Editörün SeçtikleriKoronavirüs SalgınıManşet

Kırılgan erkeklik ve koronavirüs: Neden maske takmayı daha çok erkekler reddediyor?  

Uzmanlar etkili bir aşı geliştirilene kadar koronavirüs salgınından korunmak için en etkili yöntemin hala maske takmak olduğunu belirtiyor. Aralarında Türkiye’nin de bulunduğu pek çok ülkede bu tavsiye bir zorunluluk haline getirildi ve bu kurala uymayanlar yüklü paralarla cezalandırılıyor.

Ancak hem para cezasına hem de maskenin etkisini kanıtlamak için yapılan deneylere rağmen toplumlarda maske takmaya karşı bir direnç olduğundan söz edebiliriz. Toplumun en fazla direnen kesimini ise erkekler oluşturuyor.

Toplum ne diyor, siyasiler ne yapıyor?

ABD’de yapılan bir araştırma maske takmanın kişinin inisiyatifine bırakıldığı durumda erkeklerin yalnızca yüzde 29’unun ev dışında maske takacağını söylediğini belirtiyor. Buna karşılık kadınlarda ise bu oran yüzde 45.

Yalnızca toplumun genel kesiminde değil, bu eğilimi siyasi figürlerin tercihlerinde de görebiliyoruz. ABD Başkanı Donald Trump’ın maske takmaktan itinayla kaçındığını zaten biliyoruz. Ancak Trump’ın kızı İvanka Trump ile aynı zamanda damadı olan danışmanı Jared Kushner’ın fotoğrafları tercihlerdeki cinsiyetçiliği ortaya koyuyor. İvanka Trump topluluk içerisinde maske takmayı tercih ediyor çünkü kendisinin partnerinin aksine koruması gereken kırılgan bir erkekliği yok.

Huff: Bu saçmalığı durduralım! Kim benimle?

Ünlü beysbol oyuncusu Aubreyy Huff da maske takmayı reddeden erkeklerden. Hatta artık maske takmayacağını ve zorlamanın anayasa aykırı olduğunu belirttiği açıklamasında “Şimdi bu saçmalığı durduralım! Kim benimle?” çağrısını dahi yaptı.

Oyuncu bu yorumuyla bir yandan başkalarının sağlığını tehdit ettiği gerekçesiyle eleştirilirken bir yandan da kısa sürede 40 bin beğeni topladı. Tahmin etmek zor olmayacak ki beğenenlerin çoğunluğunu da erkekler oluşturdu.

Domuz gribi ve SARS salgınlarında benzer eğilim

Cinsiyetçi tercihler yalnızca koronavirüs salgınında değil önceki salgınlar sırasında da gözlemlendi. Domuz gribi sırasında Meksika’da yapılan bir araştırma metroda erkeklerin kadınlara kıyasla daha az maske taktıklarını ortaya koydu.

SARS salgını sırasında cinsiyetlerin önlemlere uyma oranlarını inceleyen başka bir araştırma ise erkeklerin el yıkama ve maske takma gibi koruyucu önlemleri daha az ciddiye aldığını öne sürdü.

Erkekler salgınlarda daha çok etkileniyor

ABD’de yürütülen ve yukarıda bahsi geçen araştırmada maske takmayacaklarını belirten erkekler sebep olarak maske takmanın bir fiziksel olarak rahatsızlık verici olduğunu, onlar için bir utanç kaynağı olduğunu ve kendilerini havalı göstermediğini belirtiyor.

İşin ilginç yanı şu ki çoğu salgında erkekler kadınlara oranla salgından daha fazla etkileniyor. Dünya Sağlık Örgütü de yaptığı açıklamalarda koronavirüs vaka sayısının erkeklerde daha çok görüldüğünü belirtiyor. O zaman neden erkekler bu tarz önlemlere daha çok direnç gösteriyor?

Erkekler kendilerine fazla mı güveniyor?

Kopenhag Üniversitesi’nden davranış bilimci Christina Gravert, BBC’ye yaptığı açıklamada erkeklerin daha az maske takmasının kendisini şaşırtmadığını söylüyor.

Gravert, erkeklerin risk almaya yaklaşımlarının kadınlardan daha farklı olduğunu gösteren birçok bilimsel araştırma olduğunu ve erkeklerin gereksiz riskleri almaya daha yatkın olduğunu belirtiyor.

