İklim KriziKentManşet

İklim krizine uyumlu bir bina mümkün mü?

Bilim insanlarının yıllardır uyarıda bulunduğu iklim değişikliği bizi gelecekte bekleyen bir tehlike olmaktan çıktı. İklim krizi neden olduğu aşırı sıcak ve soğuk dalgalarıyla, sellerle, yangınlarla ve kuraklıkla artık kapımızda.

Uzmanlar bir yandan iklim değişikliğine yol açan seragazı emisyonlarını bir an önce sıfırlamamız gerektiğini söylerken bir yandan da sıklığı ve şiddeti her geçen gün artan iklim afetlerine kendimizi hazırlamamız gerektiği uyarısında bulunuyor.

Peki zamanımızın çoğunu geçirdiğimiz ve fosil yakıta dayalı enerji tüketiminde büyük bir pay sahibi olan binalarımız (evler, okullar, hastaneler, iş yerleri) bu krize ne kadar hazır?

Çözüm sıfır enerji binalarda

Aşırı sıcaklar artarken enerji dağıtım şirketleri yoğun klima kullanımı sonucunda enerji talebini karşılayamayacaklarını söylüyor. Kimi bölgelerde bu durum, 24 saati bulan elektrik kesintileriyle de sonuçlanıyor.

ZeroBuild Türkiye’21 Genel Sekreteri Yasemin Somuncu’ya göre “sıfır enerji binaların” hayata geçirilmesi bizi bu tarz senaryolara karşı hazırlayabilir.

Sıfır enerji bina; enerji verimliliği yüksek, tamamen yerinde ve/veya yakınındaki yenilenebilir enerji kaynaklarından beslenen ve belirli bir zaman diliminde yenilenebilir kaynaklarla üretilebilecek kadar enerji tüketen bir bina olarak tanımlanıyor.

‘Yüzde 60’a kadar enerji verimliliği’

Sıfır enerji binalarının yapılması malzeme tedarikinden binanın inşaatına kadar birçok süreci birlikte düşünmekten geçiyor. Binalarda enerji verimliliğinin sağlanması ise en büyük önceliklerden.

Yeşil Gazete’ye konuşan Somuncu, “Enerji verimliliği çalışmasının yapıldığı binalarda yüzde 50’ye varan verimlilik sağlanabiliyor. Kamu binalarında bu oran yüzde 60’a kadar çıkıyor” dedi.

Yasemin Somuncu

‘Bütüncül bir yaklaşım benimseniyor’

Bu binaların tasarlanırken birçok boyutun hesaba katıldığını ifade eden Somuncu, tüm süreçlerde bütüncül bir yaklaşımın benimsendiğini belirtti. İnşaata başlamadan önce mimarların, malzeme üretenlerin ve müteahhitlerin hep birlikte masaya oturduğunu aktaran Somuncu şunları söyledi:

“Bu herkesin çok tercih etmediği bir yöntem. ‘Belediyeden ruhsatı alalım da yerinde bakarız’ mantığı çok daha geçerli. Ancak bu projelerde masa başında iki ay daha fazla zaman harcayıp bütün sıkıntıları önden görerek bertaraf etme şansı var. İnşaattaki gereksiz hatalar da önlenmiş oluyor.”

‘Farklı kullanım şekilleri göz önünde bulundurulmalı’

Somuncu’ya göre binaları tasarlarken binaların farklı kullanım şekillerini de göz önünde bulundurmak gerekiyor. Örneğin bir hastane 7/24 kullanımda olurken, akademik binalar akşam saatlerine kadar kullanılıyor.

Evlerdeki kullanımında hanede yaşayan kişilere göre değişiklik gösterdiğini belirten Somuncu, “Konut içerisindeki herkes çalışıyorsa elektrikli aletler gece veya hafta sonu çalıştırılır. Yaşı büyük olan veya çalışmayan kişiler varsa o zaman bu durum da değişebilir. Yani özetle tasarım sürecinde binayı kimin kullanacağının dikkate alınması gerekiyor” dedi.

‘Binalar farklı amaçla kullanılmamalı’

Daha önce başka bir amaçla tasarlanmış binaların farklı şekilde kullanılmasının da sorunlu olduğunu belirten Somuncu, daha önce bir AVM olarak tasarlanmış İstanbul’daki bir üniversite binasını örnek gösterdi ve şu soruyu sordu:

“Yerin altında katlar bulunuyor ve pencereleri yok. Bu sınıfta okuyan öğrenciler temiz havaya ve gün ışığına ulaşamadığı bu ortamda neyi ne kadar yapabilir?” 

‘Kent merkezindeki sıcaklık 3 derece düşürülebilir’

Kentsel Isı Adası’nın da sıcaklık artışlarında ciddi bir problem olduğunu dile getiren Somuncu, şehir merkezlerinde kırsal çevreye kıyasla daha yüksek seviyelere ulaştığını söyledi. Bu duruma sebep olan faktörler ise düşük albedolu (koyu renkli) ve yüksek emişli malzemeler, dar sokaklarda yüksek binalar, azaltılmış bitki örtüsü ve sınırlı gölge.

Yeşil altyapıların ve sokaklarda artan bitki örtüsünün Kentsel Isı Adası etkilerini azaltmaya yardımcı olacağını belirten Somuncu, “Bu politikalar kent merkezlerindeki yaz sıcaklığını 1-3 derece arası düşürebilir” dedi.

