İstanbul SözleşmesiKadınManşet

Kadınlardan İstanbul Sözleşmesi çağrısı: Gelin bu yanlıştan dönün!

0
blank
Fotoğraf: Ayşenur Önal / csgorselarsiv.org

Eşitlik İçin Kadın Platformu’nun (EŞİK) çağrısıyla Türkiye’nin 73 barosundan kadın avukatların katılımıyla 28 Nisan’da İstanbul Sözleşmesi’nin savunması yapılmış,  bini aşkın avukatla hukuksuzluğa ‘dur‘ demek için Ankara’da buluşulmuştu. Yarın da kadınlar Danıştay’da İstanbul Sözleşmesi’ni savunmaya devam edecek.

EŞİK tarafından yarın saat 9.00’da Danıştay önünde yapılacak basın açıklamasının ardından 9.45’te duruşma başlayacak. Duruşma öncesi platformdan “Aynı kararlılık ve birliktelikle 7 Haziran’da ve 14 ile 23 Haziran’da yapılacak diğer duruşmalarda orada olacağız ve bu ortak direnişi sürdüreceğiz” mesajı paylaşıldı. Açıklamada 14 ve 23 Haziran tarihlerinde yapılacak duruşmalarda da kadın dayanışmasının yükseltileceği belirtilerek şunlar aktarıldı:

‘Buna ‘dur’ demeyenlerin kadınlara özgür, eşit bir hayat ve hatta can borcu doğacak’

İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmeyi isteyenler, aynı zamanda kadınlara yıllardır, ‘erkeklerle eşit değilsiniz’; ‘çocuk yaşta evlenin’; ‘şiddete boyun eğmeyip boşanırsanız nafaka haramdır’; ‘çalışırsanız fahişe olursunuz’; ‘sokakta kahkaha ile gülmeniz iffetsizliktir’, ‘istediğinizi giyinemezsiniz’; ‘kendi istediğiniz sayıda doğuramazsınız’; ‘her kürtaj bir cinayettir’; ‘babanıza ya da kocanıza emanetsiniz’ gibi ayrımcı ve cinsiyetçi söylemler üretenler ve bu fikirleri hayata geçirmeye, yasalaştırmaya çalışanlardır. Haklarını, hayatlarını ve yaşanabilir bir dünyayı savunan kadınların mücadelesine ‘sürtük’ gibi küfürleri yakıştıranlar ve kadınların her gün üçer beşer katledilmelerini seyredenlerdir. Bu nedenle, bu hukuksuz karara ‘dur’ demenin anlamı bir hukuki garabetten geri dönmekten daha fazladır. ‘Dur’ demeyenlerin kadınlara laik demokratik bir ülkede, şiddetten uzak, özgür, eşit bir hayat ve hatta can borcu doğacaktır.”

‘Ortak direnişi sürdüreceğiz’

EŞİK Platformu’nun kurulduğu 1 Ağustos 2020 tarihinden itibaren, İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmenin evrensel insan hakları hukukundan kopmak, cinsiyet eşitliğinden vazgeçmek anlamına geldiğinin, doğuracağı hukuki sonuçların çok ötesine geçerek kadınlara, çocuklara ve LGBTI+’lara karşı her türlü şiddeti körükleyeceğinin yapılan çeşitli etkinlikler ve yazılı sözlü açıklamalarda vurgulandığının hatırlatıldığı açıklamada şunlara yer verildi:

“28 Nisan duruşmasının akabinde yaptığımız 4 Haziran tarihli açıklamamızda, ‘o gün duruşması yapılan çok çeşitli kesimlerden kişi ve kurumların, Tekirdağ’dan Diyarbakır’a dek baroların, sendikalarının, siyasi partilerin, İstanbul Sözleşmesi’nden çıkış kararının iptali için dava açmış olmasının, toplumun tüm kesimlerinin, her siyasi görüşten insanın ortak itirazını gösterdiğini, küçük bir azınlık dışında tüm toplumun Sözleşme’ye sahip çıktığını’ belirttik. Aynı kararlılık ve birliktelikle 7 Haziran’da ve 14 ile 23 Haziran’da yapılacak diğer duruşmalarda orada olacağız ve bu ortak direnişi sürdüreceğiz. Yargı bağımsızlığına ilişkin artık kanıt gerektirmeyen müdahalelere karşın bizler ortak geleceğimiz için hukuktan ayrılmayacağız.

AKP Grup Başkanvekili ve Çanakkale Milletvekili Bülent Turan’ın TBMM Başkanlığı’na sunduklarını duyurduğu 6. Yargı Paketi’ndeki 24 maddelik ‘Hakimler ve Savcılar Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi‘ ile yeni bir yargıya müdahale girişimine karşın, ‘üstünlerin hukukunu’ değil, hukukun üstünlüğünü hep birlikte savunmaya devam edeceğiz.”

Ne olmuştu?

Danıştay 10. Dairesi, İstanbul Sözleşmesi’nden Cumhurbaşkanı kararı ile çekilmenin hukuksuzluğuna dair açılmış olan 200’den fazla davada ilk duruşmayı 28 Nisan 2022 günü yapmıştı. EŞİK Platformu’nun çağrısıyla yüzlerce avukat, kadın ve LGBTİ+ örgütü, sendika, meslek kuruluşu ve siyasi partilerin kadın çalışmaları birimlerinin temsilcileri kadınlar Danıştay’da İstanbul Sözleşmesi’ni birlikte savundu.

Danıştay tarihindeki en kitlesel duruşmada söz alan avukat ve hukukçular, Sözleşme’den çekilmenin hukuksuzluğunu anlatarak savunma yaptı.

Sözleşme’den çıkılmasının sosyal, siyasal sonuçlarına işaret eden kadınlar, Sözleşme’den çıkılması durumunda kadına karşı suçlar üzerindeki etkilerini açıkladı.

Kararın dayandırıldığı ‘uluslararası sözleşmeleri’ni sonlandırma yetkisini düzenleyen 9 nolu Cumhurbaşkanı kararında kastedilen uluslararası sözleşmelerin temel insan hakları ile ilgili olmadığını belirten kadınlar, yetkinin ticari ve sair konulardaki anlaşmalara ilişkin olduğunu bildirdi.

Kadınlar, Cumhurbaşkanı’nın 9 nolu kararıyla kendisine spor müsabakaları anlaşmaları, ekonomik anlaşmalar yapma veya bunlardan çıkma yetkisi verdiğine dikkat çekti. Kadınlar tek kişinin bu tür anlaşmalardan çıkabileceğini ya da imzalayabileceğini ifade ederek İstanbul Sözleşmesi’nin kadınların şiddetsiz hayat hakları ile ilgili olduğunu, ‘temel insan hakları ile ilgili uluslararası sözleşmelerden Anayasa gereği bir kişinin kararı ile çıkılamaz’ görüşünü de hatırlatarak altını çizdi.

İlginizi çekebilir

Comments

Comments are closed.