Dış Köşe

Kimlik aslında bir sincap sorunudur – Doç. Dr. Cihan Camcı

Sorunlar çözümsüz göründüğünde, söz dağarının yenilenmesi gerekir. Siyasette diyaloğun anlamı budur. Kürt sorunu da tıpkı sincap sorunu gibi, çözümsüzlüğün aşılması için yeni bir söz dağarcığının referans kabul edilmesini bekliyor.

Kürt sorununda yaşadığımız tıkanmayı anlamak için ünlü yararcı filozof James’ten öğrendiğim bir sincap öyküsü anlatmak istiyorum size. Bu hikâye birbirimizi anlamamamızın en çok neden kaynaklandığını anlatıyor bence. Hikâye şöyle: Bir ağacın üzerinde bir sincap duruyor. Bir öğrenci de ağacın diğer yanında. Öğrenci sincabı görmek istiyor ama sincap hızlı hareket ettiği için, kendisini görmek için ağacın etrafında dönen öğrencinin hareketiyle birlikte o da ağacın üzerinde dönüyor. Böylece sincap, öğrenci ile kendisi arasındaki ağacı, görünmesini engelleyecek biçimde hep koruyor. Öğrenci sincabı görmek için ağacın etrafında dolaşıyor; 360 derece dönerek yine aynı yere dönüyor ama sincabı göremiyor. Sincap da ağacın üzerinde 360 derece dönüyor ve öğrenciyle arasında hep ağaç oluyor, öğrenci sincabı hiç göremiyor.
Soru şu: Öğrenci sincabın etrafında döndü mü? Sincap ağacın üzerinde, öğrenci de ağacın etrafında dönüyor. Ama acaba öğrenci sincabın etrafında da dönmüş oluyor mu? Bir grup döndüğünü, diğer grup dönmediğini savunuyor. Her iki görüşteki grup da kendi görüşünden emin, sorun çözümsüz görünüyor. James’e göre ise sorun aslında sincabın etrafında dönmekten ne kastettiğimize, sincabın etrafında dönmek sözünden ne anladığımıza bağlı olarak değişir. Eğer sincabın etrafında dönmekten sincabın bulunduğu yerin önce doğusu, sonra kuzeyi, batısı, güneyi ve yine doğusunda bulunmayı anlıyorsak, evet, öğrenci sincabın etrafında dönmüştür. Ama eğer sincabın etrafında dönmekten sincabın önce sağında, sonra önünde, solunda, arkasında ve sonra yine sağında bulunmayı anlıyorsak, o zaman öğrenci sincabın etrafında dönmemiştir.
Tartışmanın çözümsüzlüğü birinci grubun sincabın etrafında dönmekten kuzey, güney gibi yönleri referans almasına ve ikinci grubun da bunu referans aldığını varsaymasına, ikinci grubun ise dönmekten sincabın sağı, solu gibi yönleri referans almasına dayanıyor. İki taraf da kendi kullandığı söz dağarındaki referansın geçerli ve doğru olduğundan emin olduğu için diğer tarafın ne demek istediğini anlamıyor.

Ne kastediyoruz
Siyasette üzerinde tartıştığımız sorunlar çözümsüz göründüğünde, bu genellikle söz dağarının yenilenmesi gerektiği anlamına gelir. Siyasette diyaloğun anlamı budur. Kürt sorunu da tıpkı sincap sorunu gibi, çözümsüzlüğün aşılması için yeni (yararlı diye okuyun!) bir söz dağarcığının taraflarca referans kabul edilmesini bekliyor. Bu referansın işe yaraması için önce Kürt sorunu derken ne kastettiğimize bakmalıyız. Eğer Kürt sorunundan kimlik sorununu kastediyorsak, hiçbir etnik ya da başka kimliğin diğerinden ayrıcalıklı olamayacağını açıkça kabul etmeli, kimlik nedeniyle ayrımcılığa uğramış olanlara açık bir özür borçlu olduğumuzu görmeliyiz.
Hiçbir farklı kimliğin kendisini ayrımcılığa uğramış hissetmemesi için, anayasal vurgu dahil, sürekli ve koşulsuz etik ev ödevimiz olduğu açıktır. Ancak eğer Kürt sorunundan, sözgelimi demokratik özerklikten, farklı kimliğe sahip olanların siyasi otonomi hakkını kastediyorsak, sincabın etrafında dönmeyi başka türlü –etik değil siyasi- anlamalıyız. Elbette siyaset etik ödevimizle ilişkilidir. İşte Kürt sorunundaki çözümsüzlük bu ilişkinin iki tarafça farklı referanslarla anlaşılmasından kaynaklanıyor.

Yerel yönetim özerkliği
Kürt siyasetinin –ki aslında yalnızca Kürtler ayrımcılığa uğradıkça meşrudur- referansına göre kimlik konusundaki koşulsuz etik talep ile siyasi talep aynı kategoridedir. Siyasi otonomi talebi etik bir sorunla iç içe geçmiş, sincabın etrafında dönmekten ne anladığımıza ilişkin söz dağarımız, uzlaşmaz görünen referanslar nedeniyle tıkanmıştır. Sincabın etrafında dönmeyi öyle bir tarif edelim ki kimlik sorunu ile siyasi otonomi arasındaki ilişkiyi yeni bir söz dağarında anlayalım; bu bize üzerinde uzlaşabileceğimiz ortak bir referans sağlasın. Bence yerel yönetimlerin özerkliği, üzerinde uzlaşabileceğimiz en yararlı söz dağarıdır. Dilin de hayal gücü gibi sınırsız oluşundan yararlanarak, bu özerklikle zenginliği hepimize katkıda bulunacak Kürtçe çevirileri, feodal yapıyı kıracak eğitsel reformları, Hevjîn gibi farklı renklerin özgürleşmesini hayal ediyorum. Demokratik özerklik, neden bu yeni söz dağarı içinde bağlamsallaşmasın? Yerel yönetimlerin özerkliğine koyduğumuz çekinceler, yüksek seçim barajı (Kürt barajı diye okuyun) gibi anti-demokratik engelleri kaldırarak, yeni referansımızın oluşması için samimi olduğumuzu gösterelim.
Yerel yönetim özerkliğine çekince koyan, Kürt barajını düşürmeyen demokrasi şampiyonlarının ezberini bozan biri –Yoksa zaten var mı öyle bir siyasi lider?- kimlik sorunu ve siyasi temsil arasındaki ilişkiyi yeni bir söz dağarcığında düşünebilmenin önünü açabilir.
Kimlik sorunu koşulsuz samimiyet ister ama siyasi temsil başka bir kategoridir. Siyasi temsilde adaletsizliğe uğradığını düşünenlere kimlik konusunda bu samimiyetin gösterilmesi, siyaset ile etik ilişkisini doğru kurma, sincabın etrafında dönmeyi doğru –ki aslında yararlı demektir- anlama olanağıdır. Etik –ki aslında samimiyet demektir- ev ödevimize buyurun buradan başlayalım.


Radikal – Doç. Dr. Cihan Camcı: Akdeniz Üniversitesi

http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalHaberDetayV3Date=24.12.2011&ArticleID=1073431&CategoryID=132

Kategori: Dış Köşe