Yeşil çatı uygulamalarının da oldukça etkili olduğuna değinen Somuncu, Avrupa’da yeşil çatı uygulamalarının zorunlu hale geldiğini hatırlattı ve “Yeşil çatılar hem çatıların serin kalmasını sağlayacak hem biyoçeşitliliğe katkı sağlayacaktır. Yapay çim yerine endemik bitkiler kullanılması su kullanılmasını da gerektirmez” ifadelerini kullandı.

Fotoğraf: Shutterstock

‘Bakanlıklar ve yerel yönetimler devreye girmeli’

Türkiye’de birçok malzeme firmasının yurtdışına ihracat yaptığını ve yurtdışındaki standartları yerine getirecek bilgiye ve malzemeye sahip olduğunu aktaran Somuncu, “Türkiye’de ise bu yapılmıyor. Pazarın bunu istemediğini söylüyorlar” dedi.

Türkiye’deki bürokrasinin iklim krizine karşı adaptasyonu ve azaltım politikalarını desteklemek için gerekli sertifikasyon süreçlerini yürütmede geride kaldığını dile getiren Somuncu, “Ulusal ölçekte hem bakanlıkların hem de yerel yönetimlerin yapabileceği çok fazla şey var. Örneğin belediyelerin kendi il sınırlarında iş yapan müteahhitlere sıfır enerji binalar gibi uygulamalarda eğitim almaları şartını koymaları önemli bir adım olur” dedi.

‘Pilot projelerle sınırlı kalmamalı’

Yurtdışında başarılı uygulamalar olduğunu dile getiren Somuncu, “Örneğin Paris’te yeşil çatı yoksa ve fotovoltaik panel kullanmazsanız ruhsat alamıyorsunuz. İspanya’da güney cephede güneş kırıcı kullanmazsanız ruhsat alamazsınız” dedi.

Türkiye’de de belediyelerin başarılı pilot uygulamalar gerçekleştirdiğine değinen Somuncu, “Güzel çalışmalar var ancak bunlar pilot projelerle sınırlı kalmamalı” ifadelerine yer verdi.

Fotoğraf: Shutterstock

‘Altın musluk mu yalıtım mı?’

Tüketicilerin de önceliklerini yeniden değerlendirmesi gerektiğinin altını çizen Yasemin Somuncu, şu yorumu yaptı:

“İnsanların kendisine şu soruyu sorması gerekiyor: Muslukların altın olması, mutfakta kullanılan seramiğin bir film yıldızının evinde kullandığı seramik olması mı daha önemli yoksa pencere ve duvar arasındaki yalıtım mı daha önemli?”

Zero Build 2021 farklı aktörleri bir araya getiriyor

Sıfır Enerji Binaların yayılması için inşaat sektöründeki bütün aktörlerin dahiliyetinin önemli olduğunu ifade eden Somuncu, bu yıl ikincisi düzenlenecek Zero Build Forum’da da bunu amaçladıklarını söyledi.

Tamamen gönüllülerden oluşan bir ekiple düzenlenen Zero Build Türkiye’21 22 Eylül-26 Eylül tarihlerinde çevrimiçi ve ücretsiz olarak gerçekleştirilecek.

Neler konuşulacak?

Sektör içerisinden birçok uzmanın ve farklı aktörlerin konuşmacı olarak katılacağı etkinliğin ilk gününde sıfır enerji binaların sürdürülebilir kalkınmadaki rolünün konu edildiği açılış oturumunun ardından Yeşil Tedarik Stratejileri, AB standartlarına uyum, Yeşil Mutabakat ve Türkiye’ye etkileri ele alınacak.

Etkinliğin ikinci günü; enerji verimliliği finansmanı, bina ve malzeme sertifikasyon sistemleri, binalara entegre fotovoltaikler, ölçme ve doğrulamaya ilişkin çalışan uzmanların bilgi paylaşımlarıyla devam edecek.

Forumun üçüncü günü olan SEPEV Günü, Sıfır Enerji ve Pasif Ev Derneği (SEPEV) ile ortak gerçekleştirilecek.

‘30 bin öğretmen katılacak’

Dördüncü günün ise Milli Eğitim Bakanlığı Mesleki ve Teknik Eğitim Genel Müdürlüğü ile birlikte tasarlandığını ifade eden Yasemin Somuncu, “Dördüncü günde hem Türkiye’de hem dünyada ‘hocaların hocası’ olarak bilinen isimler bizimle olacak. Meslek lisesi ve alan öğretmenleri dinleyici olarak katılacak. 15 bin ile 30 bin öğretmen eş zamanlı olarak en güncel bilgileri almak için bir arada olacak” dedi.

Büyük bir kampanya duyurusuyla kapanış yapacaklarını aktaran Somuncu, “Üniversite öğrencilerine yönelik bir kampanya başlatacağız. Öğrencilerin sıfır enerji binalar konusunda adım atmalarını sağlamak, yaşan tarzlarını anlamak, geleceği dönük ne yapmak istiyorlar onu anlamak için yapılacak bir kampanya. Bizi en çok heyecanlandıran başlıklardan biri de bu” dedi.

Somuncu bu forum ile Sıfır Enerji Binalara karşı önyargıları yıkmayı, uygulamaları toplumun geniş kesimine tanıtmayı ve sektör içerisindeki farklı aktörleri bir araya getirmeyi amaçladıklarını söyledi.

 

 

Kategori: İklim Krizi