, argan yağı, Hindistan cevizi yağı, natürel sızma zeytinyağı, avokado yağı veya jojoba yağı da şampuan tariflerinize ilave edebileceğiniz bitkisel yağlar arasında.

5- Saç dökülmesine karşı saç maskesi

Saç dökülmesine karşı evde kolayca ve ekonomik bir şekilde hazırlayabileceğiniz saç maskesi tarifleri de mevcut. Bu tarifi düzenli aralıklar ile saçınıza uygulamak saçlarınızın güçlenmesini sağlayabilir.

  • 2 adet E vitamini kapsulü
  • 1 yemek kaşığı badem yağı
  • 1 yemek kaşığı Hindistan cevizi yağı
  • 1 yemek kaşığı Hint yağı
  • Birkaç damla lavanta yağı

Bütün malzemeleri bir kap içerisinde karıştırın. Yatmadan önce saç diplerinize masaj yaparak uygulayın. Saçınızı bir bone yardımıyla kapatın ve tüm gece saçınızda bekletin. Sabah ise su ve hazırladığınız doğal şampuanlar yardımıyla durulayın. İkinci bir tarif ise şu şekilde:

  • 5 diş sarımsak
  • 3 YK zeytinyağı

Sarımsakları soyun ve ezin. Ezdiğiniz sarımsakları zeytinyağının içine alın. Ağzı kapaklı bir kapta 24 saat bekletin. Saç diplerinize karışımı uygulayın. Saçlarınızı boneyle kapatıp 2,5 saat bekletin ve yıkayın.

6- Yağlı saçlar için saç maskesi

Saçlarınız çok çabuk yağlanmasının önüne de doğal tarifler ile geçmek mümkün. Bunun için çok basit ve etkili olan bir yöntem saçlarınızı şampuan haricinde duş sırasında karbonat ile yıkamak. Eşit miktarda karbonat ve suyu bir şişe içerisinde karıştırın ve saçınızı bu karışım ile saç diplerine masaj yaparak yedirin ve durulayın. Bir başka tarif ise şu şekilde:

  • Bir kahve fincanı elma sirkesi
  • Bir çay kaşığı tuz
  • Bir tatlı kaşığı kekik suyu

Bütün malzemeleri bir su bardağının içerisinde karıştırın. Saçlarınızı yıkadıktan sonra saç diplerinize dairesel hareketlerle sürün. Saçlarınızı ılık havluya sarıp iki saat bekletin ve yalnızca durulayın. Bu işlemi haftada bir kere tekrarlayabilir ve saçlarınızın yağ dengesini sağlayabilirsiniz.

7- Kepek sorunu olan saçlar için saç maskesi

Kepek pek çok kişinin yaşamının bir döneminde yaşadığı sorunlardan biri. Kepeklerin önüne geçmek için saçlarınızı yıkamadan önce bu tarifi deneyebilirsiniz:

  • 1 tatlı kaşığı deniz tuzu
  • 1 çay kaşığı bira mayası
  • 1 çorba kaşığı elma sirkesi

Tüm malzemeleri karıştırın. Saç diplerinize masaj yaparak iyice yedirin ve 1 saat kadar saçınızda bekletin. Ardından ılık suyla durulayın. Bu karışımı haftada bir uygulayabilirsiniz.

8- Önemli hatırlatmalar

Gördüğünüz gibi şampuan seçiminde markaların bize dayattığı ve kimyasal dolu şampuanlara mecbur değiliz. Siz de yukarıdaki tariflerden kendinize uygun birini seçebilir ve kolayca temin edebileceğiniz malzemeler ile bu karışımları saçlarınıza uygulayabilirsiniz. Ancak bütün bu tarifler için dikkat edilmesi gereken birkaç noktayı hatırlatmak isteriz.

Öncelikle şampuanlardaki köpükler genel olarak kimyasal maddeler ile sağlanır. Birçoğumuzda ‘ne kadar fazla köpürürse o kadar iyi temizlenir’ gibi bir algı olabilir. Bu tarifler doğal tarifler olduğu için beklediğiniz köpüklere sahip olamayabilirsiniz ancak gene de temiz ve sağlıklı saçlara ulaşmanıza yardımcı olacaklar.

