Doğa MücadelesiEditörün SeçtikleriEnerjiManşet

‘İzmir’in Çernobili’ndeki 260 ton nükleer atık İstanbul’a mı getirildi?

0

İzmir Gaziemir Belediyesi, yerleşimin ortasında bir açık alanda toprağa gömülü radyoaktif atıklarla 2007 yılından beri mücadele ediyor.

Görevde olduğu üç yıldan beri atıkların temizlenmesi için devlet kurumlarıyla anlaşmaya çalışan Belediye Başkanı Halil Arda‘nın resmi bir başvurusuna bugün gelen yanıt ise ilk kez sunulan bir bilgi içeriyor.

Arda’nın resmi yazısına Türkiye Enerji, Nükleer ve Maden Düzenleme Kurumu (TENMAK) tarafından verilen yanıtta bölgedeki 260 ton radyoaktif atığın temizlenerek depolanmak üzere İstanbul’daki depolama tesisine aktarıldığı ve hala depoda saklandığı ifade ediliyor.

Yeşil Gazete’ye konuşan bölge sakinleri ve Halil Arda ise, bu büyüklükte bir çalışmanın yapıldığına hiç tanık olmamış.

TENMAK Başkanı Abdulkadir Balıkçı imzasıyla verilen yanıtta, “günümüze kadar yapılan çeşitli çalışmalarda çıkarılan toplam 260 ton radyoaktif atığın dönemin yetkili kurumu olan mülga Türkiye Atom Enerjisi Kurumu tarafından teslim alınmış olup, İstanbul’da bulunan Türkiye’nin tek Radyoaktif Atık işleme ve Depolama Tesisi’ne nakledildiği, halen burada bulunduğu, tesisin gelecekte Aslan Avcı A.Ş’nin sahada yapılacak iyileştirme çalışmaları kapsamında ortaya çıkacak radyoaktif atıkları da teslim alacağı” bilgileri veriliyor.

Söz konusu depolama tesisisin, yerleşkesi Küçükçekmece‘de bulunan TENMAK Nükleer Enerji Araşırma Enstitüsü (NÜKEN) olduğu anlaşılıyor.

Resmi yanıtta, 260 ton nükleer atığın ne zaman ve hangi yöntemlerle çıkarıldığına dair bir bilgi ise yer almıyor.

Nükleer atığın gömülü olduğu Emrez Mahallesi sakinlerinden Yüksel Taşkın, 61 yaşında ve 13 yıldır Gaziemir’de ikamet ediyor. Konuya ilişkin şu cevabı veriyor:

“Herhangi bir taşımayla ilgili bir çalışma görmedim, aksine, nükleer atık alanının çevresinde önlem yok. Halk, nükleer atık alanını yeşil alan gibi değerlendiriyor ve alanda piknik yapılıyor.”

20 yıldır Gaziemir’de ikamet eden bir başka sakin de, yağmur yağdığında alandan hala dumanlar çıktığını belirtiyor ve hiçbir çıkarma çalışması yapıldığına şahit olmadığını söylüyor.

Yeşil Gazete nükleer editörü ve Nükleersiz.org Koordinatörü Pınar Demircan, böylesi bir çalışmanın çevrede gözden kaçamayacağını şu sözlerle anlatıyor:

“İstanbul’da Radyoaktif Atık İşleme ve Depolama Tesisi’ne götürüldüğü iddia edilen atık miktarının 260 ton olması soru işaretleri taşıyor. Zira bir kamyonun 20 ton toprak taşıyabildiği göz önüne alınırsa Emrez Mahallesi sakinlerinin bu kadar büyük bir miktarın çıkartılarak götürüldüğüne tanık olmadıklarını söylemeleri daha da anlam kazanıyor.”

Öte yandan Demircan, “Eğer bu miktar yıllar içinde yavaş yavaş taşındıysa bile kamuoyu olarak yıllardır hesap sormamıza rağmen 260 ton nükleer atığın taşınmış olduğunu niye şimdi öğreniyoruz?” sorusuna da işaret ediyor.

Yeşil Gazete’ye konuşan Gaziemir Belediye Başkanı Halil Arda da, yıllardır süren çabalarına rağmen böyle bir bilgiyi ilk kez aldığını söylüyor.

Taşındıysa, nasıl taşındı?

Halk ve çevre sağlığı için son derece tehlikeli olan bu tip atıkların herhangi bir şekilde taşınmasına ilişkin mevzuatlar da oldukça detaylı.

Resmi yanıtta atıkların nasıl taşındığına ilişkin de bilgi verilmediğine vurgu yapan Pınar Demircan, “İddia edildiği gibi bir taşıma olduysa bu konuda halkın bilgilendirilmemiş olması, yani önlemlerin alınmamış olması daha da büyük bir sorundur” diyor.

“Bu 260 ton radyoaktif atık gerçekten taşındıysa ne zaman taşınmıştır? Bu taşıma karayoluyla mı deniz yoluyla mı yapılmıştır? Biz kamuoyu olarak böyle bir duyuru duymadık; önceden kamyonların geçeceği hat üzerinde halk bilgilendirilmiş, tehlikeye yönelik bir uyarı yapılmış mıdır?” sorularını soran Demircan, şu değerlendirmeyi de ekliyor:

“Yani TENMAK sorumlu kurum gibi görünmeye çalışmışsa da özrünün kabahatinden daha fazla sorun teşkil ettiği anlaşılmaktadır. Böylece TENMAK’ın bugün inşası tamamlanmakta olan Akkuyu Nükleer Santrali faaliyete geçtğinde nükleer atıkların ve yakıtın taşınması aşamalarında kamuoyunu önceden bilgilendirmenin gerektiğine dair bir nosyona sahip olmadıkları anlaşılmaktadır.”

