Hafta SonuManşet

Mae Hong Son’dan Pai’ye, hem de çok korktuğum motor ile! – Hülya Tosun

 Gezgin Hülya Tosun, 2015’in son günlerinde başlayıp 2016’yı da kapsayan 2 aylık bir dönemde Tayland ve Kamboçya‘yı ziyaret etti. Tosun’un uzakdoğu seyahati ile ilgili notlarını tefrika halinde sizinle paylaşacağız.

Yazı dizisini bu link üzerinden takip edebilirsiniz

***

Asyada motor kullanmak, olmazsa olmazmış. Motor kullanan arkadaş bulmak da mümkün, benden söylemesi. (Babamın deyimiyle suya gidenin susağı, dağa gidenin baltası olma halim çocukluktan)

39

İtalyan Mauro abiyle köyde geçirdiğimiz iki günden sonra –ki onun hikayesini de bir ara anlatacağım- kendimizi Mae Hong Son denen şehre attık. Çünkü tek bilet bulabildiğimiz yer orasıydı- Sabah erkenden vardık varmasına da, o bugün Pai’ye geçecek. Bense bir gün kalmak istiyorum ama nasıl. Sakin, güzel minik bir şehir fakat yalnız çok sıkıcı olabilir benim için. Etraftaki sırt çantalılarda gözüm. Bir sarışın oğlan gördüm, hemen başladım konuşmaya.
Nerden gelir, nereye gidersin? Burada ne kadar kaldın, kalmaya değer mi, sordukça soruyorum.

Genelleme yapmaktan kaçınmakla birlikte, uzun süreli gezginler –bence- kesinlikle halden anlıyorlar. Öyle böyle değil, gerçekten. Yolda olan sırt çantalılar sanki gönüllü, güncel yol ansiklopedileri. Birinden diğerine hızlıca aktarılan bir gelenek gibi. İki dakika dolmuşa biniyorsun, dolmuşta nasıl kazıklanmadan bineceğini anlatıyor biri, sabahın dördünde hostelin bahçesinde birini görüyorsun, bir sonraki durağında nereye gitmeli nerde kalmalı onu anlatıyor. Belki yarım saat sonra vapurda da biri ona başka bir şeyi anlatıyor. Hayatında muhtemelen sadece toplamda bir dakika göreceğin birine tüm bilgilerini aktarmak ve bu geleneği sürdürmek, halden anlamanın bulaşıcılığı gibi.

Neyse bizimkiler iki kişilermiş. Motorla geziyoruz, milli parka gideceğiz dedi. Tayland’ta yaşlı genç, kadın erkek, çoluk çocuk tomlabalak herkes motora biniyor. Küçücük bebeleri bile önlerine bağlayıp korkmadan yollardalar. Gelen gezginlerin de büyük çoğunluğu civarı motorla geziyor.

42

 

Ahh dedim biliyorum buralarda en güzeli motor da… Keşke ben de katılabilseydim.
“Katılabilirsin” dedi.
“Ama iki kişiniz zaten”.
“İki motor var hallederiz.”
(Şimdi okuyanlardan, bulmuşlar tek gezen hatun, yardım edecekler tabii diyeniniz varsa hiç demesin. Gencecik çocuklar, ne yapsınlar beni. Huylu muyum, huysuz muyum bilmezler. Ama sağ olsunlar işte)

Önce şu tepedeki tapınağa gideceğiz dediler. Tamam dedim ben de geleyim, hem yolda motordan korkup korkmadığıma da bakarım. Çocukluğumda amcamın motoruna binerken de aynıydı, büyük çocukluğumda arkadaşlarım Nazım ve Enginin motoruna binerken de aynı.
Motora binmeden önce; yuppiiii!
Motorun tepesindeyken; ne işim var benim burada korkuyoruuuum!
Motordan sonra, yine binelim miii?
Baktım çocuklar güzel kullanıyor, hem kibar hem de özenliler, oldu bu iş.