İkinci önemli bir nokta ise kullandığınız tariflere biraz zaman vermek. Muhtemelen saçlarınız bir alışma sürecinden geçecek. Kimyasallarla vedalaşmanın ardından saçlarınız için bir süre iyi durulanmadığını hissedebilirsiniz. Ancak kısa bir süre sonra saçlarınız da bu doğal döngüye ulaşacak ve kendi doğal canlılığına ulaşacak.

Yargı dağ keçilerinin avlanmasıyla ilgili ihaleyi iptal etti: Hayvan hakları insan haklarının bir parçasıdır

Erzurum 1. İdare Mahkemesi, Bingöl Barosu‘nun başvurusu üzerine dağ keçilerinin avlanmasına ilişkin ihaleyi iptal etti.

Tarım ve Orman Bakanlığı‘nın nesli tükenme tehlikesiyle karşı karşıya olan ve kutsal kabul edilen dağ keçilerinin öldürülmesine ilişkin ihalede geri adım atmaması üzerine Bingöl Barosu konuyu yargıya taşıdı.

Artı Gerçek‘ten Remzi Budancir‘in haberine göre, ihalenin durdurulması istemiyle Erzurum 1. İdare Mahkemesi’nde açılan davanın sonucunda mahkeme ihalenin iptal edilmesine hükmetti.

Erzurum 1. İdare Mahkemesi kararında Türkiye’nin, Avrupa’nın Yaban Hayatı ve Yaşama Ortamlarını Koruma Sözleşmesi‘ne (Bern Sözleşmesi) taraf olduğunu hatırlatarak yaban keçisi ve çengel boynuzlu dağ keçisinin koruma altına alınmış fauna türleri arasında sayıldığını belirtti.

Hayvan hakları, insan haklarının bir parçası

Kararda hayvan haklarının insan haklarının bir parçası olduğu vurgulanarak şu ifadelere yer verildi:

Kamu yararı, idari işlemin amaç unsuru ile doğrudan ilgilidir. Olayda, yaban keçileri için Türkiye, Bern Sözleşmesi Ek-2 listesine çekince koymuş olsa da, bu çekince, yaban keçilerinin hiçbir sınırlamaya tabi olmaksızın avlattırılabileceği ve bunun için ihaleye çıkılabileceği anlamına gelmemektedir. Uluslararası sözleşmelerde de geçtiği üzere, koruma altına alınması gereken türler arasında bulunduğu ile ilgili kuşku bulunmayan yaban keçilerinin avlanabilmesi/avlattırılabilmesi için, hukuken geçerli kabul edilebilecek bir kamu yararının varlığının aranması, insan haklarının bir parçası olan hayvan haklarının ve hukukun üstünlüğünün korunması adına atılmış önemli bir adım ve insan ırkına yakışır bir yaklaşım olacaktır.”

Kamu yararı yok

Kararda hayvanların avlanmasında herhangi bir kamu yararının olmadığı vurgulandı ve şöyle denildi:

Dava konusu ihalede, yaban keçileri için av izin bedelinin toplamda 71.200,00-TL olduğu dikkate alındığında; bu miktardaki bir bedelin kamu idareleri bütçesine gelir kaydedilmesindeki kamu menfaatinin, beş adet yaban keçisinin avlanmasına tercih edilebilecek kıymet ve ehemmiyette olmadığı, dolayısıyla beş adet yaban keçisinin 71.200,00-TL bedel karşılığında avlanması ihalesinde tercihe şayan bir kamu yararının bulunmadığı sonucuna varılmıştır.”

‘Hayvan haklarına duyarlı olmaya davet ediyoruz’

Mahkemenin kararını yorumlayan Bingöl Baro Başkanı Hanifi Budancamanak kararın önemli olduğunu belirterek şunları söyledi:

Özellikle elde edilecek gelir ile hayvan yaşamını karşılaştırdı. Kamu yararını hayvanların yaşamı lehine yorumladı. Bu önemliydi. Bern Sözleşmesi’ndeki itirazına rağmen bunu böyle yorumlaması umut verici bence. Türleri yok olmaya yüz tutmuş bu nadide canlıların bir kısım paralı insanların kişisel zevkleri için öldürülmek üzere ihaleye çıkarılmasının vicdana, ahlaka ve hukuka aykırı olduğunu bir kez daha belirtiyoruz. Kamu idarecilerini kamu yararını gözetmeye ve insan haklarının bir parçası olan ‘hayvan haklarına’ karşı saygılı olmaya ve bu konuda duyarlı davranmaya davet ediyoruz.”

