KadınManşetTürkiye

Mahsa Amini’nin ardından tepkiler dinmiyor: İranlı ve Türkiyeli kadınlar konsolosluk önünde

0
Fotoğraf: Eylem Nazlıer/Evrensel.

İran‘da, başörtüsü takma kurallarına uymadığı gerekçesiyle ahlak polisi tarafından 13 Eylül’de gözaltına alındıktan sonra komaya giren ve ardından hayatını kaybeden  22 yaşındaki Mahsa Amini için tepkiler artarak devam ediyor.

Ülkede, polisin sert müdahalesi nedeniyle beş kişinin hayatını kaybettiği büyük protesto gösterileri sürüyor,  İranlı kadınlar protesto amacıyla saçlarını kestikleri videoları sosyal medyada paylaşıyor, gösterilerde çıkardıkları başörtülerini yakıyor.

Mahsa Amini’nin arkasından bir ülke sokakta: Protestolarda beş kişi öldü

Protesto eylemleri tüm dünyada olduğu gibi Türkiye‘de de gerçekleştiriliyor. Önceki gün Antalya‘daki  Atatürk heykeli önündeki bir etkinlik yapılmış; dün ise İstanbul Taksim Meydanı’nda eylem düzenlemek isteyen İranlı kadınlar polis tarafından engellenmiş; iki kadın da gözaltına alınmıştı.

Taksim’de Mahsa Amini protestosuna polis engeli: Fotoğrafları toplandı, kadınlar gözaltına alındı

Bugün de kadınlar Ankara‘da ve  İstanbul‘daki İran Başkonsolosluğu önünde toplandı. Konsolosluk’taki protestoya katılan kadınlar sıklıkla  ‘Yüzlerce, binlerce lanet olsun İslami rejime’, ‘Mahsa Amini isyanımızdır’, “Kahrolsun diktatörlük’ sloganları attı.

Ankara Caddesi’nde toplanan kadınlar, Amini için İranlı kadınlara destek vererek saçlarını kesti.

Burada İranlı kadınlar adına konuşan Pita Seperniyan, ‘Türkiye’den ses çıkarıyoruz. İranlı kadınlar erkek egemenliğine karşı çıkıyor. İranlı kadınlar kazanacak. Sınırların olmadığı, özgürlüğümüzü yaşayabileceğimiz dünyayı kuracağız. Susmuyoruz korkmuyoruz itaat etmiyoruz. Emeğimize bedenimize kimliğimize sahip çıkacağız” dedi.

Kadınlar Birlikte Güçlü Platformu adına konuşan Rüya Kurtuluş da ‘Mahsa’nın katledilmesi İran’da 43 yıldır süren dinci politikaların sonucudur. Sokaklarda adeta cadı avına çıkılıyor.  LGBTİ+’ların ilişkileri suç sayılıyor. Geçtiğimiz günlerde 2 LGBTİ+ aktivisti idama mahkum edildi. İran uzağımızda değil, yanıbaşımızda” diye konuştu.

Protesto eyleminde okunan açıklama ise şöyle:

Mahsa’nın direnişi ve mücadelesi biz kadınların da mücadelesidir! 

Günlerdir İran sokakları yanıyor. Günlerdir dünyanın her yerinde biz kadınların içi yanıyor, öfkesi, isyanı büyüyor. Bir kadın daha ona dayatılan sınırları reddettiği için devlet şiddeti ile öldürüldü!

22 yaşındaki Kürt kadın Mahsa Amini, İran’da Molla rejimi tarafından yönetilen ve “Ahlak Polisi” diye bilinen irşad devriyeleri tarafından başörtüsünü düzgün takmadığı gerekçesiyle işkenceyle tutuklandı. Polis karakoluna götürülen Mahsa, aynı gece hastaneye kaldırıldı ve oradan da ölüm haberi geldi. Amini’nin başına aldığı darp nedeniyle beyin kanaması geçirmesi sonucu yaşamını yitirdiği kesinleşti. Yani polis tarafından katledildi Mahsa Amini!