Evrimsel cevap arayışları

Psychology Today’den Dr. Nigel Barber ise bu duruma evrimsel bir yanıt arayışında.  Ona göre insanlık tarihinin büyük bir bölümünde avcılık ve toplayıcılık görevlerini üstlenen erkekler gereksiz risk aldıklarında akranları onlara daha çok saygı duydu ve sosyal statü kazandılar.

Bu durum da onları kadınlar için daha çekici yaptı ve ‘spermlerini saçmak isteyen erkekler’ bu tarz riskleri daha çok benimsemeye başladı. Barber’a göre maske takmak gibi ihtiyati davranış risk almanın tam tersini temsil ediyor ve bu nedenle erkekler arasında ‘havalı’ olarak algılanmıyor.

Erkekler daha mı umursamaz?

Ancak maske takmak kişinin kendi aldığı riskten çok karşıdaki insanların sağlığını korumak ile ilgili. Bu da aslında erkeklerin kendileriyle alakalı risklerden çok başkalarıyla ilgili aldıkları risklerde daha cesur olduklarını düşündürüyor.

Mesela, kendisinin maske takmayacağını söyleyen ve başkalarına da bu çağrıda bulunan beyzbol oyuncusu Aubrey Huff çektiği videoda emniyet kemeri takarken görüntüleniyor. Yani kendi güvenliğini riske atmamak için emniyet kemeri takan Huff, başkalarının güvenliği söz konusu olduğunda önlem almayı reddediyor. Huff kendisini eleştirenlere ve koronavirüs salgınından endişe duyanlara ise şu öneride bulunuyor: Lanet olası evininizde kalın!

Ataerkil bir sistemde ‘dünyanın erkekler etrafında döndüğü’ düşüncesinin yansımalarını aslında ilk kez yaşamıyoruz. Devlet yönetiminden, mahkemelere hatta günlük hayata kadar bu düşünce işlemiş durumda. Yanındaki kişinin oturma alanını işgal edecek şekilde oturan erkeklerin varlığı da bize bu durumu göstermiyor mu?

Yüze takılan kondomlar

Scientific American’dan Emily Willingham ise makalesinde maskeleri “yüze takılan kondomlar” olarak nitelendiriyor. Willingham’a göre, erkeklerin bugün maske takmayı reddetmesinde beyaz eril ideolojiye gömülü prezervatif reddinin yankılarını görüyoruz.

Bu davranışı anlamak için erkeklerin eril ideolojiye yaptıkları yatırımın anlaşılması gerektiğini belirten Willingham, Trump’ın bu ideolojinin en büyük rahibi olduğunu söylüyor. Trump’ın maske takmayı reddetmesiyle birlikte bu durum taklit edilecek ve ‘erkekliği tanımlayacak’ bir performans haline geldi.

Yapılan araştırmalar da siyasi figürlerin karardaki etkisini gösteriyor. Pew Araştırma Merkezi tarafından 25 Haziran tarihinde yapılan bir ankete cevap veren Demokrat Partiye oy veren seçmenlerin yüzde 76’sı kamu alanlarında maske kullandığını söyledi. Bu oran Cumhuriyetçiler arasında yüzde 53’e kadar düşüyor.

Ne yapmak gerekiyor?

Halk sağlığı uzmanı Valerio Capraro, BBC’ye yaptığı açıklamada maske takmak zorunlu hale getirildiğinde erkeklerin bu toplum sağlığı tavsiyesini daha da ciddiye almaya başladığını belirtiyor.

Capraro “Yayınlanan çalışmalar, maske takmanın zorunlu olduğu yerlerde cinsiyete dayalı farklılığın azaldığını gösteriyor” diyor.

Ancak zorunluluk elbette ki tek çözüm değil. Kopenhag Üniversitesi’nden davranış bilimci Christine Gravert, erkekleri hedef alan kampanyaların yapılması gerektiğini söylüyor.

Gravert “Eğer sorun aşırı güven ise, o zaman erkeklerin istatistiklerden haberdar edilmesine yardımcı olunabilir ve onlara Covid’den kadınlardan daha fazla acı çektikleri gösterebilir” ifadelerini kullanıyor.