Cengiz Holding, şimdi de koruma altındaki Cennet Koyu’na inşaat yapacak

Cengiz Holding bünyesinde bulunan Bodrumbir Turizm Yatırım A.Ş., Muğla’nın Bodrum ilçesinin en güzel koylarından biri olan Cennet Koyu’nda “Sahil Düzenleme, Koruma Yapıları ve Dolgu Alanı” projesi hazırladı. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na dün ÇED başvurusunda bulunan şirket, proje kapsamında koya dört mendirek ile iki plaj kurmayı planlıyor. Ancak proje alanı, ‘kültür varlıkları’, ‘tabiat varlıkları’, ‘3’üncü Derece Arkeolojik Sit Alanı’ ve ‘koruma alanı’ içerisinde kalıyor.

Birgün‘ün aktardığına göre, planlanan mendirek yapılarının üzerinde ve plajların içerisinde güneşlenme ve dinlenme amacıyla kullanılmak üzere bungalovların inşası da planlanıyor. Projenin yatırım bedeli yaklaşık 40 milyon TL olarak belirlendi. Projenin şirketin öz kaynağından yapılacağı belirtildi.

‘Kum veya çakıllardan oluşan plaj yapısına sahip’ değilmiş 

Proje tanıtım dosyasında verilen bilgiye göre, alana en yakın yerleşim yeri yaklaşık 700 metre güneydoğusunda kalıyor. Söz konusu alanın kullanımına yönelik ön izin başvurusu Milli Emlak Genel Müdürlüğü’nden yapılacağı ifade edildi. Alanının kıyı bölgesi kayalık ve çakıllardan oluşan “alçak kıyı” yapısına sahip.

Bölgede bulunan alçak kıyı ve yüksek kayalıkların, bölgenin küçük bir yarımadanın burun kısmında olması ve dalga ve rüzgâr etkisi ile yüksek fiziksel etkiye maruz kalması ile şekillendiği; kum veya çakıllardan oluşan plaj yapısına sahip olmadığı kaydedildi. Proje alanının karasal kısmında ise yoğun bir şekilde makiler bulunuyor.

Akdeniz foku ve çizgili yunuslar tehlikede

Alanda posidonia oceanica (deniz erişteşi) korunaklı bölgede yoğun çayırlar oluşturuyor. Proje çevresinde ve proje çevresine yakın alanlarda 71 bitki türü;  11 sistematik gruba ait toplam 82 tür ve 302 bireyle, endemik 17 sürüngen türü bulunuyor. Proje çevresinde ve proje çevresine yakın alanlarda 20 memeli türü ile nesli tükenmekte olan Akdeniz foku, çizgili yunuslar ve deniz kaplumbağaları da yaşıyor.

Özelleştirme kararı iki kez iptal edildi

Mehmet Cengiz, geçtiğimiz yıllarda Cennet Koyu için iki kez girişimde bulunmuştu. Danıştay 13’üncü Dairesi, koyda bulunan 2 milyar 100 milyon TL değerindeki 700 dönümlük kamu arazisinin özelleştirme kararını daha önce ikinci kez iptal etti.

Mehmet Cengiz ile Fettah Tamince’nin şirketi, özelleştirilen araziyi Ziraat Bankası’ndan 277 milyon TL kredi çekerek aldı. Usulsüz krediye dair suç duyurusu takipsizlikle sonuçlanmıştı.

SMA’lı çocukların aileleri Başkent’te: Bakanlık doğru söylemiyor

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın kampanyalarını “kirli” diyerek hedef aldığı Spinal Musküler Atrofi (SMA) hastalığı olan çocukların aileleri, Ankara’da bir araya geldi.

Meclis’in Çankaya Kapısı önünde toplanan aileler, “pandemi” gerekçesiyle polis tarafından uzaklaştırıldı. Engelleme üzerine Ulus Meydanı’na giden onlarca aile, burada bir açıklama yaptı. Üzerlerinde SMA Tip 1 hastası çocukların fotoğrafları ve taleplerin yer aldığı dövizleri taşıyan aileler, Zolgensma adlı ilacın Türkiye’ye getirilmesini istedi. 

