Hafta SonuManşet

Hayat bana mı güzel?

Bu yazıyı şu ormana bakarak yazıyorum.

33

Çalışma masam da aşağıda. Sağ arkada gözüken mavi çadır ise 2 aydır konakladığım yer.

34

Geceleri ağustos böceklerinin, karacaların, eşeklerin, alacabaykuşların sesiyle uyuyup sabahları dinç, mutlu, yeni güne hevesli uyanıyorum. Dişlerimi sıkmıyorum, sabah çenemde ağrıyla uyanmıyorum. Bir baktım burada herkes glutensiz besleniyor, ekmeksiz beslenmeyi glutensiz beslenmeye çevirdim. Karnımdaki şişkinlik, bünyemdeki halsizlik gidiverdi, kan şekerim dengelendi, daha az acıkır oldum, bağırsak hareketlerim sakinleşti.

Böylelikle yeme alışkanlıklarımı daha çok sorgulamaya başladım. Gerçekten aç olduğum için mi, yoksa can sıkıntısından mı ihtiyaç duyuyorum beslenmeye? Elbette keyif yapmalıyım ama her sorulduğunda içmeli miyim o çayı kahveyi? Midem anlamsızca şişip beni de gerip psikolojimi etkiliyorsa belki mideme yolladığım şeylere daha fazla özen göstermeliyim.

Buraların doğadaki örüntüleri izleyerek iklimleri gözlemleyen Salih Amca’sı ‘Ağustos’un yarısı yaz, yarısı kış’ dermiş. Bugünlerde iklim döndü buralarda. Ağustos’un 13-14’ünden itibaren fırtınalar başladı, havalar serinledi. Sabaha karşı ve akşam saatlerinde ince bir hırka, uzun bir pantolon iyi geliyor bazen. Sabahları çadırın içindeki hava çok bunaltıcı olmadığı gibi, yoğun sıcaklar çekildiğinden beri Sarı Efe ve akrep de görmedik.

Toplulukla yaşama gelince
Ben aynı ortamda barınabilmek ve sağlıklı iletişim kurmak için şimdiye kadar uyguladığımız yöntemlerin artık geçerli olmadığını düşünüyorum. Bambaşka araçlar gerekiyor bana kalırsa. Birbirini etkin dinlemek, pasif agresiflik yerine proaktif ve çözüm odaklı davranmak, anlayış göstermek, yıkıcı değil yapıcı olmak vs., bunlar yetmiyor.

Şiddetsiz İletişim dili mesela; kurmaya alışkın olduğumuz cümleleri ters yüz edip karşımızdakini kırmadan ve öfkelenmeden kendimizi, hislerimizin ismini koyarak ve sorumluluğunu alarak ifade etmenin yollarını sağlıyor. Bize düşen, bu dili hayatımıza adapte etmek. Kolay değil, hemen değişim beklemek gerçekçi de değil ama kendini ne şekilde ifade ettiğinin bir kez farkında olunca üzerinde oynamalar yapmak hiç de imkansız değil.

Bir de çember adabı var. Naif gözükebilir oradan. Dünyayı çember adabıyla konuşmak mı kurtaracak diyebilirsiniz. Evet, ben diliyle konuşmanın, olaylara takılmak yerine o an içimizde canlı olan duyguya odaklanmanın, karşımızdakine saldırmadan ondan ne duymak istediğimizin farkına varmanın, kişiyi yorum yapmadan sadece ve sadece dinlemenin, göz göze iletişim kurmanın mucizevi etkileri olduğuna inanıyorum. Uygulaması kolay değil, o yüzden bir ‘kolaylaştırıcı’nın desteği çok değerli.

Hayat bana şimdilik güzel ama sebebi burada kısa süreliğine kalıyor olmam. Yoksa insan her yerde insan, sorunlar her yerde aynı. Sadece bazı sorunları yaşadıktan sonra şehirde kaybolmaktansa ormanın derinliklerinde kaybolmak daha onarıcı, tek fark bu.

35-Ceylan-Yurdakuler

 

Ceylan Yurdakuler

Kategori: Hafta Sonu