Anlaşılıyor ki, Gaziemir Belediye Başkanı Halil Arda’nın bir süredir sivil itaatsizlik eylemiyle dikkat çektiği Gaziemir’de çevre ve halk sağlığını tehdit eden radyoaktif atıklar, Genel Seçim sürecine girilmişken TENMAK’ın bu konuda bir yanıt üretmesini gerektirmiş.

Demircan, bu yanıtın Gaziemir’de bu miktarda radyoaktif kirliliğin olduğunun devletin yetkili kurumları tarafından kabul edildiğini göstermesi bakımında da önemli olduğunun altını çiziyor:

“Çünkü aslında 500 bin tona yakın toprakla harmanlaşmış radyoaktif atık söz konusu. 1997 yılında imzalanmış olan Uluslararası Kullanılmış Yakıt İdaresinin ve Radyoaktif Atık İdaresinin Güvenliği Üzerine Birleşik Sözleşmesi‘ni geçen sene Kasım ayında TBMM‘de onaylatan bir ülke olarak Türkiye, artık uluslararası standartlarda nükleer güvenliği sağlamak zorunda.

Bütün bu bilgiler ışığında vatandaşların kafasında oluşan tüm bu soruları ise TENMAK’ın yanıtlaması gerekli gibi görünüyor.

Öte yandan Gaziemir Belediye Başkanı Halil Arda, yıllardır süren mücadelesini uluslararası arenaya da taşıyacağını bildiriyor.

Ne olmuştu?

Emrez Mahallesi’nde, 1940 yılında faaliyete başlayan Aslan Avcı Döküm Sanayi Ticaret A.Ş.’ye ait olan 70 dönümlük arazide semt sakinlerinin ihbarı üzerine Türkiye Atom Enerjisi Kurumu (TAEK) tarafından 2007 yılında yapılan araştırma sonucunda 100 bin ton radyoaktif atık gömülü olduğu rapor edilmişti.

İnceleme sonucunda yurtdışında getirilen nükleer çubukların (Europium 152) kurşun ve gümüş geri dönüştürüldüğü sonrasında da denetimsiz olarak araziye gömüldüğü ortaya çıktı. Ağır metal atıkların da tespit edildiği bölgedeki radyasyon miktarı ise normal değerin 219 katı ölçüldü.

Olayın ortaya çıkmasından yedi yıl sonra sahanın temizlenmesi ve rehabilitasyonu için çalışmalar başladı. Ancak denetimsizlik ve ihmal burada da devam etti. Nükleer atık bertaraf işi ÇED raporu olmadan hiçbir uzmanlığı olmayan Turanlar A.Ş isimli şirkete devredildi. Şirket ise bir yıl sonra ödenek almamasını gerekçe göstererek çalışmayı durdurdu.

2014 yılında mahalle sakinlerinin şikayeti üzerine şirket hakkında dava açıldı. Davacı vekili Arif Ali Cangı tarafından yürütülen adli süreç 5,7 milyon TL ile şirketin Türkiye tarihinin en yüksek çevre cezasına çarptırılmasına imkan verdi.

Fabrika sahipleri cezaya itiraz etti, nükleer temizliği de derme çatma yöntemlerle yapma girişiminde bulundu. Anayasa Mahkemesi ise cezanın yerinde olduğunu belirterek para cezasını onadı.

Cezanın tahsil edilip edilmediği ise bilinmiyor.

2012’de Serkan Ocak’ın haberiyle ilk kez kamuoyunun gündemine giren, 2020’de Pınar Demircan’ın makalesiyle yeniden gündeme gelen “İzmir’in Çernobili“nde yaşananlarla ilgili, HDP milletvekili Murat Çepni de Meclis’te soru önergesi verdi.

İlgili haber: Yeşil Gazete’nin haberleştirdiği Gaziemir’deki nükleer atıklar Meclis gündeminde
İlgili haber: Gaziemir’de bazı yeni gerçekler ve ihmalin otoriter hali – Pınar Demircan

Bundan bir sene sonra Belediye Başkanı Halil Arda, atıkların temizlenmesi için ilgili kurumlara  yaptığı çağrılarına defalarca yanıt alamayınca “Nükleer atık alanı 14 yıldır temizlenmiyor. Artık söz bitti, eyleme geçiyoruz” diyerek bölgede ‘duran adam’ eylemleri başlattı.

Önünden geçen yolun karşısında apartmanların, 75-100 metre mesafede 1000’e yakın öğrenci nüfusuyla birer okulun yer aldığı yaşam alanlarının tam ortasındaki bu atıklar hala mahalle sakinleri için tehdit oluşturmaya devam ediyor.

İlgili haber: Gaziemir, Nükleer Düzenleme Kurumu’nun ilk imtihanıdır! – Pınar Demircan
İlgili haber: ‘Gaziemir sorunu çözülmeden, nükleer atık sözleşmeleri kağıt üzerinde kalmaya mahkum’

İlginizi çekebilir

Comments

Comments are closed.