MA‘nın aktardığına göre, Kızı SMA hastalığından yaşamını yitiren Antalya SMA ve Genetik Hastalıklarla Mücadele Derneği Başkanı Kamile Kurt, son günlerde SMA hastalarının tüm ilaçlarını sorunsuz aldığı, yapılan kampanyaların uygun olmadığı şeklinde yayınlanan haberlerin ailelerde derin üzüntüye neden olduğu belirtti.  

‘Çocuklar ilaçlarını alamıyor’

Türkiye’de uygulanan, nusinersen aktif maddeli SMA ilacının istisnasız her dört aylık periyotlarla alınması gerektiğinin altını çizen Kurt, “Ancak çocuklarımızın yarısından fazlası hiçbir zaman öngörülen sürelerde ilacını alamadı. Çocuklarımız pandemi şartlarında fizik tedavi gibi destekleyici çalışmalardan uzak kaldığı gibi iki aydan uzun bir süre ilaç tedariki tamamen durdu” diye konuştu.

 
‘Bakanlığın açıklaması gerçeği yansıtmıyor’

Sağlık Bakanlığı’nın “ilacını alamayan SMA hastası yoktur” açıklamasının gerçeği yansıtmadığını dile getiren Kurt şunları söyledi: “SMA hastalarına ülkemizde başarıyla uygulandığı söylenen bu ilacın dördüncü dozundan sonraki verilecek dozları için fizik puanlama testinde sürekli artış beklenmektedir. Oysa bu hastalıkta çocuklarımızın durumlarının stabil kalmasının dahi çok büyük bir ilerleme olduğu bilim kurulumuzca da kabul edilmiş bir gerçektir.”
 
Gen tedavisinin Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Avrupa ülkeleri, Japonya, Dubai gibi ülkelerde uygulanmaya başlandığına dikkati çeken Kurt, yetkililere şöyle seslendi: “750’den fazla SMA hastası bu tedaviyi almıştır. Faz 3 çalışmalarını tamamlamış bu ilaç için deneme aşamasında olduğunun söylenmesi bilim kurallarına aykırıdır. Bakanlık tarafından ülkemizde uygulanan tedavilerin yeterli olduğu görüşüne bu nedenle katılmıyoruz.”

DİSK: Pandemi döneminde kadın işgücü yüzde 8, kadın istihdamı ise yüzde 6,3 azaldı

DİSK-AR‘ın (Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu) yayımladığı Ocak 2021 işsizlik ve istihdam görünümü raporuna göre koronavirüs salgınının işgücü piyasalarına etkisi sürerken işsizlik artmaya devam ediyor.

Hazırlanan rapora göre koronavirüs etkisiyle geniş tanımlı işsizlik sayısı 10,7 milyon olarak açıklanırken salgının etkisiyle geniş tanımlı kadın işsizlik oranı yüzde 41 oldu. Ümitsiz işsiz sayısı ise 1,5 milyona ulaştı. Ülkede istihdam 896 bin kişi azalırken iş aramayıp çalışmaya hazır olanların sayısı 4,3 milyon oldu.

Salgın işgücü piyasasında en çok kadınları etkiliyor

DİSK-AR’ın Uluslararası Çalışma Örgütü‘nün (ILO) yöntemini esas alarak hazırladığı raporda şu bilgiler öne çıktı:

  • Geniş tanımlı işsiz sayısı 9,7 milyona yükseldi.
  • Geniş tanımlı işsizlik oranı yüzde 27 olarak gerçekleşti.
  • Ekim 2020’de de Covid-19 ve ekonomik krizin işgücü piyasaları üzerindeki tahribatı sürüyor.
  • Covid-19 etkisiyle revize edilmiş geniş tanımlı işsiz sayısı ve iş kaybı Ekim 2020’de 10 milyona yaklaştı.
  • Covid-19 Ekim 2020’de en az 2 milyon 246 bin yeni eşdeğer istihdam kaybına yol açtı.
  • Revize edilmiş geniş tanımlı işsizlik ve iş kaybı yüzde 29,8’e yükseldi.
    İstihdam oranı yüzde 43,6’ya geriledi.
  • İşbaşında olanların sayısı son bir yılda 1 milyon 833 bin kişi azaldı.
  • Kadınlar Covid-19’dan daha fazla etkilendi Kadın işgücü yüzde 8, kadın istihdamı ise yüzde 6,3 azaldı.
  • DİSK’in yayımladığı Ocak 2021 işsizlik ve istihdam görünümü raporuna göre kadın işgücü yüzde sekiz, kadın istihdamı yüzde 6,3 azaldı.