43

Önce milli park. Bir mağarayı bulmaya çalışıyoruz. Ofisteki kadın çok uzak dedi.
Bangkok’a ilk geldiğim gün bir afiş görmüştüm. Mae Hong Son’da bambudan bir köprü. Bir de ritüeli var üzerinden geçmenin falan. Görmeyi çok istemiştim de rotamda değil demiştim. Şimdi iki motorluyla tam da o şehirdeyim.
Köprü? Dedim
Tamam, dediler.
Kadın 20 dakika olmayan İngilizcesiyle tarif etti, olmadı yirmi dakika eliyle harita çizdi, olmadı beş dakika da google map yazdırıp üstünde çizdi. Verdim gitti nazar boncuklarımdan birini.
Kaybola, kaybola bulduk köprüyü. Ya bunun bir ritüeli vardı, neydi hatırlamıyorum, dedim çocuklara. Kendi ritüelimizi bulmamız lazım karşıya geçmeden. Bayılırım oyun oynamaya!

Tamam, sadece gidiş yönündeki bambulara basacağız. Ve bu sayede bir yıl içinde hepimiz mutlaka bir başka kıtada bir başka köprüyü geçeceğiz.

41

Köprü afişlerde çok güzel görünüyordu, yağmurlu sezonda yemyeşil. Şimdi öyle değil ama sevdim ritüelimizi.
Bir sonraki durak balık mağarası. Pırıl pırıl bir bahçe, düz yoldan gitseydik iyiydi. Doğal yol diye bir ok bulduk, başladık takip etmeye. Bir süre sonra, ne patika kaldı ne bir şey. Aşağıya doğru kayan kocaman, kayalar, altında ne olduğu belirsiz koca koca yapraklar, bastığımız yerden fışkıran sinekler dev böcekler, en son burun buruna geldiğimiz ömrümde gördüğüm en kocaman örümcek. Bu pırıl pırıl yerde kendi kendimize hayatı bu kadar zorlaştırmak da mümkünmüş, yaptık!

O akşam Mae Hong Son’da kaldık kalmasına da. Bu oğlanlar yarın Pai’ye gidecek, ben de. Motorla gidemeyiz diyorum benim koca çantam var. Hallederiz dediler, hallettiler.

46

Biri benim dev çantamı sırtına, küçük çantamı önüne aldı. Diğeri de beni aldı. Bu arada ilk karşılaştığımızda ama kaskım da yok benim demiştim. Biri, ben güvenli hissediyorum benimkini al dedi. Normalde yollarda motorda iki kişi görüp de sadece arkadaki hatunda kask olduğunda hatuna saydıran ben, kabul ettim walla. Can tatlıymış meğer.

Otelde bir gece önce Kanadalı bir abiyle karşılaşmıştık. Geleneğe fazlasıyla uyarak bize bir çok bilgi vermişti bu profesyonel gezgin. Pai’ye gitmeden önce ilk iş onun söylediği köye gideceğiz. Gittik. Sessiz sakin bir köy, her şey güzel derken, köy çıkışında bir toprak yol gördü bizimkiler. Haydi buraya dönelim. Toprak yol dediğime bakmayın, bol çukurlu tozlu topraklı bir yol. Başlarına bela aldıkları mızmızlanan kız olmak istemiyorum ama hoplaya zıplaya tırmandığımız bu yoldan ödüm kopuyor. Çıkış kolay asıl iniş zor dediler. Dualar okuyarak o yarım saat nasıl geçti bir ben bilirim. Hiç kaza yapmamışlar şimdiye kadar, zaten biri de Endonezya’da çok daha kötü yollarda tecrübeliymiş, hızımız düşük olduğundan düşsek de bir şey olmazmış.

45

Sanrım o yola girmeseydik, normal yolda o kadar rahatlamaz, Mae Hong Son’dan Pai’ye harika virajlarla golu, sakin, güvenli, şu ana kadar gördüğüm en güzel motor yolunun keyfini bu kadar süremezdim.

Biri 12 kiloluk çantamı taşıdı, diğeri beni taşıdığından virajlara istediği hızda giremedi ama sonuçta hepimiz memnun ve yorgunduk. Pai’ye hoş geldik…

Hülya’nın gezi yazılarını Ruhu Bohçada Gezen blogundan ve aynı adlı facebook sayfasından takip edebilirsiniz

38-Hülya-Tosun

 

 

Hülya Tosun

Kategori: Hafta Sonu