İklim KriziManşet

İkinci hafta somut gelişmeler ve eylemlerle başladı– Lima izlenimleri-6 [8. gün]

Lima İklim Zirvesi’nin ikinci haftası somut bir gelişmeyle başladı ve Pazartesi sabahı ADP eşbaşkanları, Paris anlaşmasıyla ilgili, tartışmalarla güncellenmiş yeni metni yayınladılar. Metin öğleden sonra taraflar arasında satır satır müzakere edilmeye başlandı. Şimdi bu müzakerelerin perşembe akşamına kadar sona ermesi ve ortaya çıkacak taslağın geliştitilerek 2015 Mayıs’ında son müzakere metni olarak yayımlanması gerekiyor. Tabii bu metin de Paris Zirvesi’nin sonuna kadar değişmeye açık olacak. Bu arada daha önce en geç Mart 2015’e kadar tarafların katkı düzeylerini açıklamaları istenmişken, bu sürenin 31 Mayıs 2015’e kadar uzatılabileceği de yen metinde yer aldı. Türkiye gibi hedef belirlemeden önce mümkün olduğu kadar zaman kazanmak isteyen ülkeler için önemli bir gelişme bu.

cop20

Sabah İklim Eylem Ağı’nın (CAN) basın toplantısında Greenpeace, Action Aid gibi örgütler yeni taslağın olumlu unsurlar içerdiğini söyleyerek umutların arttığını belirttiler. Ancak tabii bu umut veren maddeler sadece birer seçenek ve aralarda tam tersi seçenekler de var. Greenpeace’den Ruth Davis‘in, olumlu maddeleri korumanın ve olumsuzlukları metinden çıkarttırmanın bizim burada yapaağımız baskıya bağlı olduğunu söylemesi önemliydi. Tabii ‘biz’den kastı sadece aktivistler değil, azgelişmiş ülkeler ve yapıcı rol oynayan ülkelerin delegasyonlarıydı. Action Aid temsilcisi de adaptasyonun metne geri dönmesinin ve insan haklarına vurgu yapılmasının olumlu olduğunu söyledi. Ayrıca taslakta hedef süresinin 10 yıl değil, 5 yıl olması da bir öneri olarak yer alıyor. Bu da olumlu. Ancak yine de sivil toplum her an Kopenhag benzeri bir “kazık yeme” ihtimaline karşı ihtiyatlı olmayı sürdürüyor. Bu sefer kapalı kapılar arkasında hazırlanmış bir gizli metin ortaya çıkmayabilir, ama Peru’nun ABD’nin sıkı müttefiki olduğu düşünülürse, COP başkanının nasıl manipülasyonlara kapı aralayacağı belli olmaz.

Ne var ki bu kez ABD de eski yıllardaki kadar olumsuz, ya da her şeyi engelleyici tarafta görünmüyor. Ama tabii, neye ve kime göre olumlu? Yeni ADP taslağını inceleyip, öğleden sonra ABD iklim değşikliği özel tesilcisi Todd Stern’in yaptığı basın toplantısını izleyince, buradan ve nihayet Paris’ten neye benzer bir anlaşma çıkacağı biraz daha netlik kazanmaya başladı. Öncelikle çıkacak olanın yeni bir Kyoto Protokolü olmayacağı kesin. Taslakta, Paris’ten protokol, yasal araç, üzerinde anlaşılmış herhangi bir metin, yani her şey çıkabilir, deniyor. Todd Stern bir gazetecinin “Paris’te çıkacak anlaşma sizin çoğunlukta olmadığınız Kongre’den geçmezse ne olacak” sorusuna, “çıkacak olan anlaşma Kongre’den geçmesi gerekmeyecek bir metin de olabilir” yanıtını verdi. Yani Obama yönetimi Cumhuriyetçiler’in hakim olduğu Kongre’den geri dönecek güçlü bir protokol yerine, Başkan tarafından yürürlüğe konabilecek daha az bağlayıcı bir metni yeğleyecek. Bu durum başka ülkeler için de geçerli olabilir. Tabii o zaman anlaşmanın bağlayıcılıktan gönüllülüğe doğru kayacağı da aşikar. Zaten içeriğin de her ülkenin kendisinin belirleyeceği çeşit çeşit hedeflerden oluşacak olması, Paris anlaşmasını Kyoto Protokolü’nden çok farklı bir şey haline getiriyor. Zira şu anda üzerine çalışılan taslak, genel ilkelerle birlikte ülkelerin bireysel hedeflerini mümkün olduğu kadar şeffaf ve anlaşılabilir şekilde bir araya getirmek için gerekli unsurlara dair seçenekler içeriyor.