‘TÜİK’in verileri perdelenmiş verilerdir’

DİSK, Türkiye İstatistik Kurumu‘nun (TÜİK) açıkladığı Ekim 2020 Hanehalkı İşgücü Araştırması‘nın (HİA) gerçekleri yansıtmadığını belirterek şunları söyledi:

TÜİK’e göre dar işsizlik oranı (standart işsizlik oranı) 0,7 puanlık azalış ile yüzde 12,7 seviyesinde gerçekleşti. Yine TÜİK’e göre Türkiye genelinde işsiz sayısı 2020 Ekim döneminde geçen yılın aynı dönemine göre 691 bin kişi azalarak 4 milyon 5 bin kişi oldu. TÜİK açıkladığı dar tanımlı işsizlik oranı ve işsiz sayısı ile Covid-19’un istihdam üzerinde yarattığı tahribatı yansıtmıyor, tersine saklıyor. Nisan 2020’den bu yana uygulanan işten çıkarma yasağı nedeniyle TÜİK’in dar tanımlı/standart işsizlik verileri işgücü piyasalarındaki gerçek tabloyu yansıtmıyor. TÜİK’in verileri perdelenmiş verilerdir.”

Kamu Ombudsmanı: Polisin baro başkanlarına müdahalesi hak ihlali

 

CHP’li Tanal başvurmuştu 

Kamuyounda ‘çoklu baro’ olarak bilinen düzenlemeyi içeren kanun teklifine tepki olarak Savunma Yürüyüşü başlatan baro başkanları, Ankara’nın girişinde polisin sert müdahalesiyle karşılaşmış, yağmur altında bekletilerek kente girişleri engellenmişti. CHP İstanbul Milletvekili Avukat Mahmut Tanal, 22 Haziran 2020’deki yürüyüşe yönelik sert polis müdahalesinin hukuka aykırılığının tespit edilmesi talebiyle Kamu Denetçiliği Kurumu’na (Ombudsmanlık) başvurmuştu.

Tanal’ın şikâyetini değerlendiren Kamu Başdenetçisi Av. Şeref Malkoç’un başkanlığındaki Ombudsmanlık, baro başkanlarına yönelik polis müdahalesinin, “toplantı ve ifadeyi açıklama özgürlüğünün ihlaline yol açtığı” yönünde karar aldı.

Kurumun kararı şöyle:

“Söz konusu toplantı ve ifadeyi açıklama özgürlüğünün ihlaline yol açan bu türden kolluk müdahalelerinin yeniden yaşanmaması için gereken tedbirlerin alınması hususunda Ankara Valiliği’ne, barışçıl ve kamu düzenini aksatmayan toplantı ve düşünceyi açıklama özgürlüklerinin, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihadına uygun şekilde, önünün açılması amacına yönelik yasal, idari ve kurumsal tedbirlerin alınması konusunda da İçişleri Bakanlığı’na tavsiyede bulunulmasına… ”

Gerekçe… 

Kamu Denetçiliği Kurumu’nun aldığı tavsiye kararının gerekçesinde, Anayasada, ifade ve ifadeyi açıklama özgürlüğüne paralel şekilde toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının da çerçevesi somut bir şekilde belirlendiği belirtilerek, herkesin, önceden izin almadan, silahsız ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahip olduğunun altı çizildi. Söz konusu hakkın, 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’yla da yurttaşlara verildiğine dikkat çekildi.

“Açık bir şiddet veya şiddet çağrısı içermedikçe ve barışçıl niteliklerini korudukları sürece, kamu otoritelerince protesto gösterilerine müdahale edilmemesi” şeklindeki AİHM içtihadının hatırlatıldığı gerekçede, baro başkanlarının Savunma Yürüyüşü’ne yönelik gerçekleşen kolluk müdahalesinin, barışçıl olan ve kamu düzenini hayati oranda aksatmayan bir gösteriye müdahale niteliğinde olduğunun anlaşıldığı belirtildi.

