İfade ÖzgürlüğüLGBTİ+Manşet

ODTÜ Onur Yürüyüşü’nün yedinci duruşması: Yargılanan herkes beraat etti

10 Mayıs 2019’da ODTÜ Onur Yürüyüşü’ne katıldıkları gerekçesiyle yargılanan ODTÜ’den 18 öğrenci ve bir akademisyenin davasının yedinci duruşması bugün Ankara 39. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

Mahkeme, yargılanan herkesin suçun oluşmadığı anlaşıldığından beraatine karar verdi. Bir kişi hakkında hakaretten para cezası verildi. Hükmün açıklanması geriye bırakıldı.

‘Bir hak ihlali daha yaşanmasın’

Kaos GL‘nin aktardığına göre, duruşmayı aralarında 17 Mayıs, SPoD, GALADER, Kırmızı Şemsiye, Boğaziçi LGBTİ+, Eşit Haklar İçin İzleme Derneği, MLSA, Civil Rights Defenders, Hollanda, İsviçre, Norveç, ABD, Fransa, Danimarka, Belçika elçiliklerinden ve AB Türkiye Delegasyonu’ndan temsilcilerin de bulunduğu birçok kişi izledi.

Ayrıca, duruşmayı Halkların Demokratik Partisi (HDP) Ankara Milletvekili Filiz Kerestecioğlu, İzmir Milletvekili Murat Çepni ve Türkiye İşçi Partisi (TİP) İstanbul Milletvekili Ahmet Şık da takip etti.

LGBTİ+ aktivistlerinin Avukatı Öykü Didem Aydın‘ın duruşmada polislerin dışarıya çıkarılması talebi kabul edildi. Polislerin dışarıya çıkması üzerine savunmasına başlayan Aydın, “Biz buraya ay beraat ver diye geldik. İki yıldır devam eden bu davanın sonuçlanmasını bekliyoruz. Temel hak ve özgürlükler içerisinde yer alan Onur Yürüyüşü’ne dava açılması bir hak ihlali iken, bir başka hak ihlali daha yaşanmasın ve beraatle sonuçlansın istiyoruz” dedi.

Avukat Aydın ardından mütalaaya ilişkin konuşmaya başladı.

‘Kamu düzenini bozan kampüsü işgal eden polisler’

Savcılık mütalaasında beş öğrencinin beraatini, 12 öğrenci ve bir öğretim görevlisinin ise “kanuna aykırı olan gösteri yürüyüşüne katıldıkları ve kolluk görevlilerince birçok uyarı ve zor kullanmaya rağmen dağılmadıkları” suçlamasıyla cezalandırılmalarını talep ediyordu.

Mütalaaya ilişkin konuşan Avukat Öykü Didem Aydın, Ankara 7. İdare Mahkemesi’nin yasak kararının hukuka aykırı olduğuna karar verdiğini hatırlattı ve “Biz bu kararı dosyaya sunduk. Biz bu kararı dosyaya sunmuşken Ankara 7. İdare Mahkemesi’nin kararı savcılık mütalaasında gözden mi kaçtı?” diye sordu.

Avukat Öykü Didem Aydın savunmasına, “Kamu düzenini bozan kampüsü işgal eden polisler olmuştur. Kamu düzeninin müvekkillerimiz tarafından uzaktan ve yakından zedelenmesi bile söz konusu değilken bu mütalaa neden? Kolluk gücünün oraya gitmesi açık ve yakın tehdit olduğunu değil; kolluk kuvvetinin LGBTİQ+ haklarına ilişkin kötü niyetini gösteriyor. Kolluk görevlisi şenlik havasında geçecek onur yürüyüşüne saldırmış, deyim yerindeyse kampüste terör estirmiştir” ifadeleriyle devam etti.

Aydın, müvekkillerinin daha önceki duruşmalardaki savunmalarını tek tek okuduktan sonra beraat talep ederek konuşmasını sonlandırırken, Aydın’ın ardından sanıklar, savunmalarında daha önceki beyanlarını tekrarladıklarını söyledi.