Dünyanın her yerinde erkek egemen sisteme ve devlet şiddetine karşı mücadele eden kadınlar, Mahsa Amini’nin katledilmesine karşı başta İran olmak üzere sokaklara döküldü. Faşist İran rejimini ve kadınların yaşam tarzlarına müdahale eden ahlak polisi gibi kurumları protesto eden gösteriler, yürüyüşler yapılıyor. Kadınlar toplu halde başörtülerini çıkararak, ateşe vererek mücadelelerini yeni bir boyuta taşıyor. İran rejimi ise Kürt halkının yoğun yaşadığı bölgeler başta olmak üzere halkın üzerine ateş açmaya, saldırmaya devam ediyor.

Mahsa’nın katledilmesi İran’da 43 yıldır süren dinci ve kadın düşmanı politikaların sonucudur.  İran’da 1979’dan bu yana kadınlara başörtüsü dayatılıyor. Sokaklarda irşad devriyeleri adeta cadı avına çıkıyor. Kadınlar tutuklanıyor. LGBTİ+ların cinsel, duygusal, romantik ilişkilenmeleri suç sayılıyor. Geçtiğimiz günlerde LGBTİ+ aktivisti olan Zahra Seddighi ve Elham Choobdar “yeryüzünde fitne çıkarma” iddiasıyla idama mahkum edildi.

İran uzağımızda değil. Yanı başımızda. İran uzağımızda değil. Bu topraklarda LGBTİ+ların varlığına karşı düşmanlık geçen hafta sonu devlet desteğiyle sokağa döküldü. Valilik izniyle, RTÜK’ün reklam desteğiyle İslamcı gerici bir güruh ve kendilerine cumhuriyetçi diyen bir başka ırkçı grup bir arada nefret söylemleriyle yürüyüş yaptı. Bu ülkede hakkını aramaya çalışanlara sokaklar yasak, bir kişi daha eksilmemek için meydanlara çıkan kadınlara karşı polis şiddeti, işkence ve taciz var. Ama şeriat propagandası, ırkçılık, nefret söylemi devletin izniyle büyütülüyor. İran çok uzağımızda değil.

Tarikatlar talep ediyor, İstanbul sözleşmesi feshediliyor. Bir grup erkek kendini mağdur baba ilan ediyor nafaka hakkımız gasp edilmeye çalışılıyor. Aktroller hedef gösteriyor, konserler yasaklanıyor, sanatçılar, gazeteciler tutuklanıyor. Kadınların sadece aile olduğunda, o şiddet dolu ailelerin içine hapsolduğunda var sayıldığı, LGBTİ+ların varlığının yok sayıldığı bir dayatmanın, bir faşizmin altında her şeye rağmen yaşıyoruz, direniyoruz. İran uzağımızda değil. Bu ülkede hukuk toplumun belirli kesimlerine karşı, kadınlara karşı, LGBTİ+lara karşı… düşman hukukuyla işliyor.

Hukuk bittiyse direniş haktır!

Yıllardan beri İranlı kadınlar, başörtüsü dayatması başta olmak üzere, “şeriat kuralları” adı altında yaşamlarına müdahale eden erkek egemenliğine karşı mücadele ediyor. Zorunlu başörtüsüne karşı mücadele, kadınların bir bütün olarak patriyarkal ve kadın düşmanı rejime karşı mücadelesinin sembolü olmuş durumda. Geçtiğimiz yıllarda dünyaya yayılan “beyaz çarşambalar” bugün bireysel eylemler olmaktan çıkıp kolektifleşiyor. Bugün İran sokaklarından aşina olduğumuz bir ses yükseliyor: “Jin, Jiyan, Azadi

Bizler de Türkiye’den İranlı kadınların sesini yükseltiyoruz. Mahsa Amini’nin katili İran Molla rejimidir. Mahsa’nın katili erkek egemen sistemdir. Mahsa’nın ve İranlı kadınların mücadelesi hepimizin mücadelesidir.

İran’da Türkiye’de ve tüm dünyada… Mahsa için, özgürlüğümüz için, hayatlarımız için isyan!”

Kategori: Kadın

İlginizi çekebilir

Comments

Comments are closed.