Gerekçede 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun baro başkanlarına “Avukatlık onurunun ve meslek düzeninin korunması” sorumluluğunu yüklendiği de hatırlatıldı.

Gerekçede şöyle devam edildi:

“Bütün bunlar bir tarafa bırakılsa dahi, sadece 2911 sayılı Kanuna aykırı olduğu gerekçesi ile hem barışçıl olan hem de kamu düzenini aksatmayan barışçıl bir gösteriye müdahale, uluslararası hukuk kuralları ve Anayasanın 90’ıncı maddesi hükmü uyarınca, bir hak ihlalidir. Baro başkanlarının, kendilerini doğrudan ilgilendiren bir yasa değişikliği sürecinde görüşlerini dile getirmek amacı ile gerçekleştirdikleri meşru amaç ve konuya dayalı yürüyüşlerinin ve topluca şehre girmelerinin engellenmesi, bu esnada polis ile gösterici grup arasında yaşanan arbede, gösterici baro başkanlarının toplum tarafından tanınan simalar olması ve maruz kaldıkları müdahaleye ilişkin görüntülerin televizyon kanallarında yayınlanması göz önünde tutulduğunda, polis tarafından bu kişilere yönelik yakalama ve gözaltı şeklinde özgürlüğün kısıtlanması durumu yaşanmamış olsa bile, polisin engelleme amacı ile kullandığı güç sonucunda, başvuruya konu kişilerin maddi ve manevi olarak olumsuz etkilenmeleri ihtimal dâhilindedir.”

‘Olur olmaz nedenlerle sert müdahale… ‘

Kararın gerekçesinde ayrıca, “toplanma ve ifadeyi açıklama özgürlüklerinin kullanımı” noktasından meseleye bakıldığında, Türkiye’de bu konuda temel sıkıntının, “özgürlüklerin kullanımını, mevzuatın lafzi yorumuna göre kısıtlayıcı şekilde değerlendirip, olur olmaz nedenlerle etkinlikleri kanuna aykırı ilan edip en sert metotlarla müdahalede bulunmak esasına dayanan bir bürokratik anlayışın varlığında yattığı” belirtildi.

Valilik ‘müdahale yerinde’ demiş 

Öte yandan Ankara Valiliği’nun kuruma gönderdiği savunma yazısında ise  “22 Haziran’daki eylem esnasında Emniyet görevlilerince yapılan işlemin yerinde ve mevzuata uygun olduğu, bu nedenle kamu düzenini sağlamak ve var olan suçu önlemenin polisin asli görevlerinden olduğundan, konusu suç teşkil eden bir emrin söz konusu olmadığı”nı öne sürdüğü öğrenildi.  

Antik kentin bulunduğu alana liman yapılacak

Muğla‘nın Milas ilçesine bağlı Güllük Körfezi kıyısında İasos Antik Kenti‘nin bulunduğu Kıyıkışlacık’ta yapılması planlanan ikinci büyük maden ve kargo yükleme limanı projesi için ÇED (Çevresel Etki Değerlendirmesi) gerekli değildir kararı verildi.

Limanın ilk etapta 260 metre uzunluğunda ve 25 metre genişliğinde altı-sekiz gemi yanaşabilecek kapasiteli olması hedeflenirken, projenin onay almasıyla birlikteyse limanın 500 metreye çıkartılması düşünülüyor.

‘Bu proje doğal yaşamı ve bölge turizmini öldürecek’

BirGün‘den Nevzat Çağlar Tüfekçi‘nin haberine göre, konuyu yargıya taşımaya hazırlanan bölge sakinleri şu açıklamayı yaptı:

Güllük Körfezi’nde deniz kirliliği son yıllarda çok ileri düzeylerde. Yeni liman işletmeye açılırsa, körfez devasa gemilerle dolacak. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın haritalarında turuncu renkte yani çok kirli kategorisinde olan Körfez denizi, çok kısa bir süre içinde İzmir Aliağa denizi gibi, kırmızı kategorisine girecek. Ne balık kalacak ne de canlı. Bu proje, doğal yaşamı ve bölge turizmini öldürecek. Denize girip yüzmeyi bırakın, sahilde kokudan ve pislikten yürüyüş yapıp dolaşamayacak hale gelecek insanlar.”