‘Polis, mahkemeleri kendi düşmanlığına alet ediyor’

Avukat Erkan Çiftçi ise savunmasında, “Yargılaması devam eden dosya hukuki bir dosya değil. Hukuki metinler hukuki gerekçeler içerir. Polis, mahkemeleri kendi düşmanlığına alet ediyor” ifadelerini kullandı.

“Valilikler, özellikle toplumsal olaylar nezdinde iktidarın karakolu gibi çalışıyor” diyen Avukat Çiftçi, öğrencilerin ifade ve toplanma özgürlüğünü hatırlattı ve “Beraat talep ederken esas talep ettiğimiz adalettir. Bir grubun ifade hürriyetini engelleyen silahlı kişilerin mahkemeye getirdiği grup yargılanıyor şu anda” sözlerini de ekledi.

Avukat Candan Dumrul ise, 2911 sayılı kanundan bahsederek “Bu kanun kapsamında bir suçun oluşması mümkün değil. Polisin herhangi bir eylemi kendi kendine kanuna aykırı ilan ederek müdahale etmesi kabul edilemez. Burada söz konusu eylemin barışçıl niteliği kolluk kuvveti tarafından etkilenmiştir” ifadelerini kullandı.

Avukat Hazal Aydın da savunmasında, “Bu dosyalar devletin ve hükümetin LGBTİ+’lara tahammülsüzlüğünün bir sonucu. Yıllarca ben de onur yürüyüşlerine katıldım. Barışçıl buluşmalardı. Ancak kolluğun hukuka aykırı davranması ile bu dosyalar açılmaya başladı” dedi.

‘Buradayım, alışsınlar, gitmeyeceğim’

Yargılanan LGBTİ+ aktivistlerinden Melike Balkan, yürüyüşün yasak olmadığını İdare Mahkemesi kararıyla gördüklerini belirtti ve “Yürüyüşü yasaklama yetkisi olan Rektör, yasak kararını Valilik kararına dayandırmıştı. Ancak ortada hukuka uygun bir Valilik kararı yoktu. Rektör, yetkisini kötüye kullandı” dedi.

Yargılanan bir diğer isim olan Özgür Gür ise savunmasında, “Ben bu dava başladığında öğrenciydim, bayağıdır öğrenci değilim. Ben bu ülkede polisin şiddetine, hükümetin nefretine maruz kalmış milyonlarca kişiden biriyim” dedi ve şu açıklamaları yaptı:

ODTÜ Onur Yürüyüşü’nde de sonrasında ben nasıl yalnız hissetmediysem, liseli lubunyalar ve üniversiteli lubunyalar kendisini yalnız hissetmesin diye mücadele ediyorum. Yalnızca bu dava değil; daha geçen gün polis memuru tarafından öldürülen Hande Buse Şeker’in davası vardı. Boğaziçi’ndeki arkadaşlarımız yargılanıyor. Buradayım, alışsınlar, gitmeyeceğim!”

‘Bu devlet benim devletim değil mi?’

Savunması sırasında kendilerine saldıran polislerin salonda olduğunu da söyleyen Gür, Bir polisin “devlet benim” dediğini de hatırlatarak, “Bu devlet benim devletim değil mi? Bayram Sokak’ta evleri mühürlenen seks işçisi trans kadınların devleti değil mi?” diye sordu ve sözlerine şöyle devam etti:

Birileri bizim var olmadığımızı, sözde bizim diye ifade ettikleri kültürde LGBTİ+’ların olmadığını iddia ediyor. LGBTİ+’lar her zaman, her kültürde, her yerde vardır. Bakın buradayız. Sokaklarda, iş yerlerinde, tezgahlarda, emeğin görünmez kılındığı evlerde varız. Onur Yürüyüşü benim hakkım, LGBTİ+’ların hakkı. Ben Onur Yürüyüşü’nde bulunmaktan gurur duyuyorum. Bir gün bu suç olarak ifade edilse de ben tekrar aynı cümleleri söyleyeceğim. Bundan belki üç belki beş yıl sonra insanlar neyle yargılandığımıza inanamayacaklar. Hatta bize saldıranlar bu kürsüde yargılanacak.”