Todd Stern’ün “katkılardan oluşan bir metin tek yoldu, çünkü gelişmekte olan ülkeler daha bağlayıcı bir anlaşma önerilmesi halinde çekinecek ve anlaşmaya yanaşmayacaklardı” demesi de ilginçti. Öyle bir hava yaratılıyor ki, sanki ABD bir numaralı iklim şampiyonu ve gelişmekte olan ülkeleri de işin içine katabilmek için kendi istediğinden daha zayıf bir anlaşmaya razı oluyor! Zaten Stern’e göre ABD’nin ilan ettiği 2025’e kadar 2005 seviyesine göre %26-28 azaltım hedefi ve Yeşil İklim Fonu’na (GCF) vereceklerini ilan ettikleri 3 milyar dolar o kadar “ambitious“, yani iddialı ki, ABD liderliğini dosta düşmana gösteriyor! Yine de haksızlık etmeyelim. Bush döneminde de iklim zirveleri izledi bu gözler… Obama yönetimi de az değil, ama nereden nereye! En azından bu sene daha hiç günün fosili ödülü almadıklarını not edelim. (Yine dayanamadım, ABD’nin cömert bir şekilde GCF’ye vaat ettiği şu 3 milyar dolar neye benzer diye bir baktım. ABD’nin elinde 7.000 civarından drone -insansız hava aracı- varmış ve Savunma Bakanlığı önümüzdeki yıllarda yeni drone filoları için 40 milyar dolar harcamayı planlıyormuş. Mesela.)

Bu arada bakanlar Lima’ya ulaşmaya başladılar ve Salı günü yüksek düzeydeki oturumlar başlıyor. Çevre ve Şehircilik Bakanı İdris Güllüce de Lima’ya geldi ve Salı öğleden sonra konuşacak. Demek ki yarınki Lima izlenimlerinde biraz da Türkiye’nin pozisyonunu konuşacağız.

Alternatif zirve, Halkların İklim Zirvesi de başladı. Bu sabah zirve içinde yapılan iki eylemin haberlerini gün içinde yapmıştım: Lima’da Filipinlerle dayanışma eylemi ve Lima İklim Zirvesi’nde fosil yakıt şirketleri ve Shell protesto edildi haberlerinde neler olup bittiğini okuyabilirsiniz. Alternatif zirveyle ve Çarşamba günü yapılacak olan ve on binlercee kişinin katılşması beklenen yürüyüşle  ilgili izlenimlerimi de Perşembe günü aktarmaya çalışacağım.

Ümit Şahin – Yeşil Gazete

Lima, 9 Aralık 2014

* Ümit Şahin, Sabancı Üniversitesi İstanbul Politikalar Merkezi’nde iklim değişikliği araştırmacısı, kıdemli uzman olarakçalışmaktadır.

“İşte kötü bey olmuş, iyi kötüye köle…” – Lima izlenimleri-5 [5. gün]

Lima’da kilidi hakkaniyet ve adalet açacak – Lima izlenimleri-4 [4.gün]

Küresel ısınmada 2 dereceyi 2030’larda aşabiliriz – Lima izlenimler-3 [3.gün]

Yeşil İklim Fonu’nu kim yedi? – Lima İzlenimleri-2 [2. gün]

İklim zirvesi 20. kez toplandı – Lima izlenimleri-1 [1. gün]

Kategori: İklim Krizi