‘Köyümüzde ikinci liman istemiyoruz’

Kıyıkışlacık Mahalle Muhtarı Halis Şahin ise bölgede liman istemediklerinin altını çizerek çok sayıda kişinin konuyla ilgili dava açacağını belirtti:

Bizim köyün içi kamyon trafiğini kaldırmaz. Körfezde bulunan iki yük limanı bölgedeki balıkçılığı öldürür. Liman yapımı sırasında gece-gündüz kamyonlar çalışacak. Körfezdeki gemilerin yarattığı gürültü ve kirlilikten dolayı buradaki sakin yaşam sona erecek. Bölgedeki turizm zarar görecek. Geçimi balıktan sağlayan balıkçılar körfezde ağ atamayacak. Deniz dibi derinleştirmeden dolayı deniz ekosistemi bozulacak. Biz köyümüzde ikinci liman istemiyoruz. Köyden en az 40-50 kişi dava açacak. Sitelerden de dava açacak olan çok sayıda kişi var. Doğamıza, yöre turizmine, balıkçılığımıza zarar veren bu limana karşıyız.”

Bu ay bitmeden davalar açılacak

Kıyıkışlacık bölge halkının Avukatı Bora Sarıca da dava açmaya hazırlandıklarını belirterek şunları söyledi:

Bu tür ÇED raporları ivedi yargılamaya tabidir. İkinci liman için ÇED gerekli değildir kararı, Muğla Valiliği’nin sitesinde 4 Ocak’ta yayınlandı. Bizim 30 gün içinde dava açmamız gerekiyor. Önümüzdeki hafta vekaletleri alacağım ve bu ay çıkmadan da davamızı açmış olacağız.”

Osman Şiban gözaltına alındı

Van‘ın Çatak ilçesinde 11 Eylül 2020 tarihinde yapılan operasyonda askerler tarafından gözaltında helikopterden atılarak işkenceye uğradığını belirten Osman Şiban, Mersin’de bulunan evine yapılan baskınla gözaltına alındı.

Mezopotamya Ajansı’nın paylaştığı bilgiye göre Van Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen bir soruşturma kapsamında bu sabah polis Mersin’in Akdeniz ilçesine bağlı Güneş Mahallesi‘nde ikamet eden Osman Şiban’ın evine baskın düzenledi.

Tedavisi devam ediyordu

Baskın sonrası Şiban gözaltına alınarak, sağlık kontrolünden geçirilmek üzere ambulansla Toros Devlet Hastanesi‘ne götürüldü. Gördüğü işkence sonrası evinde tedavisi devam eden Şiban’ın kontrollerinin yapılması için sağlık heyetin toplanmasının beklendiği öğrenildi.

Şiban’ın işlemleri sonrası soruşturmanın yürütüldüğü Van’a götürüleceği belirtiliyor. 11 Eylül’deki operasyonda askerler tarafından gözaltına alınan Servet Turgut ise yaşamını yitirmişti.

Aşı için kayıtlar ‘Aşıla’ mobil uygulaması üzerinden yapılacak

Sağlık Bakanlığı koronavirüs aşılaması için ‘Aşıla’ uygulaması geliştirdi. Aşı takibi için indirme işleminin yapılması gereken uygulamanın aşı takibini kolaylaştırmak için geliştirildiği açıklandı.

Mobil telefonlara indirilerek kullanılabilecek “aşıla” uygulaması ile Covid-19 aşı kayıtları yapılacak. Aşıdan önce mutlaka “aşıla” üzerinden aşı uygunluğu kontrol edilecek, kare kodu okutularak kaydı tamamlandıktan sonra aşı yapılacak. Önce kayıt sonra aşı yapılacak.

Sağlık personelinin süreci takip edebilmesi için

Aşıla uygulaması ile ilgili tüm bilgilere, dokümanlara, duyurulara ve eğitim videolarına “https://asila.saglik.gov.tr” adresinden erişilebilecek.

Uygulama yüklenirken, yükleme ve kullanım ayarlarına dikkat edilmesi, indirdikten sonra kullanabilmek için de belirtilen ayarların yapılması gerekiyor. Bakanlığın geliştirdiği uygulama ile hekimlerin ve sağlık personelinin aşılanma sürecini takip edebilmesi amaçlanıyor

Meteoroloji uyardı: Şiddetli yağış geliyor

Meteoroloji Genel Müdürlüğü tarafından yapılan son değerlendirmelere göre hava sıcaklıklarının bugün ülke genelinde mevsim normallerinin 4-10 derece üzerinde seyretmeye devam etmesi beklenirken aralarında İstanbul’un da olduğu 15 il için alarm verildi.

Meteoroloji’nin MeteoUyarı sisteminde turuncu alarm verilen iller Çanakkale, Edirne, Kırklareli ve Tekirdağ olurken sarı alarm verilen iller Antalya, Balıkesir, İstanbul, Manisa, Aydın, Burdur, Denizli, Isparta, İzmir, Konya ve Muğla oldu.

İstanbul için sel ve su baskını uyarısı

Meteoroloji tarafından yapılan kuvvetli yağış rüzgar uyarılarında şu ifadelere yer verildi:

İstanbul’da beklenen yağmur ve sağanak şeklindeki yağışların öğle saatlerinden itibaren batı kesimlerden başlayarak zamanla il genelinde kuvvetli (30-50 kg/metrekare) ve batı kesimlerde yer yer çok kuvvetli (51-75 kg/metrekare) olması beklendiğinden meydana gelebilecek sel, su baskını ve ulaşımda aksamalar gibi olumsuzluklara karşı dikkatli ve tedbirli olunmalıdır.”

Kuvvetli yağışların çarşamba gününden itibaren etkisini kaybetmesi beklenirken, perşembe günü itibariyle karla karışık yağmur veya kar görüleceği, cuma ve cumartesi günleri ise kar yağışının etkili olacağı açıklandı.

Trakya’da sel baskınları görülebilir

Yapılan açıklamada Trakya’da da kuvvetli yağış beklendiğinden meydana gelebilecek su baskınlarına karşı uyarıda bulunuldu:

 Trakya’da(Edirne, Tekirdağ, Kırklareli ve Gelibolu ) beklenen yağışların kuvvetli (21-50 kg/metrekare/12 saat) ve yer yer çok kuvvetli (51-75 kg/metrekare/12saat) olması beklendiğinden meydana gelebilecek sel, su baskını ve ulaşımda aksamalar gibi olumsuzluklara karşı dikkatli ve tedbirli olunmalıdır.”

Fırtınaya karşı uyarı

Meteoroloji tarafından yapılan açıklamada Kıyı Ege, Göller Yöresi ve çevresinde kuvvetli fırtına yaşanabileceği uyarısı yapıldı:

Kıyı Ege ile Göller Yöresi ve Çevresinde (Antalya’nın iç kesimleri, Isparta, Burdur ve Denizli ile Konya’nın güneybatı ilçeleri) rüzgarın güney ve güneybatı yönlerinden kuvvetli rüzgar ve fırtına (40-70 km/saat) ve zaman zaman hamleli olarak kuvvetli fırtına (70-90 km/saat) şeklinde eseceği tahmin edildiğinden meydana gelebilecek çatı uçması, soba ve baca gazı zehirlenmesi, ağaç ve direk devrilmesi ve ulaşımda aksamalar gibi olumsuzluklara karşı dikkatli ve tedbirli olunmalıdır.”

Ayrıca, yine Kıyı Ege’de (Çanakkale, Balıkesir’in batı ilçeleri, İzmir) sağanak ve gök gürültü yağışların beklendiği, meydana gelebilecek sel, su baskını, yıldırım, ulaşımda aksamalar gibi olumsuzluklara karşı dikkatli ve tedbirli olunması uyarısında bulunuldu.

Turuncu alarm, hava durumunun tehlikeli olduğu, hasar ve kayıpların oluşmasının muhtemel olduğunu ifade ediyor. Sarı alarm ise hava durumunun potansiyel tehlikeli olduğu, meteorolojik şartlardan etkilenebilecek faaliyetler konusunda dikkatli olunması gerektiğini belirtiyor.